İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2012/9 K.2012/103

Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi

Esas2012/9Karar2012/103Tarih5 Temmuz 2012Okuma22 dk · 4.461 kelime

KÜNYE

Anayasa İtiraz

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
5 Temmuz 2012
Esas Sayısı
2012/9
Karar Sayısı
2012/103
Karar Günü
5.7.2012
R.G. Tarih-Sayı
21.11.2012-28474
Yoluna başvuran
Hava
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.461 kelime·22 dk okuma·33 bölüm

Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi

İTİRAZIN

KONUSU : 22.5.1930

günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun;

1- 47. maddesinin birinci fıkrasının 22.3.2000 günlü, 4551 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle değiştirilen (A) bendinin,

2- 31.3.2005 günlü, 5329 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle eklenen Ek 8. maddesinin ikinci fıkrasının,

3- 26.2.2008 günlü, 5739 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle eklenen Ek 10. maddesinin ikinci fıkrasının,

Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.

I-

OLAY

Sanığın izin tecavüzü suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında, Anayasa'ya aykırılık iddiasını ciddi bulan Mahkeme, itiraz konusu kuralların iptalleri için başvurmuştur.

III-

YASA METİNLERİ

A-

İtiraz Konusu Yasa Kuralları

22.5.1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun itiraz konusu kuralları da içeren maddeleri şöyledir:

1- 'Cezaların tecili ve hürriyeti bağlayıcı cezalar yerine uygulanabilecek ceza ve tedbirler

Madde 47- (Değişik: 13/5/1940 - 3823/1 md.) Türk Ceza Kanununun birinci kitabının müstakil faslında yazılı olan cezaların tecili hakkındaki kaideler aşağıdaki hükümler nazara alınmak şartiyle askeri şahıslar hakkında da tatbik olunur.

A)

(Değişik : 22/3/2000 - 4551/12 md.) Askeri mahkemelerden Askeri Ceza Kanununun Üçüncü Babının Dördüncü Fasılında yazılı suçlardan dolayı verilen cezalar tecil edilemez ve para cezasına veya tedbirlerden birine de çevrilemez. Aynı Kanunun Üçüncü Babının Üçüncü Faslı ile 84 üncü maddesi hariç olmak üzere 5 inci ve 130 uncu maddesi hariç olmak üzere sekizinci fasıllarında yazılı suçlardan dolayı verilen cezalar tecil edilemez. Ancak fiili işlediği zaman onsekiz yaşını doldurmamış çocuklarla, hüküm zamanında yetmiş yaşına girmiş olanların mahkum oldukları bir seneden az hapis cezaları tecil olunabilir.

B)

Türk Ceza Kanunu mucibince bir kabahat fiilinden dolayı mahkum olan ve cezası tecil edilen kimse bir sene içinde ve yine mezkür kanuna tevfikan hapis cezası ile mahkum olan ve cezası tecil edilen bir kimse beş sene içinde; askeri bir suçtan dolayı hapis veya daha ağır bir cezaya mahkum olur ve bu askeri cürüm Türk Ceza Kanunu mucibince cezayi mucip fiillerden bulunmazsa, ikinci mahkumiyet evvelki cezanın teciline mani olmaz.

C)

Evvelki mahkumiyet askeri bir suç için verilmiş bir ceza olur ve bu askeri suç Türk Ceza Kanunu mucibince cezayi mucib bir fiil bulunmazsa ikinci fiilden dolayı Türk Ceza Kanunu mucibince verilecek cezanın teciline birinci fiil mani olamaz.'

2- 'Ek Madde 8- (Ek: 31/3/2005 ' 5329/1 md.) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun genel hükümleri bu Kanunda yer verilen suçlar hakkında da uygulanır. Ancak, bu Kanunun fer'î askerî cezalara ve cezaların ertelenmesine ilişkin hükümleri ile zamanaşımına ilişkin 49 uncu maddesinin (A) bendi hükümleri saklıdır.

Sırf askerî suçlar ile bu Kanunun Üçüncü Babının Dördüncü Faslında yazılı suçlar hakkında, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile ön ödeme hükümleri uygulanmaz.

Kamu görevinin üstlenilmesinden yoksun bırakılma veya bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına dair güvenlik tedbirleri, Türk Silâhlı Kuvvetleri mensupları hakkında, öngörülen süre kadar açığa çıkarılma şeklinde uygulanır. Yedek subaylar ile erbaş ve erler hakkında bu tedbirin uygulanması, askerlik hizmetlerinin tamamlanmasından sonra yerine getirilir.

Yedek subaylar hariç olmak üzere subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar ve Millî Savunma Bakanlığı ile Türk Silâhlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel hakkında, askerî ve adliye mahkemelerince verilen kısa süreli hapis cezaları Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentlerinde yazılı olanlar dışındaki seçenek yaptırımlara çevrilemez.'

3- 'Ek Madde 10- (Ek: 26/2/2008-5739/1 md.) Bu Kanunda ve diğer ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya kadar, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemeler bakımından bu Kanunun ek 8 ve 9 uncu maddeleri ile 16/6/1964 tarihli ve 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkında Kanunun 63 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.

Bu Kanunda yazılı suçlarla ilgili olarak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin beş ilâ ondördüncü fıkraları uygulanmaz.'

B-

Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine dayanılmıştır.

IV-

İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI ve Erdal TERCAN'ın katılımlarıyla 9.2.2012 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, sınırlama sorununun esas inceleme aşamasında ele alınmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, Anayasa Mahkemesi Raportörü Mustafa ÇAL tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A- Uygulanacak Kural Sorunu

Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesine göre, mahkemeler, bakmakta

oldukları davalarda uygulayacakları kanun ya da kanun hükmünde kararname

kurallarını Anayasa'ya aykırı görürler veya taraflardan birinin ileri sürdüğü

aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varırlarsa, o hükmün iptali için

Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya yetkilidirler. Ancak, bu kurallar uyarınca bir

mahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış

ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali istenen kuralların

da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa kuralları,

davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı

sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan

kurallardır.

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 1632 sayılı Kanun'un 47. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin, ek 8. maddesinin ikinci fıkrasının ve ek 10. maddesinin ikinci fıkrasının iptalini talep etmiştir.

İtiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'de, sanığın izin tecavüzü suçu

nedeniyle 1632 sayılı Kanun'un 66. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi

gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış olup bu eylemin

yaptırımı ise bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıdır. 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu'nun 75. maddesinde, ön ödeme hükümlerinin yalnız adlî para cezasını

gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı üç ayı

aşmayan suçlar açısından uygulanabileceği belirtilmiştir. Bu itibarla anılan

maddede düzenlenen suç için öngörülen hapis cezasının üst sınırı üç ayı

geçtiğinden 5237 sayılı Kanun'un 75. maddesinin birinci fıkrası karşısında,

anılan suç ön ödeme kapsamında kalan bir suç değildir.

Diğer taraftan, suç tarihi itibariyle sanık yirmi yaşını doldurmuştur. Bu nedenle itiraz konusu 1632 sayılı Kanun'un 47. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin son cümlesinde yer alan 'Ancak fiili işlediği zaman onsekiz yaşını doldurmamış çocuklarla, hüküm zamanında yetmiş yaşına girmiş olanların mahkum oldukları bir seneden az hapis cezaları tecil olunabilir.' şeklindeki düzenleme, görülmekte olan davada uygulanacak kural niteliği taşımamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, 22.05.1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun; 47. maddesinin birinci fıkrasının, 22.3.2000 günlü, 4551 sayılı Kanun'un 12. maddesi ile değiştirilen (A) bendinin son cümlesinin ve 31.3.2005 günlü, 5329 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle eklenen ek 8. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ''ön ödeme hükümleri uygulanmaz.' ibaresinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu cümle ve ibareye ilişkin başvurunun Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

B- Sınırlama Sorunu

Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Kanun'un 40. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi'ne itiraz yoluyla yapılacak başvurular başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralı ile sınırlıdır.

Başvuran

Mahkeme'ce iptali talep olunan 1632 sayılı Kanun'un 47. maddesinin birinci

fıkrasının (A) bendinde, failin işlediği 1632 sayılı Kanun'un üçüncü babının

dördüncü faslında yazılı suçlar (79 ilâ 81. maddeler) nedeniyle verilen

cezaların tecil edilemeyeceği, para cezası ya da tedbire çevrilemeyeceği,

ayrıca bu babın üçüncü faslı (63 ilâ 78. maddeler) ile beşinci ( 84. madde

hariç olmak üzere 82 ilâ 107. maddeler ) sekizinci faslındaki (130. madde hariç

olmak üzere 131 ilâ 133. maddeler) suçlar nedeniyle hükmolunacak cezaların

tecil edilemeyeceği; ek 8. maddenin ikinci fıkrasında, sırf

askerî suçlar ile bu Kanun'un üçüncü babının dördüncü faslında yazılı suçlar

hakkında, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar uygulanmayacağı; ek

10. maddenin ikinci fıkrasında ise 1632 sayılı Kanun'da yazılı suçlarla ilgili

olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin beş ilâ

ondördüncü fıkralarının uygulanmayacağı düzenlenmiştir.

İtiraz

yoluna başvuran Mahkeme'nin bakmakta olduğu davanın konusunu oluşturan izin

tecavüzü suçu sırf askeri suçlardan olup 1632 sayılı Kanun'un üçüncü babının

üçüncü faslında yer almaktadır. Dolayısıyla bu suç nedeniyle hükmolunan hapis

cezasının teciline, seçenek yaptırımlara çevrilmesine ve sanık hakkında hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına itiraz konusu kurallar engel teşkil

etmektedir. Ancak itiraz konusu kurallar, 1632 sayılı Kanun'da düzenlenen

birçok suç açısından uygulanma olanağı bulunan ortak hüküm niteliğindeki

kurallardır. Dolayısıyla itiraz konusu kuralların kapsamında olan diğer

suçların düzenlendiği maddelerin, itiraz yoluna başvuran Mahkeme'nin önündeki

davada uygulanma olanağı bulunmadığından bu kurallara ilişkin esas incelemenin

'izin tecavüzü suçu' yönünden sınırlı olarak yapılması

gerekmektedir.

Bu nedenle, 22.5.1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun;

1- 47. maddesinin birinci fıkrasının, 4551 sayılı Kanun'un 12. maddesi ile değiştirilen (A) bendinin son cümlesi dışında kalan bölümüne,

2- 5329 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle eklenen Ek 8. maddesinin ikinci fıkrasının, ''ön ödeme hükümleri uygulanmaz.' ibaresi dışında kalan bölümüne,

3- 5739 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle eklenen Ek 10. maddesinin ikinci fıkrasına, ilişkin esas incelemenin 'izin tecavüzü suçu' yönünden yapılmasına,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

C- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu

1- 1632 Sayılı Kanun'un 47. Maddesinin Birinci Fıkrasının, 4551 Sayılı Kanun'un 12. Maddesi ile Değiştirilen (A) Bendinin Birinci ve İkinci Cümlelerinin İncelenmesi

Başvuru kararında, itiraz konusu kuralda yer alan 1632 sayılı Kanun'un üçüncü babının dördüncü faslında düzenlenen suçlar nedeniyle hükmolunacak cezalara ilişkin erteleme, tedbir ya da para cezasına çevrilme yasağı ile üçüncü, beşinci ve sekizinci fasıllarda düzenlenen suçlara ilişkin tecil yasağının aynı hukuki durumda bulunan kişiler arasında eşitsizlik yarattığı; mahkemelerce suça etki eden faktörlerin yeterince değerlendirilip failin ve fiilin özelliklerini dikkate alınarak hükmolunacak cezanın kişiselleştirilmesi imkânını ortadan kaldırdığı belirtilerek itiraz konusu kuralın, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

1632 sayılı Kanun'un 66. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, kıt'asından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmeyen asker kişilere bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verileceği öngörülmüştür.

İtiraz konusu 1632 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (A) bendinin birinci ve ikinci cümlelerinde, failin işlediği 1632 sayılı Kanun'un üçüncü babının dördüncü faslında yazılı suçlar (79 ilâ 81. maddeler) nedeniyle verilecek olan cezaların tecil edilemeyeceği, para cezası ya da tedbire çevrilemeyeceği belirtilmiş, ayrıca bu babın üçüncü faslı (63 ilâ 78. maddeler) ile beşinci faslı (84. madde hariç olmak üzere 82 ilâ 107. maddeler), sekizinci faslındaki (130. madde hariç olmak üzere 131 ilâ 133. maddeler) suçlar nedeniyle hükmolunacak olan cezaların tecil edilemeyeceği kurala bağlanmıştır.

5237

sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 'Hapis cezasının ertelenmesi' başlıklı

51. maddesinde, mahkemelerce hükmolunacak hapis cezalarının ertelenmesine

ilişkin hükümler yer almaktadır. Anılan maddenin (1) numaralı fıkrasında,

miktar ve tür bakımından hangi cezaların ertelenebileceği ile ertelemenin

koşulları düzenlenmektedir. Buna göre, işlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha

az süreyle hapis cezasına mahkum edilen kişinin cezası ertelenebilecektir. Erteleme

kararının verilebilmesi için kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç

aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması, suçu işledikten sonra

yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği

konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması gerekmektedir. Ancak itiraz konusu kural karşısında, 1632 sayılı Kanun'un

66. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen 'izin

tecavüzü' suçunu işleyen asker kişinin iki yıl veya daha az süreli

hapis cezasına mahkûm edilmesi hâlinde hükmolunan cezanın ertelenmesine imkân

yoktur.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

Ceza

hukukunun, toplumun kültür ve uygarlık düzeyi, sosyal ve ekonomik yaşantısıyla

ilgili bulunması nedeniyle suç ve suçlulukla mücadele amacıyla ceza ve ceza

muhakemesi alanında sistem tercihinde bulunulması Devletin ceza siyaseti ile

ilgilidir. Yasa koyucu ceza hukukuna ilişkin

düzenlemelerde yetkisini kullanırken kuşkusuz, Anayasa'ya ve ceza hukukunun

temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla hangi eylemlerin suç sayılacağı,

bunlara uygulanacak yaptırımın türü ve ölçüsü, cezayı ağırlaştırıcı veya

hafifletici tutum ve davranışların neler olacağı, hangi cezaların seçenek

yaptırımlara çevrilebileceği veya ertelenebileceği ve hangi

suçların hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamında kalacağı gibi konularda takdir yetkisine sahiptir. Bu takdir

yetkisinin kullanılmasında suçun askeri suç olup olmamasının da dikkate

alınacağı açıktır. Askerlik hizmetinin ulusal güvenliğin sağlanmasındaki

belirleyici yeri ve ağırlığı, sivil yaşamda suç oluşturmayan ya da önemsiz

görülebilecek cezaları gerektiren kimi eylemlerin askeri suç olarak kabul edilmelerini

ve ağır yaptırımlara bağlanmalarını gerekli kılabilmektedir. Ancak, askeri ceza

hukuku alanında da suç ile suça karşılık gelen yaptırımlar ve tedbirler

arasında makul, kabul edilebilir, amaçla uyumlu bir orantının sağlanması, hukuk

devleti olmanın gereğidir.

Ceza hukukunda, cezanın infaz edilmesiyle güdülen amaç kişiye

gerçekleştirdiği haksızlık dolayısıyla etkili bir uyarıda bulunmak ve etkin

pişmanlık duymasını sağlamaktır. Mahkemelerde hükmolunan cezasının infazıyla

hükümlünün gelecekte sosyal sorumluluğa sahip olarak suçsuz bir hayat sürmeye

yatkın duruma getirilmesi gerekmektedir. Çağdaş ceza hukukunda ceza

yaptırımlarının belirlenmesindeki temel amaç ise suçlunun ıslahı, yeniden suç

işlemesinin ve toplum için sürekli bir tehlike olmasının önüne geçme ve dolayısıyla

topluma tekrar yararlı bir birey haline getirilmesini sağlamaktır. Bu nedenle

günümüzde suçlar için ceza yanında ya da yerine bir kısım tedbirler uygulanması

söz konusu olmaktadır. Yine sanık hakkında hükmolunacak olan hapis cezasının

ertelenebilmesi ile suçlunun, toplum içinde özgürlüğü kısıtlanmadan,

cezaevlerinin olumsuz etkilerinden de kurtarılarak, toplumla sosyal bağları

koparılmadan ve her şeyden de önemlisi hayatın normal akışı değişmeden ıslah

edilmesi amaçlanmaktadır. Cezaların kişiselleştirilmesine yönelik bu

düzenlemeler, kamu yararının da bir gereğidir.

İtiraz konusu kuralın

gerekçesinde, maddede belirtilen suçlar nedeniyle hükmolunacak kısa süreli

hapis cezalarının para cezası ya da diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilmesi

yahut ertelenmesinin bu suçların etkili bir şekilde cezalandırılmasını

engelleyeceği, kişilerin suç işleme yönündeki eğilimlerini artıracağı ve

disiplini bozacağı, bu nedenle söz konusu kısıtlamanın gerekli olduğu

belirtilmişse de yasa koyucu, askeri ceza hukukunda erteleme kurumunu

düzenlerken hukuk devleti ilkesinin bir gereği ve ceza hukukunun temel

prensiplerinden olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise 'elverişlilik',

'gereklilik' ve 'orantılılık' olmak üzere üç alt ilkeden

oluşmaktadır. 'Elverişlilik', başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç

için elverişli olmasını, 'gereklilik' başvurulan önlemin ulaşılmak

istenen amaç bakımından gerekli olmasını, 'orantılılık' ise başvurulan

önlem ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir.

Ölçülülük ilkesiyle devlet,

cezalandırmanın sağladığı kamu yararı ile bireyin hak ve özgürlükleri arasında

adil bir dengeyi sağlamakla yükümlüdür. Askeri disiplinin tesisinde zafiyeti

önlemek amacıyla getirilen kural ve gerekçesi dikkate alındığında,

belirli suçlar açısından askeri disiplinin tesisinin suçluların yalnızca hapis

cezasıyla cezalandırılmalarıyla sağlanabileceği şeklinde bir yaklaşımın

benimsendiği görülmektedir. Yasa koyucunun, 1632 sayılı Kanun'da erteleme

kapsamı dışındaki suçları belirlerken suçların niteliğini, işleniş şekillerini,

ağırlığını, askeri disiplin üzerindeki etkisini, öngörülen ceza miktarlarını ve

suçla korunan hukuki yarar gibi etkenleri gözeteceği açıktır. Oysa itiraz

konusu kuralla erteleme kapsamının dışında tutulan suçlar arasında savaş ve

seferberlik halinde işlenen suçlar ile ceza üst sınırı on yıl hatta müebbet

hapis cezası olanlarla birlikte cezası çok hafif olan suçlar da bulunmaktadır.

Bu yaklaşım daha hafif suçlar açısından, suçla yaptırım arasında olması gereken

adil dengenin, çağdaş ceza hukukundaki ceza ve ceza yerine uygulanabilecek olan

alternatiflerin ve cezanın şahsileştirilmesi ilkesinin göz ardı edildiğini

göstermektedir.

Bu durumda, izin tecavüzü suçunun ağırlığı, düzenleniş amacı ve askeri disiplin üzerindeki etkisi dikkate alındığında itiraz konusu kuralın, kamu yararı ile bireyin hak ve özgürlükleri arasında adil bir denge oluşturamadığından ölçülülük ilkesine ve dolayısıyla hukuk devleti ilkesine aykırılık oluşturduğu açıktır.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural 'izin tecavüzü suçu' yönünden Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.

Kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden, Anayasa'nın 10. maddesi yönünden incelenmemiştir.

Haşim KILIÇ, Mehmet ERTEN, Burhan ÜSTÜN ile Muammer TOPAL bu görüşe katılmamışlardır.

2- 1632 Sayılı Kanun'un 5329 Sayılı Kanun'un 1. Maddesiyle Eklenen Ek 8. Maddesinin İkinci Fıkrasının 'Sırf askerî suçlar ile bu Kanunun Üçüncü Babının Dördüncü Faslında yazılı suçlar hakkında, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile...' Bölümünün İncelenmesi

Başvuru kararında, itiraz konusu kural nedeniyle sırf askeri

suçlar ile 1632 sayılı Kanun'un üçüncü babının dördüncü faslında düzenlenen

suçlarla ilgili olarak hükmolunacak cezalar hakkında 5237 sayılı Kanun'un kısa

süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile ön ödemeye ilişkin hükümlerinin

uygulanmamasının asker ve sivil kişiler arasında eşitsizlik yarattığı; askerlik

hizmetinin özelliği, askeri disiplin ve askeri yargının kendine mahsus

özellikleri gibi soyut gerekçelerin bu ayırımı haklı gösteremeyeceği, bu

düzenlemenin mahkemelerce suça etki eden faktörlerin yeterince değerlendirilip

failin ve fiilin özelliklerini dikkate alarak hükmolunacak cezanın

kişiselleştirilmesi imkânını ortadan kaldırdığı belirtilerek itiraz konusu

kuralın, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

İtiraz konusu 1632 sayılı Kanun'un ek 8. maddesinin ikinci fıkrasında, sırf askeri suçlar ile 1632 sayılı Kanun'un üçüncü babının dördüncü faslında yazılı suçlar hakkında, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımların uygulanmayacağı kurala bağlanmıştır. Dolayısıyla sırf askeri suç olarak kabul edilen 'izin tecavüzü' suçu nedeniyle hükmolunabilecek olan bir yıla kadar hapis cezalarının 5237 sayılı Kanun'un 50. maddesindeki genel hükümler gereğince seçenek yaptırımlara çevrilmesine itiraz konusu kural karşısında imkan bulunmamaktadır.

5237 sayılı Kanun'un 49. maddesinin ikinci fıkrasına göre,

hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezası

olarak adlandırılmakta; 50. maddenin birinci fıkrasında ise kısa süreli hapis

cezası yerine uygulanabilecek seçenek yaptırımlar gösterilerek bu konuda hâkime

takdir yetkisi tanınmaktadır. Kanun'un 50. maddesi gereğince kısa süreli hapis

cezalarının, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama

sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre adli para

cezasına, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesine, en az

iki yıl süreyle bir eğitim kurumuna devam etmeye, belirli yerlere ya da belirli

etkinliklere katılmaktan yasaklanmaya, ilgili ehliyet ya da ruhsatın geri

alınmasına veya belirli meslek ya da sanatı yapmaktan yasaklanmaya yahut kamuya

yararlı bir işte çalışmaya çevrilebilmesi imkânı bulunmaktadır.

İtiraz konusu kural, izin tecavüzü suçundan kısa süreli hapis

cezasına mah­kûm olan sanıkların toplum içinde özgürlükleri kısıtlanmadan,

cezaevlerinin olumsuz etkilerinden de kurtarılarak, toplumla sosyal bağları

koparılmadan ve hayatın normal akışı değişmeden ıslah edilmelerine engel teşkil

etmekte ve sanıklarda gözlenen iyi halin ve pişmanlığın değerlendirilememesi

sonucunu ortaya çıkarmaktadır. Sonuç olarak izin tecavüzü suçunun askeri

disiplin üzerindeki etkisi, düzenleniş amacı ve ağırlığı dikkate alındığında

anılan suçtan kısa süreli hapis cezasına mahkum olan sanıklar yönünden seçenek

yaptırımlara çevrilme yasağı öngören itiraz konusu kuralın, 1632 sayılı

Kanun'un 47. maddesinin birinci fıkrasının 4551 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle

değiştirilen (A) bendinin birinci ve ikinci cümlelerine ilişkin gerekçede

belirtilen nedenlerle ceza hukukunun temel prensiplerinden olan cezanın

kişiselleştirilmesi ile ölçülülük ilkesine ve dolayısıyla hukuk devleti

ilkesine aykırılık oluşturduğu açıktır.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural 'izin tecavüzü suçu' yönünden Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.

Kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden, Anayasa'nın 10. maddesi yönünden incelenmemiştir.

Haşim KILIÇ, Mehmet ERTEN, Burhan ÜSTÜN ile Muammer TOPAL bu görüşe katılmamışlardır.

3- 1632 Sayılı Kanun'un 5739 Sayılı Kanun'un 1. Maddesiyle Eklenen Ek 10. Maddesinin İkinci Fıkrasının İncelenmesi

Başvuru kararında, itiraz konusu kural nedeniyle 1632 sayılı

Kanun'da düzenlenen suçlarla ilgili olarak 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin

beş ilâ ondördüncü fıkraları arasında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına dair kuralların uygulanmamasının asker ve sivil kişiler arasında

eşitsizlik yarattığı; askerlik hizmetinin özelliği, askeri disiplin ve askeri

yargının kendine mahsus özellikleri gibi soyut gerekçelerin bu ayırımı haklı

gösteremeyeceği, bu düzenlemenin mahkemelerce suça etki eden faktörlerin

yeterince değerlendirilip failin ve fiilin özelliklerini dikkate alarak

hükmolunacak cezanın kişiselleştirilebilmesi imkânını ortadan kaldırdığı

belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri

sürmüştür.

1632 sayılı Kanun'un ek 10. maddesinin ikinci fıkrasına göre, 1632 sayılı Kanun'da düzenlenen suçlarla ilgili olarak 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin beş ilâ ondördüncü fıkralarının uygulanmayacağı kurala bağlanmıştır. Bu düzenleme nedeniyle diğer bütün koşulları bulunsa dahi 1632 sayılı Kanun'da düzenlenen suçlara ilişkin olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi imkanı bulunmamaktadır. Dolayısıyla 'izin tecavüzü suçu' nedeniyle yargılanan sanıklar açısından da itiraz konusu kural uyarıca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyecektir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu günümüzde Batı

Avrupa ülkelerinin çoğunun ceza mevzuatında yer alan bir kurumdur. Özellikle

1950'li yıllardan sonra Kıta Avrupası ceza hukukuna girmiş olan bu kurum, ilk

olarak Anglo-Sakson hukukunda ortaya çıkmıştır. Bu kurum, yargılanması

tamamlanmış olan sanığın belli bir süre denetim altında tutulması esasına

dayanır. Hâkim, sanığın suçluluk ve kusurluluğunu saptamakla beraber cezaya

hükmetmeyi geriye bırakmakta ve onu belirli bir süre içinde denetim altında

tutmaktadır. Tabi tutulduğu denetim süresi içinde davranışları olumlu bulunduğu

takdirde sanık için bir mahkumiyet kararı verilmemektedir. Böylece deneme

süresini başarıyla geçirmiş olan sanık, hükümlü olma süreci dışına

çıkarılmaktadır. Sanıkların toplumda suçlu olarak damgalanmaması ve topluma

normal bireyler olarak tekrar kazandırılması kurumun temel amaçlarındandır.

5721 sayılı Kanun'un 231. maddesi ile getirilen düzenlemeye göre, mahkeme, sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasıysa, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilecektir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması durumunda, sanık beş yıl denetim süresine tabi tutulacak, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği takdirde hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesine karar verilecektir.

Hükmün

açıklanmasının geri bırakılabilmesi için; sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan

mahkûm olmamış bulunması, mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki

tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği

hususunda kanaate varılması, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı

zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen

giderilmesi gerekir. Görüldüğü üzere kurum, yalnızca sanığın menfaat ve

çıkarları düşünülerek getirilmiş olmayıp, önemli ölçüde toplum menfaati ve kamu

düzeninin korunması da amaçlanmıştır. Mukayeseli hukukta suç ve suçlulukla

mücadele, suç işlenmesinin önlenmesi ve caydırıcılık açısından bu ve buna

benzer kurumlara geniş biçimde yer verildiği görülmektedir.

1632 sayılı Kanun'da düzenlenen suçlara ilişkin olarak hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesine engel teşkil eden

itiraz konusu kuralın, askeri yargının özellikleri dikkate alınarak askeri

yargı sisteminde uygulanan askeri disiplinin tesisi amacıyla getirildiği

anlaşılmaktadır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, aynen erteleme ve kısa

süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar gibi hükmün ve cezanın

kişiselleştirilmesi kurumlarından birisidir. İtiraz konusu kuralla, askeri

disiplinin tesisi gerekçesiyle suçların işleniş şekli, ağırlığı ve korunan

hukuki menfaat gibi hususlarda herhangi bir ayrım gözetilmeksizin 1632 sayılı

Kanun'da düzenlenen tüm suçlar yönünden hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasının uygulama dışı bırakılması, ceza adaleti ile güdülen amaca

uygun olmadığı gibi cezanın kişiselleştirilmesinde hakimin takdir hakkını da

ortadan kaldırmaktadır.

Öte yandan, askeri ceza hukukunda, daha hafif kabul edilebilecek

suçlar yönünden, her sanığın cezalandırılması yerine, sanığa davranışlarının

sonuçlarını ve sorumluluklarını yeniden değerlendirebilmesi için bir denetim

sürecinden geçirilmesine olanak tanınması, bu arada suçtan zarar görenin

tatmininin de sağlanması çağdaş ceza hukukunun bir gereğidir. Sonuç olarak izin

tecavüzü suçunun askeri disiplin üzerindeki etkisi, düzenleniş amacı ve

ağırlığı dikkate alındığında anılan suçtan iki yıl veya daha az süreli hapis

cezasıyla cezalandırılan sanıklar yönünden hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasının uygulanmasına engel olan itiraz konusu kuralın, 1632 sayılı

Askeri Ceza Kanun'un 47. maddesinin birinci fıkrasının 4551 sayılı Kanun'un 12.

maddesiyle değiştirilen (A) bendinin birinci ve ikinci cümlelerine ilişkin

gerekçede belirtilen nedenlerle ceza hukukunun temel prensiplerinden olan cezanın

kişiselleştirilmesi ile ölçülülük ilkesine ve dolayısıyla hukuk devleti

ilkesine aykırılık oluşturduğu açıktır.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural 'izin tecavüzü suçu' yönünden Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.

Kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden, Anayasa'nın 10. maddesi yönünden incelenmemiştir.

Haşim KILIÇ, Mehmet ERTEN, Burhan ÜSTÜN ile Muammer TOPAL bu görüşe katılmamışlardır.

VI-

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

22.05.1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun;

A) 1- 47. maddesinin birinci fıkrasının, 22.3.2000 günlü, 4551 sayılı Kanun'un 12. maddesi ile değiştirilen (A) bendinin son cümlesinin,

2- 31.3.2005 günlü, 5329 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle eklenen Ek 8. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ''ön ödeme hükümleri uygulanmaz.' ibaresinin,

itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu cümle ve ibareye ilişkin başvurunun Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

B- 1- 47. maddesinin birinci fıkrasının, 4551 sayılı Kanun'un 12. maddesi ile değiştirilen (A) bendinin son cümlesi dışında kalan bölümüne,

2- 5329 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle eklenen Ek 8. maddesinin ikinci fıkrasının, ''ön ödeme hükümleri uygulanmaz.' ibaresi dışında kalan bölümüne,

3- 26.2.2008 günlü, 5739 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle eklenen Ek 10. maddesinin ikinci fıkrasına,

ilişkin esas incelemenin 'izin tecavüzü suçu' yönünden yapılmasına, OYBİRLİĞİYLE,

C- 1- 47. maddesinin birinci fıkrasının, 4551 sayılı Kanun'un 12. maddesi ile değiştirilen (A) bendinin birinci ve ikinci cümlelerinin,

2- 5329 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle eklenen Ek 8. maddesinin ikinci fıkrasının 'Sırf askerî suçlar ile bu Kanunun Üçüncü Babının Dördüncü Faslında yazılı suçlar hakkında, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile...' bölümünün,

3- 5739 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle eklenen Ek 10. maddesinin ikinci fıkrasının,

'izin tecavüzü suçu' yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Haşim KILIÇ, Mehmet ERTEN, Burhan ÜSTÜN ile Muammer TOPAL'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

5.7.2012 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Serruh

KALELİ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Fulya

KANTARCIOĞLU

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal

TERCAN

KARŞIOY

GEREKÇESİ

Başvuru kararında, Askeri Ceza Kanunu'nda yer alan;

1- Cezaların tecil edilemeyeceğine, para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilemeyeceğine ilişkin 47. maddesinin A) bendinin birinci cümlesinin,

2- Kısa süreli hapis cezasına seçenek olan yaptırımlar ile ön ödeme hükümlerinin uygulanmayacağına dair Ek 8. maddesinin ikinci fıkrasının,

3- Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kuralların, uygulanmayacağı yolundaki Ek 10. maddesinin ikinci fıkrasının,

Askeri Ceza Kanunu'nda yaptırıma bağlanan izin tecavüzü suçu yönünden Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

İptali istenilen kurallar cezaların tecil edilmesine, para cezasına ya da tedbire çevrilmesine, seçenek yaptırımlar ile ön ödeme hükümlerinin ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin, Askeri Ceza Yasası'ndaki kimi suçlar bakımından uygulanamayacağını hükme bağlamaktadır.

Anayasa'da öngörülen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, onları koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırılıktan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan yargı denetimine açık devlettir.

Hukuk devletinde, temel hak ve özgürlükleri korumak amacıyla hak ihlalleri yaptırım altına alınabileceği gibi, kamu düzenini korumak için de kimi temel hak ve özgürlükler sınırlanabilir. Ancak, bu sınırlama ölçülülük ilkesinde yer alan kayıtlara uygun olmak durumundadır. Yasa koyucu, suç ve suçluyla mücadelede takdir yetkisini kullanırken Anayasa'nın ve ceza hukukunun genel ilkelerine, ülkenin sosyal, siyasal ve ekonomik durumuna uygun olacak şekilde ceza politikasını belirlemesi gerekir.

Ceza yaptırımlarının amacı toplumsal barışı sağlamaktır. Bu amaca ulaşmak için, suçun niteliği, işleniş biçimi ve kamu düzeninde yarattığı tehlike gözetilerek ne miktar ceza verileceğini ve tecil, paraya çevirme, ön ödeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi ceza tedbirlerinin hangi tür suç ve cezalar için uygulanacağını, yukarda açıklanan ilkeler çerçevesinde yasa koyucu takdir edecektir.

İtiraz konusu kuralların gerekçelerinin kimi bölümlerinde;

'

'' Askerlik görevinden kurtulmak isteyen suçlular etkili bir şekilde cezalandırılmadıkları takdirde, suç işleme temayülünde bir artış olduğu ve disiplinin bozulduğu gözlenmektedir.

Bu nedenlerle, Askerî Ceza Kanununun 47 nci maddesinde bu tür suçlardan verilen cezaların para cezasına çevrilmesini engelleyici bir değişiklik yapmak gereği hasıl o!muş ve Tasarı bu amaçla hazırlanmıştır'

'

'' Mecburî askerlik sisteminin geçerli olduğu Türk Silâhlı Kuvvetlerinin disiplini ile sıkı sıkıya bağlı olan 'firar, emre itaatsizlikte ısrar ve üste fiilen taarruz' gibi sırf askerî suçlardan dolayı verilecek hapis cezaları kanunda belirtilen ceza süreleri nedeniyle ertelenebilecek ve adlî para cezası veya seçenek diğer yaptırımlara çevrilebilecektir. Bu durum ise disiplinin tesisinde zafiyetlere yol açabilecektir'

'

'' Maddenin ikinci fıkrasıyla, Askeri Ceza Kanununda yazılı suçlar bakımından askeri yargı sisteminde uygulanan askeri disiplin ve bu yargının kendine mahsus özellikleri dikkate alınarak Askeri Ceza Kanununda yazılı suçlarla ilgili olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesinin beş ilâ ondördüncü fıkralarında düzenlenen denetimli serbestlik ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin müessesenin askeri yargıda yer almaması amacıyla değişiklik yapılmıştır.'

denilmektedir.

Söz konusu gerekçeler incelendiğinde, Türk Silâhlı Kuvvetlerinin sıkı bir disipline ihtiyaç duyduğu, bu ihtiyacı karşılayabilmek için de askerlik görevinden kurtulmak isteyen suçluların etkili bir şekilde cezalandırılarak, suç işleme temayülündeki artışın önlenmesi ve disiplindeki bozulmanın düzeltilmesi gerektiği, itiraz konusu düzenlemelerin bu amaçla getirildiği anlaşılmaktadır.

Öte yandan, ceza uygulamasında belli bir alanı düzenleyen itiraz konusu kuralların, korumak istedikleri kamu düzeninin önemi dikkate alındığında, söz konusu kurallarla sınırlanan temel hak ve özgürlüklerde, ölçülülük ilkesinde yer alan elverişlilik, orantılılık gibi unsurların gözetildiği ve yasa koyucunun takdir yetkisini kullanırken Anayasa'yı ihlal etmediği sonucuna ulaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle itirazın reddine karar verilmesi gerektiğinden, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmadık.

Üye

Muammer

TOPAL

Üye

Zühtü

ARSLAN

Başkan

Haşim

KILIÇ

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Muammer

TOPAL

Anayasa Mahkemesi, E. 2012/9, K. 2012/103, 5 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın
  4. Konusu : 22.5.1930
  5. I-
  6. Olay
  7. Iıı-
  8. Yasa Metinleri
  9. A-
  10. A)
  11. B)
  12. C)
  13. B-
  14. Iv-
  15. İlk İnceleme
  16. V- Esasın İncelenmesi
  17. Vı-
  18. Kılıç
  19. Kaleli
  20. Altan
  21. Kantarcıoğlu
  22. Erten
  23. Özgüldür
  24. Kömürcü
  25. Üstün
  26. Dursun
  27. Tercan
  28. Karşıoy
  29. Gerekçesi
  30. Topal
  31. Arslan
  32. Kılıç
  33. Erten
  34. Üstün
  35. Topal
  36. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2012/9
Karar No
2012/103
Tarih
5 Temmuz 2012

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2011/85 K.2012/109
  • AYM Norm Denetimi E.2011/113 K.2012/108
  • AYM Norm Denetimi E.2012/72 K.2012/107
  • AYM Norm Denetimi E.2012/7 K.2012/102
  • AYM Norm Denetimi E.2011/27 K.2012/101
  • AYM Norm Denetimi E.2012/79 K.2012/112

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.