İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2013/14 K.2013/56

Asliye Ceza Mahkemesi

Esas2013/14Karar2013/56Tarih10 Nisan 2013Okuma10 dk · 2.023 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
10 Nisan 2013
Esas Sayısı
2013/14
Karar Sayısı
2013/56
Karar Günü
10.4.2013
R.G Tarih-Sayı
10.12.2013-28847
İtiraz yoluna başvuran
Tavşanlı
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.023 kelime·10 dk okuma·11 bölüm

Asliye Ceza Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesinin (5) ve (6) numaralı fıkralarının Anayasa'nın 2., 10., 11. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi istemidir.

I- OLAY

Sanık hakkında iftira suçundan açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralları

5237 sayılı Kanun'un itiraz konusu kuralları da içeren 267. maddesi şöyledir:

'Madde 267- (1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır.

(3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

(5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur.

(6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

(7) (İptal: Anayasa Mahkemesi'nin 17/11/2011 tarihli ve E.: 2010/115, K.: 2011/154 sayılı Kararı ile.)

(8) İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.

(9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilan olunur. İlan masrafı, hükümlüden tahsil edilir.'

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 10., 11. ve 38. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN'ın katılımlarıyla 6.2.2013 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle davada uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.

Anayasa'nın 152. maddesi ile 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddesine göre, bir davaya

bakmakta olan mahkeme, bu davada uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde

kararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birinin

ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, ilgili kural

ya da kuralların iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurmaya yetkilidir. Ancak

bu hükümler uyarınca, bir mahkemenin Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilmesi için,

yöntemince açılmış, mahkemenin görevine giren bakmakta olduğu bir davanın

bulunması ve iptali istenen kuralın da bu davada uygulanacak olması gerekir.

Uygulanacak kural ise, bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan

sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde

etki yapacak nitelikteki kanun veya kanun hükmünde kararnamelerdir.

İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 5237 sayılı Kanun'un 267. maddesinin (5) ve (6) numaralı fıkralarının iptalini talep etmiştir.

Başvuran Mahkemece 5237 sayılı Kanun'un 267. maddesinin iptali istenen (5) numaralı fıkrasında, iftira sonucunda mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; mağdurun süreli hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde ise mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunacağı; (6) numaralı fıkrasında ise mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanması hâlinde, beşinci fıkraya göre sanığa verilecek cezanın yarısı kadar artırılacağı kurala bağlanmıştır.

Başvuran Mahkemede bakılmakta olan davada, sanığın mağdurun kimliğini kullanarak iki farklı suçtan cezalandırılmasına sebebiyet verdiği iddia edilerek, sanığın eylemine uyan iftira suçundan cezalandırılması istenmiştir. Başvuran Mahkemece yapılan yargılama sonucunda iftira neticesinde mağdurun iki farklı suçtan ayrı ayrı süreli hapis cezaları ile cezalandırılmasına, sonrasında ise Mahkemece verilen ve temyiz olmaksızın kesinleşen bu kararın infazı sırasında tereddüt bulunması üzerine de mağdurun mahkûmiyetine ilişkin kararın infazının durdurulmasına karar verilmiştir.

5237 sayılı Kanun'un 267. maddesinin (6) numaralı fıkrasında düzenlenen hapis cezasının infazına başlanılmasından maksat, hakkında kesinleşmiş hapis cezasını içeren mahkûmiyet kararı bulunan hükümlünün, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca Cumhuriyet başsavcılığının yazılı emriyle ceza infaz kurumuna gönderilmesi ve bu kuruma alınmasıdır. Mahkemenin önündeki davada mağdurun iftira neticesinde almış olduğu cezadan dolayı cezaevine gönderilmesi yani hükmolunan hapis cezasının infazına başlanılması durumu gerçekleşmemiştir.

Diğer taraftan, Mahkemenin önündeki davada iftira neticesinde

mağdur süreli hapis cezası ile (fuhuşa aracılık suçundan 2 yıl hapis ve iftira

suçundan da 2 ay 12 gün hapis cezası) cezalandırılmıştır. Başka bir ifadeyle

mağdurun iftira neticesinde ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis

cezası ile cezalandırılması durumu da söz konusu değildir. Dolayısıyla,

Mahkemenin önündeki davada, 5237 sayılı Kanun'un 267. maddesinin (5) numaralı

fıkrasının mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis

cezasına mahkûmiyetinin düzenlendiği bölümünün ve hükmolunan

hapis cezasının infazına başlanılması nitelikli hâlinin düzenlendiği (6)

numaralı fıkrasının davada uygulanması mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle;

1- 26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesinin (5) numaralı fıkrasının 'Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; 'hükmolunur.' bölümü ile (6) numaralı fıkrasının, itiraz başvurusunda bulunan Mahkeme'nin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu fıkralara ilişkin başvurunun Mahkeme'nin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

2- 26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesinin (5) numaralı fıkrasının ''süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına'' bölümünün esasının incelenmesine,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Mustafa ÇAL tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında, 5237 sayılı Kanun'un 267. maddesinin (1) ve (5)

numaralı fıkraları arasında yaptırım miktarları bakımından dengesizlik

bulunduğu, bu dengesizliğin de hakkaniyete aykırı ceza uygulamalarına sebebiyet

verdiği, anılan Kanun'un 267. maddesinin suçun temel şeklinin düzenlendiği (1)

numaralı fıkrası gereğince işlemediğini bildiği hâlde hakkında soruşturma ve

kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için

bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişinin bir yıldan dört yıla

kadar hapis cezası ile cezalandırılması öngörülmüşken, suçun cezayı

ağırlaştıran nitelikli hâlinin düzenlendiği (5) numaralı fıkrası gereğince ise

mağdura iftirada bulunan ve mağdurun hapis cezasına mahkumiyetine sebebiyet

veren sanığın asgari 20 günden başlayacak hapis cezasına mahkumiyetinin söz

konusu olacağı, bu durumun da kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı olduğu, suç

ve ceza arasındaki adil dengenin korunamadığı ve adalet duygularını zedelediği

belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2., 10., 11. ve 38. maddelerine aykırı olduğu

ileri sürülmüştür.

5237 sayılı Kanun'da 'adliyeye karşı suçlar' başlığı

altında 267. maddede düzenlenen iftira suçunun temel şeklinin yer aldığı

maddenin (1) numaralı fıkrasında, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette

bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde, hakkında

soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını

sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişinin bir yıldan

dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı; suçun nitelikli hâllerinden

olan mağdurun iftira neticesinde hapis cezasıyla cezalandırılmasının

düzenlendiği ve itiraz konusu kuralı da içeren maddenin (5) numaralı fıkrasında

ise mağdurun süreli hapis cezasına mahkûmiyeti hâlinde, mahkûm olunan cezanın

üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunacağı öngörülmüştür.

5237 sayılı Kanun'un 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, süreli hapis cezasının kanunda aksi belirtilmeyen hallerde bir aydan az, yirmi yıldan fazla olamayacağı belirtilmiş; (2) numaralı fıkrasında ise, hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezası olarak ifade edilmiştir.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

Hukuk devletinde, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerine

ilişkin kurallar, ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nın konuya ilişkin

kuralları başta olmak üzere, ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri ve

ekonomik hayatın gereksinmeleri göz önüne alınarak saptanacak ceza siyasetine

göre belirlenir. Kanun koyucu, cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda

hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ile

karşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabul

edilebileceği konularında takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, bu yetkisini

kullanırken suç ve ceza arasındaki adil dengenin korunmasını ve öngörülen

cezanın, cezalandırmada güdülen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını da

dikkate almak zorundadır. Bu nedenle suç ve ceza arasında adalete uygun bir

oranın bulunup bulunmadığının saptanmasında o suçun toplumda yarattığı infial

ve etki, kişiler üzerinde oluşturduğu tehlike, zarar görenin kişiliği ile ona

verilen zararın azlığı veya çokluğu, işlenme oranındaki azalma veya artış gibi

faktörlerin de dikkate alınması gerekir.

Kanun koyucunun, iftira suçunun temel şekli ve nitelikli hâlleri

ile failin cezalandırılmasında esas alınan özellikleri düzenlerken iftira

sonucunda mağdurun uğradığı zararın ağırlığını ve mağdur hakkında uygulanan

yaptırım miktarını ve türünü de dikkate alacağı açıktır. İşlemediğini bildiği

hâlde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir

yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat

eden kişinin 5237 sayılı Kanun'un 267. maddesinin (1) numaralı fıkrası

gereğince bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması

öngörülmüşken, anılan Kanun'un 267. maddesinin (5) numaralı fıkrası gereğince

iftira neticesinde mağdurun yargılanıp hapis cezasıyla cezalandırılmasına neden

olan sanık hakkında ise mahkûm olunan hapis cezasının üçte ikisi kadar hapis

cezası öngörülmesi, sanıklar açısından ceza adaletine uygun olmayan sonuçlar

doğurmaktadır. Örneğin, sanığın hukuka aykırı bir fiili mağdura isnat

etmesinden ibaret eylemini gerçekleştirmesi durumunda mağdur hakkında bu iftira

nedeniyle soruşturma ve kovuşturma yapılmış olmasına bakılmaksızın sanık asgari

bir yıl hapis cezası ile cezalandırılacakken; iftira neticesinde mağdurun

işlemediği bir suçtan yargılanıp üstelik hapis cezasıyla cezalandırılmasına

neden olan sanık ise, itiraz konusu kural uyarınca (mahkûm olunan cezanın üçte

ikisi) asgari yirmi günden başlayan hapis cezası ile cezalandırılacaktır.

Anlaşılacağı üzere itiraz konusu kural uyarınca, iftira neticesinde suç

isnadının gerçek dışı olduğunun ortaya çıkmaması ve mağdurun yargılanıp hakkında

da hapis cezası özellikle de kısa süreli hapis cezası uygulanması hâli, suçun

temel şekline oranla daha hafif bir şekilde cezalandırılmaktadır. Bu bakımdan,

itiraz konusu kural suç ile ceza arasında bulunması gereken adil dengeyi

korumadığı gibi adalet duygularını zedeleyen bir durumun ortaya çıkmasına da

neden olmaktadır. Dolayısıyla, iftira suçunun temel şekli için öngörülen ceza

miktarı ile suçun nitelikli hâli olan iftira neticesinde mağdur hakkında süreli

hapis cezası uygulanması hâli için öngörülen ceza miktarı arasında kabul

edilebilir bir orantının bulunmadığı anlaşıldığından itiraz konusu kuralın

hukuk devletinde olması gereken adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle

bağdaştırılması mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.

Kuralın, Anayasa'nın 2. maddesine aykırı görülerek iptal edilmesi nedeniyle Anayasa'nın 10., 11. ve 38. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.

VI- İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU

Anayasa'nın 153. maddesinin (3) numaralı fıkrasında 'Kanun, kanun hükmünde kararname ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez' denilmekte, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmaktadır.

5237 sayılı Kanun'un 267. maddesinin (5) numaralı fıkrasının ''süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına'' bölümünün iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu düzenini ihlal edecek nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153. maddesinin (3) numaralı fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

VII- SONUÇ

26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesinin (5) numaralı fıkrasının ''süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına'' bölümünün Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 30.3.2011 günlü, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince,

KARARIN RESMÎ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE

GİRMESİNE, 10.4.2013 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Haşim KILIÇ

Başkanvekili

Serruh KALELİ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Mehmet ERTEN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Zehra Ayla

PERKTAŞ

Üye

Recep KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan ÜSTÜN

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye Erdal TERCAN Üye Muammer TOPAL Üye Zühtü ARSLAN

Anayasa Mahkemesi, E. 2013/14, K. 2013/56, 10 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Esasın İncelenmesi
  8. Vı- İptal Kararının Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu
  9. Kararın Resmî Gazete'de Yayımlanmasından Başlayarak Altı Ay Sonra Yürürlüğe
  10. Altan
  11. Özgüldür
  12. Perktaş
  13. Akıncı
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2013/14
Karar No
2013/56
Tarih
10 Nisan 2013

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2013/21 K.2013/57
  • AYM Norm Denetimi E.2011/142 K.2013/52
  • AYM Norm Denetimi E.2013/37 K.2013/54
  • AYM Norm Denetimi E.2013/36 K.2013/53
  • AYM Norm Denetimi E.2012/158 K.2013/55
  • AYM Norm Denetimi E.2013/20 K.2013/50

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.