İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2019/20 K.2019/95

31036

Esas2019/20Karar2019/95Tarih25 Aralık 2019Okuma16 dk · 3.191 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
25 Aralık 2019
Esas Sayısı
2019/20
Karar Sayısı
2019/95
R.G. Tarih – Sayı
11/2/2020 –
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.191 kelime·16 dk okuma·24 bölüm

31036

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Düzce 2. İş Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 53. maddesine 17/4/2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle eklenen ikinci fıkranın Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY: Ödenen emeklilik aylıkları ile sağlık giderlerinin borç çıkarılması işlemine karşı açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ

A. İptali İstenen Kanun Hükmü

Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 53. maddesi şöyledir:

“Sigortalılık hallerinin birleşmesi

MADDE 53- (Değişik birinci fıkra: 13/2/2011-6111/33 md.)

Sigortalının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan

sigortalılık statüleri ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statüsüne aynı

anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle aynı

maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer

alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi

halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı

sayılır. Ancak, sigortalılık hallerinin çakışması nedeniyle Kanunun 4 üncü

maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılığı esas

alınanlar, yazılı talepte bulunmak ve Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen

prime esas kazanç alt sınırı ve üst sınırına ilişkin hükümler saklı olmak

kaydıyla, esas alınmayan sigortalılık statüsü kapsamında talep tarihinden

itibaren prim ödeyebilirler. Bu şekilde ödenen primler; iş kazası ve meslek

hastalığı sigortasından sağlanan haklar yönünden, Kanunun 4 üncü maddesinin

birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık statüsünde, kısa vadeli

sigorta kollarından sağlanan diğer yardımlar ile uzun vadeli sigorta

kollarından sağlanan yardımlar yönünden ise Kanunun 4 üncü maddesinin birinci

fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık statüsünde değerlendirilir. Bu

fıkra hükümlerine göre ödeme talebinde bulunulduğu halde ait olduğu ayı izleyen

ayın sonuna kadar ödenmeyen primlerin ödenme hakkı düşer. 4 üncü maddenin

birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi ile aynı maddenin

birinci fıkrasının (b) bendindeki diğer sigortalılık statülerine aynı anda tabi

olacak şekilde çalışılması durumunda, (b) bendinin (4) numaralı alt bendi

dışındaki diğer sigortalılık durumu, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b)

bendi kapsamında muhtar sigortalılığı ile aynı maddenin birinci fıkrasının (b)

bendindeki diğer sigortalılık statülerine aynı anda tabi olacak şekilde

çalışılması durumunda muhtar sigortalılığı dikkate alınır.

(Ek fıkra: 17/4/2008-5754/33 md.) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler.

(Ek fıkra: 17/4/2008-5754/33 md.) İsteğe bağlı sigortalı olanların 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamına tabi olacak şekilde çalışmaya başlamaları halinde, bu Kanunun 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası saklı kalmak kaydıyla isteğe bağlı sigortalılık hali sona erer.

Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık halleri ile 5 inci maddenin (a) ve (e) bentlerine tâbi sigortalılık hallerinin çakışması halinde, 4 üncü madde kapsamında sigortalı sayılır ve birinci fıkra hükmü uygulanır.

Birinci fıkra hükmü saklı olmak üzere sigortalının, bu madde hükmüne göre sigortalı sayılması gereken sigortalılık halinden başka bir sigortalılık hali için prim ödemiş olması durumunda, ödenen primler birinci fıkraya göre esas alınan sigortalılık hali için ödenmiş ve esas alınan sigortalılık halinde geçmiş kabul edilir.

(Değişik fıkra: 17/4/2008-5754/33 md.) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilk defa sigortalı sayılanlardan 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinden birden fazlasına tabi olarak çalışmış olanların yaşlılık aylığı bağlanma taleplerinde, en fazla sigortalılığın geçtiği sigortalılık hali, hizmet sürelerinin eşit olması ile malûllük ve ölüm halleri ile yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları sigortalılık halinin kanunla değiştirilmesi durumunda ise son sigortalılık hali esas alınır.”

B. İlgili Görülen Kanun Hükmü

Kanun’un ilgili görülen 4. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Sigortalı sayılanlar

MADDE 4- (Değişik: 17/4/2008-5754/2 md.)

Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından;

a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar,

b) Köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ise;

1) Ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar,

2) Gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar,

3) Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları,

4) Tarımsal faaliyette bulunanlar,

c) Kamu idarelerinde;

1) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olmayanlardan, kadro ve pozisyonlarda sürekli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar,

2) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine tabi olmayanlardan, sözleşmeli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86 ncı maddesi uyarınca açıktan vekil atananlar,

sigortalı sayılırlar.

…”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Recep KÖMÜRCÜ, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Yıldız SEFERİNOĞLU’nun katılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine 14/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Berrak YILMAZ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Sınırlama Sorunu

3. Anayasa’nın 152. ve 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40.

maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, bu davada uygulanacak bir

kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı

görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi

olduğu kanısına varırsa bu hükümlerin iptalleri için Anayasa Mahkemesine

başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine

başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir

davanın bulunması ve iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması

gerekmektedir. Uygulanacak kural ise davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan

sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde

etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.

4. Başvuru kararında, 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesine 5754 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle eklenen “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler.” biçimindeki ikinci fıkranın iptali talep edilmiştir.

5. Bakılmakta olan dava, davacının hizmet akdiyle çalışmakta olduğu limited şirkete ortak olması nedeniyle fazla ödenen ve borç çıkarılan aylıklar ile yersiz sağlık giderlerinin geri alınması işlemine karşı açtığı menfi tespit davasıdır.

6. İtiraz konusu kural, 5510 sayılı Kanun’un 4.

maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında belirtilen kişilerin anılan

fıkranın (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemeyeceklerini hüküm altına

almaktadır. Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise bu

kişiler; köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi

adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek

kazancı nedeniyle gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar,

gelir vergisinden muaf olup esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar, anonim

şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş

komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma

iştiraklerinin tüm ortakları ve tarımsal faaliyette bulunanlar şeklinde

belirlenmiştir. Bu bağlamda itiraz konusu kural gereğince hizmet akdine bağlı

olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan söz konusu kişiler,

kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı hizmet akdi ile bir

veya birden fazla işveren tarafından sigortalı bildirilemeyecektir.

7. Bakılmakta olan davanın davacının hizmet akdiyle

çalışmakta olduğu Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer

alan “…diğer şirket … tüm ortakları,…” kapsamındaki limited şirket

ortağı olması nedeniyle 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının

(a) bendine göre sigortalı bildirilemeyeceği gerekçesiyle borç çıkarılan aylık

ve sağlık giderlerinin geri alınması işlemine karşı açılan menfi tespit davası

olduğu gözetildiğinde itiraz konusu kuralın bakılmakta olan davada limited

şirket tüm ortaklarıyla sınırlı olarak uygulanabileceği, Kanun’un 4. maddesinin

birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan ve limited şirkete ilişkin olmayan

diğer kuralların ise uygulanma imkânının bulunmadığı anlaşılmaktadır.

8. Açıklanan nedenle Kanun’un 53. maddesinin itiraz konusu ikinci fıkrasının limited şirket tüm ortakları yönünden incelenmesi gerekir.

B. Genel Açıklama

9. 5510 sayılı Kanun’un kabul edilmesiyle daha önce yürürlükte olan sosyal sigorta sistemiyle ilgili kanunlar yürürlükten kaldırılmış ve sosyal sigorta sistemi 5510 sayılı Kanun’da yeniden düzenlenmiştir. Kanun’un 4. maddesinde ise kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından sigortalı sayılanlar üç kategori şeklinde belirlenmiştir. Buna göre Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının;

(a) bendinde hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların,

(b) bendinde köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, gelir vergisinden muaf olup esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar, anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları ile tarımsal faaliyette bulunanların,

(c) bendinde kamu idarelerinde 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olmayanlardan kadro ve pozisyonlarda sürekli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar ile 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine tabi olmayanlardan sözleşmeli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar ile 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 86. maddesi uyarınca açıktan vekil atananların, sigortalı sayılacağı hüküm altına alınmıştır.

10. 5510 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinde Kanun’un

yürürlüğe girdiği tarihten önce 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal

Sigortalar Kanunu ile 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal

Sigortalar Kanunu’na tabi olanlar Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a)

bendi kapsamında, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer

Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ve 5510 sayılı Kanun’la

mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına

Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu’na tabi olanlar Kanun’un 4. maddesinin

birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı

Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’na tabi olanlar ise Kanun’un 4.

maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilmiştir.

11. 5510 sayılı Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 53. maddesinde ise sigortalılık hâllerinin birleşmesi düzenlenerek birden fazla sigortalılık durumunda hangi sigortalılık statüsünün geçerli olacağı hakkında düzenlemeler yapılmıştır.

C. İtirazın Gerekçesi

12. Başvuru kararında özetle; Kanun’un 4. maddesinin

birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi

adına ve hesabına bağımsız çalışanların (a) bendi kapsamında hizmet akdiyle bir

veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılabildiği, bu durumda Kanun’un

53. maddesinin birinci fıkrası gereğince (a) bendi kapsamında sigortalı

sayıldığı, bununla birlikte itiraz konusu kural gereğince (b) bendi kapsamında

sayılanların kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı (a)

bendi kapsamında sigortalı bildirilemediği, kuralın birbirine benzer konumda

olan kişilerden bazılarının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilebilmesine,

bazılarının ise bu kapsamda sigortalı bildirilememesine sebep olması nedeniyle

eşitlik ilkesine aykırı olduğu, sosyal hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine göre

farklı uygulamayı haklı kılacak objektif bir nedenin bulunmadığı, tüm

bireylerin sosyal güvenlik anlamında eşit hak ve yükümlülüklere sahip olduğu,

benzer konumdaki bireyler açısından eşit olmayan bu kanuni düzenlemeyi haklı

gösterecek makul bir gerekçenin bulunmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2.

ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Ç. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

13. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 60. maddesi yönünden de incelenmiştir.

14. İtiraz konusu kural, Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanların -kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı- 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemeyeceklerini hükme bağlamakta olup limited şirket tüm ortakları yönünden incelenmiştir.

15. Anayasa’nın 60. maddesinde “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir./Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” denmektedir. Buna göre sosyal güvenlik herkes için bir hak ve bunu gerçekleştirmek devlet için bir görevdir.

16. Sosyal güvenlik; bireylerin istek ve iradeleri dışında oluşan sosyal risklerin, kendilerinin ve geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerin üzerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı etkilerinin en aza indirilmesi, ayrıca sağlıklı ve asgari hayat standardının güvence altına alınmasıdır. Bu güvencenin gerçekleştirilebilmesi için sosyal güvenlik kuruluşları oluşturularak kişilerin yaşlılık, hastalık, malullük, kaza ve ölüm gibi sosyal risklere karşı asgari yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmaktadır. Kişilere sağlanan bu anayasal güvencelerin yaşama geçirilebilmesi için devlet tüm çalışanlara sosyal güvenlik hakkını sağlamak ve bunun için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.

17. 5510 sayılı Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 53. maddesinde sigortalılık hâllerinin birleşmesi düzenlenmektedir. Sigortalının çalıştığı süre içinde farklı zamanlarda farklı sigortalı statülerinde çalışmaları bulunabileceği gibi aynı zamanda farklı sigortalılık statüleri ile farklı işlerde çalışabilmesi de mümkündür. Bu bağlamda anılan maddede bir kimsenin aynı anda birden fazla sigortalılık ilişkisi içinde bulunması durumunda hangi sigortalılık statüsüne geçerlilik tanınacağına ilişkin düzenlemeler öngörülmektedir.

18. İtiraz konusu kuralla ise hizmet akdine

bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan limited şirket tüm

ortaklarının kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı Kanun’un

4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı

bildirilemeyecekleri düzenlenmek suretiyle bu kişiler Kanun’un 53. maddesinin

birinci fıkrasında yer alan genel kuralın kapsamı dışında bırakılmıştır.

Bununla birlikte Kanun’un 53. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan hüküm

gereğince birinci fıkra hükmü saklı olmak üzere sigortalının bu madde hükmüne

göre sigortalı sayılması gereken sigortalılık hâlinden başka bir sigortalılık

hâli için prim ödemiş olması durumunda, ödenen primler birinci fıkraya göre

esas alınan sigortalılık hâli için ödenmiş ve esas alınan sigortalılık hâlinde

geçmiş kabul edilecektir.

19. Devletin sosyal güvenlik sistemini

aktüeryal dengeleri gözetmek suretiyle bilimsel verilere göre belirlemesi,

makro planda aktüeryal dengenin bozulmasını önleyecek ve belirsizliklerden

koruyacak şekilde sistemi kurması ve buna göre gerekli yasal düzenlemeleri

yapması sosyal güvenlik alanındaki pozitif yükümlülüklerinin bir gereğidir. Bu

sistemin korunması Anayasa’nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenlik hakkının

güvenceye alınması için de zorunludur. Nesnel ve sürekli kurallarla sağlam

temellere oturtulmayan bir sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengeyi

bozabileceği, bunun da sosyal güvenlik sisteminin -bütün sigortalıların

durumlarını olumsuz etkileyecek şekilde- sürdürülemez bir duruma gelmesine

sebep olabileceği söylenebilir.

20. Anayasal ilkelere aykırı olmamak kaydıyla

birden fazla sigortalılık statüsünün birleşmesi hâlinde hangisine geçerlilik

verileceğini belirleme konusunda kanun koyucunun takdir yetkisi bulunmaktadır.

Dolayısıyla kişilerin sigortalılık statülerinin birleşmesi hâlinde hangisine

geçerlilik verileceğini ve bu bağlamda Sosyal Güvenlik Kurumunun sağlayacağı

haklardan yararlanmalarını öngören bir düzenleme getirilmesi sistemin doğal bir

sonucudur. Bu bağlamda kanun koyucu Kanun’un 53. maddesinin birinci fıkrasında

sigortalının 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan

sigortalılık statülerinin birleşmesi hâlinde sigortalı lehine bir düzenleme

yapmış ve daha lehe koşullara sahip (a) bendi kapsamındaki sigortalılığa

üstünlük tanımıştır. Bununla birlikte itiraz konusu kuralla hizmet akdine bağlı

olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan limited şirket tüm

ortaklarının, kendilerine ait veya ortağı oldukları işyerlerinden dolayı 4.

maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemeyecekleri

düzenlenmek suretiyle bu kişiler 53. maddenin birinci fıkrasında yer alan genel

kuraldan istisna tutulmuştur. Bu durumda ise Kanun’un 53. maddesinin beşinci

fıkrası gereğince sigortalının (a) bendi kapsamında ödediği prim bulunması

durumunda ödenen bu primler, esas alınan (b) bendi sigortalılık hâli için

ödenmiş ve esas alınan bu sigortalılık hâlinde geçmiş kabul edilmektedir.

21. Anayasa’nın 60. maddesi çerçevesinde

sosyal güvenlik hakkı kapsamında devlete yüklenen pozitif yükümlülükler yerine

getirilirken kanun koyucunun sigortalılık statülerinin birleşmesi hâlinde her

koşulda 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesinin birinci fıkrası kapsamında daha

lehe koşullara sahip sigortalılığa geçerlilik sağlamaya yönelik düzenleme yapma

zorunluluğunun bulunduğu söylenemez. Kanun koyucunun sosyal güvenlik sisteminin

sağlıklı bir şekilde işlemesini temin etmek amacıyla ihtiyaç duyduğu tedbirleri

alma konusunda geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Kurala konu istisnanın

Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan

sigortalıların (a) bendi kapsamındaki sigortalılık statüsüne girebilmek için

kendilerine ait veya ortağı oldukları limited şirketlerde gerçek durumu

yansıtmayan hizmet akdi yapmalarına, dolayısıyla haksız menfaat teminlerine

engel olmak amacıyla öngörüldüğü anlaşılmaktadır.

22. Bu itibarla kişilerin sigortalılık statüsünü ortadan kaldıran veya kişileri sosyal sigortadan mahrum bırakan bir nitelik taşımayan ve kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında sosyal güvenlik sisteminin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesini sağlamak amacıyla öngördüğü anlaşılan kuralın anılan çerçevede sosyal güvenlik hakkını ihlal eden bir yönü bulunmamaktadır.

23. Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes,

dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri

sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir./ Kadınlar ve erkekler

eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla

yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak

yorumlanamaz./ Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul

ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine

aykırı sayılmaz./ Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz

tanınamaz./ Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde

eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” denilmek

suretiyle kanun önünde eşitlik ilkesine yer verilmiştir.

24. Anayasa’nın anılan maddesinde

belirtilen kanun önünde eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz

konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik

ilkesinin amacı aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme

bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını

önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı

kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun

önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına

gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik

kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı

hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik

ilkesi zedelenmez.

25. Sosyal güvenlik hakkı bağlamında eşitlik ilkesi yönünden yapılacak anayasallık denetiminde öncelikle Anayasa’nın 10. maddesi çerçevesinde aynı ya da benzer durumda bulunan kişilere farklı muamelenin mevcut olup olmadığı tespit edilmeli, bu bağlamda aynı ya da benzer durumdaki kişiler arasında sosyal güvenlik hakkı bakımından farklılık gözetilip gözetilmediği belirlenmelidir. Yapılacak bu belirlemenin ardından ise farklı muamelenin nesnel ve makul bir temele dayanıp dayanmadığı ve ölçülü olup olmadığı hususları irdelenmelidir.

26. Bu bağlamda sosyal güvenlik hakkının uygulanması bakımından Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan ve (a) bendi kapsamında hizmet akdiyle bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar ile (b) bendi kapsamında kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan ve ortak oldukları limited şirket tarafından (a) bendi kapsamında hizmet akdiyle çalıştırılanların karşılaştırma yapılmaya müsait olacak şekilde benzer durumda oldukları kabul edilebileceğinden kuralla bunlar arasında bir farklılık yaratıldığı söylenebilir.

27. Ancak eşitlik ilkesinin gereği olarak karşılaştırma yapılmaya müsait olacak şekilde benzer durumda olanlar arasından bir kısmı lehine getirilen farklı düzenlemenin kişilere bir ayrıcalık tanınması niteliğinde kabul edilmesi için nesnel ve makul bir temele dayanmaması gerekir.

28. İtiraz konusu kuralın sosyal güvenlik

sisteminin sağlıklı bir şekilde

sürdürülebilmesini sağlamak için uygulamada ortaya çıkabilecek haksız menfaat

teminlerini önlemeyi amaçladığı anlaşılmaktadır. Kanun koyucunun

devletin sosyal güvenlik ihtiyaçları çerçevesinde bu hizmetin daha iyi bir

şekilde yerine getirilmesini sağlamaya yönelik olarak limited şirket

ortaklarının kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı Kanun’un

4. maddesinin (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemeyecekleri yönünde

düzenlemeler öngörmesinin nesnel ve makul bir nedene dayanmadığı söylenemez. Bu

bağlamda itiraz konusu kuralın sosyal güvenlik hakkıyla bağlantılı olarak

eşitlik ilkesine de aykırı bir yönünün bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

29. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 10. ve 60. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlar Anayasa’nın 60. maddesi kapsamında ele alınmış olduğundan Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 53. maddesine 17/4/2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle eklenen ikinci fıkranın;

A. Esasına ilişkin incelemenin “limited şirket tüm

ortakları” yönünden yapılmasına,

B. “limited şirket tüm ortakları” yönünden

Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,

25/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Zühtü

ARSLAN

Başkanvekili

Hasan Tahsin GÖKCAN

Başkanvekili

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Engin

YILDIRIM

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Muammer

TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Kadir

ÖZKAYA

Üye

Rıdvan

GÜLEÇ

Üye

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Üye

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Üye

Selahaddin

MENTEŞ

Anayasa Mahkemesi, E. 2019/20, K. 2019/95, 25 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu
  5. I. İptali İstenen Ve İlgili Görülen Kanun Hükümleri
  6. A. İptali İstenen Kanun Hükmü
  7. B. İlgili Görülen Kanun Hükmü
  8. II. İlk İnceleme
  9. III. Esasın İncelenmesi
  10. A. Sınırlama Sorunu
  11. B. Genel Açıklama
  12. C. İtirazın Gerekçesi
  13. Ç. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  14. A. Esasına ilişkin incelemenin “limited şirket tüm
  15. B. “limited şirket tüm ortakları” yönünden
  16. Arslan
  17. Kömürcü
  18. Özgüldür
  19. Üstün
  20. Yıldırım
  21. Dursun
  22. Topal
  23. Özkaya
  24. Güleç
  25. Seferinoğlu
  26. Menteş
  27. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2019/20
Karar No
2019/95
Tarih
25 Aralık 2019

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2018/74 K.2019/92
  • AYM Norm Denetimi E.2019/107 K.2019/90
  • AYM Norm Denetimi E.2020/3 K.2020/3
  • AYM Norm Denetimi E.2019/31 K.2020/5
  • AYM Norm Denetimi E.2018/125 K.2020/4
  • AYM Norm Denetimi E.2020/2 K.2020/1

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.