İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2016/130 K.2016/197

1. Asliye Ceza Mahkemesi

Esas2016/130Karar2016/197Tarih28 Aralık 2016Okuma18 dk · 3.650 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
28 Aralık 2016
Esas Sayısı
2016/130
Karar Sayısı
2016/197
R.G.Tarih-Sayısı
10.2.2017-29975
İtiraz yoluna başvuran
Beykoz
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.650 kelime·18 dk okuma·12 bölüm

1. Asliye Ceza Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU: 21.7.1983

tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun, 8.10.2013 tarihli ve 6498 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle değiştirilen 65. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “…ile izinsiz inşaî ve fiziki müdahale…” ibaresinin, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY

Sanıklar hakkında, İstanbul III Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 15.11.1995 tarihli kararıyla 3. derece doğal sit alanı olarak tescil edilen bölgede, izinsiz inşaî ve fiziki müdahalede bulundukları gerekçesiyle cezalandırılmaları talebiyle açılan kamu davasında, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKMÜ

A- İtiraz Konusu Kanun Hükmü

Kanun’un, 6498 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle değiştirilen, itiraz konusu ibareyi de içeren 65. maddesi şöyledir:

“Cezalar:

Madde 65- (Değişik: 8/10/2013-6498/3 md.)

Tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu Kanuna göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler ile koruma bölge kurullarından izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.

Bu Kanuna aykırı olarak yıkma veya imar izni verenler, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.

Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen fiiller, korunması gerekli kültür ve tabiat varlığını yurt dışına kaçırmak amacıyla işlenmiş ise verilecek cezalar bir kat artırılır.

Bünyesinde koruma, uygulama ve denetim büroları kurulan idarelerden 57 nci maddenin yedinci fıkrası uyarınca izin almaksızın veya izne aykırı olarak tamirat ve tadilat yapanlar ile izinsiz inşaî ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranlar altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılırlar.”

B- İlgili Görülen Kanun Hükmü

Kanun’un 65. maddesinin, 20.8.2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanun’la değişik hali şöyledir:

“Madde 65- (Değişik: 8/10/2013-6498/3 md.)

Tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu Kanuna göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler ile izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.

Bu Kanuna aykırı olarak yıkma veya imar izni verenler, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.

Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen fiiller, korunması gerekli kültür ve tabiat varlığını yurt dışına kaçırmak amacıyla işlenmiş ise verilecek cezalar bir kat artırılır.

(Değişik dördüncü fıkra: 20/8/2016-6745/25 md.) Taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile bunların koruma alanları ve sit alanlarında, 3194 sayılı İmar Kanununun 21 inci maddesi kapsamına giren ruhsata tabi olmayan tadilat ve tamiratları, kültür varlıkları yönünden bünyesinde koruma, uygulama ve denetim büroları kurulmuş yerlerde yetkili idarelerden, koruma, uygulama ve denetim büroları kurulmamış yerlerde koruma bölge kurulu müdürlüklerinden; tabiat varlıkları ve doğal sit alanları yönünden ise çevre ve şehircilik il müdürlüklerinden izin almaksızın ya da izne aykırı olarak yapanlar veya yaptıranlar, altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.”

II- İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca, Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA ve Rıdvan GÜLEÇ’in katılımlarıyla 22.6.2016 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III- ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatih ŞAHİN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen kanun hükümleri, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

1- İtirazın Gerekçesi

3. Başvuru kararında özetle, sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile koruma alanlarında, koruma bölge kurullarından izin almaksızın inşaî ve fiziki müdahalede bulunanlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırken, bünyesinde koruma, uygulama ve denetim büroları kurulan idarelerden izin almaksızın inşaî ve fiziki müdahalede bulunanların itiraz konusu kural uyarınca altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılmasının eşitlik ve hakkaniyet ilkelerini zedelediği belirtilerek kuralın, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

2- Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

4. Kanun’un 65. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı dördüncü fıkrasında, bünyesinde koruma, uygulama ve denetim büroları (KUDEB) kurulan idarelerden bu Kanun’un 57. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca izin almaksızın veya izne aykırı olarak tamirat ve tadilat yapanlar ile izinsiz olarak inşaî ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranların altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılacağı belirtilmiştir. İtiraz konusu kural, fıkrada yer alan “...ile izinsiz inşaî ve fiziki müdahale...” ibaresidir.

5. İtiraz konusu ibarenin yer

aldığı hüküm, itiraz başvurusu yapıldıktan sonra 20.8.2016 tarihli ve 6745

sayılı Kanun’la değiştirilmiştir. Maddenin birinci ve dördüncü fıkralarında yapılan

değişiklikle, tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür

ve tabiat varlıkları ile koruma alanlarında izinsiz olarak inşaî ve fiziki

müdahalede bulunanların 65. maddenin birinci fıkrası uyarınca iki yıldan beş

yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılmaları

öngörülmüştür. Böylece söz konusu kuralla, tescil edilen sit alanları ve

korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile koruma alanlarında

izin vermeye yetkili mercii gözetilmeksizin her türlü izinsiz inşaî ve fiziki

müdahale için iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para

cezası getirilmiştir.

6. Somut olayda sanıklar,

bünyesinde KUDEB olan idareden izin almaksızın inşaî ve fiziki müdahalede

bulundukları gerekçesiyle Kanun’un 65. maddesinin, 6745 sayılı Kanun’la

değişiklikten önceki dördüncü fıkrası uyarınca altı aydan üç yıla kadar hapis

veya adli para cezası talebiyle yargılanmaktadırlar. Lehe olan kanunun

uygulanması ilkesi uyarınca suç işlediği anlaşılan kişiler hakkında, fiili

işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza

verilemeyeceğinden, sanıklar hakkında, Kanun’un 65. maddesinin dördüncü

fıkrasının, 6745 sayılı Kanun’la değişiklik öncesi hali uygulanmaya devam

edecektir. Bu itibarla, itiraz konusu kuralın davada uygulanması gerekeceğinden

Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapılması gerekmiştir.

7. Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

8. Hukuk devletinde, ceza ve

ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerine ilişkin kurallar, Anayasa’ya aykırı

olmamak üzere ülkenin sosyal, kültürel yapısı, ahlaki değerleri ve ekonomik

hayatın gereksinimlerini göz önüne alan suç politikasına göre belirlenir. Kanun

koyucu, izlediği suç politikası gereği bazı filleri ceza hukuku alanından

çıkarabileceği gibi korudukları hukuki yararları ve neden olduğu sonuçları esas

alarak bir takım suçları farklı yaptırımlara da tâbi kılabilir. Kanun koyucunun

bu konudaki tercih ve takdirinin yerindeliğinin incelenmesi, anayasal denetimin

kapsamı dışında kalmaktadır. Bununla birlikte, hukuk devleti ve ölçülülük

ilkeleri gereğince bu yöndeki düzenlemelerde öngörülen yaptırım, insan onuruna

aykırı bulunmamalı ve suçla yaptırım arasında bir ölçüsüzlüğe yol açmamalıdır.

9. Anayasa’nın 10. maddesinde,

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din,

mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.” denilmiştir.

Maddede yer verilen eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz

konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik

ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme

bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını

önlemektir. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı

tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da

topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı

hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa

Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez. Başka bir anlatımla, kişisel

nitelikleri ve durumları özdeş olanlar arasında, kanunlara konulan kurallarla

değişik uygulamalar yapılamaz. Kanunlar, eşitlik ilkesine uygun bir şekilde,

aynı durumda bulunanlar için haklarda ve ödevlerde, yararlarda ve

yükümlülüklerde, yetkilerde ve sorumluluklarda, fırsatlarda ve hizmetlerde eşit

davranılmasını sağlayacak kurallar içermelidir.

10. Anayasa’nın “Tarih kültür ve tabiat varlıklarının korunması” başlıklı 63. maddesinde, Devletin, tarih kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlama ve bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alma ödevine yer verilmiş ve özel mülkiyet konusu olan varlık ve değerlere getirilecek sınırlamaların ve bu nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımların ve tanınacak muafiyetlerin kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. 2863 sayılı Kanun da, Anayasa’nın 63. maddesiyle Devlete yüklenen ödevin bir gereği olarak kültür ve tabiat varlıklarının korunması amacıyla çıkarılmıştır.

11.Kanun’un 7. maddesinin birinci fıkrasında, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve doğal sit alanlarının, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak tespit edileceği; dördüncü fıkrasında da korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitlerin koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunacağı belirtilmiştir.

12.Kanun’un 17. maddesinde ise sit alanlarında uygulanacak olan

koruma amaçlı imar planlarının yapılması ve geçiş dönemi koruma esasları ve

kullanım şartlarının belirlenmesine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir.

Maddenin (a) fıkrasının birinci paragrafında, bir alanın koruma bölge kurulunca

sit olarak ilan edilmesiyle bu alanda her ölçekteki plan uygulamasının

duracağı; ikinci paragrafında, koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar,

koruma bölge kurulu tarafından üç ay içinde geçiş dönemi koruma esasları ve

kullanma şartlarının belirleneceği, belediyeler, valilikler ve ilgili

kurumların söz konusu alanda üç yıl içinde koruma amaçlı imar planı hazırlatıp

incelenmek ve sonuçlandırılmak üzere koruma bölge kuruluna vermek zorunda

olduğu; dördüncü paragrafında, koruma bölge kurulunda görüşülen ve uygun

görülen koruma planlarının onaylanmak üzere ilgili idarelere gönderileceği:

beşinci paragrafında, ilgili idarelerin, koruma amaçlı imar planını en geç iki

ay içinde görüşerek varsa değişmesini istediği hususları koruma bölge kuruluna

bildireceği, koruma bölge kurulunda bu hususların değerlendirilerek kurul

tarafından uygun görülen haliyle planların ilgili idarelere onaylanmak üzere

gönderileceği, planların koruma bölge kurulunun uygun gördüğü şekliyle ilgili

idarelerce altmış gün içinde onaylanmak zorunda olduğu, bu süre içinde

görüşülmeyen ya da onaylanmayan planların kesinleşerek yürürlüğe gireceği,

koruma amaçlı imar planının yürürlüğe girmesiyle geçiş dönemi koruma esasları

ve kullanma şartlarının ayrıca karar almaya gerek kalmadan ortadan kalkacağı

ifade edilmiştir.

13.Kanun’un 9. maddesinde, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları

çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınacak kararlara aykırı olarak,

korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile

sit alanlarında inşaî ve fiziki müdahalede bulunulamayacağı, bunların yeniden

kullanıma açılamayacağı ve kullanımlarının değiştirilemeyeceği hüküm altına

alınmıştır. Maddede, hangi müdahalelerin inşaî ve fiziki müdahale olarak

kabul edileceği de belirtilmiştir. Buna göre “esaslı onarım, inşaat,

tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işler” inşaî

ve fiziki müdahale olarak nitelendirilmiştir. Dolayısıyla, korunması gerekli

taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında

yapılacak esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, yıkım, yakma ve kazı gibi

işlemlerin Koruma Yüksek Kurulunca belirlenen ilke kararlarına ve bu kararlara

uygun olarak alınmış olan koruma bölge kurulu kararlarına uygun olarak

yapılması gerekmektedir.

14.Taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit

alanlarında, inşaî ve fiziki müdahalelere izin vermeye yetkili merciler

Kanun’un 57. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin yedinci

fıkrasında, taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları, bunların koruma alanları

ve sit alanlarında, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 21. maddesi kapsamına giren

ruhsata tâbi olmayan tadilat ve tamiratların, özgün biçim ve malzemeye uygun

olarak, bünyesinde KUDEB kurulmuş idarelerin izin ve denetimi ile yapılacağı,

bunların dışındaki her türlü inşaî ve fiziki müdahalenin koruma bölge kurulunun

izni ile yapılacağı belirtilmiş, dokuzuncu fıkrasında da koruma amaçlı

imar plânı onaylanmış sit alanlarında, taşınmaz kültür varlığının bulunduğu

parseller dışındaki inşaî ve fiziki müdahalelerin, koruma amaçlı imar plânı

hükümleri doğrultusunda, bünyesinde KUDEB kurulmuş idarelerin izin ve denetimi

ile yapılacağı kural altına alınmıştır.

15.Anılan kurallara göre, sit alanı olarak tescil edilmiş ancak henüz koruma amaçlı imar planı onaylanmamış bir alanda, gerek taşınmaz kültür varlığında gerekse de taşınmaz kültür varlığının bulunduğu parsel dışında yapılacak her türlü inşaî ve fiziki müdahale için koruma bölge kurulundan izin alınması gerekmekte iken, koruma amaçlı imar planının yapılmış olması durumunda taşınmaz kültür varlığının bulunduğu parsel dışındaki inşaî ve fiziki müdahalelere izin verme yetkisi bünyesinde KUDEB kurulan idarelere geçmektedir.

16.İzinsiz olarak inşaî ve fiziki müdahalede bulunanlar için uygulanacak cezai yaptırımlar ise Kanun’un 65. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin, 6745 sayılı Kanun’la değişiklik öncesi birinci fıkrasında, koruma bölge kurullarından izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale yapan veya yaptıranların, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılması, itiraz konusu kuralın da yer aldığı dördüncü fıkrasında ise bünyesinde KUDEB kurulan idarelerden izinsiz inşaî ve fiziki müdahale yapan veya yaptıranların altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılması öngörülmüştür.

17.2863 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (8) numaralı fıkrasında

belirtildiği üzere, koruma amaçlı imar planları; sit alanlarında, alanın

etkileşim-geçiş sahasını da göz önünde bulundurarak, kültür ve tabiat

varlıklarının sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda korunması amacıyla hali

hazır haritalar üzerine, koruma alanı içinde yaşayan hane halkları ve faaliyet

gösteren iş yerlerinin sosyal ve ekonomik yapılarını iyileştiren, istihdam ve

katma değer yaratan stratejileri, koruma esasları ve kullanma şartları ile

yapılaşma sınırlamalarını, sağlıklaştırma, yenileme alan ve projelerini,

uygulama etap ve programlarını, açık alan sistemini, yaya dolaşımı ve taşıt

ulaşımını, alt yapı tesislerinin tasarım esasları, yoğunluklar ve parsel

tasarımlarını, yerel sahiplilik, uygulamanın finansmanı ilkeleri uyarınca

katılımcı alan yönetimi modellerini de içerecek şekilde hazırlanan nazım ve

uygulama imar plânlarının gerektirdiği ölçekteki plânlardır.

18.Anılan kural uyarınca, sit alanı olarak ilan edilen bir

bölgede, koruma amaçlı imar planı yapılmasıyla birlikte bu alanın hukuki durumu

değiştiği gibi gerek planlama gerekse de planların uygulanmasında yerel

yönetimler etkin bir rol üstlenmektedir. Oluşan bu yeni hukuki durum

karşısında, koruma amaçlı imar planı onaylanan bölgelerde, sit alanlarına

nazaran farklı kurallar öngörülebilir. Bu kapsamda kanun koyucu, anılan bölgede

yer alan taşınmazların niteliğine göre gerek inşaî ve fiziki müdahalelere izin

vermeye yetkili mercilerin; gerekse de izinsiz inşaî ve fiziki müdahalelere

uygulanacak cezai yaptırımların belirlenmesi konusunda farklı düzenlemeler

yapabilir. Dolayısıyla, koruma amaçlı imar plânı onaylanmış sit alanlarında,

taşınmaz kültür varlığının bulunduğu parseller dışındaki inşaî ve fiziki

müdahaleler için bünyesinde KUDEB kurulmuş idarelerden izin alma şartı

getirilerek bu idarelerden izinsiz inşaî ve fiziki müdahale yapan veya yaptıranlar

için altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmesi kanun

koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup kuralda hukuk devleti ve eşitlik

ilkelerine aykırı bir husus bulunmamaktadır.

19.Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.

20.Serruh KALELİ bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

IV- HÜKÜM

21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun, 8.10.2013 tarihli ve 6498 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle değiştirilen 65. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “…ile izinsiz inşaî ve fiziki müdahale…” ibaresinin, Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Serruh KALELİ’nin karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, 28.12.2016 tarihinde karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üye

Kadir ÖZKAYA

Üye

Rıdvan GÜLEÇ

KARŞIOY

2863 sayılı Yasa’nın 65. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “…. ile izinsiz inşai ve fiziki müdahale…..” ibaresinin Anayasa’nın 2. ve 10. maddesine aykırılığı nedeni ile iptali istemi, Mahkememizce reddedilmiş kararın çoğunluk gerekçesine katılınmamıştır.

Başvuran mahkeme iptali istenen itiraz konusu fıkrada izinsiz inşai ve fiziki müdahalelerin 2863 sayılı Yasa’nın hem 65/1 hem de 65/4 fıkrasında düzenlendiğini, bünyesinde KORUMA UYGULAMA ve DENETİM BÜROSU (KUDEB) bulunan yerlerde izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunanlara yasanın 65/4 fıkrasının (altı aydan üç yıla hapis veya adli para cezası) bünyesinde KUDEB olmadığı halde koruma bölge kurulundan izin almaksızın inşai ve fiziki müdahalede bulunulan yerlerden ise yasanın 65/1 fıkrası ( iki yıldan beş yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezası) uygulamasının Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırılık olduğunu ifade etmiştir.

Somut olayda var olan İstanbul 3 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun 15/11/1995 tarih ve 7755 sayılı kararı ile 3. derece sit alanı olarak tescillenmiş bölgesinde, sanıklardan birinin inşai ve fiziki müdahale kapsamında tek katlı küçük bir yapı yaptığı, diğerinin de konteyner tabir edilen bir yapı inşaa ettiği, suç tarihi itibari ile bölge bünyesinde faaliyette bir koruma uygulama denetim bürosu bulunduğu da gözetildiğinde, sanık eylemlerinin 6498 sayılı Kanun ile değişik iptali istenen ibarenin yer aldığı 65/4 madde kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır.

Mahkememiz yaptığı değerlendirme sonunda iptal isteminin reddine esas olan kararın gerekçe olarak yer alan 18. paragrafına bakıldığında ise, sit alanı ilan edilmiş bir bölge ile bunun koruma amaçlı imar planı yapılmış olanlarında, imar ve fiziki müdahaleye izin veren yetkili mercilerin farklı olmasının ve buna da farklı cezalar verilmesinde yasa koyucunun takdir hakkı var olmuş olmasını Anayasa’ya uygunluk kriteri olarak kullandığı görülmektedir.

Yasa koyucunun takdir hakkı yetkisi denetimsiz bir alan değildir. Anılan yetkinin ancak Anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütleri göz önünde tutularak kullanılması gerektiği açıktır.

Nasıl ki bir müdahalenin, hukuk devleti ilkesi yönünden Anayasal

denetim yapılırken bu soyut niteleme; ölçülülüğü, orantılılığı, gerekliliği

gibi alt denetim normları yönünden de irdeleniyorsa, yasa koyucunun takdir

hakkının da tesis edeceği adalet, düzenlemenin çatışan kamu birey arası

menfaatleri yönünden gözettiği denge ile gözettiği meşru kamu yararı ve

hakkaniyet kriterleri de esas incelemede denetime esas olmalıdır. Takdir

hakkının varlığını denetimsiz bir alan duygusu ile yüceltmek veya karar

gerekçemizde 18.paragrafda ki “plan uygulanmasında yerel yönetimlerin etkin

üstlendiği rol” şeklindeki ifadede yer aldığı gibi yerindelik kaygılı

değerlendirmeler, takdir hakkının Anayasal değerlendirme kriterleri

değildir. Yasa koyucu normatif düzenlemeler yaparken elbette ölçü birim

kullanacak, gerekçesinde ikna edici açık ve uygun bir üslupla amaçsalını,

nedenini, gözettiği yararları yazarak izah edecektir ki ancak bu halde anılan

yetki alanı Anayasal denetime uygun olsun.

Somutta izne tabii olan eylem “inşai ve fiziki müdahalede bulunmaktır.” bunun ise izinsiz olması halinde öngörülen bir yaptırım belirlenirken siz buna bünyesinde KUDEB bulunan alanlar ile Koruma Bölge Kurulu olan alanlarda farklı ceza öngörmeniz halinde iki idareden birini nesnel olarak fevkalade korumaya mazhar bir makam haline getirisiniz ki, idareler arasında birini diğerinden farklı korumayı gerektiren ve cezanın farklılaşmasını meşrulaştıracak düzenleme gerekçesine de ulaşılamamıştır.

İtiraz başvurusunun yapıldığı tarihten sonra 20.8.2016 tarihinde

6745 sayılı Yasa’nın 25. maddesi ile 2863 sayılı Yasa’nın ilgili 65. maddesinin

birinci fıkrasında yer alan “koruma bölge kurulları” ibaresi metinden

çıkarılmış, maddenin itirazen iptal konusu edilen dördüncü fıkrası da bütünüyle

değiştirilmiş, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile

bunların koruma alanları ve sit alanlarında ruhsata tabi olmayan tadilat ve

tamirat için hangi yetkili idarelerden izin alınması gerektirdiği ve aykırı

eylemlerin cezaları açıkça hukuki bir belirlilik içerisinde önceki metnin

getirdiği anlaşılmazlık ve hukuka uyarsızlığı önlemek için yeniden kaleme

alındığı ve nitelendiği gözlemlenmektedir.

Özetle, yasanın 65/1 maddesi ile izin vermeye yetkili mercii gözetilmeksizin hukuka aykırı eylem ve cezası, 65/4 maddesi ile de ruhsata tabii olmayan tadilat ve tamiratlarda izin alınacak yetkili makamlar ve cezaların belirlendiği yeni bir düzenleme yapılmıştır.

Nitekim yasa koyucu değişiklik gerekçesi olarak da 65. maddenin uygulamasında koruma, uygulama ve denetim bürosu kurulmamış yerlerde izinsiz müdahalelerle ilgili hukuki belirsizliğin giderilmesinin amaçlandığını AÇIKÇA İFADE ETMİŞLERDİR.

Yani yasa koyucunun da, başvuran mahkemenin gerekçesinde işaret ettiği gibi var olduğunu kabul ettiği hukuki belirsizlik ve bundan doğacak hakkaniyetsiz sonuçların adil olamayacağı düşüncesi ile yasal bir değişikliğe gittiği anlaşılmaktadır.

Yasa koyucu yasanın önceki halindeki (iptali istenen düzenlemedeki) tutarsızlığın farkındadır. Ancak bu husus dahi Mahkememizce gözetilmemiş, taşınmaza imar ve fiziki müdahale hallerinde izin vermeye farklı mercilerin yetkili kılınmış olmasını, geniş bir yorumla takdir hakkı kapsamı içerisine almıştır.

Kanun’un 65. maddesinin dördüncü fıkrasında, bünyesinde koruma, uygulama ve denetim büroları kurulan idarelerden Kanun’un 57. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca izin almaksızın veya izne aykırı olarak tamirat ve tadilat yapanlar ile izinsiz inşaî ve fiziki müdahale yapan veya yaptıranların altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılması öngörülmektedir. İtiraz konusu kural, fıkrada yer alan “ile izinsiz inşaî ve fiziki müdahale” ibaresidir.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararlarında da vurgulandığı üzere, Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasalar karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir.

Mahkeme kararımızın gerekçesinde de yer alan Anayasa’nın Tarih Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması başlıklı 63. maddesi 2863 sayılı ilgili Kanun bunun 3., 7., 9., 17., 57 ve 65. maddeleri ile ilgili anılan düzenlemeler bir bütün halinde değerlendirildiğinde, aynı nitelikteki taşınmaz üzerinde(taşınmaz kültür varlığının bulunduğu parsel dışında), aynı fiiller için (inşaî ve fiziki müdahale) izin vermeye yetkili merciler kıstas alınarak farklı cezalar öngörüldüğü görülmektedir.

Konuyu bir örnekle açıklamamız gerekirse, sit alanı olarak ilan edilen bir bölgede taşınmaz kültür varlığının bulunduğu parsel dışındaki alanlarda, inşaî ve fiziki müdahalelere izin vermeye yetkili mercii koruma bölge kurullarıdır. Bu alanda izin almaksızın inşaî ve fiziki müdahalede bulunanlar Kanun’un 65. maddesinin birinci fıkrası uyarınca “iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası” ile cezalandırılacaktır.

Aynı sit alanında koruma amaçlı imar planı yapılmış olması halinde ise taşınmaz kültür varlığının bulunduğu parsel dışındaki inşaî ve fiziki müdahalelere izin verme yetkisi Kanun’un 57. maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca bünyesinde KUDEB kurulmuş idarelere geçmektedir. Adı geçen idarelerden izinsiz olarak inşaî ve fiziki müdahalede bulunanlar ise itiraz konusu kural uyarınca “altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası” ile cezalandırılacaktır.

Yani, bünyesinde KUDEB adlı idareden izin almadan fiziki müdahalede bulunan ile AYNI NİTELİKLİ taşınmaza KORUMA BÖLGE KURULUNDAN izin almadan müdahalede bulunanlara, izin vermeye yetkili merciin adı gözetilerek farklı cezai yaptırım uygulamaktadır.

Kanun’un 9. maddesinde, sit alanlarında yapılacak esaslı onarım,

inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri

işler, inşaî ve fiziki müdahaleler olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla, sit

alanında olup da taşınmaz kültür varlığının bulunduğu parsel dışındaki

alanlarda izinsiz inşaî ve fizikî müdahalede bulunanlar, işledikleri fiiller

yönünden AYNI hukuki konumdadırlar. Hukuki konumunun aynı sit alanı içinde

koruma amaçlı imar planı yapıldığında değişeceği noktasındaki mahkeme

gerekçesine de katılmamakla birlikte hukuki konumda farklılaşma soyut norm düzeyinde

yapılandırılabilirse de bunun birey yönünden erişilebilir, bilinebilir bir

bilgi olmadığı sürece somut farklılık yarattığı söylenemeyecektir. İzinsiz

inşaî ve fiziki müdahaleler bakımından aynı hukuki konumda bulunan kişilerin

sadece izin vermeye yetkili merciler gözetilerek farklı yaptırımlara tabi

tutulması ise makul ve haklı bir nedene dayanmayacaktır.

Açıklanan nedenler ile kuralın başvuru tarihinde içerdiği, yasa koyucu tarafından da teyitli hukuki belirsizliği ve gerçekleşen eylemin niteliği gözetildiğinde, idari teşkilatlanma nedeniyle izin alınacak merciin değişmesinin suç tasniini de değiştirmeyeceği de gözetildiğinde taşınmaza izin vermeye yetkili makam adına göre farklı ceza uygulamasına sebep olmuş itiraz konusu kural Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırıdır iptali gerekir. Anılan nedenler ile çoğunluk gerekçesine katılınmamıştır.

Üye

Recai AKYEL

Üye

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Üye Serruh KALELİ

Anayasa Mahkemesi, E. 2016/130, K. 2016/197, 28 Aralık 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu: 21.7.1983
  4. Olay
  5. I- İptali İstenilen Kanun Hükmü
  6. Iı- İlk İnceleme
  7. Iıı- Esasın İncelenmesi
  8. Özgüldür
  9. Kömürcü
  10. Akıncı
  11. M. Emin KUZ
  12. Gökcan
  13. Karşıoy
  14. Hakyemez
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2016/130
Karar No
2016/197
Tarih
28 Aralık 2016

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2016/2 K.2016/198
  • AYM Norm Denetimi E.2016/187 K.2016/180
  • AYM Norm Denetimi E.2016/188 K.2016/181
  • AYM Norm Denetimi E.2016/200 K.2016/192
  • AYM Norm Denetimi E.2016/201 K.2016/194
  • AYM Norm Denetimi E.2016/202 K.2016/193

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.