İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2014/65 K.2014/150

2- Ankara 15. İdare Mahkemesi (E.2014/91)

Esas2014/65Karar2014/150Tarih2 Ekim 2014Okuma15 dk · 2.940 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
2 Ekim 2014
Esas Sayısı
2014/65
Karar Sayısı
2014/150
Karar Günü
2.10.2014
R.G. Tarih-Sayı
12.12.2014-29203
İtiraz yoluna başvuranlar
1- İstanbul 3. İdare Mahkemesi (E.2014/65)
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.940 kelime·15 dk okuma·19 bölüm

2- Ankara 15. İdare Mahkemesi (E.2014/91)

3- İzmir 4. İdare Mahkemesi (E.2014/119)

İTİRAZLARIN KONUSU : 13.10.1983

günlü, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 24.5.2013 günlü 6487 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değiştirilen 48. maddesinin dokuzuncu fıkrasının Anayasa’nın 2., 10. ve 13. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.

I- OLAY

Davacılar tarafından haklarında uygulanan idari para cezası ve sürücü belgesinin 2 yıl süreyle geri alınması işleminin iptali istemiyle açılan davaların görülmesi sırasında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkemeler, iptali için başvurmuşlardır.

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

Kanun’un itiraz konusu kuralı da içeren “Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç sürme yasağı” başlıklı 48. maddesi şöyledir:

“Madde 48- (Değişik : 24/5/2013 - 6487/19 md.)

Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır.

Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılır.

Kişinin yaralanmalı veya ölümlü ya da kollukça müdahil olunan maddi hasarlı trafik kazasına karışması hâlinde, ikinci fıkrada belirtilen muayeneye tabi tutulması zorunludur. Teknik cihaz ile yapılan ölçüme itiraz eden veya bu cihaz ile ölçüm yapılmasına müsaade etmeyen bu sürücüler, en yakın adli tıp kurumuna veya adli tabipliğe veya Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarına götürülerek uyuşturucu veya uyarıcı madde ya da alkol tespitinde kullanılmak üzere vücutlarından kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır. Bu işlem bakımından 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 75 inci maddesi hükümleri, beşinci fıkrası hariç olmak üzere uygulanır.

Trafik kazası sonucunda kişinin ölmesi veya teknik cihaza üfleyemeyecek kadar yaralanmış olması hâlinde, üçüncü fıkra hükümlerine göre bu kişilerden kan, tükürük veya idrar gibi örnekler alınır.

Yapılan tespit sonucunda, 0.50 promilin üzerinde alkollü olarak

araç kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında, fiili bir suç oluştursa bile,

700 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi altı ay süreyle

geri alınır. Hususi otomobil dışındaki araçları alkollü olarak kullanan

sürücüler bakımından promil alt sınırı 0.21 olarak uygulanır. Alkollü olarak

araç kullanma nedeniyle sürücü belgesi geri alınan kişiye, son ihlalin

gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde; ikinci defasında

877 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgeleri iki yıl süreyle,

üç veya üçten fazlasında ise, 1.407 Türk Lirası idari para cezası verilir ve

sürücü belgeleri her seferinde beşer yıl süreyle geri alınır. Sürücü

belgelerinin herhangi bir nedenle geçici olarak geri alınmış olması hâlinde

belirtilen süreler, geçici alma süresinin bitiminde başlar.

Yapılan tespit sonucunda, 1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.

Hususi otomobil sürücüleri bakımından 0.50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0.20 promilin üzerinde alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermesi hâlinde, ayrıca Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

Uyuşturucu veya uyarıcı madde aldığı tespit edilen sürücülere 3.600 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi beş yıl süreyle geri alınır. Bu kişiler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanır.

Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılmasını kabul etmeyen sürücülere 2000 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi iki yıl süreyle geri alınır.

Sürücünün uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığından şüphe edilmesi hâlinde 5271 sayılı Kanunun adli kolluğa ilişkin hükümleri uygulanır.

Alkollü olarak araç kullanması nedeniyle son ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde sürücü belgeleri ikinci defa geri alınan sürücüler Sağlık Bakanlığınca, usul ve esasları İçişleri, Millî Eğitim ve Sağlık bakanlıklarınca çıkarılacak yönetmelikte gösterilen sürücü davranışlarını geliştirme eğitimine; üç veya üçten fazla geri alınan sürücüler ise psiko-teknik değerlendirmeye ve psikiyatri uzmanının muayenesine tabi tutulurlar.

Sürücü belgelerinin geçici geri alma işlemleri bu Kanunun 6 ncı maddesinde sayılan görevliler tarafından yapılır.

Bu madde hükümlerine göre geri alınan sürücü belgesinin iade edilebilmesi için; ilgili kişi hakkında trafik kurallarına aykırılık dolayısıyla bu Kanun hükümlerine göre verilmiş olan idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması; uyuşturucu veya uyarıcı madde alması nedeniyle sürücü belgesi geri alınanların ayrıca sürücü olmasında sakınca bulunmadığına dair resmi sağlık kurumlarından alınmış sağlık kurulu raporunun ibraz edilmesi şarttır.

Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin tespiti için kullanılacak teknik cihazların sahip olacağı asgari koşullar ile diğer usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir.”

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararlarında, Anayasa’nın 2., 10. ve 13. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

A- E.2014/65 Sayılı Başvuru Yönünden

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN ve M. Emin KUZ’un katılımlarıyla 9.4.2014 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

B- E.2014/91 Sayılı Başvuru Yönünden

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Serruh KALELİ, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN, M. Emin KUZ ve Hasan Tahsin GÖKCAN’ın katılımlarıyla 14.5.2014 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

C- E.2014/119 Sayılı Başvuru Yönünden

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Haşim KILIÇ, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, Zühtü ARSLAN, M. Emin KUZ ve Hasan Tahsin GÖKCAN’ın katılımlarıyla 3.7.2014 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

V- BİRLEŞTİRME KARARLARI

13.10.1983 günlü, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun, 24.5.2013 günlü 6487 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değiştirilen 48. maddesinin dokuzuncu fıkrasında yer alan “… 2000 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi iki yıl süreyle geri alınır.” ibaresinin iptaline karar verilmesi istemiyle yapılan E.2014/91 sayılı itiraz başvurusunun 14.5.2014 gününde, E.2014/119 sayılı itiraz başvurusunun ise 3.7.2014 gününde, aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle E.2014/65 sayılı dava ile birleştirilmesine, esaslarının kapatılmasına, esas incelemenin E.2014/65 sayılı dosya üzerinden yürütülmesine, OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

VI- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararları ve ekleri, Raportör Mustafa ÇAL tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararlarında, kanun koyucunun uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılmasını kabul etmeme eyleminin yaptırımını düzenlerken ceza hukukunun temel prensiplerinden olan ölçülülük ilkesiyle bağlı olduğu, kuralda öngörülen yaptırım ile alkollü araç kullanımı eylemi için öngörülen yaptırımlar arasında adil ve hakkaniyete uygun bir orantının bulunmadığı, bu hâliyle seyahat özgürlüğünün özüne dokunan ölçüsüz bir tedbir niteliğinde olan düzenlemenin eşitlik ve adalet ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtilerek Anayasa’nın 2., 10. ve 13. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Kanun’un 1. maddesinde, Kanun’un amacı karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlaması ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemlerin belirlenmesi olarak ifade edilmiştir. Bu bağlamda trafik düzeni ve güvenliğinin sağlanması amacıyla Kanun’un 48. maddesinin ikinci fıkrasında uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılacağı belirtildikten sonra itiraz konusu dokuzuncu fıkrasında ise anılan denetimi kabul etmeyen sürücülere 2000 Türk Lirası idari para cezası verileceği ve sürücü belgesinin iki yıl süreyle geri alınacağı hükme bağlanmıştır.

Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

Hukuk devletinde ceza hukukuna ilişkin düzenlemelerde olduğu gibi

idari yaptırımlar açısından da Anayasa’ya ve ceza hukukunun temel ilkelerine

bağlı kalmak koşuluyla hangi eylemlerin kabahat sayılacağı, bunlara uygulanacak

yaptırımın türü ve ölçüsü gibi konularda kanun koyucu takdir yetkisine sahip

olmakla birlikte, bu yetkisini kullanırken kabahat ve yaptırım arasındaki adil

dengenin korunmasını da dikkate almak zorundadır. Ancak sadece kabahatin

konusunu esas alarak ve benzer eylemler için öngörülen yaptırım miktarlarını

kıyaslayarak haksızlık ve yaptırım arasında adil denge bulunup bulunmadığı

konusunda bir karar vermek sorunu tek yönlü ya da eksik olarak ele almak

anlamına gelir. Haksızlığa konu eylem ile yaptırım arasında adalete uygun bir

oranın bulunup bulunmadığının saptanmasında benzer bir fiil için konulmuş

yaptırım ile yapılacak bir kıyaslamanın değil, o fiilin yarattığı etkinin ve

sonuçlarının dikkate alınması gerekir. Kanun koyucu, benzer eylemler için

değişik cezalar yanında, daha hafif bir eylem için daha ağır bir cezayı da

uygun görebilir.

İtiraz konusu kuralın trafikte etkin bir şekilde alkol ve

uyuşturucu madde denetimi yapılması suretiyle toplum sağlığını ve düzenini

tehdit eden trafik kazalarının önlenmesini sağlamak dolayısıyla kişilerin can

ve mal güvenliğini ve kamu düzenini korumak amacıyla öngörüldüğü

anlaşılmaktadır. Bu düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun

takdirinde olduğu açıktır. Bu bağlamda kanun koyucu, trafikte uyuşturucu veya

uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını

tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılmasını kabul etmeme eyleminin

trafik düzeni ve denetimi üzerinde meydana getireceği neticeleri dikkate alarak

caydırıcı bir şekilde cezalandırılmasını benimsemiştir. Dolayısıyla kanun

koyucunun, takdir yetkisine dayanarak ve eylemin meydana getireceği neticeleri

de dikkate alarak düzenlediği itiraz konusu kuralda hukuk devleti ilkesi ile

çelişen bir yön bulunmamaktadır.

Başvuru kararlarında, alkollü araç kullanımı için öngörülen

yaptırımlar ile kuralda öngörülen yaptırım karşılaştırılarak aralarında

orantısızlık bulunduğu belirtilmişse de kuralda yaptırıma bağlanmış olan

denetime uyulmaması eyleminin alkollü araç kullanımı eyleminden bağımsız ve

farklı bir eylem olması, kuralın alkol denetimini kabul etmeyen sürücüler

yanında uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin denetimini kabul etmeyen sürücüler

için de geçerli olan ortak bir hüküm niteliğinde olması ve uyuşturucu veya

uyarıcı madde aldığı tespit edilen sürücüler için de 3.600 Türk

Lirası idari para cezası ve sürücü belgesinin beş yıl süreyle geri alınması

yaptırımının öngörülmüş olması birlikte değerlendirildiğinde düzenlemenin kendi

içinde tutarlı ve ölçülü olduğu da açıktır.

Öte yandan, Anayasa'nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi

hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil,

hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan

kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım

yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda

bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında

eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı

kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi

kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları

gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı

kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.

İtiraz konusu kuralda etkili bir trafik denetiminin yapılması ve kamu otoritesinin sağlanması için öngörülen yaptırım ile alkollü araç kullanımı eylemi için öngörülen yaptırımın getiriliş amacının başka bir ifadeyle yaptırıma bağlanan anılan eylemlerin koruduğu hukuki değerlerin farklılığı dikkate alındığında bu eylemlerin faillerinin aynı konumda bulunmadıkları ve tümüyle aynı kurallara tabi tutulmalarının gerekmediği açıktır. Dolayısıyla, trafikte alkollü araç kullanan sürücüler ile trafikte yapılan alkol denetime uymayan sürücüler hukuksal anlamda aynı konumda bulunmadıklarından, bu kişilere uygulanacak olan yaptırımlardaki farklılıklar eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmez.

Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İtiraz isteminin reddi gerekir.

Kuralın Anayasa’nın 13. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VII- SONUÇ

13.10.1983 günlü, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun, 24.5.2013 günlü, 6487 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değiştirilen 48. maddesinin dokuzuncu fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Hasan Tahsin GÖKCAN’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, 2.10.2014 gününde karar verildi.

Başkan

Haşim

KILIÇ

Başkanvekili

Serruh

KALELİ

Başkanvekili

Alparslan

ALTAN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Zehra Ayla PERKTAŞ

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Erdal

TERCAN

Üye

Muammer

TOPAL

Üye

Zühtü

ARSLAN

KARŞIOY GEREKÇESİ

2918 sayılı KTK’nın 6487 sayılı Kanunun 19. maddesiyle değişik 48. maddesinin 9. fıkrasında düzenlenen kuralda; sürücülerin, uyuşturucu veya uyarıcı madde veya alkol kullanıp kullanmadığını tespit amacıyla kollukça teknik cihaz kullanılması için yapılan uygulamayı kabul etmeme eylemleri 2000 TL idari para cezası ve iki yıl süreyle sürücü belgesinin geri alınması yaptırımlarıyla cezalandırılmaktadır.

Kanun koyucu, Karayolları Trafik Kanununda motorlu kara taşıtları

trafiğine ilişkin kamu düzenini temin ve suçu önleme amacıyla çeşitli

düzenlemeler yapmıştır. Uyuşturucu madde tesiri altında veya alkollü halde araç

kullanılmasının neden olduğu tehlikelere karşı aynı kanunun 48. maddesinin 5, 6

ve 8. fıkralarında adli ve idari suçlar öngörülmüştür. Sözü edilen fıkralarda,

alkollü veya uyuşturucu madde tesiri altında araç kullanma eylemleri suç veya

kabahat olarak kabul edilmiş ve yaptırıma bağlanmıştır. Ancak, 2918 sayılı

Kanunun değişik 48. maddesinin 9. fıkrası ile her ne kadar kolluğun denetim

imkanları kolaylaştırılmak istenilmiş ise de, bu düzenleme suçun faili ve suç

unsurları yönünden diğerlerinden farklı olup, düşüncemize göre kural iki yönden

Anayasaya aykırı düşmektedir.

1- Ceza yargılamasının temel kurallarından bulunan nemo

tenetur (Nemo Tenetur Se İpsum Accusare) ilkesi gereği,

kişiler kendileri ve yakınları aleyhine delil vermeye zorlanamazlar (Bu konuda

bkz; İtişgen, Rezzan, Kişinin Kendini Suçlamaya Zorlanamaması (NemoTenetur)

İlkesi ve Susma Hakkı, İstanbul 2013, s. 4 vd.). Aksi yöndeki tutum ve

kurallar, kişiyi iradeye sahip özerk bir birey olmaktan çıkarmakta ve objeleştirmektedir.

Bu nedenledir ki ‘kendini suçlama yasağı’, uluslararası insan hakları hukukunun

en geniş uygulamasını oluşturan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.

maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı içerisinde görülmektedir (Bkz.;

AİHM Saunders v. U.K. 17.12.1996, prg. 68, 69; J.Murray v. U.K. 8.2.1996, prg.

45; İnceoğlu, Sibel, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil

Yargılanma Hakkı, 3.B. İstanbul 2008, s. 272).

Kendi aleyhine delil sunmaya zorlanmama hakkı, Anayasamızın 38. maddesinin 5. fıkrasında; “hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.” cümlesiyle yer bulmuştur. Bu kural uyarınca şüpheli aleyhine delil toplanabilecek ve bu amaçla beden muayenesi, kan testi, vb. işlemler yapılabilecek, bu amaçla koruma tedbirleri uygulanabilecek (CMK m. 75), fakat, şüphelinin delili gizlemesi veya kaçması dolayısıyla aleyhine bir hukuki sonuç doğurulamayacaktır.

Devletin trafik güvenliğini sağlamak amacıyla sürücüler üzerinde

denetim yapması elbette hukuka uygun sayılmalıdır. 2918 sayılı KTK hükümlerinde

bu amaca yönelik çok sayıda hüküm bulunmaktadır. Nitekim 48. maddede alkol ve

uyuşturucu denetiminin belirlenen araçlarla veya kan ve tükrük tahlili vb.

yöntemlerle yapılacağı belirtilmektedir. Bu denetimler sonunda, alkol veya

uyuşturucu madde tesiri altında araç kullandığı tespit edilen sürücülere idari

ve adli yaptırımlar da uygulanmaktadır. Belirtmek gerekir ki, kan, idrar,

tükrük gibi örnekler sanığın iradesinden bağımsız olarak kanıtlayıcı delil

olarak kabul edilebilmekte ve AİHM bunlara sanığın iradesi hilafına

başvurulmasını adil yargılanma hakkını ihlal etmeyeceğini kabul etmektedir

(AİHM Saunders v. UK. Ap. no 19187/91, 17.12.1996, prg. 69; İnceoğlu, Sibel,

İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Anayasa, Ankara 2013, s. 246). Ceza

yargılamasında bu tür delillerin elde edilmesi dolayısıyla şüpheli veya sanığın katlanma yükümlülüğünden

söz edilmektedir. Buna karşılık, nemo tenetur ilkesi gereği kişilerin

soruşturma/kovuşturma organlarıyla işbirliği yapma yükümlülüğü getirilemez. Bu

ilke, işbirliği yapıp yapmama konusunda kişilerin serbest bırakılmasını

gerektirmektedir (Öztürk, Bahri -Editör- Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi

Hukuku, 7.B. Ankara 2014, s. 155). Alman hukukunda da ilke uyarınca, kişinin

ölçüm cihazına üflemeye 'zorlanamayacağı', fakat alkol ölçümü için vücuttan kan

alınması işlemine katlanmakla yükümlü bulunduğu kabul edilmektedir (Ünver,

Yener/Hakeri, Hakan, Ceza Muhakemesi Hukuku, 3.B. Ankara 2010, s. 75). Bu

bakımdan, denetim sonucunda suç işlemiş olduğu ortaya çıkması muhtemel olan bir

kişinin, kendisi aleyhine delil elde edilmesine iradi olarak katılma

yükümlülüğü bulunmamaktadır. Kanun ile böyle bir yükümlülük konulması veya

yükümlülüğe uymayan kişinin idari veya adli bir yaptırımla cezalandırılması da

kendi aleyhine delil sunmaya zorlanmama hakkına aykırılık teşkil edecektir.

Nitekim konuyla ilgili AİHM kararlarında bu ilkeyle ilgili olarak aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır:

a) Güvenlik ve kamu düzeni ile ilgili olsa da, susma ve kendini suçlamama hakkının özüne zarar verilemeyeceği ( AİHM Heaney ve Mcc Guinnes v. İreland, Ap. no 34720/97, 21.12.2000, prg. 55-58).

b) Susma ve kendini suçlamama hakkı, suç isnat edilmesi beklentisi olması kaydıyla (Weh kararı) hem dava öncesi, soruşturma evresini (Funke kararı), hem de sonrasını (Saunders kararı) kapsar.

c) Sözleşmedeki susma ve kendini suçlamama hakkı, belge ve ticari kayıtları vermeyi reddetme hakkını da içerecek biçimde geniş bir içeriğe sahiptir (Funke kararı; İnceoğlu, AİHS ve Anayasa, s. 246).

İncelenen 48/9. maddedeki kural da tam anlamıyla, kendileri aleyhine delil üretmeye katkıda bulunmayan kişilerin cezalandırılmasını öngörmektedir. Düşüncemize göre böyle bir düzenleme Anayasanın 38/5. maddesine aykırı bulunmaktadır.

2- Diğer taraftan, sözü edilen 9. fıkradaki yaptırım, aynı

maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen, trafik kazası yaptığı halde

alkol/uyuşturucu denetimini kabul etmeyen sürücüler hakkında da

uygulanmaktadır. Halbuki, 48. maddenin üçüncü fıkrasında, teknik cihazla ölçüm

yapılmasına izin vermeyen sürücülerin kolluk tarafından 5271 sayılı CMK

hükümleri uyarınca en yakın adli tıp kurumu veya sağlık kuruluşuna götürülerek,

kan, tükrük, idrar gibi örnekler alınmak suretiyle tespit yaptırılacağı amir

hükmü yer almaktadır. Yani, olay yerinde cihazla denetimi kabul etmeyen

sürücüler üzerinde zor kullanılarak denetim yapma yetkisi verilmektedir. Başka

bir anlatımla, ölümlü, yaralamalı veya maddi hasarlı bir kazaya neden olan ve

cihazla alkol testini kabul etmeyen sürücü, hem 9. fıkra gereği idari para

cezası ve iki yıl süreyle sürücü belgesinin alınması yaptırımına tabi

tutulacak, hem de kazaya bağlı adli soruşturmanın gereği olarak en yakın sağlık

kuruluşuna götürülerek gereken tahlil yaptırılacaktır. Suçun takibi amacıyla da

olsa bütün bu işlemler kişi özgürlüklerini sınırladığından, konunun Anayasanın

13. maddesi yönünden incelenmesi gerekmektedir. Anayasanın 13. maddesinde temel

hak ve hürriyetlerin ancak Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak sınırlanabileceği; bu sınırlamanın da Anayasanın sözüne, ruhuna,

demokratik toplum düzeni ile ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı

belirtilmiştir.

Görüldüğü gibi, mevcut düzenlemelere göre sürücü, alkol testi için

hürriyeti kısıtlanıp sağlık kuruluşuna götürülmek ve rızası aranmadan tıbbi

müdahalede bulunulmak gibi kişi özgürlüğünü kısıtlayıcı muamelelere tabi

tutulacaktır. Hatta bu işlemlerin yapılması kolluğun görevi mahiyetindedir.

Buna karşın, 9. fıkra hükmü ile bu da yeterli görülmeyerek, aynı kişi hakkında

bir de cezai işlem uygulanması kabul edilmektedir. 48. maddenin 3. fıkrasındaki

düzenlemenin, suçların önlenmesi ve takibi bakımından kişi hak ve özgürlükleri

üzerinde yeterli ve ölçülü bir sınırlama getirdiği ileri sürülebilir. Ancak,

kolluğun adli görevi kapsamında yerine getirilecek işlemlerden ayrıca, 9. fıkra

ile ilave bir yaptırım uygulanması, hakkın özünü zedeleyici olması nedeniyle

sınırlamanın ölçüsüzlüğü sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle kuralın, hukuk

devleti ilkesi yönünden Anayasanın 2. ve sınırlamada ölçülülük ilkesi

bakımından da 13. maddelerine aykırı olduğu düşüncesindeyim.

Açıkladığım hukuki gerekçeler neticesinde, kuralın Anayasanın 38/5, 2. ve 13. maddelerine aykırı olması dolayısıyla iptali gerektiği görüşünde olduğumdan, çoğunluk oy ve görüşlerine iştirak edememekteyim.

Üye M. · Emin KUZ Üye Hasan · Tahsin GÖKCAN Üye Hasan · Tahsin GÖKCAN

Anayasa Mahkemesi, E. 2014/65, K. 2014/150, 2 Ekim 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazların Konusu : 13.10.1983
  4. I- Olay
  5. Iıı- Yasa Metinleri
  6. Iv- İlk İnceleme
  7. V- Birleştirme Kararları
  8. Vı- Esasın İncelenmesi
  9. Kılıç
  10. Kaleli
  11. Altan
  12. Özgüldür
  13. Kömürcü
  14. Üstün
  15. Yıldırım
  16. Necipoğlu
  17. Dursun
  18. Tercan
  19. Topal
  20. Arslan
  21. Karşıoy Gerekçesi
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2014/65
Karar No
2014/150
Tarih
2 Ekim 2014

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2014/152 K.2014/148
  • AYM Norm Denetimi E.2014/154 K.2014/159
  • AYM Norm Denetimi E.2014/166 K.2014/162
  • AYM Norm Denetimi E.2014/158 K.2014/154
  • AYM Norm Denetimi E.2014/160 K.2014/156
  • AYM Norm Denetimi E.2014/143 K.2014/164

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.