İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2012/1 K.2012/147

Kuvvetleri Komutanlığı Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesi

Esas2012/1Karar2012/147Tarih11 Ekim 2012Okuma13 dk · 2.661 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
11 Ekim 2012
Esas Sayısı
2012/1
Karar Sayısı
2012/147
Karar Günü
11.10.2012
R.G. Tarih-Sayı
22.11.2013-28829
İtiraz yoluna başvuran
Hava
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.661 kelime·13 dk okuma·18 bölüm

Kuvvetleri Komutanlığı Hava Eğitim Komutanlığı Askeri Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

22.5.1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 169. maddesinin Anayasa'nın 2. ve 19. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.

I- OLAY

Sanığın firar suçundan cezalandırılmasına ve tutuklulukta geçirdiği sürenin de mahsubuna karar verilmesi talebiyle açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

1632 sayılı Kanun'un itiraz konusu kural olan 'Disiplinin Temini İçin Tevkif Selahiyeti' başlıklı 169. maddesi şöyledir:

'Madde 169- 168 inci madde hükümlerini bozmamak şartiyle, her mafevk emir altında olmayanları da disiplinin temini için muvakkat olarak tevkif etmeğe veya ettirmeğe salahiyetlidir. Ancak bu tevkif keyfiyeti gün ve saatiyle derhal mevkufun disiplin amirine bildirilmelidir.'

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. ve 19. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi hükmü uyarınca Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN'ın katılımlarıyla 12.1.2012 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Recep BENLİ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında, Kanun'un 169. maddesiyle üste verilen yetkinin,

kişiyi hürriyetinden yoksun kılacak şekilde bir yere veya çoğunlukla da askeri

disiplin cezaevine kapatılması sonucunu doğuran şahsi hürriyeti sınırlayan bir

durum olduğu, bu yetkinin kullanılmasının tutuklamanın doğuracağı netice ile

aynı sonucu meydana getirmesi nedeniyle 'kişi hürriyeti ve güvenliği' ile

ilgili Anayasa'daki 'tutuklama' veya 'yakalama' hukuki

işlemleri ile birlikte ve aynı nitelikte mütalaa edilmesi gerektiği,

Anayasa'nın 19. maddesinde hangi hâllerde kişi güvenliği ve dokunulmazlığının

sınırlanacağının belirtildiği, usulüne uygun verilmiş hâkim kararı olmadıkça

kişinin hürriyetinin kısıtlanamayacağı, itiraz konusu kural uyarınca 'muvakkat

tevkif' ile kişi hürriyetinin hâkim kararı olmadan kısıtlanabildiği,

bu durumun hukuk devleti ilkesini düzenleyen Anayasa'nın 2. maddesi ile kişi

hürriyeti ve güvenliğini düzenleyen Anayasa'nın 19. maddesine aykırı olduğu

ileri sürülmüştür.

Kanun'un 169. maddesinde, disiplinin ihlâl edildiğini gören her üst'ün ve tabii amirin, disiplini ihlâl edeni geçici olarak tevkif edebileceği kurala bağlanmıştır. Maddede öngörülen geçici tevkif, disiplini temin için başvurulan bir tedbir olmakla birlikte kişi hürriyetini sınırlayan idari bir işlem niteliğindedir. İtiraz konusu kuralla, disiplin amacıyla kendine özgü geçici bir kontrol altına alma tedbiri düzenlenmiş ancak kuralda kontrol altına alınmanın süresine ilişkin bir sınırlama öngörülmemiştir.

Anayasa'nın 19. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, 'Herkes,

kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir. Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin

yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir

yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün

gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir

kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası,

uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir

kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara

uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye

girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme

kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse

hürriyetinden yoksun bırakılamaz.'; 38. maddesinin onbirinci

fıkrasında da 'İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran

bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme

kanunla istisnalar getirilebilir.' denilmektedir.

Anayasa'nın 19. maddesinde sayılan ve kişi hürriyetinin

kısıtlanması sonucunu doğuran hâller arasında itiraz konusu geçici tevkif

tedbiri sayılmamıştır. Ancak, Anayasa'nın 38. maddesindeki 'İdare kişi

hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz.' genel

ilkesinden sonra 'Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla

istisnalar getirilebilir.' denilmiştir. Böylelikle Anayasa'nın 38.

maddesinin onbirinci fıkrasındaki bu kural ile Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni

bakımından gerekli olan hâllerde kanunla kişi hürriyetinin kısıtlanması

sonucunu doğuracak düzenlemeler yapılmasına imkân tanınmıştır. Bununla birlikte

askeri disiplinin müesses hale getirilmesi amacına yönelik itiraz konusu

kuralda yer alan tevkif hâli ile, Anayasa'nın 19. maddesinde yer alan suçluluk

hâllerine yönelik kişi hürriyetine müdahale niteliği taşıyan tutuklama

kurumunun unsurları ve mahiyetleri itibariyle aynı nitelikte oldukları

söylenemez.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel

ilkelerinden biri 'belirlilikilkesi'dir. Belirlilik ilkesi, yasal

düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve

kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını,

ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini

ifade etmektedir. Bu bakımdan, kanunun metni, bireylerin, gerektiğinde

hukuki yardım almak suretiyle, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal

yaptırımın veya sonucun bağlandığını belli bir açıklık ve kesinlikte

öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme alınmış olmalıdır. Dolayısıyla,

uygulanması öncesinde kanunun, muhtemel etki ve sonuçlarının yeterli derecede

öngörülebilir olması gereklidir.

İtiraz konusu kuralla disiplini temin amacıyla kendine özgü bir

kontrol müessesesi düzenlenmiş olmakla birlikte, kuralda üst'ün ve tabii

amirin, disiplini ihlâl edeni ne kadar süre zarfında tutabileceğine dair bir

sınırlama bulunmaması kişilerin belirsiz süreyle özgürlüklerinden mahrum

bırakılması tehlikesini ortaya çıkarmaktadır. Anayasa'nın 38. maddesinin on

birinci fıkrasında Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından gerekli olan

hallerde kanunla kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuracak düzenlemeler

yapılmasına imkân tanınmışsa da, idareye geniş bir takdir yetkisi tanıyan itiraz konusu kuralın, süre

yönünden öngörülebilir olmadığı gibi ilgiliye idarenin keyfi yorum ve

uygulamalarına karşı yeterince koruma sağlayacak nitelikte olmadığı da

ortadadır. Bu yönüyle kural, hukuk devleti ilkesinin alt unsuru olan belirlilik

ilkesine aykırıdır.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.

Kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden, Anayasa'nın 19. maddesi yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.

Mehmet ERTEN bu görüşe farklı gerekçeyle katılmıştır.

Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ ve Nuri NECİPOĞLU bu görüşe katılmamıştır[A1] .

VI- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU

Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, 'Kanun, kanun hükmünde kararname ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.' denilmekte, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır.

1632 sayılı Kanun'un 169. maddesinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk, kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince bu maddeye ilişkin iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

SONUÇ / HÜKÜM

VII- SONUÇ

1- 22.5.1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 169. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ ile Nuri NECİPOĞLU'nun karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

2- 1632 sayılı Kanun'un 169. maddesinin iptal edilmesi nedeniyle, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMÎ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,

11.10.2012 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim KILIÇ

Başkanvekili

Serruh KALELİ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Zehra Ayla

PERKTAŞ

Üye

Recep KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan ÜSTÜN

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

Erdal TERCAN

KARŞIOY GEREKÇESİ

1- İtiraz istemine konu 22.5.1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 'Disiplinin temini için tevkif salahiyeti' başlıklı 169. maddesinin iptali istemiyle evvelce iptal davası ve itiraz yoluyla yapılan iki başvuru Anayasa Mahkemesi'nin 28.6.1966 tarih ve E.1963/132, K.19636/29; 28.6.1966 tarih ve E.1965/42, K.1966/30 sayılı kararlarıyla reddedilmiştir. Her iki kararda müşterek mahiyet arzeden gerekçenin ilgili bölümlerinden alıntı yapmakta yarar bulunmaktadır:

''Askeri Ceza Kanununa göre disiplin cezasının verilmesinde, önce

en yakın ve gerektiğinde daha yükseği olmak üzere, ancak disiplin âmirleri

yetkilidir. (Madde 170) Âmir olmayan üstlere bu yetki tanınmamıştır. Bununla

birlikte daima ve her yerde disiplin kurma ve koruma her rütbeliye düşen bir

görevdir. (4.1.1961 günlü ve 211 sayılı Kanun Madde 75) Çünkü disiplinin,

askerlik hizmetinde ölüm, kalım derecesinde önemi vardır. İtiraz konusu

madde işte bu görevin yerine getirilme şeklini göstermekte; asker disiplinini

bozan bir olayda üstlerin, emirleri altında bulunmayanlara doğrudan doğruya

disiplin cezası vermeğe yetkili olmayışlarından doğabilecek sakıncaları

gidermektedir. Maddenin işleyebilmesi için disiplinin sağlanmasının

gerekli oluşu ve müdahalede böyle bir maksadın güdülüşü şarttır. 'Disiplinin

sağlanması için' deyimi, hükmün ereğini ve kapsamını açıkça ve kesinlikle

çizmektedir. Bu, disiplini bozan eyleme, olayı gören bir üstün el

koyması, eylemi durdurması ve disiplini yeniden kurması demek olup, disiplin

hukuku kapsamına giren bir davranıştır ve Anayasa'nın 30. maddesinde kabul

edilen kavramı içinde tutuklama ve yakalama ile hiçbir ilişkisi yoktur. Yine

Anayasa'nın 14. maddesinin ikinci fıkrasındaki kişi dokunulmazlığı ve hürriyeti

ile ilgili kurala gelince, askeri disiplin hukuku alanında bu kuralın

118. maddenin son fıkrası hükmü ile yumuşatılmış olduğunu kabul etmek gerekir.

Hükmün, Askeri Ceza Kanunu'nun disiplin cezalarına ilişkin 2. Kısmının aynı

başlığı taşıyan 2. Babı içinde yer alışı ve ceza hukuku kapsamına giren

tutuklamanın 353 sayılı ve 25.10.1963 günlü Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve

Yargılama Usulü Kanunu'nun 1. Kısım 10. Bölümü ile düzenlemekte oluşu da bu

görüşü ayrıca desteklemektedir. Bilindiği üzere tutuklamaya ve yakalamaya

ilişkin hükümlerin yeri, ceza kanunları değil, usul kanunlarıdır. Askeri

disiplinin korunmasını sağlamak için yapılacak tutuklamaların 353 sayılı

Kanun'un 71. maddesinin (c) bendi ve 69. maddesiyle düzenlenmiş ve yetkinin

mahkemelere verilmiş bulunması ortaya itiraz konusu hükümle bir çelişme

çıkarmış değildir. Çünkü 169. maddenin, yukarıda da belirtildiği gibi,

tutuklama ile ilgisi yoktur. Nitekim eski 22.5.1930 günlü ve 1631

sayılı Askeri Mahkeme Usulü Kanununda da askeri disiplinin korunması için

tutuklama hükmüne yer verilmiş ve bu konuda adli amirlere yetki tanınmış

bulunuyordu (Sözü geçen kanun: Madde 105/1-c ve 104). 169. maddede

'muvakkat tevkif, mevkuf' gibi hükmün ereğini aşan deyimlerin yer alışı,

bunların sadece sözlük anlamları ile kullanılmış olmalarını akla getirir.

Aksini düşünmek kendini apaçık gösteren bir erek ve anlamı, sözcüklerin dar

kalıbına göre biçime sokmak olur ki böyle bir tutum hukukta olumlu, makûl bir

yol değildir. Eğer 169. maddenin niteliği ve kapsamı bakımından

yanlış anlamlar ve uygulamalar olmuşsa, böyle bir durumun, hükmün gerçek anlam

ve kapsamını değiştirmesi düşünülemez. Özetlenecek olursa: 169.

maddenin Anayasa'ya aykırı bir yönü yoktur; itirazın reddi gerekir''

2- Anayasa Mahkemesi'nin sözkonusu kararlarının gerekçelerinde temas edilen 1961 Anayasası'nın 'Memur teminatı' başlıklı 118. maddesinin 'Asker kişiler hakkındaki hükümler saklıdır.' hükmünü öngören son fıkrasına göre, disiplin soruşturması yönünden asker kişiler için farklı yasal düzenlemeler getirilebilecektir. Paralel bir düzenleme 1982 Anayasası'nın 129. maddesinin dördüncü fıkrasında yer almakta olup, anılan fıkra 'Silahlı Kuvvetler mensupları ' hakkındaki hükümler saklıdır.' şeklindedir.

Öte yandan, yine 1982 Anayasası'nın 'Suç ve cezalara ilişkin esaslar' başlıklı 38. maddesinin onbirinci fıkrası 'İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.' hükmünü öngörmektedir.

Askeri Ceza Kanunu'nun iptal istemine konu 169. maddesi, sonucu

itibariyle asker kişiler yönünden hürriyetlerinin 'geçici' kısıtlanması

sonucunu doğurmakla birlikte; askeri disiplin hukuku alanına özgü bu müeyyidenin,

yine Anayasa'nın yukarıda işaret edilen iki maddesinin tanıdığı yasal istisna

kapsamında olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Nitekim işaret olunan Anayasa

Mahkemesi'nin iki kararının gerekçesinde de bu hususa açıkça temas

edilmektedir. Dolayısıyla itiraz istemine konu kuralın Anayasal dayanağı

karşısında, disiplin hukuku dışında bir düzenlemeyi öngören Anayasa'nın 19.

maddesi ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Belirtilen mahiyeti itibariyle de

kuralın Anayasa'nın 19. maddesine aykırı bir yönü yoktur.

3- İtiraza konu kuralın 'Hukuk Devleti' yönünden bir

belirsizliğe yol açtığı ya da ölçülü olmadığı da söylenemez. Gerçekten, kural,

askeri disiplinin zorunlu kıldığı, müstacel hallere özgü bir disiplin

müeyyidesi mahiyetinde olup; Askeri Ceza Kanunu'nun disiplin hukukunu

düzenleyen 165-191. maddeleri bir bütün halinde dikkate alındığında ve aynı

şekilde 'disiplin suçları'nı düzenleyen 477 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri

göz önünde bulundurulduğunda, bir keyfiliğe yol açabilmesi mümkün değildir. Her

ne kadar bu disiplin müeyyidesinin ne kadar süre devam ettirileceği madde

metninde gösterilmemişse de, anılan yasal düzenlemeler dikkate alındığında

bunun cevabının 'en kısa sürede; mümkün olan ilk fırsatta bu tedbirinin son

bulacağı' şeklinde olduğu çok açıktır. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni dikkate

alınarak getirilen bu kuralın, izah olunan gerekçelerle belirlilik ve ölçülülük

ilkelerini ihlâl etmediği, dolayısıyla Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk

devleti ilkesine aykırı düşmediği görülmektedir.

Açıklanan nedenlerle, kuralın Anayasa'ya aykırı bir yönü bulunmadığı ve iptal isteminin reddi gerektiği kanaatine vardığımızdan; çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyoruz.

Üye

Muammer TOPAL

Üye

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Zehra Ayla

PERKTAŞ

FARKLI GEREKÇE

İtiraz yoluyla iptali istenen kuralda '168 inci madde hükümlerini bozmamak şartiyle, her mafevk emir altında olmayanları da disiplinin temini için muvakkat olarak tevkif etmeğe veya ettirmeğe salahiyetlidir. Ancak bu tevkif keyfiyeti gün ve saatiyle derhal mevkufun disiplin amirine bildirilmelidir.' denilmektedir.

Kural, disiplin amirleri dışındaki üstlerin de emri altında olmayan asker kişileri disiplinin temini için, muvakkat olarak tevkif etmeye veya ettirmeye yetkili olduklarını öngörmektedir.

Kuralda yer alan 'muvakkat tevkif' sözcüğü ile 'geçici tutuklama'nın kastedildiği açıktır.

Tevkif (Tutuklama), yakalama ve gözaltına alma sözcüklerinin her birinin hukuken farklı anlamlarının ve buna bağlı olarak da hukuki sonuçlarının bulunduğu kuşkusuzdur.

Anayasa'nın 19. maddesinde 'Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.

'

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir'' hükmü yer almaktadır.

Tutuklanmanın da yakalama, gözaltına alma ve benzeri haller gibi kişi hürriyeti ve güvenliğini ihlâl eden hukuki bir tasarruf olmasına rağmen, doğuracağı hukuki sonuçları gözeten anayasa koyucunun, Anayasa'nın 19. maddesinde yaptığı düzenlemede tutuklamayı diğerlerinden ayırarak, ancak, hâkim kararıyla gerçekleştirilebileceğine işaret etmekte ve bu kurala her hangi bir istisna da getirmemektedir. Söz konusu düzenlemeden, hâkim dışında hiç kimsenin tutuklama kararı verme yetkisinin bulunmadığı sonucu çıkmaktadır.

İtiraz konusu kuralla her üste verilen tevkif etme veya ettirme yetkisinin, kişiyi hürriyetinden yoksun edecek şekilde bir yere kapatılmasını sağlayacağı, böylece şahsi hürriyeti sınırlayacağı, bu yetkinin kullanılmasının tutuklama ile aynı sonuçları doğuracağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Bu nedenle sözü edilen yetkinin, Anayasa'nın 'kişi hürriyeti ve güvenliği' ile ilgili düzenlemede yer alan 'tutuklama' ile aynı nitelikte olduğunun kabulü gerekir.

Anayasa'nın 19. maddesinde usulüne uygun olarak verilmiş hâkim kararı olmadıkça kimsenin tutuklanamayacağı belirtildiği halde, iptali istenen kural gereğince muvakkat tevkif (geçici tutuklama) suretiyle kişi hürriyeti hâkim kararı olmadan da kısıtlanabilecektir. Bu durum, Anayasa'nın kişi hürriyeti ve güvenliğini düzenleyen 19. maddesine aykırıdır.

Açıklanan nedenle kuralın, kişi hürriyeti ve güvenliğini düzenleyen Anayasa kuralına aykırı olduğu için iptali gerekir.

İptal kararına bu gerekçeyle katılıyorum.

Üye

Recep KÖMÜRCÜ

Üye

Nuri NECİPOĞLU

KARŞIOY YAZISI

Askeri Ceza Kanunu'nun itiraz konusu 169. maddesinde, her mafevkin, emir altında olmayanları da disiplinin temini için muvakkat olarak tevkif etmeğe veya ettirmeğe selahiyetli olduğu, ancak bu tevkif keyfiyetinin gün ve saatiyle derhal mevkufun disiplin amirine bildirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Kuralla, Anayasa'nın 38. maddesin onuncu fıkrasında yer alan, idarenin kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamayacağı ilkesinin, fıkranın ikinci cümlesinde silahlı kuvvetler yönünden öngörülen istisnaları kapsamında bir düzenleme yapıldığı açıktır. Kuralda bu yönüyle Anayasa'ya aykırılık bulunmadığı muhterem çoğunlukça da saptanmış olmakla birlikte, kuralın belirsiz süreyle kişilerin özgürlüklerinden mahrum bırakılması tehlikesini ortaya çıkardığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.

Kural gereğince bir mafevkin yetkili olduğu geçici tevkif 'ki, burada yakalama anlamında kullanıldığında kuşku yoktur- keyfi ve süresiz olarak kullanılabilecek bir yetki olmayıp, maddenin içerisinde yer alan 'tevkif keyfiyeti gün ve saatiyle derhal mevkufun disiplin amirine bildirilmelidir'ibaresiyle sınırlandırılmıştır. 'Derhal' kelimesinin hukuktaki ve askerlikteki anlamı açık olup, bu konuda geçici tevkifi yapan veya yaptırana her hangi bir takdir hakkı verilmemiştir.

Mevkufun disiplin amirinin keyfiyeti öğrendiği anda, mevkufun özgürlüğünün kısıtlanmasına ilişkin tedbirin sorumluluğu da disiplin amirine geçecektir. Disiplin amirinin gerekli işlemleri yapmakta ve koşulları mevcut değilse tevkifi kaldırmakta gecikmesi halinde bundan doğacak sorumluluğun kendisine ait olacağında tereddüt yoktur. Bu nedenle, her hangi bir mafevke geçici tevkif yetkisi veren kuralın, kişilerin belirsiz sürelerle özgürlüklerinden mahrum bırakılmasına yol açacağından söz edilemez.

Bu nedenle belirsizlik içermeyen kuralın Anayasa'ya aykırı bir yönü bulunmadığından iptal isteminin reddi gerekir.

Üye

Mehmet

ERTEN

[A1]Anayasa'nın 19. maddesinden de başvuru var ve bu madde yukarıda değerlendirmeye tabi tutularak kuralın, 19. madde ile ilgisinin olmadığına dair gerekçe yazılmış. Bu durumda, sonuca da bu hususun konulması gerekir. Yani kuralın, Anayasa'nın 19. maddesiyle ilgili olmadığı yazılmalı.

Üye Osman · Alifeyyaz PAKSÜT

Anayasa Mahkemesi, E. 2012/1, K. 2012/147, 11 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Esasın İncelenmesi
  8. Vı- İptal Kararının Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu
  9. Altan
  10. Kantarcıoğlu
  11. Özgüldür
  12. Perktaş
  13. Akıncı
  14. Karşıoy Gerekçesi
  15. Altan
  16. Özgüldür
  17. Perktaş
  18. Farklı Gerekçe
  19. Karşıoy Yazısı
  20. Erten
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2012/1
Karar No
2012/147
Tarih
11 Ekim 2012

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2011/147 K.2012/152
  • AYM Norm Denetimi E.2012/101 K.2012/137
  • AYM Norm Denetimi E.2012/106 K.2012/190
  • AYM Norm Denetimi E.2011/149 K.2012/187
  • AYM Norm Denetimi E.2011/107 K.2012/184
  • AYM Norm Denetimi E.2012/27 K.2012/173

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.