KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2024
- Esas Sayısı
- 2024/127
- Karar Sayısı
- 2024/228
- R.G.Tarih-Sayı
- 12/3/2025-32839
- İtiraz yoluna başvuran
- Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
- İtirazın konusu
- 9/6/1932
Karar Metni
2.148 kelime·11 dk okuma·10 bölüm
tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 58. maddesinin ikinci fıkrasının 17/7/2003 tarihli ve 4949 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle değiştirilen (3) numaralı bendinin “…alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği…” bölümünün Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY
İlamsız icra takibine yapılan itiraz üzerine alacaklı tarafından açılan itirazın iptali davasında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 58. maddesi şöyledir:
“Takip talebi ve muhtevası:
Madde 58- (Değişik: 18/2/1965-538/30 md.)
(Değişik birinci fıkra: 2/7/2012-6352/9 md.) Takip talebi icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda yapılır.
Talepte şunlar gösterilir:
1. (Değişik: 2/7/2012-6352/9 md.) Alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı; alacaklı veya vekili adına ödemenin yapılacağı banka adı ile hesap bilgileri; varsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası; şöhret ve yerleşim yeri; alacaklı yabancı memlekette oturuyorsa Türkiye’de göstereceği yerleşim yeri (Yerleşim yeri gösteremezse icra dairesinin bulunduğu yer yerleşim yeri sayılır.);
2. (Değişik: 2/7/2012-6352/9 md.) Borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı, alacaklı tarafından biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yeri;
Bir terekeye karşı yapılan taleplerde kendilerine tebligat yapılacak mirasçıların adı,soyadı, biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yerleri;
3. (Değişik: 17/7/2003-4949/12 md.) Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi;
4. Senet, senet yoksa borcun sebebi;
5. Takip yollarından hangisinin seçildiği;
Alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdii mecburidir.
Alacaklıya takip talebinde bulunduğuna ve verdiği belgelere, talep ve takip masraflarına dair bedava ve pulsuz bir makbuz verilir.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca, Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE, Yılmaz AKÇİL ve Ömer ÇINAR’ın katılımlarıyla 27/6/2024 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle sınırlama sorunu görüşülmüştür.
2. Anayasa’nın 152. ile 30/3/2011
tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40.
maddelerine göre bir davaya bakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak
bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı
görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının
ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu hükümlerin iptalleri için Anayasa
Mahkemesine başvurmaya yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir
mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve
mahkemenin görev kapsamına giren bir davanın bulunması, iptali talep edilen
kuralın da o davada uygulanacak olması gerekir. Uygulanacak kural ise
bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde
veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yönde etki yapacak nitelikteki
kurallardır.
3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, 2004 sayılı Kanun’un 58. maddesinin ikinci fıkrasının (3) numaralı bendinin “…alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği…” bölümünün iptalini talep etmiştir. İtiraz konusu kuralda icra takibine konu alacağın veya teminatın yabancı para olması hâlinde alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin takip talebinde gösterileceği öngörülmüştür.
4. Bakılmakta olan davanın konusu alacağa dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Bu itibarla kuralda yer alan “…veya teminat…” ibaresinin bakılmakta olan davada uygulanma imkânının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
5. Öte yandan kuralın “…yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği…” bölümü konusu hem alacak hem de teminat olan icra takipleri bakımından geçerli, ortak kural niteliğindedir. Bu itibarla bakılmakta olan davanın konusu gözetilerek kuralın kalan kısmının esasına yönelik incelemenin “…alacak…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılması gerekir.
6. Açıklanan nedenle 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 58. maddesinin ikinci fıkrasının 17/7/2003 tarihli ve 4949 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle değiştirilen (3) numaralı bendinin;
A. “…alacak
veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi;…” bölümünde yer alan ”…veya teminat…” ibaresinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibareye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,
B. Anılan
bölümünün kalan kısmının esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin bölümde yer alan “…alacak…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN
İNCELENMESİ
7. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan ve ilgili görülen Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam
ve Kapsam
8. Bir miktar paranın ödenmesine veya teminat verilmesine ilişkin alacaklar, ilamsız icra takibine konu edilebilir. Söz konusu alacaklara ilişkin icra takibi 2004 sayılı Kanun’un 42. maddesi gereğince takip talebiyle başlar. Anılan Kanun’un 58. maddesi uyarınca alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının takip talebinde gösterilmesi gerekir.
9. Taraflar arasında alacağın yabancı para olarak
kararlaştırılması durumunda alacaklı icra takibini vade veya fiilî ödeme
günündeki kura göre belirlenen rayiç bedel üzerinden Türk parası olarak
başlatabilmektedir. Zira 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar
Kanunu’nun 99. maddesinin üçüncü fıkrasında konusu para olan borçların Türk parası
dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu
anlama gelen bir ifadenin bulunmadığı hâllerde borcun ödeme gününde ödenmemesi
üzerine alacaklının bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki
rayiç üzerinden Türk parası ile ödenmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.
Yargıtay da alacaklının bu bağlamda seçimlik hakka sahip olduğunu, talebi hâlinde
borcun fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden Türk parası olarak ödenmesi
gerektiğini değerlendirmektedir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E.2021/5981,
K.2022/5251, 31/5/2022).
10. 2004 sayılı
Kanun’un 58. maddesinin ikinci fıkrasının (3) numaralı bendinde icra takibine
konu alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli
alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat
yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve
faizinin takip talebinde gösterilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Anılan
bentte yer alan “…alacak…” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.
Dolayısıyla itiraz konusu kurala göre alacaklı yabancı para alacağını hangi
tarihteki kur üzerinden talep ettiğini takip talebinde belirtmesi gerekmektedir.
Bu itibarla kural uyarınca takip talebinde icraya konu edilen yabancı para
alacağının Türk parası karşılığının gösterilmesi takip talebi ile buna göre
düzenlenen ödeme emrinin geçerlilik şartları arasında yer almaktadır (bkz. Yargıtay
19. Hukuk Dairesi, E.2016/19481, K.2018/700, 15/2/2018; E.2014/16025,
K.2015/4056, 23/3/2015).
B. İtirazın
Gerekçesi
11. Başvuru kararında
özetle; itiraz konusu kurala göre yabancı para alacağıyla ilgili icra takip
taleplerinde alacağın hangi kur üzerinden hesaplanacağının belirtilmesinin
zorunlu olduğu, bakılmakta olan davaya konu itirazın iptali talebinde genel
dava şartlarının yanı sıra özel bir dava şartı olarak kabul edilen hukuken
geçerli ilamsız icra takibinin bulunup bulunmadığının mahkemece resen dikkate alınacağı,
bu nedenle takip talebinin kanuna uygun olup olmadığının mahkemece
değerlendirileceği, icra takiplerinin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP)
sistemi üzerinden yapıldığı ve sistemde yabancı para alacağının takip
tarihindeki kur üzerinden hesaplanarak doğrudan takip taleplerinde
gösterilmediği, alacaklının iradesi dışında sistemden kaynaklanan bu durum
nedeniyle icra takibinin mahkemelerce geçersiz sayılabileceği belirtilerek
kuralın Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine
aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya
Aykırılık Sorunu
12. 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca kural, ilgisi nedeniyle Anayasa’nın 5. maddesi yönünden de incelenmiştir.
13. Anayasa’nın 35. maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir./ Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir./ Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmektedir. Mülkiyet hakkı; kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, onun üzerinde tasarruf etme ve ürünlerinden yararlanma imkânı veren temel bir haktır.
14. Anayasa’nın 5. maddesinde insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamak devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır. Devlet, kişilerin mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanabilmeleri ve etkili bir şekilde mülkiyet hakkının korunması amacıyla yasal, idari, mali, yargısal ve diğer önlemleri almak zorundadır.
15. Anayasa’nın 35.
maddesinde bir temel hak olarak güvence altına alınan mülkiyet hakkının etkili
bir şekilde korunabilmesi yalnızca devletin bu hakka müdahaleden kaçınmasına
bağlı değildir. Anayasa’nın 5. ve 35. maddeleri uyarınca devletin mülkiyet
hakkının korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleri de bulunmaktadır. Bu
kapsamda devletin -özel kişiler arası uyuşmazlıklarla ilgili olsun ya da
olmasın- yargı kararlarının uygulanması ve kişilerin alacaklarına kavuşması
bakımından etkili bir icra sistemi kurma sorumluluğu bulunmaktadır. Özel
kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif
yükümlülükleri, karşılıklı hak ve menfaatler dengesine dayanmaktadır.
Alacakların icrasına ilişkin süreç bakımından da durum böyledir (AYM,
E.2019/11, K.2019/86, 14/11/2019, § §13, 14; Eyyüp Boynukara [1.B.], B.
No: 2013/7842, 17/2/2016, §§ 39-41; Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik
Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi [2.B.], B. No:
2014/8649, 15/2/2017, § 44; Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda Hayvancılık
San. ve Tic. Ltd. Şti. [GK], B. No: 2014/17196, 25/10/2018, § 71).
16. Alacağın ödenmemesi
nedeniyle başlatılan icra takibinde alacaklı ve borçlunun mülkiyet hakkından kaynaklanan
menfaatleri çatışmaktadır. Bu durumda çatışan taraf menfaatlerinin dengelenme
biçimi kanun koyucunun takdir yetkisindedir. Devlet bu sistemi kurarken gerek
alacaklının gerekse de borçlu ve ilgili üçüncü kişilerin hak ve menfaatlerini
gözetmek, kişilerin mülkiyet haklarının korunması için gerekli tedbirleri almak
durumundadır. Buna göre bir yandan alacaklının mülkiyet hakkı kapsamında
bulunan alacağına kavuşması için etkin bir icra yolunun oluşturulması, diğer
yandan da icradan etkilenen borçlu ve ilgili diğer kişilere, mülkiyet haklarına
yapılan müdahalelerin keyfî veya hukuka aykırı olduğunu ileri sürebilmeleri
için etkin biçimde itiraz edebilme imkânının tanınması gerekmektedir (AYM,
E.2019/11, K.2019/86, 14/11/2019, §15; Hesna Funda Baltalı ve Baltalı Gıda
Hayvancılık San. ve Tic. Ltd. Şti. [GK], § 72; Nihal Soydan [2.B.], B.
No: 2015/3112, 23/1/2019, § 35).
17. Bununla birlikte kanun koyucunun öngördüğü düzenlemelerin menfaatler dengesinin kurulmasında taraflardan biri aleyhine ölçüsüzlüğe neden olması mülkiyet hakkı yönünden pozitif yükümlülüklerle bağdaşmayabilir. Bu bağlamda her iki tarafın menfaatlerinin mümkün olduğunca dengelenmesi ve sürecin taraflardan biri aleyhine ölçüsüz bir netice doğuracak şekilde sonuçlandırılmaması gerekir. Menfaatler dengesinin adil bir şekilde kurulup kurulmadığının değerlendirilmesinde ise taraflara tanınan tüm imkânların gözönünde bulundurulması zorunludur (AYM, E.2019/11, K.2019/86, 14/11/2019, §16).
18. 2004 sayılı
Kanun’un 66. maddesinde genel haciz yoluyla başlatılan ilamsız icra takibinde borçlunun
borca ya da takibin dayanağı senet altındaki imzaya itiraz etmesi üzerine icra
takibinin duracağı öngörülmüştür. Bu durumda alacaklı, takibinin devamını
sağlamaya yönelik olarak anılan Kanun’un 68. maddesine göre icra mahkemesinden
itirazın kaldırılmasını talep edebileceği gibi borçlu aleyhine itirazın iptali
davası da açabilmektedir. Anılan Kanun’un itirazın iptali davasının
düzenlendiği 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın
tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler
dairesinde alacağının varlığını ispat etmek suretiyle borçlunun takibe yönelik
itirazının iptalini sağlayabilir. İtirazın iptali davası genel mahkemelerde
görülen ve alacak davası niteliği bulunan icra hukukuna özgü bir dava türü olup
yargılama sonunda takibe konu alacağın varlığı (kısmen veya tamamen) ya da
yokluğu tespit edilerek icra takibinin devamına ya da takibin kısmen iptali ile
belirlenen alacak miktarı üzerinden devamına ya da takibin tamamen iptaline
karar verilmesi gerekecektir.
19. Yargıtay kararlarında itirazın iptali davasında geçerli bir ilamsız icra takibinin varlığının özel dava şartlarından biri olduğu belirtilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2004/19-410, K.2004/471, 6/10/2004; Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2014/17062, K.2014/18059, 19/9/2014; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E.2016/19481, K.2018/700, 15/2/2018). Dolayısıyla Yargıtayın yerleşik içtihadı doğrultusunda itirazın iptali davasına bakan mahkemece, tarafların geçerli bir ilamsız icra takibinin varlığı ve bu kapsamda takip talebi ile ödeme emrinin Kanun’a uygun olup olmadığı resen değerlendirilmektedir.
20. Kural uyarınca icra takibine konu alacağın yabancı para cinsinden olması durumunda alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin gösterilmesi zorunluluğunun, yabancı para birimindeki alacaklar bakımından takip sürecinde oluşabilecek belirsizliğin önlenmesi amacına hizmet ettiği anlaşılmaktadır. Zira yabancı para birimi üzerinden yürütülen takip işleminde Türk parasıyla tahsilat yapılması gibi farklı para birimleri arasında oluşabilecek uyumsuzluğun takip işlemlerini zorlaştıracağı söylenebilir. Dolayısıyla borcun ve takibin öngörülebilirliğine katkı sunacağı anlaşılan bu durum nedeniyle hem alacaklı hem de borçlu açısından lehe sonuçların ortaya çıkacağı açıktır.
21. Bu bağlamda kuralda alacaklı yönünden icra takip sürecinin işlevsiz kalmaması amacıyla alınması gereken tedbirlere ilişkin düzenleme yapılırken borçlu açısından da takip konusu borcun öngörülebilirliği sağlanarak borçlunun bu süreçte oluşabilecek hukuka aykırı veya keyfî uygulamalara karşı iddialarını ileri sürebilmesi bakımından gerekli hukuki güvencelerin sağlandığı görülmektedir.
22. Bu itibarla alacaklı aleyhine aşırı bir külfete yol açmadığı ve tarafların çatışan menfaatleri arasındaki makul dengeyi bozmadığı anlaşılan kuralda devletin mülkiyet hakkından kaynaklanan pozitif yükümlülüğüyle çelişen bir yön bulunmamaktadır.
23. Öte yandan itiraz başvurusunda ileri sürülen UYAP üzerinden başlatılan yabancı para alacağıyla ilgili takip taleplerinde alacağın hangi kur üzerinden talep edildiğinin gösterilememesi nedeniyle takibin geçersizliği sonucunun ortaya çıkmasının UYAP’tan kaynaklanan bir durum olduğu, dolayısıyla uygulamayla ilgili sorunlar nedeniyle kuralda herhangi bir belirsizliğin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
24. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 5. ve 35. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Kuralın Anayasa’nın 13. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Başkan Kadir ÖZKAYA Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili Basri BAĞCI Üye Engin YILDIRIM Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE Üye Yılmaz AKÇİL Üye Ömer ÇINAR Üye Metin KIRATLI
Anayasa Mahkemesi, E. 2024/127, K. 2024/228, 25 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası