KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar No
- 2022/94
- Karar tarihi
- 20 Temmuz 2022
- Esas Sayısı
- 2022/51
Karar Metni
2.400 kelime·12 dk okuma·11 bölüm
Karar Sayısı : 2022/94
Karar Tarihi : 20/7/2022
R.G. Tarih-Sayısı : 9/8/2022-31918
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
Antalya 2. Vergi Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU: 31/12/1960
tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 9/4/2003 tarihli ve 4842 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen 31. maddesinin;
1. Birinci fıkrasında yer alan “Çalışma gücünün…” ibaresinin,
2. Üçüncü fıkrasının,
Anayasa’nın 2., 5., 50. ve 73. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.
OLAY: Merkez Sağlık Kurulunca engellilik oranının düşürülmesi nedeniyle engellilik indiriminden yararlandırılmama işlemine karşı açılan davada itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN HÜKÜMLERİ
A. İptali İstenen Kanun Hükümleri
Kanun’un iptali talep edilen kuralların da yer aldığı 31. maddesi şöyledir:
“Engellilik indirimi:
Madde 31- (Değişik:9/4/2003-4842/3 md.)
Çalışma gücünün asgarî %80’ini kaybetmiş bulunan hizmet erbabı birinci derece (6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle değişen ibare. Yürürlük; 03.05.2013) engelli, asgarî % 60’ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ikinci derece (6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle değişen ibare. Yürürlük; 03.05.2013) engelli, asgarî % 40’ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ise üçüncü derece (6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle değişen ibare. Yürürlük; 03.05.2013) engelli sayılır ve aşağıda (6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle değişen ibare. Yürürlük; 03.05.2013) engellilik dereceleri itibariyle belirlenen aylık tutarlar, hizmet erbabının ücretinden indirilir.
Engellilik indirimi;
- Birinci derece (6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle değişen ibare. Yürürlük; 03.05.2013) engelliler için 440.000.000 lira (2.000),
- İkinci derece (6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle değişen ibare. Yürürlük; 03.05.2013) engelliler için 220.000.000 lira (1.170),
- Üçüncü derece (6462 sayılı Kanunun 1 inci maddesiyle değişen ibare. Yürürlük; 03.05.2013) engelliler için 110.000.000 lira (500) dır
Engellilik derecelerinin tespit şekli ile uygulamaya ilişkin esas ve usuller Maliye, Sağlık ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıklarınca bu konuda müştereken hazırlanacak bir yönetmelik ile belirlenir.”
B. İlgili Kanun Hükmü
Kanun’un 89. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Diğer indirimler
Madde 89- (Değişik:16/7/2004-5228/28 md.)
Gelir vergisi matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden aşağıdaki indirimler yapılabilir:
…
3. Serbest meslek faaliyetinde bulunan (…) engellilerin beyan edilen gelirlerine, 31 inci maddede yer alan esaslara göre hesaplanan yıllık indirim (Bu indirimden bakmakla yükümlü olduğu engelli kişi bulunan serbest meslek erbabı ile hizmet erbabı (tevkifat matrahı dahil) da yararlanır.).
…”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN ve Kenan YAŞAR’ın katılımlarıyla 21/4/2022 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Abdullah TEKBAŞ tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
3. 193 sayılı Kanun’un 31. maddesinde engelli hizmet erbabının ücret gelirine uygulanacak engellilik indirimi düzenlenmiştir.
4. Anılan maddenin birinci fıkrasında çalışma gücünün asgari %80’ini kaybetmiş bulunan hizmet erbabının birinci, asgari %60’ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabının ikinci, asgari %40’ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabının ise üçüncü derece engelli sayılacağı belirtilmiştir. Söz konusu fıkrada yer alan “Çalışma gücünün…” ibaresi itiraz konusu kurallardan ilkini oluşturmaktadır.
5. Maddenin ikinci fıkrasında da engellilik dereceleri itibarıyla uygulanacak indirim tutarlarına yer verilmiştir. Bu itibarla engel durumunun ağırlığına göre farklı indirim tutarları belirlenmek suretiyle engel oranı daha yüksek olanlara daha fazla indirim hakkı tanınmıştır. Ancak indirim hakkı her hâlükârda %40 ve üzerinde engeli bulunanlara tanınmış, %40’ın altında engeli bulunan hizmet erbabı için herhangi bir indirim hakkı tanınmamıştır.
6. Bu itibarla anılan fıkrada belirtilen maktu tutarlar, her ay engelli hizmet erbabının ücretinden düşülerek gelir vergisi matrahı hesaplanacaktır. Matrahtaki bu eksilme oranında engelli hizmet erbabının aynı ücret gelirini elde eden diğer kişilere göre daha az vergi ödemesi ve dolayısıyla daha fazla gelir elde etmesi mümkün olacaktır.
7. Maddenin itiraz konusu üçüncü fıkrasında ise engellilik derecelerinin belirlenme şekli ile uygulamaya ilişkin esas ve usullerin Hazine ve Maliye, Sağlık ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlıklarınca müştereken hazırlanacak bir yönetmelikle belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
8. Engellilik indiriminden engelli hizmet erbabının yanı sıra Kanun’un 89. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi gereğince engelli serbest meslek erbabı ile bakmakla yükümlü olduğu engelli kişi bulunan serbest meslek erbabı ile hizmet erbabı da yararlanabilecektir.
B. İtirazın Gerekçesi
9. Başvuru kararında özetle; verginin sosyal devlet
anlayışını sağlamanın araçlarından biri olduğu, engellilere yönelik mevzuatta
ve uluslararası sözleşmelerde yer alan düzenlemelerin amacının engellilerin
kendilerine yetebilen, toplumla kaynaşabilen, üretici bireyler olarak
yetişmelerini ve bu suretle eğitsel, kültürel, ekonomik ve sosyal
ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak olduğu, itiraz konusu kuralların
belirsiz olması nedeniyle uygulamada çalışma gücü kaybı oranının engellilik
oranından farklı belirlenebildiği, bu durumun engellilerin mağduriyetine neden
olduğu, sağlanacak destek için çalışma gücü kaybının esas alınmasının
engellilerin iş yaşamı dışında günlük yaşamlarında karşılaştıkları zorlukların
dikkate alınmamasına neden olduğu, engellilik oranının belirlenmesi konusunda
idareye düzenleme yapma yetkisinin tanınmasının engelliler aleyhine sonuç
doğurduğu belirtilerek kuralların Anayasa’nın 2., 5., 50. ve 73. maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
10. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kurallar, ilgileri nedeniyle Anayasa’nın 7. maddesi yönünden de incelenmiştir.
11. Anayasa'nın 7. maddesinde “Yasama
yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki
devredilemez.” denilmektedir. Yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet
Meclisine ait olması ve bu yetkinin devredilememesi, kuvvetler ayrılığı
ilkesinin bir gereğidir. Bu hükme yer veren Anayasa'nın 7. maddesinin
gerekçesinde yasama yetkisinin parlamentoya ait olması "demokrasi
rejimini benimseyen siyasi rejimlerde kaçınılmaz bir durum" olarak
nitelendirilmiştir. Ayrıca, gerekçede "Millet adına kanun koyma
yetkisini yasama meclisi yerine getirir. Bu yetki devredilemez. Ancak,
Anayasanın 99 ve 129 uncu maddeleri hükümleri saklıdır" denilmek
suretiyle bu ilkenin anlamı ve istisnaları belirtilmiştir. Madde gerekçesinden
de anlaşılacağı üzere, yasama yetkisinin devredilemezliği, esasen kanun koyma
yetkisinin TBMM dışında başka bir organca kullanılamaması anlamına gelmektedir.
Anayasa'nın 7. maddesi ile yasaklanan, kanun yapma yetkisinin devredilmesidir (AYM,
E.2011/42, K.2013/60, 9/5/2013; AYM, E.2021/73, K.2022/51, 21/04/2022, § 15).
12. Türevsel nitelikteki
düzenleyici işlemler bakımından yürütmenin düzenleme yetkisi; sınırlı,
tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu işlemler bakımından kural olarak
kanun koyucunun genel ifadelerle yürütme organını yetkilendirmesi yeterli
olmakla birlikte Anayasa’da kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda genel
ifadelerle yürütme organına düzenleme yapma yetkisi verilmesi yasama yetkisinin
devredilmezliği ilkesine aykırılık oluşturabilmektedir. Bu nedenle Anayasa’da
temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması, vergi ve benzeri mali
yükümlülüklerin konması ve memurların atanması, özlük hakları gibi münhasıran
kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda kanunun temel esasları, ilkeleri ve
çerçeveyi belirlemiş olması gerekmektedir. Anayasa koyucunun açıkça kanunla
düzenlenmesini öngördüğü konularda yasama organının temel kuralları saptadıktan
sonra uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmenin türevsel nitelikteki
işlemlerine bırakması, yasama yetkisinin devri olarak yorumlanamaz (AYM, E.2011/42, K.2013/60, 9/5/2013).
13. Anayasa’nın 73. maddesinin üçüncü fıkrasında "Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır." denilerek verginin kanuniliği ilkesi benimsenmiştir. Verginin kanuniliği ilkesi, takdire dayalı keyfî uygulamaları önleyecek sınırlamaların kanunda yer almasını gerektirmekte ve vergi yükümlülüğüne ilişkin düzenlemelerin konulması, değiştirilmesi veya kaldırılmasının kanun ile yapılmasını zorunlu kılmaktadır (AYM, E.2019/32, K.2021/54, 14/7/2021, § 5).
14. Verginin kanuniliği ilkesi, verginin
diğer esaslı unsurları yanında matrahtan yapılacak indirimlerin de kanunla
düzenlenmesini gerekli kılmaktadır. Bazı ekonomik, sosyal veya mali amaçlarla,
anayasal ilkelere bağlı kalmak şartıyla mali yükümlülüklerin kaldırılması
konusunda takdir yetkisi bulunan kanun koyucunun bu yetkisini birtakım kişi
veya kişi grupları lehine indirim tesis etmek yoluyla kullanması durumunda
indirime ilişkin hususların kanunilik ilkesi gereği kanunla düzenlenmesi
gerekmektedir. Söz konusu indirimin kanunla düzenlenmiş sayılabilmesi için
kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp kuralların keyfîliğe izin vermeyecek
şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması
gerekir (benzer yöndeki karar için bkz. AYM, E.2019/32, K.2021/54, 14/7/2021, §
7).
15. Esasen kanunun bu niteliklere sahip
olması, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de
bir gereğidir. Hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukuki belirlilik
ilkesi uyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden
herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net,
anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî
uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken
bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu
ilke hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve
işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu
güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM,
E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154).
16. Anayasa’nın 2. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti,
toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına
saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere
dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir. Sosyal devlet, insan
haklarına dayanan, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını
güvence altına alan, kişi hak ve özgürlükleriyle kamu yararı arasında adil bir
denge kurabilen, çalışma hayatını geliştirmek ve ekonomik önlemler almak
suretiyle çalışanlarını koruyan, onların insan onuruna uygun hayat
sürdürmelerini sağlayan, millî gelirin adalete uygun biçimde dağıtılması için
gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşama geçirebilen, sosyal
adaleti ve toplumsal dengeleri gözeten devlettir (AYM, E.2015/105, K.2016/133,
14/07/2016, § 18).
17. Çağdaş devlet anlayışı sosyal devletin tüm kurum ve kurallarıyla Anayasa’nın sözüne ve ruhuna uygun biçimde kurularak işletilmesini, bu yolla bireylerin refah, huzur ve mutluluğunun sağlanmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/105, K.2016/133, 14/07/2016, § 18). Böylelikle sosyal devletin herkes için insan haysiyetine yaraşır asgari bir hayat düzeyini gerçekleştirmesi gerekmektedir. Bu nedenle sosyal devletin sosyal ve ekonomik koşulları iyileştirmek biçiminde pozitif yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu kapsamda sosyal devletin özel olarak korunması gereken engellilere ilişkin pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır.
18. Sosyal devletin engellilere yönelik pozitif
yükümlülüklerine ilişkin olarak Anayasa’da çeşitli düzenlemelere yer
verilmiştir. Bu kapsamda 5. maddesinde kişinin
temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle
bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,
ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının
gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışma, 42. maddesinde özel eğitime ihtiyacı olanları topluma
yararlı kılacak tedbirleri alma, 50. maddesinde bedeni ve ruhi
yetersizliği olanların çalışma şartları bakımından özel olarak korunması,
61. maddesinde ise sakatların (engellilerin) korunmalarını ve toplum
hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alma yükümlülükleri devlete
yüklenmiştir. Anayasa’nın 10. maddesi gereğince engellilere ilişkin bu
görevlerin yerine getirilmesi için pozitif ayrımcılık içeren tedbirler eşitlik
ilkesine aykırı sayılmayacaktır.
19. Anayasa’nın 65. maddesi gereğince devlet sosyal alana
ilişkin Anayasa’da belirtilen bu görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun
öncelikleri gözeterek mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine
getirecektir. Bu kaynakları kullanarak ve anayasal ilke ve hükümlere aykırı
olmamak şartıyla engellilere yönelik tedbirlerin türüne ve ölçüsüne karar
vermek kanun koyucunun takdir yetkisindedir. Kanun koyucu bu yetkisini
kullanarak başta 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun
olmak üzere çeşitli kanunlarda engellilerin istihdamı, maaş ve sosyal destek
ödemeleri, emeklilik hakları, kullanacakları araçlar, engelliler lehine çevre
koşullarının uyumlaştırılması, bakım hizmetleri gibi pek çok konuda düzenleme
yaparak bir destek sistemi oluşturmuştur.
20. Anayasa’nın 61. maddesinin Danışma Meclisi
gerekçesinde de belirtildiği üzere bazı vergi ayrıcalıkları da engellilere
sağlanacak destekler arasında yer almaktadır. Buna göre vergi ayrıcalıklarının
sosyal devletin engellilere yönelik görevlerinin yerine getirilmesinin
araçlarından biri olarak kullanılması söz konusudur. Zira Anayasa’nın 73.
maddesinin ikinci fıkrasında “Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı,
maliye politikasının sosyal amacıdır.” denilmek suretiyle vergi yükünün
dağılımında maliye politikasının sosyal amaçları doğrultusunda sosyal adalet
anlayışının dikkate alınacağı belirtilmiştir. Başka bir deyişle bu ilkeye göre
devletin vergilendirme yetkisini kullanırken sosyal ödevlerini gözönünde
tutması gerekmektedir. Buna göre vergilendirilecek alanların seçimi ve vergi
yükünün adaletli ve dengeli dağılımı için yükümlülerin kişisel durumlarının
kanunlarda gözetilmesi gerekir. Sermaye iratlarının ücretlere göre farklı
vergilendirilmesi, en az geçim indirimi, artan oranlı vergilendirme, çeşitli
istisna ve muafiyet uygulamaları, vergi yükünün adalete uygun dağılımı ile mali
güce göre vergilendirmenin araçlarındandır (AYM,
E.2013/72, K.2013/126, 31/10/2013). Engellilere yönelik vergi ayrıcalıkları da
bu kapsamda vergi yükünün maliye politikasının sosyal amaçları doğrultusunda
dağıtılmasının araçlarından biri olarak ortaya çıkmaktadır.
21. Engellilerin vergi aracı kullanılarak desteklenmesine
yönelik olarak vergi kanunlarında lehe bazı düzenlemeler yapılmış olup bu
bağlamda dava konusu kuralla da çalışma gücünü belli oranlarda kaybeden hizmet
erbabı engelliler için belli maktu tutarların vergi matrahından indirileceği
hüküm altına alınmıştır. Böylelikle engelli hizmet erbabının gelir vergisi
matrahının bir kısmı vergi dışı tutularak diğer hizmetlilere göre daha az vergi
ödemesi suretiyle parasal olarak desteklenmesine yönelik bir düzenlemeye yer
verilmiştir. Bu suretle hayatlarını sürdürebilmek için diğer bireylere göre
farklı ihtiyaçları bulunan engellilere parasal destek sağlanarak engelli
olmayan bireylerle aynı standartlarda yaşamlarını sürdürmelerine katkı
sağlanması amaçlanmıştır.
22. Engellilere yönelik farklı desteklerin türü ve miktarının belirlenmesinde dikkate alınan temel unsur engellilik oranıdır. 193 sayılı Kanun gibi başka bazı kanunlarda da engellilik oranının belirlenmesine ilişkin ayrıntılı düzenlemelerin yönetmeliklerle yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Dava konusu üçüncü fıkra gereğince de engellilik derecelerinin tespit şekli ile uygulamaya ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenecektir.
23. 5378 sayılı Kanun’un 5. maddesine göre bireyin engelliliğini ve engellilikten kaynaklanan özel ihtiyaçlarını belirleyen derecelendirmeler, sınıflandırmalar ve tanımlamalarda uluslararası temel yöntemler esas alınacaktır. Anılan Kanun’un genel kanun olması ve 193 sayılı Kanun’da aksine bir hüküm bulunmaması nedeniyle itiraz konusu fıkra uyarınca çıkarılacak yönetmelikte de gerektiği ölçüde uluslararası standartların dikkate alınacağı kuşkusuzdur.
24. Engellilere yönelik farklı kanunlarla düzenlenen
desteklerin kullandırılmasında engellilik oranının gözetilecek olması ve 193
sayılı Kanun’un 31. maddesinin başlığında “Engellilik indirimi” ibaresi
kullanılmışken içeriğinde çalışma gücü kaybına yer verilmişse de çalışma gücü
kaybının engellilik oranından farklı olduğuna/farklı belirleneceğine dair bir
düzenlemeye yer verilmemiş olması karşısında çalışma gücü kaybı ile engellilik
oranının aynı şeyleri ifade etmediği ileri sürülemez. Çalışma gücü
ibaresinin 31. maddeyle sağlanan desteğin çalışmakta olan engellilere yönelik
olması dolayısıyla tercih edildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kuralın
belirsiz ve engellilik oranı ile çalışma gücü kaybının farklı şeyler olduğu
söylenemez.
25. Öte yandan engellilik indiriminin düzenlendiği 31.
madde ve 89. maddenin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi birlikte
gözetildiğinde; engellilik indiriminin muhatabının, konusunun, uygulanması için
gerekli çalışma gücü kaybı oranlarının, bu oranlara göre uygulanacak indirim
miktarlarının, indirimin uygulanma zamanının ve diğer hususların Kanun’da
açıkça düzenlendiği; buna karşılık engellilik oranlarının tespiti ile bazı
ikincil hususlarla ilgili düzenleme yapma yetkisinin idareye bırakıldığı
görülmektedir. Oldukça ayrıntılı biçimde belirlenmesi ve güncel gelişmelere
bağlı olarak gözden geçirilerek güncellenmesi gereken engellilik oranlarıyla
ilgili esasların teknik ve uzmanlığa ilişkin hususlar olmadığı, bunların idareye
bırakılmasının vergilerin kanuniliği ilkesiyle bağdaşmadığı ve yasama
yetkisinin devri niteliğinde olduğu söylenemez.
26. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 7. ve 73. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Kuralların Anayasa’nın 2. ve 5. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 7. ve 73. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. ve 5. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralların Anayasa’nın 50. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
A. Birinci
fıkrasında yer alan “Çalışma gücünün...” ibaresinin,
B. Üçüncü
fıkrasının,
Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE 20/7/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
Kadir ÖZKAYA
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Hicabi DURSUN
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye Basri BAĞCI Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR
Anayasa Mahkemesi, E. 2022/51, K. 2022/94, 20 Temmuz 2022 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası