İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2012/117 K.2012/204

Kuvveti Komutanlığı Eskişehir 1. Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesi

Esas2012/117Karar2012/204Tarih27 Aralık 2012Okuma15 dk · 2.930 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
27 Aralık 2012
Esas Sayısı
2012/117
Karar Sayısı
2012/204
Karar Günü
27.12.2012
R.G. Tarih-Sayı
06.03.2013-28579
İtiraz yoluna başvuran
Hava
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.930 kelime·15 dk okuma·14 bölüm

Kuvveti Komutanlığı Eskişehir 1. Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

25.10.1963 günlü, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin, Anayasa'nın 2., 10., 36. ve 145. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.

I- OLAY

Türk Silahlı Kuvvetlerinde sivil işçi olarak çalışan sanık hakkında 'Hizmette Tekasülle Harp Malzemesini Hasara Uğratmak' suçundan açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatine varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

25.10.1963 günlü, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun itiraz konusu kuralın da yer aldığı 10. maddesi şöyledir:

'ASKER KİŞİLER

Bu Kanunun uygulanmasında aşağıda yazılı olanlar asker kişi sayılırlar:

A) (Değişik: 29/6/2006 ' 5530/2 md.) Muvazzaf askerler; subaylar, astsubaylar, askerî öğrenciler, uzman jandarmalar, uzman erbaşlar, sözleşmeli erbaş ve erler, erbaş ve erler,

B) Yedek askerler (Askeri hizmette bulundukları sürece),

C) (İptal: Anayasa Mahkemesi'nin 20/9/2012 tarihli ve E.: 2012/45,

K.

2012/125 sayılı Kararı ile.)

D) Askeri işyerlerinde çalışan ve İş Kanununa tabi bulunan işçiler,

E) Rızası ile Türk Silahlı Kuvvetlerine katılanlar,

F) (Mülga: 29/6/2006-5530/62 md.)'

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 10., 36. ve 145. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN'ın katılımlarıyla 1.11.2012 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir[.

VI- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatma BABAYİĞİT tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında, 5982 sayılı Kanun ile Anayasa'nın 145. maddesinde değişiklik yapılarak savaş hali haricinde asker olmayan kişilerin askeri mahkemelerde yargılanamayacağının hüküm altına alındığı, Anayasa'nın anılan maddesinde değişiklik yapılmasına rağmen askeri işyerlerinde çalışan ve İş Kanunu'na tabi bulunan işçilerin askeri mahkemelerde yargılanmasına olanak tanıyan itiraz konusu kuralın halen mevcudiyetini koruduğu, böylece kuralın Anayasa'ya aykırı hale geldiği belirtilerek Anayasa'nın 2., 10., 36. ve 145. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

İtiraz konusu kuralda, 353 sayılı Kanun'un uygulanmasında askeri işyerlerinde çalışan ve İş Kanunu'na tabi bulunan işçilerin asker kişi sayılacağı belirtilmiştir.

7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Kanun ile değiştirilen Anayasa'nın

145. maddesinde, 'Askerî yargı, askerî mahkemeler ve disiplin mahkemeleri

tarafından yürütülür. Bu mahkemeler; asker kişiler tarafından işlenen askerî

suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle

ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidir. Devletin

güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar

her halde adliye mahkemelerinde görülür. Savaş hali haricinde, asker olmayan

kişiler askerî mahkemelerde yargılanamaz. Askerî mahkemelerin savaş halinde

hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili oldukları; kuruluşları ve

gerektiğinde bu mahkemelerde adlî yargı hâkim ve savcılarının

görevlendirilmeleri kanunla düzenlenir.' denilmektedir.

Anayasa'nın 145. maddesinde yapılan değişikliğin gerekçesinde,

askeri yargının görev alanının yeniden düzenlendiği, mevcut hükümde askeri

yargının görev alanının oldukça geniş düzenlenmesi nedeniyle uluslararası

belgelerde bu durumun eleştirildiği, askeri mahkemelerin görev alanının

demokratik hukuk devletinin getirdiği ölçüler çerçevesinde yeniden

tanımlandığı, getirilen düzenlemeyle askeri mahkemelerin görev alanının askeri

suçların yargılanmasıyla çağdaş ülkelerde olduğu gibi sınırlandırıldığı ve

asker kişilerin sadece askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak

işledikleri askeri suçlara ait davalarla sınırlı tutulduğu, asker olmayan

kişilerin savaş hali haricinde, askeri mahkemelerde yargılanamayacağının

anayasal teminat altında alındığı belirtilmektedir.

İtiraz konusu kurala göre, askeri işyerlerinde çalışan ve İş

Kanunu'na tabi bulunan işçiler, asker kişi sayılmakta ve buna bağlı olarak

anılan kişilerin herhangi bir suç işlemeleri durumunda askeri mahkemelerde

yargılanmaları söz konusu olmaktadır. Ancak, Anayasa'nın 145. maddesinin

değişiklik gerekçesinde de belirtildiği üzere, savaş hali dışında asker olmayan

kişilerin işledikleri suçlar nedeniyle askeri mahkemelerde yargılanamayacağı

anayasal olarak teminat altına alınmıştır. Bu durumda, Anayasa'nın 145.

maddesinde yapılan değişiklik sonucunda, askeri işyerlerinde çalışan ve İş

Kanunu'na tabi bulunan işçilerin askeri mahkemelerde yargılanmasına olanak

tanıyan itiraz konusu kural Anayasa'ya aykırı hale gelmiştir.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 145. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.

İtiraz konusu kural, Anayasa'nın 145. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden, Anayasa'nın 2., 10. ve 36. maddeleri yönünden incelenmemiştir.

Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Nuri NECİPOĞLU ve Celal Mümtaz AKINCI bu görüşe katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

25.10.1963 günlü, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Nuri NECİPOĞLU ile Celal Mümtaz AKINCI'nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 27.12.2012 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim KILIÇ

Başkanvekili

Serruh KALELİ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Zehra Ayla

PERKTAŞ

Üye

Recep KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan ÜSTÜN

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

Erdal TERCAN

KARŞIOY GEREKÇESİ

25.10.1963 günlü, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun 'Asker kişiler' başlıklı 10. maddesinin itiraz istemlerine konu (D) bendinde 'Askeri işyerlerinde çalışan ve İş Kanununa tabi bulunan işçiler'in, bu Kanun'un uygulanmasında asker kişi sayılacakları hüküm altına alınmaktadır.

Benzer düzenlemeler, Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgili muhtelif kanunlarda yer almaktadır. Bu meyanda, sözkonusu hükümlere kısaca temas etmekte yarar bulunmaktadır.

1- 22.5.1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 'Askeri Şahıslar' başlıklı 3. maddesinde;

'Askeri şahıslar; Mareşalden asteğmene kadar subaylar, astsubaylar, Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel, uzman jandarma ve uzman erbaşlar, erbaş ve erler ile askeri öğrencilerdir.

Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan Devlet memurlarının asker kişi sıfatları, 4.1.1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 115 inci maddesinde belirtilen yükümlülükleri ile sınırlıdır.'

Anılan kuralla birlikte Askeri Ceza Kanunu'nun 23., 32., 165. ve 171. maddelerinin 'sivil memurlar' yönünden açılan iptal davasında Anayasa Mahkemesi, 25.11.2005 tarih ve E.2000/34, K.2005/91 sayılı kararıyla (RG. 8.11.2006, Sayı: 26340) iptal istemini şu gerekçeyle reddetmiştir:

''Askeri Ceza Kanunu'nun 4551 sayılı Yasa'nın 1. maddesi ile

değiştirilen 3. maddesinde kimlerin askeri şahıs sayılacağı belirtilmiş ve

Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda

çalışan sivil personel de askeri şahıs tanımı içerisinde sayılmış, 3. maddesi

ile değiştirilen 23. maddesinin (B) ve (D) fıkralarında, 4. maddesi ile değiştirilen

171. maddesine bağlı cetvelde göz ve oda hapsi cezaları, bunların niteliği,

neticeleri, yerine getirilmesi, kimlere ne kadar süre verileceği ve bu cezaları

vermeye yetkili amirler belirlenmiş, bu kapsamda Milli Savunma Bakanlığı ile

Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan Devlet memurlarına sadece amire saygısızlık

ve emre itaatsizlik suçlarından dolayı dört haftaya kadar göz veya oda hapsi

cezası verileceği, disiplin bozucu diğer eylemleri hakkında ilgili kanun

hükümlerinin uygulanacağı ve bu cezaların süresinin tayininde öğrenim ve sosyal

durumlarının dikkate alınacağı belirtilerek tanım maddesindeki düzenleme

somutlaştırılmıştır'

Askeri Ceza Kanunu'nun 3. maddesinin 4551 sayılı Yasa'nın dava konusu 1. maddesiyle yapılan değişikten önceki halinde 'askeri şahıslar', 'mareşal (Büyük Amiral) den asteğmene kadar subaylar ile astsubaylardan ere kadar erat ve bilumum askeri memurlar, askeri hâkimler ve müstahdemler ve askeri talebelerdir' şeklinde tanımlanmıştır.

4.1.1961 günlü, 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 115. maddesinin (b) bendinde, 'Bütün sivil personel emrinde çalıştıkları askeri amirlere karşı ast durumunda olup, bu Kanunun 14 üncü maddesinin asta tahmil ettiği vazifeleri aynen yapmaya mecburdurlar. Hilâfına hareket edenler askerlerin tâbi olduğu cezai müeyyidelere tâbi olurlar.' denilmiştir.

25.10.1963 günlü, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesinde 'Milli Savunma Bakanlığı veya Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşlarında çalışan sivil personel' ile 'askeri işyerlerinde çalışan İş Kanunu'na tâbi bulunan işçiler' asker kişi sayılmışlardır.

16.6.1964 günlü, 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu,

Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkında Kanun'un 7. maddesinde

disiplin amirlerinin, 14. maddesinde ise nezdinde disiplin mahkemesi kurulan

komutan veya askeri kurum amirinin, bir disiplin suçu işleyen asker kişileri

oda ve göz hapsi cezalarıyla cezalandırabileceği gibi cezalandırılmaları için

disiplin mahkemesine sevk edebilecekleri, 38. maddesinin (D) bendinde sivil

personel hakkında verilen oda veya göz hapsi cezalarının öğrenim ve sosyal

durumları göz önüne alınarak yerine getirileceği, 62. maddesinin ikinci

fıkrasında sivil personel hakkında verilen ve yerine getirilen oda ve göz hapsi

cezalarının bunların yükselmelerinde nazara alınmak üzere sicillerine

işleneceği öngörülmüştür.

İptali istenilen 4551 sayılı Yasa'nın dava konusu 1. maddesiyle değiştirilen Askeri Ceza Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasında 'Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel' askeri şahıslar arasında sayılmış, ikinci fıkrasında ise bunlardan Devlet memurları statüsünde olanların, asker kişi sıfatlarının Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 115. maddesinde belirtilen yükümlülükleri ile sınırlı olduğu belirtilmiştir.

Yukarıda açıklanan hükümlerden anlaşılacağı gibi, adı geçen memurların belirtilen kapsamda Askeri Ceza Kanunu bağlamında askeri şahıs sayılmaları ve askeri disiplin cezalarına tâbi olmaları ilk defa 4551 sayılı Yasa'yla kabul edilmiş değildir. Diğer bir ifade ile bu memurların statülerinde bir değişiklik yapılmamıştır. Yapılan değişikliğin, önceki uygulamayı devam ettirmeyi ve oluşabilecek kimi duraksamaları ortadan kaldırmayı amaçladığı anlaşılmaktadır'

Bu duruma göre, dava dilekçesinde ileri sürüldüğü şekilde Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personelin önceki statülerinden farklı yeni bir statüye geçirilmiş oldukları ve statü karmaşası yaratıldığı ve bu durumun hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu yönündeki savların isabetli olmadığı sonucuna varılmıştır'

Silahlı Kuvvetlerde ifa edilen hizmetin niteliği ve gerekleri, farklı çalışma koşullarını, özlük haklarını, disiplin hükümlerini gerektirmektedir. Bu nedenle, Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan sivil memurların, istisnai bazı durumlarda diğer Devlet memurlarından farklı olarak Askeri Ceza Kanunu'nda yer alan kimi kurallara bağlı tutulmalarının, tâbi olunan statünün bir gereği olduğu ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin düzeninin korunması ile ilgili bulunduğu görüldüğünden, dava konusu yasa kurallarının eşitlik ilkesine aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır.

Dava konusu kurallarla, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli Devlet memurlarına verilebileceği öngörülen göz veya oda hapsi cezaları, niteliği, yerine getirilmesi ve sonuçları bakımından ceza hukuku anlamında özgürlüğü bağlayıcı ceza özelliği taşımayan, sadece disiplini koruma ve bozulan disiplini sağlama niteliğinde olan cezalardır.

Anayasa'nın 19. maddesinde sayılan ve kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran haller arasında, bu nitelikte olan disiplin cezaları sayılmamış ise de, 38. maddesindeki 'idare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz.' genel ilkesinden sonra 'Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.' denilmiştir.

Görüldüğü üzere, Anayasa koyucu, Anayasa'nın 38. maddesini

vazederken 'Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni' kavramını

kullanmıştır. Burada 'Silahlı Kuvvetler mensupları' ya da dar

ve teknik anlamda 'askeri personel' şeklinde kavramlar tercih

edilmemiştir. Böylece, kişi hürriyetinin idare tarafından

kısıtlanabilmesine izin veren istisnai düzenlemelerin kapsamına kimlerin

gireceği belirlenirken 'şahıslar'a değil, aksine 'Silahlı Kuvvetlerin iç

düzeni' kavramına vurgu yapılmıştır. Diğer bir ifadeyle, Anayasa'nın

38. maddesinin onbirinci fıkrası vazedilirken 'şahıslar' değil, 'yapılan iş'

esas alınmıştır. Böylece, Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından

gerekli olması halinde kanunla getirilecek istisnai hükümlerle Türk Silahlı

Kuvvetlerinde görevli bulunan gerek asker ve gerekse sivil personel hakkında

idare tarafından kişi hürriyetini bağlayıcı yaptırımların uygulanabilmesine

olanak tanıyan düzenlemelerin yapılmasına Anayasa'nın 38. maddesinde izin

verilmiş olduğu sonucuna varılmıştır'

Anayasa'nın 129. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan 'Silahlı Kuvvetler mensupları' hakkındaki hükümler saklıdır.' ibaresindeki 'Silahlı Kuvvetler mensupları' kavramının, Anayasa'nın 38. maddesindeki düzenlemeye paralel biçimde genel bir ifade olduğu ve Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda görevli Devlet memurlarını da kapsadığı görülmektedir. Esasen, Anayasa'nın çeşitli maddelerinde yer alan 'askeri hizmetin gerekleri; 'Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni' gibi ifadeler, disiplin konusunda askerlik hizmetine ilişkin gelenekleri ve kurulmuş düzenin Anayasa tarafından benimsenmiş olduğunu göstermektedir' İptal isteminin reddi gerekir''

Mezkur Anayasa Mahkemesi kararında; mevcut anayasal sistemin 'Türk Silahlı Kuvvetleri' mensupları kapsamına bu kurumda görev yapan 'Devlet memurları'nın da dahil olduğu, 'Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni' gereği ve 'disiplin' gibi kriterler gözetilerek, bu konumdaki Devlet memurları yönünden, Silahlı Kuvvetler dışında görev yapan Devlet memurlarından farklı bir takım yasal düzenlemeler yapılabileceği açıkça ifade edilmektedir. Diğer bir deyişle, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yapmakta olan 'Devlet memurları'nı 'asker kişi' kabul eden yasakoyucunun bu konudaki takdiri Anayasa'ya uygun bulunmuştur.

2- 4.1.1961 günlü, 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 'Silahlı Kuvvetlerde Çalışan Sivil Personel' başlıklı 115. maddesinde; 'Silahlı Kuvvetlerde çalışan sivil memur, müstahdem, müteferrik müstahdem ve gündelikçi sivil personel bu Kanunun askerlere tahmil ettiği sorumluluk ve hizmetlerin ifası bakımından

a) Amir vazifesi alanlar; maiyetindeki bütün askeri ve sivil personele hizmetin icap ettirdiği emirleri verebilir. Ceza vermek salâhiyetleri yoktur. Maiyetin cezalandırılması icap eden hallerde en yakın askeri amire müracaat edilir.

b) Bütün sivil personel emrinde çalıştıkları askeri amirlere karşı ast durumunda olup bu Kanunun 14 üncü maddesinin asta tahmil ettiği vazifeleri aynen yapmaya mecburdurlar. Hilâfına hareket edenler askerlerin tâbi olduğu cezaî müeyyidelere tâbi olurlar.' denilmektedir.

Aynı Kanun'un 116. maddesinin (d) bendinde ise;

'Sivil personel Silahlı Kuvvetlerde gördükleri hizmetlerin hususiyetleri göz önüne alınarak bu Kanunun 77 nci maddesi gereğince nöbet hizmetlerine sokulabilirler.' hükmü yer almaktadır.

3- 16.6.1964 günlü, 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkında Kanun'un 'Görev' başlıklı 7. maddesinde 'Disiplin Mahkemeleri asker kişilerin bu Kanunda yazılı disiplin suçlarına ait davalara bakar'' denilmekte; aynı Kanun'un 'Cezaların yerine getirilmesi' başlıklı 38. maddesinin (A) fıkrasında; subaylar, astsubaylar, sivil personel, uzman jandarma ve uzman erbaşlar hakkında 'göz hapsi' ve 'oda hapsi' cezaları verilebileceği hüküm altına alınmaktadır. Askeri işyerinde çalışan İş Kanununa tabi bulunan işçiler hakkında ise toplu sözleşmede belirtilen disiplin cezaları ile cezalandırılacakları açıklanmaktadır.

4- Anayasa'nın 'Askeri Yargı' başlıklı 145. maddesi 12.9.2010

günlü, 5982 sayılı Kanun'la değişmiş ve ikinci fıkrası evvelce 'Askeri

mahkemeler, asker olmayan kişilerin özel kanunda belirtilen askeri suçları ile

kanunda gösterilen görevlerini ifa ettikleri sırada veya kanunda gösterilen

askeri mahallerde askerlere karşı işledikleri suçlara da bakmakla

görevlidirler' şeklinde iken, 'Savaş hali haricinde, asker olmayan kişiler

askeri mahkemelerde yargılanamaz.' şeklini almıştır. Bu fıkraya ilişkin

'Değişik Gerekçesi'nde, ''Maddenin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, asker

olmayan kişilerin, savaş hali haricinde, askeri mahkemelerde yargılanamayacağı

teminat altına alınmaktadır.' denilmektedir.

5982 sayılı Kanunla yapılan Anayasa değişiklikleri arasında,

askeri yargıyı düzenleyen 145. maddedeki 'askeri hizmetin gereklerine göre'

ibaresi ile Askeri Yargıtay'ı düzenleyen 156. maddedeki 'askerlik hizmetlerinin

gereklerine göre' ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesini düzenleyen 157. maddedeki

'askerlik hizmetinin gereklerine göre' ibaresi ilgili Anayasa maddelerinden

çıkarılmıştır. 145. maddenin bu konudaki gerekçesinde ''söz konusu fıkrada yer

alan ve askeri yargının bağımsızlığını zedelediği düşünülen 'askerlik

hizmetinin gerekleri' ibaresi çıkarılmakta ve fıkranın aynı mahiyetteki son

cümlesi yürürlükten kaldırılmaktadır'' denilmekte; 156. ve 157. maddelerin bu

konudaki gerekçelerinde de '' mevcut metinde yer alan 'askerlik hizmetlerinin

gerekleri' ibaresi, yargı bağımsızlığının ve tarafsızlığının güçlendirilmesi

amacıyla madde metninden çıkarılmaktadır.' değerlendirilmesinde

bulunulmaktadır.

Ne var ki söz konusu Anayasa değişiklikleri sırasında, yukarıda

işaret edilen Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen Anayasa'nın 38/10 ve

129/4. maddelerinde herhangi bir değişiklik yapılmadığı gibi; yapılan

değişikliklerde de 'asker kişi'nin tanımı konusunda herhangi bir açıklama yer

almamaktadır. Diğer bir deyişle Anayasa koyucu, askeri yargının görev

alanındaki asker kişinin kim olduğu ve tanımı konusunda bilinçli olarak bir

tanımlama yapmamış ve bunun tespiti işini yasa koyucuya bırakmıştır. Yasa

koyucu da Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan Devlet memurlarını (müstahdem,

müteferrik müstahdem ve gündelikçi sivil personeli) Türk Silahlı Kuvvetlerinin

iç düzeni yönünden askeri itaat ve disiplinin ağır ihlâli saydığı 'amiri tehdit',

'amire hakaret', 'amire mukavemet', 'amire fiilen taarruz', 'emre itaatsizlikte

ısrar' gibi askeri cürümleri işlemeleri ve ayrıca 'amire

saygısızlık', 'emre itaatsizlik' ve 'amire bilerek doğru söylememek' gibi disiplin

suçlarını işlemeleri halinde 'asker kişi' kabul etmiş ve 1632

sayılı Askeri Ceza Kanunu ile 477 sayılı Kanunda buna ilişkin hükümlerin,

ilgili Askeri Mahkeme ve Disiplin Mahkemelerinin Devlet memurları hakkında da

tatbik edileceğini öngörmüştür.

Anayasa'nın 145. maddesinin ikinci fıkrasının 2010 değişikliği

sonrası düzenlemesine göre, savaş hali haricinde, asker olmayan kişilerin

askeri mahkemelerde yargılanması mümkün olmamakla beraber; Anayasa metnindeki 'asker

olmayan kişiler' ibaresine verilecek anlam, dava konusunun çözümüne

doğrudan etki yapacaktır. Anayasa'nın 145. maddesinin yine Anayasa'nın 38/10 ve

129/4. maddelerdeki 'Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından'' ve 'Silahlı

Kuvvetler mensupları ' hakkındaki hükümler saklıdır'' hükümleri ile

birlikte değerlendirilmesi zorunlu bulunmaktadır. Anayasa koyucunun bu konudaki

gerçek iradesi, 'asker olmayan kişiler' in sadece ordu mensubu olmayan

'siviller' olmayıp, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapmakta olan 'Askeri İş

yerlerinde çalışan ve İş Kanununa tabi bulunan işçileri ' de kapsadığı şeklinde

olsaydı; 38. ve 129. maddelerdeki istisnalarında yapılan Anayasa değişikliğiyle

kaldırılması gerekirdi. Nitekim Anayasa koyucu askeri yargının bağımsızlığını

ve tarafsızlığını zedelediğini düşündüğü 'askerlik hizmetinin gerekleri'

ölçütünü, söz konusu 2010 değişikliği ile 145., 156. ve 157. maddelerin

metinlerinden çıkarmış; buna karşılık 38. ve 129. maddedeki özel düzenlemelere

dokunmadığı gibi, isteseydi yapabileceği bir 'asker olmayan kişi'

tanımını yapmamış, hatta yapmaktan özel olarak kaçınarak, bunun takdirini yasa

koyucuya bırakmıştır. Diğer bir deyişle, Anayasa'nın 145. maddesinin ikinci

fıkrasında yapılan değişikliğin dava konusu kuralın iptalini gerektirir bir

yönü bulunmamaktadır. Yasa koyucunun, Anayasa koyucunun bu konuda kendisine

bıraktığı takdir yetkisini, askeri disiplini ağır derecede ihlal ettiğini

değerlendirdiği belli cürüm ve disiplin suçları yönünden kullanmasında 211

sayılı İç Hizmetler Kanunu'nun 115. maddesinde belirtilen ve Türk Silahlı

Kuvvetlerinde görevli Devlet memurları ve sivil personeli sadece bu suçlar

bakımından 'asker kişi' saymasında Anayasa'ya aykırı herhangi bir yön

bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda işaret edilen kararındaki kabul

ve gerekçeler, Anayasa'nın 145. maddesinde yapılan 2010 değişikliğinden sonra

da hukuki değerini korumakta olup; açıklandığı üzere, mevcut Anayasal ve yasal

normlar ışığında 'asker olmayan kişiler' kavramının, salt Silahlı Kuvvetler

camiası dışındaki sivil şahısları kapsadığını kabul etmek gerekmektedir.

5- Öte yandan, itiraz başvurusu gerekçesinde temas edilen

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İkinci Dairesi'nin 31.5.2011 tarihli (Başvuru

No: 45912/06) İçen-Türkiye kararına konu olayda, her ne kadar davacı Türk

Silahlı Kuvvetlerinde görevli bir Devlet memuru olmakla beraber; ihlâl

kararının gerekçesinin bir bütün olarak incelenmesinde, hükmün olayına özgü

biçimde verildiği anlaşılmaktadır. Gerçekten, itiraz başvurusu gerekçesinde

yollama yapılan Askeri Yargıtay Daireler Kurulu'nun 16.2.2012 tarih ve

E.2012/6, K.2012/21 sayılı kararının 'Karşıoy Gerekçesi'nde de isabetle işaret

edildiği üzere, sözü edilen AİHM kararı, incelediği olay itibariyle, başvuranın

askeri mahkemede yargılanmasına esas alınan kriterlerin, somut ve yeterli olmadığına

vurgu yapmaktadır. Kararda sözü edilen kriterler, 211 sayılı İç Hizmet

Kanunu'nun 115/b maddesi ile belirlenen kriterler olup, her somut olayda bu

kriterlerin değerlendirilmesi iç hukukumuzdaki uygulama gereğidir. Belirtilen

kriterlerin incelenen olayda soyut ve yetersiz olduğunu dile getiren 'İçen'

kararı, mahiyeti itibariyle iç hukukumuzda doğrudan uygulanabilir bir nitelik

taşımamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; itiraz istemlerine konu kuralın Anayasa'ya aykırı bir yönü bulunmadığı ve bu nedenle iptal isteminin reddi gerektiği kanaatine vardığımızdan; kuralın iptaline ilişkin çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Üye

Muammer TOPAL

Üye

Zühtü ARSLAN

Üye

Zehra Ayla

PERKTAŞ

Üye

Recep KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan ÜSTÜN

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Anayasa Mahkemesi, E. 2012/117, K. 2012/204, 27 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. 'Asker Kişiler
  7. K.
  8. Iv- İlk İnceleme
  9. Vı- Esasın İncelenmesi
  10. Altan
  11. Kantarcıoğlu
  12. Perktaş
  13. Akıncı
  14. Karşıoy Gerekçesi
  15. Perktaş
  16. Akıncı
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2012/117
Karar No
2012/204
Tarih
27 Aralık 2012

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2011/141 K.2013/10
  • AYM Norm Denetimi E.2012/93 K.2013/8
  • AYM Norm Denetimi E.2012/128 K.2013/7
  • AYM Norm Denetimi E.2011/45 K.2013/24
  • AYM Norm Denetimi E.2012/80 K.2013/16
  • AYM Norm Denetimi E.2011/131 K.2013/22

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.