İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2018/108 K.2019/5

– 30714

Esas2018/108Karar2019/5Tarih13 Şubat 2019Okuma16 dk · 3.261 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
13 Şubat 2019
Esas Sayısı
2018/108
Karar Sayısı
2019/5
R.G. Tarih – Sayı
14/3/2019
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.261 kelime·16 dk okuma·20 bölüm

– 30714

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Bakırköy 7. İcra Hukuk Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na, 20/8/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanun’un 35. maddesiyle eklenen geçici 12. maddenin ikinci fıkrasının “Devam eden dava ve icra takipleri ise, bu madde hükümlerine göre sonuçlandırılır.” biçimindeki ikinci cümlesinin Anayasa’nın 2., 10., 36. ve 138. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY

İlamlı icra takibinde alınan haciz kararının iptali ve hacizlerin fekki istemiyle yapılan icra memuru işlemini şikâyet davasında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ

İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ

A. İptali İstenen Kanun

Hükmü

Kanun’a 6745 sayılı Kanun’un 35. maddesiyle eklenen geçici 12. madde şöyledir:

“24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılan imar uygulamalarından doğan idarelerin taraf olduğu her türlü alacak ve bedel artırım davalarında taşınmazın değeri; uygulamanın tapuda tescil edildiği tarih değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilir. Tespit edilen bu bedel, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi tablosu esas alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla güncellenir ve ortaya çıkan gerçek bedel hak sahibine ödenir.

Bu Kanunun geçici 6 ncı maddesinin üçüncü, yedinci, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri, bu madde kapsamındaki davalar ve icra takipleri için de uygulanır. Devam eden dava ve icra takipleri ise, bu madde hükümlerine göre sonuçlandırılır.”

B. İlgili Görülen Kanun Hükümleri

Kanun’un ilgili görülen geçici 6. maddesinin üçüncü, yedinci, sekizinci ve on birinci fıkraları şöyledir:

“Kamulaştırılmaksızın kamu hizmetine ayrılan taşınmazların bedel tespiti

Geçici Madde 6- (Ek: 18/6/2010-5999/1 md.; Değişik: 24/5/2013-6487/ 21 md.)

…

Uzlaşma; idareye ait taşınmazın trampası, idareye ait taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak tanınması veya imar mevzuatı çerçevesinde başka bir yerde imar hakkı kullandırılması suretiyle veya bunların mümkün olmaması hâlinde nakdi bedel üzerinden yapılabilir.

…

Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir.

Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bu madde uyarınca

ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması hâlinde, merkezi yönetim bütçesine

dâhil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülen

ödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil

Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal ve hizmet

alımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi, belediye ve

il özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçe gelirleri

toplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleri toplamının en

az yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır. Kesinleşen alacakların

toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde, ödemeler,

sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garameten ve taksitlerle gerçekleştirilir.

Taksitlendirmede, bütçe imkanları ile alacakların tutarları dikkate alınır.

Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılı Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir.

İdare tarafından, mahkeme kararı gereğince nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada

belirtilen diğer uzlaşma yolları da teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya

ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir.

…

Bu madde uyarınca ödenecek olan bedelin tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Recep KÖMÜRCÜ, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 19/7/2018 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural ve sınırlama sorunu görüşülmüştür.

2. Anayasa’nın 152. ve 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine

göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun

veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi

hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi

olduğu kanısına varması durumunda bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine

başvurmaya yetkilidir. Ancak bu kurallar uyarınca bir mahkemenin Anayasa

Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin

görevine giren bir davanın bulunması, iptali istenen kuralın da o davada

uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın

değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı

sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki

kurallardır.

3. Başvuran mahkeme, 2942 sayılı Kanun’a 6745 sayılı Kanun’un 35. maddesiyle eklenen geçici 12. maddenin ikinci fıkrasının “Devam eden dava ve icra takipleri ise, bu madde hükümlerine göre sonuçlandırılır.” biçimindeki ikinci cümlesinin iptalini talep etmiştir.

4. İtiraz konusu kuralın 2942 sayılı Kanun’a 6745 sayılı Kanun’un 35. maddesiyle eklenen geçici 12. maddenin yürürlüğe girmesinden önce açılmış ve henüz sonuçlanmamış alacak ve bedel artırım davaları ile icra takipleri yönünden uygulama alanı bulacağı anlaşılmaktadır.

5. Başvuran mahkemede görülmekte olan dava 2981 sayılı Kanun

hükümlerine göre yapılan imar uygulamasından doğan bedel artırım davasında

verilen ilama dayalı olarak başlatılan icra takibinde alınan haciz kararının

iptali ile hacizlerin fekki istemiyle yapılan şikâyet başvurusuna ilişkindir.

Somut olayda uyuşmazlık, alacak ve bedel artırım davasından değil bedel artırım

davasının hükme bağlanarak ilamlı icra takibi başlatılmasından sonraki süreçte

icra memurluğunca gerçekleştirilen haciz işlemlerinden kaynaklanmaktadır. Bu

itibarla Kanun’un geçici 12. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci

cümlesinde yer alan “…dava ve…” ibaresinin uyuşmazlıkta

uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu ibare yönünden

başvurunun mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

6. Öte yandan Kanun’un geçici 12. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinin kalan bölümünde yer alan “Devam eden … ise, bu madde hükümlerine göre sonuçlandırılır.” ibaresi cümlede belirtilen dava ve icra takiplerinin her ikisi yönünden geçerli ortak kural niteliği taşımaktadır. Bu nedenle kuralın kalan bölümüne ilişkin esas incelemenin bakılmakta olan davanın konusu gözetilerek “… icra takipleri…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılması gerekir.

7. Diğer yandan Kanun’un geçici 12. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “Devam eden … icra takipleri ise, bu madde hükümlerine göre sonuçlandırılır.” ibaresi Kanun’un geçici 12. maddesinin birinci fıkrası ve ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “… Kanun’un geçici 6 ncı maddesinin üçüncü, yedinci, sekizinci ve on birinci fıkra hükümleri…” için geçerli ortak kural niteliği taşımaktadır.

8. Kanun’un geçici 12. maddesinin birinci fıkrasında 2981 sayılı

Kanun’a göre yapılan imar uygulamalarından kaynaklanan alacak ve bedel artırım

davalarında taşınmazın değerinin ve gerçek bedelin tespit edilmesine ilişkin

hususlar hükme bağlanmıştır. Kanun’un geçici 6. maddesinin üçüncü fıkrasında,

dava aşamasından önceki bir süreç olan uzlaşmanın ne şekilde yapılacağına

ilişkin esaslar; yedinci fıkrasında, bu madde kapsamında açılan davalarda harç

ile vekâlet ücretinin nasıl belirleneceği; sekizinci fıkrasında, davalarda

idareler aleyhine hükmedilecek bedellerin ödenebilmesini teminen söz konusu

idarelerin bütçelerine konulması gereken ödenekler ve bu bedellerin tahsil

aşamasına ilişkin hususlar düzenlenmiştir. Kanun’un geçici 6. maddesinin on

birinci fıkrasında ise ödenecek bedelin tahsili aşamasında idarenin mal, hak ve

alacaklarının haczedilemeyeceği belirtilerek uzlaşma tutanağının veya mahkeme

kararının infazı aşamasına ve cebri icra sürecine ilişkin bir düzenlemeye yer

verilmiştir. Bu kapsamda bakılmakta olan davanın bedel tespiti ile ilgili

olmayıp mahkemece tespit edilmiş bedelin cebri icra yoluyla tahsili ve hükmün

infazı aşamasıyla ilgili bulunması karşısında bakılmakta olan davanın konusu da

gözetilerek esas incelemenin “… icra takipleri …”ibaresiyle

sınırlı olarak yapılması, bu ibarenin de maddenin ikinci fıkrasının birinci

cümlesinde yer alan “…on birinci…” ibaresi yönünden

incelenmesi gerekmektedir.

9. Açıklanan nedenlerle 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na, 20/8/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanun’un 35. maddesiyle eklenen geçici 12. maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinin;

A. “...dava ve...” ibaresinin, itiraz başvurusunda

bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma olanağı bulunmadığından, bu ibareye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

B. Kalan bölümünün esasının incelenmesine, esasa

ilişkin incelemenin “...icra takipleri...” ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına,

C. “...icra takipleri...” ibaresine ilişkin

incelemenin, 2942 sayılı Kanun’a 6745 sayılı Kanun’un 35. maddesiyle eklenen geçici 12. maddenin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “... on birinci...” ibaresi yönünden yapılmasına,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

10. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatma KARAMAN ODABAŞI tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ile bunların gerekçeleri ve diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Anlam ve Kapsam

11. 2981 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan imar

uygulamalarından doğan ve ipotekle teminat altına alınanlar da dâhil olmak

üzere ödenecek alacak ve bedelin hesaplanma usulü ile yapılacak ödemelerde

geçici 6. madde hükümlerinin uygulanacağını düzenleyen 24/5/2013 tarihli ve

6487 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle 2942 sayılı Kanun’un değiştirilen geçici 6.

maddesinin on ikinci fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95,

K.2014/176 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Anılan kararda özetle, belirlenen

hisse bedelinin taşınmazın gerçek karşılığını ifade etmeyebileceği belirtilerek

hukuka aykırı olarak el konulan taşınmazın gerçek bedelinin ödenmemesi sonucunu

doğuran ve idarece takdir edilen bedelin doğru olup olmadığının açılacak davada

tartışma konusu yapılmasını engelleyen dava konusu kuralın Anayasa’nın 2., 35.

ve 36. maddelerine aykırı olduğu ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin anılan

kararından sonra konu 20/7/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanun’un 35. maddesiyle

2942 sayılı Kanun’a eklenen geçici 12. madde kapsamında yeniden

düzenlenmiştir.

12. Geçici 12. maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan itiraz konusu kuralda 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesinin on birinci fıkrası hükmünün 2981 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan imar uygulamalarından doğan idarenin taraf olduğu her türlü alacak ve bedel artırımından kaynaklanan ve devam eden icra takipleri yönünden de uygulanacağı öngörülmüştür.

13. 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesinin on birinci fıkrasında, bu madde uyarınca ödenecek olan bedelin tahsili sebebiyle idarenin mal, hak ve alacaklarının haczedilemeyeceği düzenlenmiştir. Buna göre Kanun’un geçici 12. maddesi kapsamında kalan uyuşmazlıklar sebebiyle ödenecek olan alacak ve bedelin tahsili için Kanun’un geçici 12. maddesinin yürürlüğe girmesinden önce başlatılmış olan icra takiplerinde idarenin mal, hak ve alacakları haczedilemeyecektir.

14. Kanun’un geçici 12. maddesinin ikinci fıkrasının birinci

cümlesinde geçici 6. maddenin üçüncü ve sekizinci fıkra hükümlerinin de 2981

sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan imar uygulamalarından kaynaklanan,

idarenin taraf olduğu alacak ve bedel artırımına ilişkin uyuşmazlıklarda

uygulama alanı bulacağı düzenlenmiştir. Buna göre bu uyuşmazlıklar yönünden

idareler tarafından mahkeme kararı gereğince nakdi ödeme yapılabileceği gibi

mahkeme kararından sonra nakdi ödeme dışında diğer uzlaşma yollarının teklif

edilmesi ve Kanun’un geçici 6. maddesinin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre

işlem yapılması da mümkün olabilecektir. Gerek geçici 12. madde hükmü gerek

geçici 12. madde hükmünden önce konuyu düzenleyen ve iptal edilen geçici 6.

maddenin on ikinci fıkrası hükmü dikkate alındığında itiraz konusu kural

kapsamında kalan icra takibinin dayanağının alacağın varlığını ve miktarını

ortaya koyan bir mahkeme kararı veya bu mahiyette bir uzlaşma tutanağı olduğu

anlaşılmaktadır.

15. Bu durumda daha önce bir uzlaşma tutanağı veya mahkeme kararı ile hüküm altına alınmış konusu itibarıyla Kanun’un geçici 12. maddesinin kapsamında kalan bir alacağın tahsili için Kanun’un geçici 12. maddesinin yürürlüğe girdiği 7/9/2016 tarihinden önce başlatılmış icra takiplerinde idarenin mal, hak ve alacakları haczedilemeyeceği gibi itiraz konusu kuralda devam eden icra takiplerinin bu hükümlere göre sonuçlandırılacağı öngörüldüğünden kesinleşmiş icra takibi sebebiyle 7/9/2016 tarihinden önce konulmuş olan hacizlerin de kaldırılması söz konusu olacaktır.

B. İtirazın Gerekçesi

16. Başvuru kararında özetle; geçmişe etkili sonuç doğuran, takibe

esas kesinleşmiş mahkeme ilamının infazını engelleyen, takip alacaklısının

kazanılmış haklarını ortadan kaldıran kuralın hukuki istikrar ve hukuk

güvenliği ilkelerine aykırı olduğu, aynı tür uyuşmazlıklar yönünden aynı

tarihte açılan ve daha erken hükme bağlanarak infaz edilen alacaklar

bulunmasına rağmen değişik nedenlerle geç hükme bağlanan ve infaz işlemine daha

geç başlanan ilam alacaklarının infazının sonradan yürürlüğe giren kanun hükmü

ile engellenmesinin eşitlik ilkesine aykırı bulunduğu, devletin mahkeme

kararıyla ortaya çıkan borcunu ifa etmemek için ekonomik kaynak yokluğunu

mazeret olarak gösteremeyeceği, bu yönüyle kuralın takip borçlusu olan devlet

lehine avantaj sağlayarak mahkeme kararının uygulanmasının süresiz olarak

geciktirilmesine sebebiyet verdiği ve mahkeme ilamını etkisiz kıldığı

belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10., 36. ve 138. maddelerine aykırı olduğu

ileri sürülmüştür.

C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

17. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri yönünden de incelenmiştir.

18. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

19. Hukuk devletinin korumakla yükümlü olduğu evrensel ilkelerden biri hukuki güvenlik ilkesidir. Hukuki güvenlik ilkesi hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılan ortak değerdir.

20. Kural olarak hukuki güvenlik, kanunların geriye

yürütülmemesini zorunlu kılar. Daha önce tesis edilmiş bulunan işlemlerin

doğurduğu hukuki sonuçları ortadan kaldıracak şekilde yasama tasarrufunda

bulunulması, hukuki güvenlik ilkesine aykırılık oluşturur. “Kanunların

geriye yürümezliği ilkesi” uyarınca kanunlar kamu yararı ve kamu

düzeninin gerektirmesi, kazanılmış hakların korunması, mali hakların

iyileştirilmesi gibi istisnai durumlar dışında ilke olarak yürürlük

tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılır.

Sonradan yürürlüğe giren kanunların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal

durumlara etkili olmaması, hukukun genel ilkelerindendir. Ancak kanun koyucu kişilerin

lehine haklar sağlayan kanuni düzenlemeleri geçmişe etkili olacak şekilde yapma

konusunda takdir yetkisine sahiptir.

21. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bedel artırım davası sonunda mahkeme kararıyla hüküm altına alınan ve icra edilebilir nitelikte bulunan alacağın mülkiyet hakkının kapsamına dâhil olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

22. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve tasarruf etme olanağı veren bir haktır. Bu bağlamda malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanması veya mülkünden yoksun bırakılması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder. Hak sahibinin mülkiyet hakkı kapsamında bulunan alacağına kavuşmasını geciktirebileceğinden geçmişe etkili kanun değişikliğiyle haciz yasağı öngörülmesi de mülkiyet hakkına müdahale niteliğindedir.

23. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13. maddesinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

24. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir.

25. Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı, Anayasa’da öngörülen nedenlere bağlı olarak demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın ancak kanunla sınırlanabilir. Bu bakımdan mülkiyet hakkına getirilen sınırlamalar hakkın özüne dokunamayacağı gibi Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.

26. Çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş

ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklerin

kullanılmasını önemli ölçüde güçleştiren, hakkı

kullanılamaz hâle getiren veya ortadan

kaldıran sınırlamalar hakkın özüne dokunur. Temel hak ve

özgürlükler, istisnai olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratik

toplum düzeninin gerekleri için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak kanunla

sınırlandırılabilir. Demokratik bir toplumda temel hak ve özgürlüklere

getirilen sınırlamanın bu sınırlamayla güdülen amacın gerektirdiğinden fazla

olması düşünülemez. Demokratik hukuk devletinde güdülen amaç ne olursa olsun

kısıtlamaların bu rejimlere özgü olmayan yöntemlerle yapılmaması ve belli bir

özgürlüğün kullanılmasını önemli ölçüde zorlaştıracak ya da ortadan kaldıracak düzeye

vardırılmaması gerekir.

27. Öte yandan Anayasa’nın 36. maddesinin birinci

fıkrasında “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.” denilmektedir. Mahkeme kararlarının

uygulanması, yargılama sonrasına ilişkin olmakla birlikte onu tamamlayan ve

yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Kararın uygulanmaması

hâlinde yargılamanın bir anlamı kalmayacağından yargı kararlarının uygulanması

adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmektedir. Buna göre yargılama

sonucunda mahkemece bir karar verilmiş olması yeterli olmayıp ayrıca bu kararın

etkili bir şekilde uygulanması gerekir. Mahkeme kararlarını taraflardan birinin

aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanamaz hâle getiren düzenlemelerin

bulunması veya mahkeme kararlarının icrasının herhangi bir şekilde

engellenmesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki güvenceleri anlamsız

kılabilir. Mahkeme kararlarının bağlayıcılığını ve gecikmeksizin uygulanmasını

sağlayacak etkili tedbirlerin alınması, hukuk devleti ilkesinin ve adil

yargılanma hakkının gereklerindendir.

28. Anayasa’nın 36. maddesinde, adil yargılanma hakkı için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğu kabul edilmektedir. Anayasa’nın başka maddelerinde yer alan kurallara dayanarak bu hakların sınırlandırılması da mümkündür. Ancak bu sınırlamalar Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olamaz.

29. Kural, Kanun’un geçici 12. maddesi kapsamındaki bir alacağa yönelik uzlaşma tutanağı veya mahkeme ilamının infazıyla ilgili sürece ilişkindir. Uzlaşma tutanağı veya mahkeme kararıyla varlığı ve miktarı ortaya konulmuş olan alacağın ödenmemesi hâlinde kural olarak alacağın cebri icra yoluyla tahsili mümkün olup bu kapsamda başlatılan icra takibinde ve yapılan tüm işlemlerde nihai amaç, alacaklının alacağına kavuşmasıdır.

30. Cebri icra işlemlerinin başlatılmasından sonra kural olarak ilk aşama icra takibinin kesinleştirilmesidir. Haciz, takibin kesinleşmesinden sonra alacaklının talebi üzerine borçlunun borcuna yetecek kadar mal varlığına icra dairesince hukuken el konulmasını sağlayan bir cebri icra işlemidir. Borçlunun ödememesi durumunda borcun ödenmesi, borçlunun borcunu karşılayacak mal varlığının haczedilip satılmasıyla mümkün hâle gelebilmektedir.

31. İtiraz konusu kural 7/9/2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olup

bu tarih itibarıyla devam eden ve konu itibarıyla Kanun’un geçici 12.

maddesinin kapsamında kalan icra takiplerinde geçici 6. maddenin on birinci

fıkrası hükmü gereğince haciz yasağının uygulanmasını öngörmektedir. Bu

bakımdan Kanun’un geçici 12. maddesinin yürürlüğe girdiği 7/9/2016 tarihinden

önce varlığı ve miktarı ortaya konulmuş olan ve mülkiyet hakkı kapsamında

bulunduğu anlaşılan bir alacağın tahsili için yine 7/9/2016 tarihinden önce

açılmış icra takiplerinde takip kesinleşse bile idarelerin mal, hak ve

alacakları haczedilemeyeceği gibi konulmuş olan hacizlerin de kaldırılması

gerekecektir. Haczin cebri icradaki yeri ve fonksiyonu dikkate alındığında icra

takibinin başlatılmasından sonra yürürlüğe giren, geriye etkili sonuç doğuran

ve haciz yasağı öngören kural sebebiyle alacaklının mülkiyet hakkı kapsamında

bulunan alacağına kavuşmasının ve kararın icrasının alacağın doğduğu ve icra

takibinin başlatıldığı zamandaki durum ve koşullara göre önemli ölçüde

zorlaştırıldığı anlaşılmaktadır.

32. 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesinin on birinci fıkrasının uygulama alanının genişletilmesi mahiyetinde olan ve devam eden icra takipleri yönünden haciz yasağı öngören kural idarelerin yerine getirmekle görevli oldukları kamu hizmetleri için gerekli olan kaynakların korunmasını ve kamu hizmetlerinde meydana gelebilecek aksaklıklara engel olunmasını amaçlamaktadır. Bu şekilde toplumsal yaşamın sürekli, düzenli ve sistemli şekilde sürdürülebilmesine katkı sunması beklenen kuralın kamu yararını gerçekleştirmeye yönelik olarak mülkiyet ve adil yargılanma haklarına sınırlama getirdiği anlaşılmaktadır.

33. Ancak mülkiyet ve adil yargılanma haklarına getirilen sınırlamanın kamu yararı amacına dönük olması yeterli olmayıp ayrıca ölçülü olması da gerekir. Haciz yasağının devam eden icra takiplerinde uygulanması ve bu kapsamda konulmuş olan hacizlerin de kaldırılmasına ilişkin kural, kararın icrasının ve alacağın tahsilinin gecikmesine sebebiyet verebilecek şekilde idare lehine, alacaklı aleyhine bir durum yarattığı gibi alacaklıların icra takibinin başlatılması aşamasında var olmayan, dolayısıyla öngörmeleri de mümkün bulunmayan bir kurala tabi tutulmaları sonucunu doğurmaktadır.

34. Kural olarak icra takibinin kesinleştirilmesinden sonra borçlunun borcu karşılayacak mal varlığının haczedilerek satılması suretiyle alacaklının alacağına kavuşması mümkün iken icra takibinin başlatıldığı tarihten sonra yürürlüğe giren itiraz konusu kural sebebiyle alacaklının bu hakkının öngörülemez biçimde elinden alınması, kararın icrası ve alacağın tahsiline ilişkin sürecin belirsizliği nedeniyle alacaklının güvencesiz bırakılması malike aşırı bir külfet yüklemekte ve kamu yararı ile kişisel yarar arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi malik aleyhine bozmaktadır. Bu yönüyle kuralın ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olduğu söylenemez.

35. Mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ölçüsüz biçimde sınırlandırılmasına neden olan kural, alacağın tahsili sürecinin başlamasından sonra geçmişe etkili yasama tasarruflarıyla kararın uygulanma imkânını önemli oranda zorlaştırması yönüyle de devlete olan güven duygusunu zedelemekte ve hukuki güvenlik ilkesini ihlal etmektedir.

36. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2., 13., 35. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Kural, Anayasa’nın 2., 13., 35. ve 36. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 10. ve 138. maddeleri yönünden incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na 20/8/2016 tarihli ve 6745 sayılı Kanun’un 35. maddesiyle eklenen geçici 12. maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “...icra takipleri...”ibaresinin, maddenin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “... on birinci...” ibaresi yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE 13/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Burhan ÜSTÜN

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

Serruh KALELİ

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üye

Kadir ÖZKAYA

Üye

Rıdvan GÜLEÇ

Üye

Recai AKYEL

Üye

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Anayasa Mahkemesi, E. 2018/108, K. 2019/5, 13 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu
  5. Olay
  6. I. İptali
  7. İstenen Ve İlgili Görülen Kanun Hükümleri
  8. A. İptali İstenen Kanun
  9. B. İlgili Görülen Kanun Hükümleri
  10. II. İlk İnceleme
  11. A. “...dava ve...” ibaresinin, itiraz başvurusunda
  12. B. Kalan bölümünün esasının incelenmesine, esasa
  13. C. “...icra takipleri...” ibaresine ilişkin
  14. III. Esasın İncelenmesi
  15. A. Anlam ve Kapsam
  16. B. İtirazın Gerekçesi
  17. C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  18. Kömürcü
  19. Akıncı
  20. M. Emin KUZ
  21. Gökcan
  22. Hakyemez
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2018/108
Karar No
2019/5
Tarih
13 Şubat 2019

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2019/19 K.2019/7
  • AYM Norm Denetimi E.2018/161 K.2019/13
  • AYM Norm Denetimi E.2019/3 K.2019/12
  • AYM Norm Denetimi E.2018/154 K.2019/11
  • AYM Norm Denetimi E.2019/1 K.2019/14
  • AYM Norm Denetimi E.2019/25 K.2019/8

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.