İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2023/134 K.2023/209

Karar Sayısı : 2023/209

Esas2023/134Karar2023/209Tarih30 Kasım 2023Okuma20 dk · 4.008 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar No
2023/209
Karar tarihi
30 Kasım 2023
Esas Sayısı
2023/134
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.008 kelime·20 dk okuma·13 bölüm

Karar Sayısı : 2023/209

Karar Tarihi : 30/11/2023

R.G.Tarih-Sayı : 16/1/2024-32431

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Elâzığ 1. İdare Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU

15/5/1959 tarihli ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun’un 2/7/1968 tarihli ve 1051 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 13. maddesinin (a) fıkrasına 29/5/2003 tarihli ve 4864 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle eklenen altıncı paragrafın birinci cümlesinde yer alan “…hasar tespit raporları ancak asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebilir.” ibaresinin Anayasa’nın 13., 35., 36. ve 125. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY: Davacı tarafından, hasar tespit çalışması sonucunda taşınmazının az hasarlı olarak belirlenmesine ilişkin hasar tespit raporunun iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un 13. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı (a) fıkrası şöyledir:

“Afet bölgelerinde yapılacak teknik işler:

Madde 13 – (Değişik: 2/7/1968-1051/1 md.)

a) Yapılacak işlemlere esas olmak üzere İmar ve İskan Bakanlığınca kurulacak fen kurulları tarafından, afetin meydana geldiği arazinin durumu ile bütün yapılar ve kamu tesisleri incelenerek, hasar tespit raporu düzenlenir.

(Değişik: 31/8/1999-KHK-574/1 md.) Gereken hallerde, yapılarda meydana gelen hasarı tespit etmek üzere Bayındırlık ve İskan Bakanlığının isteği üzerine diğer bakanlık, kurum ve kuruluşlar, mahalli idareler, üniversiteler ve meslek odaları, konusunda deneyimli yeteri kadar inşaat mühendisi ve/veya mimarı hasar tespiti çalışmalarında derhal görevlendirmekle yükümlüdürler.

(Değişik: 31/8/1999-KHK-574/1 md.) Arazinin tehlikeli durumu ve binaların gördüğü hasar bakımından yıktırılması ve boşaltılması gerekenler hakkında, o il ve ilçenin en büyük mülkiye amirine ayrı bir rapor verilir. Bu makamlarca böyle binalar derhal boşalttırılır. Yıkılması gerekenler için en çok 3 gün süre verilerek tehlikenin giderilmesi sahiplerine bildirilir. Mahallinde sahibi bulunmadığı takdirde durum, mahalli vasıtalarla ilan edilmek suretiyle, bildiri yapılmış sayılır.

(Değişik: 31/8/1999-KHK-574/1 md.) Mal sahibi veya vekili, bu bildiriye karşı 3 gün içinde yetkili idare kurullarına itiraz edebilir. İdare kurulları bu itirazı en geç 3 gün içinde inceler ve karara bağlar.

Süresinde itiraz olunmıyan, yahut itiraz olunup da idare kurullarınca yıkılması onaylanan binaları mal sahibi yıkmadığı takdirde bu binalara el konularak yıkma parası yıkıntıdan elde edilecek malzeme bedelinden ödenmek üzere, mahallin en büyük mülkiye amirinin emri ile yıktırılır.

(Ek fıkra: 29/5/2003-4864/1 md.) Yapılacak asıl işlemlere esas olmak üzere, fen kurulları tarafından düzenlenen teknik mahiyetteki hasar tespit raporlarına mahallî ilân tarihinden itibaren otuz gün içinde itiraz edilebilir ve hasar tespit raporları ancak asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebilir. Gayrimenkulleri kesin bir şekilde hasarsız olarak tespit edilenlerin veya gayrimenkullerinin hasar tespiti hiç yapılmayanların, yargı yoluna gitmeden önce, mahallî ilân tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili idareye başvurmaları zorunludur.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 13/9/2023 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Fatih TORUN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Anlam ve Kapsam

3. Deprem, yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ, tasman ve benzeri afetlerde; yapılar ve kamu tesislerinin genel hayata etkili olacak derecede zarar gördüğü veya görmesi muhtemel olan yerlerde gerekli tedbirlerin alınması ve zarara uğrayanlara yardım edilmesi ile ilgili hususlar 7269 sayılı Kanun’la düzenlenmiştir.

4. Anılan Kanun’un 13. maddesinde afetin

gerçekleşmesinin ardından afet bölgelerinde yapılacak teknik işlere ilişkin

hususlara yer verilmiştir. Maddenin (a) fıkrasının birinci paragrafında,

yapılacak işlemlere esas olmak üzere Bakanlıkça kurulacak fen kurulları

tarafından afetin meydana geldiği arazinin durumu ile bütün yapılar ve kamu

tesislerinin incelenerek hasar tespit raporunun düzenleneceği; ikinci paragrafında

ise gereken hâllerde, yapılarda meydana

gelen hasarı tespit etmek üzere Bakanlığın isteği üzerine diğer bakanlık, kurum

ve kuruluşlar, mahallî idareler, üniversiteler ve meslek odalarının, konusunda

deneyimli yeteri kadar inşaat mühendisi ve/veya mimarı hasar tespiti

çalışmalarında derhâl görevlendirmekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.

5. Kanun’un 13. maddesinin (a) fıkrasının altıncı paragrafının itiraz konusu kuralın da yer aldığı birinci cümlesinde ise yapılacak asıl işlemlere esas olmak üzere, fen kurulları tarafından düzenlenen teknik mahiyetteki hasar tespit raporlarına mahallî ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde itiraz edilebileceği ve hasar tespit raporlarının ancak asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan cümlede yer alan “…hasar tespit raporları ancak asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebilir.” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.

6. Hasar

tespiti; deprem, yangın, su baskını gibi afetlerin meydana geldiği arazinin durumu ile bütün yapılar ve kamu tesislerinin

incelenerek afetin yapıya verdiği hasarın belirlenmesi ve yapının

belirlenen hasar durumuna göre hasarsız, az hasarlı, orta hasarlı, ağır hasarlı

veya yıkık olarak sınıflandırılması işlemidir. Hasar tespiti, afet sonrasında 7269 sayılı Kanun uyarınca tesis edilecek olan

yıkım kararı veya hak sahipliğine ilişkin işlemlerin yanı sıra hasar durumuna

göre binaların tahliye edilmesine ilişkin işlemlere de dayanak teşkil eden bir

işlem mahiyetindedir. Hasar tespit raporlarının düzenlenmesinin ardından

taşınmazın hasar durumuna göre hakkında yıkım kararı alınması veya hak

sahipliğine ilişkin işlemlerin tesis edilmesi ya da hasar durumuna göre

binaların tahliye edilmesi mümkündür. Bir başka deyişle afetin meydana geldiği

alandaki yapılara ilişkin söz konusu işlemlerin tesis edilebilmesi için hasar

tespiti işlemlerinin tamamlanması gerekmektedir.

7. Buna göre hasar tespit raporlarının düzenlenmesinden sonra tesis edilecek işlemlerden birisi hak sahipliği başvurusuna ilişkin işlemlerdir. 7269 sayılı Kanun’un 28. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanun’dan faydalanmak suretiyle inşaat kredisi verilmesini ya da bina yaptırılmasını isteyenlerin, Bakanlıkça yapılacak yardıma ilişkin olarak mahallî ilan tarihinden itibaren iki ay içinde mahallin en büyük mülki amirine yazılı başvuruda bulunmalarının ve taahhütname vermelerinin zorunlu olduğu, Bakanlığın bu süreyi bir ay uzatmaya yetkili olduğu düzenlenmiştir.

8. Kanun’un 29. maddesinin birinci fıkrasında da yıkılan, yanan veya ağır hasara uğrayan veya uğraması muhtemel olan binalarla imar planları gereğince kamulaştırılmasında zorunluluk bulunan yerlerdeki binalarda oturan ailelere hak sahibi olmak şartıyla konut yaptırılacağı veya kredi verileceği düzenlemesine yer verilmiştir.

9. Bu çerçevede hak sahiplerine tanınan haklar Kanun'un 40. maddesinde gösterilen usul ve esaslara göre geri ödemek üzere devletten inşaat kredisi almak veya devlet tarafından afetzede aileler için yapılan veya yaptırılan konutlardan birini, bedeli Kanun'da belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde taksitler hâlinde ödenmek üzere almaktan ibarettir (Mehmet Şentürk [GK], B. No: 2014/13478, 25/7/2017, § 46).

10. Öte yandan Kanun’un 28. maddesinin birinci fıkrasının

üçüncü cümlesinde ise bu müracaatın yapılmasında ve alınmasında hasar tespit

raporlarında yer alan hasar oranlarına bakılmayacağı hükme bağlanmıştır. Buna

göre hak sahipliği müracaatının

yapılmasında ve alınmasında hasar tespit raporlarında yer alan hasar oranlarına

bakılmayacağı hükme bağlandığından hak sahipliği başvurusu için hasar tespit

raporunda belirlenen afetin yapıya verdiği hasarın seviyesi dikkate

alınmamakta, dolayısıyla hasar tespit raporunda söz konusu yapının hasarsız, az

hasarlı, orta hasarlı, ağır hasarlı veya yıkık olarak sınıflandırılmış

olmasının hak sahipliği başvurusu yapılması açısından önemi bulunmamaktadır. Bu

nedenle yapının hasarsız veya az hasarlı olarak belirlenmiş olması hak

sahipliği başvurusuna engel olmadığından bu binalar için de hak sahipliği başvurusu

yapılması imkânı bulunmaktadır.

11. Hasar tespit raporlarının düzenlenmesinin ardından tesis edilebilecek işlemlerden bir diğeri, hakkında hasar tespit raporu düzenlenen taşınmazın hasar durumuna göre alınabilecek yıkım kararı ile yine hasar durumuna göre binaların tahliye edilmesidir. Buna göre hakkında düzenlenen hasar tespit raporunda ağır hasarlı veya orta hasarlı olduğu tespit edilen taşınmaza ilişkin olarak yıkım kararı alınabileceği veya taşınmazın tahliye edilebileceği, bunun yanı sıra söz konusu işlemlere karşı yargı yoluna başvurulabileceği açıktır.

B. İtirazın Gerekçesi

12. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralla hasar

tespit raporlarının ancak asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebileceğinin

düzenlendiği, taşınmazın afet sonrası durumunu gösteren hasar tespit işlemi yapıldıktan

sonra taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkı fiilen kısıtlanacağından bu işleme

karşı doğrudan dava açılamamasının mülkiyet hakkını ihlal ettiği, öte yandan kuralda

hasar tespit işleminin niteliği bakımından bir ayrım yapılmadığı, bu çerçevede hasarsız

ve az hasarlı yapılar yönünden yıkım ve hak sahipliği olan asıl işlemlerin

tesis edilmesi çoğu zaman mümkün olmadığından bu yapılara ilişkin olarak asıl

işlem tesis edilmesini beklemenin hukuki bir fayda sağlamayacağı, bu durumun

mahkemeye erişim hakkını kullanılamaz hâle getirdiği, hasar tespiti yapılmış,

ancak idari başvuru süreci henüz tamamlanmamış taşınmazın artçı deprem gibi tekrarlanabilecek

bir afetle daha büyük hasar görebileceği hususunun gözardı edilemeyeceği, ayrıca

yapılan hasar tespit işleminin idari yargı açısından kesin ve yürütülebilir

işlem niteliğinde olduğu belirtilerek kuralın Anayasa’nın 13., 35., 36. ve 125.

maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

13. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 40. maddesi yönünden de incelenmiştir.

14. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmektedir. Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır.

15. Mülkiyet hakkı; kişiye başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak şartıyla sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve üzerinde tasarruf etme imkânı veren bir haktır. Bu bağlamda malikin mülkünü kullanma, semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin kısıtlanması veya mülkünden yoksun bırakılması mülkiyet hakkına getirilmiş bir sınırlama niteliğindedir (AYM, E.2017/21, K.2020/77, 24/12/2020, § 137; E.2019/100, K.2020/62, 22/10/2020, § 13).

16. İtiraz konusu kuralda, 7269 sayılı Kanun uyarınca yapılacak işlemlere esas olmak üzere afetin meydana geldiği arazinin durumu ile bütün yapılar ve kamu tesislerinin incelenerek düzenlenecek hasar tespit raporlarının ancak asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebileceği hükme bağlanmıştır. Hakkında 7269 sayılı Kanun uyarınca hasar tespit raporu düzenlenen taşınmazların mülk teşkil ettiği açıktır.

17. Öte yandan Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin

korunması” başlıklı 40. maddesinin birinci fıkrası “Anayasa ile tanınmış

hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden

başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir” hükmünü

içermektedir. Anılan hükme göre kişilerin yargı makamları ile idari makamlar

önünde haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkân sağlanması anayasal bir

zorunluluktur. Bu zorunluluk, temel hak ve özgürlüğü ihlal edilen ya da ihlal

edildiğini iddia eden kişilerin ilgili yargı veya idari merciler nezdinde

şikâyetlerini dile getirmesi hususunda devlete gerekli ve yeterli mekanizmaları

oluşturarak uygun koşulları sağlama yükümlülüğü getirmektedir (AYM, E.2019/102,

K.2019/99, 25/12/2019, § 16; E.2021/46, K.2022/47,

21/4/2022, § 15; E.2022/141, K.2023/17, 25/01/2023, § 17).

18. Bu çerçevede Anayasa’nın anılan maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkı; anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, etkili, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânının sağlanmasını teminat altına almaktadır (AYM, E.2019/102, K.2019/99, 25/12/2019, § 17; E.2021/46, K.2022/47, 21/4/2022, § 16; E.2022/141, K.2023/17, 25/01/2023, § 18).

19. Devletin pozitif yükümlülükleri nedeniyle mülkiyet

hakkı bakımından koruyucu ve düzeltici bazı önlemler alması gerekmektedir.

Koruyucu önlemler mülkiyete müdahale edilmesini önleyici; düzeltici önlemler

ise müdahalenin etkilerini giderici, diğer bir ifadeyle telafi edici yasal,

idari ve fiilî tedbirleri kapsamaktadır. Mülkiyet hakkına müdahalenin malik

üzerinde doğurduğu olumsuz sonuçların mümkünse eski hâle döndürülmesi, mümkün

değilse malikin zarar ve kayıplarının telafi edilmesini sağlayan idari veya

yargısal birtakım hukuki mekanizmaların oluşturulması devletin pozitif

yükümlülüklerinin bir gereğidir (Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik

Hizmetleri A.Ş., B. No: 2014/8649, 15/2/2017, §§ 46, 48).

20. İnsan yaşamı yönünden tehlike arz eden yapıların

tespit edilmesi ve bunların güçlendirilmesi, bu mümkün değilse yıktırılması

yolunda tedbirler alınması devletin pozitif yükümlülüklerindedir. Devletin bu

görevini ifa ederken bireylerin mülkiyet hakkını anayasal ilkeler çerçevesinde

belli ölçüde kısıtlaması meşru görülmelidir. Bu açıdan yaşam hakkının korunması

yükümlülüğünün gerekli kılması hâlinde kişilerin yapılarının hasar durumuyla

ilgili tespitler yapılması makul karşılanmalıdır. Ne var ki 7269 sayılı Kanun

uyarınca düzenlenen hasar tespit raporları, sonradan tesis edilecek yıkım,

tahliye ve hak sahipliği gibi işlemlere dayanak teşkil etmenin yanı sıra bu

işlemlerden bağımsız olarak taşınmazın değerini etkileyebilecek niteliktedir.

Hasar tespit raporlarının hak ve yükümlülük getiren başka işlemlere dayanak

teşkil ettiği ve taşınmazın değerini etkilediği gözetildiğinde yapıların hasar

durumlarının raporlanması faaliyeti sırasında hukuka aykırı işlem tesis

edildiğinin ilgililer tarafından ileri sürülmesi hâlinde bu işlemlerin hukuka

aykırılığının tespiti ve iptali için yetkili makama başvurma imkânının, diğer

bir ifadeyle etkili başvuru hakkının sağlanmasının Anayasa'nın 40. maddesinin

gereği olduğu anlaşılmaktadır.

21. Kural, afet bölgelerinde 7269 sayılı Kanun uyarınca yapılacak asıl işlemlere esas olmak üzere düzenlenen hasar tespit raporlarının ancak asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebileceğini öngörmektedir.

22. Bu kapsamda mülkiyet hakkı ile bağlantılı olan kuralla Anayasa’nın 40. maddesi kapsamında devletin bu hakkın korunmasıyla ilgili gerekli koşulları sağlama fonksiyonunu ne ölçüde yerine getirdiğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

23. Daha önce de ifade edildiği üzere hasar tespiti, afet sonrasında 7269 sayılı Kanun uyarınca hasar tespit raporlarının düzenlenmesinden

sonra tesis edilecek işlemler olan yıkım kararı, tahliye kararı veya hak

sahipliğine ilişkin işlemlere dayanak teşkil eden bir işlem mahiyetinde

olmasının yanı sıra hasar tespiti sonucunda düzenlenen hasar tespit raporu ile

yapının hasarlı olup olmadığını, yapının hasarlı olduğunun tespit edilmesi

hâlinde ise hasar durumunu da ortaya koyan bir işlemdir. Hasar tespit raporlarının düzenlenmesinden sonra tesis

edilecek işlemlerden olan hak sahipliği

başvurusunun olumsuz sonuçlanması durumunda söz konusu hak sahipliği

başvurusunun reddine ilişkin işlem ile hakkında hasar tespit raporu

düzenlenen taşınmazın hasar durumuna göre alınabilecek yıkım ve tahliye

kararlarına karşı idari yargı mercileri nezdinde

iptal davası açma imkânının bulunduğu açıktır.

24. Bununla birlikte hasar tespit

raporlarının sonradan tesis edilecek

işlemlerden bağımsız olarak taşınmazın değerini de etkilediği açıktır. Diğer

bir ifadeyle hasar tespit raporuyla taşınmaz üzerinde bulunan yapı, tekniğe

uygunluk ve depreme dayanıklılık nitelikleri yönünden etiketlenmektedir.

Yapının inşaat kalitesi yönünden bir tür etiketleme işlevi gören hasar tespit

raporlarının -sonrasında bir işlem tesis edilsin veya edilmesin- maliklerin

mülkiyet hakkını etkilemediği söylenemez. Sonrasında başka bir idari işlem

tesis edilen hasar tespit raporlarının hukuka uygun olup olmadığının yargı

mercileri önünde tartışılacağı söylenebilirse de tüm hasar tespit raporları,

sonradan bir idari işlem tesisine yol açmadığı gibi idarenin işlem tesisinde

gecikmesi de söz konusu olabilir. Bu gibi durumlarda ise belirlenen hasar

durumundan kaynaklı olarak yapının ekonomik değerini etkileyecek, bir başka

deyişle mülkün değerinin azalmasına yol açabilecek mahiyette olan hasar tespit

raporlarının hukuka uygun olup olmadığının incelenmesine imkân sağlayan bir

yargı yolunun bulunmadığı görülmektedir. Tüm bu hususlar gözetildiğinde

taşınmazın değerini etkileyen bir idari işleme karşı tek başına dava

açılmasının önlenmesinin Anayasa’nın 40. maddesinin gerekleriyle uyumlu

olmadığı sonucuna varılmaktadır.

25. Bu yönüyle kural, yapılacak asıl işlemlere esas olmak üzere, fen kurulları tarafından düzenlenen hasar tespit raporlarının ancak asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebileceğini öngörmek suretiyle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkına aykırılık oluşturmaktadır.

26. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 35. ve 40. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Basri BAĞCI, İrfan FİDAN ile Muhterem İNCE bu görüşe katılmamışlardır.

Kuralın Anayasa’nın 13., 36. ve 125. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

IV. İPTALİN DİĞER KURALLARA ETKİSİ

27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrasında kanunun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün belirli kurallarının iptali, diğer kurallarının veya tümünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa bunların da Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilebileceği öngörülmektedir.

28. 7269 sayılı Kanun’un 13. maddesinin (a) fıkrasının altıncı paragrafının birinci cümlesinde yer alan “…hasar tespit raporları ancak asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebilir.” ibaresinin iptali nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan anılan cümlede yer alan “...ve...” ibaresinin 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince iptali gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

15/5/1959 tarihli ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun’un 2/7/1968 tarihli ve 1051 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 13. maddesinin (a) fıkrasına 29/5/2003 tarihli ve 4864 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle eklenen altıncı paragrafın;

A. Birinci

cümlesinde yer alan “…hasar tespit raporları ancak asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebilir.” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN ile Muhterem İNCE’nin karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

B. Birinci

cümlesinde yer alan “...ve...” ibaresinin de 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince İPTALİNE OYBİRLİĞİYLE,

30/11/2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

1. Mahkememiz çoğunluğunca, 15/5/1959 tarihli ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun’un 2/7/1968 tarihli ve 1051 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 13. maddesinin (a) bendine 29/5/2003 tarihli ve 4864 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle eklenen altıncı fıkranın birinci cümlesinde yer alan “…hasar tespit raporları ancak asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebilir.” ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Aşağıda açıklanan nedenlerle çoğunluk görüşüne dayalı iptal kararına iştirak edilmemiştir.

2. 7269 sayılı Kanun’un 13. maddesinde afetin gerçekleşmesinin ardından afet bölgelerinde yapılacak teknik işlere ilişkin hususlara yer verilmiştir. Maddenin (a) bendinin birinci fıkrasında, yapılacak işlemlere esas olmak üzere Bakanlıkça kurulacak fen kurulları tarafından afetin meydana geldiği arazinin durumu ile bütün yapılar ve kamu tesislerinin incelenerek hasar tespit raporunun düzenleneceği hükme bağlanmıştır.

3. 7269 sayılı Kanun’un 13. maddesinin (a) bendinin altıncı fıkrasının itiraz konusu kuralın da yer aldığı birinci cümlesinde ise, yapılacak asıl işlemlere esas olmak üzere, fen kurulları tarafından düzenlenen teknik mahiyetteki hasar tespit raporlarına mahallî ilân tarihinden itibaren otuz gün içinde itiraz edilebileceği ve hasar tespit raporlarının ancak asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan cümlede yer alan “…hasar tespit raporları ancak asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebilir.” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.

4. İtiraz konusu kuralda, 7269 sayılı Kanun

uyarınca yapılacak işlemlere esas olmak üzere afetin meydana geldiği arazinin

durumu ile bütün yapılar ve kamu tesislerinin incelenerek düzenlenecek hasar

tespit raporlarının ancak asıl işlemlerle

birlikte dava konusu edilebileceği hükme bağlanmıştır. Hasar tespit raporları,

hakkında düzenlendiği taşınmaza ilişkin olarak 7269 sayılı Kanun uyarınca tesis

edilecek asıl işlem niteliğindeki yıkım ve hak sahipliği işlemlerine dayanak

teşkil etmektedir. Dolayısıyla hasar tespit

raporuna dayanılarak verilecek yıkım kararının taşınmaz malikinin mal

varlığında azalmaya neden olacağı gibi bu Kanun’dan faydalanmak

suretiyle inşaat kredisi verilmesi ya da bina yaptırılması amacıyla yapılan hak

sahipliği talep hakkı da ekonomik bir değer

ifade ettiğinden ve parayla değerlendirilebildiğinden itiraz konusu kuralın

mülkiyet hakkı kapsamında olduğu sonucuna varılmıştır (Benzer yönde bir

değerlendirme için bkz. Mustafa Yıldırım, B. No: 2015/53, 12/9/2019).

Bunun yanı sıra hasar tespit raporları ile yapının hasarlı olduğunun

tespit edilmesi durumunda raporda belirlenen hasar durumundan kaynaklı olarak

yapının ekonomik değeri etkileneceğinden mülkün değerini etkileyen hasar tespit

raporunun ancak asıl işlemlerle birlikte

dava konusu edilebileceğini öngören kuralın bu yönüyle de mülkiyet hakkıyla

ilgili olduğu sonucuna

varılmıştır.

5. Öte yandan Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinin birinci fıkrası “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir” hükmünü içermektedir.

6. Kural, afet bölgelerinde 7269 sayılı Kanun uyarınca yapılacak asıl işlemlere esas olmak üzere düzenlenen hasar tespit raporlarının ancak asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebileceğini öngörmektedir.

7. Bu kapsamda mülkiyet hakkı ile bağlantılı olan kuralla Anayasa’nın 40. maddesi kapsamında devletin bu hakkın korunmasıyla ilgili gerekli koşulları sağlama fonksiyonunu ne ölçüde yerine getirdiğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

8. Hasar

tespiti, afet sonrasında 7269 sayılı Kanun

uyarınca hasar tespit raporlarının düzenlenmesinden sonra tesis edilecek asıl

işlemler olan yıkım kararı, tahliye kararı veya hak sahipliğine ilişkin

işlemlere dayanak teşkil eden hazırlık işlemi mahiyetindedir. Hazırlık işlemi

mahiyetindeki hasar tespit raporlarının düzenlenmesinin ardından hakkında hasar

tespit raporu düzenlenen taşınmazın hasar durumuna göre yıkım kararı alınması

veya hak sahipliğine ilişkin işlemlerin tesis edilmesi ya da hasar durumuna

göre binaların tahliye edilmesi mümkündür. Hasar

tespit raporlarının düzenlenmesinden sonra tesis edilecek asıl işlemler

olan hak sahipliği başvurusunun olumsuz

sonuçlanması durumunda söz konusu hak sahipliği başvurusunun reddine ilişkin işlem

ile hakkında hasar tespit raporu düzenlenen taşınmazın hasar durumuna

göre alınabilecek yıkım ve tahliye kararlarına karşı

idari yargı mercileri nezdinde iptal davası açma imkânının bulunduğu açıktır. Bu

noktada 7269 sayılı Kanun uyarınca hasar tespit raporlarının düzenlenmesinden

sonra tesis edilecek asıl işlemler olan yıkım (ve/veya tahliye) kararı

veya hak sahipliğine ilişkin işlemlere karşı

açılan iptal davalarında hasar tespit raporlarının hukuka uygunluğunun

denetlenip denetlenemeyeceği hususunun ortaya konulması gerekmektedir.

9. Öncelikle belirtmek gerekir ki itiraz konusu kuralla, yapılacak asıl işlemlere esas olmak üzere düzenlenen teknik mahiyetteki hasar tespit raporlarına karşı yargı yolu tamamen kapatılmamakta, hasar tespit raporlarının ancak asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebileceği öngörülmektedir. Bu nedenle hasar tespit raporlarının düzenlenmesinden sonra tesis edilecek asıl işlemler olan yıkım ve tahliye kararları veya hak sahipliğine ilişkin işlemlere karşı açılan davalarda hasar tespit raporlarının da dava konusu edilebileceği anlaşılmakta olup bu davalarda hasar tespit raporlarının hukuka uygunluğunun denetlenmesi imkânı bulunmaktadır.

10. Öte yandan afet sonrasında

gerçekleştirilmesi öngörülen süreçte tek başına dava konusu edilemeyeceği

düzenlenen hasar tespit raporlarının hem hak sahipliğine ilişkin işlemlerin hem

de yıktırılması gereken yapılara ilişkin alınacak yıkım (ve/veya tahliye) kararlarının

dayanağı niteliğinde olduğu, bu işlemlerin tesis edilmesinde esas alınan

ölçütün hasar tespit raporlarında belirlenen hasar durumu olduğu görülmektedir.

Buna göre hasar tespit raporları, yıkım ve tahliye kararları ile hak

sahipliğine ilişkin işlemlerin dayanağını

oluşturmaktadır. Zira hak sahipliği, hasar tespit raporları ile tespit edilen

hasar durumuna göre belirlenmektedir. Benzer şekilde hakkında hasar tespit

raporu düzenlenen bir yapıya ilişkin olarak yıkım veya tahliye kararı tesis

edilmesi sırasında hasar tespit raporunda belirlenen hasar sınıflandırması

dikkate alınmaktadır.

11. Bu nedenle asıl işlemler olan yıkım (ve/veya tahliye) kararı ile hak sahipliğine ilişkin işlemlere karşı açılan davalarda hasar tespit raporları dava konusu edilmemiş olsa dahi idari yargı yerleri tarafından hak sahipliğine ilişkin işlem ile yıkım kararının hukuka uygun olup olmadığı incelenirken söz konusu idari işlemlerin dayanağını teşkil eden hasar tespit raporunun hukuka uygunluğunun ve doğruluğunun da incelenmesi gerekecektir.

12. Öte yandan 7269 sayılı Kanun’un 13. maddenin (a) bendinin altıncı fıkrasının ikinci

cümlesinde, gayrimenkulleri kesin bir şekilde hasarsız olarak tespit

edilenlerin veya gayrimenkullerinin hasar tespiti hiç yapılmayanların, yargı

yoluna gitmeden önce, mahallî ilân tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili

idareye başvurmalarının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Buna göre

gayrimenkulleri kesin bir şekilde hasarsız olarak tespit edilenler veya

gayrimenkullerinin hasar tespiti hiç yapılmayanlar açısından da düzenlenen

teknik mahiyetteki hasar tespit raporlarının ilgililere duyurulması amacıyla

yapılan mahallî ilân tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili idareye

başvurma imkânı getirilmiştir. Bu zorunlu idari başvuru yolundan sonra idare tarafından itirazen düzenlenecek hasar

tespit raporlarında, ilk tespitlerde olduğu gibi taşınmazların hasarsız tespit

edilmesi veya hasar tespitinin hiç yapılmaması durumunda bu kişilerin

söz konusu işlemlere karşı idari yargı mercileri nezdinde süresi içinde iptal

davası açabilecekleri aşikardır.

13. İptal davasında, idari işlemin hukuka uygun olup

olmadığının denetlenmesi amaçlandığından hukuka aykırı bir işlemin hukuk

düzeninden çıkarılmasını sağlamanın bu davayla mümkün olduğu açıktır. Buna göre

hasar tespit raporlarının düzenlenmesinden sonra

tesis edilecek asıl işlemler olan yıkım (ve/veya tahliye) kararı ile hak

sahipliğine ilişkin işlemlere karşı açılan iptal

davalarında hasar tespit raporlarının da dava konusu edilebilme imkânının

bulunduğu, bunun yanı sıra bu davalarda hasar tespit raporları dava konusu

edilmemiş olsa dahi söz konusu işlemlerin dayanağını oluşturan hasar

tespit raporlarının hukuka aykırılığı yolundaki iddiaların da yargı

yerlerince inceleneceği ve bu davalarda hasar tespit raporlarının hatalı olduğu

yolunda verilecek kararların hasar tespit raporlarının düzenlenmesiyle ortaya

çıkan tüm hukuki sonuçları ortadan kaldırabilecek niteliğe sahip olduğu

hususları gözetildiğinde bu davaların hasar

tespit raporları açısından etkili bir başvuru yolu niteliğinde olduğu

değerlendirilmektedir.

14. Bunun yanı sıra iptal davası sonucunda iptal edilen işlem geriye dönük

olarak ortadan kaldırılmakla birlikte iptal kararı verilinceye kadar varlığını

sürdürmektedir. Bu nedenle kişileri iptal davası sonuçlanıncaya kadar hukuka

aykırı idari işlemin olumsuz etkilerinden korumak, ileride giderilmesi veya

düzeltilmesi imkânsız veya zor olan durumları önlemek, idarenin hem olası bir

tazmin yükünden kurtarılması hem de hukuk sınırları içinde kalması sağlanarak

hukuk devletinin kesintiye uğramadan devamını temin etmek amacıyla yürütmenin

durdurulması kurumu öngörülmüştür (AYM,

E.2022/14, K.2022/70, 01/06/2022, § 6; E.2016/205, K.2019/63, 24/7/2019,

§ 141; E.2017/21, K.2020/77, 24/12/2020, § 258; E.2022/141,

K.2023/17, 25/01/2023, § 23).

15. Yürütmenin durdurulması kurumu, yargının denetim etkinliğini artırıcı bir araç olarak dava hakkının bir parçasını oluşturduğu gibi kamu yararı ve kamu düzenini de sağlamaktadır. Yürütmenin durdurulması kararıyla dava konusu işlemin yapıldığı andan önceki durumun geri gelmesi sağlanmakta ve kişiler dava sonuçlanıncaya kadar bu işlemin olumsuz etkilerinden korunmaktadır (AYM, E.2022/141, K.2023/17, 25/01/2023, § 24).

16. Bu bağlamda özellikle hasar tespit raporlarının düzenlenmesinden sonra 7269 sayılı Kanun uyarınca tesis edilecek asıl işlemlerden olan yıkım ve tahliye kararlarına karşı açılan davalarda yürütmenin durdurulması talebinde bulunulabilmesi ve durumun gerekleri ile somut olayın şartlarına göre yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi imkânının bulunduğu, yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi hâlinde ise yıkım ve tahliyeye ilişkin işlemlere devam edilemeyeceği ve bu işlemlerinin dava sonuna kadar erteleneceği gözetildiğinde bu davalarda başvurulabilecek yürütmenin durdurulması kurumunun da etkili bir başvuru yolu niteliğinde olduğu değerlendirilmektedir.

17. Sonuç olarak itiraz konusu kuralla yapılacak asıl işlemlere esas olmak üzere, fen kurulları tarafından düzenlenen teknik mahiyetteki hasar tespit raporlarının ancak asıl işlemlerle birlikte dava konusu edilebileceğinin öngörülmesinin Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkına aykırılık oluşturmadığı sonucuna varılmıştır.

18. Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olmadığını değerlendirdiğimizden çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne iştirak edilmemiştir.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye Basri BAĞCI Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE Üye Basri BAĞCI Üye İrfan FİDAN Üye Muhterem İNCE

Anayasa Mahkemesi, E. 2023/134, K. 2023/209, 30 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu
  5. I. İptali İstenen Kanun Hükmü
  6. II. İlk İnceleme
  7. III. Esasın İncelenmesi
  8. A. Anlam ve Kapsam
  9. B. İtirazın Gerekçesi
  10. C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  11. IV. İptalin Diğer Kurallara Etkisi
  12. A. Birinci
  13. B. Birinci
  14. Karşı Oy
  15. M. Emin KUZ
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2023/134
Karar No
2023/209
Tarih
30 Kasım 2023

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2023/58 K.2023/204
  • AYM Norm Denetimi E.2023/173 K.2023/195
  • AYM Norm Denetimi E.2023/171 K.2023/193
  • AYM Norm Denetimi E.2023/172 K.2023/194
  • AYM Norm Denetimi E.2023/101 K.2023/207
  • AYM Norm Denetimi E.2023/142 K.2023/210

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.