KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 13 Eylül 2023
- Esas Sayısı
- 2022/70
- Karar Sayısı
- 2023/152
- R.G. Tarih - Sayı
- 27/10/2023 - 32352
- İptal davasını açan
- Türkiye
Karar Metni
4.793 kelime·24 dk okuma·17 bölüm
Büyük Millet Meclisi üyeleri Engin ALTAY, Özgür ÖZEL, Engin ÖZKOÇ ile birlikte 133 milletvekili
İPTAL DAVASININ KONUSU
24/3/2022 tarihli ve 7392 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15. maddesiyle 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 77. maddesinin (12) numaralı fıkrasına eklenen beşinci, altıncı, yedinci, sekizinci ve dokuzuncu cümlelerin Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 2., 5., 6., 7., 10., 13., 17., 22., 26., 28., 35., 36., 38., 40., 48., 90., 123., 125., 153., 167. ve 172. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talebidir.
I. İPTALİ
İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un 15. maddesiyle 6502 sayılı Kanun’un 77. maddesinin dava konusu cümlelerin eklendiği (12) numaralı fıkrası şöyledir:
“(12) Bu Kanunun 61 inci maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket eden reklam verenler, reklam ajansları ve mecra kuruluşları hakkında durdurma veya aynı yöntemle düzeltme veya idari para cezası ve gerekli görülen hâllerde de üç aya kadar tedbiren durdurma cezası uygulanır. Reklam Kurulu, ihlalin niteliğine göre bu cezaları birlikte veya ayrı ayrı verebilir. Aykırılık;
a) Yerel düzeyde yayın yapan televizyon kanalı aracılığı ile gerçekleşmiş ise on bin Türk Lirası,
b) Ülke genelinde yayın yapan televizyon kanalı aracılığı ile gerçekleşmiş ise iki yüz bin Türk Lirası,
c) Süreli yayınlar aracılığıyla gerçekleşmiş ise (a) ve (b) bentlerinde belirtilen cezaların yarısı,
ç) Yerel düzeyde veya uydu üzerinden yayın yapan radyo kanalı aracılığı ile gerçekleşmiş ise beş bin Türk Lirası,
d) Ülke genelinde yayın yapan radyo kanalı aracılığı ile gerçekleşmiş ise elli bin Türk Lirası,
e) Uydu üzerinden yayın yapan televizyon kanalı veya internet aracılığı ile gerçekleşmiş ise elli bin Türk Lirası,
f) Kısa mesaj aracılığı ile gerçekleşmiş ise yirmi beş bin Türk Lirası,
g) Diğer mecralar aracılığı ile gerçekleşmiş ise beş bin Türk Lirası,
idari para cezası verilir. Reklam Kurulu, idari işleme
konu ihlalin bir yıl içinde tekrar edilmesi hâlinde yukarıda belirtilen idari
para cezalarını on katına kadar uygulayabilir. (Ek cümleler:24/3/2022-7392/15 md.) Bu cezalarla
birlikte aykırılığın internet ortamı üzerinden gerçekleştirilmesi hâlinde,
ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL vb. şeklinde)
erişimin engellenmesine Reklam Kurulu tarafından karar verilebilir. Ancak,
teknik olarak ihlale ilişkin içeriğe erişimin engellenmesi yapılamadığı veya
ilgili içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla ihlalin önlenemediği durumlarda,
internet sitesinin tümüne yönelik olarak erişimin engellenmesi kararı
verilebilir. Bu karar uygulanmak üzere 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet
Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen
Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 6/A maddesi gereğince Erişim
Sağlayıcıları Birliğine gönderilir. Bu karara karşı sulh ceza hakimliğine
başvurulabilir. Sulh ceza hakimliğince verilen karara karşı 4/12/2004 tarihli
ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz edilebilir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN ve Kenan YAŞAR’ın katılımlarıyla 1/6/2022 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine, yürürlüğü durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Dava dilekçesi ve ekleri, Raportör İsmail Emrah PERDECİOĞLU tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, dava konusu kanun hükümleri, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Genel Açıklama
3. 6502 sayılı Kanun’un 1. maddesinde anılan Kanun’un amacının kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemek olduğu ifade edilmiştir.
4. Kanun’un 63. maddesi uyarınca ticari reklamlarda uyulması gereken ilkeleri belirleme ve haksız ticari uygulamalara karşı tüketiciyi korumaya yönelik düzenlemeleri yapma, bu hususlar çerçevesinde inceleme ve gerektiğinde denetim yapma, inceleme ve denetim sonucuna göre durdurma veya aynı yöntemle düzeltme veya idari para cezası veya gerekli görülen hâllerde de üç aya kadar tedbiren durdurma cezası verme hususlarında görevli bir Reklam Kurulu (Kurul) oluşturulmuştur.
5. Anılan maddenin (2) numaralı fıkrasında Kurul
başkanlığının Ticaret Bakanı tarafından görevlendirilecek ilgili Genel Müdür
tarafından yürütüleceği hüküm altına alınmıştır. Bu çerçevede söz konusu
fıkrada Kurulun; Ticaret Bakanlığının ilgili Genel Müdür yardımcıları arasından
görevlendireceği bir üye, Adalet Bakanlığının bu Bakanlıkta idari görevlerde
çalışan hâkim veya savcılar arasından görevlendireceği bir üye, Tarım ve Orman
Bakanlığının görevlendireceği bir üye, Sağlık Bakanlığının görevlendireceği bir
üye, Kültür ve Turizm Bakanlığının görevlendireceği bir üye, Radyo ve
Televizyon Üst Kurulunun görevlendireceği bir üye, Türk Standartları
Enstitüsünden bir üye, Ankara, İstanbul ve İzmir büyükşehir belediyelerinin
kendi aralarından seçeceği bir üye, Yükseköğretim Kurulunun reklamcılık,
iletişim veya ticaret hukuku alanında uzman öğretim üyeleri arasından
görevlendireceği bir üye, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin, Türkiye Medya
ve İletişim Meclisi üyeleri arasından görevlendireceği bir üye, Türkiye Esnaf
ve Sanatkârları Konfederasyonunun görevlendireceği bir üye, Tüketici Konseyinin
Konseye katılan tüketici örgütü temsilcileri arasından seçeceği bir üye, reklam
verenler derneklerinin veya varsa üst kuruluşlarının seçeceği bir üye,
reklamcılar derneklerinin veya varsa üst kuruluşlarının seçeceği bir üye, Türk
Eczacıları Birliğinin görevlendireceği eczacı bir üye, Türk Diş Hekimleri
Birliğinin görevlendireceği diş hekimi bir üye, Türk Tabipleri Birliği Merkez
Konseyinin görevlendireceği doktor bir üye ve Türkiye Barolar Birliğinin
görevlendireceği avukat bir üye olmak üzere başkan dâhil on dokuz üyeden
oluştuğu düzenlenmiştir.
6. Maddenin (4) numaralı fıkrasına göre Kurul üyeleri üç yıl süreyle görev yapacak, (5) numaralı fıkrasına göre Kurul, Başkan dâhil en az on bir üyenin hazır bulunmasıyla toplanacak ve toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar verecektir.
B. Anlam ve Kapsam
7. 6502 sayılı Kanun’un 77. maddesinde anılan Kanun hükümlerine aykırılık hâllerinde uygulanacak yaptırımlar düzenlenmiştir. Söz konusu maddede idari para cezası veya hapis cezasının verilmesi, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri uygulanması, yayın durdurma kararının verilmesi, internet içeriğine erişimin engellenmesi, haksız ticari uygulamanın durdurulması kararının verilmesi şeklinde yaptırımlar yer almaktadır.
8. Anılan maddenin (12) numaralı fıkrasında Kanun’un 61. maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket eden reklam veren, reklam ajansı ve mecra kuruluşu hakkında durdurma veya aynı yöntemle düzeltme veya idari para cezası ve gerekli görülen hâllerde de üç aya kadar tedbiren durdurma cezasının uygulanacağı belirtilmiştir. Söz konusu fıkranın bentlerinde aykırılığın gerçekleştiği mecraya göre farklılaşan tutarlarda uygulanacak idari para cezası miktarları gösterilmiş, aykırılığa sebep ihlalin bir yıl içinde tekrarı durumunda Kurula idari para cezalarını on katına kadar uygulayabilme yetkisi tanınmıştır.
9. Bu çerçevede fıkranın dava konusu beşinci cümlesinde aynı fıkrada düzenlenmiş olan cezalarla birlikte aykırılığın internet ortamında gerçekleştirilmesi hâlinde Kurul tarafından ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL vb. şeklinde) erişimin engellenmesine karar verilebileceği belirtilmektedir. 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (p) bendinde URL adresi, “İlgili içeriğin internette bulunduğu tam internet adresi…” şeklinde tanımlanmıştır.
10. Fıkranın dava konusu altıncı cümlesinde teknik olarak
ihlale ilişkin içeriğe erişimin engellenmesinin yapılamadığı veya ilgili
içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla ihlalin önlenemediği durumlarda; internet
sitesinin tümüne yönelik olarak erişimin engellenmesi kararının verilebileceği,
dava konusu yedinci cümlesinde bu kararın uygulanmak üzere 5651 sayılı Kanun’un
6/A maddesi gereğince Erişim Sağlayıcıları Birliğine gönderileceği, dava konusu
sekizinci cümlesinde bu karara karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulabileceği,
dava konusu dokuzuncu cümlesinde ise sulh ceza hâkimliğince verilen karara
karşı 5/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri
uyarınca itiraz edilebileceği öngörülmektedir.
11. Aykırılığın internet ortamında gerçekleşmesi hâlinde dava konusu kuralların uygulanmasına neden olacak yükümlülükler 6502 sayılı Kanun’un 61. maddesinde gösterilmiştir. Söz konusu maddede ticari reklamın tanımı yapılmış, ticari reklamın niteliklerine ilişkin ilke ve esaslar ile yasak eylemler düzenlenmiştir.
12. Bu kapsamda anılan maddenin (1) numaralı fıkrasında ticari reklamın tanımı yapılmıştır. Buna göre ticaret, iş, zanaat veya bir meslekle bağlantılı olarak bir mal veya hizmetin satışını ya da kiralanmasını sağlamak, hedef kitleyi oluşturanları bilgilendirmek veya ikna etmek amacıyla reklam verenler tarafından herhangi bir mecrada yazılı, görsel, işitsel ve benzeri yollarla gerçekleştirilen pazarlama iletişimi niteliğindeki duyurular ticari reklamdır.
13. Maddenin (2) numaralı fıkrasında ticari reklamların Kurulca belirlenen ilkelere, genel ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, doğru ve dürüst olmalarının esas olduğu; (3) numaralı fıkrasında tüketiciyi aldatıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve engellileri istismar edici ticari reklam yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.
14. (4) numaralı fıkra uyarınca reklam olduğu açıkça belirtilmeksizin yazı, haber, yayın ve programlarda, mal veya hizmetlere ilişkin isim, marka, logo veya diğer ayırt edici şekil veya ifadelerle ticari ünvan veya işletme adlarının reklam yapmak amacıyla yer alması ve tanıtıcı mahiyette sunulması örtülü reklam olarak kabul edilir ve her türlü iletişim aracında sesli, yazılı ve görsel olarak örtülü reklam yapılması yasaktır.
15. (5) numaralı fıkrada aynı ihtiyaçları karşılayan ya da aynı amaca yönelik rakip mal veya hizmetlerin karşılaştırmalı reklamının yapılabileceği, (6) numaralı fıkrada reklam verenlerin ticari reklamlarında yer alan iddiaların doğruluğunu ispatla yükümlü oldukları, (7) numaralı fıkrada reklam verenlerin, reklam ajansları ve mecra kuruluşlarının bu madde hükümlerine uymakla yükümlü oldukları, (8) numaralı fıkrada ise ticari reklamlara ilişkin getirilecek sınırlamalar ile bu reklamlarda uyulması gereken usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği öngörülmüştür.
16. Bu itibarla dava konusu kurallar uyarınca 61. maddede belirtilen anılan yükümlülüklere internet ortamında aykırı davranılması hâlinde Kurul tarafından erişimin engellenmesi kararı verilebilecek ve bu karara yönelik itiraz süreci işletilebilecektir.
C. İptal Talebinin Gerekçesi
17. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralların
Kurula erişimin engellenmesi kararı vermesine imkân sağladığı ancak Kurulun bu
yetkisini sınırlayan net, açık, anlaşılır herhangi bir ölçüte veya yaptırımın
kademeli olarak uygulanmasını sağlayacak güvencelere yer verilmediği, bu
durumun internet sitelerine yönelik keyfî uygulamaların ortaya çıkmasına neden
olacağı, kurallarla temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına karşın sınırlama
ölçütlerine uyulmadığı, internet sitesine tümden erişimin engellenmesi
kararının verilmesi durumunda sitede yer alan diğer içerik sahiplerinin de
mağduriyetine neden olunacağı, erişim engellenmesi kararlarına karşı öngörülen
itiraz yolunun aynı eylemden kaynaklanan diğer yaptırımlar için başvurulacak
itiraz yolundan farklı nitelikte olmasının uygulamada sorun oluşturacağı,
hukuka aykırı biçimde alınacak erişimin engellenmesi kararlarıyla tüketicilerin
bilgilenmesinin önleneceği, reklam verenler yönünden belirsizlik ve haksız
rekabet sorunu yaratılacağı belirtilerek kuralların Anayasa’nın Başlangıç kısmı
ile 2., 5., 6., 7., 10., 13., 17., 22., 26., 28., 35., 36., 38., 40., 48., 90.,
123., 125., 153., 167. ve 172. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Ç. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
1. Kanun’un 15. Maddesiyle 6502 Sayılı Kanun’un 77. Maddesinin (12) Numaralı Fıkrasına Eklenen Beşinci ve Altıncı Cümlelerin İncelemesi
18. Anayasa’nın 26. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.” hükmüne yer verilmek suretiyle ifade özgürlüğü güvence altına alınmıştır.
19. İfade özgürlüğü; kişinin haber ve bilgilere,
başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden
dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli
yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına
aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir (Medya Gündem Dijital Yayıncılık
Ticaret A.Ş. [GK], B. No: 2013/2623,
11/11/2015, § 27). Anayasa’nın anılan maddesinde ifade özgürlüğünün
kullanımında başvurulabilecek araçlar söz, yazı, resim veya başka yollar
olarak ifade edilmiş ve başka yollar ifadesiyle her türlü ifade aracının
anayasal koruma altında olduğu gösterilmiştir (Medya Gündem Dijital
Yayıncılık Ticaret A.Ş., § 29).
20. İfade özgürlüğü, Anayasa’da güvence altına alınan diğer hak ve özgürlüklerin önemli bir kısmı ile doğrudan ilişkilidir. Görsel ve yazılı medya araçları yoluyla fikir, düşünce ve haberlerin yayılmasını güvence altına alan basın özgürlüğü de ifade özgürlüğünün kullanılma araçlarından biridir. Nitekim internet, başta ifade özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin kullanılması bakımından önemli bir değere sahip bulunmakla birlikte haber ve fikirlerin iletilmesinde ve alınmasında önemli bir işlev de görmektedir (Yaman Akdeniz ve diğerleri, B. No: 2014/3986, 2/4/2014 §§ 37, 39; Youtube Llc Corporation Service Company ve diğerleri [GK], B. No: 2014/4705, 29/5/2014; §§ 50, 52).
21. 6502 sayılı Kanun’un 77. maddesinin (12) numaralı
fıkrasının dava konusu beşinci cümlesiyle Kurula, anılan Kanun’un “Ticari
Reklam” başlıklı 61. maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırılık
hâllerinin internet ortamında gerçekleşmesi durumunda ihlalin gerçekleştiği
yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak erişimin engellenmesi kararı verme imkânı
tanınmıştır. Kuralda ayrıca “…(URL vb. şeklinde)…” ibaresine yer
verilmiştir. URL adresinin, 5651 sayılı Kanun’un 2. maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (p) bendindeki tanımı dikkate alındığında dava konusu kuralın,
Kurula doğrudan ticari reklam bağlamındaki içeriğe sınırlı olarak erişim
engelleme kararı verilebilmesinin ötesinde bu türden içeriğin yer aldığı yayın,
kısım, bölümün tamamına dönük erişim engelleme kararı verebilme yetkisini
tanıdığı anlaşılmaktadır.
22. 6502 sayılı Kanun’un 77. maddesinin (12) numaralı fıkrasının dava konusu altıncı cümlesiyle de Kurula, dava konusu beşinci cümledeki usul ile ihlale ilişkin içeriğe erişim engellemesi yapılamadığı veya ilgili içeriğe erişimin engellense dahi ihlalin önlenemediği durumlarda internet sitesinin tümüne yönelik erişimin engellenmesi kararı verilebilme yetkisi tanınmıştır.
23. Bu çerçevede dava konusu kuralların Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünü sınırladığı anlaşılmaktadır.
24. Anayasa'nın 48. maddesinde “Herkes dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir./ Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır.” denilmek suretiyle çalışma ve özel teşebbüs kurma özgürlüğü güvence altına alınmıştır.
25. Dava konusu kurallar Kurula, 6502 sayılı Kanun’un 61. maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırılık hâllerinin internet ortamında gerçekleşmesi durumunda erişimin engellenmesi kararı verme yetkisi tanımıştır. Dolayısıyla erişimin engellenmesi kararı verilmesini gerektiren Kanun’a aykırılık hâllerine reklam verenlerce, reklam ajanslarınca ve mecra kuruluşlarınca sebep olunabileceği anlaşılmaktadır. Bu itibarla kurallar uyarınca Kurul tarafından verilebilecek erişimin engellenmesi kararlarının öncelikle ticari reklam bağlamındaki içeriklere dönük olacağı açıktır.
26. Ticari reklamlarla reklama konu mal ve hizmetlerin satışının arttırılması hedeflenmekte; ticari reklamlar gelişen rekabet ortamında firmaların konumlanabilmek, satış amaçlarını gerçekleştirmek ve geliştirmek için pazarlamaya yönelik iletişim araçları biçiminde kullanılmaktadır. Ticari reklamların hedefleri ve bunlardan elde edilmesi beklenen faydalar dikkate alındığında, kurallarda düzenlendiği üzere Kurul tarafından verilebilecek erişimin engellenmesi kararları ifade özgürlüğüne müdahale niteliğinde olmasının yanı sıra reklam verenlerin Anayasa’nın 48. maddesinde güvence altına alınmış olan çalışma ve özel teşebbüs kurma özgürlüğünü de sınırlamaktadır.
27. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir. Buna göre temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir.
28. Bu kapsamda Anayasa’nın anılan maddesi uyarınca ifade özgürlüğü ile çalışma ve özel teşebbüs kurma özgürlüğünü sınırlamaya yönelik kanuni düzenlemelerin şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir.
29. Esasen
temel hakları sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olması, Anayasa’nın 2.
maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk
devletinin temel unsurlarından olan hukuki belirlilik ilkesi uyarınca kanuni
düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve
kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel
olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem
içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin
sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk normlarının
öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini,
devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden
kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98, 4/5/2017, §§ 153, 154).
Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen
kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesi
ışığında yorumlanmalıdır (AYM, E.2018/163, K.2020/13, 19/2/2020, § 14).
30. Kurallarla öngörülen erişimin engellenmesi yaptırımının 6502 sayılı Kanun kapsamında internet ortamında yer alan hatalı, yanlış, yanıltıcı ticari reklamlara yönelik müdahale amacıyla anılan Kanun’un 61. maddesinde gösterilen yükümlülüklere aykırılık hâlleriyle sınırlı biçimde uygulanabileceği herhangi bir tereddüde yer bırakmayacak biçimde açık, net, anlaşılabilir ve belirli olarak düzenlendiği görülmektedir. Bu itibarla kurallarda temel hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması gerektiğine ilişkin anayasal ilkeye aykırı bir yön bulunmamaktadır.
31. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında ifade özgürlüğünün millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabileceği hükme bağlanmıştır.
32. Kurallar ile Kurula, Kanun’un 61. maddesinde açıkça
gösterilen yükümlülüklere aykırılık teşkil eden ticari reklamlardan kaynaklı
olarak erişimin engellenmesi kararı verme yetkisinin tanınmasıyla tüketiciyi
aldatıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, can ve mal
güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi
özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve
engellileri istismar edici içeriklerin yayımının önlenmesi suretiyle kamu
düzeninin sağlanmasının ve kişilik hakları ile başkalarının şöhret ve
haklarının korunmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla kurallarla
ifade özgürlüğüne yönelik öngörülen sınırlamanın anayasal anlamda meşru bir
amaca dayandığı sonucuna ulaşılmıştır.
33. Anayasa’nın 48. maddesinde çalışma ve özel teşebbüs kurma özgürlüğü için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da o hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevler, özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebilir.
34. Anayasa’nın 167. maddesinin birinci fıkrasında “Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiilî veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler.” düzenlemesine yer verilmek suretiyle devletin ekonomik hayatın işleyişini düzenlemek ve gerektiğinde bu alana müdahale etmekle yükümlü kılındığı anlaşılmaktadır.
35. Anayasa’nın 172. maddesinde devletin
tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirleri alacağı, tüketicilerin
kendilerini koruyucu girişimleri teşvik edeceği ifade edilerek tüketicilerin haklarının
korunmasına ilişkin doğrudan ve özel bir düzenlemeye yer verilmiştir. Anılan
maddenin gerekçesinde de özetle tüketicilerin korunmasının tüketici toplumu
diye adlandırılan belirli bir gelişmişlik seviyesindeki ülkelerde ortaya çıkmış
olmakla birlikte- bu ölçüde gelişmemiş ülkelerde de toplumsal bir sorun
olduğunun sonradan görüldüğü ve bu konuda getirilecek tedbirlerin tüketicileri
koruyacağı, tüketicinin korunmasının bir serbest piyasa ekonomisi tedbiri
olduğu, her şeyden önce tüketicilerde tüketici bilincinin oluşturulması
gerektiği, devletin tüketicileri koruyucu başka tedbirler de alabileceği
belirtilmiştir (AYM, E.2016/162, K.2017/156, 15/11/2017, § 8).
36. Kurallarda öngörülen erişimin
engellenmesi yaptırımı, Kanun’un 61. maddesinde düzenlenen yükümlülüklere
aykırılık hâllerinde uygulanabilecektir. Söz konusu yükümlülükler, ticari
reklamların Kurulca belirlenen ilkelere, genel ahlaka, kamu düzenine, kişilik
haklarına uygun, doğru ve dürüst olmalarını, tüketiciyi aldatıcı veya onun
tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, can ve mal güvenliğini
tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu
sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve engellileri istismar edici
olmamalarını; örtülü reklam yapılmamasını ve ayrıca reklam verenlerin ticari
reklamlarında yer alan iddiaların doğruluğunu ispatla sorumlu olmalarını
öngörmektedir.
37. Bu itibarla kuralların, internet ortamında yer alan 61. maddede gösterilen yükümlülüklere aykırı nitelikteki ticari reklamlara erişimin engellenmesi suretiyle tüketicinin yanıltılmasının ve istismar edilmesinin önlenmesi suretiyle hizmet ve ürün piyasalarının işleyişinin düzenli ve sağlıklı biçimde sağlanması biçimindeki çalışma ve özel teşebbüs kurma özgürlüğünün sınırlanmasına yönelik anayasal açıdan meşru bir amaca sahip olduğu anlaşılmaktadır.
38. Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan demokratik
toplum düzeninin gereklerinden olma, bir sınırlamanın demokratik bir
toplumda zorunlu bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını
ifade etmektedir. Dava konusu kurallarla verinin geniş kitlelere aracısız
olarak hızlı bir şekilde aktarılabildiği internet ortamında, içeriğinden dolayı
kişileri aldatıcı, kamu düzenini bozucu, haksız rekabete yol açabilecek
nitelikteki ticari reklamların kolay ve süratli bir yöntemle yayından
çıkarılmasının sağlanması amaçlanmaktadır. Bu amacın zorunlu bir toplumsal
ihtiyacı karşılamaya yönelik olmadığı söylenemez. Bu itibarla kurallar
demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırılık taşımamaktadır.
39. Ayrıca sınırlamanın ölçülü olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir. Anayasa’nın anılan maddesinde güvence altına alınan ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.
40. Kurallar, Kanun’un 61. maddesinde öngörülen yükümlüklere aykırılık teşkil eden ticari reklamlardan kişilerin korunmasını kolay ve hızlı bir yöntemle sağlayabilecek niteliktedir. Bu bağlamda kuralların sınırlama ile ulaşılmak istenen amaca ulaşılması bakımından elverişli olmadığı söylenemez.
41. Öte yandan kamu makamlarının temel hak ve özgürlüklere müdahale ederken sınırlamaya yönelik meşru amacı gerçekleştirmeye sadece en elverişli değil ayrıca en uygun aracı seçme yükümlülüğü bulunmaktadır (Bu yönde bkz. Hanife Ensaroğlu, B. No: 2014/14195, 20/9/2017, §77).
42. Erişimin engellenmesi, internet ortamında yayın yapan bir siteye girişin çeşitli yöntemlerle önlenmesidir. Bu kapsamda erişimin engellenmesi 5651 sayılı Kanun’un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (o) bendinde, alan adından erişimin engellenmesi, IP adresinden erişimin engellenmesi, içeriğe (URL) erişimin engellenmesi ve benzeri yöntemler kullanılarak erişimin engellenmesi olarak tanımlanmıştır. Bu tanımlardan hareketle URL biçiminde uygulanacak erişim engelleme tedbirinin, hedeflenen içeriğin yer aldığı yayının, kısmın ya da bölümün tamamını etkileyecek biçimde uygulanabileceği görülmektedir.
43. Dava konusu kurallar
ile Kurula, 6502 sayılı Kanun’un 61. maddesinde düzenlenen yükümlülüklere
aykırılığın internet ortamında gerçekleşmesi durumunda ihlalin
gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak URL vb. şeklinde erişimin
engellenmesi kararı verebilme yetkisi tanınmaktadır. Bu şekilde tanımlanan erişim engelleme yetkisinin ticari reklam
bağlamındaki içeriğe sınırlı olarak erişim engelleme kararı verilebilmesinin
ötesinde bu içeriğin yer aldığı yayın, kısım ya da bölümün tamamına erişimin
engellenmesi biçimde uygulanabileceği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede kurallarda
öngörülen sınırlama biçiminin, erişimi tümden engellenen yayın, kısım ya da
bölümün kullanıcıları bakımından, ifade özgürlüğü ile çalışma ve özel teşebbüs
kurma özgürlüğünün kullanımının tamamen ortadan kaldırılmasına yol açacak bir
nitelik taşıdığı açıktır. Kurallarda bu düzeyde bir sınırlamaya başvurulmadan
önce içeriğin yer aldığı internet sitesi işleticisine ilgili içerik hakkında
bilgilendirmede bulunulması, içerik sahibine bildirimde bulunulmasının
sağlanması ya da içeriğin kaldırılmasının ihtar edilmesi gibi internet
sitesinin tümüne yönelik erişim engeli getirilmeden uygulanabilecek herhangi
bir alternatif sınırlama yöntemi bulunmamaktadır.
44. Bu itibarla kurallarda, ifade özgürlüğü ile çalışma ve özel teşebbüs kurma özgürlüğünün sınırlanması suretiyle ulaşılmak istenen amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasını mümkün kılabilecek, daha az zarara yol açabilecek alternatif yöntemlerin düzenlememiş olması kurallarla öngörülen sınırlamanın ölçülülük anlamında gereklilik ilkesini sağlamadığını ortaya koymaktadır.
45. Açıklanan nedenlerle kurallar, Anayasa’nın 13., 26. ve 48. maddelerine aykırıdır. İptalleri gerekir.
İrfan FİDAN ve Muhterem İNCE bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralların Anayasa’nın 2., 167. ve 172. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 13., 26. ve 48. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2., 167. ve 172. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kurallar, Anayasa’nın 13., 26. ve 48. maddelerine aykırı görülerek iptal edildiğinden ayrıca Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 5., 6., 7., 10., 17., 22., 28., 35., 36., 38., 40., 90., 123., 125. ve 153. maddeleri yönünden incelenmemiştir.
2. Kanun’un 15. Maddesiyle 6502 Sayılı Kanun’un 77. Maddesinin (12) Numaralı Fıkrasına Eklenen Yedinci, Sekizinci ve Dokuzuncu Cümlelerinin İncelenmesi
46. 6502 sayılı Kanun’un 77. maddesinin (12) numaralı fıkrasının beşinci ve altıncı cümlelerinin iptalleri nedeniyle anılan fıkranın dava konusu yedinci, sekizinci ve dokuzuncu cümlelerinin uygulanma imkânı kalmamıştır. Bu nedenle söz konusu cümleler 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu Ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilmiş ve bu kurallar yönünden Anayasa’ya uygunluk denetiminin yapılmasına gerek görülmemiştir.
IV. İPTALİN DİĞER
KURALLARA ETKİSİ
47. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.
48. 6502 sayılı Kanun’un 77. maddesinin (12) numaralı fıkrasının beşinci ve altıncı cümlelerinin iptalleri nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan anılan fıkranın yedinci, sekizinci ve dokuzuncu cümlelerinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptalleri gerekir.
V. İPTAL KARARININ YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ
GÜN SORUNU
49. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kanun,
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da
bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte
yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe
gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede
yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.” denilmekte, 6216 sayılı
Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrasında da bu kural tekrarlanmak
suretiyle Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde Resmî Gazete’de
yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir
yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmektedir.
50. 6502 sayılı Kanun’un 77. maddesinin (12) numaralı fıkrasının beşinci, altıncı, yedinci, sekizinci ve dokuzuncu cümlelerinin iptal edilmeleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
VI.YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASI TALEBİ
51. Dava dilekçesinde özetle; dava konusu kuralların uygulanmaları hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğabileceği belirtilerek yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
24/3/2022 tarihli ve 7392 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15. maddesiyle 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 77. maddesinin (12) numaralı fıkrasına eklenen beşinci, altıncı, yedinci, sekizinci ve dokuzuncu cümlelere yönelik iptal hükümlerinin yürürlüğe girmelerinin ertelenmeleri nedeniyle bu cümlelere ilişkin yürürlüğün durdurulması taleplerinin REDDİNE 13/9/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
VII. HÜKÜM
24/3/2022 tarihli ve 7392 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile Kat Mülkiyeti Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15. maddesiyle 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 77. maddesinin (12) numaralı fıkrasına eklenen;
A. Beşinci ve
altıncı cümlelerin Anayasa’ya aykırı olduklarına ve İPTALLERİNE, İrfan FİDAN ile Muhterem İNCE’nin karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
B. Yedinci, sekizinci ve dokuzuncu cümlelerin 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALLERİNE OYBİRLİĞİYLE,
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Mahkememiz çoğunluğu, 7392 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle 6502 sayılı Kanun’un 77. maddesinin (12) numaralı fıkrasına eklenen beşinci, altıncı, yedinci, sekizinci ve dokuzuncu cümlelerin iptaline karar vermiştir.
2. 6502 sayılı Kanun’un 1. maddesinde anılan Kanun’un amacının kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemek olduğu ifade edilmiştir.
3. Kanun’un 63. maddesinde ticari reklamlarda uyulması gereken ilkeleri belirleme ve haksız ticari uygulamalara karşı tüketiciyi korumaya yönelik düzenlemeleri yapma, bu hususlar çerçevesinde inceleme ve gerektiğinde denetim yapma, inceleme ve denetim sonucuna göre durdurma veya aynı yöntemle düzeltme veya idari para cezası veya gerekli görülen hâllerde de üç aya kadar tedbiren durdurma cezası verme hususlarında görevli bir Reklam Kurulu (Kurul) oluşturulması öngörülmüştür.
4. 6502 sayılı Kanun’un 77. maddesinde anılan Kanun hükümlerine aykırılık hâllerinde uygulanacak yaptırımlar düzenlenmiştir. Söz konusu maddede idari para cezası veya hapis cezası verilmesi, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri uygulanması, yayın durdurma kararı verilmesi, internet içeriğine erişimin engellenmesi, haksız ticari uygulamanın durdurulması kararı verilmesi biçimlerinde yaptırımlar yer almaktadır.
5. Anılan maddenin (12) numaralı fıkrasında Kanun’un 61. maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket eden reklam veren, reklam ajansı ve mecra kuruluşu hakkında durdurma veya aynı yöntemle düzeltme veya idari para cezası ve gerekli görülen hâllerde de üç aya kadar tedbiren durdurma cezasının uygulanacağı belirtilmiştir. Söz konusu fıkranın bentlerinde aykırılığın gerçekleştiği mecraya göre farklılaşan tutarlarda uygulanacak idari para cezası miktarları gösterilmiş, aykırılığa sebep ihlalin bir yıl içinde tekrarı durumunda Kurula idari para cezalarını on katına kadar uygulayabilme yetkisi tanınmıştır.
6. Bu çerçevede fıkranın dava konusu beşinci cümlesinde aynı fıkrada düzenlenmiş olan cezalarla birlikte aykırılığın internet ortamında gerçekleştirilmesi hâlinde Kurul tarafından ihlalin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL vb. şeklinde) erişimin engellenmesine karar verilebileceği belirtilmektedir.
7. Fıkranın dava konusu altıncı cümlesinde teknik olarak ihlale ilişkin içeriğe erişimin engellenmesinin yapılamadığı veya ilgili içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla ihlalin önlenemediği durumlarda, internet sitesinin tümüne yönelik olarak erişimin engellenmesi kararının verilebileceği; yedinci cümlesinde bu kararın uygulanmak üzere 5651 sayılı Kanun’un 6/A maddesi gereğince Erişim Sağlayıcıları Birliğine gönderileceği; sekizinci cümlesinde bu karara karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulabileceği; dokuzuncu cümlesinde ise sulh ceza hâkimliğince verilen karara karşı 5/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uyarınca itiraz edilebileceği öngörülmektedir.
8. Dava konusu kuralın, Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğüne müdahale edilebilmesine imkân tanıyan bir düzenleme niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
9. İfade özgürlüğü Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen istisnalar gereğince mutlak bir hak niteliğinde değildir. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçütler dikkate alınmak zorundadır. Bu sebeple ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamaların denetiminin Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve 26. maddesi kapsamında yapılması gerekmektedir.
10. Çoğunluk kararında kanunilik, meşru amaç, demokratik toplum düzeninin gerekliliği ve ölçülülük ilkesi kapsamında yer alan elverişlilik hakkında belirtilen gerekçelere katılmaktayım. Bununla beraber çoğunluk kararından farklı olarak kuralların gerekli ve orantılı olduğu düşüncesindeyim.
11. İtiraz konusu kural uyarınca internet sitesinin tümüne yönelik olarak erişimin engellenmesi kararı verilebilmesi için teknik olarak ihlale ilişkin içeriğe erişimin engellenmesinin yapılamadığı veya ilgili içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla ihlalin önlenemediği durumlardan birinin gerçekleşmesi aranmaktadır. Bu itibarla kuralın sınırlama ile ulaşılmak istenen amaca ulaşılması bakımından gerekli olmadığı söylenemez.
12. Öte yandan, internet sitesinin tümüne yönelik durdurma kararı verilebilmesi için sebeplerin sınırlı olarak sayılması ve bu karara karşı itiraz müessesinin öngörülmesi nazara alındığında, kuralın kişilere aşırı bir külfet yüklemediği sonucuna ulaşılmaktadır.
13. Sonuç itibarıyla kurallarla, ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamanın Anayasa’ya uygun olduğu düşüncesiyle çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum.
Başkan Zühtü ARSLAN Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili Kadir ÖZKAYA Üye Engin YILDIRIM Üye Muammer TOPAL Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Selahaddin MENTEŞ Üye Basri BAĞCI Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE Üye İrfan FİDAN Üye Muhterem İNCE
Anayasa Mahkemesi, E. 2022/70, K. 2023/152, 13 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası