KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 1 Nisan 2015
- Esas Sayısı
- 2015/22
- Karar Sayısı
- 2015/37
- R.G. Tarih-Sayı
- 15.4.2015-29327
- İtiraz yoluna başvuran
- Ankara
Karar Metni
2.530 kelime·13 dk okuma·17 bölüm
11. İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
27.10.1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun geçici 6. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin ikinci paragrafında yer alan ".veya kusurlu olarak yapan ya da bu Kanunda yer alan mesleğin genel prensiplerine aykırı harekette bulunan." ibaresinin Anayasa'nın 2., 10. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemidir.
I- OLAY
Gümrük müşavirliği mesleğini yürüten davacının, 6 ay süreyle geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işleme karşı açtığı davada, itiraz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanaatine varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
Kanun'un itiraz konusu kuralı da içeren geçici 6. maddesi şöyledir:
"Geçici Madde 6- Gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcıları çıkarılacak bir kanunla bağlı bulundukları gümrük ve muhafaza başmüdürlüğü görev alanı itibariyle kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu şeklinde örgütleninceye kadar aşağıdaki hükümler uygulanır:
1. 1615 sayılı Gümrük Kanunu hükümlerine göre kurulan Gümrük Komisyoncuları Dernekleri faaliyetlerine devam eder ve sınav açılması ile izin belgeleri verilmesi işlemleri Gümrük Müsteşarlığınca yürütülür.
a) Gümrük müşavirliği ve gümrük müşavir yardımcılığı sınavları Müsteşarlıkça belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde her yıl bir kez yapılır.
b) 227 ve 228 inci maddelerde belirtilen koşulları sınavın açıldığı yılbaşında sağlamış olanlar, o yıl açılan gümrük müşavirliği veya gümrük müşavir yardımcılığı sınavlarına müracaat edebilirler.
c) Gümrük müşavirliği ve gümrük müşavir yardımcılığı sınavlarına en fazla üçer kez girilebilir.
2. Gümrük müşavirliği veya gümrük müşavir yardımcılığı mesleğin vakar ve onuruna aykırı fiil ve hareketlerde bulunanlarla, görevlerini yapmayan veya kusurlu olarak yapan ya da görevinin gerektirdiği güveni sarsıcı hareketlerde bulunan meslek mensupları hakkında, gümrük müşavirliği hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesi amacıyla, durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre aşağıda tanımlanan disiplin cezaları verilir.
a) Uyarma: Meslek mensubuna mesleğinin icrasında daha dikkatli davranması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.
b) Kınama: Meslek mensubuna görevinde ve davranışında kusurlu sayıldığının yazı ile bildirilmesidir.
c) Geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma: Mesleki sıfatı saklı kalmak şartıyla altı aydan az, bir yıldan çok olmamak üzere mesleki faaliyetten alıkoymadır.
d) Meslekten çıkarma: Meslek mensubunun izin belgesinin geri alınarak, bir daha bu mesleği icra etmesine izin verilmemesidir.
3. Mesleki kurallara, mesleğin vakar ve onuruna aykırı fiil ve harekette bulunanlarla, görevin gerektirdiği güveni sarsıcı harekette bulunan meslek mensupları hakkında, ilk defasında uyarma, tekrarında ise kınama cezası uygulanır.
Görevini bağımsızlık, tarafsızlık ve dürüstlükle yapmayan veya kusurlu olarak yapan ya da bu Kanunda yer alan mesleğin genel prensiplerine aykırı harekette bulunan meslek mensupları için geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezası uygulanır.
Sahte belgelere dayanılarak yanlış beyanda bulunulduğunun, ancak bu durumun gümrük müşavirinin bilgisi dışında olduğunun, bununla birlikte, bir araştırma sonucunda gerçek durumun öğrenilebileceğinin Gümrük Müsteşarlığı merkez denetim elemanlarınca rapora bağlandığı durumlarda, ilgili gümrük müşavirine ilk defasında kınama cezası verilir. Bu hususun tekerrür etmesi halinde geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezası uygulanır.
7.1.1932 tarihli ve 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun hükümlerine göre kaçakçılık suçundan mahkûmiyet kararı kesinleşen meslek mensuplarına, meslekten çıkarma cezası verilir.
4. Üç yıllık dönem içinde iki veya daha fazla disiplin cezasını gerektiren davranışta bulunan meslek mensubuna, her yeni suçu için bir öncekinden daha ağır ceza uygulanabilir. Beş yıllık dönem içinde iki defa mesleki faaliyetten alıkoyma cezası ile cezalandırılmasından sonra bu cezayı gerektiren fiili yeniden işleyen meslek mensupları hakkında meslekten çıkarma cezası uygulanır.
Disiplin kurulları bir derece ağır veya bir derece hafif disiplin cezasının uygulanmasına karar verebilirler. Takibat ve hüküm tesisi, disiplin soruşturması yapılmasına ve disiplin cezası uygulanmasına engel değildir.
5. Meslek mensubu hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Yetkili disiplin kurulunun on günden az olmamak üzere verdiği süre içinde savunma yapmayanlar, savunma hakkından vazgeçmiş sayılırlar.
Disiplin cezaları kesinleşme tarihinden itibaren uygulanır.
6. Gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcıları, görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı fillerinin niteliğine göre Türk Ceza Kanununun Devlet memurlarına ait hükümleri uyarınca cezalandırılır.
7. Disiplin cezaları bir dava sonucuna bağlı olmaksızın mevzuat hükümlerine aykırılığı gümrük idarelerince tespit edildiği tarihten itibaren üç yıl süreyle uygulanmadığı takdirde zamanaşımına uğrar. Mevzuata aykırı işlem ve eylemlerin aynı zamanda bir adli kovuşturma konusu olması halinde, bu aykırılık için Türk Ceza Kanununda öngörülen zamanaşımı hükümlerine göre disiplin cezası verilebilir.
8. 2 numaralı bentte belirtilen uyarma ve kınama cezası yetkili gümrük başmüdürü, geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezası Müsteşarlık Merkez Disiplin Kurulu, meslekten çıkarma cezaları Müsteşarlık Yüksek Disiplin Kurulu tarafından verilir.
9. Bu Kanuna ve gümrüklerde uygulanan mevzuat hükümlerine aykırı hareketleri görülen gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcılarının izin belgeleri gümrük müfettişleri, gümrük müfettiş yardımcıları, kontrolörler, stajyer kontrolörler ve gümrük ve muhafaza başmüdürleri tarafından gerek görülmesi halinde tedbir mahiyetinde geçici olarak alınır ve gümrüklerde iş takip etmelerine izin verilmez. Bu durum, gerekçesiyle birlikte izin belgesinin alınmasını izleyen günde Müsteşarlığa bildirilir. Bu şekilde izin belgeleri alınanlar hakkında geçici mesleki faaliyetten alıkoyma cezası verilmesi halinde, tedbir mahiyetinde izin belgelerinin alındığı süre verilen cezadan mahsup edilir.
10. (Ek: 18/6/2009-5911/65 md.) Gümrük müşavir derneklerince, gümrük müşavirlerinin yapacakları iş ve işlemler karşılığı alacakları asgari ücretleri gösteren ve takvim yılı bazında belirlenen Asgari Ücret Tarifesi, Müsteşarlıkça uygun görülerek onaylanmak suretiyle uygulamaya konulur."
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında, Anayasa'nın 2., 10. ve 38. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Serruh KALELİ, Alparslan ALTAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN ve Kadir ÖZKAYA'nın katılımlarıyla 5.3.2015 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ayhan KILIÇ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Başvuru kararında, Kanun'un geçici 6. maddesinin disiplin
cezalarını düzenleyen (2) numaralı bendinin (b) alt bendinde, "görevinde
ve davranışında kusurlu sayılmak", kınama cezasının bir unsuru olarak
sayılmasına rağmen (3) numaralı bendinin ikinci paragrafında, görevin kusurlu
yapılmasının geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezasını gerektiren
fiiller arasında sayılmasının çelişki doğurduğu, ayrıca (3) numaralı bendin
birinci paragrafında, mesleki kurallara aykırılık, ilk işlenişinde uyarma
cezasını, tekrarında kınama cezasını gerektiren bir fiil olarak sayıldığı
hâlde, aynı bendin ikinci paragrafında mesleğin genel prensiplerine aykırı
harekette bulunmanın mesleki faaliyetten geçici olarak alıkoyma cezasını
gerektiren bir eylem olarak düzenlendiği, meslek kurallarının ve mesleğin genel
prensiplerinin neler olduğu yolunda mevzuatta herhangi bir düzenlemenin de
bulunmadığı, tüm bu nedenlerden itiraz konusu kuralın hukuki belirlilik, suç ve
cezaların kanuniliği ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtilerek,
Anayasa'nın 2., 10. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Kanun'un geçici 6. maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde, gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcılarına uygulanacak disiplin cezaları gösterilmiş; (3) numaralı bendinde ise disiplin cezasını gerektiren fiiller düzenlenmiştir.
Maddenin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde, gümrük
müşavirliği veya gümrük müşavir yardımcılığı mesleğinin vakar ve onuruna aykırı
fiil ve hareketlerde bulunanlarla, görevlerini yapmayan veya kusurlu olarak
yapan ya da görevinin gerektirdiği güveni sarsıcı hareketlerde bulunan meslek
mensupları hakkında, gümrük müşavirliği hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesi
amacıyla, durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre, uyarma, kınama, geçici
olarak mesleki faaliyetten alıkoyma ve meslekten çıkarma cezalarının
uygulanacağı belirtildikten sonra, dört bent hâlinde sözü edilen cezalar
tanımlanmıştır. (2) numaralı bendin (b) alt bendinde de, kınama cezası, "meslek
mensubuna görevinde ve davranışında kusurlu sayıldığının yazı ile bildirilmesi"
biçiminde tarif edilmiştir.
Maddenin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin birinci paragrafında, mesleki kurallara, mesleğin vakar ve onuruna aykırı fiil ve harekette bulunanlarla görevin gerektirdiği güveni sarsıcı harekette bulunan meslek mensupları hakkında, ilk defasında uyarma, tekrarında ise kınama cezasının; itiraz konusu kuralın da yer aldığı ikinci paragrafında ise görevini bağımsızlık, tarafsızlık ve dürüstlükle yapmayan veya kusurlu olarak yapan ya da Kanun'da yer alan mesleğin genel prensiplerine aykırı harekette bulunan meslek mensupları için geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezasının uygulanacağı ifade edilmiştir.
Maddenin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin ikinci paragrafında düzenlenen ve "gümrük müşavirliği görevini kusurlu olarak yapmak" ve "Kanun'da yer alan mesleğin genel prensiplerine aykırı harekette bulunmak" fiillerine, geçici olarak mesleki faaliyetten alıkoyma cezasının uygulanması sonucunu doğuran ibare itirazın konusunu oluşturmaktadır.
Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel
ilkelerinden biri "belirlilik"tir. Bu ilkeye göre, yasal
düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve
kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması,
ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi
de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey
hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun
bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir.
Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve
davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını,
bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de
yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını
gerekli kılar.
Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında, "Kimse,
işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı
cezalandırılamaz." denilerek "suçun kanuniliği";
üçüncü fıkrasında da "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri
ancak kanunla konulur." ifadesine yer verilerek "cezanın
kanuniliği" ilkesi getirilmiştir. Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan
"suçta ve cezada kanunilik" ilkesi uyarınca, hangi eylemlerin
yasaklandığı ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer
bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve
sınırlarının belli olması gerekmektedir. Kişilerin yasak eylemleri önceden
bilmeleri düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence
altına alınması amaçlanmaktadır. Anayasa'nın 38. maddesinde idari ve adli
cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından disiplin suç ve cezaları da bu
maddede öngörülen ilkelere tâbidir.
Gerek adli gerekse idari suçlarda, davranış normlarına aykırı ve
haksızlık teşkil eden bir fiille kanun koyucunun koruma altına aldığı bir
hukuki değerin ihlali söz konusu olduğundan her iki suç türü arasında büyük
benzerlikler bulunmaktadır. Adli suçlarla idari suçlar arasındaki fark, esas
itibarıyla nicelik yönünden olup adli suçlardaki haksızlık içeriği idari
suçlara nazaran daha yoğundur. Öte yandan, adli suçlar karşılığında öngörülen
yaptırımlar idari suçlardan farklı olarak hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektirse
de her iki alanda öngörülen yaptırımlar yoğun maddi cebir içermektedir. Bu
nedenle Anayasa'nın 38. maddesinde öngörülen ilkelerin idari suçlar yönünden de
uygulanması gerekmektedir.
Bununla birlikte, idari suçlarda kanun koyucunun daha az önem atfettiği bir hukuki değerin ihlal edilmesi, hürriyeti bağlayıcı ceza dışında bir yaptırımın öngörülmesi ve öngörülen yaptırımın da genellikle idari bir makam tarafından, idari usuller izlenerek uygulanması nedeniyle Anayasa'nın 38. maddesindeki ilkelerin aynı boyut ve kapsamıyla idari suçlara da uygulanması işin mahiyetine uygun düşmemektedir. Bu bağlamda, yasama organının ağır işleyen yapısı ile ekonomik ve teknik hayatın hızla değişen ve gelişen şartları gözetilerek, suç ve cezalarda kanunilik ilkesinin idari suçlar yönünden daha esnek uygulanması gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesinin kimi kararlarında vurgulandığı üzere, idari suçun kanunda tanımlanmış ve karşılığında bir cezanın gösterilmiş olması yeterli olup suç sayılan eylem ve cezası kanunda açıkça gösterildikten sonra yasama organının uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin konularda alınacak önlemlerin duyulan gereksinmelere uygunluğunu sağlamak amacıyla yürütme organına kimi kararlar almak üzere yetki vermesi idari kararlarla suç ihdası ve dolayısıyla kanunilik ilkesinin ihlali anlamına gelmemektedir.
Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin yürütülmesi ve kamu yararının devamlılığının sağlanması amacıyla yasal olarak düzenlenmiş idari yaptırımlardır. Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev anlayışları, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış, bu sınırlar dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür.
Gümrük müşavirliği, Kanun uyarınca, eşyanın gümrükçe onaylanmış
bir işlem veya kullanıma tabi tutulmasına ilişkin faaliyetlerin, dolaylı temsil
ilişkisi çerçevesinde sahipleri adına takibi ve sonuçlandırılması işiyle
uğraşan meslek grubunu ifade etmektedir. Görev, yetki ve sorumluluklarının
genel çerçevesi Kanun'un çeşitli maddelerinde düzenlenen gümrük müşavirleri,
serbest meslek faaliyeti yürüttükleri hâlde kanunla kurulmuş bir mesleki
teşekkül bünyesinde örgütlenmemişlerdir. Bu nedenle Kanun'un geçici 6.
maddesiyle, özel bir kanunla kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu şeklinde
örgütleninceye kadar bunlarla ilgili disiplin dâhil tüm iş ve işlemlerin Gümrük
ve Ticaret Bakanlığınca yapılması öngörülmektedir. Gümrük müşavirlerine ilişkin
disiplin suç ve cezalarıyla ilgili hükümler, itiraz konusu kuralı da içeren
geçici 6. maddenin birinci fıkrasının (2) ve (3) numaralı bentlerinde
düzenlenmektedir.
Maddenin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinin (b) alt bendinde
yer alan, "meslek mensubuna görevinde ve davranışında kusurlu
sayıldığının yazı ile bildirilmesi" ibaresi, bir yaptırım olan kınama
cezasını tanımlamakta olup ceza gerektiren bir eylemi ifade etmemektedir. Diğer
bir deyişle, sözü edilen bentte geçen "görevinde ve davranışında
kusurlu sayıldığı" ifadesi ceza gerektiren herhangi bir eylemin unsuru
olmayıp kınama cezasının mahiyetini açıklamaktadır. Maddenin birinci fıkrasının
(3) numaralı bendinin ikinci paragrafında ise mesleki faaliyetten geçici olarak
alıkoyma cezasını gerektiren fiiller düzenlenmekte olup itiraz konusu kuralda
geçen "kusurlu olarak yapan" ifadesi ile "gümrük
müşavirliği görevini kusurlu olarak yapmak" fiiline işaret
edilmektedir. Dolayısıyla kınama cezasının mahiyetini açıklayan birinci
fıkranın (2) numaralı bendinin (b) alt bendindeki "görevinde ve
davranışında kusurlu sayıldığı" ifadesi, mesleki faaliyetten geçici
olarak alıkoyma cezasını gerektiren "gümrük müşavirliği görevini
kusurlu olarak yapmak" fiilinin bir unsurunu teşkil eden "kusurlu
olarak yapan" ifadesi ile herhangi bir karışıklık ya da
belirsizliğe yol açmamaktadır.
Öte yandan geçici 6. maddenin birinci fıkrasının (3) numaralı
bendinin birinci paragrafında, ilk işlenişinde uyarma cezasını, tekrarında ise
kınama cezasını gerektiren bir eylem olarak sayılan "mesleki kurallara
aykırılık" fiili ile ikinci paragrafında (itiraz konusu kuralda),
mesleki faaliyetten geçici olarak alıkoyma cezasını gerektiren bir eylem olarak
düzenlenen, "Kanun'da yer alan mesleğin genel prensiplerine aykırı
harekette bulunmak" fiili birbirinden farklıdır. İtiraz konusu kuralda
düzenlenen "Kanun'da yer alan mesleğin genel prensiplerine aykırı
harekette bulunmak" fiilinde sözü edilen mesleğin genel prensipleri,
Kanun'da gümrük müşavirliği mesleğiyle ilgili olarak belirlenen genel
kuralları, başka bir anlatımla gümrük müşavirlerine yüklenen ödevleri ifade
etmekte iken maddenin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinin birinci
paragrafındaki "mesleki kurallara aykırılık" fiilinde geçen
mesleki kurallarla daha çok bir serbest meslek faaliyeti olarak gümrük
müşavirliği mesleği için ilgili kurum tarafından öngörülen mesleğin etik
ilkeleri kastedilmektedir.
İtiraz konusu kural kapsamında, ihlali karşılığında disiplin suçu öngörülen gümrük müşavirliği mesleğiyle ilgili genel kurallar, Kanun'un muhtelif maddelerinde düzenlenmiştir. Bu bağlamda, Kanun'da, "eşyanın gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulmasına ilişkin faaliyetler"in dolaylı temsil yoluyla gümrük müşavirlerince takip edilmesi ve sonuçlandırılması yetkisi kapsamında gümrük müşavirlerine yüklenen ödevler, mesleğin genel kurallarını oluşturmakta olup bunların ihlali durumunda, itiraz konusu kural uyarınca mesleki faaliyetten geçici olarak alıkoyma cezası uygulanabilecektir.
Diğer taraftan suç olarak düzenlenen
fiilin, farklı hareket biçimleriyle işlenebilir olması, belirsiz olduğu
anlamına gelmez. Kanun'un, muhataplarının gerektiğinde hukuki yardım almak
suretiyle, hangi eylemin disiplin suçu teşkil ettiğinin ve bu eyleme bağlanan
yaptırımın ne olduğunun, belli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine
imkân verecek şekilde kaleme alınmış olması, kanunilik ilkesinin sağlanması
bakımından yeterlidir. Yukarıda açıklandığı üzere, itiraz konusu kuralla,
Kanun'da gümrük müşavirlerine yüklenen ödevlerin ihlali, mesleki faaliyetten
geçici olarak alıkoyma cezasını gerektiren bir disiplin suçu olarak düzenlenmiş
olup gümrük müşavirlerine yüklenen ödevlerin neler olduğunun Kanun'dan tespiti
mümkün olduğundan bir belirsizlik ve öngörülemezlikten, dolayısıyla suç ve
cezaların kanuniliği ilkesine aykırılıktan söz edilemez.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa'nın 2. ve 38. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.
Kuralın, Anayasa'nın 10. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
ARSLAN
Başkanvekili
Serruh
KALELİ
Başkanvekili
Alparslan
ALTAN
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
Üye
Burhan
ÜSTÜN
Üye
Engin
YILDIRIM
Üye
Nuri
NECİPOĞLU
Üye
Hicabi
DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal
TERCAN
Üye
Muammer
TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Kadir
ÖZKAYA
Anayasa Mahkemesi, E. 2015/22, K. 2015/37, 1 Nisan 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası