KÜNYE
- Mercii
- Anayasa Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Haziran 2025
- Esas Sayısı
- 2025/138
- Karar Sayısı
- 2025/130
- R.G. Tarih – Sayı
- Tebliğ
Karar Metni
1.204 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
edildi.
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi
İTİRAZIN KONUSU: 3/11/1980
tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un 4. maddesinin 12/7/2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanun’un 80. maddesiyle değiştirilen;
A. İkinci
fıkrasının üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı cümlelerinin,
B. İkinci
fıkrasına 25/3/2020 tarihli ve 7226 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen yedinci cümlenin,
Anayasa’nın 2., 10., 60. ve 61. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine karar verilmesi talebidir.
OLAY: Malullük aylığı bağlanmadan önceki sigortalılık sürelerinin yaşlılık aylığına hak kazanma şartları bakımından dikkate alınmamasına yönelik Sosyal Güvenlik Kurumu (Kurum) işleminin iptali ile yaşlılık aylığı bağlanması ve süresi içinde ödenmemiş aylıkların yasal faiziyle Kurumdan tahsil edilmesi talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralların Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptalleri için başvurmuştur.
I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKÜMLERİ
Kanun’un itiraz konusu kuralların da yer aldığı 4. maddesi şöyledir:
“Aylık bağlanması
Madde 4 – Bu Kanun kapsamına girenlerden;
a) Engelli hâle gelerek bağlı oldukları sosyal güvenlik mevzuatına göre emekliye sevk edilenlere görev malullüğü aylığı bağlanır.
b) Emekli aylığı almakta iken engelli hâle gelenlerin almakta oldukları aylıkları görev malullüğü aylığına dönüştürülür.
c) Ölenlerin kendilerine bağlanması gereken görev malullüğü aylığı, dul ve yetimlerine intikal ettirilir.
Bu madde gereğince ilgili sosyal güvenlik kurumlarınca kendi mevzuatlarına göre bağlanan aylıklar, (…) % 25 artırılarak ödenir.
d) Herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olmayanların engelli hâle gelmeleri halinde, öğrenim durumlarına göre 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 36 ncı maddesi hükümlerine göre belirlenecek giriş derece ve kademeleri üzerinden (Öğrenimi bulunmayanların ilkokul mezunu gibi) kendilerine, ölümlerinde dul ve yetimlerine 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre T.C. Emekli Sandığınca görev malullüğü aylığı % 25 artırılarak bağlanır.
(Değişik fıkra: 12/7/2013-6495/80 md.) Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri hükümleri
uygulanarak aylık bağlananlara aylık bağlama tarihi itibarıyla sosyal güvenlik
kurumlarınca kendi sigortalılığı nedeniyle ödenmekte olan gelir ve/veya
aylıkların toplamı, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun
36 ncı maddesi gereğince öğrenim durumuna göre belirlenecek giriş derece ve
kademesi ile 30 yıl fiili hizmet süresi esas alınarak mülga hükümleri de dahil
5434 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanacak vazife malullüğü aylığının %25
artırımlı tutarından az olamaz ve bu şekilde belirlenen gelir ve/veya aylıklar
ilgili sigortalılık hâlindeki aylık artışları dikkate alınarak artırılır.
Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamına girenler, aylıklara ilişkin
hükümler hariç olmak üzere (d) bendi kapsamına girenlerin malullük hâline bağlı
olarak yararlandığı haklardan da aynı esas ve usuller çerçevesinde
yararlandırılır. Bu Kanuna veya bu Kanun hükümleri uygulanarak aylık
bağlanmasını gerektiren kanunlara göre aylık bağlanan maluller ile 5434 sayılı
Kanunun 56 ncıve mülga 64 üncü maddesi kapsamında aylık bağlanan malullerin,
malul sayılmaları sebebiyle aylık bağlandığı tarihten önceki her türlü
sigortalılık ve prim ödeme süreleri, iştirakçilik ve fiili hizmet süreleri ile
bunların itibari ve fiili hizmet süresi zammı olarak değerlendirilen süreleri,
malullük aylığı bağlanmasından sonra geçecek çalışma veya sigortalılık
süreleriyle hiçbir sebeple birleştirilemez. Bu şekilde aylık bağlanmasından
önce geçen söz konusu süreler; malullük aylığı bağlanmasından sonra geçen
sigortalılık ve çalışma sürelerinin tabi olacağı sigortalılık hâli ile mülga
2829 sayılı Kanun uygulaması yönünden dikkate alınmayacağı gibi, sonradan geçen
sigortalılık veya çalışma süreleri yaşlılık/emeklilik, malullük ya da ölüm/dul
veya yetim aylığı bağlanmasında veya toptan ödeme yapılmasında ilgili
mevzuatına göre ayrı bir çalışma veya sigortalılık süresi olarak
değerlendirilir. Ancak, bu Kanuna göre aylık bağlandığı tarihten sonra
çalışmaya başlayanlardan, aylık bağlandıktan sonraki çalışmaları 5510 sayılı
Kanunun yürürlük tarihinden sonra olanlar için 5510 sayılı Kanunun geçici 4
üncü maddesi hükümleri uygulanamaz. Yukarıda belirtilen kanunlara göre malullük
aylığı bağlanmasına esas alınmış hastalık ya da engellilik hâlleri ve bu
hastalık ya da engellilik hallerindeki ilerlemeler, sonradan geçen çalışmalar
sebebiyle yaşlılık aylığına hak kazanılması koşullarının belirlenmesinde
dikkate alınmaz. (Ek
cümle: 25/3/2020-7226/6 md.) Ancak, bu kapsamdakiler aylık bağlandığı tarihten sonra geçen
çalışmaları esas alındığında en az 20 yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az
5000 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak şartıyla
talepleri halinde ayrıca yaşlılık aylığından yararlanırlar.
(Ek fıkra: 12/7/2013-6495/80 md.) Bu madde hükümleri 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi kapsamındakiler ve harp malulleri hakkında da uygulanır.”
II. İLK İNCELEME
1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında başvuru kararı ve ekleri, Raportör Onur MERCAN tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu ve itiraz konusu kanun hükümleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
2. 30/3/2011
tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanun’un “Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi” başlıklı
40. maddesinde Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurularda
izlenecek yöntem düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin (1) numaralı fıkrasında
bir davaya bakmakta olan mahkemenin bu davada uygulanacak bir kanun veya
Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi hâlinde
veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu
kanısına varması durumunda bu fıkrada sayılan belgeleri dizi listesine
bağlayarak Anayasa Mahkemesine göndereceği belirtilmiş; anılan fıkranın (a) bendinde “İptali istenen
kuralların Anayasanın hangi maddelerine aykırı olduklarını açıklayan gerekçeli
başvuru kararının aslı”, (b) bendinde ise
“Başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneği” Anayasa Mahkemesine
gönderilecek belgeler arasında sayılmıştır. Maddenin (4) numaralı fıkrasında
ise yöntemine uygun olmayan itiraz başvurularının Anayasa Mahkemesi tarafından
esas incelemeye geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği hükme bağlanmıştır.
3. Anılan İçtüzük’ün 46. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde de başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneği gerekçeli başvuru kararının aslıyla birlikte Anayasa Mahkemesine sunulacak belgeler arasında sayılmıştır.
4. İçtüzük’ün 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde Anayasa Mahkemesince yapılan ilk incelemede başvuruda eksikliklerin bulunduğunun tespit edilmesi hâlinde itiraz yoluna ilişkin işlerde esas incelemeye geçilmeksizin başvurunun reddine karar verileceği, (2) numaralı fıkrasında ise anılan (b) bendi uyarınca verilen kararın itiraz yoluna başvuran mahkemenin eksiklikleri tamamlayarak yeniden başvurmasına engel olmadığı belirtilmiştir.
5. Yapılan incelemede Mahkemenin daha önce de itiraz konusu kuralların iptalleri talebiyle başvuruda bulunduğu, anılan başvurunun Anayasa Mahkemesinin 11/2/2025 tarihli ve E.2025/16, K.2025/28 sayılı kararıyla yöntemine uygun olmadığından reddedildiği, söz konusu karardan sonra Mahkemenin düzenlediği başvuru kararına ilişkin tutanakla yeniden itiraz başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.
6. Söz konusu fıkra uyarınca Mahkemenin eksiklikleri tamamlayarak yeniden itiraz başvurusunda bulunması mümkün olmakla birlikte yapılacak başvurunun önceki başvurunun devamı mahiyetinde olmadığı, yeni bir başvuru niteliği taşıdığı ve aynı kurallara ilişkin olarak yapılacak yeni başvurunun Anayasa, 6216 sayılı Kanun ile İçtüzük’te belirtilen yönteme uygun olması gerektiği açıktır (AYM, E.2024/141, K.2024/132, 23/7/2024, § 8).
7. Bu itibarla Mahkemenin E.2025/16 sayılı başvuruya ilişkin olarak düzenlediği gerekçeli başvuru kararının bu başvuru açısından anılan Kanun’un 40. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine uygun bir gerekçeli başvuru kararı olarak değerlendirilmesi mümkün değildir (aynı yöndeki değerlendirme için bkz. AYM, E.2024/141, K.2024/132, 23/7/2024, § 9).
8. Açıklanan nedenle Kanun’un söz konusu bendine ve İçtüzük’ün 46. maddesinin (2) numaralı fıkrasına aykırı olduğu anlaşılan başvurunun Kanun’un anılan maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından reddi gerekir.
A. İkinci
fıkrasının üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı cümlelerinin,
B. İkinci fıkrasına 25/3/2020
tarihli ve 7226 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle eklenen yedinci cümlenin,
iptallerine karar verilmesi talebiyle yapılan itiraz başvurusunun 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından REDDİNE 17/6/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başkan Kadir ÖZKAYA Başkanvekili Hasan Tahsin GÖKCAN Başkanvekili Basri BAĞCI Üye Engin YILDIRIM Üye Rıdvan GÜLEÇ Üye Recai AKYEL Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Üye Selahaddin MENTEŞ Üye İrfan FİDAN Üye Kenan YAŞAR Üye Muhterem İNCE Üye Yılmaz AKÇİL Üye Ömer ÇINAR Üye Metin KIRATLI
Anayasa Mahkemesi, E. 2025/138, K. 2025/130, 17 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası