İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2023/147 K.2024/69

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a 14/7/2023 tarihli ve 7456 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle eklenen geçici 10. maddenin (4) numaralı fıkrasının Anayasa’nın 2., 10. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

Esas2023/147Karar2024/69Tarih7 Mart 2024Okuma17 dk · 3.423 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
7 Mart 2024
Esas Sayısı
2023/147
Karar Sayısı
2024/69
R.G.Tarih-Sayı
19/4/2024-32522
İtiraz yoluna başvuran
Çorum İnfaz Hâkimliği
İtirazın konusu
13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.423 kelime·17 dk okuma·11 bölüm

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a 14/7/2023 tarihli ve 7456 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle eklenen geçici 10. maddenin (4) numaralı fıkrasının Anayasa’nın 2., 10. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY

Hakkında denetimli serbestlik kararı verilen hükümlünün yükümlülüğe tabi tutulmamasına ilişkin karara karşı şikâyet yoluyla yapılan başvuruda itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ

İSTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı geçici 10. maddesi şöyledir:

“Geçici Madde 10- (Ek: 14/7/2023-7456/15 md.)

(1) 31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan hükümlüler, izin bitimini takip eden onbeş gün içinde infaz işlemlerinin devam ettiği kurumlara dönmek zorundadır.

(2) 31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan ve ilgili mevzuat uyarınca cezalarının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına beş yıl ve daha az süre kalan hükümlülerin talebi aranmaksızın, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına infaz hakimi tarafından karar verilebilir.

(3) Yukarıdaki fıkralar uyarınca, izinden dönecek hükümlüler ile hakkında denetimli serbestlik kararı verilecek hükümlülere ilişkin hususlar, Adalet Bakanlığının resmî internet sitesinde duyurulur.

(4) 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezası infaz edilip geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle 31/7/2023 tarihi itibarıyla izinde bulunan hükümlüler, koşullu salıverilme tarihine kadar olan süreleri 105/A maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen yükümlülüklere tabi olmadan geçirirler.

(5) Geçici 9 uncu maddenin altıncı fıkrası uyarınca açık ceza infaz kurumuna gönderilen hükümlüler, 31/7/2023 tarihi itibarıyla açık ceza infaz kurumuna ayrılmış sayılır.

(6) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım

Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle

Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve örgüt faaliyeti kapsamında işlenen

suçlar hariç olmak üzere, 31/7/2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza infaz

kurumlarında bulunan hükümlülerden, toplam hapis cezası on yıldan az ise bir

ayını, on yıl ve daha fazla ise üç ayını bu kurumlarda geçirip ilgili mevzuat

uyarınca açık ceza infaz kurumlarına ayrılmasına üç yıl veya daha az süre

kalanlar, bu şartların oluştuğu tarih itibarıyla açık ceza infaz kurumlarına

ayrılabilir. Bu hükümlüler ile 31/7/2023 tarihinde geçici 9 uncu maddenin

altıncı fıkrası kapsamında açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüler,

talepleri hâlinde en az üç ay açık ceza infaz kurumunda kalmış olmak şartıyla

ilgili mevzuat uyarınca cezaların denetimli serbestlik tedbiri altında infazı

uygulamasından üç yıl erken yararlandırılır.

(7) Altıncı fıkra hükümleri 31/7/2023 tarihi itibarıyla;

a) Hapis cezasının infazı 16, 16/A ve 17 nci maddeleri kapsamında ertelenmiş olan,

b) Hapis cezasının infazı durdurulmuş olan,

hükümlüler hakkında da uygulanır.

(8) Koşullu salıverilmenin geri alınması nedeniyle 31/7/2023 tarihi itibarıyla cezası aynen infaz edilen veya ikinci defa mükerrir olup 31/7/2023 tarihi itibarıyla bu cezanın infazı için ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin bu cezalarının infazı bakımından altıncı fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu hükümlülerin 31/7/2023 tarihi itibarıyla kesinleşmiş ancak infaz edilmemiş diğer hapis cezaları bakımından altıncı fıkra hükümleri uygulanır.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 13/9/2023 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine Selahaddin MENTEŞ ile İrfan FİDAN’ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Abdullah ATAY tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Anlam ve Kapsam

3. 5275 sayılı Kanun’a 5/4/2012 tarihli ve 6291 sayılı Kanun’la eklenen “Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı” başlıklı 105/A maddesinde hapis cezalarının infazında denetimli serbestlik kurumu düzenlenmiştir. Denetimli serbestlik, içeriğinde kısmi değişiklikler yapılsa da özü itibarıyla aynı anlayış temelinde infaz sistemi içinde önemli bir kurum olarak işlev görmeye devam etmektedir (AYM, E.2020/44, K.2020/41, 17/7/2020, § 61).

4. Denetimli

serbestlik belirli şartları taşıyan hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını

sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek

ve bu suretle yeniden suç işlenme olasılığını azaltmak amacıyla koşullu

salıverilme tarihinden belirli bir süre önce ceza infaz kurumundan

salıverilmelerini ve koşullu salıverilme tarihine kadar hükümlülere, kişiye

göre belirlenmiş denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasını öngören bir hukuki

kurumdur (benzer yönde bkz. AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013; E.2014/14,

K.2014/77, 9/4/2014; E.2017/170, K.2018/77, 5/7/2018, § 13; E.2020/44,

K.2020/41, 17/7/2020, § 27; denetimli serbestlik kurumuna ilişkin genel

açıklama için bkz. AYM, E.2020/44, K.2020/41, 17/7/2020, §§ 61-68).

5. 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinin (5) numaralı fıkrasına göre denetimli serbestlik tedbiri uygulanan hükümlünün; koşullu salıverilme tarihine kadar kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılması, bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulması, belirlenen yer veya bölgelere gitmemesi, belirlenen programlara katılması yükümlülüklerinden bir veya birden fazlasına tabi tutulmasına denetimli serbestlik müdürlüğünce karar verilmekte ve hükümlünün risk ve ihtiyaçları dikkate alınarak yükümlülükleri değiştirilebilmektedir.

6. Anılan Kanun’un geçici 9. maddesinin (5) numaralı

fıkrasında Covid-19 salgın hastalığı sebebiyle, açık ceza infaz kurumunda

bulunanlar ile kapalı ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza infaz kurumuna

ayrılmaya hak kazanan hükümlülerin yanı sıra Kanun’un 105/A maddesi kapsamında

denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına karar verilen

hükümlüler ile 106. madde veya diğer kanunlar uyarınca denetimli serbestlik

tedbirinden yararlanan hükümlülerin 31/5/2020 tarihine kadar izinli sayılacağı

ve salgının devam etmesi hâlinde bu sürenin Sağlık Bakanlığının önerisi üzerine

Adalet Bakanlığı tarafından her defasında iki ayı geçmemek üzere on dokuz kez

uzatılabileceği belirtilmiştir. Böylece cezası 105/A

maddesi kapsamında denetimli serbestlik

tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilen hükümlülerin söz konusu süreci izinli

olarak geçirmeleri öngörülmüştür.

7. Adalet Bakanlığınca çeşitli tarihlerde verilen kararlarla açık ceza infaz kurumlarında bulunan veya açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanan hükümlüler ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezalarının infazına karar verilen yükümlüler hakkındaki izin sürelerinin uzatılmasına karar verilmiş ve bu bağlamda izin süreleri son olarak 31/5/2023 tarihinden itibaren iki ay süreyle uzatılmıştır.

8. Geçici 10. maddenin (1) numaralı fıkrasında ise 31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9. maddenin (5) numaralı fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan hükümlülerin, izin bitimini takip eden on beş gün içinde infaz işlemlerinin devam ettiği kurumlara dönmek zorunda oldukları hükme bağlanmıştır.

9. İtiraz konusu kural, 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezası infaz edilmekte olan ve geçici 9. maddenin (5) numaralı fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle 31/7/2023 tarihi itibarıyla izinde bulunan hükümlülerin koşullu salıverilme tarihine kadar kalan sürelerini 105/A maddesinin (5) numaralı fıkrasında belirtilen yükümlülüklere tabi olmadan geçirmelerini öngörmektedir.

B. İtirazın Gerekçesi

10. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralla denetimli serbestlik yükümlüleri arasında ikili bir uygulamaya neden olunduğu, bu kapsamda hükümlülerin denetimli serbestliğe ayrılma tarihine göre bir ayrıma tabi tutulduğu, bu ayrımın kanun yoluna başvurma hakkını kullanmaları sebebiyle cezası daha sonra kesinleşen hükümlüler yönünden infaz rejiminde aleyhe sonuç doğduğu, Covid-19 salgınının sona ermesi nedeniyle 31/7/2023 tarihinden sonra izinleri sona eren hükümlülerin yükümlülüğe ve denetime tabi olmamalarını gerektiren bir nedenin bulunmadığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

11. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuki güvenliği sağlayan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.

12. Hukuk devletinin temel unsurlarından

biri de belirlilik ilkesidir. Bu ilkeye göre yasal

düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve

kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel

olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem

içermesi gerekir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup

kişinin kanundan belirli bir kesinlik içinde hangi somut eylem ve olguya hangi

hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale

yetkisini verdiğini bilmesini zorunlu kılmaktadır. Kişi ancak bu durumda

kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir.

Hukuki güvenlik ilkesi bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven

duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici

yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2020/80, K.2021/34, 29/4/2021, §

25; E.2022/9,

K.2022/80, 21/6/2022, § 11).

13. İtiraz konusu kuralda, hükümlülerin hangi hâlde koşullu salıverilme tarihine kadar olan sürelerini 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinin (5) numaralı fıkrasında belirtilen yükümlülüklere tabi olmadan geçirecekleri düzenlenmektedir. Buna göre koşullu salıverilme tarihine kadar olan süreleri anılan fıkrada belirtilen yükümlülüklere tabi olmadan geçirecek olan hükümlüler, cezası 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilen ve geçici 9. maddenin (5) numaralı fıkrası uyarınca 31/7/2023 tarihi itibarıyla izinde bulunanlardır.

14. Dolayısıyla kuralda; koşullu salıverilme tarihine kadar olan denetimli serbestlik sürelerini söz konusu Kanun’un 105/A maddesinin (5) numaralı fıkrasında belirtilen yükümlülüklere tabi olmadan geçirecek hükümlüler bakımından aranan şartların herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net ve anlaşılır bir şekilde düzenlendiği anlaşıldığından belirlilik ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.

15. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik

tedbirleriyle bunların infazına ilişkin kurallar, Anayasa’nın konuya ilişkin

hükümleri başta olmak üzere ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri ve

ekonomik hayatın ihtiyaçları gözönüne alınarak saptanacak ceza siyasetine göre

belirlenir. Buna göre hangi fiilin suç sayılacağı, cezanın türü ve miktarı ile

infazına ilişkin yasal düzenlemeler temelde devletin suç ve ceza politikasına bağlı bir konudur. Suç ve ceza yönünden sınırları

belirtilen bu takdir alanı, ceza sisteminin tamamlayıcı bölümünü oluşturan

infaz hukuku için de geçerlidir (AYM, 2020/53, 2021/55, 14/7/2021, §§ 186-187; E.2022/9, K.2022/80,

21/6/2022, § 17). Kanun koyucunun bu konudaki tercih ve takdirinin

yerindeliğinin incelenmesi, anayasal denetimin kapsamı dışında kalmaktadır

(AYM, E.2017/170, K.2018/77, 5/7/2018, § 12).

16. Kanun

koyucunun takdir yetkisi kapsamındaki düzenlemeleri yaparken de hukuk devleti ilkesi gereğince kamu yararını

gerçekleştirmek amacıyla hareket etmesi gerekir. Anayasa Mahkemesince kamu

yararı konusunda yapılacak inceleme, kanunun kamu yararı amacıyla yapılıp

yapılmadığının araştırılmasıyla sınırlıdır. Anayasa’nın çeşitli hükümlerinde

yer alan kamu yararı kavramının Anayasa’da bir tanımı yapılmamıştır. Ancak

Anayasa Mahkemesinin kararlarında da belirtildiği gibi kamu yararı; bireysel,

özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yarardır. Kamu yararı

düşüncesi olmaksızın yalnız özel çıkarlar için veya sadece belli kişilerin

yararına kanun hükmü konulamaz. Böyle bir durumun açık bir biçimde ve kesin

olarak saptanması hâlinde söz konusu kanun hükmü Anayasa’nın 2. maddesine

aykırı düşer. Açıklanan istisnai hâl dışında bir kanun hükmünün gereksinimlere

uygun olup olmadığı, hangi araç ve yöntemlerle kamu yararının sağlanabileceği

kanun koyucunun takdirinde olduğundan bu kapsamda kamu yararı değerlendirmesi

yapmak anayasa yargısıyla bağdaşmaz (AYM, E.2020/53, K.2021/55, 14/7/2021, § 23; E.2022/9, K.2022/80, 21/6/2022, § 15).

17. Kanun’un 105/A maddesinde

öngörülen denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması ile hükümlü hakkında verilen cezanın

infazının devam ettiği aşamada cezaların infazında mümkün olduğunca yarı özgürlük,

açık rejimler ya da geçici yerleşmeler gibi yöntemler kullanılarak alternatif

bir infaz rejimi oluşturmak suretiyle hükümlülerin yeniden suç işleme risklerinin

azaltılması, sosyal hayata hazırlanmalarına imkân sağlanması, tahliye

şartlarına uyumun gerçekleştirilmesi, toplumsal kurallara uyma becerilerinin

geliştirilmesi, toplumun hükümlüye olumsuz bakışının azaltılması ve ailesiyle

görüşmesinin sağlanması amaçlanmaktadır (AYM, E.2017/170, K.2018/77, 5/7/2018, § 17; E.2020/53,

K.2021/55, 14/7/2021, § 145).

18. Kuralla,

Covid-19 salgın hastalığı sebebiyle izinli

sayılan ve 31/7/2023 tarihi itibarıyla hâlihazırda izinli bulunan anılan 105/A

maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına

karar verilen hükümlülerin koşullu salıverilme tarihine kadar olan kalan

sürelerini de 105/A maddesinin (5) numaralı fıkrasında belirtilen yükümlülüklere tabi olmadan

geçirmeleri suretiyle 31/7/2023 tarihi

itibarıyla hem denetimli serbestlik müdürlüklerinde oluşacak yoğunlukların

önlenmesinin hem de hükümlülerin mevcut hukuki durumlarının devam ettirilerek

denetimli serbestlik kurumunun genel amacına uygun olarak dış dünyaya ve

toplumsal hayata uyum sağlamalarının kolaylaştırılmasının hedeflendiği

anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralın kamu yararı dışında bir amacı

gerçekleştirmeye yönelik olduğu söylenemez.

19. Öte yandan almış olduğu cezanın tamamı ceza infaz

kurumlarında yerine getirilmeden hakkında denetimli serbestlik tedbiri

uygulanarak denetim ve gözetim altına alınan hükümlünün bu süreçte belirli

yükümlülüklere tabi tutulması mümkündür. Bununla birlikte kanun koyucuyu

denetimli serbestlik kurumunun düzenlenmesi bağlamında denetim süresinde

hükümlü hakkında yükümlülük uygulanmasını öngörmeye zorlayacak anayasal bir

neden bulunmamaktadır. Dolayısıyla denetimli serbestlik kurumunu düzenlerken

infaz koşullarını belirlemek, hakkında denetimli serbestlik kararı verilen

hükümlünün belirli yükümlülüklere tabi tutulup tutulmayacağına karar vermek ile

bu yükümlülüklerin ve yükümlülüklere tabi tutulacak hükümlülerin kapsamını

belirlemek de kanun koyucunun takdirindedir. Bu durumda cezası Kanun’un 105/A

maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz

edilen hükümlülerden 31/7/2023 tarihi itibarıyla

izinde bulunanlar bakımından farklı bir infaz rejimi belirlenmesi kanun

koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup kuralda hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan

bir yön bulunmamaktadır.

20. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

Engin YILDIRIM, Selahaddin MENTEŞ ve Basri BAĞCI bu görüşe katılmamışlardır.

Kuralın Anayasa’nın 10. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 2. maddesi yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 10. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

Kuralın Anayasa’nın 36. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a 14/7/2023 tarihli ve 7456 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle eklenen geçici 10. maddenin (4) numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Engin YILDIRIM, Selahaddin MENTEŞ ile Basri BAĞCI’nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA 7/3/2024 tarihinde karar verildi.

Karşı Oy

1. İtiraza konu edilen 2575 sayılı Kanun’un Geçici 10. maddesinin 4. fıkrası ile 31/7/2023 tarihi itibariyle denetimli serbestlik kapsamında cezaları infaz edilmekte olanlardan Covid-19 salgını nedeniyle izinde bulunan hükümlülerin koşullu salıverilme tarihine kadar 2575 sayılı Kanun’un 105/A maddesinin 5. fıkrasında belirlenen yükümlülüklere tabi olmayacağı hüküm altına alınmıştır.

2. Çoğunluk kuralın Anayasa’ya aykırı bir yönünün bulunmadığı inancı ile iptal talebinin reddine karar vermiştir.

3. Çoğunluğun bu görüşünün aksine kuralın Anayasa’nın 2 ve 10. maddelerine aykırı olduğunu değerlendiriyoruz.

4. Kural cezaları infaz edilmekte olan hükümlülerden haklarında denetimli serbestlik uygulananlara yönelik kolaylaştırıcı bir düzenleme ihtiva etmekte olup, belirlenen tarih itibariyle infazı denetimli serbestlik kapsamında bulunan kitleden sadece Covid-19 nedeniyle kendilerine izin verilenler lehine bir düzenleme getirmektedir. Bunlar dışında aynı tarih itibariyle denetimli serbestlikten yararlananlara bu kolaylık tanınmamaktadır.

5. Bu düzenlemenin amacı olarak; izinlerin bir anda ortadan kaldırılması nedeniyle denetimli serbestlik birimlerinde yaşanabilecek yoğunluğun önüne geçilmesinin hedeflendiği ifade edilmektedir.

6. 31/7/2023 tarihi itibariyle denetimli serbestlik kapsamında cezaları infaz edilenlerden pandemi nedeniyle daha önceden kendilerine izin verilenlerden olmayan kişiler getirilen kolaylıklardan yararlandırılmamaktadır.

7. Belirli bir tarih itibariyle denetimli serbestlik kapsamında bulunan kişilerin pandemi izninden yararlananlar ve yararlanmayanlar olarak iki farklı kategoriye ayrılmalarının Anayasa’nın 10. maddesi kapsamında birbiriyle kıyaslanabilir iki ayrı grup oluşturduğunda tereddüt bulunmamaktadır. Zira her iki grubunda ortak özellikleri aynı tarih itibariyle haklarında denetimli serbestlik uygulanıyor olmasıdır.

8. Bu aşamada önemli olan husus bu iki grup arasında farklı uygulama yapılmasının nesnel bir temelinin bulunup bulunmadığıdır.

9. Kuralın getiriliş gayesi denetimli serbestlik birimlerinin aşırı bir iş yüküne muhatap olmasının engellenmesi olarak ifade edildiği için kuralın meşru amacının bulunduğunda duraksama yoktur. Ancak belirtilen tarih itibariyle ayrım yapılmaksızın bütün denetimli serbestlikten yararlananların aynı işleme tabi tulmalarının önünde bir engel de bulunmamaktadır.

10. Kaldı ki salgın nedeniyle uzun süredir kendilerine verilen izin nedeniyle bir yükümlülük olmaksızın cezaları infaz edilen kitlenin gelecek yükümlülüklerden de muaf tutulmalarına karşılık, diğer kitlenin salgın izninden yararlanmış olmamaları yanında denetimli serbestlik mükellefiyetlere tabi tutulması bariz bir eşitsizlik olup Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen kanun önünde eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmektedir.

11. Diğer taraftan itiraz başvurusunda bulunan mahkemenin bakmakta olduğu somut olayda olduğu gibi 31/7/2023 tarihinden önce Covid-19 izninden yararlanmakta iken denetimli serbestliğe ayrılma şartları gerçekleşmesine rağmen idare tarafından gösterilen ihmal nedeniyle bu kapsama alınmayan hükümlülerde kural kapsamında getirilen kolaylıklardan yararlanamayacaklardır. Halbuki bu durum tamamen idarenin ihmalinin sonucu olup hükümlüye atfı kabil bir kusur bulunmamaktadır.

12. Kural bu durumda olanlar açısından bir netlik ihtiva etmemekte olup bu durum da Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devletinin özellikleriyle bağdaşmamaktadır.

13. Sayılan bu gerekçelerle itiraz talebine konu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğunu ve iptal edilmesi gerektiğini değerlendirdiğimizden aksi yöndeki çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.

Başkan

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

Hasan Tahsin GÖKCAN

Başkanvekili

Kadir ÖZKAYA

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

M. Emin KUZ

Üye

Rıdvan GÜLEÇ

Üye

Recai AKYEL

Üye

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Üye

Yıldız SEFERİNOĞLU

Üye

Selahaddin MENTEŞ

Üye

Basri BAĞCI

Üye

İrfan FİDAN

Üye

Kenan YAŞAR

Üye

Muhterem İNCE

Üye

Yılmaz AKÇİL

KARŞI OY GEREKÇESİ

Çorum İnfaz Hakimliği tarafından bakmakta olduğu davada 14/07/2023 tarih 7456 sayılı Kanun’un 15.maddesiyle eklenen geçici 10 maddesinin (4) numaralı fıkrasının iptali ileri sürülmüştür. Davanın yapılan ilk incelemesinde sayın çoğunluk esasın görüşülmesine karar vermiştir. Yapılan başvuru açıkça dayanaktan yoksun olması gerekçesiyle reddini düşündüğümden sayın çoğunluğun görüşüne katılmadım.

İtiraz Konusu kural 5275 sayılı kanunun 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezası infaz edilen ve aynı kanunun geçici 9. Maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca Covid-19 salgını nedeniyle 31/7/2023 tarihi itibari ile izinde bulunan hükümlülerin koşullu salıverilme tarihine kadar olan süreleri yükümlülüğe tabi olmadan geçirmelerini öngörmektedir.

Çorum İnfaz Hakimliğinin Anayasa Mahkemesine getirdiği

dava konusu hükümden mahkemenin kuralı inceleyip iptal etmesi halinde dahi

yararlanamayacağı anlaşılmaktadır. Kaldı ki Çorum İnfaz Hakimliğinin esasen

iptal gerekçesi hükümlünün aleyhine olan bir durumu düzeltilmesi ya da

hükümlüye sirayet edecek bir gerekçeye dayanmamaktadır. İnfaz Hakimliği temel

gerekçe olarak bir dönem tedbir uygulanmadan denetimden yararlanılan

hükümlülerin denetimsiz yükümlülüksüz olarak toplum içerisine bırakılmalarını

toplumun suça karşı korunması amacına aykırı olması hukuk devleti ilkesine de

aykırılık oluşturacağı gerekçesiyle iptalini istemiştir. Hükmün iptali halinde

bakmakta olduğu somut olayda uygulamak istememektedir.

Somut olay incelendiğinde hükümlüğünün 31/07/2023 tarihinden sonra denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulduğu göz önüne alındığında dava konusu kuralda yer alan imkândan yararlanması mümkün değildir. Mahkemenin başvuru kararındaki Anayasaya aykırılık gerekçeleri davacının bu imkândan faydalandırılmamasının Anayasaya aykırılığı üzerine kurulmamıştır. Yasa kapsamındaki bütün hükümlülerin denetimli serbestlik süresince ek yükümlülüklerinin kaldırılmasının Anayasaya aykırılığı üzerine temellendirilmiştir.

Yukarıda izah edildiği üzere itiraz başvurusunda ileri sürülen gerekçenin itiraz konusu kuralla uyuşmadığı ilk bakışta anlaşılmaktadır. Ceza Hukukunun temel ilkelerinden biri de lehe yasa uygulamasıdır. Mahkemenin iptal gerekçesi bakılmakta olan davada uygulanacak kural olsa dahi iptali halinde hükümlünün lehine sonuç doğurmayacaktır. Hakim madde hükmü iptal edilse dahi lehe olan yasayı uygulamak zorundadır. Her iki hal nedeniyle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna ulaşılmalıdır.

14/07/2023 tarih 7456 sayılı Kanun’un 15.maddesiyle eklenen geçici 10 maddesinin (4) numaralı fıkrasının iptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusunun Anayasa mahkemesinin kuruluş ve yargılama usulleri hakkındaki kanunun 40. Maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince açık bir şekilde dayanaktan yoksun olması nedeniyle ilk inceleme aşamasında reddine karar verilmesi gerekmektedir.

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Selahaddin MENTEŞ

Üye

Basri BAĞCI

KARŞIOY GEREKÇESİ

Başvuran Mahkeme, hakkında denetimli serbestlik kararı verilen hükümlünün yükümlülüğe tabi tutulmamasına ilişkin karara karşı şikâyet yoluyla yapılan başvuruda 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un geçici 10. maddenin (4) numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini talep etmiştir.

Çoğunluk, 13/9/2023 tarihli ilk inceleme kararında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine karar vermiştir. Aşağıda açıklayacağım gerekçelerle çoğunluğun bu görüşüne katılmıyorum.

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Anayasaya

aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi” başlıklı 40. maddesinde Anayasa

Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurularda izlenecek yöntem

belirtilmiştir. Söz konusu maddenin (1) numaralı fıkrasında, bir davaya

bakmakta olan mahkemenin bu davada uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı

kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan

birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması

durumunda bu fıkrada sayılan belgeleri dizi listesine bağlayarak Anayasa

Mahkemesine göndereceği kurala bağlanmıştır. Maddenin (4) numaralı fıkrasında

ise açıkça dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun olmayan itiraz başvurularının

Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemeye geçilmeksizin gerekçeleriyle

reddedileceği hükme bağlanmıştır.

İtiraz konusu kuralda, 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezası infaz edilen ve aynı Kanun’un geçici 9. maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle 31/7/2023 tarihi itibarıyla izinde bulunan hükümlülerin koşullu salıverilme tarihine kadar olan süreleri yükümlülüğe tâbi olmadan geçirmeleri düzenlenmektedir.

Bakılmakta olan davada hükümlü hakkındaki denetimli serbestlik kararı 31/7/2023 tarihinden sonra (1/8/2023) tarihinde verilmiştir. Anılan kararda hükümlünün koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının 1/8/2023 tarihinden itibaren denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazı yönünde hüküm kurulmuştur.

Olayda hükümlünün 31/7/2023 tarihinden sonra denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulduğu düşünüldüğünde dava konusu kuralda yer alan imkândan yararlanması mümkün değildir. Bununla birlikte, bir olayın iptali istenen kuralın kapsamına girmemesinden hareketle söz konusu kuralın olayda uygulanacak kural olmadığı sonucuna varılması her zaman doğru olmayabilir. Kuralın eksik düzenlendiği iddialarının bulunduğu durumlarda söz konusu kuralın uygulanacak kural olarak kabul edilmesi -somut olayın koşulları çerçevesinde- mümkün görülebilir. Ancak bunun için mahkemece eksik düzenlemenin varlığının temellendirilmesi ve bunun anayasal dayanakları konusunda Anayasa Mahkemesinin ikna edilmesi zorunludur.

Başvuran Mahkemenin başvuru kararındaki Anayasa’ya

aykırılık gerekçeleri incelendiğinde kuraldaki düzenlemenin eksik olduğu ve

davacıyı da kapsaması gerektiği yönünde bir iddiasının bulunmadığı, aksine bu

imkânın hiç kimseye tanınmaması gerektiği görüşünü savunduğu görülmektedir.

Diğer bir ifadeyle başvuran Mahkeme, Anayasa’ya aykırılık gerekçelerini

davacının bu imkândan yararlandırılmamasının Anayasa’ya aykırılığı üzerine

değil, denetimli serbestlik sürecinde ek yükümlülüklerin kaldırılmasının

Anayasa’ya aykırılığı üzerine temellendirilmiştir. Mahkeme 31/7/2023 tarihinden

önce denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulanların ek yükümlülüklerden

kurtarılmasının eşitlik ilkesine ve hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunu

ileri sürmektedir. Bu gerekçenin eksik düzenleme iddiasını içermediği açıktır.

Öte yandan başvuruya dayanak dosya bakımından hükümlünün bu imkândan zaten yararlanamadığı gözetildiğinde Mahkemenin başvuru kararında belirttiği Anayasa’ya aykırılık gerekçelerinin (bu imkânın hiç kimseye tanınmaması gerektiği yönündeki gerekçenin) bu başvuruda tartışılması imkânsızdır. Dolayısıyla itiraz başvurusunda ileri sürülen gerekçenin itiraz konusu kuralla uyuşmadığı ilk bakışta anlaşıldığından başvurunun açık bir şekilde dayanaktan yoksun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Açıklanan gerekçelerle itiraz başvurusunun açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle esas incelemesine geçilmeksizin reddi gerektiğini düşündüğümden, aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.

Üye Selahaddin MENTEŞ Üye İrfan FİDAN

Anayasa Mahkemesi, E. 2023/147, K. 2024/69, 7 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Olay
  4. I. İptali
  5. İstenen Kanun Hükmü
  6. II. İlk İnceleme
  7. III. Esasın İncelenmesi
  8. A. Anlam ve Kapsam
  9. B. İtirazın Gerekçesi
  10. C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
  11. M. Emin KUZ
  12. Karşı Oy Gerekçesi
  13. Karşıoy Gerekçesi
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2023/147
Karar No
2024/69
Tarih
7 Mart 2024

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2024/60 K.2024/74
  • AYM Norm Denetimi E.2024/59 K.2024/73
  • AYM Norm Denetimi E.2023/126 K.2024/67
  • AYM Norm Denetimi E.2023/137 K.2024/68
  • AYM Norm Denetimi E.2023/195 K.2024/71
  • AYM Norm Denetimi E.2024/55 K.2024/66

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.