KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2024
- Esas Sayısı
- 2024/82
- Karar Sayısı
- 2024/165
- R.G.Tarih-Sayı
- 21/11/2024-32729
- İtiraz yoluna başvuran
- Burdur Ağır Ceza Mahkemesi
- İtirazın konusu
- 13/12/2004
Karar Metni
2.681 kelime·13 dk okuma·9 bölüm
tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a 14/7/2023 tarihli ve 7456 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle eklenen geçici 10. maddenin (2) numaralı fıkrasının Anayasa’nın 2., 10. ve 40. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.
OLAY
Denetimli serbestliğe ayrılma talebinin reddine ilişkin karara vaki itiraz üzerine yapılan incelemede itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ
Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı geçici 10. maddesi şöyledir:
“Geçici Madde 10- (Ek: 14/7/2023-7456/15 md.)
(1) 31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan hükümlüler, izin bitimini takip eden onbeş gün içinde infaz işlemlerinin devam ettiği kurumlara dönmek zorundadır.
(2) 31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan ve ilgili mevzuat uyarınca cezalarının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına beş yıl ve daha az süre kalan hükümlülerin talebi aranmaksızın, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına infaz hakimi tarafından karar verilebilir.
(3) Yukarıdaki fıkralar uyarınca, izinden dönecek hükümlüler ile hakkında denetimli serbestlik kararı verilecek hükümlülere ilişkin hususlar, Adalet Bakanlığının resmî internet sitesinde duyurulur.
(4) 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezası infaz edilip geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle 31/7/2023 tarihi itibarıyla izinde bulunan hükümlüler, koşullu salıverilme tarihine kadar olan süreleri 105/A maddesinin beşinci fıkrasında belirtilen yükümlülüklere tabi olmadan geçirirler.
(5) Geçici 9 uncu maddenin altıncı fıkrası uyarınca açık ceza infaz kurumuna gönderilen hükümlüler, 31/7/2023 tarihi itibarıyla açık ceza infaz kurumuna ayrılmış sayılır.
(6) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım
Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle
Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve örgüt faaliyeti kapsamında işlenen
suçlar hariç olmak üzere, 31/7/2023 tarihi itibarıyla kapalı ceza infaz
kurumlarında bulunan hükümlülerden, toplam hapis cezası on yıldan az ise bir
ayını, on yıl ve daha fazla ise üç ayını bu kurumlarda geçirip ilgili mevzuat
uyarınca açık ceza infaz kurumlarına ayrılmasına üç yıl veya daha az süre
kalanlar, bu şartların oluştuğu tarih itibarıyla açık ceza infaz kurumlarına
ayrılabilir. Bu hükümlüler ile 31/7/2023 tarihinde geçici 9 uncu maddenin
altıncı fıkrası kapsamında açık ceza infaz kurumunda bulunan hükümlüler,
talepleri hâlinde en az üç ay açık ceza infaz kurumunda kalmış olmak şartıyla
ilgili mevzuat uyarınca cezaların denetimli serbestlik tedbiri altında infazı
uygulamasından üç yıl erken yararlandırılır.
(7) Altıncı fıkra hükümleri 31/7/2023 tarihi itibarıyla;
a) Hapis cezasının infazı 16, 16/A ve 17 nci maddeleri kapsamında ertelenmiş olan,
b) Hapis cezasının infazı durdurulmuş olan,
hükümlüler hakkında da uygulanır.
(8) Koşullu salıverilmenin geri alınması nedeniyle 31/7/2023 tarihi itibarıyla cezası aynen infaz edilen veya ikinci defa mükerrir olup 31/7/2023 tarihi itibarıyla bu cezanın infazı için ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin bu cezalarının infazı bakımından altıncı fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu hükümlülerin 31/7/2023 tarihi itibarıyla kesinleşmiş ancak infaz edilmemiş diğer hapis cezaları bakımından altıncı fıkra hükümleri uygulanır.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Kadir ÖZKAYA, Hasan Tahsin GÖKCAN, Basri BAĞCI, Engin YILDIRIM, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Kenan YAŞAR, Yılmaz AKÇİL ve Ömer ÇINAR’ın katılımlarıyla 9/5/2024 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında öncelikle başvurunun yöntemine uygunluğu sorunu görüşülmüştür.
2. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Anayasaya aykırılığın
mahkemelerce ileri sürülmesi” başlıklı 40. maddesinde Anayasa Mahkemesine
itiraz yoluyla yapılacak başvurularda izlenecek yöntem düzenlenmiştir. Söz
konusu maddenin (1) numaralı fıkrasında bir davaya bakmakta olan mahkemenin bu
davada uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini
Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde veya taraflardan birinin ileri sürdüğü
aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu fıkrada sayılan
belgeleri dizi listesine bağlayarak Anayasa Mahkemesine göndereceği
belirtilmiş; anılan fıkranın (a) bendinde de “İptali
istenen kuralların Anayasanın hangi maddelerine aykırı olduklarını açıklayan
gerekçeli başvuru kararının aslı” Mahkemeye gönderilecek belgeler arasında
sayılmıştır. Maddenin (4) numaralı
fıkrasında ise açık bir şekilde dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun olmayan
itiraz başvurularının Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemeye
geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği hükme bağlanmıştır.
3. Anılan İçtüzük’ün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde de itiraz yoluna başvuran Mahkemenin gerekçeli kararında, Anayasa’ya aykırılıkları ileri sürülen hükümlerin her birinin Anayasa’nın hangi maddelerine hangi nedenlerle aykırı olduğunun ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
4. İçtüzük’ün 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde de Anayasa Mahkemesince yapılan ilk incelemede, başvuruda eksikliklerin bulunduğu tespit edilirse itiraz yoluna ilişkin işlerde esas incelemeye geçilmeksizin başvurunun reddine karar verileceği belirtilmiştir.
5. Yapılan incelemede itiraz yoluna başvuran Mahkeme tarafından 5275 sayılı Kanun’un geçici 10. maddesinin (2) numaralı fıkrasının “…ve ilgili mevzuat uyarınca cezalarının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına beş yıl ve daha az süre kalan hükümlülerin talebi aranmaksızın, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına infaz hakimi tarafından karar verilebilir.” bölümünün Anayasa’nın 2., 10. ve 40. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüş, ancak hangi nedenlerle anılan hükümlere aykırı olduğuna dair herhangi bir gerekçeye yer verilmediği anlaşılmıştır.
6. Buna göre 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (1)
numaralı fıkrasının (a) bendi ile İçtüzük’ün 46. maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (a) bendine aykırı olduğu anlaşılan 5275 sayılı Kanun’un itiraz
konusu geçici 10. maddesinin (2) numaralı fıkrasının “…ve ilgili mevzuat
uyarınca cezalarının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına
beş yıl ve daha az süre kalan hükümlülerin talebi aranmaksızın, cezalarının
koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri
uygulanmak suretiyle infazına infaz hakimi tarafından karar verilebilir.” bölümüne
yönelik başvurunun 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası
gereğince yöntemine uygun olmadığından reddi gerekir.
7. Açıklanan nedenlerle 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a 14/7/2023 tarihli ve 7456 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle eklenen geçici 10. maddenin (2) numaralı fıkrasının;
A. “…ve ilgili
mevzuat uyarınca cezalarının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına beş yıl ve daha az süre kalan hükümlülerin talebi aranmaksızın, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına infaz hakimi tarafından karar verilebilir.” bölümünün iptaline yönelik itiraz başvurusunun 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından, esas incelemeye geçilmeksizin REDDİNE,
B. Kalan kısmının esasının
incelenmesine,
OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
III. ESASIN İNCELENMESİ
8. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Sümeyye KOCAMAN tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A. Anlam ve
Kapsam
9. İnfaz süresi ilke olarak; kapalı ceza infaz kurumunda geçirilen süre, açık ceza infaz kurumunda geçirilen süre ve koşullu salıverilme tarihi ile bihakkın tahliye tarihi arasındaki süre olmak üzere üç aşamadan oluşmaktadır. Bunun yanı sıra 5275 sayılı Kanun’a 5/4/2012 tarihli ve 6291 sayılı Kanun’la eklenen 105/A maddesiyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ilişkin yeni bir aşama getirilmiştir.
10. Denetimli serbestlik belirli şartları taşıyan hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek ve bu suretle yeniden suç işlenme olasılığını azaltmak amacıyla koşullu salıverilme tarihinden belirli bir süre önce ceza infaz kurumundan salıverilmelerini ve koşullu salıverilme tarihine kadar hükümlülere, kişiye göre belirlenmiş denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasını öngören bir hukuki kurumdur (benzer yönde bkz. AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013; E.2014/14, K.2014/77, 9/4/2014; E.2017/170, K.2018/77, 5/7/2018, § 13; E.2020/44, K.2020/41, 17/7/2020, § 27).
11. 5275 sayılı Kanun’un geçici 9. maddesinin (5)
numaralı fıkrasında COVID-19 salgın hastalığı sebebiyle, açık ceza infaz
kurumlarında bulunanlar ile kapalı ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza
infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanan hükümlülerin yanı sıra anılan Kanun’un 105/A
maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına
karar verilen hükümlüler ile Kanun’un 106. maddesi veya diğer kanunlar uyarınca
denetimli serbestlik tedbirinden yararlanan hükümlülerin 31/5/2020 tarihine
kadar izinli sayılacağı ve salgının devam etmesi hâlinde bu sürenin Sağlık
Bakanlığının önerisi üzerine Adalet Bakanlığı tarafından her defasında iki ayı
geçmemek üzere on dokuz kez uzatılabileceği belirtilmiştir.
12. Adalet Bakanlığınca çeşitli tarihlerde alınan kararlarla açık ceza infaz kurumlarında bulunan veya açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanan hükümlüler ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezalarının infazına karar verilen yükümlüler hakkındaki izin sürelerinin uzatılmasına karar verilmiş ve bu bağlamda izin süreleri son olarak 31/5/2023 tarihinden itibaren iki ay süreyle uzatılmıştır.
13. Kanun’un geçici 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasında 31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9. maddenin (5) numaralı fıkrası uyarınca COVID-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan hükümlülerin, izin bitimini takip eden on beş gün içinde infaz işlemlerinin devam ettiği kurumlara dönmek zorunda oldukları hükme bağlanmıştır.
14. Geçici 10. maddenin itiraz konusu kuralın da yer
aldığı (2) numaralı fıkrası ise 31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9. maddenin
(5) numaralı fıkrası uyarınca COVID-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde
bulunan ve ilgili mevzuat uyarınca cezalarının denetimli serbestlik tedbiri
uygulanmak suretiyle infazına beş yıl ve daha az süre kalan hükümlülerin talebi
aranmaksızın cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının
denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına infaz hâkimi tarafından
karar verilebileceğini öngörmektedir. (2) numaralı fıkrada yer alan “31/7/2023
tarihi itibarıyla geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19
salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan...” ibaresi itiraz konusu kuralı
oluşturmaktadır.
15. Bu itibarla kural uyarınca denetimli serbestlik tedbirinden yararlanmaya ilişkin söz konusu düzenlemeden 31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9. maddenin beşinci fıkrası uyarınca COVID-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan hükümlüler yararlanabilecektir. Başka bir ifadeyle 31/7/2023 tarihinden sonra infaz işlemleri başlayan ve bu suretle izne ayrılamayan hükümlüler fıkrada yer alan diğer şartları taşısa dahi denetimli serbestliğe ayrılamayacaklardır.
B. İtirazın Gerekçesi
16. Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralla denetimli serbestliğe ayrılma bakımından suç tarihi yerine izne ayrılma tarihinin esas alınmasının infaz hükümlerinin uygulanmasında eşitsizliğe neden olduğu, söz konusu şartın kanun yoluna başvurma hakkını kullanmaları sebebiyle cezası daha sonra kesinleşen hükümlüler yönünden infaz rejiminde aleyhe sonuç doğurduğu belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 10. ve 40. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
C. Anayasa’ya
Aykırılık Sorunu
17. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuki güvenliği sağlayan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir.
18. Hukuk devletinin temel unsurlarından
biri de belirlilik ilkesidir. Bu ilkeye göre yasal
düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve
kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel
olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem
içermesi gerekir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup
kişinin kanundan belirli bir kesinlik içinde hangi somut eylem ve olguya hangi
hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale
yetkisini verdiğini bilmesini zorunlu kılmaktadır. Kişi ancak bu durumda
kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir.
Hukuki güvenlik ilkesi bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven
duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici
yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2020/80, K.2021/34, 29/4/2021, §
25; E.2022/9,
K.2022/80, 21/6/2022, § 11).
19. İtiraz konusu kural uyarınca 31/7/2023 tarihi itibarıyla COVID-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan hükümlülerin 5275 sayılı Kanun’un geçici 10. maddesinde belirtilen diğer şartı da taşımaları hâlinde cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına infaz hâkimi tarafından karar verilebilecektir.
20. Kural kapsamında cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilebilecek hükümlüler bakımından aranan 31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9. maddenin beşinci fıkrası uyarınca COVID-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunma şartının herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır bir şekilde düzenlendiği gözetildiğinde kuralda belirlilik ilkesine aykırı bir yön bulunmamaktadır.
21. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik
tedbirleriyle bunların infazına ilişkin kurallar; Anayasa’nın konuya ilişkin
hükümleri başta olmak üzere ülkenin sosyal, kültürel yapısı, etik değerleri ve
ekonomik hayatın ihtiyaçları göz önüne alınarak oluşturulacak ceza siyasetine
göre belirlenir. Buna göre hangi fiilin suç sayılacağı, cezanın türü ve miktarı
ile infaza ilişkin yasal düzenlemeler temelde devletin suç ve ceza politikasına
bağlı bir konudur. Suç ve ceza yönünden sınırları
belirtilen bu takdir alanı, ceza sisteminin tamamlayıcı bölümünü oluşturan
infaz hukuku için de geçerlidir (AYM, 2020/53, 2021/55, 14/7/2021, §§ 186, 187; E.2022/9, K.2022/80,
21/6/2022, § 17). Kanun koyucunun bu konudaki tercih ve takdirinin
yerindeliğinin incelenmesi anayasal denetimin kapsamı dışında kalmaktadır (AYM,
E.2017/170, K.2018/77, 5/7/2018, § 12).
22. Kanun
koyucunun takdir yetkisi kapsamındaki düzenlemeleri yaparken de hukuk devleti ilkesi gereğince kamu yararını
gerçekleştirmek amacıyla hareket etmesi gerekir. Anayasa Mahkemesince kamu
yararı konusunda yapılacak inceleme, kanunun kamu yararı amacıyla yapılıp
yapılmadığının araştırılmasıyla sınırlıdır. Anayasa’nın çeşitli hükümlerinde
yer alan kamu yararı kavramının Anayasa’da tanımı yapılmamıştır. Ancak Anayasa
Mahkemesinin kararlarında da belirtildiği gibi kamu yararı; bireysel, özel
çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yarardır. Kamu yararı
düşüncesi olmaksızın yalnız özel çıkarlar için veya sadece belli kişilerin
yararına kanun hükmü konulamaz. Böyle bir durumun açık bir biçimde ve kesin
olarak belirlenmesi hâlinde söz konusu kanun hükmü Anayasa’nın 2. maddesine
aykırı düşer. Açıklanan istisnai hâl dışında bir kanun hükmünün gereksinimlere
uygun olup olmadığı, hangi araç ve yöntemlerle kamu yararının sağlanabileceği
kanun koyucunun takdirinde olduğundan bu kapsamda kamu yararı değerlendirmesi
yapmak anayasa yargısıyla bağdaşmaz (AYM, E.2020/53, K.2021/55, 14/7/2021, § 23; E.2022/9, K.2022/80, 21/6/2022, § 15).
23. Anılan Kanun’un 105/A maddesinde
öngörülen denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması ile hükümlü hakkında verilen cezanın
infazının devam ettiği aşamada cezaların infazında mümkün olduğunca yarı
özgürlük, açık rejimler ya da geçici yerleşmeler gibi yöntemler kullanılarak
alternatif bir infaz rejimi oluşturmak suretiyle hükümlülerin yeniden suç işleme risklerinin
azaltılması, sosyal hayata hazırlanmalarına imkân sağlanması, tahliye
şartlarına uyumun gerçekleştirilmesi, toplumsal kurallara uyma becerilerinin
geliştirilmesi, toplumun hükümlüye olumsuz bakışının azaltılması ve ailesiyle
görüşmesinin sağlanması amaçlanmaktadır (AYM, E.2017/170, K.2018/77, 5/7/2018, § 17; E.2020/53,
K.2021/55, 14/7/2021, § 145).
24. Kuralla,
COVID-19 salgın hastalığı sebebiyle 31/7/2023 tarihi itibarıyla izinli bulunan
hükümlülerin ilgili mevzuat uyarınca cezalarının denetimli serbestlik tedbiri
uygulanmak suretiyle infazına beş yıl ve daha az süre kalması şartıyla
cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli
serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilebileceği
düzenlenmek suretiyle hükümlülerin denetimli serbestlik kurumunun genel amacına
uygun olarak dış dünyaya ve toplumsal hayata uyum sağlamalarının
kolaylaştırılmasının ve ceza infaz kurumlarında oluşacak yoğunluğun
önlenmesinin hedeflendiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralın kamu yararı
dışında bir amacı gerçekleştirmeye yönelik olduğu söylenemez.
25. Bununla
birlikte denetimli serbestlik kanunda belirtilen şartlar
sağlandığında infaz hâkimi tarafından uygulanmasına karar verilebilecek bir
tedbir niteliğinde olup kişilere her durumda mutlaka uygulanması gereken bir
hak niteliği taşımamaktadır. Öte yandan denetimli serbestlik tedbirinin ilgili kişiler
açısından bir hak olduğu kabul edilse dahi bunun hiçbir şarta bağlı
kılınamayacağı da söylenemez. Nitekim kanun koyucu, hükümlülerin dış dünyaya
uyumunu sağlama amacına yönelik böyle bir düzenleme yaparken bu amacın hangi
durumlarda gerçekleşeceğini belirleme ve özellikle toplumu suçlular karşısında
koruyacak tedbirleri de gözetme konusunda takdir yetkisine sahiptir (AYM,
E.2020/53, K.2021/55, 14/07/2021, § 148).
26. Bu itibarla 31/7/2023 tarihi itibarıyla izinde bulunan hükümlüler bakımından cezanın denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilebilmesi yönünden farklı şartlar belirlenmesi kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olup kamu yararı amacı taşıdığı anlaşılan kuralda hukuk devleti ilkesiyle çelişen bir yön bulunmamaktadır.
27. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. maddesine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir.
Basri BAĞCI ve Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamışlardır.
Kuralın Anayasa’nın 10. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 2. maddesi yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 10. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
Kuralın Anayasa’nın 40. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.
Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili Basri BAĞCI Üye Engin YILDIRIM Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Yıldız SEFERİNOĞLU Üye Selahaddin MENTEŞ Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE Üye Yılmaz AKÇİL Üye Ömer ÇINAR Üye Metin KIRATLI Başkanvekili Basri BAĞCI Üye Selahaddin MENTEŞ
Anayasa Mahkemesi, E. 2024/82, K. 2024/165, 24 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası