KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2014
- Esas Sayısı
- 2014/35
- Karar Sayısı
- 2014/173
- Karar Günü
- 13.11.2014
- R.G. Tarih-Sayı
- 4.3.2015-29285
- İtiraz yoluna başvuran
- Kayseri
Karar Metni
2.173 kelime·11 dk okuma·20 bölüm
1. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 4.6.1985
günlü, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun, 10.6.2010 günlü, 5995 sayılı Kanun'un 11. maddesiyle değiştirilen 24. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan ".beş katından az olmamak kaydıyla." ibaresinin Anayasa'nın 2. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Davacı tarafından, işlettiği kum çakıl ocağı ile ilgili olarak il encümen kararı ile ruhsatın 5 yıl süre ile uzatılarak kira bedeli belirlenmesi yolundaki işlemin iptali istemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren 24. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"(Değişik üçüncü fıkra: 10/6/2010-5995/11 md.) I. Grup (a)
bendi madenlerin ruhsat süresi beş yıldır. Diğer grup madenlerin işletme ruhsat
süresi, on yıldan az olmamak üzere projesine göre belirlenir. I. Grup (a) bendi
ve diğer gruplardaki ruhsatlar, sürenin bitiminden önce yeni bir projeyle
uzatma talebinde bulunulması halinde ruhsat süresi uzatılabilir. I. Grup (a)
bendi maden sahalarının ruhsat süresini uzatma taleplerinde; ihale yoluyla
verilen ruhsatlarda ilk ihale bedelinin yeniden değerleme oranı ile belirlenen
tutarı geçmeyecek, ihale yapılmadan verilen ruhsatlarda ise on yıllık işletme
ruhsat harcının beş katından az olmamak kaydıyla bu bedel, İl
Özel İdaresi tarafından belirlenir. Toplam ruhsat süresi altmış yılı geçemez.
Altmış yıldan sonraki sürenin uzatılmasına Bakanlar Kurulu yetkilidir."
B- Dayanılan Anayasa Kuralı
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2. maddesine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M. Emin KUZ'un katılımıyla 27.2.2014 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Murat ARSLAN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralı ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, itiraz konusu kuralda I. Grup (a) bendi maden sahalarının ruhsat süresini uzatma taleplerinde, ihale yapılmadan verilen ruhsatlarda, ruhsat süresinin uzatılması durumunda uygulanacak bedelin belirlenmesinde sadece alt sınırın belirtildiği, üst sınırın belirlenmediği, bu şekilde idareye geniş, sınırsız ve ölçüsüz bir takdir yetkisi verildiği; ayrıca, idarenin söz konusu bedeli belirlerken hangi ölçütleri esas alacağının açık ve belirgin olmadığı ve Kanun'da somut olarak düzenlenmediği belirtilerek kuralın, Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
İtiraz konusu kural ile I. Grup (a) bendi maden sahalarının ruhsat süresini uzatma taleplerinde ihale yapılmadan verilen ruhsatlarda, ruhsat süresini uzatma karşılığında alınacak bedelin, on yıllık işletme ruhsat harcının beş katından az olmamak kaydıyla İl Özel İdaresi tarafından belirleneceği hüküm altına alınarak, idarenin öngörülen alt sınırdan aşağı olmamak üzere, ruhsat bedelini dilediği gibi belirlemesine imkân tanınmıştır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan
haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve
işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu
geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku
tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan,
yargı denetimine açık olan devlettir. Kanunların kamu yararının sağlanması
amacına yönelik olması, genel, objektif, adil kurallar içermesi ve hakkaniyet
ölçütlerini gözetmesi de hukuk devleti olmanın gereğidir. Bu nedenle, kanun
koyucunun hukuki düzenlemelerde kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal
sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde
tutarak kullanması gerekir.
Hukuk devletinin olmazsa olmaz ilkelerinden biri belirliliktir.
Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup bireyin, kanundan,
belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal
yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini
verdiğini bilmesini zorunlu kılmaktadır. Birey ancak bu durumda kendisine düşen
yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlar. Belirlilik ilkesi
yalnızca yasal belirliliği değil, daha geniş anlamda hukuki belirliliği ifade
etmektedir. Yasal düzenlemeye dayanarak erişilebilir, bilinebilir ve
öngörülebilir gibi niteliksel gereklilikleri karşılaması koşuluyla, mahkeme
içtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleri ile de hukuki belirlilik sağlanabilir.
Aslolan muhtemel muhataplarının mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne
tür sonuçlar doğurabileceğini öngörmelerini mümkün kılacak bir normun
varlığıdır.
İhale yapılmadan verilen ruhsatlar, özel şahıslara ait alanlar
için verilen ruhsatlardır. Kanun'un 3. maddesinde muhammen bedel, "I.
Grup (a) bendi madenler için mülk sahibinin izni alınarak verilen ruhsatlarda
veya ruhsat süre uzatım işlemlerinde madenin cinsi, rezervi ve yeri dikkate
alınarak ilgili il özel idaresi tarafından belirlenen bedel" biçiminde
tanımlanmıştır. Kanun'un 16. maddesine göre de, I. Grup (a) bendi madenlerin,
özel mülkiyete tabi alanlarda yer alması hâlinde, üçüncü kişilere işletme
ruhsatı verilebilmesi için mülk sahibinin izninin alınması gerekmekte olup bu
iznin alınması hâlinde ruhsat karşılığında alınacak bedel, il özel idaresi
tarafından belirlenen muhammen bedel olacaktır. Muhammen bedel, aynı grup madenlerin
Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanlarda bulunması hâlinde alınması
gereken ihale bedeli ile aynı niteliktedir.
İtiraz konusu kural, Kanun'un 3. maddesinde tanımlanan muhammen bedel ile birlikte değerlendirildiğinde, I. Grup (a) bendi maden sahalarının ruhsat süresini uzatma taleplerinde, ihale yapılmadan verilen ruhsatlarda alınacak bedel; madenin cinsi, rezervi ve yeri dikkate alınarak, on yıllık işletme ruhsat harcının beş katından az olmamak kaydıyla, il özel idaresi tarafından belirlenecektir.
Ayrıca, 3.2.2005 günlü, 25716 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Maden Kanununun I (A) Grubu Madenleri İle İlgili Uygulama Yönetmeliği"nin 10. maddesinde, ihale yapılmadan verilen ruhsatlarda, ruhsat bedelinin on yıllık işletme ruhsat harcının beş katından az, yirmi katından fazla olmamak kaydıyla, ilgili idare tarafından belirleneceği ifade edilmiş ve alt ve üst sınırlar belirlenerek bu konudaki belirsizlik giderilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde; muhammen bedelin, hangi yerlerde, hangi madenler için, hangi koşullar altında, kim tarafından belirleneceği ve bu bedel belirlenirken hangi kriterlerin değerlendirileceği açık, net, anlaşılır ve nesnel bir şekilde belirtildiği ve alt sınırı kanunla ve üst sınırı yönetmelik ile belirlendiğinden, kuralda bir belirsizlik bulunmamaktadır.
Öte yandan, il özel idaresi tarafından belirlenen muhammen bedele karşı yargı yoluna başvurma olanağı da bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Serruh KALELİ ile Erdal TERCAN bu görüşe katılmamışlardır.
KILIÇ
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
Başkanvekili
Alparslan
ALTAN
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan
ÜSTÜN
Üye
Engin
YILDIRIM
Üye
Nuri
NECİPOĞLU
Üye
Hicabi
DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal
TERCAN
Üye
Muammer
TOPAL
Üye
Zühtü
ARSLAN
KARŞIOY GEREKÇESİ
3213 sayılı Maden Kanunu'nun, 10.6.2010 tarihli, 5995 sayılı Kanun'un 11. maddesiyle değiştirilen 24. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan ".beş katından az olmamak kaydıyla." ibaresinin, Anayasa'nın 2. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istenmiştir.
Mahkememiz çoğunluğu, ibareyi, açık ve belirli olduğu gerekçesiyle Anayasa'ya aykırı bulmamıştır.
İptali istenen ibareyi içeren 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 24. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
" I. Grup (a) bendi madenlerin ruhsat süresi beş yıldır.
Diğer grup madenlerin işletme ruhsat süresi, on yıldan az olmamak üzere
projesine göre belirlenir. I. Grup (a) bendi ve diğer gruplardaki ruhsatlar,
sürenin bitiminden önce yeni bir projeyle uzatma talebinde bulunulması halinde
ruhsat süresi uzatılabilir. I. Grup (a) bendi maden sahalarının ruhsat süresini
uzatma taleplerinde; ihale yoluyla verilen ruhsatlarda ilk ihale bedelinin
yeniden değerleme oranı ile belirlenen tutarı geçmeyecek, ihale yapılmadan
verilen ruhsatlarda ise on yıllık işletme ruhsat harcının beş katından
az olmamak kaydıyla bu bedel, İl Özel İdaresi tarafından belirlenir.
Toplam ruhsat süresi altmış yılı geçemez. Altmış yıldan sonraki sürenin
uzatılmasına Bakanlar Kurulu yetkilidir."
Maden Kanunu'nun 24. maddesine göre, I. Grup (a) bendi madenlerin
ruhsat süresi beş yıldır. Bu süre, ruhsat süresinin bitiminden önce yeni bir
projeyle uzatma talebinde bulunulması halinde uzatılabilir. I. Grup (a) bendi
maden sahalarının ruhsat süresini uzatma taleplerinde; ihale yoluyla verilen
ruhsatlarda ilk ihale bedelinin yeniden değerleme oranı ile belirlenen tutarı
geçmeyecek, ihale yapılmadan verilen ruhsatlarda ise on yıllık işletme ruhsat
harcının beş katından az olmamak kaydıyla bu bedel, İl Özel İdaresi tarafından
belirlenecektir. Kuralla ruhsat sürelerinin uzatılmasında, Kanun koyucu, ihale
yoluyla verilen ruhsatlarla, ihale yapılmadan verilen ruhsatlar arasında
ayırım yapmış, her ikisinin ruhsat uzatım bedelinin belirlenmesinde farklı
usuller öngörmüştür.
İhale yapılmadan verilen ruhsatlar, özel şahıslara ait alanlar
için verilen ruhsatlardır. İtiraz konusu ibarenin yer aldığı kural ile I. Grup
(a) bendi maden sahalarının ruhsat süresini uzatma taleplerinde ihale
yapılmadan verilen ruhsatlarda, ruhsat süresini uzatma karşılığında alınacak
bedelin, on yıllık işletme ruhsat harcının beş katından az olmamak kaydıyla İl
Özel İdaresi tarafından belirleneceği hüküm altına alınarak, idarenin öngörülen
alt sınırdan aşağı olmamak üzere, ruhsat bedelini dilediği gibi belirlemesine
imkân tanınmıştır. Böylece, uzatma halinde alınacak bedelin alt sınırı
belirlenmişken, üst sınır hakkında herhangi bir belirleme yapılmadan idareye
takdir yetkisi verilmiş olmaktadır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de
"belirlilik"tir. Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem
de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde
açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi
uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi,
bireylerin hukuksal güvenliğinin sağlanması bakımından da önem arz etmektedir.
Zira hukuk güvenliği ilkesi, hukuk devletinde uyulması zorunlu temel ilkelerden
birini oluşturmaktadır. Anayasada öngörülen temel hak ve özgürlüklerin
kullanılmasının ve insan haklarının yaşama egemen kılınmasının önkoşulu olan
hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin
tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal
düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli
kılar (AYM 14.11.2013 E.2013/24, K.2013/133). Dolayısıyla, uygulanması öncesinde kanunun, muhtemel etki ve
sonuçlarının yeterli derecede öngörülebilir olması gereklidir.
Mahkememiz, 16.7.2010 tarihli, E.2010/29, K.2010/90 sayılı kararında, 209 sayılı Kanun kapsamında kalan kurum ve kuruluşlarda çalışan sağlık personeline döner sermaye gelirlerinden bir ayda yapılacak ek ödeme tutarının sadece tavan oranlarını belirleyen söz konusu Kanun'un 5. maddesinin dördüncü fıkrasını hukuki güvenlik ilkesine aykırı bularak iptal etmiştir. İptal gerekçesinin ilgili kısımları şu şekildedir:
"... Hukuk devleti' ilkesi, yürütme organının faaliyetlerinin yönetilenlerce belli ölçüde öngörülebilir olmasını, herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesini, ekonomik ve sosyal yaşamlarındaki tutum ve davranışlarını buna göre düzene sokabilmesini gerektirir. Zira hukuk devletinin gereği olan belirlilik ve hukuki güvenlik ilkesi, idarenin keyfi hareket etmesini engeller. Bunu gerçekleştirmenin başlıca yolu ise kural konulmasını gerektiren durumlarda bunların genel, soyut, anlaşılabilir ve sınırlarının belirli olmasını sağlamaktır.
209 sayılı Yasa'nın 5. maddesinin dava konusu dördüncü fıkrası,
Sağlık Bakanlığı personelinin döner sermaye gelirlerinden alacağı ek ödeme
oranlarını belirleyen bir kuraldır. Yasakoyucu, bu kuralda ödeme yapılacak çalışanların
niteliği ve statülerine göre bu kişilere yapılacak ödemelerin tavan oranlarını
ayrıntılı olarak düzenlemiş, ancak yürütmeye bırakılan yetkinin sınırlarının
belirlenmesi açısından yapılacak ödemelerde herhangi bir taban oranı
belirlememiştir. Yürütmeye bırakılan yetkinin üst sınırı ve çerçevesi
belirlenirken alt sınırının belirlenmemiş olması, kuralda belirtilen personelin
alacakları döner sermaye katkı paylarında asgari bir garanti içermemektedir. Bu
nedenle dava konusu kural, devletin tüm işlem ve eylemlerine bireylerin güven
duymasını zedeleyici nitelik taşıdığından hukuk devletinin gereği olan hukuki
güvenlik ilkesine aykırılık oluşturmaktadır."
İtiraz konusu ibarelerin de yer aldığı kural bu açıdan değerlendirildiğinde, ihale yapılmadan verilen ruhsatlar için, ruhsat süresinin uzatılması taleplerinde ödenecek bedelin belirlenmesinde üst sınır öngörülmediği, diğer kurallardan da üst sınırın ne kadar olabileceği konusunda bir kriter tespit etmenin mümkün olmadığı, bu durumun, hem kişiler hem de idare yönünden açık bir belirsizlik oluşturduğu görülmektedir.
Bu belirsizliğin bir sonucu olarak, karşılaşılan sorunlar ve
açılan davalar üzerine; "Maden Kanununun I (A) Grubu Madenleri İle İlgili
Uygulama Yönetmeliği"nin 10. maddesi, 29.5.2013 günlü, 28661 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanan "Maden Kanununun I (A) Grubu Madenleri İle İlgili
Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"in 10.
maddesiyle değiştirilmiş ve maddeye ihale yapılmadan verilen ruhsatlarda,
ruhsat bedelinin on yıllık işletme ruhsat harcının beş katından az,
yirmi katından fazla olmamak kaydıyla, ilgili idare tarafından
belirleneceği kuralı getirilmiştir. Görüldüğü gibi, İdare de aynı şekilde
kuralda üst sınır olmamasının eksikliğini hissetmiş ve yönetmelikle bu
eksikliği gidermeye çalışmıştır. Ancak hukuki belirsizliğin anayasal anlamda
giderilmiş sayılabilmesi için, kanunda yer alması gereken bir kuralın yahut
ölçütün, idarece serbestçe çıkarılabilen, değiştirilebilen yahut kaldırılabilen
tüzük, yönetmelik gibi idari düzenleyici işlemlerle getirilmiş olması
yeterli değildir. Hukuki belirliliğin ve güvenin sağlanabilmesi için, asgari,
temel ölçütlerin kanunda getirilmesi, ayrıntı sayılabilecek hususların,
yahut bazı teknik konuların, sıkça değişkenlik arz eden hususların idari
düzenlemelere bırakılması mümkündür. Somut kurala bu açıdan bakıldığında,
sürenin uzatılması halinde bedelin ne kadar olabileceği konusunda üst sınır
belirtilmediği gibi, üst sınırın ne şekilde belirlenebileceği konusunda
herhangi bir ölçüt de getirilmediğini görüyoruz.
Ruhsat süresinin uzatılması halinde, ödenecek bedelin yaklaşık olarak dahi önceden öngörülmesine imkân vermeyen itiraz konusu ibarelerin, herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, bilinebilir ve öngörülebilir olmadığı; il özel idaresine ruhsat bedelini belirlerken, on yıllık işletme ruhsat harcının beş katından az olmamak kaydıyla herhangi bir ölçüt içermeden, dilediği gibi ve geniş bir şekilde takdir yetkisi verdiği, idarenin keyfi yorum ve uygulamalarına karşı yeterince koruyucu herhangi bir önlem içermediği, bu haliyle de, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan belirlilik ilkesine aykırı olduğu kanaatindeyiz.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun, 24. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan ".beş katından az olmamak kaydıyla." ibaresinin, Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğu ve iptali gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, Mahkememiz çoğunluğunun görüşüne katılmamız mümkün olmamıştır.
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
Üye
Erdal
TERCAN
Anayasa Mahkemesi, E. 2014/35, K. 2014/173, 13 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası