İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2020/75 K.2023/188

Engin ÖZKOÇ ile birlikte 134 milletvekili

Esas2020/75Karar2023/188Tarih8 Kasım 2023Okuma19 dk · 3.719 kelime

KÜNYE

İptal

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
8 Kasım 2023
Esas Sayısı
2020/75
Karar Sayısı
2023/188
R.G.Tarih-Sayı
23/1/2024-32438
Davasını açan
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY, Özgür ÖZEL,
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.719 kelime·19 dk okuma·17 bölüm

Engin ÖZKOÇ ile birlikte 134 milletvekili

İPTAL

DAVASININ KONUSU

23/7/2020 tarihli ve 7252 sayılı Dijital Mecralar Komisyonu Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 6. maddesiyle 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’na eklenen geçici 11. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Manisa ili Soma ilçesinde…”, “…yer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarında…”, “…13/5/2014 tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında…” ve “…kıdem tazminatını ve/veya iş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan…” ibarelerinin Anayasa’nın 2., 10., 35. ve 49. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.

I. İPTALİ

İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ

Kanun’un 6. maddesiyle 4857 sayılı Kanun’a eklenen dava konusu kuralların da yer aldığı geçici 11. madde şöyledir:

“Geçici Madde 11 – (Ek:23/7/2020-7252/6 md.)

Manisa

ili Soma ilçesinde Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumunun

taraf olduğu 3213 sayılı Kanun kapsamında imzalanmış rödovans sözleşmeleri kapsamında

yer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarında çalışan ve 13/5/2014

tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında kıdem tazminatına hak

kazanacak şekilde hizmet akdi sona erdirilen işçilerden kıdem tazminatını

ve/veya iş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan

tazminatını alamayanların bu tazminatları, bu maddenin yürürlük tarihinden

itibaren iki ay içinde Kuruma müracaat etmeleri halinde müracaat tarihinden

itibaren altı ay içinde Kurum tarafından ödenir. Yapılan ödeme nedeniyle Kurum,

rödovans sözleşmesinin tarafı olan ilgili şirketler ile bu şirketlerden tahsil

edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan tutar için kıdem tazminatına hak

kazanılacak şekilde iş sözleşmelerinin sona erdiği tarihten bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarihe kadar görev yapmış yönetim kurulu üyelerine rücu eder.”

II.

İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ ve Basri BAĞCI’nın katılımlarıyla 1/10/2020 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III.

ESASIN İNCELENMESİ

2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör Onur MERCAN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu kanun hükümleri, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Anlam ve Kapsam

3.

4857 sayılı Kanun’un geçici 11. maddesinin birinci fıkrasının birinci

cümlesinde, Manisa’nın Soma ilçesinde Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumunun

(Kurum) taraf olduğu 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanunu’na göre

imzalanmış rödovans sözleşmeleri kapsamında yer alan Işıklar, Atabacası ile

Geventepe ocaklarında çalışan ve 13/5/2014 tarihinde meydana gelen maden ocağı

kazası sonrasında kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde hizmet akdi sona

erdirilen işçilerden kıdem tazminatını ve/veya iş sözleşmesinin bildirim

şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminatını alamayanların bu tazminatlarının

anılan maddenin yürürlük tarihinden itibaren iki ay içinde Kuruma müracaat

edilmesi hâlinde müracaat tarihinden itibaren altı ay içinde Kurum tarafından

ödeneceği hükme bağlanmıştır. Söz konusu cümlede yar alan “Manisa

ili Soma ilçesinde…”, “…yer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarında…”,

“…13/5/2014 tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında…” ve “…kıdem

tazminatını ve/veya iş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden

kaynaklanan…” ibareleri dava konusu kuralları oluşturmaktadır.

4. Bu itibarla “Manisa ili Soma ilçesinde…”, “…yer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarında…” ve “…kıdem tazminatını ve/veya iş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan…” ibareleri uyarınca Kurum tarafından yalnızca Manisa’nın Soma ilçesinde yer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarında çalışan işçilere kıdem ve/veya ihbar tazminatı ile sınırlı bir ödeme yapılacaktır.

5. Dava konusu diğer kural olan “…13/5/2014 tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında…” ibaresine göre ise işçilerin kıdem ve/veya ihbar tazminatının Kurum tarafından ödenmesi sözleşmelerinin 13/5/2014 tarihinden sonra feshedilmesi şartına bağlanmıştır.

B. İptal Talebinin Gerekçesi

6.

Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kurallarda Kurum tarafından ödeme

yapılacak işçilere ilişkin Manisa’nın Soma ilçesinde çalışmaya yönelik yer

yönünden sınırlama getirildiği, ayrıca ödenecek alacakların da kıdem ve ihbar

tazminatlarıyla sınırlandığı, anılan sınırlamaların sosyal devlet ilkesiyle

bağdaşmadığı, söz konusu ilçe dışında çalışanların kuralların kapsamı dışında

bırakılmasının yanı sıra ödemenin yalnızca bir şirketin üç ocağında çalışan ve

iş sözleşmeleri 13/5/2014 tarihinden sonra feshedilen işçilerle sınırlı olarak

öngörülmesinin eşitlik ilkesiyle çeliştiği, işçi alacaklarının mülkiyet hakkı

kapsamında olduğu, kurallarla mülkiyet hakkı ve devletin çalışanları koruma

yükümlülüğünün de ihlal edildiği belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2., 10.,

35. ve 49. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

1. “Manisa ili Soma ilçesinde…”, “…yer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarında…” ve “…kıdem tazminatını ve/veya iş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan…” İbarelerinin İncelenmesi

7. Anayasa’nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal bir hukuk devleti olduğu hükme bağlanmak suretiyle devletin sosyal niteliği, başka bir deyişle sosyal devlet ilkesi anayasal güvence altına alınmıştır.

8. Anılan maddenin gerekçesine göre sosyal hukuk devleti; bizzat devletin koyduğu hukuk kurallarına uyacağı ve çalışan, çalıştığı hâlde elde ettiği ürün ile mutlu olabilmek için tasarladığı maddi ve manevi değerlere sahip olamayan kişilerin yardımcısı olacağı ilkesini belirtmektedir.

9. Bu bağlamda sosyal devlet; çalışma gücünden ya da imkânından yoksun olan kişileri koruyucu ekonomik tedbirler alan, sosyal risklerin yarattığı olumsuzlukları bertaraf edebilecek sistemler öngören, gelir dağılımının dengesini gözeten, kamu yararı gereği sosyal ve ekonomik ilişkilere müdahale edebilen, herkesin insan onuruna uygun asgari yaşam şartlarına sahip olması için çalışan, kişilerin hayatlarını sağlıklı şekilde sürdürebilmeleri, sağlıklarını kaybettiklerinde ise tedavileri için gerekli finansmanı sağlayacak yöntemleri geliştiren, topluma sağlıklı ve huzurlu bir gelecek vadeden devlettir (AYM, E.2022/15, K.2022/73, 1/6/2022 § 3).

10. Diğer yandan çalışanların ücret ve diğer parasal haklarını zamanında ve eksiksiz olarak tahsil edebilmelerine yönelik düzenlemelerin öngörülmesi de devletin sosyal niteliğinin bir görünümüdür.

11.

4857 sayılı Kanun’un geçici 11. maddesinin birinci fıkrasının dava konusu

kuralların da yer aldığı birinci cümlesinde Manisa’nın Soma ilçesinde

Kurumun taraf olduğu 3213 sayılı Kanun’a göre imzalanmış rödovans sözleşmeleri

kapsamında yer alan Işıklar, Atabacası ile Geventepe ocaklarında çalışan ve

13/5/2014 tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında kıdem

tazminatına hak kazanacak şekilde hizmet akdi sona erdirilen işçilerden kıdem

tazminatını ve/veya iş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden

kaynaklanan tazminatını alamayanların bu tazminatlarının anılan maddenin

yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki ay içinde Kuruma müracaat edilmesi

durumunda müracaat tarihinden itibaren altı ay içinde Kurum tarafından ödenmesi

öngörülmüştür.

12. Dava konusu “…kıdem tazminatını ve/veya iş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan…” ibaresi uyarınca maddede öngörülen işçilere Kurum tarafından ödenecek olan tazminat kıdem tazminatı ve/veya ihbar tazminatıdır. 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi haricindeki maddeleri 4857 sayılı Kanun’un 120. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış, kıdem tazminatı da 1475 sayılı Kanun’un yürürlükten kaldırılmayan 14. maddesinde düzenlenmiştir.

13.

Söz konusu maddenin birinci fıkrasında 1475 sayılı Kanun’a

tabi işçilerin hizmet akitlerinin; işveren tarafından anılan Kanun’un 17.

maddesinin (II) numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, işçi tarafından

Kanun’un 16. maddesi uyarınca, muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla, bağlı

bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya

sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak

amacıyla, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 60.

maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen

yaşlar dışında kalan diğer şartları veya anılan Kanun’un geçici 81. maddesine

göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim

ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleriyle işten ayrılmaları nedeniyle

feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kendi

isteğiyle sona erdirmesi ya da işçinin ölümü sebebiyle son bulması hâllerinde,

işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her

geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem

tazminatının ödeneceği, bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden

ödeme yapılacağı belirtilmiştir.

14. Öte yandan 4857 sayılı Kanun’un 17. maddesinin birinci

fıkrasında belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer

tarafa bildirilmesi gerektiği, ikinci fıkrasında ise iş sözleşmelerinin bildirimin

diğer tarafa yapılmasından başlayarak; işi altı aydan az sürmüş olan işçi için

iki hafta sonra, işi altı aydan bir buçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için dört

hafta sonra, işi bir buçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için altı

hafta sonra, işi üç yıldan fazla sürmüş işçi için sekiz hafta sonra feshedilmiş

sayılacağı öngörülmüştür. Anılan maddenin dördüncü fıkrasında ise bildirim

şartına uymayan tarafın bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat

ödemek zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.

15. Buna göre dava konusu “…kıdem tazminatını ve/veya iş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan…” ibaresi uyarınca geçici 11. madde kapsamına giren işçilere ödenecek olan tazminatlar 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 4857 sayılı Kanun’un 17. maddesinde düzenlenen tazminatlardır.

16. Anılan Kanun’un 2. maddesinin yedinci fıkrasında bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkinin asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğu, bu ilişkide asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak Kanun’dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu olduğu ifade edilmiştir.

17. Diğer yandan 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 357. maddesinin birinci fıkrasında ürün kirası, kiraya verenin, kiracıya, ürün veren bir şeyin veya hakkın kullanılmasını ve ürünlerin devşirilmesini bedel karşılığında bırakmayı üstlendiği sözleşme şeklinde tanımlanmıştır.

18. 3213 sayılı Kanun’un ek 7. maddesinin üçüncü fıkrasında maden ruhsatı sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişilerle yapmış oldukları rödovans sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinden doğacak 4857 sayılı Kanun ile iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili idari, mali ve hukuki sorumlulukların rödovansçıya ait olduğu ancak bu durumun ruhsat sahibinin 3213 sayılı Kanun’dan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağı hükme bağlanmıştır.

19. Adli yargı uygulamasında, ürün kirası sözleşmesine ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla uygulandığı rödovans sözleşmesinin tarafları arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunmadığı kabul edilmektedir (bu yöndeki kararlar arasından bkz. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E.2017/18930, K.2019/1127, 17/1/2019). Buna göre herhangi bir rödovans sözleşmesinin tarafı olan Kurum asıl işveren için öngörülen yükümlülüklere tabi olmayacaktır. Başka bir ifadeyle hukuksal şartları taşıyan geçerli bir rödovans sözleşmesi kapsamında işletilen maden ocaklarında çalışan işçilerin alacaklarını asıl işveren sıfatıyla Kurumdan tahsil edebilmeleri mümkün değildir.

20.

Dava konusu kuralların gerekçesinde, 4857 sayılı

Kanun’a geçici madde eklenmek suretiyle Manisa’nın Soma ilçesinde 13/5/2014

tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında Kurumun taraf olduğu

rödovans sözleşmeleri kapsamında yer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepe

ocaklarında çalışan ve kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde hizmet akdi sona

erdirilen işçilerden kıdem tazminatlarını alamayanların kıdem tazminatlarının

Kuruma müracaat etmeleri hâlinde Kurum tarafından ödenmesinin amaçlandığı

belirtilmiştir. Kurallara ilişkin değişiklik önergesinin gerekçesinde ise Kurum

tarafından gerçekleştirilen kıdem tazminatı ve iş sözleşmesinin bildirim

şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminat ödemeleri için Kuruma,

rödovans sözleşmesinin tarafı olan ilgili şirketler ile bu şirketlerden tahsil

edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan tutar için kıdem tazminatına hak

kazanılacak şekilde iş sözleşmelerinin sona erdiği tarihten bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarihe kadar görev yapmış yönetim kurulu üyelerine rücu

edebilme imkânının sağlandığı ifade edilmiştir.

21. Kuralların gerekçesinden Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarının rödovans sözleşmesi ile işletildiği anlaşılmaktadır. 3213 sayılı Kanun’un ek 7. maddesinin üçüncü fıkrası ve Yargıtay içtihatlarına göre söz konusu ocakların işletilmesi kapsamında yapılan rödovans sözleşmesinin tarafı olan Kurumun asıl işveren olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

22. Bu itibarla Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarında çalışmış işçilerin kıdem ve/veya ihbar tazminatını tahsil edebilme konusunda yaşayacakları mağduriyetin engellenmesi amacıyla öngörüldüğü anlaşılan kuralların sosyal devlet ilkesinin hayata geçirilmesine yönelik düzenleme niteliği taşıdığı açıktır. Başka bir ifadeyle devletin sosyal niteliği gözönünde bulundurulmak suretiyle anılan işçilere kıdem ve/veya ihbar tazminatlarını asıl işveren sıfatını haiz olmayan Kurumdan tahsil edebilme imkânı tanınmıştır.

23. Kuralların kapsamına giren ocaklarda çalışan işçilerin alacaklarını bu ocakları işleten ticaret şirketinden tahsil etmek amacıyla yargı mercilerine başvurmaları da mümkündür. Başka bir ifadeyle kurallarla söz konusu şirketin işçilerin alacaklarını ödeme yükümlülüğü ortadan kaldırılmamıştır.

24. Kanun koyucu sosyal devlet ilkesinin hayata geçirilmesine yönelik düzenlemelerde belirli bir takdir yetkisine sahiptir. Bu bağlamda hangi işçilerin ne tür alacaklarının Kurum tarafından ödeneceğini belirleme konusu da kanun koyucunun takdirindedir.

25. Kuralların kapsamında giren işçilere Kurum tarafından ödenecek olan kıdem ve/veya ihbar tazminatının toplam tutarının işçilerin ekonomik açıdan yaşadıkları mağduriyeti belirli oranda giderebilecek nitelikte olmadığı söylenemez. Bu nedenle Kurumun işçilere kıdem ve ihbar tazminatı ile sınırlı ödeme yapmasının sosyal devlet ilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

26. Diğer yandan kuralların kapsamına giren ocakların, kazanın meydana geldiği ocakta faaliyet gösteren ticaret şirketi tarafından rödovans sözleşmesiyle işletildiği gözetildiğinde yalnızca bu ocaklarda çalışan işçilerin kıdem ve/veya ihbar tazminatlarının Kurum tarafından ödenmesinin de sosyal devlet ilkesiyle çelişmediği sonucuna ulaşılmıştır.

27. Anayasa’nın

10. maddesinde “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî

inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde

eşittir./ Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin

yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik

ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz./ Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve

vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak

tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz./ Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya

sınıfa imtiyaz tanınamaz./ Devlet organları ve idare makamları bütün

işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek

zorundadırlar.” denilmiştir.

28.

Anayasa’nın anılan maddesinde belirtilen kanun önünde eşitlik ilkesi hukuksal

durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil hukuksal

eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesini amacı aynı durumda bulunan kişilerin

kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, kişilere ayrım

yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda

bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında

eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı

kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi

kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları

gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı

kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez (AYM, E.2017/47, K.2017/84, 29/3/2017, § 18; E.2020/95, K.2022/3, 26/01/2022, § 25).

29. Eşitlik ilkesi yönünden yapılacak anayasallık denetiminde

öncelikle Anayasa'nın 10. maddesi çerçevesinde aynı ya da benzer durumda

bulunan kişilere farklı muamelenin mevcut olup olmadığı tespit edilmeli, bu

bağlamda aynı ya da benzer durumdaki kişiler arasında farklılık gözetilip

gözetilmediği belirlenmelidir. Bundan sonra farklı muamelenin nesnel ve makul

bir temele dayanıp dayanmadığı, nihayetinde nesnel ve makul bir temele dayanıyorsa

söz konusu farklı muamelenin ölçülü olup olmadığı hususları irdelenmelidir.

Ölçülülük ilkesi, amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun bir dengenin

bulunması gereğini ifade eder. Diğer bir ifadeyle bu ilke, farklı muamelenin

öngörülen nesnel amaç ile orantılı olmasını gerektirmektedir (AYM, E.2016/205,

K.2019/63, 24/7/2019, § 65; E.2021/1, K.2021/32, 29/4/2021, § 32).

30. Manisa’nın Soma ilçesinde yer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarında çalışan işçiler ile bu ocaklar dışındaki ocaklarda çalışan işçilerin karşılaştırılmaya müsait şekilde benzer durumda bulunmadığı açıktır.

31. Öte yandan kuralların kapsamındaki ocaklarda çalışan ve kıdem ile ihbar tazminatı dışında alacağı bulunan işçiler ile kıdem ve/veya ihbar tazminatı alacağı bulunan işçilerin de eşitlik ilkesi bağlamında karşılaştırılması mümkün değildir. Başka bir ifadeyle kuralların kapsamındaki kıdem ve/veya ihbar tazminatı alacağı mevcut olan her işçi hakkında uygulanabilecek şekilde düzenlenen kuralların eşitlik ilkesiyle çelişen bir yönü bulunmamaktadır.

32. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İptalleri talebinin reddi gerekir.

Kuralların Anayasa’nın 35. ve 49. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 2. ve 10. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 35. ve 49. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

2. “…13/5/2014 tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında…” İbaresinin İncelenmesi

33. Dava konusu kural uyarınca Manisa’nın Soma ilçesinde yer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarında çalışan işçilerin kıdem ve/veya ihbar tazminatlarının Kurum tarafından ödenmesi için bu işçilerin sözleşmelerinin 13/5/2014 tarihinden sonra feshedilmiş olması gerekmektedir. Bununla birlikte anılan ocaklarda çalışmış ve sözleşmesi 13/5/2014 tarihinden önce sona erdiği hâlde kıdem ve/veya ihbar tazminatları ödenmemiş işçilerin de bulunabileceği açıktır.

34. Anılan maden işçileri ile kuralın kapsamındaki maden işçilerinin aynı maden ocaklarında çalıştırılmış olmaları ayrıca kıdem ve/veya ihbar tazminatı alacaklarının bulunması nedeniyle karşılaştırılmaya müsait şekilde benzer durumda bulundukları sonucuna ulaşılmıştır.

35. Sözleşmesi 13/5/2014 tarihinden sonra feshedilen işçilerin kıdem ve/veya ihbar tazminatı Kurum tarafından ödendiği hâlde bu tarihten önce feshedilen işçilere kıdem ve/veya ihbar tazminatlarına ilişkin Kurum tarafından ödeme yapılmasının öngörülmemesi nedeniyle karşılaştırılmaya müsait şekilde benzer durumda bulunan maden işçilerine farklı muamelenin yapıldığı kuşkusuzdur.

36. Kuralın kapsamına giren maden işçilerinin kıdem ve/veya ihbar tazminatlarının Kurum tarafından ödenmesi öngörülmek suretiyle tahsilat güçlüğü nedeniyle mağduriyet yaşamalarının engellenmesi hedeflenmiştir. Başka bir deyişle anılan maden işçilerine Kuruma başvuru imkânı tanınmak suretiyle kıdem ve/veya ihbar tazminatlarını herhangi bir külfete katlanmak zorunda kalmaksızın kısa sürede tahsil edebilme imkânı tanınmıştır.

37. İşçilerin kıdem ve/veya ihbar tazminatını tahsil etmede yaşayacağı güçlüğün sözleşmenin sona erdiği tarihle doğrudan ilgisi bulunmamaktadır. Başka bir ifadeyle işçilerin işten kazadan sonra veya önce ayrılmalarına bağlı olarak yaşayacağı tahsilat güçlüğünde bir farklılık bulunmayacaktır.

38. Bu itibarla sözleşmeleri 13/5/2014 tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası öncesinde sona erdiği hâlde kıdem ve/veya ihbar tazminatları ödenmemiş maden işçilerine Kuruma başvuru imkânı tanımayan kuralla öngörülen farklı muamelenin nesnel ve makul bir temele dayanmaması nedeniyle eşitlik ilkesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

39. Açıklanan nedenle kural, Anayasa’nın 10. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.

Yıldız SEFERİNOĞLU ve İrfan FİDAN bu görüşe katılmamışlardır.

Kural, Anayasa’nın 10. maddesine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın 2., 35. ve 49. maddeleri yönünden incelenmemiştir.

IV.

YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ

40. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralların uygulanmaları hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği belirtilerek yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

23/7/2020 tarihli ve 7252 sayılı Dijital Mecralar Komisyonu Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 6. maddesiyle 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’na eklenen geçici 11. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan;

A. “…13/5/2014

tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında…” ibaresine yönelik yürürlüğün durdurulması talebinin, koşulları oluşmadığından REDDİNE,

B. “Manisa

ili Soma ilçesinde…” , “…yer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarında…” ve “…kıdem tazminatını ve/veya iş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan…” ibarelerine yönelik iptal talepleri 8/11/2023 tarihli ve E.2020/75, K.2023/188 sayılı kararla reddedildiğinden bu ibarelere ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE,

8/11/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

23/7/2020 tarihli ve 7252 sayılı Dijital Mecralar Komisyonu Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 6. maddesiyle 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’na eklenen geçici 11. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan;

A. “Manisa

ili Soma ilçesinde…”, “…yer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarında…” ve “…kıdem tazminatını ve/veya iş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan…” ibarelerinin Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve iptal taleplerinin REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,

B. “…13/5/2014

tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Yıldız SEFERİNOĞLU ile İrfan FİDAN’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

8/11/2023 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY

GEREKÇESİ

1- Dava konusu kural uyarınca Manisa’nın Soma ilçesinde yer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarında çalışan işçilerin kıdem ve/veya ihbar tazminatlarının Kurum tarafından ödenmesi için bu işçilerin sözleşmelerinin 13/05/2014 tarihinden sonra feshedilmiş olması gerekmektedir.

2- Bununla birlikte 13/05/2014 tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası öncesinde sona erdiği halde kıdem ve/veya ihbar tazminatları ödenmemiş maden işçilerine Kuruma başvuru imkanı tanımayan kuralla öngörülen farklı muamelenin nesnel ve makul bir temele dayanmaması nedeniyle eşitlik ilkesini ihlal ettiği sonucuna vararak kuralın iptali gerektiği şeklindeki çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.

3- Dava konusu kural ile İş Kanunu’na geçici madde eklenerek, Manisa ili Soma ilçesinde 13/05/2014 tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumunun taraf olduğu rödovans sözleşmeleri kapsamında yer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarında çalışan ve kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde hizmet akdi sona erdirilen işçilerden kıdem tazminatı alamayanların kıdem tazminatlarının Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumuna müracaat etmeleri halinde Kurum tarafından ödenmesi amaçlanmıştır.

4- Kural ile, özellikle anılan şirketin kaza öncesinde iş akdi feshedilen işçileri değil, sadece “13/05/2014 tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde hizmet akdi sona erdirilen işçileri” kapsamına dahil ettiği dikkate alındığında “kazadan etkilenen işçilerin” bir de kaza nedeniyle şirketin mali olarak zora girmesinden kaynaklı olarak tazminatlarını alamaması nedeniyle ortaya çıkan ilave ekonomik zorluklarını gidermek olduğu anlaşılmaktadır.

5- Bu çerçevede, kazadan önce sözleşmesi feshedilen ve kaza sırasında şirketin işçisi olmaması nedeniyle kazadan doğrudan etkilenmeyen işçiler ile kazadan etkilenen şirket işçileri arasında farklılık oluşturulmasının makul ve haklı nedenin var olduğunu kabul etmek gerekir.

6- Anayasa’nın 65. maddesinin “Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir” hükmü dikkate alındığında farklılığın orantısız, nesnel ve makul bir temele dayanmadığı söylenemez.

7- Sonuç olarak, yukarıda açıklanan nedenlerle, kural ile öngörülen farklı muamelenin eşitlik ilkesini ihlal ettiği şeklindeki çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Hasan Tahsin GÖKCAN

Başkanvekili

Kadir ÖZKAYA

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Rıdvan GÜLEÇ

Üye

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Üye

Yıldız SEFERİNOĞLU

Üye

Selahaddin MENTEŞ

Üye

Basri BAĞCI

Üye

İrfan FİDAN

Üye

Kenan YAŞAR

Üye

Muhterem İNCE

KARŞIOY

GEREKÇESİ

4857

sayılı Kanun’un geçici 11. maddesiyle, 3213 sayılı Kanun’a göre

imzalanmış rödovans sözleşmeleri kapsamında yer alan bazı ocaklarda çalışan ve

13/5/2014 tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında kıdem

tazminatına hak kazanacak şekilde hizmet akdi sona erdirilen işçilerden kıdem

ve ihbar tazminatını alamayanların bu tazminatlarının, işverene rücu edilmek

üzere Kurum tarafından ödenmesi öngörülmüştür. Dava konusu “…13/5/2014

tarihinde meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında…” ibaresiyle

ise kıdem ve ihbar tazminatının Kurum tarafından ödenmesi imkânından

yararlanacakların kapsamı sözleşmeleri 13/5/2014 tarihinden sonra

feshedilenlerle sınırlandırılmıştır. Buna göre iş sözleşmesi bu tarihten önce

feshedilenlerin anılan imkândan yararlanması mümkün değildir.

Çoğunluk kararında, sözleşmesi 13/5/2014 tarihinden sonra feshedilen işçilerin kıdem ve ihbar tazminatı Kurum tarafından ödendiği hâlde sözleşmesi bu tarihten önce feshedilenlerin aynı imkândan yararlandırılmamasının farklı muamele teşkil ettiği belirtilmiş, bu farklı muamelenin makul ve nesnel bir temele dayanmaması nedeniyle eşitlik ilkesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

Vurgulamak gerekir ki Anayasa’nın 10. maddesi durumları aynı veya benzer olanlar arasında farklılık yaratılmasını mutlak olarak yasaklamamaktadır. Makul ve nesnel bir sebebe dayanmak koşuluyla durumları benzer veya aynı olanlar arasında orantılı farklılıklar oluşturulması eşitlik ilkesine aykırı olmayacaktır.

Benzer durumlara farklı muamelenin haklı bir temelinin bulunup bulunmadığının veya farklılığın ne dereceye kadar müstahak olacağının değerlendirilmesinde kanun koyucunun belli ölçüde takdir yetkisi bulunmaktadır. Bununla birlikte bu takdir yetkisinin kapsamı somut olayın özelliklerine ve farklı bir şekilde yararlandırılan hakkın niteliğine göre değişebilecektir (Nuriye Arpa, B. No: 2018/18505, 16/6/2021, § 59). Özellikle kanun koyucunun takdir yetkisinin geniş olduğu alanlarda farklı durum ve statüler oluşturulmasında ve oluşturulacak farklılığın derecesinin belirlenmesinde de takdir yetkisinin geniş olduğu kabul edilmelidir.

Sosyal

devlet ilkesi gereğince yapılacak yardımların kapsamının ve miktarının

belirlenmesi, kanun koyucunun takdirinin en geniş olduğu alanlardandır. 4857

sayılı Kanun’un geçici 11. maddesiyle getirilen, kıdem ve ihbar

tazminatlarının kurum tarafından ödenmesi imkânının sosyal devlet kapsamında

sağlanan bir kolaylık olduğu aşikardır. Dolayısıyla bu imkânın kapsamının

belirlenmesinde kanun koyucunun takdir yetkisi geniştir. Kanun koyucunun

özellikle iş sözleşmeleri 13/5/3014 tarihinde gerçekleşen elim kazadan sonra

feshedilenleri bu imkândan yararlandırmak istediği anlaşılmaktadır. Kıdem ve

ihbar tazminatlarının Kurum tarafından ödenmesi imkânının kapsamına sadece bu

olay sebebiyle mağdur olanların dahil edilmesinin meşru ve nesnel bir sebebe

dayandığı anlaşılmaktadır.

Ayrıca Kurum tarafından sağlanan imkânın işveren tarafından ödenmesi gereken kıdem ve ihbar tazminatlarıyla sınırlı olduğu, başkaca bir yardımın bu kural kapsamında sağlanmadığı ve 13/5/3014 tarihinden önce iş sözleşmesi feshedilenlerin kıdem ve ihbar tazminatını işverene karşı ileri sürme hakkına herhangi bir halel getirilmediği de gözetildiğinde oluşturulan farklılığın orantılı olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

Bu gerekçelerle, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.

Üye

Yıldız SEFERİNOĞLU

Üye

İrfan

FİDAN

Anayasa Mahkemesi, E. 2020/75, K. 2023/188, 8 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İptal
  4. Davasının Konusu
  5. I. İptali
  6. İstenen Kanun Hükümleri
  7. İlk İnceleme
  8. Esasın İncelenmesi
  9. Yürürlüğün Durdurulması Talebi
  10. A. “…13/5/2014
  11. B. “Manisa
  12. A. “Manisa
  13. B. “…13/5/2014
  14. Karşıoy
  15. Gerekçesi
  16. M. Emin KUZ
  17. Karşıoy
  18. Gerekçesi
  19. Fidan
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2020/75
Karar No
2023/188
Tarih
8 Kasım 2023

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2023/50 K.2023/202
  • AYM Norm Denetimi E.2023/106 K.2023/205
  • AYM Norm Denetimi E.2022/90 K.2023/201
  • AYM Norm Denetimi E.2020/66 K.2023/199
  • AYM Norm Denetimi E.2022/129 K.2023/189
  • AYM Norm Denetimi E.2019/113 K.2023/198

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.