KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2016
- Esas Sayısı
- 2016/16
- Karar Sayısı
- 2016/37
- R.G.Tarih-Sayı
- 31.05.2016-29728
- İtiraz yoluna başvuran
- Erzurum
Karar Metni
1.171 kelime·6 dk okuma·11 bölüm
2. Asliye Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun, 18.6.2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun'un 63. maddesiyle değiştirilen 143. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan ".verilecek ceza yarı oranında artırılır." ibaresinin, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY
Alışveriş merkezi içerisindeki bir mağazadan gece vakti hırsızlık yaptığı ileri sürülen sanık hakkında açılan kamu davasında, itiraz konusu ibarenin Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I- İPTALİ İSTENİLEN KANUN HÜKMÜ
5237 sayılı Kanun'un itiraz konusu ibarenin de yer aldığı 143. maddesi şöyledir:
"Suçun gece vakti işlenmesi
Madde 143- (1) Hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır."
II- İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Erdal TERCAN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA ve Rıdvan GÜLEÇ'in katılımlarıyla 16.3.2016 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III- ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ümit DENİZ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
A- İtirazın Gerekçesi
3. Başvuru kararında özetle, kanun koyucunun düzenleme yaparken
hukuk devletinin bir gereği olan ölçülülük ilkesi ve bu ilkenin alt ilkeleri
olan elverişlilik, gereklilik ve orantılılık ilkeleriyle bağlı olduğu, ceza
hukukunun amacının toplumsal yaşam bakımından önem arz eden hukuksal değerleri
korumak ise de Devletin hukuksal değerleri korumak üzere sahip olduğu
cezalandırma yetkisini kullanırken suç ve ceza arasındaki adil dengeyi koruması
ve faile işlediği suçun ağırlığı ile orantılı ceza ve güvenlik tedbiri
uygulaması gerektiği, orantılılık ilkesinin suçun nitelikli halleri için de
gözetilmesinin zorunlu olduğu, kanun koyucunun nitelikli haller aracılığıyla
farklılık gösteren eylemlere değişen oranlarda ceza verilmesi usulünü
benimsediği halde gece vaktinin fiilin işlenmesine katkısı olmadığı hallerde
cezanın artırılmasının belirtilen usul ve kanunun amacı ile bağdaşır yanının
olmadığı, hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi durumunda cezanın artırılması
makul karşılanabilirse de somut olayın kendine has özelliklerinin dikkate
alınmaksızın cezanın yarı oranında arttırılmasının ceza adaleti ve orantılılık
ilkelerine uygun olmadığı ve eşitlik ilkesiyle de bağdaşmadığı belirtilerek
kuralın, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
B- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
4. Kanun'un 143. maddesi hırsızlık suçunun gece vaktinde işlenmesi hâlinde cezanın artırılmasını düzenlemektedir. İtiraza konu ".verilecek ceza yarı oranında artırılır." ibaresi ise suçun gece vakti işlenmesi nedeniyle yapılacak artırımın temel cezanın yarısı oranında yapılmasını öngörmektedir.
5. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
6. Hukuk devletinde, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik
tedbirlerine ilişkin kurallar, ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nın
konuya ilişkin kuralları başta olmak üzere suçların niteliği, işlenme biçimi,
içerik ve yoğunluğu, kamu düzenini ihlal derecesi, cezaların caydırıcılığı,
ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri ve ekonomik hayatın ihtiyaçları
göz önüne alınarak saptanacak ceza siyasetine göre belirlenir. Kanun koyucu,
cezalandırma yetkisini kullanırken toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı,
bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımı ile karşılanacağı, nelerin
ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabul edileceği ve ceza sistemini
tamamlayan müesseselerin nelerden ibaret olacağı hususlarında takdir yetkisine
sahiptir.
7. Kanun koyucu, takdir yetkisine sahip olmakla birlikte, bu yetkisini kullanırken suç ve ceza arasındaki adil dengenin korunması, öngörülen cezanın cezalandırmada güdülen amacı gerçekleştirmeye elverişli olması ve insan haysiyetine aykırı olmaması gibi anayasal ilkeleri de dikkate almak zorundadır.
8. Bununla birlikte sadece failin hareketini esas alarak ve hareket için öngörülen ceza miktarlarını kıyaslayarak suç ve ceza arasında adil denge bulunup bulunmadığı konusunda bir karar vermek sorunu tek yönlü ya da eksik olarak ele almak anlamına gelir. Suç ve ceza arasında adalete uygun bir oranın bulunup bulunmadığının saptanmasında, herhangi bir suç için konulmuş ceza ile yapılacak bir kıyaslama değil, o suçun toplum yaşamında yarattığı sonuç, failin ve suçtan zarar görenin kişiliği, maddi ve manevi zararın azlığı veya çokluğu da etkilidir.
9. Kanun koyucu, Kanun'un 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının
(e) bendinde gece vaktini; güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve
doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresi olarak tanımlamış ve
itiraz konusu kuralla, malı üzerindeki gözetim ve denetim gücü zayıflayan ve
kendini korumasız hissetmesi nedeniyle daha fazla olumsuz etki altında kalan
mağdurun huzur ve sükûnunun daha fazla bozulması, failin gece suçu daha kolay
işleyebilmesi, kolluk güçlerinin yardımının gecikebilmesi, failin kimliğinin
tespiti ve yakalanması ihtimalinin zayıflamasını dikkate alarak hırsızlık
suçunun gece vakti işlenmesini suçun ağırlaştırıcı nedeni olarak kabul etmiş ve
verilecek cezanın yarı oranında artırılmasını öngörmüştür. Bu şekilde suç ve
cezada ağırlaştırıcı nedeni ve bu nedene göre gerçekleştirilecek artırım
oranını belirlemenin kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olduğu açıktır.
10. Öte yandan kuralın gerekçesine bakıldığında kanun koyucunun
söz konusu artırımı gece vakti hırsızlık suçunun işlenmesinin olası etkileri
nedeniyle suçta caydırıcılığı sağlamak amacıyla düzenlediği dolayısıyla da kamu
yararını amaçladığı anlaşılmaktadır. Ayrıca kanun koyucu, düzenlemeler yaparken
hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle de bağlıdır. Bu
ilke ise "elverişlilik", "gereklilik" ve
"orantılılık" olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. "Elverişlilik",
getirilen kuralın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, "gereklilik",
getirilen kuralın ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, "orantılılık"
ise getirilen kural ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü
ifade etmektedir. Bir kuralda öngörülen düzenleme ile ulaşılmak istenen amaç
arasında da "ölçülülük ilkesi" gereğince makul bir dengenin
bulunması zorunludur. Oranı dikkate alındığında belirlenen artırım miktarının,
gece vakti hırsızlık suçunun etkili bir cezayla karşılanması açısından gerekli,
bu fiillerin işlenmesini ve yaygınlaşmasını önlemeye elverişli bir yaptırım
olduğu açıktır. Bunların yanında, hırsızlık suçunun toplumsal etkisi ve işlenme
oranı ile gece vakti işlenmesinin kamusal açıdan ciddi boyutta tehlikeler
doğurabileceği dikkate alındığında verilen cezanın hâkime takdir hakkı
tanınmaksızın yarı oranında artırılmasının ağır ve orantısız olduğu da
söylenemez. Kaldı ki temel cezanın belirlenmesi sırasında suçun işleniş şekil
ve şartları, suçlunun kim olduğu ve kişiliği gibi etkenlerin göz önüne alınması
ve cezanın şahsileştirilmesi de olanaklıdır.
11. Bu bağlamda, kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında, korunmak istenen hukuki yarar, suçun niteliği, meydana gelen neticeyi de göz önünde bulundurarak getirdiği kuralın, düzenlenme amacına ulaşmak açısından gerekli, bu amaca ulaşmaya elverişli ve orantılı olduğu anlaşıldığından hukuk devleti ilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
12. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir.
13. Kuralın Anayasa'nın 10. maddesi ile ilgisi görülmemiştir.
ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Recep
KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan
ALTAN
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin
GÖKCAN
Üye Kadir ÖZKAYA Üye Rıdvan GÜLEÇ
Anayasa Mahkemesi, E. 2016/16, K. 2016/37, 5 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası