KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2019
- Esas Sayısı
- 2019/20
- Karar Sayısı
- 2019/95
- R.G. Tarih – Sayı
- 11/2/2020 –
Karar Metni
3.191 kelime·16 dk okuma·24 bölüm
31036
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
Düzce 2. İş Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU
31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 53. maddesine 17/4/2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle eklenen ikinci fıkranın Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY: Ödenen emeklilik aylıkları ile sağlık giderlerinin borç çıkarılması işlemine karşı açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenen Kanun Hükmü
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 53. maddesi şöyledir:
“Sigortalılık hallerinin birleşmesi
MADDE 53- (Değişik birinci fıkra: 13/2/2011-6111/33 md.)
Sigortalının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan
sigortalılık statüleri ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statüsüne aynı
anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle aynı
maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer
alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi
halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı
sayılır. Ancak, sigortalılık hallerinin çakışması nedeniyle Kanunun 4 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalılığı esas
alınanlar, yazılı talepte bulunmak ve Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen
prime esas kazanç alt sınırı ve üst sınırına ilişkin hükümler saklı olmak
kaydıyla, esas alınmayan sigortalılık statüsü kapsamında talep tarihinden
itibaren prim ödeyebilirler. Bu şekilde ödenen primler; iş kazası ve meslek
hastalığı sigortasından sağlanan haklar yönünden, Kanunun 4 üncü maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık statüsünde, kısa vadeli
sigorta kollarından sağlanan diğer yardımlar ile uzun vadeli sigorta
kollarından sağlanan yardımlar yönünden ise Kanunun 4 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık statüsünde değerlendirilir. Bu
fıkra hükümlerine göre ödeme talebinde bulunulduğu halde ait olduğu ayı izleyen
ayın sonuna kadar ödenmeyen primlerin ödenme hakkı düşer. 4 üncü maddenin
birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi ile aynı maddenin
birinci fıkrasının (b) bendindeki diğer sigortalılık statülerine aynı anda tabi
olacak şekilde çalışılması durumunda, (b) bendinin (4) numaralı alt bendi
dışındaki diğer sigortalılık durumu, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b)
bendi kapsamında muhtar sigortalılığı ile aynı maddenin birinci fıkrasının (b)
bendindeki diğer sigortalılık statülerine aynı anda tabi olacak şekilde
çalışılması durumunda muhtar sigortalılığı dikkate alınır.
(Ek fıkra: 17/4/2008-5754/33 md.) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler.
(Ek fıkra: 17/4/2008-5754/33 md.) İsteğe bağlı sigortalı olanların 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamına tabi olacak şekilde çalışmaya başlamaları halinde, bu Kanunun 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası saklı kalmak kaydıyla isteğe bağlı sigortalılık hali sona erer.
Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık halleri ile 5 inci maddenin (a) ve (e) bentlerine tâbi sigortalılık hallerinin çakışması halinde, 4 üncü madde kapsamında sigortalı sayılır ve birinci fıkra hükmü uygulanır.
Birinci fıkra hükmü saklı olmak üzere sigortalının, bu madde hükmüne göre sigortalı sayılması gereken sigortalılık halinden başka bir sigortalılık hali için prim ödemiş olması durumunda, ödenen primler birinci fıkraya göre esas alınan sigortalılık hali için ödenmiş ve esas alınan sigortalılık halinde geçmiş kabul edilir.
(Değişik fıkra: 17/4/2008-5754/33 md.) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilk defa sigortalı sayılanlardan 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinden birden fazlasına tabi olarak çalışmış olanların yaşlılık aylığı bağlanma taleplerinde, en fazla sigortalılığın geçtiği sigortalılık hali, hizmet sürelerinin eşit olması ile malûllük ve ölüm halleri ile yaş haddinden re’sen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları sigortalılık halinin kanunla değiştirilmesi durumunda ise son sigortalılık hali esas alınır.”
B. İlgili Görülen Kanun Hükmü
Kanun’un ilgili görülen 4. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Sigortalı sayılanlar
MADDE 4- (Değişik: 17/4/2008-5754/2 md.)
Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından;
a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar,
b) Köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ise;
1) Ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar,
2) Gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar,
3) Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları,
4) Tarımsal faaliyette bulunanlar,
c) Kamu idarelerinde;
1) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olmayanlardan, kadro ve pozisyonlarda sürekli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar,
2) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine tabi olmayanlardan, sözleşmeli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86 ncı maddesi uyarınca açıktan vekil atananlar,
sigortalı sayılırlar.
…”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Serdar ÖZGÜLDÜR, Serruh KALELİ, Recep KÖMÜRCÜ, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Yıldız SEFERİNOĞLU’nun katılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine 14/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Berrak YILMAZ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Sınırlama Sorunu
3. Anayasa’nın 152. ve 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40.
maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, bu davada uygulanacak bir
kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı
görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi
olduğu kanısına varırsa bu hükümlerin iptalleri için Anayasa Mahkemesine
başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine
başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir
davanın bulunması ve iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması
gerekmektedir. Uygulanacak kural ise davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan
sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde
etki yapacak nitelikte bulunan kurallardır.
4. Başvuru kararında, 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesine 5754 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle eklenen “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler.” biçimindeki ikinci fıkranın iptali talep edilmiştir.
5. Bakılmakta olan dava, davacının hizmet akdiyle çalışmakta olduğu limited şirkete ortak olması nedeniyle fazla ödenen ve borç çıkarılan aylıklar ile yersiz sağlık giderlerinin geri alınması işlemine karşı açtığı menfi tespit davasıdır.
6. İtiraz konusu kural, 5510 sayılı Kanun’un 4.
maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında belirtilen kişilerin anılan
fıkranın (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemeyeceklerini hüküm altına
almaktadır. Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise bu
kişiler; köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi
adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek
kazancı nedeniyle gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar,
gelir vergisinden muaf olup esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar, anonim
şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş
komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma
iştiraklerinin tüm ortakları ve tarımsal faaliyette bulunanlar şeklinde
belirlenmiştir. Bu bağlamda itiraz konusu kural gereğince hizmet akdine bağlı
olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan söz konusu kişiler,
kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı hizmet akdi ile bir
veya birden fazla işveren tarafından sigortalı bildirilemeyecektir.
7. Bakılmakta olan davanın davacının hizmet akdiyle
çalışmakta olduğu Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer
alan “…diğer şirket … tüm ortakları,…” kapsamındaki limited şirket
ortağı olması nedeniyle 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının
(a) bendine göre sigortalı bildirilemeyeceği gerekçesiyle borç çıkarılan aylık
ve sağlık giderlerinin geri alınması işlemine karşı açılan menfi tespit davası
olduğu gözetildiğinde itiraz konusu kuralın bakılmakta olan davada limited
şirket tüm ortaklarıyla sınırlı olarak uygulanabileceği, Kanun’un 4. maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan ve limited şirkete ilişkin olmayan
diğer kuralların ise uygulanma imkânının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
8. Açıklanan nedenle Kanun’un 53. maddesinin itiraz konusu ikinci fıkrasının limited şirket tüm ortakları yönünden incelenmesi gerekir.
B. Genel Açıklama
9. 5510 sayılı Kanun’un kabul edilmesiyle daha önce yürürlükte olan sosyal sigorta sistemiyle ilgili kanunlar yürürlükten kaldırılmış ve sosyal sigorta sistemi 5510 sayılı Kanun’da yeniden düzenlenmiştir. Kanun’un 4. maddesinde ise kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından sigortalı sayılanlar üç kategori şeklinde belirlenmiştir. Buna göre Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının;
(a) bendinde hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların,
(b) bendinde köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, gelir vergisinden muaf olup esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar, anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları ile tarımsal faaliyette bulunanların,
(c) bendinde kamu idarelerinde 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olmayanlardan kadro ve pozisyonlarda sürekli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar ile 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine tabi olmayanlardan sözleşmeli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar ile 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 86. maddesi uyarınca açıktan vekil atananların, sigortalı sayılacağı hüküm altına alınmıştır.
10. 5510 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinde Kanun’un
yürürlüğe girdiği tarihten önce 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal
Sigortalar Kanunu ile 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal
Sigortalar Kanunu’na tabi olanlar Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendi kapsamında, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer
Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ve 5510 sayılı Kanun’la
mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına
Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu’na tabi olanlar Kanun’un 4. maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı
Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’na tabi olanlar ise Kanun’un 4.
maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilmiştir.
11. 5510 sayılı Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 53. maddesinde ise sigortalılık hâllerinin birleşmesi düzenlenerek birden fazla sigortalılık durumunda hangi sigortalılık statüsünün geçerli olacağı hakkında düzenlemeler yapılmıştır.
C. İtirazın Gerekçesi
12. Başvuru kararında özetle; Kanun’un 4. maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi
adına ve hesabına bağımsız çalışanların (a) bendi kapsamında hizmet akdiyle bir
veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılabildiği, bu durumda Kanun’un
53. maddesinin birinci fıkrası gereğince (a) bendi kapsamında sigortalı
sayıldığı, bununla birlikte itiraz konusu kural gereğince (b) bendi kapsamında
sayılanların kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı (a)
bendi kapsamında sigortalı bildirilemediği, kuralın birbirine benzer konumda
olan kişilerden bazılarının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilebilmesine,
bazılarının ise bu kapsamda sigortalı bildirilememesine sebep olması nedeniyle
eşitlik ilkesine aykırı olduğu, sosyal hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine göre
farklı uygulamayı haklı kılacak objektif bir nedenin bulunmadığı, tüm
bireylerin sosyal güvenlik anlamında eşit hak ve yükümlülüklere sahip olduğu,
benzer konumdaki bireyler açısından eşit olmayan bu kanuni düzenlemeyi haklı
gösterecek makul bir gerekçenin bulunmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2.
ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Ç. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
13. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 60. maddesi yönünden de incelenmiştir.
14. İtiraz konusu kural, Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanların -kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı- 4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemeyeceklerini hükme bağlamakta olup limited şirket tüm ortakları yönünden incelenmiştir.
15. Anayasa’nın 60. maddesinde “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir./Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” denmektedir. Buna göre sosyal güvenlik herkes için bir hak ve bunu gerçekleştirmek devlet için bir görevdir.
16. Sosyal güvenlik; bireylerin istek ve iradeleri dışında oluşan sosyal risklerin, kendilerinin ve geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerin üzerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı etkilerinin en aza indirilmesi, ayrıca sağlıklı ve asgari hayat standardının güvence altına alınmasıdır. Bu güvencenin gerçekleştirilebilmesi için sosyal güvenlik kuruluşları oluşturularak kişilerin yaşlılık, hastalık, malullük, kaza ve ölüm gibi sosyal risklere karşı asgari yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmaktadır. Kişilere sağlanan bu anayasal güvencelerin yaşama geçirilebilmesi için devlet tüm çalışanlara sosyal güvenlik hakkını sağlamak ve bunun için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.
17. 5510 sayılı Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 53. maddesinde sigortalılık hâllerinin birleşmesi düzenlenmektedir. Sigortalının çalıştığı süre içinde farklı zamanlarda farklı sigortalı statülerinde çalışmaları bulunabileceği gibi aynı zamanda farklı sigortalılık statüleri ile farklı işlerde çalışabilmesi de mümkündür. Bu bağlamda anılan maddede bir kimsenin aynı anda birden fazla sigortalılık ilişkisi içinde bulunması durumunda hangi sigortalılık statüsüne geçerlilik tanınacağına ilişkin düzenlemeler öngörülmektedir.
18. İtiraz konusu kuralla ise hizmet akdine
bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan limited şirket tüm
ortaklarının kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı Kanun’un
4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı
bildirilemeyecekleri düzenlenmek suretiyle bu kişiler Kanun’un 53. maddesinin
birinci fıkrasında yer alan genel kuralın kapsamı dışında bırakılmıştır.
Bununla birlikte Kanun’un 53. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan hüküm
gereğince birinci fıkra hükmü saklı olmak üzere sigortalının bu madde hükmüne
göre sigortalı sayılması gereken sigortalılık hâlinden başka bir sigortalılık
hâli için prim ödemiş olması durumunda, ödenen primler birinci fıkraya göre
esas alınan sigortalılık hâli için ödenmiş ve esas alınan sigortalılık hâlinde
geçmiş kabul edilecektir.
19. Devletin sosyal güvenlik sistemini
aktüeryal dengeleri gözetmek suretiyle bilimsel verilere göre belirlemesi,
makro planda aktüeryal dengenin bozulmasını önleyecek ve belirsizliklerden
koruyacak şekilde sistemi kurması ve buna göre gerekli yasal düzenlemeleri
yapması sosyal güvenlik alanındaki pozitif yükümlülüklerinin bir gereğidir. Bu
sistemin korunması Anayasa’nın 60. maddesinde yer alan sosyal güvenlik hakkının
güvenceye alınması için de zorunludur. Nesnel ve sürekli kurallarla sağlam
temellere oturtulmayan bir sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengeyi
bozabileceği, bunun da sosyal güvenlik sisteminin -bütün sigortalıların
durumlarını olumsuz etkileyecek şekilde- sürdürülemez bir duruma gelmesine
sebep olabileceği söylenebilir.
20. Anayasal ilkelere aykırı olmamak kaydıyla
birden fazla sigortalılık statüsünün birleşmesi hâlinde hangisine geçerlilik
verileceğini belirleme konusunda kanun koyucunun takdir yetkisi bulunmaktadır.
Dolayısıyla kişilerin sigortalılık statülerinin birleşmesi hâlinde hangisine
geçerlilik verileceğini ve bu bağlamda Sosyal Güvenlik Kurumunun sağlayacağı
haklardan yararlanmalarını öngören bir düzenleme getirilmesi sistemin doğal bir
sonucudur. Bu bağlamda kanun koyucu Kanun’un 53. maddesinin birinci fıkrasında
sigortalının 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan
sigortalılık statülerinin birleşmesi hâlinde sigortalı lehine bir düzenleme
yapmış ve daha lehe koşullara sahip (a) bendi kapsamındaki sigortalılığa
üstünlük tanımıştır. Bununla birlikte itiraz konusu kuralla hizmet akdine bağlı
olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan limited şirket tüm
ortaklarının, kendilerine ait veya ortağı oldukları işyerlerinden dolayı 4.
maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemeyecekleri
düzenlenmek suretiyle bu kişiler 53. maddenin birinci fıkrasında yer alan genel
kuraldan istisna tutulmuştur. Bu durumda ise Kanun’un 53. maddesinin beşinci
fıkrası gereğince sigortalının (a) bendi kapsamında ödediği prim bulunması
durumunda ödenen bu primler, esas alınan (b) bendi sigortalılık hâli için
ödenmiş ve esas alınan bu sigortalılık hâlinde geçmiş kabul edilmektedir.
21. Anayasa’nın 60. maddesi çerçevesinde
sosyal güvenlik hakkı kapsamında devlete yüklenen pozitif yükümlülükler yerine
getirilirken kanun koyucunun sigortalılık statülerinin birleşmesi hâlinde her
koşulda 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesinin birinci fıkrası kapsamında daha
lehe koşullara sahip sigortalılığa geçerlilik sağlamaya yönelik düzenleme yapma
zorunluluğunun bulunduğu söylenemez. Kanun koyucunun sosyal güvenlik sisteminin
sağlıklı bir şekilde işlemesini temin etmek amacıyla ihtiyaç duyduğu tedbirleri
alma konusunda geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır. Kurala konu istisnanın
Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan
sigortalıların (a) bendi kapsamındaki sigortalılık statüsüne girebilmek için
kendilerine ait veya ortağı oldukları limited şirketlerde gerçek durumu
yansıtmayan hizmet akdi yapmalarına, dolayısıyla haksız menfaat teminlerine
engel olmak amacıyla öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
22. Bu itibarla kişilerin sigortalılık statüsünü ortadan kaldıran veya kişileri sosyal sigortadan mahrum bırakan bir nitelik taşımayan ve kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında sosyal güvenlik sisteminin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesini sağlamak amacıyla öngördüğü anlaşılan kuralın anılan çerçevede sosyal güvenlik hakkını ihlal eden bir yönü bulunmamaktadır.
23. Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes,
dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri
sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir./ Kadınlar ve erkekler
eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla
yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak
yorumlanamaz./ Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul
ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine
aykırı sayılmaz./ Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz
tanınamaz./ Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde
eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” denilmek
suretiyle kanun önünde eşitlik ilkesine yer verilmiştir.
24. Anayasa’nın anılan maddesinde
belirtilen kanun önünde eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz
konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik
ilkesinin amacı aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme
bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını
önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı
kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun
önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına
gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik
kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı
hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik
ilkesi zedelenmez.
25. Sosyal güvenlik hakkı bağlamında eşitlik ilkesi yönünden yapılacak anayasallık denetiminde öncelikle Anayasa’nın 10. maddesi çerçevesinde aynı ya da benzer durumda bulunan kişilere farklı muamelenin mevcut olup olmadığı tespit edilmeli, bu bağlamda aynı ya da benzer durumdaki kişiler arasında sosyal güvenlik hakkı bakımından farklılık gözetilip gözetilmediği belirlenmelidir. Yapılacak bu belirlemenin ardından ise farklı muamelenin nesnel ve makul bir temele dayanıp dayanmadığı ve ölçülü olup olmadığı hususları irdelenmelidir.
26. Bu bağlamda sosyal güvenlik hakkının uygulanması bakımından Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan ve (a) bendi kapsamında hizmet akdiyle bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar ile (b) bendi kapsamında kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan ve ortak oldukları limited şirket tarafından (a) bendi kapsamında hizmet akdiyle çalıştırılanların karşılaştırma yapılmaya müsait olacak şekilde benzer durumda oldukları kabul edilebileceğinden kuralla bunlar arasında bir farklılık yaratıldığı söylenebilir.
27. Ancak eşitlik ilkesinin gereği olarak karşılaştırma yapılmaya müsait olacak şekilde benzer durumda olanlar arasından bir kısmı lehine getirilen farklı düzenlemenin kişilere bir ayrıcalık tanınması niteliğinde kabul edilmesi için nesnel ve makul bir temele dayanmaması gerekir.
28. İtiraz konusu kuralın sosyal güvenlik
sisteminin sağlıklı bir şekilde
sürdürülebilmesini sağlamak için uygulamada ortaya çıkabilecek haksız menfaat
teminlerini önlemeyi amaçladığı anlaşılmaktadır. Kanun koyucunun
devletin sosyal güvenlik ihtiyaçları çerçevesinde bu hizmetin daha iyi bir
şekilde yerine getirilmesini sağlamaya yönelik olarak limited şirket
ortaklarının kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı Kanun’un
4. maddesinin (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemeyecekleri yönünde
düzenlemeler öngörmesinin nesnel ve makul bir nedene dayanmadığı söylenemez. Bu
bağlamda itiraz konusu kuralın sosyal güvenlik hakkıyla bağlantılı olarak
eşitlik ilkesine de aykırı bir yönünün bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
29. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 10. ve 60. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususlar Anayasa’nın 60. maddesi kapsamında ele alınmış olduğundan Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
A. Esasına ilişkin incelemenin “limited şirket tüm
ortakları” yönünden yapılmasına,
B. “limited şirket tüm ortakları” yönünden
Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE,
25/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü
ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Recep
KÖMÜRCÜ
Üye
Serdar
ÖZGÜLDÜR
Üye
Burhan
ÜSTÜN
Üye
Engin
YILDIRIM
Üye
Hicabi
DURSUN
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer
TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Kadir
ÖZKAYA
Üye
Rıdvan
GÜLEÇ
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Üye
Yıldız
SEFERİNOĞLU
Üye
Selahaddin
MENTEŞ
Anayasa Mahkemesi, E. 2019/20, K. 2019/95, 25 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası