KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2012
- Esas Sayısı
- 2011/10
- Karar Sayısı
- 2012/98
- Karar Günü
- 21.6.2012
- R.G. Tarih-Sayı
- 13.10.2012-28440
- İtiraz yoluna başvuran
- Ankara 19. İş
Karar Metni
2.142 kelime·11 dk okuma·19 bölüm
Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
31.5.2006 günlü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 51. maddesinin, 17.4.2008 günlü, 5754 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle eklenen üçüncü fıkrası ile son fıkrasının Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
Davacının, zorunlu sigortalı hizmet süresini müteakip 506 sayılı
Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 85. maddesi (SSK) kapsamında isteğe bağlı
sigortalılığının başladığı, primlerini düzenli olarak ödediği, isteğe bağlı
sigortalılığının 5510 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca aynı Kanun'un 4.
maddesinin (b) bendi kapsamına (Bağkur) alındığını öğrendiği, bu nedenle isteğe
bağlı sigortalılığının 1.10.2008 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun'un 85.
maddesi kapsamında devam etmesi gerektiğinin tespitine ve yatırdığı primlerin
SSK kapsamında kabul edilerek hizmetlerinin birleştirilmesine dair açtığı
davada, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme,
iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
31.5.2006 günlü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 17.4.2008 günlü, 5754 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle değiştirilen ve itiraz konusu kuralları da içeren 51. maddesi şöyledir.
'İsteğe bağlı sigorta başlangıcı ve sona ermesi
MADDE 51- (Değişik birinci fıkra: 17/4/2008-5754/31 md.) İsteğe bağlı sigortalılık, müracaatın Kurum kayıtlarına intikal ettiği tarihi takip eden günden itibaren başlar.
İsteğe bağlı sigortalı olarak prim ödenen tarihlerde, 4 üncü maddeye göre sigortalı olmayı gerektirecek çalışması bulunduğu tespit edilenlerin, zorunlu sigortalılıkla çakışan isteğe bağlı prim ödenen süreleri iptal edilerek, bu süreye ilişkin ödedikleri primler ilgililere iade edilir.
(Ek fıkra: 17/4/2008-5754/31 md.) Ay içerisinde 30 günden az çalışan veya 80 inci madde uyarınca prim ödeme gün sayısı, ay içindeki toplam çalışma saatinin 4857 sayılı Kanuna göre belirlenen günlük normal çalışma saatine bölünmesi suretiyle hesaplanan sigortalıların aynı ay içerisinde isteğe bağlı sigortaya prim ödemeleri halinde, primi ödenen süreler zorunlu sigortalılığa ilişkin prim ödeme gün sayısına otuz günü geçmemek üzere eklenir ve eklenen bu süreler, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık süresi olarak kabul edilir.
İsteğe bağlı sigortalılık;
a) İsteğe bağlı sigortalılığını sona erdirme talebinde bulunanların, primi ödenmiş son günü takip eden günden,
b) Aylık talebinde bulunanların, aylığa hak kazanmış olmak şartıyla talep tarihinden,
c) Ölen sigortalının ölüm tarihinden,
itibaren sona erer.
İsteğe bağlı sigorta primi ödenmiş süreler, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulamasında dikkate alınır ve bu süreler 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık süresi olarak kabul edilir.'
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi gereğince Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN'ın katılımıyla 24.2.2011 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle davada uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.
Anayasa'nın 152. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 28. maddesine göre, bir davaya bakmakta
olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya kanun hükmünde
kararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birinin
ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırsa bu hükmün iptali
için Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya yetkilidir. Ancak bu kurallar uyarınca bir
mahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için, elinde yöntemince açılmış
ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptali istenen kuralın da o
davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak yasa kuralları, davanın değişik
evrelerinde, ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada
olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır.
İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 31.5.2006 günlü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 51. maddesinin, 17.4.2008 günlü, 5754 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle eklenen üçüncü fıkrasının da iptalini istemiştir.
5510 sayılı Kanun'un 51. maddesine, 5754 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle eklenen itiraz konusu üçüncü fıkrada, 'Ay içerisinde 30 günden az çalışan veya 80 inci madde uyarınca prim ödeme gün sayısı, ay içindeki toplam çalışma saatinin 4857 sayılı Kanuna göre belirlenen günlük normal çalışma saatine bölünmesi suretiyle hesaplanan sigortalıların aynı ay içerisinde isteğe bağlı sigortaya prim ödemeleri halinde, primi ödenen süreler zorunlu sigortalılığa ilişkin prim ödeme gün sayısına otuz günü geçmemek üzere eklenir ve eklenen bu süreler, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık süresi olarak kabul edilir.' denilmiştir.
İtiraz konusu kuralda iki konu düzenlenmiştir. Birincisi, ay içinde 30 günden az çalışılan veya 4857 sayılı Kanun'a göre günlük normal çalışma saatindeki eksik kalan kısımların isteğe bağlı sigortalılık ile 30 günü geçmemek üzere eklenerek tamamlanabilmesidir. İkincisi ise eklenen bu sürelerin, 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (b) bendi (Bağ-kur) kapsamında sigortalılık süresi olarak kabul edileceğidir. Dolayısıyla kuralda, 4857 sayılı Kanun'daki bir aydan az çalışma nedeniyle eksik kalan primlerin isteğe bağlı olarak ödenebilmesine olanak tanınarak, kısmi çalışmalardaki eksik kalan primler nedeniyle yaşanan olumsuzlukların giderilmesi sağlanmıştır.
Başvuru dosyasının incelenmesinden, başvuran Mahkemedeki davacının 7.9.2007 tarihinden beri 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 85. maddesi kapsamında başladığı isteğe bağlı sigorta primlerini ödediği, bu açıdan 4857 sayılı Kanun kapsamında kısmi çalışan ve eksik kalan primlerini isteğe bağlı olarak ödeyen birisi olmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, bakılmakta olan davada itiraz konusu kuralın uygulanması mümkün değildir.
Bu nedenlerle;
1- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme'nin çalışıp çalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme'nin çalışmasına bir engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI'nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilen karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 31.5.2006 günlü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 51. maddesine, 17.4.2008 günlü, 5754 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle eklenen üçüncü fıkrasının, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu fıkraya ilişkin başvurunun Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
3- Dosyada eksiklik bulunmadığından, 31.5.2006 günlü, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 51. maddesinin son fıkrasının esasının incelenmesine, OYBİRLİĞİYLE,
karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Anayasa Mahkemesi Raportörü Cüneyt DURMAZ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, davacının, 506 sayılı Sosyal Sigortalar
Kanunu'nun 85. maddesi uyarınca isteğe bağlı sigortalı olarak primlerini düzenli
olarak ödemekte iken, isteğe bağlı sigortalığının 01.10.2008 tarihinden
itibaren 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (b) bendi kapsamında (Bağ-Kur)
isteğe bağlı sigortalılığa dönüştürüldüğü, 5510 sayılı Kanun'un 51. maddesinde,
5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (a) bendinde sayılan sigortalıların, yani
hizmet akdine bağlı olarak çalışan sigortalıların isteğe bağlı sigortalı
olmasına engel bir hüküm bulunmadığı, bu durumda 506 sayılı Kanun gereğince
isteğe bağlı sigortalı olan kişilerin itiraz konusu kuralın yürürlüğe girmesi
sonrasında ödedikleri isteğe bağlı sigorta primlerinin 5510 sayılı Kanun'un 4.
maddesinin (a) bendi kapsamında (SSK) kabul edilmeyip, anılan maddenin (b)
bendi kapsamında (Bağ-Kur) sigortalılık süresi olarak kabul edilmesinin hukuk devleti
ilkesine ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu, 506 sayılı Kanun uyarınca aylık
bağlanmak üzere tercihini kullanan sigortalıların kanun değişikliği sonrasında
isteğe bağlı Bağ-Kur sigortalısı sayılması ve akabinde Bağ-Kur yaşlılık aylığı
bağlanması işlemi sonucunda kişiye bağlanacak yaşlılık aylığının daha düşük
olacağı ve bu durumun sosyal devlet ilkesi ve eşitlik ilkesi ile çeliştiği
belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
5510 sayılı Kanun'un 'İsteğe bağlı sigorta ve şartları' başlıklı 50. maddesinin birinci fıkrasında, isteğe bağlı sigorta, kişilerin isteğe bağlı olarak prim ödemek suretiyle uzun vadeli sigorta kollarına ve genel sağlık sigortasına tâbi olmalarını sağlayan sigorta olarak ifade edilmiş; ikinci fıkrasında ise isteğe bağlı sigortalı olabilmenin şartları belirtilmiştir. Buna göre, kişilerin isteğe bağlı sigortalı olabilmeleri için, 5510 sayılı Kanun'a tâbi zorunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmamaları veya sigortalı olarak çalışmakla birlikte ay içerisinde otuz günden az çalışmaları ya da tam gün çalışmamaları ve kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlanmamış olması gerekmektedir.
5510 sayılı Kanun'un 51. maddesinin itiraz konusu kural olan son fıkrasında, isteğe bağlı sigorta primi ödenmiş sürelerin, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulamasında dikkate alınacağı ve söz konusu sürelerin, aynı maddenin üçüncü fıkrası hükmü saklı olmak üzere aynı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık süresi olarak kabul edileceği öngörülmüştür.
Yasakoyucunun 506 sayılı Kanun uyarınca benimsediği isteğe bağlı sigortalılık hakkı, sadece önceden hizmet akdine bağlı olarak zorunlu sigortalılığı bulunan ancak bu ilişkisini devam ettiremeyenlere önceki sigortalılık ilişkilerini belli şartlar altında devam ettirme hakkının tanınması şeklindedir. 5510 sayılı Kanun ile isteğe bağlı sigortalılığın kapsamı genişletilerek daha önce zorunlu sigortalılık kapsamında belirli bir süre sigorta primi ödeme şartı kaldırılarak herkese isteğe bağlı sigortalı olabilme imkânı tanınmış ve isteğe bağlı sigortalılar genel sağlık sigortası kapsamına alınmıştır.
İtiraz konusu kurala göre, isteğe bağlı sigorta primi ödenmiş
süreler, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortası
hükümlerinin uygulamasında dikkate alınacak ve bu süreler 4. maddenin birinci
fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık süresi olarak kabul edilecektir.
Ancak bu sonuç, tek başına ilgiliye kendi iradesi dışında ve bir anda 5510
sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı
olarak yaşlılık aylığı bağlanması ve toptan ödeme yapılmasına hak kazanması
anlamına gelmemektedir. Burada ifade edilen, sadece isteğe bağlı sigortalılıkta
geçen sürenin 4 (b) kapsamında geçmiş sayılmasıdır. Çünkü 5510 sayılı Kanun'un
yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı sayılanlar açısından Sosyal Güvenlik
Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 8.
maddesi gereğince, son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet
süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit
hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre
aylık bağlanır ve ödenir.
Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksal
durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal
eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin
yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını
ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi
ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlali
yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı
tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da
topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı
hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa
Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Anayasa'nın 2. maddesinde yer verilen sosyal hukuk devletinin somut göstergelerinden biri olan sosyal güvenlik hakkının yer aldığı, Anayasa'nın 60. maddesinde, 'Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.' denilmektedir.
Sosyal güvenlik, bireylerin istek ve iradeleri dışında oluşan sosyal risklerin, kendilerinin ve geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerin üzerlerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı etkilerini en aza indirmek, ayrıca sağlıklı ve asgari hayat standardını güvence altına alabilmektir. Bu güvencenin gerçekleştirilebilmesi için sosyal güvenlik kuruluşları oluşturularak, kişilerin yaşlılık, hastalık, malûllük, kaza ve ölüm gibi sosyal risklere karşı asgari yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmaktadır.
Kişilere sağlanan bu anayasal güvencelerin yaşama geçirilebilmesi
için Devlet tüm çalışanlara sosyal güvenlik hakkını sağlamak ve bunun için
gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İsteğe bağlı sigorta uygulaması sadece
çalışanlara yönelik sigorta yükümlülüğü anlayışının ötesine geçerek herhangi
bir çalışma ilişkisi bulunmayanların da sigortalı olma güvencesine ulaşmalarına
imkân sağlamaktadır. Ancak, bu doğrultuda düzenlemeler yapılırken, sosyal
güvenlik hakkından yararlanacak olanların hukuksal konumları gözetilerek aynı statüde
bulunmayanların farklı kurallara bağlı tutulmaları eşitlik ilkesi ile çelişmez.
Zorunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmayan ve isteğe bağlı
sigortalılığa başvurabilecek konumda bulunan kişilerin, hizmet akdine bağlı
olarak çalıştıkları için zorunlu sigortalılık rejimine tabi kişilerden ayrı bir
konumda oldukları açıktır.
Sosyal Güvenlik Kurumunun amacına uygun olarak hizmet verebilmesi,
sahip olduğu parasal kaynaklara bağlı olduğundan, temel gelir kaynağı prim olan
bu Kurumda aktüeryal dengeler gözetilerek sigortalıların Kanun'da belirtilen
süreler kadar prim ödemek suretiyle Kurum ile ilişkilerini devam ettirmelerini
ve Kurumun sağlayacağı haklardan bu suretle yararlanmalarını öngören bir
düzenleme getirilmesi sistemin doğal bir sonucudur. Kaldı ki, isteğe bağlı
sigortalılığın ortak özelliği, prim sorumluluk ve yükümlülüğünün isteğe bağlı
sigortalı olmak isteyen kişinin kendisinde olmasıdır. Kural aynı zamanda,
isteğe bağlı olarak prim ödemek suretiyle kişilerin uzun vadeli sigorta kollarına
ve genel sağlık sigortasına tâbi olmalarını sağladığından, zorunlu sigortalı
olmayı gerektirecek çalışması bulunmayan kişileri de genel sağlık sigortası
kapsamına almaktadır. Dolayısıyla kuralın, adil olmadığı da söylenemez.
5510 sayılı Kanun kapsamında kısa vadeli sigorta kolları, vazife ve harp malullüğü, emeklilik ikramiyesi ödenmesi, prime esas kazançlar ve prim oranları hükümlerinin, anılan Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrası kapsamında sigortalı sayılanların hukuksal konumlarından kaynaklanan özellikler de gözetilerek farklı şekilde düzenlendiği ve 506 sayılı Kanun kapsamında öngörülen isteğe bağlı sigortalılık statüsüne tabi kişilerin 5510 sayılı Kanun'da öngörülen sigortalılık statüleri arasında en yakını olan anılan Kanun'un 4 (b) maddesi kapsamında isteğe bağlı sigortalılık kapsamında değerlendirildiği anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, itiraz konusu kural kapsamındaki isteğe bağlı sigortalıların farklılıklarının dikkate alınmak suretiyle 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (a) bendi kapsamında değil (b) bendi kapsamında değerlendirilmesi sosyal hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine aykırı değildir.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
KILIÇ
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
Başkanvekili
Alparslan
ALTAN
Üye
Fulya
KANTARCIOĞLU
Üye
Mehmet
ERTEN
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan
ÜSTÜN
Üye
Engin
YILDIRIM
Üye
Nuri
NECİPOĞLU
Üye
Hicabi
DURSUN
Üye
Erdal
TERCAN
Üye
Muammer
TOPAL
Üye
Zühtü
ARSLAN
Anayasa Mahkemesi, E. 2011/10, K. 2012/98, 21 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası