İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2018/101 K.2019/3

R.G.Tarih –Sayısı : 20/3/2019-30720

Esas2018/101Karar2019/3Tarih13 Şubat 2019Okuma14 dk · 2.812 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
13 Şubat 2019
Esas Sayısı
2018/101
Karar Sayısı
2019/3
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.812 kelime·14 dk okuma·17 bölüm

R.G.Tarih –Sayısı : 20/3/2019-30720

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Afyonkarahisar 6. Asliye Ceza Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle değiştirilen 254. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci ve üçüncü cümlelerinin, Anayasa’nın 15. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.

OLAY

Kovuşturmanın konusunu uzlaştırma kapsamında yer alan bir suçun oluşturduğu ve sanık ile katılan arasında uzlaşmanın gerçekleştiği davada, itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme iptalleri için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ

Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı 254. maddesi şöyledir:

“Madde 254-(Değişik: 6/12/2006-5560/25 md.)

(1) Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.

(2) Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, 231 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez.Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından, 231 inci maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN,Engin YILDIRIM,Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 31/5/2018 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle sınırlama sorunu görüşülmüştür.

2.Anayasa’nın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre, Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurular itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı yasa kuralı ile sınırlıdır.

3. Bakılmakta olan dava 5271 sayılı Kanun’un 254. maddesinin (2)

numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan edimin yerine getirilmesinin

takside bağlanması hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkindir.

Kanun’un 254. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesi, edimin yerine

getirilmesinin ileri tarihe bırakılması ile süreklilik arzetmesi hâlini de

kapsamaktadır. Ancak “ileri tarihe bırakılması” ve “veya süreklilik

arzetmesi” ibareleri itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu

davada uygulanacak kural değildir. Kuralın “Edimin yerine getirilmesinin …

veya ... halinde; sanık hakkında, 231 inci maddedeki şartlar aranmaksızın,

hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir.” bölümü edimin

yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması ve

süreklilik arzetmesi hâlleri için ortak hüküm niteliğindedir. Bu nedenle kurala

ilişkin esas incelemenin “… takside bağlanması…” ibaresi ile

sınırlı olarak yapılması gerekir.

4. Kanun’un 254. maddesinin (2) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesi ise geri bırakma süresince zamanaşımının işlememesi ile ilgili olup bu kural hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildikten sonra geçerli hâle geleceğinden ve bakılmakta olan davada henüz geri bırakılma süreci başlamadığından uygulanacak kural değildir.

5. Açıklanan nedenlerle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle değiştirilen 254. maddesinin (2) numaralı fıkrasının;

A. İkinci cümlesinin

1. “…ileri tarihe bırakılması…” ve “…veya süreklilik arzetmesi…” ibarelerinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu ibarelere ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

2. Kalan bölümünün esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin “…takside bağlanması…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına,

B. Üçüncü cümlesinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin

bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu cümleye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

31/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

6. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Cengiz ERTEN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A.Anlam ve Kapsam

7. Kanun’un 254.maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin itiraz konusu olan bölümünde, kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma aşamasında uzlaşmanın gerçekleşmesi ve edimin yerine getirilmesinin takside bağlanması hâlinde; sanık hakkında, 231. maddedeki şartlar aranmaksızın mahkeme tarafından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verileceği öngörülmektedir. İtiraz konusu kurala ilişkin esas inceleme “…,takside bağlanması…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılmıştır.

8. Çağdaş hukuk düzenleri özellikle kişisel yararları daha fazla

ihlal eden suçlarda her şüphelinin/sanığın eylemi nedeniyle hemen bir ceza

yaptırımı ile cezalandırılması yerine, topluma karşı sorumluluklarını gözden

geçirmesine imkân tanımak üzere belirli sürelerle gözetim ve denetim altına

alınmasını öngören ve mümkün olduğunca suçtan zarar görenin tatminini de içeren

uzlaşma gibi uygulamalara yönelmiş bulunmaktadır. Uzlaşma kurumu,

uyuşmazlığın yargı dışı yolla fakat adli makamların denetiminde çözümlenmesini

amaçlayan bir yöntemdir. Uzlaşma; bu kapsama giren suçlarda, şüpheli/sanık ve

mağdurun suçtan doğan zararın giderilmesi konusunda anlaşmalarına bağlı olarak,

devletin de ceza soruşturması veya kovuşturmasından vazgeçmesi ve suçun işlenmesiyle

bozulan toplumsal düzenin barış yoluyla yeniden tesisini sağlayıcı nitelikte

bir hukuksal kurumdur.

9. İtiraz konusu kuralla ilgili madde gerekçesinde açıklandığı

gibi uzlaştırma, soruştur­mada uygulanan bir ku­ru­m ola­rak düzenlenmekle

birlikte Kanun’un 254. maddesinde belirtilen koşulların gerçekleşmesi ile ko­vuş­tur­ma

sürecinde de uygulanabilen bir kurum olarak öngörülmüştür. Kamu davası

açıldıktan sonra uzlaştırma, soruşturmada uzlaşma teklifinde bulunulması

gerektiğinin kovuşturma aşamasında belirlenmesi, kovuşturma konusu suçun hukuki

niteliğinin değişmesi nedeniyle uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması,

kovuşturma aşamasında kanun değişikliği nedeniyle suçun uzlaşma kapsamına

girmesi, Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenlenmeksizin, iddianame

yerine geçen belge ile doğrudan mahkeme önüne gelen uzlaşmaya tabi bir suçun

varlığı hâlleriyle sınırlıdır. Kural için de geçerli olan Kanun’un 253.

maddesinin (4) numaralı fıkrasına göre kovuşturma aşamasında da sanık hakkında

açılan davaya konu suçun uzlaşmaya tabi olması hâlinde dosya uzlaştırma

bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, sanık ile

mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Sanık, mağdur veya

suçtan zarar görenin, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç

gün içinde kararını bildirmemeleri teklifi reddettikleri anlamına gelir.

Kanun’un 253. maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca uzlaşma teklifinde

bulunulması hâlinde taraflara uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya

reddetmelerinin hukuki sonuçları anlatılır. Kanun’un 253. maddesinin (17)

numaralı fıkrası kural yönünden dikkate alındığında, kovuşturma aşamasında

uzlaştırmada hâkimin, uzlaşmanın tarafların özgür iradelerine dayandığını ve

edimin hukuka uygun olduğunu belirlemesi, tarafların özgür iradelerinin önemini

ve bunun hâkim tarafından denetlenmesi gereğini ortaya koymaktadır.

10. 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin (5) numaralı fıkrasının son cümlesinegöre hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade etmektedir.

11. Kanun’un 231. maddesinde hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararı verilebilmesi için; sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama

sonunda hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para

cezası olması, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış

bulunması, mahkemece -sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve

davranışları gözönünde bulundurularak- yeniden suç işlemeyeceği hususunda

kanaate varılması, mağdurun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hâle

getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşulları

aranmaktadır. İtiraz konusu kuralda ise uzlaşmanın edimin yerine

getirilmesinin takside bağlanması şeklinde gerçekleşmesi hâlinde, Kanun’un 231.

maddesinde öngörülen koşullar dikkate alınmaksızın hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar verileceği öngörüldüğünden sanık lehine bir düzenleme

yapılmıştır. Kanun’un 254. maddesinin (2) numaralı fıkrasının son cümlesine

göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra,

uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde hüküm açıklanacaktır.

Taksitleri ödeyerek edimini yerine getiren kişi hakkında ise düşme kararı

verilecektir.

B. İtirazın Gerekçesi

12. Başvuru kararında özetle; 5271 sayılı Kanun’un 254.

maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesine göre sanık ile mağdur

arasında edim karşılığı uzlaşılması durumunda sanık hakkında 5271 sayılı

Kanun’un 231. maddesindeki şartlar aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar verilmesi gerekeceği, kuralın emredici nitelikte olması

nedeniyle bu hususta hâkimin takdir yetkisinin bulunmadığı, tarafların edim

karşılığı uzlaşmaları durumunda sanığın suçu işlediğinin kabul edildiği, oysa

yapılan yargılama sonucunda sanığın kastının ya da taksirinin yokluğu ile

üzerine atılı suçu işlediğine dair somut delil bulunmaması ve suçun onun

tarafından işlenmediğinin belirlenmesi gibi nedenlerle sanığın müsnet suçtan

beraatine karar verilmesi olasılığının bulunduğu, ancak tarafların edim

karşılığı uzlaşmaları hâlinde işin esasına girilemeyeceği ve bu durumda sanığın

beraat etme hakkının elinden alınacağı, böylece Anayasa’da güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı ve suçsuzluk karinesi ilkelerine aykırı

davranılmış olacağı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 15. ve 36. maddelerine

aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

13. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 2. ve 38. maddeleri yönünden de incelenmiştir.

14. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.

15. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” denilerek yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Bu düzenleme ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir.

16. Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında “Suçluluğu

hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz” hükmü ile suçsuzluk

karinesi kabul edilmiştir. Suçsuzluk karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir

kişinin, adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis

edilene kadar masum sayılmasını güvence altına alan temel bir haktır. Suçsuzluk

karinesi uyarınca, bir kişinin suçlu olarak nitelendirilebilmesi ve hakkında

ceza hukukunun alanına giren yaptırımların uygulanabilmesi, kesin hükümle

mahkûm olmasına bağlıdır. Ancak suçsuzluk karinesi, ceza hukukunda ve ceza

infaz hukukunda, hakkında mahkûmiyet kararı verilecek kişilerin bazı seçenek

tedbirlerden veya cezanın bireyselleştirilmesine imkân tanıyan kurumlardan

mahrum bırakılmasına engel teşkil etmez.

17. Ceza hukukunun, toplumun kültür ve uygarlık düzeyi, sosyal ve ekonomik yaşantısıyla yakından ilgili olması nedeniyle suç ve suçlulukla mücadele amacıyla ceza ve ceza muhakemesi alanında sistem tercihinde bulunulması izlenen ceza siyaseti ile ilgilidir. Bu bağlamda hukuk devletinde Anayasa’ya aykırı olmadıkça kanun koyucu itiraz konusu kuralda olduğu gibi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının hangi suçlara nasıl uygulanacağı hususunda takdir yetkisine sahiptir.

18. Uzlaşma kurumu, kişilerin hak aramalarını imkânsız hâle

getirmek amacıyla oluşturulmuş etkisiz ve sonuçsuz yöntemler içermediği sürece

hak arama hürriyetine aykırılık teşkil etmemektedir. Uzlaştırmada tarafların

özgür iradesine dayanılması, kovuşturma aşamasında bunun hâkim tarafından

denetlenmesi, uzlaşmayı kabul zorunluluğunun olmaması, Kanun’un 253. maddesinin

(8) numaralı fıkrasına göre uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul

edilmesinin kovuşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına engel teşkil

etmemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde kuralın hak arama hürriyetini

kısıtlayan bir yönünün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki sanık hakkında

hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilerek mahkûmiyet hükmünün

taksitin yerine getirilip getirilmemesine bağlı olarak askıda tutulması da

sanığın uzlaşmayı özgür iradesi çerçevesindeki kabulüne dayalıdır.

19.Anayasa’nın 141. maddesine göre davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir. Kanun’un 254. maddesinde belirtilen koşulların gerçekleşmesi ile ko­vuş­tur­ma aşamasında sağlanacak uzlaştırma, yar­gı­nın iş yü­kü­nün azaltılma­sına hizmet edebilecektir.

20. Mahkeme tarafından kovuşturma aşamasında uzlaştırmada, soruşturma aşamasında olduğu gibi Kanun’un 253. maddesinde belirlenen suçlar kapsamında yine bu hükümde açıklanan usul ve esaslar çerçevesinde uzlaştırmanın gerçekleşmesi öngörülmüştür. Uzlaşma kurumunun hareket noktası olan onarıcı adalet anlayışında, suçtan zarar görenin zararının giderilmesi hâlinde uzlaşmayı kabul etmesi, sanığın da suçtan doğan sorumluluğu üstlenmesiyle uzlaşmanın gerçekleşmesi sanığın suçu kabul etmeye zorlanması olarak anlaşılamaz.Sanığın uzlaştırmayı kabulü, ikrar olarak değil uzlaşmak için suçtan doğan sorumluluğun kabulü olarak anlaşılmalıdır.

21. Uzlaşma kurumu tamamen tarafların özgür iradelerine ve

karşılıklı rızalarına dayanmaktadır. İstemedikleri takdirde sanık veya mağdur

uzlaşmaya zorlanamayacağı gibi uzlaşma sürecinde gerçekleşen görüşmelerde

uzlaşmaktan vazgeçme hakkına da sahip bulunmaktadırlar. Sanık uzlaşmadan

vazgeçtiği takdirde, gizlilik ilkesi gereği uzlaşma sürecindeki beyanları delil

olarak kullanılamayacak, sanık hakkında olağan soruşturma ve kovuşturma sürecindeki

delillere göre karar verilecektir. Uzlaşma teklifi üzerine uzlaşmanın

içeriği ve hukuki sonuçları konusunda bilgilendirilen sanığın, hakkında açılan

davada beraatedeceği düşüncesiyle bu teklifi kabul etmemesi mümkün olduğundan

yargılamanın devamını engelleyen bir husus da bulunmamaktadır. Uzlaştırma

yöntemi, tarafların bir yargı mercii önünde sahip oldukları dava haklarını

kısıtlamamakta, devletin yargılama yetkisini bertaraf

etmemekte, mahkemelerin dava yoluyla çözümlenmesi zorunlu olmayan işlerle

meşgul edilmemesi yönünden bir alternatif çözüm yolu olarak ortaya çıkmaktadır.

Bu yönleriyle kural hukuk devleti ve suçsuzluk karinesi ilkelerini ihlal

etmediği gibi, hak arama hürriyetine aykırılık da

teşkil etmemektedir.

22.Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2., 36. ve 38.maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşe farklı gerekçeyle katılmıştır.

Kuralın Anayasa’nın 15. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle değiştirilen 254. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “…takside bağlanması…” ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE 13/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üye

Kadir ÖZKAYA

FARKLI GEREKÇE

Mahkememiz çoğunluğu tarafından kabul edildiği gibi kovuşturma evresindeki uzlaştırma kurumuyla ilgili kuralın Anayasaya aykırı bulunmadığına ilişkin karara katılıyorum. Fakat karar gerekçesinde cezaların şahsiliği ilkesi bakımından bir değerlendirme yapılmaması dolayısıyla tarafımdan farklı gerekçe yazılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden biri ve onarıcı adalet uygulamalarından olan uzlaşma kurumu hukukumuzda ilk kez 4.12.2004 tarihinde kabul edilen 5271 sayılı CMK’nın 253-254. maddelerinde ‘fail-mağdur uzlaşması’ şeklinde yer bulmuştur. Uzlaşma kurumuna karşı doktrinde ve uygulamada yöneltilen eleştirilerden biri, bu düzenleme dolayısıyla suç işlemediği veya eylem suç oluşturmadığı halde mahkemeler önündeki uzun ve yıpratıcı yargılama sürecini yaşamak istemeyen kimselerin uzlaştırma teklifini kabul etmek eğilimine girebilecekleri ve bu durumun da cezaların şahsiliği ilkesini ve dolayısıyla kusur ilkesini ihlal edeceği yönündedir.

Gerçekten, Anayasanın 38/7. maddesinde yer verilen cezaların

şahsiliği ilkesi, kimsenin başkasının kusurundan sorumlu olmayacağını, herkesin

kendi kusuru dolayısıyla sorumlu tutulabileceğini ifade etmektedir. Cezaların

şahsiliği ilkesi temelde sanık lehine bir işlev görmekte ve ‘kusursuz ceza

olmaz ilkesi’ni yansıtmakta ise de ‘kusurlu olanın’ yargılanmasını güvenceye alması

ve adalete erişme ilkesiyle bağlantısı nedeniyle kamusal yararı sağlama

fonksiyonu da bulunmaktadır. Bu bakımdan, uzlaştırma kurumunun suç isnat edilen

kimseye yargılama sürecinde daha çok zarar görebileceği ve mahkum da

olabileceği öngörüsüyle dayatılması söz konusu olduğunda, suçlu olmayanların

yaptırıma uğrayıp, suçluların kurtulmasını sağlayabileceğinden, bu durum

cezaların şahsiliği ilkesinin ihlal edilmesine neden olabilir. Dolayısıyla

uzlaştırma kurumunun bu açıdan değerlendirilmesi de gerekmektedir. Aslında

uzlaştırma kurumuyla ilgili düzenlemede yer alan hukuki güvencelerin

incelenmesini gerektiren bu değerlendirme, hak arama hürriyeti ve masumiyet

karinesinden yararlanma hakkı yönünden de geçerli olmakla birlikte çoğunluk

gerekçesinde bu yönde bir değerlendirme yer almamaktadır. Bu nedenle burada

yapılacak değerlendirmenin gerekçede sözü edilen diğer haklarla da bağlantısı

bulunmaktadır.

Uzlaşma kurumu esasında soruşturma evresinde uygulanması amacıyla

düzenlenmiştir. Böylece ceza uyuşmazlıklarının önemli bir kısmı onarıcı adalet

kurumu olan uzlaşma ile sonuçlandırılacak ve kamu davası açılmasına gerek

kalmayacaktır. Hatta uzlaşma durumunda taraflar arasındaki maddi ve manevi

haklar yönünden de uyuşmazlık ortadan kalkacağı için hukuk uyuşmazlıkları da

sona erecektir. Fakat herhangi bir nedenle soruşturma evresinde uzlaştırma

girişiminde bulunulmadan kamu davası açılmışsa, 254. madde uyarınca kovuşturma

evresinde bu girişimin mahkeme tarafından yapılması öngörülmüş, uygulanacak

usul bakımından Kanunun 253. maddesine gönderme yapılmıştır. Bu nedenle

cezaların şahsiliği ilkesiyle ilgili hususların uzlaştırma usul ve esaslarını

belirleyen 253. maddenin incelenerek belirlenmesi gerekir.

Soruşturma evresinde basit bir şüphe üzerine de uzlaştırma teklifinde bulunulabilecekse, bu durum bazı kimseleri yargılama süreçlerinin yıpratıcı etkilerinden kurtulabilmek adına suçu işlemediği halde uzlaştırma teklifini kabul etmeye sevk edebilir. Çünkü kamu adına soruşturma yetkisi bulunan C. Savcısı basit bir şüphe üzerine uzlaştırma teklif ettiğine göre, yargılanması halinde mahkum da olabilecek, beraat etse dahi birkaç yılı bulabilecek yargılama sürecine katlanması gerekecek ve belki bu sürede toplum tarafından suçlu gibi algılanabilecektir.

Kanunun 253. maddesine baktığımızda bu konuda birkaç güvence

bulunduğu görülmektedir. İlk olarak, 4. fıkrada uzlaştırma girişiminde

bulunulması bakımından “kamu davasının açılması için yeterli şüphenin

bulunması” bir şart niteliğinde öngörülmüştür. Suç uzlaşmaya tabi bulunsa dahi,

yine 8. fıkra hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısı basit bir şüpheyle başladığı

soruşturmayla ilgili delilleri toplamalı, akabinde yapacağı değerlendirme ile

kamu davasının açılmasını gerektirecek derecede ‘yeterli şüphe’ oluşmaktaysa,

bu takdirde uzlaştırma girişimi başlatmak üzere dosyayı ilgili büroya

göndermelidir. Bu süreçte isnat altındaki kişinin kendi lehine delil sunması

veya delil kaynaklarını göstermesi de mümkündür. Dolayısıyla kanun koyucunun

gerçekte suçlu olmayan kimselere uzlaştırma teklif edilmesi riskini önlemek

amacıyla bilinçli bir güvence olarak getirdiği kural uyarınca uzlaştırma

aslında kamu davasının açılmasının (iddianamenin) alternatifi niteliğindedir.

Aynı kuralların geçerli olduğu kovuşturma aşaması bakımından bu durum, ‘mahkumiyet

kararının’ alternatifi olarak anlaşılmalıdır. Nitekim uzlaşmanın konusu olan

edim derhal yerine getirildiğinde hüküm kurulması gerekmemekte ise de edimin

takside bağlanması durumunda mahkemenin bir hüküm kurarak, hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kararı vermesi ve edim ifa edilmediğinde hükmün

açıklanması gerekmektedir (CMK m. 254/2). Dolayısıyla kanundaki düzenleme

uyarınca kovuşturma evresinde ancak beraat kararı verilemediği takdirde

uzlaştırma girişiminde bulunulabilmelidir.

Uzlaşmanın en önemli güvencelerinden biri de tarafların özgür iradelerine dayalı olmasıdır. Kanunda bunu temin için öncelikle uzlaşmanın hukuki sonuçlarıyla ilgili olarak tarafların bilgilendirilmeleri öngörülmüştür (CMK m.253/5). Ayrıca 253. maddenin 17. fıkrasında Cumhuriyet savcısının; uzlaşmanın tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlemesi durumunda uzlaştırmayı sonuçlandıracağı ifade edilmiştir. Bu hüküm uyarınca, uzlaşmanın özgür iradeye bağlı olduğunu ve edimin hukuka uygunluğunu tespit konusunda C. Savcısına ve kovuşturma evresinde hakime yükümlülük getirilmiştir.

Diğer taraftan uzlaştırma sürecinde tarafların bu konudaki iradelerinden dönerek yargılamanın devam etmesini istemeleri de mümkündür. Bu durumda uzlaştırma sürecindeki açıklamaları herhangi bir (hukuk-ceza davaları veya disiplin soruşturmasında) soruşturma ve kovuşturmada delil olarak kullanılamayacaktır (CMK m. 253/20).

Belirtilen kanuni güvenceler karşısında, kovuşturma evresinde uzlaştırma nedeniyle edimin takside bağlanmasına bağlı olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini öngören düzenlemenin masumiyet karinesinden yararlanma hakkı ve hak arama hürriyeti yanısıra, cezaların şahsiliği ilkesini de ihlal etmediği, bu hakları ölçüsüzce kısıtlamadığı ve kuralın Anayasa’ya aykırı bulunmadığı görüşündeyim.

Üye

Rıdvan GÜLEÇ

Üye

Recai AKYEL

Üye

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Üye

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Anayasa Mahkemesi, E. 2018/101, K. 2019/3, 13 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu
  5. Olay
  6. I. İptali İstenen Kanun Hükümleri
  7. II. İlk İnceleme
  8. A. İkinci cümlesinin
  9. B. Üçüncü cümlesinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin
  10. III. Esasın İncelenmesi
  11. B. İtirazın Gerekçesi
  12. C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  13. Kömürcü
  14. Akıncı
  15. M. Emin KUZ
  16. Gökcan
  17. Farklı Gerekçe
  18. Hakyemez
  19. Gökcan
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2018/101
Karar No
2019/3
Tarih
13 Şubat 2019

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2018/103 K.2019/4
  • AYM Norm Denetimi E.2018/108 K.2019/5
  • AYM Norm Denetimi E.2019/19 K.2019/7
  • AYM Norm Denetimi E.2018/161 K.2019/13
  • AYM Norm Denetimi E.2019/3 K.2019/12
  • AYM Norm Denetimi E.2018/154 K.2019/11

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.