İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2012/108 K.2013/64

Mahkemesi

Esas2012/108Karar2013/64Tarih22 Mayıs 2013Okuma11 dk · 2.172 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
22 Mayıs 2013
Esas Sayısı
2012/108
Karar Sayısı
2013/64
Karar Günü
22.5.2013
R.G. Tarih-Sayı
12.07.2013-28705
İtiraz yoluna başvuran
Şirvan Asliye Hukuk
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.172 kelime·11 dk okuma·12 bölüm

Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

31.8.1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun, 5.11.2003 günlü, 4999 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 6. maddesiyle değiştirilen 11. maddesinin birinci fıkrasının 'Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir.' biçimindeki üçüncü ve dördüncü cümlelerinin Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi istemidir.

I- OLAY

Maliye Hazinesine karşı açılan tapu iptali ve tescil davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.'

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

31.8.1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun, 5.11.2003 günlü, 4999 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle değiştirilen ve itiraz konusu kuralı da içeren 11. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

'Madde 11- (Değişik: 5/11/2003-4999/6 md.) Orman

kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanakların askı suretiyle ilânı,

ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmündedir. Tutanak, harita ve kararlara

karşı askı tarihinden itibaren bir ay içinde kadastro mahkemelerine, kadastro

mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemeye

müracaatla sınırlamaya ve 2 nci maddeye göre orman sınırları dışına çıkarma

işlemlerine Çevre ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü ve hak sahibi

gerçek ve tüzel kişiler itiraz edebilir. Bu müddet içinde itiraz olmaz

ise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir. Ancak,

tapulu gayrimenkullerde tapu sahiplerinin, on yıllık süre içerisinde dava açma

hakları mahfuzdur.'

B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine dayanılmış, 36. maddesi ise ilgili görülmüştür.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN'ın katılımlarıyla 11.10.2012 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Hakan ATASOY tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- İtiraz Konusu Kuralın Anlam ve Kapsamı

Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrasının itiraz konusu üçüncü cümlesinde, orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanaklara karşı maddede belirtilen bir aylık süre içinde itiraz olmaz ise komisyon kararlarının kesinleşeceği, aynı maddenin dördüncü cümlesinde ise bu sürenin hak düşürücü süre olduğu hükme bağlanmıştır.

Hak arama yolunu kısıtlayan hak düşürücü süre, hakkı ortadan kaldırıcı, yok edici işleve sahip olduğundan, süre geçtikten sonra hakkın varlığından söz edilemez. Hak düşürücü süre ile kanunun belirlediği sürede dava açılmaması hâlinde hakkın sona ereceği ve bu nedenle de hâkimin süreyi kendiliğinden göz önünde bulunduracağı açıktır.

Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrasının itiraz konusu üçüncü cümlesinde 'bu müddet' denilerek, sürenin miktarı ve başlangıcı konusunda 11. maddenin birinci fıkrasının itiraza konu olmayan diğer kısımlarına atıfta bulunulması; fıkranın son cümlesinde ise hak düşürücü olduğu belirtilen sürenin geçirilmesi hâlinde, tapulu gayrimenkullerde tapu sahiplerinin, on yıllık süre içinde dava açma haklarının mahfuz olduğunun, aksi ifadeyle, tapusuz gayrimenkul sahiplerinin dava açma haklarının bulunmadığının belirtilmesi nedeniyle, itiraz konusu kuralın düzenlendiği cümleler yanında, ayrıca ilgili oldukları diğer yasa kuralları ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

Kanun'un 9. maddesinin ikinci fıkrasına göre, orman kadastro tutanakları, sınırlandırılan ormanların işletme şeklini, ihtiva ettikleri ağaç türlerini, mülkiyet ve diğer ayni hakları, sınırda bulunan taşınmaz malların cinsini, maliklerinin ve işgal edenlerin ad ve soyadını, gösterilen veya verilen belgelerin tarih, numara ve nitelikleri ile ilgililer tarafından yapılan itirazları kapsayacak şekilde düzenlenen belgelerdir.

Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrasında, kadastro tutanak suretlerinin haritaları ile birlikte orman kadastro komisyonlarınca ilgili köy, belde veya mahallelerde uygun yerlere asılmak suretiyle ilan edileceği; 11. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde, bu tutanakların askı suretiyle ilanının, ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmünde olduğu; ikinci cümlesinde ise tutanak, harita ve kararlara karşı itiraz süresinin askı tarihinden itibaren başlaması öngörülmüştür. Dolayısıyla, itiraz konusu üçüncü cümlede yer alan müddet, orman kadastro tutanaklarının askı suretiyle ilanı ile başlamakta ve bu ilan, ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmünde olmaktadır.

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 1. maddesinde, 'Kazaî

merciler, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol

Kanununa ekli (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu

idareleri, (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idareler, (III) sayılı

cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlar, (IV) sayılı cetvelde yer

alan sosyal güvenlik kurumları ile il özel idareleri, belediyeler, köy hükmî

şahsiyetleri, barolar ve noterler tarafından yapılacak elektronik ortam da

dâhil tüm tebligat, bu Kanun hükümlerine göre Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel

Müdürlüğü veya memur vasıtasıyla yapılır.' denilerek, kamu kurum ve

kuruluşlarının tebligatlarını 7201 sayılı Kanun hükümlerine göre yapmaları

gerektiği belirtilmiş, Kanun'un devam eden maddelerinde tebligatların hangi

usullerle yapılacağı düzenlenmiştir. Buna göre, 6831 sayılı Kanun'un 11.

maddesinde öngörülen askı suretiyle ilanın, 7201 sayılı Kanun'da belirtilen tebligat

usulleri arasında yer almadığı görülmektedir.

Öte yandan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesinin

birinci fıkrasında, 'Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı

davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde

bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki

mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir' denilerek,

kişilerin olağanüstü kazandırıcı zamanaşımıyla tapu kütüğüne kayıtlı olmayan

bir gayrimenkul üzerinde mülkiyet hakkına sahip olabilecekleri ve bu haklarını

tapu kütüğüne kaydettirebilecekleri hükme bağlanmıştır. 6831 sayılı Kanun'un

11. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde, 'Ancak, tapulu

gayrimenkullerde tapu sahiplerinin, on yıllık süre içerisinde dava açma hakları

mahfuzdur.' denildiğinden, cümlenin aksi ifadesinden, maddede

belirtilen bir aylık süre içinde dava açmayan tapusuz gayrimenkul sahiplerinin,

tapulu gayrimenkul sahiplerinden farklı olarak, on yıllık süre içerisinde dava

açma haklarının bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda, itiraz konusu

kuralda yer alan bir aylık hak düşürücü süre, tapulu gayrimenkullerde orman

kadastro tutanaklarına itiraz süresi olup, sürenin geçirilmesi sadece bu

tutanakların kesinleşmesine yol açarken; tapusuz gayrimenkullerde mülkiyet

hakkından doğan dava hakkının ortadan kalkmasına sebep olmakta ve mülkiyet

hakkına dayalı dava açma süresi hâline gelmektedir.

Daha önce altı ay olan süreyi bir aya indiren 19.4.2012 günlü,

6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına

Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait

Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un 13. maddesinin gerekçesinde, bu

sürenin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce yapılan kadastro çalışmalarında

olduğu gibi bir aya indirilerek, hem Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile ortak

hareket imkânının artırılmasının hem de çalışmaların hızlandırılmasının

amaçlandığı belirtilmiştir. Ancak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinde,

30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına

ait sınırlandırma ve tespitlerin kesinleşeceği belirtilmekle birlikte, 'Bu

tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların

kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki

hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz' denilerek,

hem tapulu hem de tapusuz gayrimenkul sahiplerine dava açma hakkı

tanındığından, buradaki otuz günlük süre, 6831 sayılı Kanun'un 11. maddesinde

yer alan süreden farklı olarak, sadece kadastro tutanaklarının kesinleşmesine

yol açmaktadır.

B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

Başvuru kararında, kişilerin kadimden beri zilyetliklerinde

bulunan taşınmazları iktisap koşulları oluşmasına rağmen Devletin bölgede

kadastro çalışması yapmaması nedeniyle tapu siciline kaydettiremedikleri,

kadastro işlemlerinin hızlı ve özensiz yapılmasının yanı sıra, askı ilanlarının

sadece köyde yapılması nedeniyle köyde ikamet etmeyen hak sahiplerinin kadastro

işlemlerinden haberdar olmadıkları ve Kanun'da belirtilen bir aylık süre içinde

kadastro işlemlerine itiraz etme imkânı bulamadıkları, bunun sonucunda da

mülkiyet haklarının tapuya dayanmaması nedeniyle 10 yıllık süre içinde dava

açamadıkları, bu nedenle itiraz konusu kuralın mülkiyet hakkının özüne

dokunduğu belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine aykırı

olduğu ileri sürülmüştür.

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 43. maddesine göre, itiraz konusu kural ilgisi nedeniyle, Anayasa'nın 36. maddesi yönünden de incelenmiştir.

Kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla, sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf olanağı veren mülkiyet hakkı, Anayasa'nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence altına alınmış ve bu hakka ancak kamu yararı nedeniyle ve kanunla sınırlama getirilebileceği belirtilmiştir.

Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü güvence altına

alınmıştır. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye erişim

hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, hukuki bir uyuşmazlığın bu konuda karar

verme yetkisine sahip bir mahkeme önüne götürülmesi hakkını da

kapsar. Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü için herhangi bir

sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte, bunun hiçbir şekilde

sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel

sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı

sınırları bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddede

herhangi bir sınırlama nedenine yer verilmemiş olsa da, Anayasa'nın başka

maddelerinde yer alan kurallara dayanarak bu hakların sınırlandırılması da

mümkün olabilir. Dava açma hakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkin

bir kısım düzenlemelerin hak arama özgürlüğünün doğasından kaynaklanan

sınırları ortaya koyan ve hakkın norm alanını belirleyen kurallar olduğu

açıktır. Ancak, bu sınırlamalar Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan güvencelere

aykırı olamaz.

Anayasa'nın 13. maddesine göre temel hak ve özgürlüklere yönelik sınırlamalar, demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz.

Çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde

sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlükleri büyük

ölçüde kısıtlayan ve kullanılamaz hale getiren sınırlamalar hakkın özüne

dokunur. Temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamaların yalnız ölçüsü

değil, koşulları, nedeni, yöntemi, kısıtlamaya karşı öngörülen kanun yolları

gibi güvenceler hep demokratik toplum düzeni kavramı içinde

değerlendirilmelidir. Bu nedenle, temel hak ve özgürlükler, istisnai olarak ve

ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratik toplum düzeninin gerekleri için

zorunlu olduğu ölçüde ve ancak kanunla sınırlandırılabilirler. Demokratik bir

toplumda temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamanın, bu sınırlamayla

güdülen amacın gerektirdiğinden fazla olması düşünülemez. Demokratik hukuk

devletinde güdülen amaç ne olursa olsun, kısıtlamaların, bu rejimlere özgü

olmayan yöntemlerle yapılmaması ve belli bir özgürlüğün kullanılmasını önemli

ölçüde zorlaştıracak ya da ortadan kaldıracak düzeye vardırılmaması gerekir.

Hak arama özgürlüğü demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez

unsurlarından biri olup tüm bireyler açısından mümkün olan en geniş şekilde

güvence altına alınmalıdır. Diğer taraftan, hukuki işlem ve kuralların sürekli

dava tehdidi altında bulunması hukuk devletinin unsurları olan hukuki istikrar

ve hukuki güvenlik ilkeleriyle bağdaşmaz. Bu nedenle hak arama özgürlüğü ile

hukuki istikrar ve hukuki güvenlik gerekleri arasında makul bir denge

gözetilmelidir. Dava konusu kuralla getirilen süre sınırlamasının, kamu düzeniyle

ilgili olan kadastro işlemlerinin hızlandırılmasını ve düzenli bir tapu

sicilinin oluşmasını amaçladığı anlaşılmaktadır. Orman kadastro tutanaklarının

her an dava tehdidi altında bulunması, tutanakların kesinleşmesine engel olarak

kamu hizmetinin aksamasına neden olacağından, açılacak davalar için bir süre

sınırlaması getirilmesinde kamu yararı bulunmaktadır.

Tutanakların askı suretiyle ilan edilerek başlayan ve ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmünde olduğu kabul edilen bir aylık hak düşürücü süre, tapusuz gayrimenkul sahiplerinin kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açma hakkını ortadan kaldırdığından, kişilerin mülkiyet haklarının sona ermesine sebep olmaktadır. Bu niteliği ile itiraz konusu kural, kişisel yarar ile kamu yararı arasındaki dengeyi bozarak, hak arama özgürlüğünün ve mülkiyet hakkının ölçüsüz biçimde sınırlandırılmasına, hakkın özüne dokunarak kullanılamaz hale gelmesine yol açacak niteliktedir.

Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de 10.3.2009 günlü, 'Rimer

ve diğerleri/Türkiye'kararında, Kanun'da orman kadastro komisyonlarınca

düzenlenen tutanaklara karşı dava açmak için öngörülen sürenin ancak ilgili

şahsın etkin ve yeterli bir şekilde bilgi sahibi olmasından sonra

başlayabileceği, bu tutanakların köy kahvesinde ilan edilmesinin doğru ve

gerektiği şekilde tebliğ için yeterli olmadığı, tabiat ve ormanların, daha

genel anlamda çevrenin korunması amacıyla mülkiyet hakkı gibi bazı temel

haklara müdahalede bulunulabileceği ancak mülkün gerçek değerine göre makul

kabul edilebilecek bir tazminat ödemeden mülkiyetten mahrum bırakmanın 1 No'lu

Ek Protokol'ün 1. maddesi bakımından aşırı zarar oluşturduğu, dolayısıyla, mülk

sahiplerine hiçbir tazminat ödenmemesinin, kamu yararı ile temel insan

haklarının korunması arasında oluşturulması gereken doğru dengeyi başvuranlar

aleyhine bozduğu sonucuna varmıştır.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 13., 35. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

VI- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU

Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, 'Kanun, kanun hükmünde kararname ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez' denilmekte, 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır.

31.8.1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun, 5.11.2003 günlü, 4999 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle değiştirilen 11. maddesinin birinci fıkrasının 'Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir' biçimindeki üçüncü ve dördüncü cümlelerinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk, kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince bu bende ilişkin iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

SONUÇ / HÜKÜM

VII- SONUÇ

31.8.1956 günlü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun, 5.11.2003 günlü, 4999 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 6. maddesiyle değiştirilen 11. maddesinin birinci fıkrasının 'Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir.' biçimindeki üçüncü ve dördüncü cümlelerinin Anayasa'ya aykırı olduklarına ve İPTALLERİNE, iptal hükümlerinin, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30.3.2011 günlü, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, KARARIN RESMÎ GAZETE'DE

YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, 22.5.2013

gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkanvekili

Serruh KALELİ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Zehra Ayla

PERKTAŞ

Üye

Recep KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan ÜSTÜN

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

Erdal TERCAN

Üye

Muammer TOPAL

Üye

Zühtü ARSLAN

Üye

M. Emin KUZ

Anayasa Mahkemesi, E. 2012/108, K. 2013/64, 22 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Esasın İncelenmesi
  8. Vı- İptal Kararının Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu
  9. Yayımlanmasından Başlayarak Altı Ay Sonra Yürürlüğe Girmesine, 22.5.2013
  10. Altan
  11. Özgüldür
  12. Perktaş
  13. Akıncı
  14. M. Emin KUZ
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2012/108
Karar No
2013/64
Tarih
22 Mayıs 2013

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2013/59 K.2013/68
  • AYM Norm Denetimi E.2013/44 K.2013/59
  • AYM Norm Denetimi E.2013/55 K.2013/67
  • AYM Norm Denetimi E.2013/39 K.2013/65
  • AYM Norm Denetimi E.2011/79 K.2013/69
  • AYM Norm Denetimi E.2012/18 K.2013/80

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.