İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2017/109 K.2018/39

Esas Sayısı : 2017/109

Esas2017/109Karar2018/39Tarih2 Mayıs 2018Okuma11 dk · 2.227 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2017/109
Karar No
2018/39
Karar tarihi
2 Mayıs 2018
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.227 kelime·11 dk okuma·14 bölüm

Esas Sayısı : 2017/109

Karar Sayısı : 2018/39

Karar Tarihi : 2/5/2018

R.G. Tarih-Sayı : 6/6/2018 – 30443

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Antalya 5. İcra Ceza Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun, 31/5/2005 tarihli ve 5358 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle değiştirilen 337/a maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’nın 38. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY: Ticareti terk eden borçlu sanığın yasal süresi içinde mal beyanında bulunmadığından bahisle cezalandırılması talebiyle müşteki alacaklı tarafından yapılan başvuruda itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN

HÜKÜMLERİ

A.İptali İstenen Kanun Hükmü

Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 337/a maddesi şöyledir:

“Ticareti terk edenlerin cezası:

Madde 337/a- (Ek: 18/2/1965 - 538/133 md.; Değişik: 31/5/2005 - 5358/8 md.)

44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlu, bundan zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Birinci fıkradaki fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez.

Borçlunun iflası halinde, birinci fıkradaki durum ayrıca taksiratlı iflas hali sayılır.”

B.İlgili Görülen Kanun Hükmü

Kanun’un ilgili görülen 44. maddesi şöyledir:

“Ticareti terk edenler:

Madde 44- (Değişik: 18/2/1965-538/22 md.)

Ticareti terk eden bir tacir 15 gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur. Keyfiyet ticaret sicili memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazetede ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mütat ve münasip vasıtalarla ilan olunur. İlan masraflarını ödemiyen tacir beyanda bulunmamış sayılır.

Bu ilan tarihinden itibaren bir sene içinde, ticareti terk eden tacir hakkında iflas yolu ile takip yapılabilir.

Ticareti terk eden tacir, mal beyanının tevdii tarihinden itibaren iki ay müddetle haczi kabil malları üzerinde tasarruf edemez.

Üçüncü şahısların zilyedlik ve tapu sicili hükümlerine dayanarak iyi niyetle elde ettiği haklar saklıdır. Ancak karı ve koca ile usul ve füru, neseben veya sıhren ikinci dereceye kadar (Bu derece dahil) hısımlar, evlat edinenle evlatlık arasındaki iktisaplarda iyi niyet iddiasında bulunulamaz.

(Değişik beşinci fıkra: 17/7/2003-4949/11 md.) Mal beyanını alan icra mahkemesi, keyfiyeti tapu veya gemi sicil daireleri ile Türk Patent Enstitüsüne bildirir. Bu bildiri üzerine sicile, temlik hakkının iki ay süre ile tahdit edilmiş bulunduğu şerhi verilir. Keyfiyet ayrıca Türkiye Bankalar Birliğine de bildirilir.

Bozulmaya maruz veya muhafazası külfetli olan veya tayin edilen kanuni müddet içinde değerinin düşmesi kuvvetle muhtemel bulunan mallar hakkında, tacirin talebi üzerine, mahkemece icra memuru marifetiyle ve bu kanun hükümleri dairesinde bu malların satılmasına ve bedelinin 9 uncu maddede yazılı bir bankaya depo edilmesine karar verilebilir.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 12/4/2017 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Hülya ÇOŞTAN ÇETİN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. İtirazın Gerekçesi

3. Başvuru kararında özetle itiraz konusu kural uyarınca alacaklının zarar görmediğinin ispat yükünün borçluya yüklendiği, buna karşılık suçsuzluk karinesi uyarınca ispat külfetinin iddiacıya düştüğü, yine bu karine uyarınca sanığın susma hakkının bulunduğu ve şüphenin sanık lehine yorumlandığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

B.Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

4. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesi yönünden de incelenmiştir.

5. Kanun’un 337/a maddesinin birinci fıkrasında, Kanun’un 44.

maddesine göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren

veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas

sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden

borçlunun bundan zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine üç aydan bir yıla

kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır. Maddenin itiraz

konusu ikinci fıkrasında ise birinci fıkradaki fiillerin işlenmesinden

alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmeyeceği

öngörülmüştür. Kanun’un 337/a maddesinin atıfta bulunduğu 44. maddesi, ticareti

terk eden tacirin tabi olduğu yükümlülükleri düzenlemektedir. İtiraz konusu

kuralda yer alan borçlu kelimesi, ticareti terk eden borçlu taciri ifade

etmektedir.

6. Anayasa’nın 36. maddesinde herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmektedir.

7. Hukuk devletinde kanun koyucu -Anayasa’nın temel ilkelerine ve Anayasa’da öngörülen güvencelere bağlı kalmak kaydıyla- ispat usullerinin belirlenmesi konusunda takdir yetkisine sahiptir. Ancak belirlenen usul kurallarının Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının öngördüğü güvencelere aykırılık taşımaması gerekir.

8. Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında “Suçluluğu

hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” denilmektedir. Ceza

hukukunun temel ilkelerinden olan suçsuzluk karinesi, hakkında suç

isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin

hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk

devleti ilkesinin de bir gereğini oluşturmaktadır. Suçsuzluk

karinesine göre bir kişinin suçlu olarak nitelendirilebilmesi ve hakkında cezai

müeyyidelerin uygulanabilmesi, adil bir yargılanma sonucunda kesin hükümle

mahkûm olmasına bağlıdır. Suçsuzluk karinesi uyarınca kişi hakkında her türlü

şüphe bertaraf edilmediği sürece mahkûmiyet kararı verilemez.

9. Anayasa Mahkemesi’nin

önceki kararlarında da belirtildiği gibi genel anlamda suçun kanıtlanması

yükümlülüğü iddia edende kaldığı sürece savunmasını oluşturmak için ispat

yükünü sanığa devreden kurallar ile hukuki veya fiilî varsayımların olduğu

durumlarda ispat yükünün yer değiştirmesi, suçsuzluk karinesine aykırılık

taşımaz (AYM, E.2013/38, K.2014/58, 27/3/2014; AYM, E.2004/116, K.2008/74,

6/3/2008). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de birçok kararında ispat külfetini

tersine çeviren hukuki veya fiilî karinelerin varlığının suçsuzluk karinesinin

bertaraf edilmesi anlamına gelmediğini, sanığın savunma hakkının kısıtlanmaması

ve sanığa karineleri çürütme olanağının tanınması durumunda suçsuzluk

karinesinin ihlal edilmiş olmayacağını kabul etmekte ve kanun koyucuların bu

tür hükümler ihdas etmesini suçsuzluk karinesine aykırı bulmamaktadır (Pham

Hoang/Fransa, B. No: 13191/87,

25/9/1992, §§ 33-36; Salabiaku/Fransa, B.No: 10519/83, 7/10/1988, §

28).

10. Kanun’un 337/a maddesinde ticareti terk suçu

düzenlenmiştir. Bu suçun maddi unsurları, borçlunun mal beyanında bulunmaması

veya beyanda mevcudu eksik göstermesi veya aktifinde yer almış malı veya yerine

kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermemesi veya beyandan sonra

bu mallar üzerinde tasarrufta bulunması ve alacaklının, bu eylemlerden dolayı

zarar gördüğünü iddia etmesidir. Kanun’da, borçlunun ticareti terk bildirimi ve

mal beyanına ilişkin açıklanan kurallara aykırı eylemlerinin alacaklıya zarar

verdiği adi karine olarak düzenlenmiş olup ticareti terk eden borçlunun mal

beyanında bulunmaması veya beyanında mevcudunu eksik göstermesi veya aktifinde

yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında

göstermemesi veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarrufta bulunmasının

alacaklıya zarar verdiği kabul edilmiştir.

11. İtiraz konusu kuralda ise Kanun’un 44. maddesine göre mal

beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer

almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında

göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlunun bu

fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat etmesi hâlinde

borçluya ceza verilmeyeceği hükme bağlanmıştır. Kuralla ticareti terk suçunda

borçlunun alacaklının zarar görmediğini ispat etmesi kanun koyucu tarafından

cezasızlık nedeni olarak öngörülmüştür. Bu nedenle savunma hakkını sınırlamayan

itiraz konusu kuralın adil yargılanma hakkına ve Anayasa’nın 38. maddesinde yer

alan suçsuzluk karinesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

12. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 36. ve 38. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, Hasan Tahsin GÖKCAN ile Kadir ÖZKAYA bu görüşe katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun, 31/5/2005 tarihli ve 5358 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle değiştirilen 337/a maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, Hasan Tahsin GÖKCAN ile Kadir ÖZKAYA’nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 2/5/2018 tarihinde karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Nuri NECİPOĞLU

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üye

Kadir ÖZKAYA

Üye

Rıdvan GÜLEÇ

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (Kanun), 31/5/2005 tarihli ve 5358 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle değiştirilen 337/a maddesinin ikinci fıkrasının iptaline yönelik itiraz başvurusu reddedilmiştir.

2. Kanun’un iptali istenen kuralın da yer aldığı “Ticareti terk edenlerin cezası” kenar başlıklı 337/a maddesi şu şekildedir: “44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlu, bundan zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Birinci fıkradaki fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez.

Borçlunun iflası halinde, birinci fıkradaki durum ayrıca taksiratlı iflas hali sayılır.”

3. Maddeye göre “ticareti terk” suçunun oluşabilmesi için (a)

borçlunun belirtilen fiilleri işlemesi, (b) bundan alacaklının zarar görmesi ve

(c) zarar gören alacaklının şikayetçi olması gerekir. İptali istenen ikinci

fıkra, birinci fıkrayla birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu fiillerin

işlenmesiyle birlikte zararın oluştuğunun adi karine olarak kabul edildiğini,

borçlunun ceza almaması için alacaklının zarar görmediğini ispat etmekle

yükümlü olduğunu ifade etmektedir. Nitekim Mahkememiz çoğunluğu da kuralın

anlamını bu şekilde belirlemiştir (§ 35). Bu durumda borçlu, mal beyanında

bulunmama veya eksik bulunma gibi fiillerinden dolayı alacaklının zarar

görmediğini ispat edemedikçe üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla

cezalandırılacaktır.

4. Bu haliyle kural, bir suç isnadına maruz kalan kişinin suçlu olmadığını ortaya koymak için savunma hakkından yararlandırılmasının ötesine geçen bir düzenleme niteliğindedir. Alacaklının her durumda zarar gördüğünü, dolayısıyla aksini (suçsuzluğunu) ispatlama yükümlülüğünün borçluya düştüğünü öngören kuralın masumiyet ya da suçsuzluk karinesiyle bağdaştırılması mümkün değildir.

5. Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası masumiyet (suçsuzluk) karinesini düzenlemektedir. Buna göre “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz”. Madde gerekçesinde “suçsuzluk karinesi”nin gerekleri şu şekilde açıklanmıştır: “Sanığın, kesin mahkûmiyet hükmüne kadar suçsuz sayılması demek, kendisinin, suçsuzluğunu ispat mükellefiyetinde olmadığı; “beyyine külfeti”nin iddiacıya ait bulunduğu demektir. Bu karine, iddiacının, suç iddiasını “makûl şüpheye yer bırakmayacak şekilde” ispat etmesiyle “çürütülmüş” olacak ve bu halde de mahkeme mahkûmiyet hükmünü verecek; aksi takdirde beraat kararı alacaktır.”

6. Buradan hareketle, bir suç isnadıyla yargılanan kişinin

suçsuzluğunu ispat etme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Karine, aksi ispat edilene

kadar kişilerin suçsuz olduğudur. Hiç kuşkusuz kendisine suç isnat edilen

kişiler, kendilerini savunabilecekleri gibi susma hakkını da kullanabilirler.

Her iki durumda da suçun işlendiğinin ispatı iddia edene aittir. Anayasa

Mahkemesi kararlarında da ifade edildiği üzere “Sanık masumiyet karinesi

gereği suçsuz kabul edildiği için yargılama yapılmakta

ve maddi gerçeğe ulaşılmaya çalışılmaktadır. Ceza

muhakemesinde amaç, maddi gerçeğin adil yargılanma hakkı ihlal

edilmeden ortaya çıkarılmasıdır. Dolayısıyla maddi

gerçeğe ulaşmak için sanıktan masum olduğunu

ispat etmesi istenemez. Çünkü suç isnadı altında da

olsa kişi, hükmen sabit oluncaya kadar suçsuz kabul

edilmektedir.” (Adem Hüseyinoğlu, B. No: 2014/3954, 15/2/2017, §

35).

7. Masumiyet karinesi, ceza hukuku sisteminin temellerinden birini teşkil eden evrensel bir ilkedir. Bu karine, aynı zamanda, kişinin aksi ispat edilene kadar suçsuz olduğunu varsayan bir temel hak niteliğindedir. Nitekim adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak suçsuzluk karinesi Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nde (m. 11/1) ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (Sözleşme) (m. 6/2) açıkça korunmaktadır.

8. Masumiyet karinesi, hiç bir şart altında sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak hak niteliğindedir. Nitekim olağanüstü durumlarda temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması rejimini düzenleyen Anayasa’nın 15. maddesi masumiyet karinesini savaş, seferberlik ve olağanüstü hallerde dahi, madde gerekçesinde ifade edildiği üzere, “hiçbir sebep ve surette durdurulamayacak, ihlal edilemeyecek hak yahut hürriyetler” arasında saymıştır. Buna göre olağanüstü durumlarda dahi “suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.”

9. Öte yandan, Anayasa Mahkemesi belli şartlar altında ispat

külfetinin yer değiştirmesini masumiyet karinesinin ihlali olarak

değerlendirmemektedir. Mahkeme 2013/38 esas sayılı kararında şu tespitlerde

bulunmuştur: “Masumiyet karinesi kapsamında yer alan ve iddia edenin iddiasını

ispatla yükümlü olması kuralı da Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasının

bireylere sağladığı anayasal bir güvencedir… Bununla birlikte kanunlar, bazı

fiili durumların varlığını suçun maddi unsurunun gerçekleşmiş olması bakımından

karine olarak kabul edebilmektedir. Genel anlamda suçun kanıtlanması

yükümlülüğü iddia edende kaldığı sürece, savunmasını oluşturmak için ispat

yükünü sanığa devreden kurallar ile hukuki veya fiili varsayımların olduğu

durumlarda ispat yükünün yer değiştirmesi, masumiyet karinesine aykırılık

taşımaz.” (AYM, E.2013/38, K.2014/58, 27/3/2014).

10. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre de Sözleşme’nin

6. maddesinin 2. fıkrasında korunan masumiyet karinesi, (a) mahkemelerin

kişinin suç işlediği varsayımından başlamamalarını, (b) ispat yükünün iddia

edene ait olmasını ve (c) her türlü şüpheden sanığın yararlandırılmasını

gerektirmektedir (Telfner/Avusturya, B. No: 3350/96, 20/3/2001, §

15). Bu kapsamda ispat yükümlülüğünün iddia makamından savunmaya devredilmesi

kural olarak masumiyet karinesini ihlal edecektir. Bununla birlikte, AİHM

hukuki karinelerin belli şartlar altında Sözleşme’nin 6/2. maddesine aykırı

olmadığını belirtmiştir. AİHM’e göre sanığa suçsuzluğunu kanıtlaması için her

türlü fırsatın tanınması, şüpheden sanığın yararlandırılması ve suçun sübuta

erip ermediği hususunda mahkemelerin mutlak takdir yetkisine sahip olması

durumunda hukuki karinelere yer verilmesi masumiyet hakkını ihlal etmez (Salabiaku/Fransa,

B. No: 10519/83, 7/10/1988, §§ 29-30).

11. Anayasa Mahkemesi ve AİHM’in kararlarından hareketle denebilir ki ispat külfetini olaya özgü olarak sanığa yükleyen kuralların masumiyet karinesini işlevsiz hale getirmemesi için bir takım güvencelerin sağlanması zorunludur. Başka bir ifadeyle, ispat külfetini tersine çeviren “karinelerin kişiyi otomatik olarak ‘suçlu’ haline getirmemesi gerekir. Karineler, masumiyet karinesini ihlal eder boyuta ulaşmamalı”dır (Adem Hüseyinoğlu, § 36).

12. İtiraz konusu kural, ispat yükünü her durumda tamamen sanığa yükleyen, alacaklının zarara uğramadığını ispat edemediği takdirde cezalandırılmasını öngören ve bu haliyle kişiyi otomatik olarak suçlu haline getiren bir düzenleme niteliğindedir. Bu nedenle de Anayasa’nın 38. maddesinde güvenceye alınan masumiyet karinesine aykırılık teşkil etmektedir.

Açıklanan gerekçelerle çoğunluğun red yönündeki kararına katılmıyoruz.

Üye

Recai AKYEL

Üye

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekil

Engin YILDIRIM

Üye

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üye Kadir ÖZKAYA

Anayasa Mahkemesi, E. 2017/109, K. 2018/39, 2 Mayıs 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu
  5. I. İptali İstenen Ve İlgili Görülen Kanun
  6. Hükümleri
  7. II. İlk İnceleme
  8. III. Esasın İncelenmesi
  9. A. İtirazın Gerekçesi
  10. Kömürcü
  11. Akıncı
  12. M. Emin KUZ
  13. Gökcan
  14. Karşıoy Gerekçesi
  15. Hakyemez
  16. Gökcan
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2017/109
Karar No
2018/39
Tarih
2 Mayıs 2018

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2018/65 K.2018/36
  • AYM Norm Denetimi E.2018/72 K.2018/44
  • AYM Norm Denetimi E.2017/169 K.2018/42
  • AYM Norm Denetimi E.2018/66 K.2018/37
  • AYM Norm Denetimi E.2018/98 K.2018/46
  • AYM Norm Denetimi E.2018/69 K.2018/47

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.