İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Norm Denetimi Kararları
  3. /Anayasa Mahkemesi

ANAYASA MAHKEMESİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

AYM Norm Denetimi E.2024/82 K.2024/165

tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a 14/7/2023 tarihli ve 7456 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle eklenen geçici 10. maddenin (2) numaralı fıkrasının Anayasa’nın 2., 10. ve 40. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek…

Esas2024/82Karar2024/165Tarih24 Eylül 2024Okuma13 dk · 2.681 kelime

KÜNYE

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Karar tarihi
24 Eylül 2024
Esas Sayısı
2024/82
Karar Sayısı
2024/165
R.G.Tarih-Sayı
21/11/2024-32729
İtiraz yoluna başvuran
Burdur Ağır Ceza Mahkemesi
İtirazın konusu
13/12/2004
Karar metni, AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.681 kelime·13 dk okuma·9 bölüm

tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a 14/7/2023 tarihli ve 7456 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle eklenen geçici 10. maddenin (2) numaralı fıkrasının Anayasa’nın 2., 10. ve 40. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY

Denetimli serbestliğe ayrılma talebinin reddine ilişkin karara vaki itiraz üzerine yapılan incelemede itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı geçici 10. maddesi şöyledir:

“Geçici Madde 10- (Ek: 14/7/2023-7456/15 md.)

(1) 31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan hükümlüler, izin bitimini takip eden onbeş gün içinde infaz işlemlerinin devam ettiği kurumlara dönmek zorundadır.

(2) 31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan ve ilgili mevzuat uyarınca cezalarının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına beş yıl ve daha az süre kalan hükümlülerin talebi aranmaksızın, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına infaz hakimi tarafından karar verilebilir.

(3) Yukarıdaki fıkralar uyarınca, izinden dönecek hükümlüler ile hakkında denetimli serbestlik kararı verilecek hükümlülere ilişkin hususlar, Adalet Bakanlığının resmî internet sitesinde duyurulur.

(4) 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezası infaz edilip geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle 31/7/2023 tarihi itibarıyla izinde bulunan hükümlüler, koşullu salıverilme tarihine kadar olan süreleri 105/A maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen yükümlülüklere tabi olmadan geçirirler.

(5) Geçici 9 uncu maddenin altıncı fıkrası uyarınca açık ceza infaz kurumuna gönderilen hükümlüler, 31/7/2023 tarihi itibarıyla açık ceza infaz kurumuna ayrılmış sayılır.

(6) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım

Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle

Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve örgüt faaliyeti kapsamında işlenen

suçlar hariç olmak üzere, 31/7/2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza infaz

kurumlarında bulunan hükümlülerden, toplam hapis cezası on yıldan az ise bir

ayını, on yıl ve daha fazla ise üç ayını bu kurumlarda geçirip ilgili mevzuat

uyarınca açık ceza infaz kurumlarına ayrılmasına üç yıl veya daha az süre

kalanlar, bu şartların oluştuğu tarih itibarıyla açık ceza infaz kurumlarına

ayrılabilir. Bu hükümlüler ile 31/7/2023 tarihinde geçici 9 uncu maddenin

altıncı fıkrası kapsamında açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüler,

talepleri hâlinde en az üç ay açık ceza infaz kurumunda kalmış olmak şartıyla

ilgili mevzuat uyarınca cezaların denetimli serbestlik tedbiri altında infazı

uygulamasından üç yıl erken yararlandırılır.

(7) Altıncı fıkra hükümleri 31/7/2023 tarihi itibarıyla;

a) Hapis cezasının infazı 16, 16/A ve 17 nci maddeleri kapsamında ertelenmiş olan,

b) Hapis cezasının infazı durdurulmuş olan,

hükümlüler hakkında da uygulanır.

(8) Koşullu salıverilmenin geri alınması nedeniyle 31/7/2023 tarihi itibarıyla cezası aynen infaz edilen veya ikinci defa mükerrir olup 31/7/2023 tarihi itibarıyla bu cezanın infazı için ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin bu cezalarının infazı bakımından altıncı fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu hükümlülerin 31/7/2023 tarihi itibarıyla kesinleşmiş ancak infaz edilmemiş diğer hapis cezaları bakımından altıncı fıkra hükümleri uygulanır.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Yılmaz AKÇİL ve Ömer ÇINAR’ın katılımlarıyla 9/5/2024 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle başvurunun yöntemine uygunluğu sorunu görüşülmüştür.

2. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Anayasaya aykırılığın

mahkemelerce ileri sürülmesi” başlıklı 40. maddesinde Anayasa Mahkemesine

itiraz yoluyla yapılacak başvurularda izlenecek yöntem düzenlenmiştir. Söz

konusu maddenin (1) numaralı fıkrasında bir davaya bakmakta olan mahkemenin bu

davada uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini

Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü

aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu fıkrada sayılan

belgeleri dizi listesine bağlayarak Anayasa Mahkemesine göndereceği

belirtilmiş; anılan fıkranın (a) bendinde de “İptali

istenen kuralların Anayasanın hangi maddelerine aykırı olduklarını açıklayan

gerekçeli başvuru kararının aslı” Mahkemeye gönderilecek belgeler arasında

sayılmıştır. Maddenin (4) numaralı

fıkrasında ise açık bir şekilde dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun olmayan

itiraz başvurularının Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemeye

geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği hükme bağlanmıştır.

3. Anılan İçtüzük’ün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde de itiraz yoluna başvuran Mahkemenin gerekçeli kararında, Anayasa’ya aykırılıkları ileri sürülen hükümlerin her birinin Anayasa’nın hangi maddelerine hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

4. İçtüzük’ün 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde de Anayasa Mahkemesince yapılan ilk incelemede, başvuruda eksikliklerin bulunduğu tespit edilirse itiraz yoluna ilişkin işlerde esas incelemeye geçilmeksizin başvurunun reddine karar verileceği belirtilmiştir.

5. Yapılan incelemede itiraz yoluna başvuran Mahkeme tarafından 5275 sayılı Kanun’un geçici 10. maddesinin (2) numaralı fıkrasının “…ve ilgili mevzuat uyarınca cezalarının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına beş yıl ve daha az süre kalan hükümlülerin talebi aranmaksızın, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına infaz hakimi tarafından karar verilebilir.” bölümünün Anayasa’nın 2., 10. ve 40. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüş, ancak hangi nedenlerle anılan hükümlere aykırı olduğuna dair herhangi bir gerekçeye yer verilmediği anlaşılmıştır.

6. Buna göre 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi ile İçtüzük’ün 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (a) bendine aykırı olduğu anlaşılan 5275 sayılı Kanun’un itiraz

konusu geçici 10. maddesinin (2) numaralı fıkrasının “…ve ilgili mevzuat

uyarınca cezalarının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına

beş yıl ve daha az süre kalan hükümlülerin talebi aranmaksızın, cezalarının

koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri

uygulanmak suretiyle infazına infaz hakimi tarafından karar verilebilir.” bölümüne

yönelik başvurunun 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası

gereğince yöntemine uygun olmadığından reddi gerekir.

7. Açıklanan nedenlerle 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a 14/7/2023 tarihli ve 7456 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle eklenen geçici 10. maddenin (2) numaralı fıkrasının;

A. “…ve ilgili

mevzuat uyarınca cezalarının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına beş yıl ve daha az süre kalan hükümlülerin talebi aranmaksızın, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına infaz hakimi tarafından karar verilebilir.” bölümünün iptaline yönelik itiraz başvurusunun 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından, esas incelemeye geçilmeksizin REDDİNE,

B. Kalan kısmının esasının

incelenmesine,

OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

8. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Sümeyye KOCAMAN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Anlam ve

Kapsam

9. İnfaz süresi ilke olarak; kapalı ceza infaz kurumunda geçirilen süre, açık ceza infaz kurumunda geçirilen süre ve koşullu salıverilme tarihi ile bihakkın tahliye tarihi arasındaki süre olmak üzere üç aşamadan oluşmaktadır. Bunun yanı sıra 5275 sayılı Kanun’a 5/4/2012 tarihli ve 6291 sayılı Kanun’la eklenen 105/A maddesiyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ilişkin yeni bir aşama getirilmiştir.

10. Denetimli serbestlik belirli şartları taşıyan hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek ve bu suretle yeniden suç işlenme olasılığını azaltmak amacıyla koşullu salıverilme tarihinden belirli bir süre önce ceza infaz kurumundan salıverilmelerini ve koşullu salıverilme tarihine kadar hükümlülere, kişiye göre belirlenmiş denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasını öngören bir hukuki kurumdur (benzer yönde bkz. AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013; E.2014/14, K.2014/77, 9/4/2014; E.2017/170, K.2018/77, 5/7/2018, § 13; E.2020/44, K.2020/41, 17/7/2020, § 27).

11. 5275 sayılı Kanun’un geçici 9. maddesinin (5)

numaralı fıkrasında COVID-19 salgın hastalığı sebebiyle, açık ceza infaz

kurumlarında bulunanlar ile kapalı ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza

infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanan hükümlülerin yanı sıra anılan Kanun’un 105/A

maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına

karar verilen hükümlüler ile Kanun’un 106. maddesi veya diğer kanunlar uyarınca

denetimli serbestlik tedbirinden yararlanan hükümlülerin 31/5/2020 tarihine

kadar izinli sayılacağı ve salgının devam etmesi hâlinde bu sürenin Sağlık

Bakanlığının önerisi üzerine Adalet Bakanlığı tarafından her defasında iki ayı

geçmemek üzere on dokuz kez uzatılabileceği belirtilmiştir.

12. Adalet Bakanlığınca çeşitli tarihlerde alınan kararlarla açık ceza infaz kurumlarında bulunan veya açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanan hükümlüler ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezalarının infazına karar verilen yükümlüler hakkındaki izin sürelerinin uzatılmasına karar verilmiş ve bu bağlamda izin süreleri son olarak 31/5/2023 tarihinden itibaren iki ay süreyle uzatılmıştır.

13. Kanun’un geçici 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasında 31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9. maddenin (5) numaralı fıkrası uyarınca COVID-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan hükümlülerin, izin bitimini takip eden on beş gün içinde infaz işlemlerinin devam ettiği kurumlara dönmek zorunda oldukları hükme bağlanmıştır.

14. Geçici 10. maddenin itiraz konusu kuralın da yer

aldığı (2) numaralı fıkrası ise 31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9. maddenin

(5) numaralı fıkrası uyarınca COVID-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde

bulunan ve ilgili mevzuat uyarınca cezalarının denetimli serbestlik tedbiri

uygulanmak suretiyle infazına beş yıl ve daha az süre kalan hükümlülerin talebi

aranmaksızın cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının

denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına infaz hâkimi tarafından

karar verilebileceğini öngörmektedir. (2) numaralı fıkrada yer alan “31/7/2023

tarihi itibarıyla geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19

salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan...” ibaresi itiraz konusu kuralı

oluşturmaktadır.

15. Bu itibarla kural uyarınca denetimli serbestlik tedbirinden yararlanmaya ilişkin söz konusu düzenlemeden 31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9. maddenin beşinci fıkrası uyarınca COVID-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan hükümlüler yararlanabilecektir. Başka bir ifadeyle 31/7/2023 tarihinden sonra infaz işlemleri başlayan ve bu suretle izne ayrılamayan hükümlüler fıkrada yer alan diğer şartları taşısa dahi denetimli serbestliğe ayrılamayacaklardır.

B. İtirazın Gerekçesi

16. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralla denetimli serbestliğe ayrılma bakımından suç tarihi yerine izne ayrılma tarihinin esas alınmasının infaz hükümlerinin uygulanmasında eşitsizliğe neden olduğu, söz konusu şartın kanun yoluna başvurma hakkını kullanmaları sebebiyle cezası daha sonra kesinleşen hükümlüler yönünden infaz rejiminde aleyhe sonuç doğurduğu belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10. ve 40. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

C. Anayasa’ya

Aykırılık Sorunu

17. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuki güvenliği sağlayan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.

18. Hukuk devletinin temel unsurlarından

biri de belirlilik ilkesidir. Bu ilkeye göre yasal

düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve

kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel

olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem

içermesi gerekir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup

kişinin kanundan belirli bir kesinlik içinde hangi somut eylem ve olguya hangi

hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale

yetkisini verdiğini bilmesini zorunlu kılmaktadır. Kişi ancak bu durumda

kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir.

Hukuki güvenlik ilkesi bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven

duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici

yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2020/80, K.2021/34, 29/4/2021, §

25; E.2022/9,

K.2022/80, 21/6/2022, § 11).

19. İtiraz konusu kural uyarınca 31/7/2023 tarihi itibarıyla COVID-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan hükümlülerin 5275 sayılı Kanun’un geçici 10. maddesinde belirtilen diğer şartı da taşımaları hâlinde cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına infaz hâkimi tarafından karar verilebilecektir.

20. Kural kapsamında cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilebilecek hükümlüler bakımından aranan 31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9. maddenin beşinci fıkrası uyarınca COVID-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunma şartının herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır bir şekilde düzenlendiği gözetildiğinde kuralda belirlilik ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.

21. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik

tedbirleriyle bunların infazına ilişkin kurallar; Anayasa’nın konuya ilişkin

hükümleri başta olmak üzere ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri ve

ekonomik hayatın ihtiyaçları göz önüne alınarak oluşturulacak ceza siyasetine

göre belirlenir. Buna göre hangi fiilin suç sayılacağı, cezanın türü ve miktarı

ile infaza ilişkin yasal düzenlemeler temelde devletin suç ve ceza politikasına

bağlı bir konudur. Suç ve ceza yönünden sınırları

belirtilen bu takdir alanı, ceza sisteminin tamamlayıcı bölümünü oluşturan

infaz hukuku için de geçerlidir (AYM, 2020/53, 2021/55, 14/7/2021, §§ 186, 187; E.2022/9, K.2022/80,

21/6/2022, § 17). Kanun koyucunun bu konudaki tercih ve takdirinin

yerindeliğinin incelenmesi anayasal denetimin kapsamı dışında kalmaktadır (AYM,

E.2017/170, K.2018/77, 5/7/2018, § 12).

22. Kanun

koyucunun takdir yetkisi kapsamındaki düzenlemeleri yaparken de hukuk devleti ilkesi gereğince kamu yararını

gerçekleştirmek amacıyla hareket etmesi gerekir. Anayasa Mahkemesince kamu

yararı konusunda yapılacak inceleme, kanunun kamu yararı amacıyla yapılıp

yapılmadığının araştırılmasıyla sınırlıdır. Anayasa’nın çeşitli hükümlerinde

yer alan kamu yararı kavramının Anayasa’da tanımı yapılmamıştır. Ancak Anayasa

Mahkemesinin kararlarında da belirtildiği gibi kamu yararı; bireysel, özel

çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yarardır. Kamu yararı

düşüncesi olmaksızın yalnız özel çıkarlar için veya sadece belli kişilerin

yararına kanun hükmü konulamaz. Böyle bir durumun açık bir biçimde ve kesin

olarak belirlenmesi hâlinde söz konusu kanun hükmü Anayasa’nın 2. maddesine

aykırı düşer. Açıklanan istisnai hâl dışında bir kanun hükmünün gereksinimlere

uygun olup olmadığı, hangi araç ve yöntemlerle kamu yararının sağlanabileceği

kanun koyucunun takdirinde olduğundan bu kapsamda kamu yararı değerlendirmesi

yapmak anayasa yargısıyla bağdaşmaz (AYM, E.2020/53, K.2021/55, 14/7/2021, § 23; E.2022/9, K.2022/80, 21/6/2022, § 15).

23. Anılan Kanun’un 105/A maddesinde

öngörülen denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması ile hükümlü hakkında verilen cezanın

infazının devam ettiği aşamada cezaların infazında mümkün olduğunca yarı

özgürlük, açık rejimler ya da geçici yerleşmeler gibi yöntemler kullanılarak

alternatif bir infaz rejimi oluşturmak suretiyle hükümlülerin yeniden suç işleme risklerinin

azaltılması, sosyal hayata hazırlanmalarına imkân sağlanması, tahliye

şartlarına uyumun gerçekleştirilmesi, toplumsal kurallara uyma becerilerinin

geliştirilmesi, toplumun hükümlüye olumsuz bakışının azaltılması ve ailesiyle

görüşmesinin sağlanması amaçlanmaktadır (AYM, E.2017/170, K.2018/77, 5/7/2018, § 17; E.2020/53,

K.2021/55, 14/7/2021, § 145).

24. Kuralla,

COVID-19 salgın hastalığı sebebiyle 31/7/2023 tarihi itibarıyla izinli bulunan

hükümlülerin ilgili mevzuat uyarınca cezalarının denetimli serbestlik tedbiri

uygulanmak suretiyle infazına beş yıl ve daha az süre kalması şartıyla

cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli

serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilebileceği

düzenlenmek suretiyle hükümlülerin denetimli serbestlik kurumunun genel amacına

uygun olarak dış dünyaya ve toplumsal hayata uyum sağlamalarının

kolaylaştırılmasının ve ceza infaz kurumlarında oluşacak yoğunluğun

önlenmesinin hedeflendiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralın kamu yararı

dışında bir amacı gerçekleştirmeye yönelik olduğu söylenemez.

25. Bununla

birlikte denetimli serbestlik kanunda belirtilen şartlar

sağlandığında infaz hâkimi tarafından uygulanmasına karar verilebilecek bir

tedbir niteliğinde olup kişilere her durumda mutlaka uygulanması gereken bir

hak niteliği taşımamaktadır. Öte yandan denetimli serbestlik tedbirinin ilgili kişiler

açısından bir hak olduğu kabul edilse dahi bunun hiçbir şarta bağlı

kılınamayacağı da söylenemez. Nitekim kanun koyucu, hükümlülerin dış dünyaya

uyumunu sağlama amacına yönelik böyle bir düzenleme yaparken bu amacın hangi

durumlarda gerçekleşeceğini belirleme ve özellikle toplumu suçlular karşısında

koruyacak tedbirleri de gözetme konusunda takdir yetkisine sahiptir (AYM,

E.2020/53, K.2021/55, 14/07/2021, § 148).

26. Bu itibarla 31/7/2023 tarihi itibarıyla izinde bulunan hükümlüler bakımından cezanın denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilebilmesi yönünden farklı şartlar belirlenmesi kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup kamu yararı amacı taşıdığı anlaşılan kuralda hukuk devleti ilkesiyle çelişen bir yön bulunmamaktadır.

27. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.

Basri BAĞCI ve Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamışlardır.

Kuralın Anayasa’nın 10. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 2. maddesi yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 10. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

Kuralın Anayasa’nın 40. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a 14/7/2023 tarihli ve 7456 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle eklenen geçici 10. maddenin (2) numaralı fıkrasının “31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE Basri BAĞCI ile Selahaddin MENTEŞ’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA 24/9/2024 tarihinde karar verildi.

Karşı Oy

13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a eklenen geçici 10. maddenin ikinci fıkrasında yer alan ve 31/7/2023 tarihi itibariyle Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan hükümlülerden, infazlarının tamamlanmasına beş yıldan daha az kalmış olanların, kalan sürelerini infaz kurumuna alınmaksızın denetimli serbestlik kapsamında tamamlamalarına imkan sağlayan düzenlemenin eşitsizliğe neden olduğu ve 2023/147 esas sayılı dosyada yer alan karşı oy gerekçeleri doğrultusunda iptal edilmesi gerektiğini değerlendirdiğimizden, çoğunluğun “red” yöndeki görüşüne iştirak edilmemiştir.

Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili Basri BAĞCI Üye Engin YILDIRIM Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE Üye Yılmaz AKÇİL Üye Ömer ÇINAR Üye Metin KIRATLI Başkanvekili Basri BAĞCI Üye Selahaddin MENTEŞ

Anayasa Mahkemesi, E. 2024/82, K. 2024/165, 24 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Olay
  4. I. İptali İstenen Kanun Hükmü
  5. II. İlk İnceleme
  6. A. “…ve ilgili
  7. B. Kalan kısmının esasının
  8. III. Esasın İncelenmesi
  9. A. Anlam ve
  10. B. İtirazın Gerekçesi
  11. C. Anayasa’ya
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Esas No
2024/82
Karar No
2024/165
Tarih
24 Eylül 2024

İlgili Kararlar

  • AYM Norm Denetimi E.2024/68 K.2024/167
  • AYM Norm Denetimi E.2023/192 K.2024/161
  • AYM Norm Denetimi E.2024/99 K.2024/162
  • AYM Norm Denetimi E.2024/155 K.2024/153
  • AYM Norm Denetimi E.2024/154 K.2024/149
  • AYM Norm Denetimi E.2024/158 K.2024/154

Tüm Arşiv

AYM Norm Denetimi KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.