İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2019/59 K.2020/61

31321

Esas2019/59Karar2020/61Tarih22 Ekim 2020Okuma16 dk · 3.142 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
22 Ekim 2020
Esas Sayısı
2019/59
Karar Sayısı
2020/61
R.G. Tarih - Sayı
1/12/2020 -
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.142 kelime·16 dk okuma·12 bölüm

31321

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU: 9/6/1932

tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 9/5/2018 tarihli ve 7141 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle eklenen 362/a maddesinin Anayasa’nın 5., 10., 13. ve 35. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY: Ödenmemiş çek sebebiyle borçlu aleyhine uygulanan ihtiyati haciz kararına dayalı olarak icra memurluğunca alınan haciz kararlarının kaldırılması talebiyle yapılan şikâyet sonucunda itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un itiraz konusu 362/a maddesi şöyledir:

“Özel okullar ile özel öğrenci yurt ve benzeri kurumların taşınır ve taşınmaz mallarının haczi:

MADDE 362/a – (Ek: 9/5/2018-7141/1 md.)

8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren okullar ile 24/3/1950 tarihli ve 5661 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrenci Yurtları ve Aşevleri Hakkındaki Kanuna Ek Kanun kapsamında faaliyet gösteren özel öğrenci barınma hizmetleri veren yurt ve benzeri kurumların taşınır ve taşınmaz malları, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler hariç olmak üzere içinde bulunulan eğitim ve öğretim yılı sonunda haczedilir.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, Hasan Tahsin GÖKCAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Yıldız SEFERİNOĞLU’nun katılımlarıyla 30/5/2019 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural ve sınırlama sorunları görüşülmüştür.

2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine

göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun

veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi

hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi

olduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptalleri için Anayasa

Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir

mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve

mahkemenin görevine giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da

o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan

davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı

sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki kurallardır.

3. Başvuran Mahkeme, 2004 sayılı Kanun’un 362/a maddesinin iptalini talep etmiştir. İtiraz konusu kural 8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren okullar ile 24/3/1950 tarihli ve 5661 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrenci Yurtları ve Aşevleri Hakkındaki Kanuna Ek Kanun kapsamında faaliyet gösteren özel öğrenci barınma hizmetleri veren yurt ve benzeri kurumların taşınır ve taşınmaz mallarının, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’a göre yapılan takipler hariç olmak üzere içinde bulunulan eğitim ve öğretim yılı sonunda haczedileceğini hükme bağlamaktadır.

4. Bakılmakta olan davanın konusu ise ödenmemiş çek sebebiyle 5580 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren borçlu aleyhine uygulanan ihtiyati haciz kararına dayalı olarak icra memurluğunca alınan haciz kararlarının kaldırılması talebiyle yapılan şikâyet başvurusuna ilişkindir. Somut olayda uyuşmazlığın tarafları arasında 5661 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren özel öğrenci barınma hizmeti veren yurt ve benzeri bir kurum bulunmamaktadır.

5. Ayrıca bakılmakta olan davadaki uyuşmazlık 6183 sayılı Kanun kapsamındaki amme alacağının tahsili için yapılan bir takipten değil, kambiyo senedine dayalı özel hukuk ilişkisi kapsamında alınan ihtiyati haciz kararı sebebiyle gerçekleştirilen haciz işlemlerinden kaynaklanmaktadır.

6. Bu itibarla Kanun’un 362/a maddesinin “…ile 24/3/1950 tarihli ve 5661 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrenci Yurtları ve Aşevleri Hakkındaki Kanuna Ek Kanun kapsamında faaliyet gösteren özel öğrenci barınma hizmetleri veren yurt ve benzeri kurumların…” bölümü ile “…6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler hariç olmak üzere…” bölümünün bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle bu bölümlere ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.

7. Öte yandan Kanun’un

anılan maddesinin kalan bölümünde yer alan “…taşınır ve taşınmaz malları,…” ve

“…içinde bulunulan eğitim ve öğretim yılı sonunda haczedilir.” ibareleri

maddede belirtilen 5580 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren okulların

yanı sıra bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmayan 5661 sayılı Kanun

kapsamında faaliyet gösteren özel öğrenci barınma hizmetleri veren yurt ve

benzeri kurumlar yönünden de geçerli, ortak kural niteliğindedir. Bu itibarla

maddenin kalan bölümünün esasına ilişkin incelemenin bakılmakta olan davanın

konusu ve kapsamı gözetilerek “8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu

kapsamında faaliyet gösteren okullar…” ibaresi

yönünden yapılması gerekir.

8. Açıklanan nedenlerle 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 9/5/2018 tarihli ve 7141 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle eklenen 362/a maddesinin;

A. “…ile 24/3/1950

tarihli ve 5661 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrenci Yurtları ve Aşevleri Hakkındaki Kanuna Ek Kanun kapsamında faaliyet gösteren özel öğrenci barınma hizmetleri veren yurt ve benzeri kurumların…” bölümü ile “…6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takipler hariç olmak üzere…” bölümünün, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından, bu bölümlere ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

B. Kalan bölümünün

esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin “8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren okullar…” ibaresi yönünden yapılmasına,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

9. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatma KARAMAN ODABAŞI tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Anlam ve Kapsam

10. Kuralda 5580 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren okulların taşınır ve taşınmaz mallarının içinde bulunulan eğitim ve öğretim yılı sonunda haczedileceği öngörülmüştür. Kural “8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren okullar…” ibaresi yönünden incelenmiştir.

11. 5580 sayılı Kanun’un 1. maddesinin ikinci fıkrasında

Kanun’un kapsamı Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzel

kişileri veya özel hukuk hükümlerine göre yönetilen tüzel kişilerce açılan özel

eğitim kurumları ile yabancılar tarafından açılmış bulunan özel öğretim

kurumları olarak düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 2. maddesinin (c) bendinde

okul; özel eğitim, okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim ile Millî

Eğitim Bakanlığınca (Bakanlık) dönüşüm programına alınan kurumlardan 2018-2019

eğitim ve öğretim yılının sonuna kadar faaliyetleri devam eden ortaöğretim özel

okulları, (d) bendinde yabancı okullar; yabancılar tarafından açılmış özel okullar,

(e) bendinde ise azınlık okulları; Rum, Ermeni ve Musevî azınlıklar tarafından

kurulmuş, Lozan Antlaşması ile güvence altına alınmış ve kendi azınlığına

mensup Türkiye Cumhuriyeti uyruklu öğrencilerin devam ettiği okul öncesi

eğitim, ilköğretim ve ortaöğretim özel okulları olarak tanımlanmıştır.

12. Bu bağlamda 5580 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren okullar Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri veya özel hukuk hükümlerine göre yönetilen tüzel kişilerce açılan özel eğitim, okul öncesi, ilkokul, ortaokul, ortaöğretim, Bakanlıkça dönüşüm programına alınan kurumlardan 2018-2019 eğitim ve öğretim yılının sonuna kadar faaliyetleri devam eden ortaöğretim özel okulları ile yabancılar tarafından açılmış bulunan özel okullar ve azınlık okullarıdır.

13. Anılan Kanun’da bu Kanun kapsamında faaliyet gösteren

okullarda eğitim ve öğretim yılının hangi zaman dilimini ifade ettiği,

başlangıç ve bitiş tarihleri ile sonunun nasıl belirleneceğine ilişkin herhangi

bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Kanun’a dayanılarak hazırlanan, 20/3/2012

tarihli ve 28239 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Özel

Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin (Yönetmelik) 4. maddesinde ise öğretim yılı,

ders yılının başladığı tarihten ertesi ders yılının başladığı tarihe kadar

geçen süre olarak tanımlanmıştır. Kanun’un 14. maddesinin üçüncü fıkrasında

Kanun’da hüküm bulunmayan hususlarda, resmî öğretim kurumlarında uygulanan

mevzuat hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup resmî öğretim kurumlarına

ilişkin mevzuatta eğitim ve öğretim yılına ilişkin olarak benzer tanımlara yer

verilmiştir. Bakanlıkça eğitim ve öğretim yılı çalışma takvimlerine ilişkin her

yıl düzenli olarak çıkarılan genelgelerde de Yönetmelik’te yer alan tanıma

uygun olarak bir eğitim ve öğretim yılı sonu, takip eden eğitim ve öğretim

yılının başlangıcı olacak şekilde eğitim ve öğretim yılının başlayacağı zaman

ile bir sonraki eğitim ve öğretim yılının başlayacağı zaman belirlenmiştir.

14. 2004 sayılı Kanun’un 78. ve 85. maddeleri kapsamında

haciz, icra takibinin kesinleşmesinden sonra alacaklının talebi üzerine

borçlunun borcu karşılamaya yetecek kadar mal varlığına icra dairesince hukuken

el konulmasıdır. 78. maddeye göre haciz isteme hakkı, ödeme emrinin tebliği

tarihinden itibaren bir yıl geçmekle düşecek olup itiraz veya dava hâlinde

bunların gerçekleşmesinden hükmün kesinleşmesine kadar veya alacaklıyla

borçlunun icra dairesinde taksit sözleşmeleri yapmaları hâlinde taksit

sözleşmesinin ihlaline kadar geçen süre, bu sürenin hesaplanmasında dikkate

alınmayacaktır. Aynı maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarında haciz talebinin

kanuni süre içinde yapılmaması veya geri alındıktan sonra aynı süre içinde

yenilenmemesi hâlinde dosyanın işlemden kaldırılacağı, ilamsız takiplerde

yenileme talebi üzerine yeniden harç alınacağı ve yenileme masraf ve

harçlarının borçluya yüklenemeyeceği öngörülmüştür. Kanun’un 79. maddesi

uyarınca icra dairesi talepten itibaren üç gün içinde haciz işlemini

gerçekleştirecektir.

15. Kural, anılan Kanun’un “Hususi Hükümler” başlıklı On Yedinci Babında düzenlenmiş olup herhangi bir ayrım yapılmaksızın Kanun kapsamında haciz uygulaması yapılabilecek ilamsız icra, ilamlı icra, ihtiyati haciz gibi tüm hâllerde uygulama alanı bulacaktır.

16. Buna göre 5580 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren okulların taşınır ve taşınmaz malları yönünden 6183 sayılı Kanun’a göre yapılan takipler hariç olmak üzere takibin türünden bağımsız olarak gerçekleştirilecek tüm haciz işlemleri bakımından içinde bulunulan eğitim ve öğretim yılının sonunun beklenmesi gerekecektir. Taşınır ve taşınmaz malların içinde bulunulan eğitim ve öğretim yılı sonunda haczedilmesi mümkün olacağından kural mutlak surette bir haciz yasağı öngörmemekte; haciz yasağını içinde bulunulan eğitim ve öğretim yılı ile sınırlayarak haciz işlemini ileri bir tarihe ertelemektedir.

B. İtirazın

Gerekçesi

17. Başvuru kararında özetle; haciz yasağının eğitim

faaliyetlerine mahsus, eğitim hizmetlerine özgülenmiş ve fiilen eğitim

faaliyetlerinde kullanılan taşınır ve taşınmaz mallarla sınırlandırılmamasının

alacaklı ve borçlu arasındaki menfaat dengesini alacaklı aleyhine bozduğu ve

alacaklıya aşırı külfet yüklediği, diğer faaliyet konuları yanında eğitim veya

öğrenci barınma hizmetleri alanında da faaliyet gösteren kurumların diğer

faaliyetleri kapsamında yaptıkları işleri dolayısıyla oluşan borçlarının

tahsili yönünden diğer şirketlerden ayrıcalıklı konuma getirilmesinin eşitlik

ilkesine aykırı olduğu, eğitim faaliyetlerinin aksamaması ve olumsuz

etkilenmemesi bakımından taşınır ve taşınmaz mallar üzerindeki muhafaza ve

satış işlemlerinin ertelenmesi yeterli iken bir bütün olarak haciz yasağı

getirilmesinin ölçülülük ilkesiyle bağdaşmadığı ve eğitim öğretim yılı sonu

ibaresinin belirsiz olduğu belirtilerek kuralın Anayasa’nın 5., 10., 13. ve 35.

maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

18. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır. Cebri icra işlemlerinin ve bu kapsamda haczin dayanağını oluşturan alacağın/borcun alacaklı ve borçlunun mal varlığını etkilediği ölçüde mülkiyet hakkının kapsamına dâhil olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

19. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkına zarar

vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla sahibi olduğu şeyi

dilediği gibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve tasarruf etme imkânı veren

bir haktır. Bu bağlamda eğitim alanında faaliyet gösteren borçlunun taşınır ve

taşınmaz mallarını kullanma, semerelerinden yararlanma veya bunlar üzerinde

tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin haciz sebebiyle sınırlandırılması

borçlunun mülkiyet hakkından faydalanmasını engelleyebileceği gibi alacaklının mülkiyet

hakkı kapsamında bulunan alacağına kavuşmasını geciktirebilecek ve

zorlaştırabilecek olması nedeniyle belirli bir süreyle sınırlı olarak haciz

yasağının öngörülmesi, bir başka deyişle haciz işleminin gerçekleştirilmesinin

ileri bir tarihe kadar ertelenmesi de alacaklının mülkiyet hakkından gerektiği

gibi yararlanamamasına sebebiyet verebilecektir.

20. Anayasa’nın 5. maddesi insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayı devletin temel amaç ve görevleri arasında saymıştır. Devletin kişilerin mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanabilmeleri ve mülkiyet hakkının etkili bir şekilde korunması amacıyla yasal, idari, mali, yargısal ve diğer önlemleri alması gerekir.

21. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak

güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkının etkili bir şekilde korunabilmesi

yalnızca devletin bu hakka müdahaleden kaçınmasıyla sağlanamaz. Anayasa’nın 5.

ve 35. maddeleri uyarınca devletin mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin

pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır. Bu pozitif yükümlülükler kimi

durumlarda özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere mülkiyet

hakkının korunması için belirli tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir (AYM,

E.2019/11, K.2019/86, 14/11/2019, § 13; Eyyüp Boynukara, B. No:

2013/7842, 17/2/2016, §§ 39-40; Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik

Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi, B. No:

2014/8649, 15/2/2017, § 44).

22. Anayasa’nın anılan maddeleri uyarınca devletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde -özel kişiler arası uyuşmazlıklarla ilgili olsun ya da olmasın- yargı kararlarının uygulanması ve kişilerin alacaklarına kavuşması bakımından etkili bir icra sistemi kurma sorumluluğu bulunmaktadır. Özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülükleri, karşılıklı hak ve menfaatler dengesine dayanmaktadır. Alacakların icrasına ilişkin süreç bakımından da durum böyledir (Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti. [GK], B. No: 2014/17196, 25/10/2018, § 71; AYM, E.2019/11, K.2019/86, 14/11/2019, § 14).

23. Devlet bu sistemi kurarken gerek alacaklının gerekse

de borçlu ve ilgili üçüncü kişilerin hak ve menfaatlerini gözetmek, kişilerin

mülkiyet haklarının korunması için gerekli tedbirleri almak durumundadır. Buna

göre bir yandan alacaklının mülkiyet hakkı kapsamında bulunan alacağına

kavuşması için etkin bir icra yolunun oluşturulması, öte yandan da icradan

etkilenen borçlu ve ilgili diğer kişilere, mülkiyet haklarına yapılan

müdahalelerin keyfî veya hukuka aykırı olduğunu ileri sürebilmeleri için etkin

biçimde itiraz edebilme imkânının tanınması gerekmektedir (Hesna Funda

Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti., § 72; Nihal

Soydan, B. No: 2015/3112, 23/1/2019, § 35; AYM, E.2019/11, K.2019/86,

14/11/2019, § 15).

24. Alacağın ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra

takibinde alacaklı ve borçlunun mülkiyet hakkı çatışmaktadır. Bu nedenle icra

takip sürecinin alacaklı ve borçlu tarafın menfaatlerini dengeleyecek yolları

öngörmesi gerekmektedir. Bununla birlikte kanun koyucunun öngördüğü

düzenlemelerin menfaatler dengesinin kurulmasında taraflardan biri aleyhine

ölçüsüzlüğe neden olması mülkiyet hakkı yönünden pozitif yükümlülüklerle de

bağdaşmayabilir. Bu bağlamda her iki tarafın menfaatlerinin mümkün olduğunca

dengelenmesi ve sürecin taraflardan biri aleyhine ölçüsüz bir netice doğuracak

şekilde sonuçlandırılmaması gerekir. Menfaat dengesinin adil bir şekilde

kurulup kurulmadığının değerlendirilmesinde ise taraflara tanınan tüm

imkânların gözönünde bulundurulması zorunludur.

25. Kural olarak borçlunun mallarının haczedilmesinden önceki süreçte mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlanmamıştır. Haciz, borçlunun borca yetecek kadar mal varlığına hukuken el konulmasını sağlayan bir cebri icra işlemi olduğundan haciz işlemi ile birlikte borçlunun mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisi de kısıtlanacaktır. Bu durumda borçlu tasarruf yetkisini ancak alacaklının hacizle korunan haklarını bertaraf etmeyecek ölçüde kullanabilecek, tasarruf alacaklının haklarını ihlal ettiği ölçüde alacaklıya karşı geçersiz olacak ve alacaklı haczedilen malı takip hakkını koruyacaktır.

26. Haczin cebri icradaki yeri ve fonksiyonu dikkate alındığında içinde bulunulan eğitim ve öğretim yılı süresince haciz yasağı öngören kural sebebiyle alacaklının mülkiyet hakkı kapsamında bulunan alacağına kavuşması gecikebileceği gibi haciz yasağı öngörülen süre boyunca borçlunun tasarruf yetkisi sınırlandırılmamış olacağından haczin konusunu oluşturabilecek mal varlığı değerleri üzerinde gerçekleştirmesi muhtemel tasarruf işlemleri alacaklının alacağının cebri icra yoluyla elde edilmesini önemli ölçüde zorlaştırabilecektir.

27. 5580

sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren okullarda içinde bulunulan eğitim ve

öğretim yılı sonuna kadar haciz yasağı öngören kural öğrencilerin süreçten

olumsuz etkilenmelerinin ve mağdur olmalarının önlenmesini, Anayasa’nın 42.

maddesinde de güvence altına alınmış olan eğitim ve öğretim hakkı kapsamında

okullardaki eğitim ve öğretim sürecinin devamlılığının ve aksamadan

sürdürülmesinin sağlanmasını amaçlamaktadır. Bu bakımdan eğitim ve öğretim

hakkıyla uyumlu olarak birtakım tedbirlerin alınması, haciz işleminin etki ve

sonuçları dikkate alındığında anılan Kanun kapsamında faaliyet gösteren

okulların taşınır veya taşınmazları üzerinde gerçekleştirilecek haciz

işlemlerine birtakım sınırlamaların getirilmesi mümkündür.

28. Ancak itiraz konusu kuralda, içinde bulunulan eğitim

ve öğretim yılı içinde haczedilemeyecek taşınır ve taşınmaz mallar yönünden

hiçbir ayrım yapılmamıştır. Buna göre bu mallar eğitim ve öğretim hizmetlerine

özgülenmemiş veya eğitim ve öğretim faaliyetleriyle ilgisiz bulunsalar dahi

haczedilemeyeceklerdir. Yine Kanun kapsamında faaliyet göstermekle birlikte

başka alanlarda da faaliyet gösteren kişilerin eğitim ve öğretim

faaliyetleriyle ilgili bulunmayan diğer faaliyet alanlarıyla ilgili taşınır ve

taşınmaz malları da haczedilemeyecektir. Kural olarak tüm haciz işlemleri icra

memurluğunca fiilen el koyma veya muhafaza etme şeklinde

gerçekleştirilmemektedir. Bu bakımdan haczedilen malın niteliğine uygun olarak

çoğu zaman haciz işlemi ve buna bağlı olarak uygulanan muhafaza tedbirlerine

ilişkin aşamaların kolaylıkla birbirinden ayrıştırılması mümkün olabilmektedir.

Bu şekilde haciz işlemi gerçekleştirilmekle birlikte haczedilen malın nitelik

ve mahiyetine uygun düştüğü ölçüde haciz işlemine bağlı olarak uygulanan fiilen

el koyma gibi muhafaza tedbirlerine birtakım sınırlamalar getirilerek bir

yandan eğitim ve öğretim faaliyetlerinin aksamadan sürdürülmesi diğer yandan

borçlunun mal varlığını azaltmaya yönelik tasarruf işlemlerine karşı

alacaklının menfaatlerinin korunması mümkün olabilecektir.

29. Her ne kadar borçlunun haciz yasağı öngörülen süre

içinde mal varlığı üzerinde gerçekleştirebileceği tasarruf işlemlerine karşı

alacaklının 2004 sayılı Kanun hükümleri uyarınca cezai hükümlerin uygulanmasını

isteme veya iptal davası açabilme şeklinde hukuki imkânlara sahip olduğu düşünülebilir

ise de anılan hükümlerin uygulanabilmesi alacağın tahsil edilememiş olması

şartına bağlanmıştır. Bu bakımdan itiraz konusu kural sebebiyle haczedilme

imkânı ortadan kalkan bir mal için doğrudan dava yoluna başvurulması mümkün

olmadığı gibi, kural sebebiyle alacağın tahsilinde ciddi anlamda zorlanılmış

olması durumunda da dava açılamayacaktır. Ayrıca cezai hükümlerin doğrudan

alacağın tahsil edilmesini sağlayıcı bir fonksiyona sahip bulunmaması ve iptal

davasının belli şartların varlığına bağlı, özel ispat koşulları içeren bir dava

türü olduğu da dikkate alındığında anılan imkânlara sahip olunmasının alacaklı

yönünden yeterli hukuki güvenceyi sağladığı söylenemez.

30. Yine kuralın anılan Kanun kapsamında düzenlenen haciz isteme süresi, bu sürenin hesaplanması yönünden getirilen istisnalar, zamanında haciz istenmemesinin neticeleri, icra iflas hukukunda hacze bağlanan sonuçlar ile ihtiyati haciz kurumunun geçici hukuki koruma işlevi üzerindeki etki ve sonuçları dikkate alındığında cebri icra hukukundaki diğer pek çok alanda da alacaklı aleyhine sonuç doğurabileceği açıktır.

31. İtiraz konusu kural genel anlamda alacaklı ve borçlu arasında gözetilmesi gereken menfaat dengesini alacaklı aleyhine bozarak alacaklıya aşırı bir külfet yüklenmesine sebebiyet vermekte olup mülkiyet hakkı bağlamında tarafların çatışan menfaatlerini dengelemekten uzaktır.

32. Açıklanan nedenlerle kural, “8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren okullar…” yönünden Anayasa’nın 5. ve 35. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Kural, “8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren okullar…” yönünden Anayasa’nın 5. ve 35. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 10. ve 13. maddeleri yönünden incelenmemiştir.

IV. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU

33. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,

Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da

bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte

yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe

gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede

yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte; 6216

sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural

tekrarlanarak, Mahkemenin gerekli gördüğü

hâllerde Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının

yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği

belirtilmektedir.

34. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 9/5/2018 tarihli

ve 7141 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle eklenen 362/a maddesinin “8/2/2007

tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet

gösteren okullar…taşınır ve taşınmaz malları,…içinde bulunulan eğitim ve

öğretim yılı sonunda haczedilir.” bölümünün “8/2/2007 tarihli ve 5580

sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren okullar…”

yönünden iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını

ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın

153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin

(3) numaralı fıkrası gereğince iptal

hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra

yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na

9/5/2018 tarihli ve 7141 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle eklenen 362/a maddesinin

“8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında

faaliyet gösteren okullar…taşınır ve taşınmaz malları,…içinde bulunulan eğitim

ve öğretim yılı sonunda haczedilir.” bölümünün “8/2/2007 tarihli ve 5580

sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren okullar…”

yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,

iptal hükmünün, Anayasa’nın 153. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası

gereğince, KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK BİR YIL SONRA

YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, 22/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Hasan Tahsin GÖKCAN

Başkanvekili

Kadir ÖZKAYA

Üye

Burhan ÜSTÜN

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Hicabi DURSUN

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye Basri BAĞCI

Anayasa Mahkemesi, E. 2019/59, K. 2020/61, 22 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu: 9/6/1932
  5. I. İptali İstenen Kanun Hükmü
  6. II. İlk İnceleme
  7. A. “…ile 24/3/1950
  8. B. Kalan bölümünün
  9. III. Esasın İncelenmesi
  10. A. Anlam ve Kapsam
  11. B. İtirazın
  12. C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  13. IV. İptal Kararının Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu
  14. M. Emin KUZ
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2019/59
Karar No
2020/61
Tarih
22 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2020/14 K.2020/58
  • AYM Norm Denetimi E.2020/60 K.2020/54
  • AYM Norm Denetimi E.2019/7 K.2020/57
  • AYM Norm Denetimi E.2019/100 K.2020/62
  • AYM Norm Denetimi E.2020/78 K.2020/59
  • AYM Norm Denetimi E.2020/84 K.2020/64

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.