İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2010/115 K.2011/154

Mahkemesi

Esas2010/115Karar2011/154Tarih17 Kasım 2011Okuma10 dk · 1.936 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
17 Kasım 2011
Esas Sayısı
2010/115
Karar Sayısı
2011/154
Karar Günü
17.11.2011
R.G. Tarih-Sayı
17.03.2012-28236
İtiraz yoluna başvuran
Burhaniye Asliye Ceza
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.936 kelime·10 dk okuma·19 bölüm

Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesinin (5), (6) ve (7) numaralı fıkralarının Anayasa'nın 2., 10., 11. ve 38. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

İftira suçunu işlediği iddiası ile sanık hakkında açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları

5237 sayılı Kanun'un itiraz konusu fıkraları da içeren 267. maddesi şu şekildedir:

'(1) Yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idarî bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması hâlinde, ceza yarı oranında artırılır.

(3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması hâlinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

(5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; süreli hapiscezasına mahkûmiyeti hâlinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur.

(6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

(7) İftira sonucunda mağdur hakkında hapis cezası dışında adlî veya idarî bir yaptırım uygulanmışsa; iftira eden kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(8) İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.

(9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilân olunur. İlân masrafı, hükümlüden tahsil edilir.'

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 10., 11. ve 38. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi hükmü uyarınca Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabı DURSUN ve Celal Mümtaz AKINCI'nın katılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında, öncelikle davada uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.

Anayasa'nın 152. maddesi ile 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesine göre, bir davaya

bakmakta olan mahkeme, bu davada uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde

kararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birinin

ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, ilgili kural

ya da kuralların iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya yetkilidir. Ancak

bu hükümler uyarınca, bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için,

yöntemince açılmış, mahkemenin görevine giren bakmakta olduğu bir davanın

bulunması ve iptali istenen kuralın da bu davada uygulanacak olması gerekir.

Uygulanacak kural ise, bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan

sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde

etki yapacak nitelikteki kanun veya kanun hükmünde kararnamelerdir.

İtiraz yoluna başvuran mahkeme, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesinin (5), (6) ve (7) numaralı fıkralarının iptalini istemiştir.

Mahkeme'de bakılmakta olan davada, sanığın müşteki adına sahte olarak düzenlenmiş ehliyeti ibraz etmesi sonucu müştekinin adli ve idari para cezaları ile cezalandırılmasına sebebiyet vererek iftira suçunu işlediği ileri sürülerek, eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 267. maddesinin (7) numaralı fıkrası uyarınca cezalandırılması istenmiştir.

5237 sayılı Kanun'un 267. maddesinin (5) numaralı fıkrasında iftira sonucunda mağdur hakkında hapis cezası uygulanması, (6) numaralı fıkrasında hükmolunan hapis cezasının infazına başlanılmış olması, (7) numaralı fıkrasında ise mağdur hakkında hapis cezası dışında adli veya idari yaptırım uygulanması hali düzenlenmiştir. Mahkeme'nin önündeki davada, müştekinin iftira sonucunda hapis cezasıyla cezalandırılması ya da hükmolunan hapis cezasının infazına başlanılması söz konusu olmadığından, (5) ve (6) numaralı fıkraların davada uygulanması mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle; 26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesinin (5) ve (6) numaralı fıkralarının, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu fıkralara ilişkin başvurunun Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, 6.1.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

1- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme'nin çalışıp çalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme'nin çalışmasına bir engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI'nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilen karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

2- Dosyada eksiklik bulunmadığından, 26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesinin (7) numaralı fıkrasının esasinin incelenmesine, OYBİRLİĞİYLE,

6.1.2011 gününde karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında, 5237 sayılı Kanun'un 267. maddesinin (5) ve (7)

numaralı fıkraları arasında yaptırım miktarları bakımından dengesizlik

bulunduğu, bu dengesizliğin de hakkaniyete aykırı ceza uygulamalarına sebebiyet

verdiği, anılan Kanun'un 267. maddesinin (5) numaralı fıkrası gereğince mağdura

iftirada bulunan ve mağdurun hapis cezasına mahkumiyetine sebebiyet veren

sanığın asgari 20 günden başlayacak hapis cezasına mahkumiyeti söz konusu

olacakken, mağdura iftira atan ve mağdur hakkında hapis cezası dışında adli veya

idari bir yaptırım uygulanmasına sebebiyet veren sanığın ise, Kanun'un 267.

maddesinin (7) numaralı fıkrası gereğince asgari 3 yıl hapis cezası ile

cezalandırılacağı, bu durumun da yasa önünde eşitlik ilkesine aykırı olduğu,

suç ve ceza arasındaki adil dengenin korunamadığı, bu yönüyle adalet

duygularını zedeleyen düzenlemenin, Anayasa'nın 2., 10., 11. ve 38. maddelerine

aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

5237 sayılı Kanun'da 'adliyeye karşı suçlar' başlığı altında 267.

maddede düzenlenen iftira suçunun temel şeklinin yer aldığı maddenin (1)

numaralı fıkrasında, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da

basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde, hakkında soruşturma ve

kovuşturma başlatılmasını ya da idarî bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için

bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişinin bir yıldan dört yıla

kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı; suçun nitelikli hallerinden olan

mağdurun iftira neticesinde hapis cezasıyla cezalandırılmasının düzenlendiği

maddenin (5) numaralı fıkrasında ise mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis

veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar

hapis cezasına; süreli hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, mahkûm olunan

cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunacağı belirtilmiştir. Maddenin

itiraz konusu (7) numaralı fıkrasında ise mağdur hakkında hapis cezası dışında

adlî veya idarî bir yaptırım uygulanmış olması birlikte değerlendirilmiş ve

iftira eden kişinin, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı

belirtilmiştir.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

Hukuk devletinde, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerine

ilişkin kurallar, ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nın konuya ilişkin

kuralları başta olmak üzere, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri ve

ekonomik hayatın gereksinmeleri göz önüne alınarak saptanacak ceza siyasetine

göre belirlenir. Yasakoyucu, cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda hangi

eylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ile

karşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabul

edilebileceği konularında takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, bu yetkisini

kullanırken suç ve ceza arasındaki adil dengenin korunmasını ve öngörülen

cezanın, cezalandırmada güdülen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını da

dikkate almak zorundadır. Bu nedenle suç ve ceza arasında adalete uygun bir

oranın bulunup bulunmadığının saptanmasında o suçun toplumda yarattığı infial

ve etki, kişiler üzerinde oluşturduğu tehlike, zarar görenin kişiliği ile ona

verilen zararın azlığı veya çokluğu, işlenme oranındaki azalma veya artış gibi

faktörlerin de dikkate alınması gerekir.

Yasakoyucu, iftira suçunun temel şekli ve nitelikli halleri ile

failin cezalandırılmasında esas alınan özellikleri düzenlerken iftira sonucunda

mağdurun uğradığı zararın ağırlığını ve mağdur hakkında uygulanan yaptırım

miktarını ve türünü de dikkate alması gerekir. İşlemediğini bildiği hâlde bir

suç isnat ederek mağdurun mahkum olmasına neden olan sanıklar hakkında,

mağdurun hapis cezasıyla cezalandırılması halinde, Kanun'un 267. maddesinin (5)

numaralı fıkrası gereğince mahkum olunan hapis cezasının üçte ikisi kadar,

mağdura uygulanan bu hapis cezasının adli para cezasına veya diğer seçenek

yaptırımlara çevrilmesi halinde ise Kanun'un 267. maddesinin (7) numaralı

fıkrası gereğince 3 ila 7 yıl arası hapis cezası öngörülmesi, sanıklar

açısından ceza adaletine uygun olmayan sonuçlar doğurmaktadır. Örneğin, iftira

neticesinde mağdurun işlemediği bir suçtan yargılanıp hapis cezasıyla

cezalandırılmasına neden olan kişi, Kanun'un 267. maddesinin (5) numaralı

fıkrası gereğince (mahkûm olunan cezanın üçte ikisi) asgari 20 gün hapis cezası

ile cezalandırılacakken; mahkemece mağdur hakkında uygulanan hapis cezasının

adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilmiş olması halinde ise

iftira eden kişinin Kanun'un 267. maddesinin (7) numaralı fıkrası gereğince

asgari 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılması gerekecektir. İtiraz konusu

fıkra uyarınca, mağdur hakkında uygulanan hapis cezasının seçenek yaptırımlara

çevrilmesi veya seçimlik olarak hapis cezası ve adli para cezası öngörülen

suçlar bakımından da adli para cezasının tercih edilmesi hapis cezasına mahkum

edilmesine oranla daha ağır bir şekilde cezalandırılma sonucunu doğurmaktadır.

Öte yandan, hapis cezası dışındaki adli yaptırımlar ile idari

yaptırımlar kişi üzerindeki etkileri bakımından değerlendirildiğinde, hapis

cezası dışındaki adli yaptırımların idari yaptırımlara göre daha ağır

sonuçlarının olduğu kuşkusuzdur. Ayrıca ihlalin niteliği, uygulayan merci ve

uygulanan usul ile hukuki sonuçları itibariyle de idari yaptırımlar ile adli yaptırımlar

arasında kapsamlı farklılıklar bulunmaktadır. Oysa yasakoyucu, iftira sonucunda

mağdur hakkında konusu suç teşkil etmeyen ve genellikle kişiye görev ve

yükümlülüklerinin hatırlatılmasından ibaret olan idari yaptırımların

uygulanması haliyle, hapis cezası dışındaki adli yaptırımların uygulanması

halini aynı ağırlıkta görerek, her iki durum için de aynı miktarda cezalar

öngörmüştür. Bu açıdan itiraz konusu fıkrada suç ile ceza arasında bulunması

gereken adil dengenin korunamadığı ve bu haliyle de adalet duygularını

zedeleyen bir durum bulunduğu açıktır.

İtiraz konusu fıkranın, suçun niteliği, mağdurun uğradığı zararın ağırlığı, mağdur hakkında uygulanan yaptırımın çeşidi ve suçla korunan hukuki fayda bakımından değerlendirilmesi yapıldığında, iftira neticesinde mağdur hakkında hapis cezası uygulanması halinde öngörülen ceza ile mağdur hakkında hapis cezası dışında adli yaptırım veya idari yaptırım uygulanması halinde öngörülen cezalar arasında kabuledilebilir bir orantı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle de itiraz konusu fıkranın hukuk devletinde olması gereken adalet ilkesiyle bağdaştırılması mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.

Anayasa'nın 2. maddesine aykırı görülerek iptal edilen kuralın, Anayasa'nın 10., 11. ve 38. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.

VI- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU

Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında 'Kanun, kanun hükmünde kararname ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez' denilmekte, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır.

İtiraz konusu kuralın iptal edilmesi nedeniyle doğan boşluk, kamu düzenini ihlal edici nitelikte görüldüğünden iptal hükmünün, Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

SONUÇ / HÜKÜM

VII- SONUÇ

1- 26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesinin (7) numaralı fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,

2- 5237 sayılı Kanun'un 267. maddesinin (7) numaralı fıkrasının iptal edilmesi nedeniyle, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMÎ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,

17.11.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Serruh

KALELİ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Ahmet

AKYALÇIN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal

TERCAN

Anayasa Mahkemesi, E. 2010/115, K. 2011/154, 17 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Esasın İncelenmesi
  8. Vı- İptal Kararının Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu
  9. Kılıç
  10. Kaleli
  11. Altan
  12. Kantarcıoğlu
  13. Akyalçın
  14. Erten
  15. Özgüldür
  16. Kömürcü
  17. Üstün
  18. Yıldırım
  19. Necipoğlu
  20. Dursun
  21. Tercan
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2010/115
Karar No
2011/154
Tarih
17 Kasım 2011

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2011/120 K.2011/158
  • AYM Norm Denetimi E.2011/117 K.2011/156
  • AYM Norm Denetimi E.2011/122 K.2011/159
  • AYM Norm Denetimi E.2010/114 K.2011/148
  • AYM Norm Denetimi E.2011/11 K.2011/151
  • AYM Norm Denetimi E.2010/63 K.2011/162

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.