KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2018
- Esas Sayısı
- 2018/116
- Karar Sayısı
- 2018/92
- R.G. Tarih – Sayı
- Tebliğ
Karar Metni
2.161 kelime·11 dk okuma·11 bölüm
edildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
Kocaali Asliye Hukuk Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 4/11/1983
tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun;
A. 24/4/2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 10. maddesinin 19/4/2018 tarihli ve 7139 sayılı Kanun’un 26. maddesiyle değiştirilen sekizinci fıkrasının,
B. 4650 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle değiştirilen 11. maddesinin birinci fıkrasının 7139 sayılı Kanun’un 27. maddesiyle değiştirilen (ı) bendinin,
C. 4650 sayılı Kanun’un 14. maddesiyle değiştirilen 25. maddesine 12/7/2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanun’un 27. maddesiyle eklenen üçüncü fıkrasının 7139 sayılı Kanun’un 28. maddesiyle değiştirilen üçüncü cümlesinin,
Anayasa’nın 2., 10., l1., 13., 35., 46. ve 152. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.
OLAY
Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırılık iddiasını ciddi bulan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
İptali talep edilen kuralların da yer aldığı 2942 sayılı Kanun’un;
A. 4650 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile değiştirilen 10. maddesi şöyledir:
“Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili
Madde 10- (Değişik: 24/4/2001 - 4650/5 md.)
Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle 8 inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3 üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini ister.
Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava dilekçesi ve idare tarafından verilen belgelerin birer örneği de eklenerek taşınmaz malın malikine meşruhatlı davetiye ile veya idarece yapılan araştırmalar sonucunda adresleri bulunamayanlara, 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 28 inci maddesi gereğince ilan yoluyla tebligat suretiyle bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ olunur.
Mahkemece malike doğrudan çıkarılacak meşruhatlı davetiyede veya ilan yolu ile yapılacak tebligatta;
a) Kamulaştırılacak taşınmaz malın tapuda kayıtlı bulunduğu yer, mevkii, pafta, ada, parsel numarası, vasfı, yüzölçümü.
b) Malik veya maliklerin ad ve soyadları,
c) Kamulaştırmayı yapan idarenin adı,
d) 14 üncü maddede öngörülen süre içerisinde, tebligat veya ilan tarihinden itibaren kamulaştırma işlemine idari yargıda iptal veya adli yargıda maddi hatalara karşı düzeltim davası açabilecekleri,
e) Açılacak davalarda husumetin kime yöneltileceği,
f) 14 üncü maddede öngörülen süre içerisinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal davası açanların, dava açtıklarını ve yürütmenin durdurulması kararı aldıklarını belgelendirmedikleri takdirde, kamulaştırma işleminin kesinleşeceği ve mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedeli üzerinden taşınmaz malın kamulaştırma yapan idare adına tescil edileceği,
g) Mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına hangi bankaya yatırılacağı,
h) Konuya ve taşınmaz malın değerine ilişkin tüm savunma ve delilleri, tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde mahkemeye yazılı olarak bildirmeleri gerektiği,
Belirtilir.
Mahkemece, kamulaştırılacak taşınmaz malın bulunduğu yerde mahalli gazete çıkıyor ise, bu mahalli gazetelerden birisinde ve Türkiye genelinde yayımlanan gazetelerin birisinde kamulaştırmanın ve belgelerin özeti en az bir defa yayımlanır.
Mahkemece belirlenen günde yapılacak duruşmada hakim, taşınmaz malın bedeli konusunda tarafları anlaşmaya davet eder. Tarafların bedelde anlaşması halinde hakim, taraflarca anlaşılan bu bedeli kamulaştırma bedeli olarak kabul eder ve sekizinci fıkrının ikinci ve devamı cümleleri uyarınca işlem yapar.
Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedelde anlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde keşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede sayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın değerini tespit için mahallinde keşif yapar. Yapılacak keşifte, taşınmaz malın bulunduğu yerin bağlı olduğu köy veya mahalle muhtarının da hazır bulunması amacıyla, muhtara da davetiye çıkartılır ve keşifte hazır bulunması temin edilerek, muhtarın beyanı da alınır.
Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin beyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerini belirten raporlarını onbeş gün içinde mahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya vekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsa itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır.
(Değişik sekizinci fıkra: 19/4/2018-7139/26 md.) Tarafların
bedelde anlaşamamaları halinde gerektiğinde hâkim tarafından onbeş gün içinde
sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve hâkim,
tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından
yararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder.
Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının
kamulaştırılma bedelidir. Tarafların anlaşması halinde kamulaştırma bedeli
olarak anlaşılan miktar peşin ve nakit olarak, hak sahibi adına bankaya
yatırılır. Tarafların anlaşamaması halinde hâkim tarafından kamulaştırma bedeli
olarak tespit edilen bedelin idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit edilen
bedelden az olması durumunda hâkim tarafından tespit edilen bedel, fazla olması
durumunda idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit ettiği bedel, peşin ve
nakit olarak hak sahibi adına, kalanı ise bedele ilişkin kararın kesinleşmesine
kadar üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılmak ve kesinleşen karara göre hak
sahibine verilmek üzere mahkemece belirlenecek banka hesabına yatırılması ve
yatırıldığına dair makbuzun ibraz edilmesi için idareye onbeş gün süre verilir.
Kamulaştırma bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise
ilk taksitin yine peşin ve nakit olarak hak sahibi adına, hak sahibi tespit
edilememiş ise ileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere 10 uncu
maddeye göre mahkemece yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya
yatırılması ve yatırıldığına dair makbuzun ibraz edilmesi için idareye onbeş
gün süre verilir. Gereken hallerde bu süre bir defaya mahsus olmak üzere
mahkemece uzatılabilir. İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına
yatırıldığına, hâkim tarafından kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen
bedelin idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit ettiği bedelden fazla olması
halinde fazla olan tutarın bloke edildiğine veya hak sahibinin tespit
edilemediği durumlarda ise ileride ortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere
bloke edildiğine dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare
adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir
ve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil
hükmü kesin olup, tarafların bedele ilişkin istinaf veya temyiz hakları
saklıdır. İstinaf veya temyiz incelemesi sonucunda kesinleşen kamulaştırma
bedeli, hak sahibine peşin ve nakit olarak ödenen tutardan daha az olması
durumunda aradaki fark ilgilisinden talep edilir. İdare tarafından hak sahibi
adına yapılan ödeme tarihi ile geri ödemeye ilişkin yazının ilgilisine tebliğ
edildiği tarih arasındaki süre için faiz alınmaz.
(Ek fıkra: 11/4/2013-6459/6 md.) Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir.
Bu maddede öngörülen işlemler, mahkemenin davetine uymayanlar olduğu takdirde ilgilinin yokluğunda yapılır.
Hak sahibinin tespit edilemediği durumlarda mahkemece, kamulaştırma bedelinin üçer aylık vadeli hesaba dönüştürülerek nemalandırılması amacıyla gerekli tedbirler alınır.
Kamulaştırılması yapılan taşınmaz mal, tahsis edildiği kamu hizmeti itibariyle sicile kaydı gerekmeyen bir niteliğe dönüşmüş ise, istek halinde mahkemece sicil kaydının terkinine karar verilir.
Bu tescil ve terkin işlemi sırasında mal sahiplerinin bu taşınmaz mal nedeniyle vergi ilişkisi aranmaz. Ancak, tapu dairesi durumu ilgili vergi dairesine bildirir.
14 üncü maddede belirtilen süre içinde, kamulaştırma işlemine karşı hak sahipleri tarafından idari yargıda iptal davası açılması ve idari yargı mahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde mahkemece, idari yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılır.
Kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptal veya maddi hatalara karşı adli mahkemelerde açılacak düzeltim davalarında hangi idareye husumet yöneltileceğinin davetiye ve ilanda açıkça belirtilmemiş veya yanlış gösterilmiş olması nedeniyle davada husumet yanlış yöneltilmiş ise, gerçek hasma tebligat yapılmak suretiyle davaya devam olunur.
B. 4650 sayılı Kanun’un 6. maddesi ile
değiştirilen 11. maddesi şöyledir:
“Kamulaştırma bedelinin tespiti esasları:
Madde 11- (Değişik: 24/4/2001 - 4650/6 md.)
15 inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın;
a) Cins ve nevini,
b)Yüzölçümünü.
c) Kıymetini ektileyebilecek bütün nitelik ve unsarlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini,
d) Varsa vergi beyanını,
e) Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini,
f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın (…) mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini.
g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,
h) Yapılarda, (…) resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını,
ı) (Değişik: 19/4/2018-7139/27 md.) Bu fıkrada belirtilen unsurlara göre tespit edilen arazi bedelinin yarısını geçmemek ve her bir ölçünün etkisi açıklanmak kaydıyla bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri,
Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkate alarak Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kabul edilen değerleme standartlarına uygun, gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit ederler.
(4) 3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Kanunun 38 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasına “ilgililerin beyanını da dikkate alarak” ibaresinden sonra gelmek üzere “Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kabul edilen değerleme standartlarına uygun,” ibaresi eklenmiştir.
Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkate alınmaz.
Kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı tesisinde, bu kamulaştırma sebebiyle taşınmaz mal veya kaynakta meydana gelecek kıymet düşüklüğü gerekçeleriyle belirtilir. Bu kıymet düşüklüğü kamulaştırma bedelidir.”
C. 4650 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile değiştirilen 25. maddesi şöyledir:
“ Hakların sınırlandırılması ve mülkiyetin idareye geçmesi
Madde 25- (Değişik: 24/4/2001 - 4650/14 md.)
Hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi, mal sahibi için 10 uncu madde uyarınca mahkemece yapılan tebligatla başlar. Mülkiyetin idareye geçmesi, mahkemece verilen tescil kararı ile olur.
Mahkemece verilen tescil kararı tarihinden itibaren taşınmaz mal sahibinin, kamulaştırılması kararlaştırılan taşınmaz malda yeni inşaat veya ekim yapmak veya mevcut inşaatta esaslı değişiklikler meydana getirmek gibi kullanma hakları kalkar. Bundan sonra yapılanların değeri dikkate alınmaz.
(Ek fıkra: 12/7/2013-6495/27 md.) Baraj, sulama şebekeleri
ve boru hatları, karayolu, demiryolu, liman ve havaalanı gibi gelecek yıllara
sari büyük projelerde kamu yararı kararı kamulaştırılacak taşınmazların
bulunduğu mahalle ve/veya köy muhtarlığında on beş gün süre ile asılmak
suretiyle ilan edilir. Kamu yararı kararının ilan süresinin bitiminden
itibaren, kamulaştırılacak taşınmazlar üzerine yapılan sabit tesisler ile
dikilen ağaçların bedeli, kamulaştırma bedelinin tespitinde dikkate
alınmaz. (Değişik üçüncü cümle: 19/4/2018-7139/28 md.) Taşınmazlardaki
bu sınırlama ilan tarihinin bitiminden itibaren beş yıl olup, bu süre
Cumhurbaşkanı tarafından bir defaya mahsus olmak üzere beş yıl süre ile
uzatılabilir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü (İçtüzük) hükümleri uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında başvuru kararı ve ekleri, Raportör Cengiz ERTEN tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu, itiraz konusu kanun hükümleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi” başlıklı 40. maddesinde Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurularda izlenecek yöntem belirtilmiştir.
3. 6216 sayılı Kanun’un
40. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, bir davaya bakmakta olan mahkemenin bu
davada uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini
Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü
aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu fıkrada sayılan
belgeleri dizi listesine bağlayarak Anayasa Mahkemesine göndereceği kurala
bağlanmış; anılan fıkranın (a) bendinde de “İptali istenen kuralların
Anayasanın hangi maddelerine aykırı olduklarını açıklayan gerekçeli başvuru
kararının aslı” Mahkemeye gönderilecek belgeler arasında sayılmıştır.
Anılan maddenin (4) numaralı fıkrasında ise açık bir şekilde dayanaktan yoksun
veya yöntemine uygun olmayan itiraz başvurularının Anayasa Mahkemesi tarafından
esas incelemeye geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği hükme bağlanmıştır.
4. İçtüzük’ün
46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde de itiraz yoluna başvuran
Mahkemenin gerekçeli kararında Anayasa’ya aykırılıkları ileri sürülen hükümlerin
her birinin Anayasa’nın hangi maddelerine, hangi nedenlerle aykırı olduğunun
ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerektiği ifade
edilmiştir. Yine İçtüzük’ün 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde
de Anayasa Mahkemesince yapılan ilk incelemede, başvuruda eksikliklerin
bulunduğu tespit edilirse itiraz yoluna ilişkin işlerde esas incelemeye
geçilmeksizin başvurunun reddine karar verileceği; (2) numaralı fıkrasında ise
anılan (b) bendi uyarınca verilen kararın itiraz yoluna başvuran mahkemenin
eksiklikleri tamamlayarak yeniden başvurmasına engel olmadığı belirtilmiştir.
5. Yapılan incelemede, itiraz yoluna başvuran Mahkemenin başvuru kararında Anayasa’nın 2., 10., 11., 13., 35., 46. ve 152. maddelerine aykırı olduğu belirtilen itiraz konusu kuralların her birinin hangi nedenlerle Anayasa’ya aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmediği anlaşılmıştır.
6. Açıklanan nedenlerle 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ile İçtüzük’ün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine aykırı olduğu anlaşılan itiraz başvurusunun 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından esas incelemeye geçilmeksizin reddi gerekir.
KÖMÜRCÜ
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Celal Mümtaz
AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin
GÖKCAN
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yusuf Şevki
HAKYEMEZ
Anayasa Mahkemesi, E. 2018/116, K. 2018/92, 25 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası