KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 7 Mart 2024
- Esas Sayısı
- 2023/148
- Karar Sayısı
- 2024/70
- R.G.Tarih-Sayı
- 19/4/2024-32522
- İtiraz yoluna başvuran
- Sinop İnfaz Hâkimliği
- İtirazın konusu
- 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik
Karar Metni
2.946 kelime·15 dk okuma·9 bölüm
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a 14/7/2023 tarihli ve 7456 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle eklenen geçici 10. maddenin (6) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...31/7/2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerden,...” ibaresinin Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY
Açık ceza infaz kurumuna ayrılma talebinin reddine yönelik karara karşı şikâyet yoluyla yapılan başvuruda itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ
İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı geçici 10. maddesi şöyledir:
“Geçici Madde 10- (Ek: 14/7/2023-7456/15 md.)
(1) 31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan hükümlüler, izin bitimini takip eden onbeş gün içinde infaz işlemlerinin devam ettiği kurumlara dönmek zorundadır.
(2) 31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan ve ilgili mevzuat uyarınca cezalarının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına beş yıl ve daha az süre kalan hükümlülerin talebi aranmaksızın, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına infaz hakimi tarafından karar verilebilir.
(3) Yukarıdaki fıkralar uyarınca, izinden dönecek hükümlüler ile hakkında denetimli serbestlik kararı verilecek hükümlülere ilişkin hususlar, Adalet Bakanlığının resmî internet sitesinde duyurulur.
(4) 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezası infaz edilip geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle 31/7/2023 tarihi itibarıyla izinde bulunan hükümlüler, koşullu salıverilme tarihine kadar olan süreleri 105/A maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen yükümlülüklere tabi olmadan geçirirler.
(5) Geçici 9 uncu maddenin altıncı fıkrası uyarınca açık ceza infaz kurumuna gönderilen hükümlüler, 31/7/2023 tarihi itibarıyla açık ceza infaz kurumuna ayrılmış sayılır.
(6) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım
Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele
Kanunu kapsamına giren suçlar ve örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar
hariç olmak üzere, 31/7/2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza infaz
kurumlarında bulunan hükümlülerden, toplam hapis cezası on yıldan az ise
bir ayını, on yıl ve daha fazla ise üç ayını bu kurumlarda geçirip ilgili
mevzuat uyarınca açık ceza infaz kurumlarına ayrılmasına üç yıl veya daha az
süre kalanlar, bu şartların oluştuğu tarih itibarıyla açık ceza infaz
kurumlarına ayrılabilir. Bu hükümlüler ile 31/7/2023 tarihinde geçici 9 uncu
maddenin altıncı fıkrası kapsamında açık ceza infaz kurumunda bulunan
hükümlüler, talepleri hâlinde en az üç ay açık ceza infaz kurumunda kalmış
olmak şartıyla ilgili mevzuat uyarınca cezaların denetimli serbestlik tedbiri
altında infazı uygulamasından üç yıl erken yararlandırılır.
(7) Altıncı fıkra hükümleri 31/7/2023 tarihi itibarıyla;
a) Hapis cezasının infazı 16, 16/A ve 17 nci maddeleri kapsamında ertelenmiş olan,
b) Hapis cezasının infazı durdurulmuş olan,
hükümlüler hakkında da uygulanır.
(8) Koşullu salıverilmenin geri alınması nedeniyle 31/7/2023 tarihi itibarıyla cezası aynen infaz edilen veya ikinci defa mükerrir olup 31/7/2023 tarihi itibarıyla bu cezanın infazı için ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin bu cezalarının infazı bakımından altıncı fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu hükümlülerin 31/7/2023 tarihi itibarıyla kesinleşmiş ancak infaz edilmemiş diğer hapis cezaları bakımından altıncı fıkra hükümleri uygulanır.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Muammer TOPAL, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR ve Muhterem İNCE’nin katılımlarıyla 13/9/2023 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Abdullah ATAY tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve Kapsam
3. Mevzuatımızda infaz süresi; ilke olarak kapalı ceza infaz kurumunda geçirilen süre, açık ceza infaz kurumunda geçirilen süre ve koşullu salıverilme tarihi ile bihakkın tahliye tarihi arasındaki süre olmak üzere üç aşamadan oluşmaktadır. Bunun yanı sıra 5275 sayılı Kanun’a 5/4/2012 tarihli ve 6291 sayılı Kanun’la eklenen 105/A maddesiyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ilişkin aşama getirilmiştir (AYM, E.2017/170, K.2018/77, 5/7/2018, § 14; E.2020/53, K.2021/55, 14/7/2021, § 48).
4. 5275 sayılı Kanun’un 14. maddesinin (3) numaralı fıkrasında hükümlülerin kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına anılan Kanun’un 89. maddesi uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda karar verileceği belirtilmiştir. Kanun’un 89. maddesinde de hükümlülerin değerlendirilmesi ve iyi hâlin belirlenmesine ilişkin usul ve yöntemler ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup hükümlünün kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılabilmesi için idare ve gözlem kurulu tarafından iyi hâlinin belirlenmesi gerekmektedir.
5. 14. maddenin (4) numaralı fıkrasında toplam on yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkûm olanlar ile terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar, kasten öldürme suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar ve uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanların kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarına ilişkin idare ve gözlem kurulu kararlarının infaz hâkiminin onayından sonra uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
6. Geçici 10. maddenin (6) numaralı fıkrasının birinci
cümlesinde 31/7/2023 tarihi itibarıyla
kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin belirli şartları taşımaları
hâlinde açık ceza infaz kurumlarına ayrılabilmeleri öngörülmüştür. Anılan
cümleye göre açık ceza infaz kurumuna ayrılabilmek için öncelikle toplam hapis
cezası on yıldan az olan hükümlülerin cezalarının bir ayını, on yıl ve daha
fazla olan hükümlülerin ise cezalarının üç ayını kapalı ceza infaz kurumlarında
geçirmeleri ve ilgili mevzuat uyarınca açık ceza infaz kurumlarına
ayrılmalarına üç yıl veya daha az süre kalmış olması gerekmektedir. Ayrıca söz
konusu cümlede belirli suçlar yönünden istisna öngörülmek suretiyle 26/9/2004
tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü,
Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümü’nde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve örgüt faaliyeti
kapsamında işlenen suçlardan hüküm giyenler bu düzenlemenin kapsamı dışında
bırakılmıştır.
7. Cümlede yer alan “...31/7/2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerden,...” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır. Bu itibarla açık ceza infaz kurumuna ayrılmaya ilişkin söz konusu düzenlemeden 31/7/2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler yararlanabilecektir. Başka bir deyişle 31/7/2023 tarihinden sonra kapalı ceza infaz kurumuna alınan hükümlüler söz konusu cümlede yer alan diğer şartları sağlasa dahi bu hüküm kapsamında açık ceza infaz kurumuna ayrılamayacaktır.
8. Anılan fıkranın ikinci cümlesinde ise bu fıkra kapsamında açık ceza infaz kurumuna ayrılan hükümlüler ile 31/7/2023 tarihinde 5275 sayılı Kanun’un geçici 9. maddesinin (6) numaralı fıkrası kapsamında açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin, en az üç ay açık ceza infaz kurumunda kalmış olmaları ve taleplerinin bulunması şartıyla denetimli serbestlik uygulamasından üç yıl erken yararlanmaları öngörülmüştür.
9. Aynı maddenin (7) numaralı fıkrası uyarınca (6) numaralı fıkrada yer alan açık ceza infaz kurumuna ayrılmaya ilişkin düzenleme 31/7/2023 tarihi itibarıyla hapis cezasının infazı 5275 sayılı Kanun’un 16., 16/A ve 17. maddeleri kapsamında ertelenmiş olanlar ile aynı tarih itibarıyla hapis cezasının infazı durdurulmuş olan hükümlüler hakkında da uygulanacaktır.
10. (8) numaralı fıkrada ise koşullu salıverilmenin geri alınması nedeniyle 31/7/2023 tarihi itibarıyla cezası aynen infaz edilen veya ikinci defa mükerrir olup 31/7/2023 tarihi itibarıyla bu cezanın infazı için ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin bu cezalarının infazı bakımından (6) numaralı fıkranın uygulanmayacağı, ancak bu hükümlülerin 31/7/2023 tarihi itibarıyla kesinleşmiş ancak infaz edilmemiş diğer hapis cezalarının bulunması hâlinde bu cezalar bakımından (6) numaralı fıkranın uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
B. İtirazın Gerekçesi
11. Başvuru kararında özetle; açık ceza infaz kurumuna ayrılma hakkı için suç tarihi yerine hükümlü olma tarihinin esas alınmasının infaz hükümlerinin uygulanmasında adil olmayan sonuçlara neden olacağı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu
12. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuki güvenliği sağlayan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
13. Hukuk devletinin temel unsurlarından
biri de belirlilik ilkesidir. Bu ilkeye göre yasal
düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve
kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel
olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem
içermesi gerekir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup
kişinin kanundan belirli bir kesinlik içinde hangi somut eylem ve olguya hangi
hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale
yetkisini verdiğini bilmesini zorunlu kılmaktadır. Kişi ancak bu durumda
kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir.
Hukuki güvenlik ilkesi bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven
duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici
yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2020/80, K.2021/34, 29/4/2021, §
25; E.2022/9,
K.2022/80, 21/6/2022, § 11).
14. 5275 sayılı Kanun’un geçici 10.
maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı (6) numaralı fıkrasında
31/7/2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza
infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına
ayrılabilmelerine ilişkin şartlar yönünden özel bir düzenleme yapılmıştır. Buna göre anılan özel düzenleme
kapsamında açık ceza infaz kurumlarına ayrılabilecek olanlar; 31/7/2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza kurumlarında
bulunan, cezası 5237 sayılı Kanun’un İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü,
Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümü’nde tanımlanan suçlardan, 3713 sayılı Kanun
kapsamına giren suçlardan ve örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan
kaynaklanmayan, toplam hapis cezası on yıldan az ise bir ayını, on yıl ve daha
fazla ise üç ayını kapalı ceza infaz kurumlarında geçirip açık ceza infaz
kurumlarına ayrılmasına üç yıl veya daha az süre kalan hükümlülerdir.
15. Dolayısıyla bu fıkra kapsamında kapalı ceza infaz kurumlarından açık ceza infaz kurumlarına ayrılabilecek hükümlüler bakımından aranan şartların herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net ve anlaşılır bir şekilde düzenlendiği anlaşıldığından kuralda belirlilik ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
16. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik
tedbirleriyle bunların infazına ilişkin kurallar, Anayasa’nın konuya ilişkin
hükümleri başta olmak üzere ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri ve
ekonomik hayatın ihtiyaçları gözönüne alınarak saptanacak ceza siyasetine göre
belirlenir. Buna göre hangi fiilin suç sayılacağı, cezanın türü ve miktarı ile
infaza ilişkin yasal düzenlemeler temelde devletin suç ve ceza politikasına bağlı bir konudur. Suç ve ceza yönünden sınırları
belirtilen bu takdir alanı, ceza sisteminin tamamlayıcı bölümünü oluşturan
infaz hukuku için de geçerlidir (AYM, 2020/53, 2021/55, 14/7/2021, §§ 186-187; E.2022/9, K.2022/80,
21/6/2022, § 17). Kanun koyucunun bu konudaki tercih ve takdirinin
yerindeliğinin incelenmesi, anayasal denetimin kapsamı dışında kalmaktadır
(AYM, E.2017/170, K.2018/77, 5/7/2018, § 12).
17. Kanun
koyucunun takdir yetkisi kapsamındaki düzenlemeleri yaparken de hukuk devleti ilkesi gereğince kamu yararını
gerçekleştirmek amacıyla hareket etmesi gerekir. Anayasa Mahkemesince kamu
yararı konusunda yapılacak inceleme, kanunun kamu yararı amacıyla yapılıp
yapılmadığının araştırılmasıyla sınırlıdır. Anayasa’nın çeşitli hükümlerinde
yer alan kamu yararı kavramının Anayasa’da bir tanımı yapılmamıştır. Ancak
Anayasa Mahkemesinin kararlarında da belirtildiği gibi kamu yararı; bireysel,
özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yarardır. Kamu yararı
düşüncesi olmaksızın yalnız özel çıkarlar için veya sadece belli kişilerin
yararına kanun hükmü konulamaz. Böyle bir durumun açık bir biçimde ve kesin olarak
saptanması hâlinde söz konusu kanun hükmü Anayasa’nın 2. maddesine aykırı
düşer. Açıklanan istisnai hâl dışında bir kanun hükmünün gereksinimlere uygun
olup olmadığı, hangi araç ve yöntemlerle kamu yararının sağlanabileceği kanun
koyucunun takdirinde olduğundan bu kapsamda kamu yararı değerlendirmesi yapmak
anayasa yargısıyla bağdaşmaz (AYM, E.2020/53, K.2021/55, 14/7/2021, § 23; E.2022/9, K.2022/80, 21/6/2022, § 15).
18. 5275 sayılı Kanun’un
14. maddesinde tanımlanan açık ceza infaz kurumları, hükümlülerin iyileştirilmelerine,
çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı
engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum
görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlardır. Bu kurumlar, çağdaş
ceza infaz sistemlerine uygun olarak, hapis cezasının infazı bakımından,
hükümlünün suçluluk nedeni, suç sicili, fizik ve ruhsal yeteneği ve sınırları,
kişisel doğası, arz edebileceği tehlike hâli ve hapis cezasının süresi de
dikkate alınarak, iş ve çalışma esasına dayalı olarak kurulmuş olup, bu
suretle, hükümlülerin çalışmaları suretiyle iyileştirilmelerini ve meslek
edinmelerini sağlayarak topluma yeniden kazandırılmaları amaçlanmıştır (AYM,
E.2014/26, K.2014/78, 9/4/2014).
19. Kuralla, hem 31/7/2023 tarihinden sonraki dönemde kapalı ceza infaz kurumlarında oluşacak yoğunlukların önlenmesinin hem de açık ceza infaz rejiminin genel amacıyla bağlantılı olarak hükümlülerin iyileştirilmelerinin ve meslek edinmelerinin sağlanarak topluma yeniden kazandırılmalarının hedeflendiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralın kamu yararı dışında bir amacı gerçekleştirmeye yönelik olduğu söylenemez.
20. Öte yandan kuralla 31/7/2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza infaz
kurumlarında bulunan tüm hükümlülerin doğrudan açık ceza infaz kurumlarına
ayrılabilmeleri öngörülmemiş; hem belirli suç türlerinden kaynaklanan cezaların
infazı kapsam dışında bırakılmış hem de toplam ceza miktarına göre hapis
cezasının bir kısmının kapalı ceza infaz kurumlarında geçirilmesi aranmıştır. Ayrıca,
hükümlünün 31/7/2023 tarihi itibarıyla
kapalı ceza infaz kurumlarında bulunma sebebinin
koşullu salıverilmenin geri alınması nedeniyle cezanın aynen infazı veya
ikinci defa mükerrir olunan cezanın infazı olduğu hâller de kuralın kapsamı
dışındadır. Bu itibarla 31/7/2023 tarihi
itibarıyla kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler bakımından açık
ceza infaz kurumuna ayrılabilme yönünden farklı şartların belirlenmesi kanun
koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup kuralda hukuk devleti ilkesiyle
bağdaşmayan bir yön bulunmamaktadır.
21. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Engin YILDIRIM, Selahaddin MENTEŞ ve Basri BAĞCI bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 10. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 2. maddesi yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 10. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
M. Emin KUZ
Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye Basri BAĞCI Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE Üye Yılmaz AKÇİL Üye Engin YILDIRIM Üye Selahaddin MENTEŞ Üye Basri BAĞCI
Anayasa Mahkemesi, E. 2023/148, K. 2024/70, 7 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası