KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2013
- Esas Sayısı
- 2013/86
- Karar Sayısı
- 2013/117
- Karar Günü
- 10.10.2013
- R.G. Tarih-Sayı
- 07.01.2014-28875
- İtiraz yoluna başvuran
- Ankara
Karar Metni
2.653 kelime·13 dk okuma·15 bölüm
11. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
15.2.2011 günlü, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan “…veya anılan kadrolar için aranan eğitim şartlarını taşımayan…” ibaresinin Anayasa'nın 2. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Radyo ve Televizyon Üst Kurulunda uzman olarak görev yapan davacının, üst kurul uzmanı kadrosuna atanma istemiyle yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali talebiyle açtığı davada, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
6112 sayılı Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren geçici 1. maddesi şöyledir:
“Üst Kurul üyeleri ve personele dair geçiş hükümleri
GEÇİCİ MADDE 1-(1) Bu Kanunun yürürlüğe
girdiği tarihten önce Üst Kurul üyeliğine seçilen ve bu görevleri devam etmekte
olanlardan halen 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına
girmeksizin sigorta primi ödemekte olanlar, 5510 sayılı Kanunun kamu personeli
için uygulanmaya başlandığı 15/10/2008 tarihinden daha önceki bir tarihi
geçmemek kaydıyla, Üst Kurul üyesi olarak göreve başladıklarıtarihi takip eden
ay başından itibaren geçen hizmet süreleri itibarıyla 5510 sayılı Kanunun 4
üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı kabul edilirler. Bu
süreyeait emekli keseneği veya sigorta primi çalışan
payı farkları kendileri tarafından, kurum karşılığı veya sigorta
primi işveren payı farkları Üst Kurul tarafından ödenir.
Sigortalı hizmet sürelerinin birleştirilerek aylık bağlanmasında, ilgisine göre
mülga 24/5/1983 tarihli ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak
Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun veya 5510 sayılı Kanun
hükümleri uygulanır. Sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birinden emekli
aylığı almakta iken Üst Kurul üyeliğine seçilen ve halen görevde olanların,
istekleri halinde emekli aylıkları kesilir ve sigorta primleri 5510 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında ödenir ve
bunların emekli aylıklarının yeniden bağlanarak emekli aylığı tutarlarının
belirlenmesinde genel hükümlere göre işlem yapılır.
(2) Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihte Üst Kurul üyesi olanların üyelikleri, üyelerin üçte birinin iki yılda bir yenilenmesi saklı kalmak kaydıyla, görev sürelerinin sonuna kadar devam eder.
(3) Bu Kanunla yapılan yeni düzenlemeler nedeniyle kadro ve görev unvanı değişmeyenlerden bu Kanunda öngörülen
eğitim şartlarını taşıyanlar başka bir işleme gerek kalmaksızın durumlarına
uygun aynı unvanlı kadrolara atanmış sayılır. Kadro ve görev unvanları değişen
yahut kaldırılan veya anılan kadrolar için aranan eğitim şartlarını
taşımayan personelden; Teftiş
Kurulu Başkanı, Genel Sekreter, Daire Başkanı ve Bölge Müdürü kadrolarında
bulunanlar Üst Kurul Müşaviri kadrolarına, Başmüfettiş ve
bölge müdür yardımcısı kadrolarında bulunanlar uzman denetçi kadrolarına,
başka bir işleme ve tebligata gerek kalmaksızın bu Kanunun yayımı tarihinde
atanmış sayılır; diğerleri Başkan tarafından üç ay içinde Üst Kurulda durumlarına uygun kadrolara atanırlar. Bunlar
atama işlemi yapılıncaya kadar Başkan tarafından ihtiyaç duyulan işlerde
görevlendirilebilirler. Bunlar, yeni bir kadroya atanıncaya kadar, eski
kadrolarına ait ücret ve diğer mali
haklarını almaya devam ederler. Söz konusu personelin, atandıkları yeni
kadroların aylık, ek gösterge, sözleşme ücreti, bir aya isabet eden ikramiye,
her türlü zam ve tazminatlar (fazla çalışma ücreti hariç) diğer malî hakları
toplam net tutarının, atandıkları tarih itibarıyla eski kadrolarına ilişkin olarak
en son ayda aldıkları aylık, ek gösterge, sözleşme ücreti, bir a ya isabet eden
ikramiye, her türlü zam ve tazminatlar (fazla çalışma ücreti hariç) diğer malî
hakları toplam net tutarından az olması hâlinde, aradaki fark, atandıkları
kadrolarda kaldıkları sürece, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi
tutulmaksızın vefarklılık giderilinceye kadar kendilerine tazminat olarak
ödenir.
(4) Bu Kanunun yayımı tarihinden sonra 43 üncü maddenin altıncı fıkrasına göre Üst Kurul kadrolarında bulunan personel için belirlenecek ücretler ile diğer malî haklar toplamının, bu Kanunun yayımı tarihinden öncekien son ayda Üst Kurul kadroları için belirlenmiş olan aylık, ek gösterge, sözleşme ücreti, bir aya isabet eden ikramiye, her türlü zam ve tazminatlar ile fazla çalışma ücreti hariç diğer malî haklar toplamı net tutarından daha az olması hâlinde, aradaki fa rk söz konusu personele, kadrolarında kaldıkları sürece, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın ve farklılık giderilince ye kadar tazminat olarak ödenir.
(5) Üst Kurul müşaviri ve uzman denetçi kadrosunda bulunanlar, Üst Kurulda Başkan tarafından uygun görülen birim ve işlerde görevlendirilirler. Bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren Üst Kurulda yeni Üst Kurul müşaviri ve uzman denetçi ataması yapılmaz ve bu kadrolarda herhangi bir şekilde boşalma olması hâlinde, anılan kadrolar herhangi bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır.
(6) Üst Kurul uzmanı ve Üst Kurul uzman yardımcısı kadrolarından teknik hizmetler sınıfında bulunanların hizmet sınıfı, genel idare hizmetleri olarak değiştirilmiştir.
(7) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ÜstKurulda görev yapmakta olan personel, bu Kanunun yayımı tarihinden önce yararlanmakta olduğu ek göstergelerden kazanılmış hak olarak yararlanmaya devam eder.
(8) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Üst Kurulda görev yapan personelden;
a) Fakülte veya dört yıllık yüksekokul mezunu olan,
b) Üst Kurulda beş yıllık hizmet süresini tamamlayan,
c) Son üç yıllık sicil not ortalaması seksen ve üzerinde olan,
d) Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavından en az (D) düzeyinde puanı olan veya Üniversitelerarası Kurul Yabancı Dil Sınavından en az 60 puanı olan veya dil yeterliği bakımından buna denk kabul edilen ve uluslararası geçerliliği bulunan bir belgeye sahip olan,
e) Hazırlayacakları tez, bu Kanunun 43 üncü maddesinin yedinci fıkrasınagöre kabul edilen veya doktora yapan ve Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç üç yıl içinde aynı fıkraya göre yapılacak yeterlik sınavında başarılı olanlar,Üst Kurul uzmanlığı kadrosuna atanabilirler.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralı
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. maddesine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Mehmet ERTEN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL ve Zühtü ARSLAN'ın katılımlarıyla 5.9.2013 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Erhan TUTAL tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralı ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, 6112 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce üst kurul uzmanı olan ilgilinin kadrosunun, itiraz konusu kuralın yürürlük tarihinden önceki olaylara uygulanması suretiyle değiştirildiği, bu durumun hukuki güvenlik ilkesi ile bağdaşmadığı belirtilerek Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un itiraz konusu kuralın da yer aldığı geçici 1. maddesinin
(3) numaralı fıkrasıyla, genel olarak, yeniden yapılandırılan Radyo ve
Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK) daha önceki kadrolarında görev yapanların yeni
kadrolara aktarımına ilişkin kurallar getirilmiştir. Buna göre, 6112 sayılı
Kanunla yapılan düzenlemeler neticesinde kadro ve görev unvanı değişmeyenlerin
durumlarına uygun aynı unvanlı kadroya atanmış sayılacakları, kadro ve görev
unvanı değişen ya da kaldırılan veyahut da aranılan şartları taşımayan bir
kısım personelin müşavir, bir kısım personelin ise uzman denetçi kadrolarına
Kanun'un yayımı ile birlikte atanmış sayılacağı, fıkrada açıkça kadro ve görev
unvanları yazılmayan bir kısım personelin de Üst Kurul Başkanı tarafından üç ay
içinde durumlarına uygun kadrolara atanacakları belirtilmektedir. İtiraz konusu
kuralda ise yapılan yeni düzenlemeler nedeniyle kadro ve görev unvanı
değişmeyenlerden birtakım kadrolar için aranılan eğitim şartını taşımayan
personelin başka kadrolara atanacağı belirtilmektedir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel
ilkelerinden biri “hukuk güvenliği” ilkesidir. Hukuk güvenliği,
normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete
güven duyabilmesini, Devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu
zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Ancak güvenin korunması,
mevcut bir hukuki durumun dokunulmazlığı anlamında da değerlendirilmemelidir.
Hukuki güvenliğin mevcut bir hukuki durum için dokunulmazlık şeklinde
algılanması, dinamik toplum yapısının kurallarla statik, durağan hâle
getirilmesi sonucunu doğurur ki bu da toplumun çağın gerisinde kalmasına neden
olabilir. Bu nedenle Kanun koyucu Anayasa'da öngörülen koşullar çerçevesinde
diğer alanlarda olduğu gibi kamu görevlilerinin durumları ile ilgili olarak da
kamu yararı amacıyla bazı değişiklikler yapabilir.
Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin sağlamakla yükümlü olduğu hukuk güvenliği, kural olarak, kanunların geriye yürütülmemesini gerekli kılar. Kanunların geriye yürümezliği ilkesi uyarınca, kanunlar kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirdiği, kazanılmış hakların korunması, mali haklarda iyileştirme gibi kimi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar; geçmiş, yeni çıkarılan bir kanunun etki alanı dışında kalır. Bu nedenle, sonradan yürürlüğe giren kanunların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması hukukun genel ilkelerindendir.
RTÜK'ün gerçekleştirdiği kamu hizmetlerinde verimi artırmak amacıyla yeniden yapılandırma neticesinde yapılan değişiklik sonucu personele ilişkin olarak Kanun'un geçici 1. maddesinde bazı kurallar belirlenmiştir. 6112 sayılı Kanunla gerçekleştirilen yeniden yapılanma neticesinde de eski kadrolar kaldırılarak yeni kadrolar ihdas edilmiş ve kimlerin söz konusu kadrolara hangi şartlarla atanacakları veya atanmış sayılacakları aynı Kanunla düzenlenmiştir. Bu çerçevede "Üst Kurul Uzmanlığı" da, ismi muhafaza edilse de, yeniden yapılandırma kapsamında yeni bir kadro olarak ihdas edilmiş ve bu kadroya atanacakların taşıması gerekli nitelikler belirlenmiştir.
İtiraz konusu kural, 6112 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin (3) numaralı fıkrasında belirtilen ve aynı Kanun'un 43. maddesinin (7) numaralı fıkrasında, en az dört yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olmak şeklinde somutlaştırılan eğitim şartını taşımayan ve yeni düzenlemeler nedeniyle kişilerin durumlarına uygun kadrolara atanmalarına ilişkin eğitim şartı öngördüğünden ve yeniden yapılanma çerçevesinde ihdas edilen kadrolara atanma konusunda, atanılacak kadronun ve personelin niteliklerine bakılarak üst kurul uzmanı olarak atanmada aranacak eğitim koşulunun saptanması kanun koyucunun takdir yetkisi içinde kaldığından hukuki güvenlik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.
Anayasa Mahkemesinin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği
üzere, kamu hukuku alanında gerek kanunla
gerekse düzenleyici işlemlerle konulmuş kuralların, kamu yararı ve hizmetin
gerekleri dikkate alınarak her zaman değiştirilebileceği veya kaldırılabileceği
açıktır. Hukuk aleminde meydana gelebilecek bu değişiklik, daha önce kural
tasarrufların doğurmuş olduğu objektif ve genel hukuki durumlara da uygulanabilecektir.
Soyut ve genel hukuki durumların (statülerin) en önemli özelliği bunların daima
değişebilmesi ve bu değişikliğin de herkese karşı geçerli olmasıdır. Hukuk
alanında meydana gelen ve hukuki statüde değişiklik yapan bu düzenlemeler, eski
düzenleme uyarınca statü kazanmış ve statüsü devam eden bireyleri de kapsar.
Dolayısıyla, nesnel hukuki durumların (statülerin) kazanılmış hak bahşetmesi
mümkün değildir. Bir kamu görevlisinin kadro unvanı, bu kişinin
iradesi ve isteği dışında kanun koyucu tarafından kaldırılabilir veya
değiştirilebilir. Kanun aksini öngörmemiş ise derhal etki ilkesi uyarınca, yeni
düzenleme, bu kadroya daha önce atanmış olan kamu görevlilerine derhal
uygulanır.
Kuralda belirtilen görevlilerin durumunda olduğu gibi statü hukukuna göre yürütülen görevlere atanmanın usulleri, kadronun kaldırılması veya değiştirilmesi ile ilgili yeni düzenlemeler ve değişiklikler yapılması konusunda kanun koyucunun takdir yetkisi bulunmaktadır. Kamu kurumlarının kuruluşunda ve kaldırılışında takdir yetkisi bütünüyle yasama organı veya kanunla yetki verilmiş olan idari makama ait olduğuna göre, yasama organı kurduğu bir kamu kurumunu veya bazı kadroları kanunla kaldırabileceği gibi ihdas edeceği yeni kadrolara atanma şartlarını da belirleyebilir.
Bu durumda, kanunların geriye yürütülmemesi ilkesinin temel amaçlarından olan kazanılmış hakların korunması noktasında herhangi bir sorunun olmadığı, idarenin mali ve özlük hakları korumak şartıyla, kadroları ve buna bağlı olarak unvanları kaldırma ve değiştirme konusunda takdir yetkisine sahip olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim söz konusu personelin, yeni atandıkları kadrodaki mali haklarının mevcut kadrolarındakine göre daha düşük olması hâlinde yeni kadrolarındaki gelirleri mevcut gelirlerine eşitleninceye kadar fark olarak ödenmesi öngörülmek suretiyle mali ve özlük hakları korunmuştur.
Öte yandan Anayasa'nın 2. maddesindeki “hukuk devleti” ilkesi gereğince, yasama işlemlerinin kişisel yararları değil kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla yapılması zorunludur. Bir kuralın Anayasa'ya aykırılık sorunu çözümlenirken “kamu yararı” konusunda Anayasa Mahkemesinin yapacağı inceleme yalnızca kanunun kamu yararı amacıyla yapılıp yapılmadığı ile sınırlıdır.
RTÜK'ün yapısı gözetilerek mevcut personele ilişkin uyum hükümlerine yer verilen ve Kurumun idari teşkilat olarak daha dinamik bir yapıya kavuşturularak, hızlı ve verimli çalışmasını sağlamak amacıyla itiraz konusu kuralın da yer aldığı maddede geçiş hükümlerine yer verilmiştir. Bu bağlamda, kuralda yer verilen düzenlemenin Kurumun; Anayasa ve Kanun'da belirtilen görevlerini daha iyi gerçekleştirmesine yönelik olduğu ve amacın da kamu yararı olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Serruh KALELİ, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Engin YILDIRIM, Celal Mümtaz AKINCI ile Erdal TERCAN bu görüşe katılmamışlardır.
ALTAN
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla
PERKTAŞ
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan ÜSTÜN
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
İtiraz istemine konu kuralın incelenmesinde; Radyo ve
Televizyon Üst Kurulu'nun idari personeliyle ilgili yapılan yeni düzenleme
sonucunda belirlenen kadrolara ilişkin öngörülen “eğitim şartlarını taşıma”
koşulunu sağlayamayan personelin, başka kadrolara atamasının yapılacağının
hüküm altına alındığı görülmektedir. Davaya konu olayın somutunda ise önceki
mevzuat hükümlerine göre iki yıllık yüksek okul mezunu olan, hazırladığı tez
Uzmanlık Sınavı Kurulunca kabul edilen ve girdiği yeterlilik sınavında da
başarılı olduğu için “Üst Kurul Uzmanı” statüsüne alınan ve 2002
yılından beri bu statüyle çalışan davacı, 15.2.2011 tarih ve 6112 sayılı
Kanunla bu kadro (Üst Kurul Uzmanlığı) için “dört yıllık yüksek öğrenim şartı”
öngörülmesi ve aynı Kanun'un Geçici 1 nci maddesindeki dava konusu kuralla yeni
hükmün geçmişte bu kadroya atananlara da teşmil edilmesi üzerine, “üst kurul
uzmanı” kadrosundan alınmış ve “uzman” kadrosuna atanmıştır.
Hukuk Devleti'nin olmazsa olmaz şartı olan “hukuk güvenliği” ilkesi, yeni getirilen normunkural olarak geçmişte meydana gelen olaylara uygulanmasını men eder. Aleyhe hüküm ve sonuçlar doğuran geçmişe yürürlü yasalar bireyin hukuki güvenliğini yok edeceği gibi, hukuk devletine olan güveni de sarsar. “Yeniden yapılandırma”, “teşkilat ve kadro değişikliği” vb. adlar altında idarede ve kadrolarda yapılacak değişiklikler, bu temel ilkeyi gözardı edemez ve kamu görevlilerinin önceki mevzuat hükümlerine göre ihdas ettikleri statü, salt bu gerekçelerle “teminatsız” kabul edilemez. Esasen Anayasa'nın 128. maddesinin öngördüğü “kamu görevlisi teminatı” ilkesi de buna engeldir.
Mahkememizin öncelikle son dönemdeki içtihatlarının buna cevaz
verdiği de söylenemez. Birçok Kanun Hükmünde Kararname düzenlemelerinde yeniden
yapılandırma nedeniyle birçok kamu görevlisinin kadrolarında kimi değişiklikler
yapılmış ve Mahkememizce de bu yasal tasarruflar yasakoyucunun takdir hakkı
çerçevesinde görülüp, düzenlemeler kamu yararına uygun olarak
değerlendirilmişse de; somut kuralın diğer yasal tasarruflardan tamamen farklı
bir mahiyet gösterdiği, önceki mevzuat hükümlerine göre bir statüyü iktisap
etmiş olan kamu görevlisinin, yeniden belirlenen statü koşullarını taşımadığı
gerekçesiyle kuralın geçmişe yürütüldüğü ve kişinin yasal olarak iktisap ettiği
üst kurul uzmanlığı statüsünden yoksun bırakıldığı, böylelikle kamu görevlisi
güvencesi ve hukuki güvenlik ilkelerinin açıkça ihlal edildiği görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kuralın hukuk güvenliğini ihlal etmesi nedeniyle Anayasa'nın 2. kamu görevlisi güvencesini ihlal etmesi nedeniyle de 128. maddelerine aykırı olduğu ve iptali gerektiği kanaatine vardığımızdan; aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Üye
Muammer TOPAL
Üye
Zühtü ARSLAN
Üye
M. Emin KUZ
Başkanvekili
Serruh KALELİ
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Zehra Ayla
PERKTAŞ
KARŞIOY YAZISI
İtiraz konusu kuralda, 6112 sayılı Kanunla Radyo ve Televizyon Üst Kurulunda (RTÜK) yapılan yeni düzenlemeler nedeniyle kadro ve görev unvanı değişen yahut kaldırılan veya anılan kadrolar için aranan eğitim şartlarını taşımayan personelin başka bir işleme veya tebligata gerek kalmaksızın başka kadrolara atanmış sayılacakları öngörülmektedir. İtiraz, kuralın “…veya anılan kadrolar için aranan eğitim şartlarını taşımayan” bölümüne ilişkindir. Kuralın uygulanması halinde, kadro veya görev unvanı değişmemiş olsa bile bir kısım personelin Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce mevcut olmayan yeni eğitim şartlarını taşımadıkları gerekçesiyle başka kadrolara atanmaları gerekecektir.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de “hukuk güvenliği” ilkesidir. Kişiler belli bir kamu hizmetine, o sırada kanunla belirlenmiş olan şartlara sahip olmaları halinde atanabilirler ve atanıp göreve başlamaları halinde o görevin gerektirdiği giriş koşullarının değiştiği gerekçesiyle görevden alınmayacakları hususunda haklı bir beklenti ve güven içinde statülerini sürdürürler. Kamu yararı gerekçesiyle aksine bir düşüncenin kabul görmesi halinde yasa koyucunun kamu görevlilerinin göreve geliş koşullarında her hangi bir zamanda yapacağı değişiklikle hukuk güvenliğini tümüyle ortadan kaldırması mümkün olacaktır.
Hukuk güvenliği gibi temel bir ilkenin ihlal edilmesi ile kuralın amaçladığı ifade edilen, RTÜK'ün daha dinamik bir yapıya kavuşturulması, hızlı ve verimli çalışması gibi gerekçeler karşılaştırıldığında, kuralın haklı nedenlere dayandığı veya ölçülü olduğu da söylenemez.
Yukarıdaki nedenlerle Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olan kuralın iptali gerektiği düşüncesindeyim.
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye Erdal TERCAN Üye Osman · Alifeyyaz PAKSÜT
Anayasa Mahkemesi, E. 2013/86, K. 2013/117, 10 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası