KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2013
- Esas Sayısı
- 2013/40
- Karar Sayısı
- 2013/139
- Karar Günü
- 28.11.2013
- R.G. Tarih-Sayı
- 09.05.2014-28995
- İtiraz yoluna başvuran
- Edirne İş Mahkemesi
- İtirazın konusu
- 31.5.2006 günlü, 5510
Karar Metni
1.813 kelime·9 dk okuma·12 bölüm
sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 17.4.2008 günlü, 5754 sayılı Kanun'un 60. maddesiyle değiştirilen 102. maddesinin beşinci fıkrasının üçüncü cümlesinin, Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Sosyal Güvenlik Kurumunca verilen idarî para cezasını peşin ödeyen davacının bu cezaya karşı açtığı davanın reddedilmesi üzerine, idarece para cezasının peşin ödeme nedeniyle tahsil edilmemiş dörtte birlik kısmı için düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 102. maddesinin dördüncü fıkrası ile itiraz konusu cümlenin yer aldığı beşinci ve devamı fıkraları şöyledir:
“İdarî para cezaları ilgiliye tebliğ ile tahakkuk eder. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ya da Kurumun ilgili hesaplarına yatırılır veya aynı süre içinde Kuruma itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde, idarî para cezası kesinleşir.
İdarî para cezalarının, Kuruma itiraz edilmeden veya yargı yoluna başvurulmadan önce tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde peşin ödenmesi halinde, bunun dörtte üçü tahsil edilir. Peşin ödeme idarî para cezasına karşı yargı yoluna başvurma hakkını etkilemez. Ancak Kurumca veya mahkemece Kurum lehine karar verilmesi halinde, daha önce tahsil edilmemiş olan dörttebirlik ceza tutarı, 89 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü de dikkate alınarak tahsil edilir.
Mahkemeye başvurulması idarî para cezasının takip ve tahsilini durdurmaz. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde ödenmeyen idarî para cezaları, 89 uncu madde hükmü gereğince hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir.
İdarî para cezaları on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımı süresi, fiilin işlendiği tarihten itibaren başlar.
İdarî para cezaları hakkında, bu Kanun ve 16/5/2006 tarihli ve 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanununda hüküm bulunmayan hallerde 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır.”
B- İlgili Görülen Yasa Kuralı
5510 sayılı Kanun'un ilgili görülen 89. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
“Kurumun prim ve diğer alacakları süresi içinde ve tam olarak
ödenmezse, ödenmeyen kısmı sürenin bittiği tarihten itibaren ilk üç aylık
sürede her bir ay için % 3 oranında gecikme cezası uygulanarak artırılır.
Ayrıca, her ay için bulunan tutarlara ödeme süresinin bittiği tarihten başlamak
üzere borç ödeninceye kadar her ay için ayrı ayrı Hazine Müsteşarlığınca
açıklanacak bir önceki aya ait Yeni Türk Lirası cinsinden iskontolu ihraç
edilen Devlet iç borçlanma senetlerinin aylık ortalama faizi bileşik bazda
uygulanarak gecikme zammı hesaplanır. Ancak, ödemenin yapıldığı ay için gecikme
zammı günlük hesaplanır. Bakanlar Kurulu, ilk üç ay için uygulanan gecikme
cezası oranını iki katına kadar artırmaya veya bu oranı % 1 oranına kadar
indirmeye, yeniden kanunî oranına getirmeye ve uygulama tarihini belirlemeye
yetkilidir. Dava ve icra takibi açılmış olsa bile, prim ve diğer Kurum
alacaklarının ödenmemiş kısmı için gecikme cezası ve gecikme zammı tahsil
edilir.”
C- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M. Emin KUZ'un katılımlarıyla 2.5.2013 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Evren ALTAY tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen yasa kuralları, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, kişilerin mahkemeye erişiminin kolaylıkla
sağlanması ve bu konuda herhangi bir sınırlamayla karşılaşılmamasının hak arama
özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının bir gereği olduğu, herkesin iddialarını
mahkeme önüne taşıma hakkının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince de adil
yargılanma hakkının bir unsuru olarak kabul edildiği ve bu konuda hakkın özüne
etkili olmayacak şekilde yapılabilecek düzenlemelerin ölçülü olması
gerektiğinin belirtildiği, açılan davanın kaybedilmesi durumunda davacının dava
konusu idarî para cezasının dörtte birini ödemeye zorlanmasının mahkemeye
erişim hakkını kısıtlayıcı nitelik taşıdığı, itiraz konusu kural benzeri bir
düzenlemeye Kabahatler Kanunu'nda yer verilmediği hususu dikkate alındığında
benzer nitelikteki idarî para cezaları yönünden farklı düzenlemeler
getirilmesinin hukuk devletinin öngörülebilirlik ve belirlilik ilkelerine
aykırılık oluşturduğu, Devlet tarafından hak arama yollarının açık tutulmasının
yeterli olmadığı, bu yolların etkinliğinin de sağlanması gerektiği, mahkemeye
başvurmayı caydırıcı şekilde davacılara ek mali külfet yüklenmesinin meşru ve
haklı bir amacının bulunmadığı gibi orantılı da olmadığı belirtilerek itiraz
konusu kuralın, Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
5510 sayılı Kanun'un 102. maddesinin beşinci fıkrasında, idarî
para cezalarının Sosyal Güvenlik Kurumuna itiraz edilmeden veya yargı yoluna
başvurulmadan önce tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde peşin ödenmesi
halinde, bunun dörtte üçünün tahsil edileceği ve peşin ödemenin idarî para
cezasına karşı yargı yoluna başvurma hakkını etkilemeyeceği belirtildikten
sonra, itiraz konusu üçüncü cümlede, Sosyal Güvenlik Kurumunca veya mahkemece Kurum
lehine karar verilmesi halinde daha önce tahsil edilmemiş olan dörtte birlik
ceza tutarının, Kanun'un 89. maddesinin ikinci fıkrası hükmü de dikkate
alınarak tahsil edileceği hükme bağlanmıştır. Kanun'un 89. maddesinin ikinci
fıkrası, Sosyal Güvenlik Kurumunun alacaklarının süresi içinde ödenmemesi
halinde gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanmasını öngörmektedir.
Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının yanında, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir.
Mahkemeye erişim hakkı, hak arama özgürlüğünün bir gereği olmakla birlikte, hak arama özgürlüğünün varlığının kabulü için tek başına yeterli bulunmamaktadır. Kişilere yargı mercileri önünde dava açma hakkı tanıyan bir düzenlemenin, mahkemeye erişimi etkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı önemli ölçüde zorlaştırıcı veya caydırıcı nitelikte kurallar içermesi halinde bu düzenlemenin hak arama özgürlüğüne uygun olduğundan söz edilemez.
Kanun koyucu, idarî para cezalarının Sosyal Güvenlik Kurumuna itiraz edilmeden veya yargı yoluna başvurulmadan önce tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde peşin ödenmesi halinde, bunun dörtte üçünün tahsil edilmesini öngörmüş ve peşin ödemenin idarî para cezalarına karşı yargı yoluna başvurma hakkını etkilemeyeceğini belirtmiştir. Peşin ödeme halinde para cezasının dörtte üçünün tahsil edilmesi, peşin ödemenin özendirilmek suretiyle alacağın bir an önce tahsili amacını gütmektedir.
Peşin ödeme sonrasında idarî para cezasına karşı idareye itiraz
veya yargı yoluna başvurulması ve bu başvurunun reddine karar verilmesi
durumunda, daha önce tahsilinden vazgeçilmiş olan dörtte birlik ceza tutarının
tahsil edileceğinin öngörülmesi, bu cezalara karşı hak arama özgürlüğünü
kullanan kişilere bir tür yaptırım uygulanması sonucunu doğurmaktadır. Peşin
ödedikleri idarî para cezası tutarı dışında yeni bir ödeme ile yükümlü
kılınmaları, kişilerin bu cezalara karşı itiraz veya dava yoluna başvurmalarını
caydırıcı bir nitelik taşımaktadır. Peşin ödeme sonrası itiraz yoluna
başvurulmadığı ya da dava açılmadığı takdirde idarece hiçbir zaman
istenilemeyecek olan bir tutarın, bu yollara başvuran ve başvurusu reddedilen
kişilerden tahsil edileceğinin öngörülmesi, hak arama özgürlüğünün ihlaline yol
açan açık bir müdahaledir.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 36. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
Kural, Anayasa'nın 36. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden Anayasa'nın 2. maddesi yönünden ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.
Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Nuri NECİPOĞLU, Erdal TERCAN ile M. Emin KUZ bu görüşe katılmamışlardır.
ALTAN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla
PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
KARŞIOY GEREKÇESİ
5510 sayılı Kanunun 102. maddesinin beşinci fıkrasının üçüncü cümlesinin Anayasaya aykırılığı itirazı üzerine anılan hüküm Anayasanın 36. maddesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
Beşinci fıkrada, idarî para cezalarının, Sosyal Güvenlik Kurumuna itiraz edilmeden veya yargı yoluna başvurulmadan önce onbeş gün içinde peşin olarak ödenmesi hâlinde dörtte üçünün tahsil edileceği ve peşin ödemenin idarî para cezasına karşı yargı yoluna başvurma hakkını etkilemeyeceği; aynı fıkranın iptal edilen üçüncü cümlesinde ise, Kurumca veya mahkemece Kurum lehine karar verilmesi hâlinde, daha önce tahsil edilmemiş olan dörtte birlik ceza tutarının da tahsil edileceği belirtilmiştir. Kararda, bu hükmün hak arama özgürlüğüne uygun olmadığı gerekçesiyle iptaline hükmedilmiştir.
Anılan maddenin dördüncü fıkrasında, idarî para cezalarının tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde ödeneceği veya aynı süre içinde Kuruma itiraz edilebileceği ve itirazın takibi durduracağı; Kurumca itirazı reddedilenlerin ise otuz gün içinde mahkemeye başvurabileceği hükme bağlanmıştır. Buna göre, idarî para cezasına karşı Kuruma itiraz edilmesi mümkün olduğu gibi yargı yoluna gidilmesi de mümkündür. Üstelik, itirazın takibi durduracağı belirtilerek hak arama hürriyetini güçlendiren önemli bir güvence de sağlanmıştır.
Cezanın dörtte üçünü ödedikten sonra Kuruma itiraz eden veya
mahkemeye müracaat eden yükümlüden, Kurumun lehine karar verilmesi hâlinde
cezanın ödenmeyen dörtte birinin de tahsil edileceğinin öngörülmesi ilgiliye
yeni bir yükümlülük getirmemektedir. Kaldı ki, gereksiz başvuruların önlenerek
dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin fuzulî yere meşgul
edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesi gibi kamu yararının
gerektirdiği durumlarda başvuruculara yeni yükümlülükler getirilmesi de
mümkündür. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurulara ilişkin çeşitli
kararlarında, bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemenin kamu otoritelerinin
takdir yetkisi içinde olduğunu ve öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız
hale getirmedikçe veya aşırı derecede zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim
hakkının ihlal edildiğinin söylenemeyeceğini hükme bağlamaktadır (Örn. B.No:
2013/1613, 2/10/2013).
Anayasa Mahkemesi, hak arama özgürlüğünü engellediği iddiasıyla
Anayasaya aykırılığı iddia edilen ve kamu alacağı ile ilgili kendisine ödeme
emri tebliğ edilen borçlunun itirazında tamamen veya kısmen haksız çıkması
hâlinde hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki kamu alacağının %10 zamla
tahsil edileceğini öngören 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanunun 58. maddesinin beşinci fıkrasına ilişkin 3/2/2011 tarihli ve E.2009/83,
K.2011/29 sayılı kararında da, kişilerin yargı mercileri önünde sahip oldukları
anayasal hakların engellenmediği, idarî para cezalarına karşı yargı yolunun
kapatılmadığı ve mahkemelerin bu işlemlerle ilgili davaları inceleyerek gerekli
kararları vermekten alıkonulmadığı gerekçesiyle kuralın hak arama hürriyetini
engelleyen bir yönünün bulunmadığına hükmetmiştir. İtiraz konusu kuralda da,
idarî para cezalarına karşı itiraz edilmesi ve yargı yoluna başvurulması
engellenmemiş, aksine itirazın takibi durdurması öngörülmüş, Kurumca itirazı
reddedilenlerin mahkemeye başvurabilecekleri ve peşin ödemenin idarî para
cezasına karşı yargı yoluna başvurma hakkını etkilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Bu itibarla, peşin ödemenin teşvik edilmesi, tahsilâtın hızlandırılması ve dava sayısının azaltılması amacıyla getirildiği anlaşılan mezkûr kuralla, şartlı olarak tahsilinden vazgeçilen meblağın da haksız çıkma hâlinde ödeneceğinin hükme bağlanması, ilgililere getirilmiş yeni bir yükümlülük olarak değerlendirilemeyeceği gibi böyle sayılsa bile mahkemeye erişimi etkisiz kılacak veya yargı yoluna başvurmayı önemli ölçüde zorlaştırıcı veya caydırıcı nitelikte, dolayısıyla da hak arama hürriyetine uygun olmayan bir düzenleme olarak değerlendirilemez.
Açıklanan sebeplerle, itiraz konusu kuralın Anayasanın 36. maddesine aykırı olmadığı ve iptal talebinin reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle iptal yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
Başkanvekili
Alparslan
ALTAN
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Erdal TERCAN
Üye
M. Emin KUZ
Anayasa Mahkemesi, E. 2013/40, K. 2013/139, 28 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası