İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2011/11 K.2011/151

R.G. Tarih-Sayı : 07.02.2012-28197

Esas2011/11Karar2011/151Tarih3 Kasım 2011Okuma11 dk · 2.203 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
3 Kasım 2011
Esas Sayısı
2011/11
Karar Sayısı
2011/151
Karar Günü
3.11.2011
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.203 kelime·11 dk okuma·20 bölüm

R.G. Tarih-Sayı : 07.02.2012-28197

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Şanlıurfa İdare Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

26.5.2005 günlü, 5355 sayılı Mahallî İdare Birlikleri Kanunu'nun 22. maddesine 29.12.2005 günlü, 5445 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle eklenen ikinci fıkranın 'Karara karşı, ülke düzeyinde kurulan birlikler ile başkanı vali veya vali yardımcısı olan birliklerde İçişleri Bakanlığı, diğerlerinde ise valiler veya hakkında kişi borcu çıkarılanlar on gün içinde idarî yargıya başvurabilirler.' biçimindeki üçüncü cümlesinin, Anayasa'nın 123. ve 127. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I- OLAY

Şanlıurfa Merkez Köylere Hizmet Götürme Birliği'nin hesap ve işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen teftiş raporunda belirtilen kişi borçlarının Birlik Meclisi'nin kararıyla kaldırılması nedeniyle açılan davada, itiraz konusu cümlenin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali istemiyle başvurmuştur

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

26.5.2005 günlü, 5355 sayılı Mahallî İdare Birlikleri Kanunu'nun 22. maddesine 5445 sayılı Yasa'nın 4. maddesiyle eklenen ikinci fıkranın itiraz konusu üçüncü cümlesini de içeren 22. maddesi şöyledir.

' Ortak hükümler

Madde 22- Mahallî idare birliklerinin denetimi İçişleri Bakanlığınca yapılır. Valiler ve kaymakamlar gerekli gördüklerinde ülke düzeyinde kurulan birlikler dışındaki birlikleri denetleyebilirler.

Sayıştay'ın dış denetimine tâbi olmayan mahallî idare

birliklerinin, İçişleri Bakanlığı, valiler veya kaymakamlarca malî denetimi

sonucunda tespit edilen kamu zararı üzerine yapılan kişi borcu teklifleri,

birlik meclisinde görüşülerek karara bağlanır. Bu kararın örneği, birlik

merkezinin bulunduğu yerin valiliğine, ülke düzeyinde kurulan birlikler ile

başkanı vali veya vali yardımcısı olan birliklerde ise İçişleri Bakanlığına

gönderilir. Karara karşı, ülke düzeyinde kurulan birlikler ile başkanı

vali veya vali yardımcısı olan birliklerde İçişleri Bakanlığı, diğerlerinde ise

valiler veya hakkında kişi borcu çıkarılanlar on gün içinde idarî yargıya

başvurabilirler. İdarî yargı kararı doğrultusunda işlem

sonuçlandırılır.

Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir. Kamu zararlarının tahsiline ilişkin usûl ve esaslar, İçişleri Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Birliklerde çalışma programı, yetki devri, birlik ile birlik başkanının ihtilaflı olması, birlik organının veya bunların üyelerinin görevden uzaklaştırılması, yıllık faaliyet raporu, bütçe ve diğer malî konular, tahvil ihracı hariç borçlanma, bütçe içi işletme tesisi, borç ve alacakların mahsubu, yurt dışı ilişkileri, diğer kuruluşlarla ilişkiler, yazışma ve yeniden değerleme oranının birliklerde uygulanması konularında, bu Kanunda hüküm bulunmayan durumlarda birlik tüzüğü ile birliğe devredilen hizmetlerle sınırlı olmak üzere Belediye Kanunu hükümleri uygulanır.

Birliklerde, teşkilât ve personel istihdamı konularında bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Belediye Kanunu ile Belediye Kanununa aykırı olmamak kaydıyla birlik tüzüğü hükümleri uygulanır.

Köylere hizmet götürme birliklerinin birlik meclisleri hariç olmak üzere, birlik meclisi ile birlik encümeninin başkan ve üyelerine meclis ve encümen toplantılarına katıldıkları her gün için birlik başkanına (5000), encümen üyelerine (2000), meclis üyelerine (1500) gösterge rakamının Devlet memurları için belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarı geçmemek üzere, birlik meclisi tarafından belirlenecek miktarda huzur hakkı ödenebilir. Ancak, huzur hakkı ödenecek gün sayısı, bir yıl içinde yirmi dört günü geçemez.'

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında Anayasa'nın 123. ve 127. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi hükmü uyarınca Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN'nın katılımlarıyla 24.2.2011 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında;

1- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme'nin çalışıp çalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme'nin çalışmasına bir engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI'nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilen karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

2- Dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, OYBİRLİĞİYLE,

karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında, Anayasa'nın 123. maddesinde belirtilen idarenin

bütünlüğü ilkesini gerçekleştirmek amacıyla merkezî idarenin hiyerarşi, yetki

genişliği ve idarî vesayet yetkilerini hukuksal araç olarak kullandığı idarî

vesayet sayesinde merkezî yönetim ile yerinden yönetim kuruluşları arasındaki

bütünleşmenin sağlandığı ayrışma, farklılaşma ve kopmanın önlendiği,

Anayasa'nın 127. maddesinin beşinci fıkrasında da mahallî hizmetlerin idarenin

bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin

sağlanması, toplum yararının korunması ve mahallî ihtiyaçların gereği gibi

karşılanması amaçlarının gerçekleştirilebilmesi için merkezî idareye yerel

yönetimler üzerinde idarî vesayet yetkisi tanındığı belirtilerek bu maddede

çizilen çerçeve içinde uygulanması gereken idarenin bütünlüğü ilkesi uyarınca

vesayet yetkisi içermeyen itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 123. ve 127.

maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

5355 sayılı Yasa'nın değişik 22. maddesinin birinci fıkrasında, mahallî idare birliklerinin denetiminin İçişleri Bakanlığınca yapılacağı, vali ve kaymakamların da gerekli görmeleri halinde ülke düzeyinde kurulanlar dışında kalan birlikleri denetleyebilecekleri, ikinci fıkrasında da mahalli idare birliklerinin mali denetimi sonucunda kamu zararı çıkması halinde buna ilişkin kişi borcu tekliflerinin birlik meclislerince görüşülerek karara bağlanacağı, bu karara karşı ilgili vesayet makamı ile hakkında borç çıkarılanların idarî yargıya başvurabileceği ve işlemin yargı kararına göre sonuçlandırılacağı hükme bağlanmıştır.

5355 sayılı Yasa'nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ve iptali istenen cümlesinde ise, maddede bahsi geçen birlik meclisi kararları aleyhine vesayet makamları ile hakkında kişi borcu çıkarılanların idarî yargı mercilerine başvuru yetkisi ve hakları düzenlenmiştir.

Anayasa'nın 123. maddesinde, idarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu ve kanunla düzenleneceği öngörüldükten sonra idarenin kuruluş ve görevlerinin, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayandığı hükme bağlanmış, kamu tüzelkişiliğinin, ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulacağı belirtilmiş ve idarî yapı içinde yer alan kurumların bütünlük içinde çalışması öngörülmüştür.

Anayasa'nın 127. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan hükme göre idarî vesayet; merkezî idarenin, mahallî idareler üzerinde, mahallî hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahallî ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde sahip olduğu yetkidir.

İdarî vesayet yetkisi, hiyerarşik denetimde olduğu gibi genel bir yetki olmayıp, kanunla çerçevesi çizilen sınırlar içerisinde kullanılması gereken istisnaî bir yetkidir. İstisnaîlik ve kanunîlik idarî vesayetin en belirgin iki temel özelliğidir. Bu bağlamda vesayet, merkezî idareye 'görev' değil 'yetki' olarak verildiğinden mutlak bir kullanım zorunluluğu da içermez. Anayasa'da belirtilen amaç ve çerçeve içinde kalmak koşuluyla bu yetkinin kapsam ve sınırını belirleme yetkisi yasakoyucuya aittir.

Mahallî idareler, özerklikleri Anayasa ile güvence altına alınan kamu tüzel kişileridir. Anayasa'nın 127. maddesinde yer alan idarî vesayet yetkisi yerel yönetimlere tanınan ve güvence altına alınan özerkliğin istisnasıdır. Bu nedenle merkezî idarenin yerel yönetimlerin bütün eylem ve işlemleri üzerinde mutlaka bir denetim yetkisi kullanması gerektiği söylenemez. Yasakoyucu bu yetkiyi belirlerken hem Anayasa'nın 127. maddesinde belirtilen ilkeleri hem de mahallî idarelerin özerkliğini gözetmek ve dengelemek zorundadır.

Bu kapsamda Anayasa'da belirtilen amaç ve çerçeve içinde kalmak koşuluyla yerel yönetimlerin merkezî idare tarafından kanunların öngördüğü yetki ve kapsam içinde denetlenmesinde kullanılacak idarî vesayet yöntemini ve yoğunluğunu belirleme yetkisi yasama organının takdirindedir.

Vesayet makamlarınca bu yetki mahallî idarelerin işlemlerini iptal, onama, erteleme, izin verme, tekrar görüşülmesini isteme, düzeltme şeklinde kullanılabileceği gibi, mahallî idare organlarının kararlarına karşı idarî yargı mercilerinde dava açma yetkisi şeklinde de kullanılabilir.

İtiraz konusu kuralla mahallî idarelerin organlarınca alınan kararlara karşı kullanılacak idarî vesayet yetkisi, bu kararlar aleyhine idari dava açma şeklinde belirlenmiştir. Kaldı ki, Anayasa'nın 127. maddesinde belirtilen "idarenin bütünlüğü" ilkesini gerçekleştirme amacıyla, idarî yargıyı harekete geçirmek suretiyle kullanımı öngörülen düzenlemenin vesayeti içermediği de söylenemez.

Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa'nın 123. ve 127. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

Serdar ÖZGÜLDÜR bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

26.5.2005 günlü, 5355 sayılı Mahallî İdare Birlikleri Kanunu'nun 22. maddesine 29.12.2005 günlü, 5445 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle eklenen ikinci fıkranın 'Karara karşı, ülke düzeyinde kurulan birlikler ile başkanı vali veya vali yardımcısı olan birliklerde İçişleri Bakanlığı, diğerlerinde ise valiler veya hakkında kişi borcu çıkarılanlar on gün içinde idarî yargıya başvurabilirler.' biçimindeki üçüncü cümlesinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR'ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, 3.11.2011 günündekarar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Serruh

KALELİ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Fettah

OTO

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Hicabi

DURSUN

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Anayasa'nın 'Başlangıç' bölümünde, hiçbir faaliyetin Türk

varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esası karşısında korunma

göremeyeceği belirtilmiş; 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başlangıçta

belirtilen temel ilkelere dayanan bir Devlet olduğu vurgulanmış; 5. maddesinde

de, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini

korumanın Devleti'in temel amaç ve görevleri arasında olduğu ifade edilmiştir.

İşaret edilen bu kurallar, Anayasa'nın 'tekil devlet' modelini kabul ettiğini,

bu modelin merkeziyetçi yapıyı ve ancak onun denetim ve gözetiminde merkez dışı

örgütlenmeyi olanaklı kıldığını ortaya koymaktadır. Yine, Anayasa'nın 123.,

126. ve 127. maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden, idarenin kuruluş ve

görevleriyle bir 'bütün' olduğu, merkezi idare ve mahalli idareler olmak üzere

hizmeti ve coğrafyayı esas alan iki parçalı yapının idari örgütlenmede farklı

sonuçlara yol açmaması için, yerinden yönetimin 'devletin ülkesi ve ulusuyla

bölünmezliği' ve 'idarenin bütünlüğü' ilkeleriyle sınırlandırıldığı, bu

bütünlüğün sağlanmasının hukuksal araçlarının ise 'yetki genişliği' ve 'idari

vesayet' olduğu, yerel yönetimlerin 'özerkliği' ile 'idari vesayet' arasındaki

hassas dengenin, işaret edilen Anayasa kurallarının öngördüğü devlet yapısını

koruyucu bir işleve sahip bulunduğu ortaya çıkmaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin

13.1.1985 tarih ve E.1984/129, K.1985/6 sayılı kararında da belirtildiği üzere

''Yerinden yönetim idare ve kurumları üzerinde yapılan denetim 'yani idari

vesayet- idarenin bütünlüğünün gerçekleştirilmesine hizmet eden vazgeçilmez bir

araçtır'' (AMKD., Sayı:21, S.99-153) Merkezi idarenin yerel yönetimler

üzerindeki vesayet yetkisinin genel çerçevesi Anayasa'nın 127. maddesinin beşinci

fıkrasında çizilmiştir. Bu fıkrayı yorumlayan bir Anayasa Mahkemesi kararında

da '' Anayasanın 127. maddesinin beşinci fıkrasının öngördüğü idari vesayet,

merkezden yönetimin yerel yönetimler üzerinde yapabileceği ve yasa ile

düzenlenmesi gereken bir denetim yetkisidir. Ancak bu yetki, sınırsız ve

takdire bağlı olmayıp ''mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun

şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının

korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması'' amaçlarına

yöneliktir. Ayrıca, idari vesayet yetkisi, merkezden yönetimin elinde sadece

salt ve biçimsel bir denetim ve otorite aracı olarak düşünülemez. Bu yetki,

aynı zamanda demokratikleşme sürecinde yerel planda katılımcı yönetimi sosyal

hukuk devleti anlayışı doğrultusunda geliştirici, toplumsal dayanışmayı

güçlendirici, Anayasa'nın öngördüğü temel hak ve özgürlüklere saygı bilincini

yüceltici, çağdaş ve uygar bir eğitim yöntemi olarak da değerlendirilmelidir''

denilmektedir. (Any. Mah.nin 22.6.1988 tarih ve E.1987/18, K.1988/23 sayılı

kararı; AMKD., Sayı:24, S.334-335.) Aynı maddeyi yorumlayan bir başka Anayasa

Mahkemesi kararında da ''Burada yerel yönetimlerin özerkliği ile yönetimin

bütünlüğü ilkesi çerçevesinde idari vesayet yoluyla bir denge kurulduğu

gözlenmektedir' beşinci fıkra hükmü, merkezi yönetimin yetkilerini ayrıntıya

varan bir titizlikle düzenlerken, merkezi-yerel yönetim ilişkisinde dengenin

iki yönetimden herhangi birinin lehine bozulmasını önlemek istemiştir. Böylece

yerel yönetim-merkezi yönetim ilişkisinde bir dengeyi zorunlu gören

Anayasakoyucu, yerel yönetimlere özerklik tanırken merkezi yönetime de onlar

üzerinde bir denetim yetkisi vermiştir'' şeklinde bir değerlendirme

yapılmaktadır. (Any.Mah.nin 26.9.1991 tarih ve E.1990/38, K.1991/32 sayılı

kararı: AMKD., Sayı:27, Cilt:2, S. 550)

Anayasa Mahkemesi'nin bir başka kararında da '' içerik yönünden yapılan yargısal denetimde, yasanın aykırı olduğu ileri sürülen Anayasa maddelerinin ve bu maddelerle ilişkisi bulunan Anayasa ilkelerinin de geniş bir yorumlama süzgecinden geçirilmesi zorunludur. Özellikle yasanın, Anayasanın ruhuna aykırı olduğu ileri sürülüyorsa, bu kez sayıları sınırlı birkaç Anayasa madde ve ilkesinin değil, Anayasanın tümünün yorumlanması gerekir'' denilmektedir. (Any.Mah.nin 17.7.1990 tarih ve E.1990/1, K.1990/21 sayılı kararı; AMKD., Sayı:26, S.324.)

2. Anayasa Mahkemesi'nin 18.1.2007 tarih ve E.2005/32,

K.2007/7 sayılı kararında da ''merkezi idarenin yerel yönetimler üzerinde

vesayet yetkisini kullanıp kullanmayacağı yasakoyucunun takdirine bırakılmamış,

bu zorunlu kılınmıştır. Ayrıca anılan fıkrada (Any.Md. 127/5) idari vesayet

yetkisinin, hukuka uygunluk denetiminin yanında yerindelik denetimini içerir

şekilde düzenlenebileceği de öngörülmüştür'' denilerek, vesayet denetiminin hem

hukuka uygunluk hem de yerindelik denetimi olarak mutlak kullanılması gereken

bir yetki olduğu ve bu yetkinin kullanılıp kullanılmayacağı konusunda

yasakoyucunun bir takdir hakkının bulunmadığı şeklinde bir yoruma ulaşıldığı

görülmektedir. Mahkeme, bu gerekçelerle, 22.2.2005 tarih ve 5302 sayılı İl Özel

İdaresi Kanunu'nun 15. maddesinin üçüncü fıkrasındaki 'Vali, meclisin

ısrarı ile kesinleşen kararlar aleyhine idari yargıya başvurabilir.' şeklindeki

kuralın iptaline karar vermiştir.

Benzer şekilde ve aynı gerekçelerle Anayasa Mahkemesi'nin 4.2.2010 tarih ve E.2008/28, K.2010/30 sayılı kararıyla (R.G. 21.6.2010, S.27619), 10.7.2004 tarih ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 14. maddesinin beşinci fıkrasındaki 'Mülki idare amiri hukuka aykırı gördüğü kararlar aleyhine on gün içinde idari yargı mercilerine başvurabilir.' şeklindeki kuralın; 4.2.2010 tarih ve E.2008/27, K.2010/29 sayılı kararıyla (R.G. 21.6.2010, S.27619), 3.7.2005 tarih ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 23. maddesinin beşinci fıkrasındaki 'Mülki idare amiri hukuka aykırı gördüğü kararlar aleyhine idari yargıya başvurabilir.' şeklindeki kuralın iptaline karar verilmiştir.

Vesayet denetiminin yargısallık denetimine dönüştürülmesi

Anayasa'nın işaret edilen kurallarına uygun düşmediği gibi, bu düzenlemeyle

merkezi idare-mahalli idare birimleri arasında 'idarenin bütünlüğü' ilkesi

gereğince olması gereken 'uyum içinde ve düzenli çalışma' hedefi, çekişme ve

davacı-davalı olarak idari yargı organı önünde hesaplaşma gibi Anayasa'nın asla

öngörmediği bir sonuca yol açacak, gerçekleşmeyecektir. Merkezi idareye ait

olması gereken idari vesayet denetimi idari yargı organına devredilerek, asgari

düzeye çekilmiştir. Çünkü, bu yöntemle, mahalli idare birlikleri kararlarına

karşı sadece 'hukuka aykırılık' iddiasıyla dava açma yetkisinin tanınmasıyla,

söz konusu kararların isabet ve yerindeliği üzerinde olması gereken vesayet

denetimi yetkisi bu şekilde ortadan kaldırılmıştır.

3. Açıklanan nedenlerle ve bu konuda istikrar bulmuş olan önceki Anayasa Mahkemesi kararlarından dönülmesini gerektiren bir durum olmadığı değerlendirmesiyle, 5302, 5216 ve 5393 sayılı kanunlardaki iptal edilen düzenlemelerin bir benzeri mahiyetindeki 'Karara karşı, ülke düzeyinde kurulan birlikler ile başkanı vali veya vali yardımcısı olan birliklerde İçişleri Bakanlığı, diğerlerinde ise valiler veya hakkında kişi borcu çıkarılanlar on gün içinde idari yargıya başvurabilirler.' şeklindeki 5355 sayılı Kanun'un 22. maddesinin ikinci fıkrasındaki kuralın iptali gerektiği kanaatine vardığımdan; çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılamıyorum.

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal

TERCAN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Anayasa Mahkemesi, E. 2011/11, K. 2011/151, 3 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu
  5. I- Olay
  6. Iıı- Yasa Metinleri
  7. Iv- İlk İnceleme
  8. V- Esasın İncelenmesi
  9. Kılıç
  10. Kaleli
  11. Altan
  12. Kantarcıoğlu
  13. Oto
  14. Özgüldür
  15. Kömürcü
  16. Üstün
  17. Yıldırım
  18. Necipoğlu
  19. Dursun
  20. Karşıoy Gerekçesi
  21. Tercan
  22. Özgüldür
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2011/11
Karar No
2011/151
Tarih
3 Kasım 2011

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2010/63 K.2011/162
  • AYM Norm Denetimi E.2010/104 K.2011/180
  • AYM Norm Denetimi E.2010/118 K.2011/170
  • AYM Norm Denetimi E.2010/20 K.2011/166
  • AYM Norm Denetimi E.2010/62 K.2011/175
  • AYM Norm Denetimi E.2010/7 K.2011/172

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.