İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2023/58 K.2023/204

Karar Sayısı : 2023/204

Esas2023/58Karar2023/204Tarih30 Kasım 2023Okuma12 dk · 2.327 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar No
2023/204
Karar tarihi
30 Kasım 2023
Esas Sayısı
2023/58
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.327 kelime·12 dk okuma·10 bölüm

Karar Sayısı : 2023/204

Karar Tarihi : 30/11/2023

R.G.Tarih-Sayı : 16/1/2024-32431

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN

Tokat İcra Ceza Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU: 14/12/2009

tarihli ve 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanun’un 64. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “...çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte...” bölümünün Anayasa’nın 2., 36. ve 38. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY

Çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 6. maddesi şöyledir:

“Etkin pişmanlık ve çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılması

MADDE 6 – (Değişik: 15/7/2016-6728/64 md.)

(1) Karşılıksız kalan çek bedelinin, çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte tamamen ödeyen kişi hakkında,

a) Yargılama aşamasında mahkeme tarafından davanın düşmesine,

b) Mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra mahkeme tarafından hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına,

karar verilir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırıldığı, MERSİS ile Risk Merkezine 5 inci maddenin sekizinci fıkrasındaki usullere göre bildirilir ve ilan olunur.

(2) Şikâyetten vazgeçme hâlinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.

(3) Kişi, mahkûm olduğu cezanın tamamen infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl ve her halde yasağın konulduğu tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, hükmü veren mahkemeden çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasını isteyebilir; mahkemenin vereceği karara itiraz edebilir. Bu itiraz bakımından İcra ve İflas Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasına ilişkin karar kesinleştiğinde, yasağın kaldırıldığı, MERSİS ile Risk Merkezine 5 inci maddenin sekizinci fıkrasındaki usullere göre bildirilir ve ilan olunur.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 22/3/2023 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Ahmet Hakan SOYTÜRK tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Anlam ve

Kapsam

3. 5941 sayılı Kanun’un 1. maddesinde anılan Kanun’un amacının, çek defterlerinin içeriklerine, çek düzenlenmesine, kullanımına, çek hamillerinin korunmalarına ve kayıt dışı ekonominin denetim altına alınması önlemlerine katkıda bulunmaya ilişkin esaslar ile çekin karşılıksız çıkması ve belirlenen diğer yükümlülüklere aykırılık hâllerinde ilgililer hakkında uygulanacak yaptırımları belirlemek olduğu ifade edilmiştir.

4. Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci

ve ikinci cümlelerinde, üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni

ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak “karşılıksızdır”

işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her

bir çekle ilgili olarak bin beş yüz güne kadar adli para cezasına hükmolunacağı

ve hükmedilecek adli para cezasının çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından

az olamayacağı düzenlenmiştir. Anılan fıkranın üçüncü cümlesinde, mahkûmiyet

kararı verilenler hakkında mahkeme tarafından ayrıca,

çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verileceği, bu yasağın

bulunması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına

hükmedileceği belirtilmiştir.

5. Söz konusu maddenin (2) numaralı fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinde ise, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişinin çek hesabı sahibi olduğu, çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organı üyesinin, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişilerin çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olduğu hüküm altına alınmıştır.

6. Kanun’un itiraz konusu kuralın yer aldığı 6. maddesinin

(1) numaralı fıkrasında da çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi

yapılmasına sebebiyet verme suçuna özgü cezayı kaldıran şahsi sebeplerden biri

olan etkin pişmanlık düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan fıkranın birinci

cümlesinde karşılıksız kalan çek bedelinin, çekin üzerinde yazılı bulunan

düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 4/12/1984

tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’a göre

ticari işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte

tamamen ödeyen kişi hakkında, yargılama aşamasında mahkeme tarafından davanın

düşmesine, mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra ise hükmün bütün

sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Söz konusu

cümlenin “…çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî

ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticarî işlerde

temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte…” bölümü

itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.

B. İtirazın Gerekçesi

7. Başvuru kararında özetle; suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hukuk düzeninde yasaklanan fiiller ve bunlara verilecek cezaların hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanunda gösterilmesi gerektiği ancak kuralda temerrüt faizinin başlangıç tarihi belli olmasına rağmen hangi tarihe kadar işletileceğiyle ilgili düzenlemeye yer verilmediği, bu nedenle yaptırımın belirsiz olduğu, ayrıca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için verilen cezadan daha fazla bir yaptırım uygulanmasının adil yargılanma hakkıyla bağdaşmayacağı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 36. ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

8. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 35. maddesi yönünden de incelenmiştir.

9. Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında “Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.” denilerek suçun kanuniliği; üçüncü fıkrasında da “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.” denilmek suretiyle cezanın kanuniliği ilkesi güvence altına alınmıştır.

10. Anayasa’nın anılan maddesinde yer alan suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hangi fiillerin yasaklandığının ve bu yasak fiillere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak açıklıkta, anlaşılır ve sınırları belirli olacak şekilde kanunda gösterilmesi gerekmektedir. Kişilerin yasak fiilleri önceden bilmeleri düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması amaçlanmıştır (AYM, E.2019/9, K.2019/27, 11/4/2019, § 13).

11. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğine ilişkin kuralın suç ve cezalar yönünden özel düzenlemesi olarak değerlendirilebilir. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, cezalandırmanın temel haklara etkisinden kaynaklanan özel önemi nedeniyle zaman içinde bir ceza hukuku kavramı olarak alt ilkeler de içerecek şekilde gelişmiştir (AYM, E.2019/9, K.2019/27, 11/4/2019, § 15).

12. Karşılıksız kalan çek bedelinin çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun’a göre ticari işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte tamamen ödenmesi hâlinde sanık hakkında kovuşturma aşamasında düşme, mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra ise hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verileceğini düzenleyen itiraz konusu kural fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirecek nitelikte olup maddi ceza hukukuna ilişkindir.

13. Kuralın şeklî anlamda bir kanun hükmü olduğu ve erişilebilir olduğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Bununla birlikte temel hak ve özgürlükleri sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olmaları gerekir.

14. Anayasa Mahkemesi 5941

sayılı Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin “…çekin üzerinde yazılı bulunan

düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı

Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi

ile takip ve yargılama gideri toplamından…” bölümünü, anılan kuralda temerrüt

faizinin başlangıç tarihinin düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihi

olarak belirlenmesine karşın faizin hangi tarihe kadar işletileceğinin

belirtilmediği ve bu durumun sanık hakkında hükmedilecek adli para

cezasının öngörülemez nitelikte olmasına neden olduğu gerekçesiyle Anayasa’nın

38. maddesine aykırı bularak iptal etmiştir (AYM, E.2016/191, K.2017/131,

26/7/2017). İptal kararına konu bölüm adli para cezasının belirlenmesine

ilişkin olup hükmedilecek adli para cezasının çekin üzerinde yazılı bulunan

düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı

Kanun’a göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi

ile takip ve yargılama gideri toplamından az olamayacağını öngörmekteydi.

15. İtiraz konusu kuralda da temerrüt faizinin başlangıç

tarihinin düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihi olarak

belirlendiği ancak faizin hangi tarihe kadar işletileceği konusunda bir

açıklamaya yer verilmediği görülmektedir. Bununla birlikte etkin pişmanlıktan

yararlanma şartlarını düzenleyen kuralların suçta ve cezada kanunilik ilkesi

yönünden asıl cezayı belirleyen kurallar kadar katı yorumlanması anılan kurumun

niteliğiyle bağdaşmayabilir. Nitekim suçta ve cezada kanunilik ilkesi kişilerin

yasak fiilleri ile bu fiillere karşı öngörülen yaptırımları önceden bilmeleri

düşüncesine dayanmakla birlikte etkin pişmanlık kurumunun uygulanabilmesi için

failin bu yöndeki iradesini ortaya koyması gerekir.

16. Bu bağlamda kuralda etkin pişmanlık kurumunun uygulanabilmesi için kanun koyucunun borcun tamamının ödenmesi şartını da aradığı gözetildiğinde, kural uyarınca sanık/hükümlü tarafından etkin pişmanlık iradesi gösterilerek ödemenin yapıldığı tarihe kadar faiz işletileceği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kuralın açık, anlaşılır, sınırlarının belirli ve yaptırımının öngörülebilir olduğu, bu suretle kanunilik şartını taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.

17. Öte yandan Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmektedir.

18. Anayasa'nın anılan maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinden kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ile fikrî hakların yanı sıra icrası mümkün olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

19. Bu itibarla muhatap banka tarafından çek bedelinin karşılanamayan kısmının çek hamili bakımından bir alacak olduğu ve Anayasa’nın 35. maddesi kapsamında mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinden şüphe bulunmamaktadır.

20. Anayasa’nın söz konusu maddesinde bir temel hak

olarak güvence altına alınan mülkiyet hakkının etkili bir şekilde korunabilmesi

yalnızca devletin bu hakka müdahaleden kaçınmasına bağlı değildir. Nitekim

Anayasa’nın 5. maddesinde insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için

gerekli şartların hazırlanması, devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır.

Bu kapsamda devlet, kişilerin mülkiyet hakkından tam anlamıyla

yararlanabilmeleri ve etkili bir şekilde mülkiyet hakkının korunması amacıyla

yasal, idari, mali, yargısal ve diğer önlemleri almak zorundadır. Pozitif

yükümlülüğün ortaya çıkmasının nedeni gerçek anlamda koruma

sağlanmasıdır. Bu bağlamda söz konusu pozitif yükümlülük, kimi durumlarda özel

kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzere mülkiyet hakkının

korunması için belirli tedbirlerin alınmasını gerektirmektedir (AYM, E.2019/11,

K.2019/86, 14/11/2019, § 13; Eyyüp Boynukara, B. No: 2013/7842,

17/2/2016, §§ 39-41; Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol

Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi, B. No: 2014/8649, 15/2/2017, §

44).

21. 5941 sayılı Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 6. maddesi uyarınca etkin pişmanlığın uygulanabilmesi için sanık/hükümlü tarafından ödemenin çek hamiline yapılması gerekmektedir. Başka bir deyişle devletin sanığın/hükümlünün mülküne doğrudan bir müdahalesi bulunmayıp etkin pişmanlığın uygulanabilmesi için özel kişiler arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklı bir borcun ifa edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla kural, devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülüğü yönünden incelenmelidir.

22. Devletin pozitif yükümlülüğü, mülkiyet hakkına yapılan müdahalelere karşı usule ilişkin güvenceler sunan yargısal yolların da yer aldığı etkili bir hukuksal çerçeve oluşturma ve bu kapsamda yargısal ve idari makamların bireylerin özel kişilerle olan uyuşmazlıklarında etkili ve adil bir karar vermesini temin etme sorumluluklarını içermektedir (Selahattin Turan, B. No: 2014/11410, 22/6/2017, § 41).

23. Çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçu, anılan Kanun’un 5. maddesinin gerekçesinde de ifade edildiği üzere ticari işlemlerde çeke olan güvenin artırılması ile karşılıksız çekin engellenmesi ve bu suretle çek hamillerinin korunması amacıyla ihdas edilmiştir. İtiraz konusu kuralın da yer aldığı maddedeki etkin pişmanlık hükmünün ise suç ile bozulan ticari hayat ve ekonomik düzendeki olumsuzlukların fail tarafından giderildiği durumlarda, faile cezasızlık imkânı tanımak amacıyla öngörüldüğü anlaşılmaktır. Dolayısıyla etkin pişmanlık düzenlemesi, faili borcunu ödemeye zorlamak suretiyle çek hamilinin mülkiyet hakkını da korumaktadır.

24. Kural; aynı zamanda uyuşmazlık konusu olabilecek çek konusu alacağı, alacakların tespiti ve tahsiline yönelik olarak diğer kanunlarda oluşturulan mekanizmaların kapsamı dışına çıkarmamaktadır. Kuralla, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmenin bir şartı olarak sanığın çek bedelini çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren ödeme gününe kadar işleyecek ve 3095 sayılı Kanun’a göre ticari işlerdeki temerrüt faizi ile birlikte alacaklıya ödemesi zorunluluğu öngörülmesinin diğer kanunlarda düzenlenen ve alacağın tespiti ile tahsilini sağlayan dava ve takip yollarına ek olarak getirilmiş bir mekanizma olduğu anlaşılmaktadır.

25. Diğer yandan Anayasa’nın 35. maddesinin güvence

altına aldığı husus devletin alacağın tespiti ve tahsilini sağlayan etkili

mekanizmalar oluşturma yükümlülüğüdür. Çek konusu alacağın ödenmesindeki

gecikmeler sebebiyle oluşan bütün zararların karşılanmasının etkin pişmanlık

şartı hâline getirilmesi bu güvence kapsamında değildir. Ceza hukukuyla ilgili

bir kurum olan etkin pişmanlığın şartlarının tespitinde kanun koyucunun geniş bir

takdir yetkisi bulunmaktadır. Alacaklının uğradığı zararların bütünüyle etkin

pişmanlık kurumu kapsamında karşılanıp karşılanmayacağının öngörülmesi de söz

konusu takdir yetkisi içindedir. Nitekim kural uyarınca 3095 sayılı Kanun

kapsamında öngörülen faizin, alacağın geç ödenmesinden kaynaklanan zararların

tamamını karşılayamadığı durumlarda alacaklının temerrüt nedeniyle oluşan

zararlarını genel hükümler çerçevesinde dava ya da takip konusu yapmasına engel

bir durum bulunmamaktadır.

26. Ayrıca çekin bir kambiyo senedi olduğu ve 13/1/2011

tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca çek

düzenlemenin ticari iş niteliğinde olduğu dikkate alındığında, ilke olarak temerrüt

hâlinde alacağa 3095 sayılı Kanun’da düzenlenen faiz oranlarının uygulanması mümkündür.

Bu husus da gözetildiğinde kural uyarınca yapılacak ödemenin karşılıksızdır

işlemi yapılmasına sebebiyet veren faile aşırı bir külfet yüklediği söylenemez.

Dolayısıyla kuralın devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında mülkiyetin

kullanılmasına ve korunmasına yönelik yeterli güvenceleri sağladığı ve menfaat

dengesinin kurulmasında taraflardan biri aleyhine ölçüsüzlüğe neden olmadığı

anlaşılmaktadır.

27. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 35. ve 38. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

Kuralın Anayasa’nın 2. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 35. ve 38. maddeleri yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

Kuralın Anayasa’nın 36. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

IV.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

14/12/2009 tarihli ve 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 15/7/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanun’un 64. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “...çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte...” bölümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE 30/11/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Muammer TOPAL

Üye

M. Emin KUZ

Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye Basri BAĞCI Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE

Anayasa Mahkemesi, E. 2023/58, K. 2023/204, 30 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İtiraz Yoluna Başvuran
  4. İtirazın Konusu: 14/12/2009
  5. Olay
  6. I. İptali İstenen Kanun Hükmü
  7. II. İlk İnceleme
  8. III. Esasın İncelenmesi
  9. A. Anlam ve
  10. B. İtirazın Gerekçesi
  11. C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  12. M. Emin KUZ
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2023/58
Karar No
2023/204
Tarih
30 Kasım 2023

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2023/173 K.2023/195
  • AYM Norm Denetimi E.2023/171 K.2023/193
  • AYM Norm Denetimi E.2023/172 K.2023/194
  • AYM Norm Denetimi E.2023/101 K.2023/207
  • AYM Norm Denetimi E.2023/142 K.2023/210
  • AYM Norm Denetimi E.2023/129 K.2023/206

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.