İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2013/10 K.2013/130

Mahkemesi

Esas2013/10Karar2013/130Tarih14 Kasım 2013Okuma12 dk · 2.485 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
14 Kasım 2013
Esas Sayısı
2013/10
Karar Sayısı
2013/130
Karar Günü
14.11.2013
R.G. Tarih-Sayı
17.12.2014-29208
İtiraz yoluna başvuran
Ankara 11. İdare
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.485 kelime·12 dk okuma·24 bölüm

Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

29.5.2009 günlü, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 25. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde yer alan ".veya askerlik hizmeti." ibaresinin Anayasa'nın 10., 13. ve 66. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.

I- OLAY

Türk vatandaşı olup aynı zamanda Alman vatandaşlığını da kazanan davacının, Türk vatandaşlığından çıkma talebinin reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

Kanun'un 25. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Madde 25- (1) Türk vatandaşlığından çıkmak için izin isteyen kişilere aşağıdaki şartları taşımaları halinde Bakanlıkça çıkma izni veya çıkma belgesi verilebilir.

a) Ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak.

b) Yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanmış olmak veya kazanacağına ilişkin inandırıcı belirtiler bulunmak.

c) Herhangi bir suç veya askerlik hizmeti nedeniyle aranan kişilerden olmamak.

ç) Hakkında herhangi bir mali ve cezai tahdit bulunmamak."

B- Dayanılan ve İlgili Görülen Anayasa Kuralları

Başvuru kararında Anayasa'nın 10., 13. ve 66. maddelerine dayanılmış, Anayasa'nın 2. maddesi ise ilgili görülmüştür.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN'ın katılımlarıyla 31.1.2013 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Selim ERDEM tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında, vatandaşlığın kişiler için bir hak olmasının

yanında bir takım ödevleri de barındırdığı, ancak öncelikle bir hak olarak

düşünülmesinin vatandaşlığın özüne daha uygun olduğu, zira kişilerin belli

koşullar altında bu haktan yararlanmamayı tercih edebileceği, temel bir hak

olduğu hususunda tereddüt bulunmayan vatandaşlıktan çıkmanın askerlik hizmeti

nedeniyle aranan kişilerden olmamak koşuluna bağlanmasının bu hakkın özünü

zedelediği, askerliğini yapmamış kişilerden askerlik nedeniyle aranmayanların

vatandaşlıktan çıkmaları için bir engel bulunmadığı hâlde, bu hizmet nedeniyle

aranan kişilerin vatandaşlıktan çıkmalarının olanaksız kılınmasının eşitlik

ilkesine de aykırı olduğu belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 10., 13. ve 66.

maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 43. maddesine göre, ilgisi nedeniyle itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. maddesi yönünden de incelenmiştir.

Kanun'un 25. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, Türk vatandaşlığından çıkmanın İçişleri Bakanlığının iznine bağlı olduğu belirtilmiş ve Bakanlığın çıkma izni veya çıkma belgesi verebilmesi için gereken koşullar dört bent hâlinde sayılmıştır. Fıkranın (c) bendinde yer alan itiraz konusu ".veya askerlik hizmeti." ibaresiyle, Türk vatandaşlığından çıkmak için izin veya çıkma belgesi isteyen kişilere yönelik olarak, askerlik hizmeti nedeniyle aranan kişilerden olmamak şartı getirilmiştir.

İtiraz konusu kurala ilişkin madde gerekçesinden, düzenlemenin Devletin askerlik hizmeti nedeniyle aranan kişiler üzerindeki tasarrufunun ortadan kalkmaması amacıyla kanunlaştırıldığı anlaşılmaktadır.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Kanunların kamu yararının sağlanması amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet ölçütlerini gözetmesi hukuk devleti olmanın gereğidir.

Anayasa'nın "Türk Vatandaşlığı" başlıklı

66. maddesinde de "Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla

kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir. Hiçbir Türk, vatana

bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkarılamaz.

Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu

kapatılamaz." denilmiştir. Buna göre, Anayasa'nın 66.

maddesinde vatandaşlığın kanunda belirtilen hâllerde kaybedileceği kurala

bağlanmış olup bunun dışında vatandaşlıktan çıkma konusunda başka bir anayasal

hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla, vatandaşlığın kaybedilmesiyle ilgili diğer

hususlar kanun koyucunun takdirine bırakılmaktadır. Kanun koyucunun ise

Anayasa'da belirtilen esaslara aykırı olmamak kaydıyla, vatandaşlıktan çıkmanın

şartlarını ve hangi hâllerde vatandaşlığın kaybedileceğini gösteren kurallar

koyabileceği hususunda takdir yetkisine sahip olduğu izahtan varestedir.

Vatandaşlıktan çıkma, vatandaşlık hukukunun temel esaslarından

olan ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 15. maddesi

ile Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi'nin 7. ve 8. maddelerinde yer alan, herkesin

vatandaşlığını değiştirmede serbest olması ve hiç kimsenin keyfi olarak

vatandaşlığını değiştirme hakkından yoksun bırakılamaması esasından kaynaklanan

bir hak olarak görülmektedir. Uluslararası hukukta, İnsan Hakları Evrensel

Beyannamesi'nin 15. maddesi ile Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi'nin 4. maddesinde

de yer alan herkesin mutlaka bir vatandaşlığının olması ve vatansızlığın

önlenmesi gerektiği yönündeki esas uyarınca kişinin vatansız kalmaması

koşuluyla, vatandaşlıktan çıkmasının mümkün olduğu kabul edilmektedir. Kanun'un

itiraz konusu ibareyi de içeren 25. maddesinde de vatandaşlıktan çıkmak isteyen

kişilerin yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanmış olması veya kazanacağına

ilişkin inandırıcı belirtilerin bulunması şartını da taşıması gerektiği ifade

edilerek söz konusu esasa uyulmuştur.

Anayasa'nın 66. maddesinin, kişilerin vatandaş olma hakkını güvence altına alırken, bu haktan yararlanmak istemeyen kişilerin belirli koşullar altında bu haktan yararlanmamayı ve vatandaşlıktan çıkmayı tercih etme haklarının korunması gereğini dışladığı söylenemez. Bu nedenle, kişilerin haklarının korunması için vatandaşlığın kazanılması ve kaybedilmesi şartlarına ilişkin olarak kimi düzenlemeler yapılması mümkündür.

Demokratik hukuk devletinde temel hak ve özgürlüklerin en geniş

ölçüde sağlanıp güvence altına alınması esastır. Temel hak ve özgürlükler ancak

Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen nedenlere bağlı olarak

sınırlandırılabilir. Anayasa'nın 66. maddesinde veya başka bir maddesinde, vatandaşlıktan

çıkmanın ne şekilde sınırlandırılabileceği konusunda herhangi bir kural yer almamıştır. Ancak bu,

düzenlendiği maddede hiçbir sınırlama nedenine yer verilmeyen hakların

tamamının mutlak olduğunu ve bu hakların hiçbir şekilde sınırlandırılamayacağı

anlamını taşımamaktadır. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında da

belirtildiği gibi temel hak ve hürriyetlerin doğasından kaynaklanan bazı

sınırları bulunduğu gibi Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan kurallar ve

Devlete yüklenen kimi ödevlerin ifasına dayalı olarak da temel hak ve hürriyetlerin

sınırlandırılması mümkündür. Ancak, öngörülen sınırlamaların Anayasa'nın 13.

maddesinde yer alan güvencelere aykırı olmaması gerekir.

Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin bazı şartlar altında sınırlandırılabileceği kabul edilmiştir. Buna göre, bu hak ve özgürlükler sınırlandırılırken sınırlamanın, Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen nedenlere bağlı olarak kanunla yapılması ve hakların özüne dokunmaması, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaması gerekir.

Vatandaşlığın kişiler için öncelikle bir hak olmasının yanında bir

takım ödevleri de barındırdığı kuşkusuzdur. Anayasa'nın "Vatan

hizmeti" başlıklı 72. maddesinde, vatan hizmetinin, Türkiye

Cumhuriyeti vatandaşları için bir hak ve ödev olduğu kuralı yer almış ve bu

hizmetin silahlı kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği

ya da yerine getirilmiş sayılacağının kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Bu

madde, kanuni düzenlemelerle birlikte ele alındığında, vatan hizmetinin bugün

için fiilen askerlik yükümlülüğü şeklinde yerine getirildiği görülmektedir.

Kanun koyucunun, Anayasa'nın 72. maddesine göre bir vatan hizmeti olan askerlik

görevinin ifası amacıyla hak ve özgürlüklerde sınırlama yapması mümkündür.

Türk vatandaşlığından çıkmak için izin isteyen kişilere askerlik

hizmeti nedeniyle aranan kişilerden olmamak şartını taşımaları hâlinde

vatandaşlıktan çıkma izni veya çıkma belgesi verilebileceğini öngören itiraz

konusu kuralın, vatandaşlıktan çıkma hakkına sınırlama getirdiği açıktır.

İtiraz konusu kuralda, askerlik hizmeti nedeniyle aranan kişilerin

vatandaşlıktan çıkmasına izin verilmemesinin, Devletin, Anayasa'nın 72.

maddesinden kaynaklanan ve askerlik hizmeti nedeniyle aranan kişiler üzerindeki

tasarrufunun ortadan kalkmaması amacına dayandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla

askerlik hizmeti nedeniyle aranan kişilerin vatandaşlıktan çıkma hakkının

sınırlandırılmasının, kanunla, kamu yararı ve kamu düzeni gereği yapıldığı,

meşru bir amaca dayandığı ve kamu düzeninin sağlanması amacıyla demokratik

toplum düzeni bakımından alınması gereken tedbirler kapsamında kaldığında

tereddüt bulunmamaktadır.

Ayrıca Türk vatandaşlığından çıkmak için izin isteyen kişilerin askerlik hizmeti nedeniyle aranan kişilerden olmaması yeterli olup askerlik hizmeti nedeniyle aranırken bir şekilde aranma durumu ortadan kalkan kişilerin Türk vatandaşlığından çıkmak için izin alabileceği hususu dikkate alındığında, kamu yararı ile kişi hak ve özgürlükleri arasında adil bir denge kurulduğu, kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanmasına yönelik sınırlamanın ölçülülük ilkesine ve demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmadığı açıktır.

Anayasa'nın 10. maddesinde belirtilen "kanun önünde

eşitlik ilkesi" hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu

ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin

amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı

tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir.

Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar

uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlâli yasaklanmıştır. Askerlik yükümlülüğünü

yerine getirmemiş ancak askerlik hizmeti nedeniyle aranan kişilerle, askerlik

yükümlülüğünü yerine getirmemiş fakat askerlik hizmeti nedeniyle aranmayan

kişiler aynı hukuksal durumda bulunmadıklarından bunlar arasında eşitlik karşılaştırması yapılamaz.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2., 10., 13. ve 66. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

Serruh KALELİ, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Erdal TERCAN ile Zühtü ARSLAN bu görüşe katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI- SONUÇ

29.5.2009 günlü, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 25. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde yer alan "...veya askerlik hizmeti..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Serruh KALELİ, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Erdal TERCAN ile Zühtü ARSLAN'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 14.11.2013 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Serruh

KALELİ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Mehmet

ERTEN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal

TERCAN

Üye

Muammer

TOPAL

KARŞIOY GEREKÇESİ

5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 25. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde yer alan "...veya askerlik hizmeti..." ibaresinin iptali istenmiştir.

Kanunun itiraz konusu ibarenin de içinde yer aldığı ve "Türk Vatandaşlığından Çıkma" başlıklı 25. maddesi şu şekildedir: "(1) Türk vatandaşlığından çıkmak için izin isteyen kişilere aşağıdaki şartları taşımaları halinde Bakanlıkça çıkma izni veya çıkma belgesi verilebilir.

a)Ergin veya ayırt etme gücüne sahip olmak.

b)Yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanmış olmak veya kazanacağına ilişkin inandırıcı belirtiler bulunmak.

c) Herhangi bir suç veya askerlik hizmeti nedeniyle aranan kişilerden olmamak.

d ) Hakkında herhangi bir mali ve cezai tahdit bulunmamak."

İtiraz konusu kuralın gerekçesinde "Herhangi bir suç nedeniyle arananlar ile mali ve cezai tahdidi bulunanlara, Devletin bu kişiler üzerindeki tasarrufunun ortadan kalkmaması için çıkma izni verilmesi söz konusu olmayacaktır" denilmek suretiyle, esasen "askerlik hizmeti" nedeniyle arananlar ile herhangi bir suç nedeniyle arananlar aynı kategoride değerlendirilmiştir. Buna göre, "askerlik hizmeti" nedeniyle arananların kendi istekleriyle vatandaşlıktan çıkmaları, Devletin bu kişiler üzerindeki tasarrufunu korumak için engellenmektedir.

Anayasanın 66. maddesinde güvence altına alınan vatandaşlık, başta

seçme ve seçilme hakları olmak üzere bazı anayasal haklara sahip olmanın ön

şartıdır. Vatandaşlık aynı zamanda bir hak olup, bu hak vatandaşlıktan çıkmayı

da içermektedir. Nitekim, Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi'nin 15. maddesinin

birinci fıkrası, herkesin "vatandaşlık hakkına sahip" olduğunu,

ikinci fıkrası ise hiç kimsenin "keyfi olarak vatandaşlıktan ve

vatandaşlığını değiştirme hakkından mahrum bırakılamayacağı"nı

belirtmektedir. Avrupa Vatandaşlık Sözleşmesi'nin 8. maddesinin birinci fıkrası

da "Her Taraf Devlet, vatansız kalmalarını engellemek şartıyla,

kişilerin kendi rızalarıyla vatandaşlıktan çıkmalarına izin verir"

demek suretiyle, vatandaşlıktan çıkma izni için kişilerin vatansız kalmaması

dışında herhangi bir şart öngörmemiştir.

Anayasanın 66. maddesi her ne kadar vatandaşlıktan çıkma hakkının

kullanılmasına yönelik özel bir sınırlama sebebine yer vermemekteyse de, bu

hakkın kullanılması bazı şartlara bağlanabilir. Nitekim, aynı madde gereğince

"Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda

belirtilen hallerde kaybedilir". Diğer yandan, Anayasanın vatandaşlara

aynı zamanda ödev olarak yüklediği bir takım yükümlülüklerin yerine getirilmesi

de vatandaşlıktan çıkma hakkının kullanılabilmesi için aranan şartlar arasında

yer alabilir. Bu anlamda itiraz konusu kuralın Anayasanın "Vatan

hizmeti" başlıklı 72. maddesine dayandırıldığı anlaşılmaktadır. Bu maddeye

göre, "Vatan hizmeti, her Türkün hakkı ve ödevidir. Bu

hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği

veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir".

İster 66. maddenin lafzı ve amacından, ister 72. maddenin gereklerinden çıkarılsın, vatandaşlıktan çıkma hakkına yönelik söz konusu sınırlamaların Anayasanın 13. maddesine uygun olması, başka bir deyişle sınırlanan temel hakkın özüne dokunmaması, demokratik toplum düzeninde gerekli ve ölçülü olması zorunludur.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, Anayasanın 72. maddesinde düzenlenen

yükümlülük "askerlik hizmeti" değil, "vatan hizmeti" olarak

nitelendirilmiş, bu hizmetin de "Silahlı Kuvvetlerde" veya "kamu

kesiminde" ne şekilde yerine getirileceği veya "getirilmiş

sayılacağı" hususunun kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. Buradan

hareketle, itiraz konusu kuralda yer alan "askerlik hizmeti"

nedeniyle aranıyor olmama şartının Anayasanın 72. maddesinin zorunlu kıldığı

bir şart olduğu söylenemez. Böyle olsaydı, kanun koyucu genel olarak askerlik

hizmetini yerine getirmeyenlerin vatandaşlıktan çıkmalarına izin vermeyen bir

düzenleme yapardı. Halbuki, kural askerlik hizmetini yapmayanların tamamını

değil, sadece bu hizmet nedeniyle arananları kapsamaktadır.

Vatandaşlık kanunlarımız, askerlik hizmetiyle vatandaşlığın kaybettirilmesi

ve vatandaşlıktan çıkma arasındaki ilişki konusunda değişkenlik arz etmektedir.

29.5.2009 tarihli, 5901 sayılı mevcut Kanunun yürürlükten kaldırdığı mülga 403

sayılı Kanunun 20. maddesinin (b) fıkrasında vatandaşlıktan çıkma için "muvazzaf

askerlik hizmetini yapmış olmak veya yapmış sayılmak" şartının

arandığı, bu şartın 7.6.1995 tarihli, 4112 sayılı Kanunla kaldırıldığı, daha

sonra da 5901 sayılı Kanunun itiraz konusu hükmünün getirildiği bilinmektedir.

Dahası, mülga 403 sayılı Kanunun 25. maddesi uyarınca, yurt dışında bulunup da

muvazzaf askerlik görevini yapmak için yapılan çağrıya üç ay içinde

uymayanların, sevk sırasında veya kıtalarına katıldıktan sonra yurt dışına

kaçıp, kanuni süresi içinde dönmeyenlerin ve askerlik görevini yapmaktayken

görev, izin hava değişimi veya tedavi için yurt dışında bulunup da süresi

bittiği halde mazeretsiz olarak üç ay içinde geri dönmeyenlerin vatandaşlığı

kaybettiklerine Milli Savunma Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca

karar verilebilmekteydi.

İtiraz konusu kural, askerlik hizmeti nedeniyle aranan kişilerin kendi istekleriyle bile vatandaşlıktan çıkmasına izin verilmeyeceğini öngörmektedir. 25. maddenin (b) bendinde öngörülen "Yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanmış olmak veya kazanacağına ilişkin inandırıcı belirtiler bulunmak" şartını sağlayan, dolayısıyla vatansız kalması söz konusu olmayan kişilerin askerlik hizmeti nedeniyle aranıyor olması durumunda vatandaşlıktan çıkmaları mümkün olmayacaktır.

Özellikle, yurt dışında doğup orada yaşayan kişilerin yaşadıkları

ülkenin vatandaşlığına geçtiklerinde veya geçmek istediklerinde, Türk

vatandaşlığından çıkma taleplerinin askerlik hizmeti nedeniyle aranıyor olmama

şartına bağlanması ölçüsüz bir sınırlama niteliğindedir. Nitekim, itiraz

başvurusuna konu olan davada Türk vatandaşı olup aynı zamanda Alman

vatandaşlığını da kazanan davacının Türk vatandaşlığından çıkma talebinin

reddine ilişkin işlemin iptali istenmiştir. Vatandaşlıktan çıkma izni veya

belgesi verilmemesinin sonuçları, talep eden kişi açısından ağır olabilir.

Bunun "aynı anda iki vatandaşlığa sahip olma" ya da vatandaşlığını

almak istediği devletin vatandaşlığından çıkarılma ya da vatandaşlığı alamama

gibi sonuçları olacağı açıktır. Bu haliyle, vatandaşlıktan çıkma hakkına

getirilen sınırlamanın demokratik toplum düzeninde gerekli ve ölçülü olduğu

söylenemez.

İtiraz konusu kuralın doğuracağı bu ağır sonuçların, tasarının genel gerekçesinde kanun koyucunun açıkladığı amaçla da bağdaştığı söylenemez. Genel gerekçede vatandaşlıkla ilgili yasal düzenlemelerin yeniden ele alınmasını zorunlu kılan gelişmelerden biri şu şekilde ifade edilmiştir: "Türkiye dışında yaşayan Türk vatandaşları, bulundukları ülkelerde siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal açıdan daha etkin olabilmek için yaşadıkları ülkelerin vatandaşlığına sahip olma çabası içindedirler. Almanya ve Avusturya gibi ülkelerde yaşayan Türk vatandaşları ancak Türk vatandaşlığından izinle çıkarak bulundukları ülkelerin vatandaşlığını kazanabilmektedirler."

Öte yandan, askerlik yükümlülüğünü yerine getirmemiş kişiler

arasında "aranan", "aranmayan" şeklinde bir ayrım yapmak,

adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşır nitelikte değildir. Bu kişilerin

ortak yanı, aransa da aranmasa da, askerlik hizmetini yerine getirmiş

olmamaları ya da getirmiş sayılmamalarıdır. Esasen, kuralın gerekçesinde ifade

edildiği şekilde, amaç "Devletin bu kişiler üzerindeki tasarrufunun

ortadan kalkmaması" ise askerliğini yapmadığı halde aranan

kişiler arasında olmayanların vatandaşlıktan çıkmalarına izin vermekle bu

tasarrufun ortadan kalktığı da ortadadır. Bu nedenle, askerlik hizmetini yerine

getirmediği halde aranmayan kişilerin istedikleri takdirde vatandaşlıktan çıkmalarına

izin verilirken, aynı şekilde bu hizmeti yerine getirmeyen ve bir şekilde

yoklama kaçağı ya da bakaya kalmak suretiyle aranıyor hale gelen kişilerin

vatandaşlıktan çıkmalarına izin verilmemesi hukuk devletinin olmazsa olmazları

olan adalet ve hakkaniyet ilkelerine de aykırılık teşkil etmektedir.

Açıklanan gerekçelerle, itiraz konusu kuralın Anayasanın 2., 13. ve 66. maddelerine aykırı olduğunu düşündüğümüzden aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Üye

Zühtü

ARSLAN

Üye

M. Emin KUZ

Başkanvekili

Serruh

KALELİ

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Erdal

TERCAN

Üye

Zühtü

ARSLAN

Anayasa Mahkemesi, E. 2013/10, K. 2013/130, 14 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Esasın İncelenmesi
  8. Kılıç
  9. Kaleli
  10. Altan
  11. Erten
  12. Özgüldür
  13. Kömürcü
  14. Üstün
  15. Yıldırım
  16. Necipoğlu
  17. Dursun
  18. Tercan
  19. Topal
  20. Karşıoy Gerekçesi
  21. Arslan
  22. Kaleli
  23. Yıldırım
  24. Dursun
  25. Tercan
  26. Arslan
  27. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2013/10
Karar No
2013/130
Tarih
14 Kasım 2013

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2013/46 K.2013/140
  • AYM Norm Denetimi E.2013/119 K.2013/141
  • AYM Norm Denetimi E.2013/121 K.2013/127
  • AYM Norm Denetimi E.2013/132 K.2013/135
  • AYM Norm Denetimi E.2013/64 K.2013/142
  • AYM Norm Denetimi E.2013/134 K.2013/136

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.