İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2018/143 K.2019/39

Ticaret Mahkemesi

Esas2018/143Karar2019/39Tarih15 Mayıs 2019Okuma12 dk · 2.418 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
15 Mayıs 2019
Esas Sayısı
2018/143
Karar Sayısı
2019/39
R.G.Tarih-Sayısı
12/7/2019-30829
İtiraz yoluna başvuran
İstanbul 14. Asliye
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.418 kelime·12 dk okuma·11 bölüm

Ticaret Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

A. 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 45. maddesiyle yeniden düzenlenen üçüncü fıkrasının ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci cümlelerinin,

B. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın…” ibaresinin,

Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.

OLAY

Trafik kazasından kaynaklanan hasarın araç sahipleri ve sigorta şirketi tarafından tazmini talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ

İtiraz konusu kuralların da yer aldığı;

1. 5235 sayılı Kanun’un 5. maddesi şöyledir:

“Hukuk mahkemelerinin kuruluşu

MADDE 5- Hukuk mahkemeleri, her il merkezi ile bölgelerin coğrafî durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca kurulur.

(Değişik ikinci fıkra: 18/6/2014–6545/45 md.) Sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri tek hâkimlidir.

(Mülga fıkra: 9/2/2011-6110/13 md.; Yeniden düzenleme: 18/6/2014–6545/45 md.) Asliye ticaret mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemelerde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur. Konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda dava değeri üç yüz bin Türk lirasının üzerinde olan dava ve işler ile dava değerine bakılmaksızın;

1. İflas, (…) iflasın kaldırılması, iflasın kapatılması, konkordato ve yeniden yapılandırmadan kaynaklanan iş ve davalara,

2. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda hâkimin kesin olarak karara bağlayacağı işler ile davalara,

3. Şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve tasfiyeye yönelik davalara,

4. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa ve 21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununa göre yapılan tahkim yargılamasında; tahkim şartına ilişkin itirazlara, (…)hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile yabancı hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalara,

ilişkin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülür ve sonuçlandırılır. Heyet hâlinde bakılacak davalarla ilgili olmak üzere, dava açılmadan önce veya açıldıktan sonra talep edilen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirler de heyet tarafından incelenir ve karara bağlanır. Bu fıkrada belirtilen dava ve işler dışında kalan uyuşmazlıklar mahkeme hâkimlerinden biri tarafından görülür ve karara bağlanır.Başkan ve üye hâkimler arasında dağılıma ilişkin esaslar, işlerde denge sağlanacak biçimde mahkeme başkanı tarafından önceden tespit edilir.

Özel kanunlarla kurulan diğer hukuk mahkemelerinin kuruluşuna ilişkin hükümler saklıdır.

(Değişik beşinci fıkra:17/4/2013–6460/10 md.) İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde hukuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, daireler arasındaki iş dağılımı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenebilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır. Daireler, tevzi edilen davalara bakmak zorundadır.

Hukuk mahkemeleri bulundukları il veya ilçenin adı ile anılır.”

2. 6102 sayılı Kanun’un 5. maddesi şöyledir:

“2. Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler

MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızınasliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.

(2) Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir.

(3) (Değişik: 26/6/2012-6335/2 md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.

(4) (Değişik: 26/6/2012-6335/2 md.) Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması, görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi, davaya devam eder.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Recep KÖMÜRCÜ, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yusuf Şevki HAKYEMEZ’in katılımlarıyla 8/11/2018 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.

2. Anayasa’nın 152. ve 30/3/2011 tarihli ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un

40. maddelerine göre mahkemeler, bakmakta oldukları davalarda uygulayacakları

kanun ya da Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümlerini Anayasa’ya aykırı görürler

veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu

kanısına varırlarsa o hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya

yetkilidirler. Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa

Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin

görevine giren bir davanın bulunması ve iptali talep edilen kuralın da o davada

uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın

değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı

sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikte bulunan

kurallardır.

3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme 5235 sayılı Kanun’un 5. maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci cümleleri ile 6102 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın…” ibaresinin iptallerini talep etmiştir.

4. 5235 sayılı Kanun’un 5. maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci

cümlesinde konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda dava

değeri üç yüz bin Türk lirasının üzerinde olan dava ve işler ile dava değerine

bakılmaksızın; (1) iflas, iflasın kaldırılması, iflasın

kapatılması, konkordato ve yeniden yapılandırmadan kaynaklanan iş ve davalara,

(2) 6102 sayılı Kanun’da hâkimin kesin olarak karara bağlayacağı işler ile

davalara, (3) şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul

kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve denetim

organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların azline ve geçici

organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve tasfiyeye yönelik

davalara, (4) 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na ve

21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’na göre yapılan

tahkim yargılamasında; tahkim şartına ilişkin itirazlara, hakemlerin seçimi ve

reddine yönelik davalar ile yabancı hakem kararlarının tanıma ve tenfizine

yönelik davalara ilişkin tüm yargılama safhalarının, bir başkan ve iki üye ile

toplanacak heyetçe yürütülüp sonuçlandırılacağı hükme bağlanmıştır. Aynı

fıkranın üçüncü cümlesinde ise heyet hâlinde bakılacak

davalarla ilgili olmak üzere dava açılmadan önce veya açıldıktan sonra talep

edilen ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirlerin de heyet tarafından incelenip

karara bağlanacağı düzenlenmiştir.

5. Bakılmakta olan dava, trafik kazasından kaynaklanan hasarın tazmini talebine ilişkin olup anılan cümleler uyarınca heyet hâlinde karara bağlanması gereken dava niteliği taşımamaktadır. Dolayısıyla 5235 sayılı Kanun’un 5. maddesinin üçüncü fıkrasının ikinci ve üçüncü cümlelerinin Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır.

6. Açıklanan nedenlerle;

A. 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 45. maddesiyle yeniden düzenlenen üçüncü fıkrasının;

1. İkinci ve üçüncü cümlelerinin, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu cümlelere ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

2. Dördüncü ve beşinci cümlelerinin esasının incelenmesine,

B. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın…” ibaresinin esasının incelenmesine,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

7. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Hülya ÇOŞTAN ÇETİN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükümleri, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. 5235 sayılı Kanun’un 5. Maddesinin Üçüncü Fıkrasının

Dördüncü ve Beşinci Cümlelerinin İncelenmesi

1. İtirazın Gerekçesi

8. Başvuru kararında özetle; 5235 sayılı Kanun ile asliye ticaret mahkemesinin heyet mahkemesi ve tek hâkimli mahkemeden oluşan bir mahkeme olarak düzenlenmesi nedeniyle aynı hâkimlerin hem tek hâkim olarak hem de heyet hâlinde karar verdikleri, bu durumun uzmanlığa dayalı bir sistemin oluşmasına engel olduğu, adaletin süresinde ve etkin bir şekilde sağlanmasını önlediği belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

9. 5235 sayılı Kanun’un “Hukuk mahkemelerinin kuruluşu” kenar

başlıklı 5. maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesinde, asliye

ticaret mahkemesi kurulan yerlerde bu mahkemelerde bir başkan ile yeteri kadar

üyenin bulunacağı belirtilmiştir. Fıkranın ikinci ve üçüncü cümlelerinde asliye

ticaret mahkemesinin heyet olarak karar vereceği hâller

belirlenmiştir. Fıkranın itiraz konusu kurallardan olan dördüncü

cümlesinde, bu fıkrada heyet hâlinde yürütülüp sonuçlandırılacağı

belirtilen dava ve işler dışında kalan uyuşmazlıkların mahkeme hâkimlerinden

biri tarafından görülüp karara bağlanması öngörülmüştür. Fıkranın itiraz

konusu beşinci cümlesinde ise başkan ve üye hâkimler

arasında dağılıma ilişkin esasların, işlerde denge sağlanacak biçimde mahkeme

başkanı tarafından önceden tespit edileceği düzenlenmiştir.

10. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.

11. Kanun koyucu düzenlemeler yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik, başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, gereklilik başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, orantılılık ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir.

12. Anayasa’nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36. maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir./Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz” denilmiştir.Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının yanında, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir.

13. Anayasa’nın 141. maddesinin dördüncü fıkrasında “Davaların

en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir”

denilmek suretiyle davaların makul süre içinde bitirilmesi gerekliliği ifade

edilmiştir. Bu ilke gereğince devlet, yargılamaların gereksiz yere

uzamasını engelleyecek etkin önlemler almak zorundadır. Bu bağlamda, hukuk

sisteminde ve özellikle yargılama usulünde, yargılamaların makul süre içinde

bitirilmesini mümkün kılacak şekilde usul kurallarına yer verilmesi, adil

yargılanma ilkesinin bir gereğidir. Ancak bu amaçla alınacak kanuni tedbirlerin

ve öngörülen çarelerin, yargılama sonucunda işin esasına yönelik adil ve

hakkaniyete uygun bir karar verilmesine engel oluşturmaması gerektiği de

tartışmasızdır.

14. Anayasa’nın 142. maddesinde de “Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir…” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre kanun koyucu mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi, yargılama usulleri ve yapısı hakkında Anayasa kurallarına bağlı olmak kaydıyla ihtiyaç duyduğu düzenlemeyi yapma yetkisine sahip bulunmaktadır.

15. İtiraz konusu dördüncü cümle, toplu mahkeme olarak yapılandırılmış olan asliye ticaret mahkemelerinin, heyet olarak karara bağlanacağı Kanun’da belirtilmiş olan istisnalar haricinde, tek hâkimlekarar vermesini öngörmektedir. Yasama belgelerinde de sadece içeriği ve sonuçları itibarıyla son derece önem arz eden uyuşmazlıkların heyet hâlinde görülmesi esasının benimsendiği ifade edilmiştir. İtiraz konusu beşinci cümle ise asliye ticaret mahkemesindeki işlerin dağılımını yapmakla yetkili merciin belirlenmesine ve yetkinin kullanım usulüne ilişkin olup asliye ticaret mahkemelerinin iç işleyişine yönelik bir düzenlemedir.

16. Asliye ticaret mahkemelerinin görev alanına giren uyuşmazlıkların tek hâkimle ya da heyet olarak karara bağlanması hususu kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır. Kanun koyucunun bu takdir yetkisini hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesine uygun olarak kullanması gerekir.

17. İtiraz konusu dördüncü cümle uyarınca asliye ticaret mahkemesince tek hâkimle karara bağlanacak uyuşmazlıklar da heyet hâlinde karara bağlanacak uyuşmazlıklar gibi ticari niteliktedir. Kanun koyucunun ticari nitelik taşıyan tüm uyuşmazlıkların asliye ticaret mahkemelerince karara bağlanmasını öngörmek suretiyle uzmanlığa dayalı bir yargılama sistemini oluşturmayı amaçladığı anlaşılmaktadır. Uzmanlığa dayalı bir yargılama sisteminin adaletin süresinde ve etkin bir biçimde gerçekleştirilmesine hizmet edeceği şüphesizdir.

18. Ticari nitelikteki uyuşmazlığın önem derecesine binaen tek hâkimle karara bağlanmasını öngören kuralın da uzmanlığa dayalı bir sistem oluşturulması dolayısıyla adaletin süresinde ve etkin bir biçimde sağlanması amaçlarıyla bağdaşmadığı savunulamaz. Öte yandan ticari nitelikteki uyuşmazlıkların kural olarak tek hâkimle görülüp karara bağlanmasını öngören düzenlemenin, Anayasa’nın 141. maddesi uyarınca devlete yüklenmiş olan, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin yerine getirilmesine hizmet edebileceği de açıktır. Bu yönüyle kuralın anılan amaçlara ulaşılması bakımından elverişli, gerekli ve orantılı olmadığı söylenemez.

19. İtiraz konusu beşinci cümle ile mahkemenin iç işleyişine ilişkin düzenleme getirilmesi de kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamındadır. Kural ile asliye ticaret mahkemelerinin görev alanı kapsamında kalan işlerin düzenli ve dengeli bir şekilde yürütülmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Kuralda işlerin dağılımı konusunda mahkemeyi yönetmekle görevli başkana yetki verilmesinin ve bu yetkiye ilişkin esasların işlerde denge sağlama ve önceden tespit edilme kriterlerine bağlanmasının anılan amaca ulaşma bakımından elverişli, gerekli ve orantılı olmadığı ileri sürülemez

20. Bu itibarla hukuk devleti ilkesine aykırı olmayan kuralların, hak arama hürriyetini engelleyen veya zorlaştıran bir yönü de bulunmamaktadır.

21. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

B. 6102 Sayılı Kanun’un 5. Maddesinin (1) Numaralı Fıkrasında Yer Alan “…dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın…” İbaresinin İncelenmesi

1. İtirazın Gerekçesi

22. Başvuru kararında özetle; 6102 sayılı Kanun ile asliye ticaret mahkemesinin dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın kural olarak tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli kılınması nedeniyle dava çeşitliliğinin arttığı, bu durumun uzmanlığa dayalı bir sistem oluşturulmasına engel olduğu, adaletin süresinde ve etkin bir şekilde sağlanmasının önüne geçtiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

2. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

23. Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında; aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinin tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu öngörülmüş olup anılan fıkrada yer alan “…dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın…” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.

24. Dava konusunun değerinden bağımsız olarak ticari nitelikteki davaların ve çekişmesiz yargı işlerinin ticaret mahkemesince görülmesini öngören kural, davaların ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari niteliği esas alınarak ihtisaslaşmış mahkemece görülüp karara bağlanmasını hedeflemektedir.

25. Bu kapsamda ileri sürülen Anayasa’ya aykırılık iddiaları 5235 sayılı Kanun’un 5. maddesinin üçüncü fıkrasının dördüncü ve beşinci cümlelerinin incelendiği bölümde belirtilen gerekçelerle yerinde görülmemiştir.

26. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

A. 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 5. maddesinin 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 45. maddesiyle yeniden düzenlenen üçüncü fıkrasının dördüncü ve beşinci cümlelerinin,

B. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan “…dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın…” ibaresinin,

Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE 15/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Engin YILDIRIM

Başkanvekili

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Üye

Serdar ÖZGÜLDÜR

Üye

Recep KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan ÜSTÜN

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Celal Mümtaz

AKINCI

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Kadir ÖZKAYA

Üye

Recai AKYEL

Üye

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Üye

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Anayasa Mahkemesi, E. 2018/143, K. 2019/39, 15 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtirazın Konusu
  4. Olay
  5. I. İptali İstenen Kanun Hükümleri
  6. II. İlk İnceleme
  7. III. Esasın İncelenmesi
  8. A. 5235 sayılı Kanun’un 5. Maddesinin Üçüncü Fıkrasının
  9. Gökcan
  10. Akıncı
  11. M. Emin KUZ
  12. Hakyemez
  13. Seferinoğlu
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2018/143
Karar No
2019/39
Tarih
15 Mayıs 2019

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2019/51 K.2019/33
  • AYM Norm Denetimi E.2019/44 K.2019/30
  • AYM Norm Denetimi E.2018/151 K.2019/36
  • AYM Norm Denetimi E.2019/45 K.2019/31
  • AYM Norm Denetimi E.2019/54 K.2019/40
  • AYM Norm Denetimi E.2018/142 K.2019/38

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.