KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2015
- Esas Sayısı
- 2015/95
- Karar Sayısı
- 2015/104
- R.G. Tarih - Sayı
- Tebliğ
Karar Metni
773 kelime·4 dk okuma·11 bölüm
edildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
Ankara 10. Tüketici Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
19.3.1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun, 2.5.2001 tarihli ve 4667 sayılı Kanun'un;
1- 77. maddesiyle değiştirilen 164. maddesinin son fıkrasının son cümlesinin,
2- 78. maddesiyle değiştirilen 165. maddesinin,
Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.
OLAY
Davacı avukat tarafından, daha önce vekil olarak katıldığı boşanma ve mal rejimi ayrılığı davaları nedeniyle alacaklı olduğu avukatlık ücretinin davalılardan müteselsilen tahsili talebiyle açılan davada, itiraz konusu kuralların Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKÜMLERİ
1- Kanun'un 164. maddesinin itiraz konusu cümleyi de içeren son fıkrası şöyledir:
"Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez."
2- Kanun'un itiraz konusu 165. maddesi şöyledir:
"İş sahibinin birden çok olması halinde bunlardan her biri, sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde her iki taraf avukat ücretinin ödenmesi hususunda müteselsil borçlu sayılırlar."
II- İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında, başvuru kararı ve ekleri, Raportör Berrak YILMAZ tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu, itiraz konusu kanun hükmü okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. Anayasa'nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu
ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 40. maddelerine göre, bir davaya bakmakta olan mahkeme, bu davada
uygulanacak bir kanun veya kanun
hükmünde kararnamenin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan
birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa,
o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak, bu
kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde
yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması ve iptali
istenen kuralın da o davada uygulanacak olması gerekmektedir. Uygulanacak yasa
kuralları, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya
davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte
bulunan kurallardır.
3. Başvuru kararında, 1136 sayılı Kanun'un 164. maddesinin son fıkrasının son cümlesi ile 165. maddesinin iptali istenilmiştir.
4. İtiraz yoluna başvuran Mahkemede bakılmakta olan dava, bir avukatın daha önce vekil olarak katıldığı boşanma ve mal rejimi ayrılığı davalarının karara bağlanması sonrasında, bu davalar nedeniyle vekâlet sözleşmesinden doğan avukatlık ücreti alacağının tahsili talebine ilişkindir. Vekâlet ücretinin takas ve mahsup edilmesinin ya da haczedilmesinin söz konusu olmadığı bu davada, Kanun'un 164. maddesinin itiraz konusu son fıkrasının son cümlesi uygulanacak kural değildir.
5. Ayrıca,boşanma ve mal rejimi ayrılığı davalarında taraflardan
yalnızca biri, davacı avukat ile vekâlet sözleşmesi yaptığından, Kanun'un 165.
maddesinde öngörülen iş sahibinin birden çok olması hali de söz konusu
değildir. Öte yandan, Mahkemede bakılmakta olan davanın konusunu teşkil eden
vekâlet ücretinin talep edilmesine neden olan davalar, boşanma ve mal rejimi
davaları olup, bu davaların sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar
arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerden sayılması da
olanaklı değildir. Zira söz konusu davalar takipsiz bırakılmamış, 4721 sayılı
Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesi gereğince, maddede belirlenen usul ve
koşullara uygun olarak hazırlanan ve hâkim tarafından onaylanan bir protokole
bağlı olarak karara bağlanmıştır. Taraflar, boşanmanın malî sonuçları ile
çocukların durumu konularında bir anlaşmaya varmakla birlikte, bu anlaşma söz
konusu davaları kendiliğinden ortadan kaldırmamakta, hâkim tarafından uygun
bulunması halinde boşanmaya karar verilmektedir. Ayrıca hâkimin, tarafların ve
çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü
değişiklikleri yapabilme yetkisi de bulunmaktadır. Hâkim söz konusu protokolü
uygun bulmadığı takdirde ise boşanma ve mal rejimi davalarını
sonuçlandırmamakta ve davalara devam olunmaktadır. Bu bağlamda söz konusu
davaların sona ermesinde münhasıran tarafların iradesinin yeterli olmadığı ve
davaların sona ermesinin belirli usul ve koşullara bağlandığı dikkate
alındığında, itiraz konusu kuralda yer alan sulh veya her ne suretle olursa
olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işler
kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır.
7. Dolayısıyla, bakılmakta olan davanın konusunu oluşturan uyuşmazlığın, Kanun'un 165. maddesinde belirtilen işler kapsamında değerlendirilebilmesi mümkün olmadığından, anılan maddeninitiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı da bulunmamaktadır.
8. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kurallara ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan
ALTAN
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin
GÖKCAN
Üye Kadir ÖZKAYA Üye Rıdvan GÜLEÇ
Anayasa Mahkemesi, E. 2015/95, K. 2015/104, 25 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası