İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2019/79 K.2019/76

– 30947

Esas2019/79Karar2019/76Tarih19 Eylül 2019Okuma10 dk · 2.022 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
19 Eylül 2019
Esas Sayısı
2019/79
Karar Sayısı
2019/76
R.G. Tarih – Sayı
13/11/2019
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.022 kelime·10 dk okuma·24 bölüm

– 30947

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi sıfatıyla)

İTİRAZIN KONUSU: 22/11/2001

tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 291. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Dava açma süresinin geçmesinden önce...” ibaresinin Anayasa’nın 17., 35. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY

Ölen kocanın altsoyu tarafından açılan nesebin reddi davasında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ

A. İptali İstenen Kanun Hükmü

Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 291. maddesi şöyledir:

“D. Diğer ilgililerin dava hakkı

Madde 291- Dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hâllerinde kocanın altsoyu, anası, babası veya baba olduğunu iddia eden kişi, doğumu ve kocanın ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenmelerinden başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davasını açabilir.

Ergin olmayan çocuğa atanacak kayyım, atama kararının kendisine tebliğinden başlayarak bir yıl, (…) içinde soybağının reddi davasını açar.

Kocanın açacağı soybağının reddi davasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.”

B. İlgili Görülen Kanun Hükmü

Kanun’un ilgili görülen 289. maddesi şöyledir:

“Hak düşürücü süreler

Madde 289- Koca, davayı, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl, (…) içinde açmak zorundadır.

Çocuk, ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde dava açmak zorundadır.

Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa, bir yıllık süre bu sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, Hasan Tahsin GÖKCAN, Serdar ÖZGÜLDÜR, Recep KÖMÜRCÜ, Burhan ÜSTÜN, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Kadir ÖZKAYA, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ ve Yıldız SEFERİNOĞLU’nun katılımlarıyla 11/7/2019 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle sınırlama sorunu görüşülmüştür.

2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurular, itiraz yoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulayacağı kurallar ile sınırlıdır.

3. 4721 sayılı Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 291. maddesinin birinci fıkrası kocanın altsoyu, anası, babası veya baba olduğunu iddia eden kişi tarafından soybağının reddi davası açılabilmesinin süre ve koşullarını düzenlenmekte olup anılan fıkrada yer alan “Dava açma süresinin geçmesinden önce...” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.

4. Kocanın altsoyunun, anasının, babasının veya baba

olduğunu iddia eden kişinin soybağının reddi davası açabilmesi için öncelikle

kural uyarınca dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya

gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi

gerekmektedir. İtiraz konusu kural kocanın altsoyu, anası, babası veya baba

olduğunu iddia eden kişi tarafından açılan soybağının reddi davalarının tamamı

yönünden ortak ve geçerli kuraldır. Bakılmakta olan dava ise ölen kocanın

altsoyu tarafından açılmış soybağının reddi davasıdır. Bu itibarla itiraz

konusu kurala ilişkin esas incelemenin anılan fıkrada yer alan “…ölmesi…”

ve “…altsoyu…” ibareleri yönünden yapılması gerekmektedir.

5. Açıklanan nedenlerle 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 291. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Dava açma süresinin geçmesinden önce...” ibaresinin esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin anılan fıkrada yer alan “…ölmesi…” ve “…altsoyu,…” ibareleri yönünden yapılmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

6. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Yakup MACİT tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Genel Açıklama

7. 4721 sayılı Kanun’un soybağının kurulması hükümlerini düzenleyen 282. maddesinin ikinci fıkrasında; çocuk ile baba arasında soybağının ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulacağı belirtilmiştir. Kanun’un 285. maddesinin birinci fıkrasında, evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün içinde doğan çocuğun babasının koca olduğu, 286. maddesinde ise kocanın soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebileceği hüküm altına alınmıştır.

8. Kanun’un 289. maddesinde; kocanın soybağının reddi davasını, doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde açmak zorunda olduğu, gecikmenin haklı bir sebebe dayanması hâlinde bir yıllık sürenin bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir.

9. Kanun’un 286. ve 291. maddelerinde, koca dışında bağımsız olarak çocuğa soybağının reddi davası açabilme yetkisi tanınmıştır. Soybağının reddi davasıyla ilgili bu iki ana süjenin yanında Kanun’un 291. maddesinde kocanın altsoyu, anası, babası veya baba olduğunu iddia eden kişilerin de dava açılabilecekleri belirtilmiştir.

B. İtirazın Gerekçesi

10. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralda

kocanın altsoyu, anası, babası ve çocuğun gerçek babasının soybağının reddi

davası açmalarının kocanın dava açma süresinin sona ermesinden önce ölmesi

koşuluna bağlandığı, kocanın gerçek baba olmadığını öğrenmesine rağmen herhangi

bir nedenle dava açmaması durumunda ilgili kişilerin dava açma haklarının söz

konusu olamayacağı, ilgili kişilere kocadan bağımsız olarak soybağının reddi

davası açma hakkının tanınmaması nedeniyle gerçekte herhangi bir kan bağı

olmayan kişiler arasında hısımlık ilişkisinin kurulacağı, gerçek olmayan nüfus

kayıtlarının doğuracağı hukuki sonuçların kişilerin maddi, manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkı ile miras haklarını olumsuz yönde etkileyeceği,

ayrıca dava açma hakkının şarta bağlanmasının kişilerin hak arama hürriyetine

müdahale niteliğinde olduğu belirtilerek kuralın Anayasa’nın 17., 35. ve 36.

maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

11. İtiraz konusu kuralın yer aldığı Kanun’un 291. maddesinin birinci fıkrasında; kocanın altsoyu, anası, babası veya baba olduğunu iddia eden kişilerin dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi hâllerinde çocuğun doğumunu ve kocanın ölümünü sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenmelerinden başlayarak bir yıl içinde dava açabilecekleri hükme bağlanmıştır. Anılan fıkrada yer alan “Dava açma süresinin geçmesinden önce…” ibaresi itiraz konusu kural olup fıkrada yer alan “…ölmesi…” ve “…altsoyu,…” ibareleri yönünden incelenmiştir.

12. Anayasa’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı” başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir” denilmektedir. Buna göre kişinin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma hakkı birbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez ve vazgeçilmez temel haklardandır. Bu itibarla kişilerin yaşayışlarına ilişkin yasal düzenlemeler yaşama hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma haklarını zedeleyecek veya ortadan kaldıracak kuralları içermemelidir.

13. Anayasa’nın hak arama hürriyetine ilişkin 36. maddesinde herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip bulunduğu belirtilmiştir. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu, yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkının tanınması adil yargılanmanın ön şartını oluşturur.

14. İtiraz konusu kuralla diğer ilgililerin soybağının reddi davası açması, kocanın kanunda öngörülen bir yıllık dava açma sürenin dolmasından önce ölmesi şartına bağlanmıştır.

15. Bireyler; nüfus kayıtlarının doğru

tespit edilmesi suretiyle gerçek hısımlarını bilme, bunların getireceği

haklardan yararlanma ve belli şartlar altında bu yöndeki iddialarını yetkili

merciler nezdinde dile getirme konusunda haklara sahiptir. Bu kapsamda kocanın

altsoyu ile ortak soydan gelmeyen kişiler

arasında gerçeğe aykırı bir hısımlık ilişkisi kurulmasının ve altsoyun bu bağın

ortadan kaldırılmasını sağlayacak hukuksal yollara başvurma imkânına sahip

olmamasının bu kişilerin birtakım yükümlülüklere maruz kalması sonucunu

doğuracağı, bu durumun kişilerin maddi ve manevi varlığının korunması hakkı ile

hak arama hürriyetlerini etkileyeceği açıktır. Bununla birlikte bireylerin

sağlığında malvarlığı üzerinde serbestçe tasarrufta bulunma hakları ile evlat

edinme, tanıma, diğer soybağı ilişkilerinin niteliği dikkate alındığında

altsoya doğrudan dava açma imkânı tanınmamasının altsoyun miras hakkına

doğrudan bir etkisi olduğundan söz edilemez.

16. Anayasa’nın 17. maddesi, kişilerin maddi ve manevi

varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkı bağlamında devlete birtakım

pozitif yükümlülükler getirmektedir. Bu kapsamda devletin bireylerin kişilik

hakları çerçevesinde hukuki bir statü elde etmeleri ya da bunun sona

erdirilmesinde gerekli koşulları sağlaması gerekmektedir. Devletin bu konudaki

pozitif yükümlülüğü, bireylerin maddi ve manevi varlığının zarar görmesine

sebep olduğu ileri sürülen iddiaların tüm yönleriyle ortaya konulmasına fırsat

vermek ve bu konuda etkili bir yargısal sürecin başlatılması imkânını

sağlamaktır. Ancak öngörülen bu yükümlülüğün mutlak olmadığı, dolayısıyla

kapsam ve sınırlarının durumun koşulları dikkate alınarak tespit edilmesi

gerektiği açıktır.

17. Kocanın kendi soyundan gelmediğini bildiği bir çocuğu kabullenmesi veya başka bir nedenle hak düşürücü sürede soybağının reddi davası açmaması ya da çocuğu tanıması veya evlat edinmesi, başka bir ifadeyle kocanın bir çocukla hukuksal bir bağ kurma ile ilgili iradesi, tamamen kocanın ve çocuğun kişilik hakları çerçevesinde ele alınması gereken bir konudur. Bu nedenle soybağı ilişkisinin tesisi ve sona erdirilmesi, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olarak kabul edilmiştir.

18. Bu bağlamda kişiler arasındaki soybağının tanınması ve bunun hukuki sonuçlara bağlanması devletin pozitif yükümlülükleri arasında olduğu gibi gerçeği yansıtmayan soybağının düzeltilmesi imkânının bireylere sağlanması da Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında devlete yüklenen pozitif ödevlerdendir.

19. Kanun koyucu, 4721 sayılı Kanun’da kamu düzeniyle de ilgili olan soybağı ilişkisinin tesisi ya da ortadan kaldırılmasında bu ilişkinin asli unsurları olan koca ve çocuğa hak tanımış, soybağının reddi davası açmada doğal olarak bu süjelere aktif rol vermiştir. Bununla birlikte kocanın altsoyunun dava açma hakkının ancak kocanın bu hakkını kullanmadan ölmesi durumunda söz konusu olabileceği hüküm altına alınmıştır.

20. Soybağının reddi talebini ileri sürmenin şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olması, doğası gereği koca ve çocuk dışında diğer kişilerin soybağı ilişkinin tarafı olmamaları, kişilerin maddi ve manevi varlığının korunması hakkı bağlamında devletin pozitif yükümlülüğünün mutlak olmadığı gözönüne alındığında, Anayasa’nın 17. maddesi gereği devletin altsoya kocadan bağımsız olarak soybağını reddetme hakkı tanıması yükümlülüğünün bulunduğu sonucuna ulaşılamaz.

21. Bunun yanında Anayasa’nın 17. maddesinin soybağının sona erdirilmesinde kocanın altsoyuna mutlak ve koşulsuz bir hak tanınmasını güvence altına almadığı dikkate alındığında, bu hakkın usule ilişkin güvencesini oluşturan Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında kocanın altsoyuna bağımsız olarak soybağının reddi davası açma hakkının sağlanması yönünde anayasal bir zorunluluğun bulunduğu da söylenemez.

22. Açıklanan nedenlerle kural aynı fıkrada yer alan “…ölmesi…” ve “…altsoyu,…” ibareleri yönünden Anayasa’nın 17. ve 36. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

Hasan Tahsin GÖKCAN bu görüşe ek gerekçeyle katılmıştır.

Kuralın Anayasa’nın 35. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 291. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Dava açma süresinin geçmesinden önce...” ibaresinin anılan fıkrada yer alan “…ölmesi…” ve “…altsoyu,…” ibareleri yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE 19/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Zühtü

ARSLAN

Başkanvekili

Engin

YILDIRIM

Başkanvekili

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üye

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Üye

Recep

KÖMÜRCÜ

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Hicabi

DURSUN

Üye

Celal Mümtaz AKINCI

Üye

Muammer

TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Kadir

ÖZKAYA

Üye

Rıdvan

GÜLEÇ

Üye

Recai

AKYEL

Üye

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

EK GEREKÇE

Türk Medeni Kanunu’nun itiraz konusu kuralında soybağının reddi davasının kocanın altsoyu tarafından açılabilmesi, kocanın dava açması için kanunen öngörülen sürenin geçmesinden önce kocanın ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi halleri ile sınırlandırılmış ve bu hallerde kocanın altsoyunun, doğumu ve kocanın ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenme tarihinden itibaren bir yıl içinde soybağının reddi davası açılabileceği hükme bağlanmıştır.

Bu davaların açılabilmesinin ön şartını oluşturan, kocanın dava açma süresinin başlangıcı ise Kanun’un 287. maddesinde, kocanın “doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu öğrendiği tarih” olarak belirlenmiş ve kocanın bu tarihten itibaren bir yıl içinde dava açmak zorunda olduğu ifade edilmiştir.

İtiraz konusu kuralın, lafzı itibarıyla kocanın, doğumu

ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel

ilişkide bulunduğunu öğrenmeden önce ölmesi, sürekli olarak ayırt etme gücünü

kaybetmesi veya hakkında gaiplik kararı alınması hallerinde, dava açma

süresinin hiç başlamaması nedeniyle kocanın altsoyunun da soybağının reddi

davası açamayacağı ileri sürülebilir ise de kanunun amaçsal yorumu

yapıldığında, kanun koyucunun amacının, doğumun ve kocanın ölümünün, sürekli

olarak ayırt etme gücünü kaybettiğinin veya hakkında gaiplik kararı alındığının

öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde kocanın altsoyuna da dava açma hakkının

tanınması olduğu açıktır. Bu nedenle kocanın, doğumu ve baba olmadığını veya

ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu

öğrenmeden ölmesi, sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi veya hakkında

gaiplik kararı alınması hallerinde de kocanın altsoyunun itiraz konusu kural

uyarınca soybağının reddi davası açabilmelerinin mümkün olduğu açıktır.

İtiraz konusu kuralda, kararda belirtilen gerekçelerin yanı sıra yukarıda belirtilen husus yönünden de kocanın altsoyunun hak arama hürriyetinin ve mülkiyet hakkının Anayasa’ya aykırı şekilde sınırlanması söz konusu olmayıp Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerine aykırılık bulunmamaktadır.

Üye

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Üye

Selahaddin

MENTEŞ

Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN

Anayasa Mahkemesi, E. 2019/79, K. 2019/76, 19 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu: 22/11/2001
  5. Olay
  6. I. İptali İstenen Ve İlgili Görülen Kanun Hükümleri
  7. A. İptali İstenen Kanun Hükmü
  8. B. İlgili Görülen Kanun Hükmü
  9. II. İlk İnceleme
  10. III. Esasın İncelenmesi
  11. A. Genel Açıklama
  12. B. İtirazın Gerekçesi
  13. C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  14. Arslan
  15. Yıldırım
  16. Özgüldür
  17. Kömürcü
  18. Üstün
  19. Dursun
  20. Topal
  21. Özkaya
  22. Güleç
  23. Akyel
  24. Ek Gerekçe
  25. Seferinoğlu
  26. Menteş
  27. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2019/79
Karar No
2019/76
Tarih
19 Eylül 2019

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2019/53 K.2019/75
  • AYM Norm Denetimi E.2019/86 K.2019/68
  • AYM Norm Denetimi E.2019/91 K.2019/70
  • AYM Norm Denetimi E.2018/106 K.2019/80
  • AYM Norm Denetimi E.2019/70 K.2019/81
  • AYM Norm Denetimi E.2019/98 K.2019/78

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.