İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2024/65 K.2024/163

tarihli ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 11. maddesinin 1/2/2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle değiştirilen dördüncü fıkrasının Anayasa’nın 13., 48. ve 49. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar…

Esas2024/65Karar2024/163Tarih24 Eylül 2024Okuma20 dk · 4.049 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
24 Eylül 2024
Esas Sayısı
2024/65
Karar Sayısı
2024/163
R.G.Tarih-Sayı
21/11/2024-32729
İtiraz yoluna başvuran
Samsun 2. İdare Mahkemesi
İtirazın konusu
10/6/2004
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.049 kelime·20 dk okuma·16 bölüm

tarihli ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 11. maddesinin 1/2/2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle değiştirilen dördüncü fıkrasının Anayasa’nın 13., 48. ve 49. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY

Özel güvenlik görevlisinin özel güvenlik kartının iptaline ilişkin işlemin iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN VE İLGİLİ GÖRÜLEN KANUN

HÜKÜMLERİ

A. İptali İstenen

Kanun Hükmü

Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 11. maddesi şöyledir:

“Çalışma izni

Madde 11 – (Değişik

birinci fıkra: 2/1/2017 - KHK-680/70 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/68 md.)

Özel güvenlik görevlisi olarak istihdam edilecekler ile özel güvenlik

şirketlerinde, alarm izleme merkezlerinde ve özel güvenlik eğitimi verecek

kurumlarda kurucu ve/veya yönetici olarak çalışacaklar hakkında valilikçe

güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılır. Soruşturma sonucu olumlu

olanlara, bu Kanunun 14 üncü maddesinde belirtilen özel güvenlik temel

eğitimini başarıyla bitirmiş olmak şartıyla, valilikçe çalışma izni verilir.

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması bir ay içinde tamamlanır. Güvenlik

soruşturması ve arşiv araştırması her kimlik verilmesi veya ihtiyaç duyulması

halinde yenilenir. Şirketlerde eğitici ve temsilci olacaklar ile şirket ortağı

tüzel kişi ortaklarında da kurucularda aranan şartlar aranır ve güvenlik

soruşturması ve arşiv araştırması yapılır.

Göreve başlayan özel güvenlik görevlileri işveren tarafından onbeş gün içinde valiliğe bildirilir.

(Mülga üçüncü fıkra: 29/3/2011-6215/2 md.)

(Değişik dördüncü fıkra : 2/1/2017 - KHK-680/70 md.; Aynen kabul: 1/2/2018- 7072/68 md.) Yönetici veya özel güvenlik görevlisi olabilme şartlarını taşımadığı veya bu şartlardan herhangi birini sonradan kaybettiği tespit edilenlerin kimliği iptal edilir.

(Mülga beşinci fıkra: 29/3/2011-6215/2 md.)

(Ek fıkra : 2/1/2017 - KHK-680/70 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/68 md.) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya irtibatı olduğu tespit edilen kişiler, özel güvenlik alanında faaliyet yürüten şirket veya birimlerde çalışamazlar.”

B. İlgili Görülen Kanun Hükmü

Kanun’un 10. maddesi şöyledir:

“Özel güvenlik görevlilerinde aranacak şartlar

Madde 10 – Özel güvenlik görevlilerinde aşağıdaki şartlar aranır:

a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak.

b) (Değişik: 21/4/2005 – 5335/23 md.) Silahsız olarak görev yapacaklar için en az sekiz yıllık ilköğretim veya ortaokul; silahlı olarak görev yapacaklar için en az lise veya dengi okul mezunu olmak.

c) 18 yaşını doldurmuş olmak.

d) (Değişik: 2/1/2017 - KHK-680/69 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/67 md.) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olsa bile;

1) Kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmamak.

2) Affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçları, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık ve fuhuş suçlarından mahkûm olmamak.

3) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından dolayı hakkında devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak.

e) (Mülga: 23/1/2008 – 5728/578 md.)

f) Görevin yapılmasına engel olabilecek vücut ve akıl hastalığı ile engelli bulunmamak.

g) 14 üncü maddede belirtilen özel güvenlik temel eğitimini başarıyla tamamlamış olmak.

h) (Ek: 2/1/2017 - KHK-680/69 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/67 md.) Güvenlik soruşturması olumlu olmak.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Muhterem İNCE ve Yılmaz AKÇİL’in katılımlarıyla 4/4/2024 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle uygulanacak kural sorunu görüşülmüştür.

2. Anayasa’nın 152. ile

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddelerine göre bir davaya bakmakta olan

mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı

kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan

birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması

durumunda bu hükümlerin iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurmaya

yetkilidir. Ancak anılan maddeler uyarınca bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine

başvurabilmesi için elinde yöntemince açılmış ve mahkemenin görevine giren bir

davanın bulunması, iptali talep edilen kuralın da o davada uygulanacak olması

gerekir. Uygulanacak kural ise bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde

ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da

olumsuz yönde etki yapacak nitelikte olan kurallardır.

3. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme tarafından 5188 sayılı Kanun’un 11. maddesinin dördüncü fıkrasının iptali talep edilmiştir. İtiraz konusu fıkrada yönetici veya özel güvenlik görevlisi olabilme şartlarını taşımadığı veya bu şartlardan herhangi birini sonradan kaybettiği tespit edilenlerin kimliğinin iptal edileceği öngörülmüştür.

4. Bakılmakta olan davaya konu olayda özel güvenlik görevlisi olarak çalışma izni verilen kişinin, hakkında cinsel taciz suçundan kamu davası açılması sebebiyle güvenlik görevlisi olabilme şartlarını sonradan kaybettiği gerekçesiyle özel güvenlik kimlik kartı iptal edilmiştir. Bu itibarla bakılmakta olan davanın konusunun, davacının özel güvenlik görevlisi olabilme şartlarından birini sonradan kaybetmesine ilişkin olduğu gözetildiğinde kuralda yer alan “Yönetici veya özel güvenlik görevlisi olabilme şartlarını taşımadığı veya…” ibaresinin Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmamaktadır.

5. Öte yandan kuralın “…tespit edilenlerin kimliği iptal edilir.” şeklindeki bölümü “…bu şartlardan herhangi birini sonradan kaybettiği…” ibaresinin yanı sıra bakılmakta olan davada uygulanma imkânı bulunmayan “Yönetici veya özel güvenlik görevlisi olabilme şartlarını taşımadığı veya…” ibaresi bakımından da geçerli ortak kural niteliğindedir. Dolayısıyla bakılmakta olan davanın konusu gözetilerek kuralın kalan kısmının esasına ilişkin incelemenin “…bu şartlardan herhangi birini sonradan kaybettiği…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılması gerekir.

6. Açıklanan nedenlerle 10/6/2004 tarihli ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 11. maddesinin 1/2/2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle değiştirilen;

A. Dördüncü fıkrasında yer alan “Yönetici

veya özel güvenlik görevlisi olabilme şartlarını taşımadığı veya…” ibaresinin itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanma imkânı bulunmadığından bu ibareye ilişkin başvurunun Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle REDDİNE,

B. Dördüncü fıkrasının kalan kısmının esasının incelenmesine, esasa ilişkin incelemenin anılan fıkrada yer alan “…bu şartlardan herhangi birini sonradan kaybettiği…” ibaresi ile sınırlı olarak yapılmasına,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

7. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Sümeyye KOCAMAN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu ve ilgili görülen kanun hükümleri, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Sınırlama

Sorunu

8. 5188 sayılı Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (3) numaralı alt bendinde özel güvenlik görevlisi olabilmek için “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından dolayı hakkında devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak” şartı getirilmiştir. Bakılmakta olan davada, özel güvenlik görevlisi olan davacı hakkında cinsel taciz suçundan kovuşturmanın bulunması nedeniyle özel güvenlik görevlisi için bu bent uyarınca aranan şartın sonradan kaybedilmesi söz konusudur.

9. Bu itibarla kuralın esasına ilişkin incelemenin 5188 sayılı Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (3) numaralı alt bendi yönünden yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

B. Anlam ve

Kapsam

10. 5188 sayılı Kanun’un 1. maddesinde anılan Kanun’un amacının kamu güvenliğini tamamlayıcı nitelikteki özel güvenlik hizmetlerinin yerine getirilmesine ilişkin esas ve usulleri belirlemek olduğu ifade edilmiştir.

11. Kanun’un 7. ve 8. maddelerinde özel güvenlik

görevlilerinin yetkileri ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Buna göre özel

güvenlik görevlileri; koruma ve güvenliğini sağladıkları alanlara girmek

isteyenleri duyarlı kapıdan geçirme, bu kişilerin üstlerini arama, 4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 90. ve 168. maddelerine göre

yakalama, görev alanında haklarında yakalama emri veya mahkûmiyet kararı

bulunan kişileri yakalama ve arama, yangın, deprem gibi tabii afet durumlarında

ve imdat istenmesi hâlinde görev alanındaki işyeri ve konutlara girme, genel

kolluk kuvvetlerine derhâl bildirmek şartıyla aramalar sırasında suç teşkil

eden veya delil olabilecek ya da suç teşkil etmemekle birlikte tehlike

doğurabilecek eşyayı emanete alma, zor kullanma, silah taşıma ve bulundurma

gibi yetkilere sahiptir.

12. Kanun’un 10. maddesinde özel

güvenlik görevlisi olabilmek için gereken şartlar düzenlenmiştir. Maddede bu

şartlar uyruk, yaş, eğitim, kasten işlenen

bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm

olmamak, affa uğramış olsa bile belirli

suçlardan mahkûm olmamak, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel

hayata ve hayatın gizli alanına, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile

uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından dolayı hakkında devam etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamak,

görevin yapılmasına engel olabilecek vücut ve akıl hastalığı ile engeli

bulunmamak, özel güvenlik temel eğitimini başarıyla tamamlamış olmak ve

güvenlik soruşturması olumlu sonuçlanmak şeklinde sayılmıştır.

13. Kanun’un 11. maddesinde ise çalışma

iznine ilişkin hususlara yer verilmiş olup söz konusu maddenin dördüncü

fıkrasında yönetici veya özel güvenlik

görevlisi olabilme şartlarını taşımadığı veya bu şartlardan herhangi birini

sonradan kaybettiği tespit edilenlerin kimliğinin iptal edileceği

düzenlenmiştir. Anılan fıkrada yer alan “…bu şartlardan herhangi birini

sonradan kaybettiği…” ibaresi itiraz konusu kuralı oluşturmakta olup kural “5188 sayılı Kanun’un 10. maddesinin

birinci fıkrasının (d) bendinin (3) numaralı alt bendi” yönünden incelenmiştir. Kurala göre anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel

hayata ve hayatın gizli alanına, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile

uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından dolayı hakkında soruşturma veya

kovuşturma başlatılan kişinin özel güvenlik görevlisi kartının iptal edilmesi

öngörülmektedir.

C. İtirazın Gerekçesi

14. Başvuru kararında özetle; özel

güvenlik görevlilerinin ifa ettikleri görevin mahiyeti itibarıyla cinsel

dokunulmazlığa karşı suçlardan veya özel hayata ve hayatın gizli alanına

ilişkin suçlardan dolayı suçlanmalarının muhtemel olduğu, bu suçlamalar

nedeniyle yapılacak soruşturma ve kovuşturma nedeniyle özel güvenlik görevlisi

şartını kolayca kaybedebilecekleri, bu durumun özel güvenlik görevlilerinin

mesleklerini ifa edememesine yol açacağı, itiraz konusu kuralla ulaşılmak

istenen amaca özel güvenlik kimlik kartının iptal edilmesi yönünden ilgili

makamlara takdir yetkisi tanımak ya da kovuşturma sonucuna kadar iş

sözleşmesinin askıya alınması gibi daha hafif tedbirlerle de ulaşılması mümkün

iken kural uyarınca, doğrudan özel güvenlik kimlik kartının iptal edilmesinin

çalışma özgürlüğüne ölçüsüz bir sınırlama getirdiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın

13., 48. ve 49. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Ç. Anayasa’ya

Aykırılık Sorunu

15. Anayasa’nın 48. maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir”, 49. maddesinde de “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir” denilmek suretiyle herkesin çalışma hakkı ile özgürlüğüne sahip olduğu hüküm altına alınmıştır.

16. Çalışma özgürlüğü; kişinin çalışıp çalışmama, çalışacağı işi seçme ve çalıştığı işten ayrılma özgürlüğünü korur. Çalışma özgürlüğü, ücretli olarak bağımlı çalışma hakkını olduğu kadar iktisadi ve ticari faaliyet yapma ve mesleki faaliyette bulunma hakkını da içerir (AYM, E.2019/48, K.2019/74, 19/9/2019, § 14).

17. 5188 sayılı Kanun’un 10. maddesinin birinci

fıkrasının (d) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca özel güvenlik

görevlilerinde bulunması gereken şartlardan biri anayasal düzene ve bu düzenin

işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına, cinsel dokunulmazlığa karşı

suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından dolayı hakkında devam

etmekte olan bir soruşturma veya kovuşturma bulunmamasıdır. Kuralla anılan

suçlardan biriyle ilgili olarak soruşturma veya kovuşturma başlatılması hâlinde

özel güvenlik görevlisi kimliğinin iptal edileceği hüküm altına alınarak özel

güvenlik görevlisi olarak çalışma hakkına son verilmektedir. Buna göre kuralla

çalışma hakkı ve özgürlüğüne yönelik bir sınırlama getirildiği anlaşılmaktadır.

18. Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmektedir. Buna göre temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir.

19. Bu kapsamda çalışma hakkı ve özgürlüğünü sınırlamaya yönelik bir kanuni düzenlemenin şeklen var olması yeterli olmayıp kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir.

20. Esasen temel hak ve

özgürlükleri sınırlayan kanunun bu niteliklere sahip olması Anayasa’nın 2.

maddesinde güvenceye alınan hukuk devleti ilkesinin de bir gereğidir. Hukuk

devletinde kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir

duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır,

uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına

karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler

hukuki güvenliğin sağlanması bakımından da zorunludur. Zira bu ilke hukuk

normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde

devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven

duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2015/41, K.2017/98,

4/5/2017, §§ 153, 154). Dolayısıyla Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü

olarak belirtilen kanunilik, Anayasa’nın 2. maddesinde güvenceye alınan hukuk

devleti ilkesi ışığında yorumlanmalıdır.

21. Anılan kuralla hangi suçlardan dolayı hakkında hangi işlemlerin yapılması hâlinde ilgilinin kimliğinin iptal edileceği hususunun herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralın belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu ve bu yönüyle kanunilik şartını taşıdığı anlaşılmaktadır.

22. Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerinde çalışma hakkı ve özgürlüğü için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da o hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devlete yüklenen ödevler, özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlüklere sınır teşkil edebilir.

23. Anayasa'nın 5. maddesine göre kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak devletin temel amaç ve görevlerindendir. Doğrudan devlet ya da diğer kamu tüzel kişileri tarafından ya da bunların denetim ve gözetimleri altında sunulan kamu hizmetlerinin doğru ve güvenilir bir şekilde yürütülmesini temin etmek suretiyle kamu düzeninin gerçekleştirilmesinin kişilerin ve toplumun refah, huzur ve güvenliğini sağlamaya hizmet edeceği açıktır.

24. Kanun’un 23. maddesinde özel güvenlik görevlilerinin

görevleriyle bağlantılı olarak suç işlemeleri hâlinde veya görevleri nedeniyle

kendilerine karşı işlenen suçlardan dolayı kamu görevlisi sayılacakları

belirtilmiş, 22. maddesinde de bu kurumların ve kurum personelinin İçişleri Bakanlığı

ve valiliklerin denetimi altında olduğu ifade edilmiştir. Belirtilen

niteliklerinden dolayı özel güvenlik görevlisi olabilmek bakımından belirli

şartların öngörülmesi doğaldır. Özel güvenlik görevlilerine Kanun’un 7. ve 8.

maddelerinde tanınan görev ve yetkiler gözönüne alındığında bu kişilerle ilgili

olarak 10. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinin (3) numaralı alt bendinde

yer alan suçlardan dolayı soruşturma veya kovuşturma başlatılması sebebiyle

kimlik kartlarının iptal edilmesinin kamu güvenliğinin, üçüncü kişilerin

haklarının ve özel güvenlik görevlilerine olan güvenin korunması amacına

dayandığı, bu yönüyle kuralın meşru amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

25. Anayasa’nın 13. maddesinde güvence altına alınan ölçülülük ilkesi ise elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen sınırlamanın ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasını, orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.

26. Kanun koyucunun özel güvenlik görevlilerinin yerine

getirdiği görevin niteliğini gözeterek bu kişilere karşı bireylerin ve toplumun

güven duygusu içinde olmalarını hedeflediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla

Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (3) numaralı alt

bendinde yer alan suçların işlendiği iddiasıyla haklarında soruşturma veya

kovuşturma başlatılan güvenlik görevlilerinin kimlik kartlarının iptal

edilmesinin kamu güvenliğinin, üçüncü kişilerin haklarının ve özel güvenlik

görevlilerine olan güvenin korunması amacına ulaşılması bakımından elverişli olduğu

açıktır. Ancak kuralın ölçülülük ilkesine uygun olabilmesi için sınırlamayla

öngörülen amaca ulaşılması bakımından elverişli olması yeterli olmayıp

ayrıca sınırlamanın gereklilik ilkesine de uygun olması gerekir.

27. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadı uyarınca Anayasa’nın 13. maddesi kapsamında bir hakka sınırlama getirilebilmesi için öngörülen sınırlama olmaksızın sınırlama amacına ulaşılamaması gerekir. Bir başka ifadeyle kuralla hedeflenen amaca ulaşmak için en hafif tedbirin öngörülmesi zorunlu olup aynı amaca daha hafif bir araçla ulaşılması mümkün ise daha ağır bir araç seçilmesi gereklilik ilkesi ile çelişir ve sınırlamayı ölçüsüz hâle getirir (AYM, E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; E.2018/71, K.2018/118, 27/12/2018, §§ 26, 27; E.2021/117, K.2022/10, 26/1/2022, § 21).

28. Özel güvenlik görevlilerinin haiz olduğu yetkiler ile

toplumun mal ve can güvenliğinin sağlanmasındaki fonksiyonları gözetildiğinde

bunların anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli

alanına, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarını işlememiş kişilerden olmasının beklenmesi makuldür. Ayrıca söz konusu suçları işledikleri henüz kesin hükme bağlanmasa bile haklarında bu suçlardan soruşturma veya kovuşturma başlatılan özel güvenlik görevlilerine ilişkin olarak birtakım tedbirlerin alınması da kamu güvenliğinin ve diğer bireylerin haklarının korunması bakımından gerekli görülebilir. Ne var ki henüz kesinleşmiş bir

mahkûmiyetin bulunmadığı bir dönemde alınacak tedbirlerin, mahkûmiyetin

kesinleşmesinden sonra alınacak tedbirler kadar ağır olmaması gerekir. Bu bağlamda hakkında mahkûmiyet hükmü bulunmayan, anılan suçlardan dolayı soruşturma ve

kovuşturma açılan kişilerin güvenlik görevlisi kimlik kartının iptal

edilmesinin oldukça ağır bir tedbir olduğu açıktır.

29. Kuralla ulaşılmak istenen amaca, ilgili makamlara kimliğin iptali yönünden soruşturma- kovuşturma sonuna kadar bekleme yetkisi vermek, bu durumun iş sözleşmesinin askıda kalması hâllerinden biri olarak kabulü, tedbir işleminin değişen şartlara göre soruşturma/kovuşturma aşamalarında belirli aralıklarla gözden geçirilmesine, buna göre tedbirin kaldırılmasına veya daha hafif bir tedbir uygulanmasına imkân tanınması, tedbir kararının azami ne kadar süre devam edeceğinin belirlenmesi gibi daha hafif tedbirlerle ulaşılmasının mümkün olduğu değerlendirilmektedir.

30. Bu itibarla kamu yararının sağlanması amacına daha hafif bir sınırlamayla ulaşılması mümkünken anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından dolayı hakkında soruşturma ve kovuşturma bulunan kişilerin özel güvenlik kimlik belgelerinin iptal edilmesini öngören kuralın çalışma hakkı ve özgürlüğüne ölçüsüz bir sınırlama getirdiği sonucuna varılmıştır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2021/117,

K.2022/10, 26/1/2022, § 22; E.2023/35, K.2023/163, 28/9/2023, §§ 25-26

E.2021/28, K.2024/11, 18/1/2024, § 152) .

31. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13., 48. ve 49. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.

Muhterem İNCE ve Metin KIRATLI bu görüşe katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

10/6/2004 tarihli ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 11. maddesinin 1/2/2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle değiştirilen dördüncü fıkrasında yer alan “…bu şartlardan herhangi birini sonradan kaybettiği…” ibaresinin;

A. Esasına ilişkin incelemenin “anılan Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (3) numaralı alt bendi” yönünden yapılmasına OYBİRLİĞİYLE,

B. “10. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinin (3)

numaralı alt bendi” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Muhterem İNCE ile Metin KIRATLI’nın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, iptal hükmünün Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE OYBİRLİĞİYLE,

24/9/2024 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

1. Mahkememiz çoğunluğu tarafından 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 11. maddesinin değiştirilen dördüncü fıkrasında yer alan “…bu şartlardan herhangi birini sonradan kaybettiği…” ibaresinin “10. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinin (3) numaralı alt bendi” yönünden iptaline karar verilmiştir. Aşağıda açıklanan gerekçelerle bu görüşe katılmamaktayız.

2. Dava konusu kural, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve hayatın gizli alanına, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarından hakkında soruşturma veya kovuşturma başlatılan kişinin özel güvenlik görevlisi kartının iptal edilmesini öngörmektedir.

3. Çalışma hakkı en üst norm olarak Anayasada düzenlenmiş olup Anayasa’nın 48. maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir”, 49. maddesinde de “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir” denilmek suretiyle herkesin çalışma hakkı ile özgürlüğüne sahip olduğu hüküm altına alınmıştır. Bu çerçevede çalışma hakkı, herhangi bir ayrım yapılmaksızın herkese tanınmış bir temel hak olup yaş, cinsiyet ve vatandaşlık ayrımı yapılmaksızın herkes çalışma hakkına sahiptir.

4. Çalışma özgürlüğü; kişinin çalışıp çalışmama, çalışacağı işi seçme ve çalıştığı işten ayrılma özgürlüğünü korur. Çalışma özgürlüğü, ücretli olarak bağımlı çalışma hakkını olduğu kadar iktisadi ve ticari faaliyet yapma ve mesleki faaliyette bulunma hakkını da içerir (AYM, E.2019/48, K.2019/74, 19/9/2019, § 14).

Çalışabilecek durumda olan herkese insan onuruna uygun bir yaşam sağlamak ve çalışma fırsatı sunmak da devletin görevidir. Uygulamada çalışma hakkının bir değer kazanabilmesi açısından işçilerin uygun bir işe yerleştirilmeleri, kurallara uygun çalışmaları halinde işlerini kolayca kaybetmelerinin önlenmesi şarttır.

5. Uyuşmazlık konusu Kural, 5188 sayılı Kanun’un 10. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinin (3) numaralı alt bendinde sayılan suçlardan biriyle ilgili olarak soruşturma veya kovuşturma başlatılması hâlinde özel güvenlik görevlisi kimliğinin iptal edileceğini hüküm altına alarak çalışma hakkı ve özgürlüğüne yönelik bir sınırlama getirmektedir. Bu sınırlama yapılırken çalışma hakkı ile işverenin sözleşme özgürlüğü ölçülülük ilkesi gereğince dengelenmektedir. Temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir.

Ölçülülük ilkesi bir yorum ölçütü ve aynı zamanda genel bir hukuk ilkesidir. Ölçülülük ilkesi, elverişlilik, gereklilik ve oranlılık olmak üzere üç alt ilkeye ayrılmaktadır. Buna göre, ölçülülük ilkesi uyarınca, uygulanacak tedbir, ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli , istenen amaç açısından gerekli ve uygulanacak tedbirin sonucu olan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç, ölçüsüz bir oran içerisinde bulunmamalıdır.

6. Kuralla hangi suçlardan dolayı hakkında hangi işlemlerin yapılması hâlinde ilgilinin kimliğinin iptal edileceği hususunun herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve net olarak düzenlendiği gözetildiğinde kuralın belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu ve bu yönüyle kanunilik şartını taşıdığı anlaşılmaktadır.

7. Kanun’un 7. ve 8. maddelerinde özel güvenlik

görevlilerinin yetkileri düzenlenmiş olup, bu çerçevede özel güvenlik

görevlileri, koruma ve güvenliğini sağladıkları alanlara girmek isteyenleri

duyarlı kapıdan geçirme, bu kişilerin üstlerini arama, 4/12/2004 tarihli ve

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 90. ve 168. maddelerine göre yakalama,

görev alanında haklarında yakalama emri veya mahkûmiyet kararı bulunan kişileri

yakalama ve arama, yangın, deprem gibi tabiî afet durumlarında ve imdat

istenmesi hâlinde görev alanındaki işyeri ve konutlara girme, genel kolluk

kuvvetlerine derhal bildirmek şartıyla, aramalar sırasında suç teşkil eden veya

delil olabilecek ya da suç teşkil etmemekle birlikte tehlike doğurabilecek

eşyayı emanete alma, zor kullanma, silah taşıma ve bulundurma gibi yetkilere

sahiptir.

8. Kuralın, Kanun’un 7. ve 8. maddelerinde özel güvenlik görevlilerine tanınan görev ve yetkiler göz önüne alındığında kamu güvenliğinin, üçüncü kişilerin haklarının ve özel güvenlik görevlilerine olan güvenin korunması şeklinde meşru bir amacı bulunmaktadır. Bununla birlikte kuralın meşru amacı gerçekleştirmek bakımından elverişli olduğu da ortadadır.

9. Özel güvenlik görevlilerinin haiz olduğu yetkiler ve

toplumun mal ve can güvenliğinin sağlanmasındaki fonksiyonları nazara

alındığında, söz konusu kişiler hakkında gerek göreve başlangıç esnasında gerek

görev süresi boyunca anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, özel hayata ve

hayatın gizli alanına, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ile uyuşturucu veya

uyarıcı madde suçlarından soruşturma veya kovuşturma bulunmaması şartının

aranması çoğunluk tarafından da kabul edildiği üzere oldukça makuldür. Her ne

kadar çoğunluk tarafından mahkûmiyet kararı bulunmayan evrede kimlik kartının

iptal edilmesinin ağır bir tedbir olduğu ifade edilmiş ise de kimlik kartının

iptaline sebep olan suçların niteliği gözetildiğinde, hakkında bu suçlardan

soruşturma veya kovuşturma bulunan kişilerin göreve devam etmesinin telafisi

mümkün olmayan sonuçlar doğurma ihtimalinin bulunduğu, söz konusu suçların

görevin sağladığı yetkileri kötüye kullanılmasının zeminini oluşturabileceği

açıktır. Öte yandan, kimlik iptali işlemine karşı Anayasa’nın 125. maddesi

uyarınca idari yargı yoluna başvurulması ve açık bir hukuka aykırılığın

bulunduğu hâllerde yargı mercilerince yürütmenin durdurulmasına karar

verilebilmesinin mümkün olduğu ve gerektiğinde özellikle soruşturma ve

kovuşturmanın ilgili lehine sonuçlanması hâlinde- yeni bir idari işlem tesis

edilmesini engeller bir kanuni düzenleme bulunmamaktadır.

10. Çalışma hakkı, her ne olursa olsun mutlaka bir işe sahip olma anlamına gelmeyip, çalışma gücünde ve isteğinde bulunan herkesin çalışarak kendisine insanlık onuruna yaraşır bir gelir sağlayabilme hakkı olarak tanımlanmaktadır. Bu hak, devletin her iş arayanın iş bulmasını kolaylaştırması, istemeden işsiz kalanlara yardım etmesi ve belli işleri yaratmak için gerekli önlemleri almasını da içermektedir. Özel güvenlik görevlisinin kimliği, kişiye verilen bir iş hakkı değil özel güvenlik görevlilerinin yetkilendirilmesini sağlayan bir belgedir. Örneğin şoför olarak çalışan işçinin ehliyetine el konulması halinde çalışma imkanı kalmaması sebebiyle 4857 sayılı İş Kanununun 25. maddesi

III numaralı bendi uyarınca işveren tarafından işçinin sözleşmesi işçiyi

işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin

ortaya çıkması nedenine dayalı olarak haklı nedenle feshedilebilmektedir. Nasıl

ki ehliyet bir şoförün çalışması için gerekli olan bir belge ise, özel güvenlik

görevlilerinin kimlik belgesi de özel güvenlik

görevlisinin bu işi yapabilmesi için temel şarttır. Özel güvenlik hizmetlerini

yerine getirecek kişilerde bulunması gereken şartın ortadan kalkması kişinin o

görevi yerine getirmek için gerekli belgenin iptal edilmesini gerektirmekte

olup, çalışma özgürlüğünün ya da başka bir yerde çalışma hakkının elinden

alınması söz konusu değildir. 5188 Sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine

Dair Kanun'un 11. maddesinde çalışma izninin şartları ve aranan şartları

kaybetmenin sonuçları açıkça belirtilmiş olup, özel güvenlik görevlilerinin

aranan şartlardan herhangi birini kaybetmesinin çalışma izninin iptali nedeni

olduğu belirtilerek bu hükümle kişinin çalışma hakkı ihlal edilmemekte, kişi

sadece özel güvenlik görevlisi olarak çalışmaya devam edememektedir. Bununla birlikte

Devletin kamu güvenliğini sağlama konusunda da yükümlülüğü olup, 5188 sayılı

Kanun ile getirilen koşulların aranmasının sebebi bu yükümlüğe ilişkindir.

Kaldı ki; 5188 sayılı Kanunun 10. Maddesinin 1.

fıkrasının (b) bendindeki ‘ Silahsız olarak görev yapacaklar için en az

sekiz yıllık ilköğretim veya ortaokul; silahlı olarak görev yapacaklar için en

az lise veya dengi okul mezunu olmak.’ ve 14. Maddesinin 1. fıkrasındaki ‘Özel

güvenlik temel eğitimi teorik ve pratik eğitim ile silah eğitiminden oluşmak

üzere yüz yirmi ders saatinden; yenileme eğitimi altmış ders saatinden az

olmamak üzere düzenlenir.’ hükümleri dikkate alındığında özel güvenlik

görevlisi olmak için uzun süreli bir eğitim ve öğretimin (Lisans-Yüksek Lisans)

gerekmediği, bu iş dışında başka işlerde de çalışma imkanının bulunduğu, dolayısıyla

çalışma hakkının kısıtlanmasından bahsedilemeyeceği nazara alındığında kuralın

gerekli ve ölçülü olduğu, dolayısıyla Anayasa’nın 13., 48. ve 49. maddelerine

aykırı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

11. Açıklanan nedenlerle, düzenlemenin iptali yönündeki çoğunluk kararına katılmamaktayız.

Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili Basri BAĞCI Üye Engin YILDIRIM Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE Üye Yılmaz AKÇİL Üye Ömer ÇINAR Üye Metin KIRATLI Üye Muhterem İNCE Üye Metin KIRATLI

Anayasa Mahkemesi, E. 2024/65, K. 2024/163, 24 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Olay
  4. I. İptali İstenen Ve İlgili Görülen Kanun
  5. Hükümleri
  6. A. İptali İstenen
  7. B. İlgili Görülen Kanun Hükmü
  8. II. İlk İnceleme
  9. A. Dördüncü fıkrasında yer alan “Yönetici
  10. III. Esasın İncelenmesi
  11. A. Sınırlama
  12. B. Anlam ve
  13. C. İtirazın Gerekçesi
  14. Ç. Anayasa’ya
  15. K.2022/10, 26/1/2022, § 22; E.2023/35, K.2023/163, 28/9/2023, §§ 25-26
  16. B. “10. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinin (3)
  17. Karşıoy Gerekçesi
  18. III numaralı bendi uyarınca işveren tarafından işçinin sözleşmesi işçiyi
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2024/65
Karar No
2024/163
Tarih
24 Eylül 2024

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2024/82 K.2024/165
  • AYM Norm Denetimi E.2024/68 K.2024/167
  • AYM Norm Denetimi E.2023/192 K.2024/161
  • AYM Norm Denetimi E.2024/99 K.2024/162
  • AYM Norm Denetimi E.2024/155 K.2024/153
  • AYM Norm Denetimi E.2024/154 K.2024/149

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.