İçeriğe geç
AC
Anayasa Mahkemesi Esas: 2026/67 Karar: 2026/61 Tarih:

AYM Norm Denetimi E.2026/67 K.2026/61

Özgün Analiz

Olay Özeti: İtirazın iptali davasına bakan asliye ticaret mahkemesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun ihtiyati hacizde teminatı düzenleyen 259. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğu kanısıyla itiraz yoluna başvurmuştur. Fıkra, haksız çıkan alacaklının borçlu ve üçüncü kişinin zararlarından sorumluluğunu ve teminat yükümlülüğünü içermektedir. Anayasa Mahkemesi ilk inceleme aşamasında fıkrayı iki bölüme ayırarak her birini ayrı değerlendirmiştir.

Hukuki İlke: İtiraz yoluna başvuran mahkeme, iptalini istediği kuralın her bölümü için ayrı gerekçe göstermek zorundadır; gerekçe gösterilmeyen bölüm (haksız çıkan alacaklının zarardan sorumluluğu) yönünden başvuru yöntemine uygun sayılmaz. Ayrıca Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği ret kararı Resmî Gazete'de yayımlandıktan sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmü için yeniden başvurulamaz. Teminat bölümü E.2023/102, K.2023/203 sayılı kararla esastan incelenip reddedildiğinden ve bu karar 19/1/2024 tarihinde yayımlandığından on yıllık süre dolmamıştır.

Uygulama Sonucu: Sorumluluk bölümüne yönelik başvuru yöntemine uygun olmadığından, kalan teminat kısmına yönelik başvuru ise on yıllık engel nedeniyle oybirliğiyle reddedilmiştir.

Dava Strateji Notu: İhtiyati haciz teminatının Anayasa'ya aykırılığını ileri sürmek isteyen avukat, teminat bölümü için 19/1/2024 tarihinden başlayan on yıllık engelin sürdüğünü bilmeli; bu dönemde aykırılık iddiası yerine teminat miktarı ve ilam niteliğindeki belge yönünden mahkemenin takdirine yönelik somut savunma geliştirmelidir. Mahkemeden itiraz yoluna gidilmesini isterken fıkranın her bölümü için ayrı gerekçe sunulmasını talep etmek ret riskini azaltır.

Karar Metni

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Esas Sayısı : 2026/67

Karar Sayısı : 2026/61

Karar Tarihi : 26/3/2026

R.G. Tarih - Sayı : Tebliğ edildi.

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU: 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 3/7/1940 tarihli ve 3890 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 259. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY: İtirazın iptali davasında itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un itiraz konusu kuralın da yer aldığı 259. maddesi şöyledir:

“İhtiyati hacizde teminat:

Madde 259- (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.)

İhtiyati haciz istiyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96 ncı maddesinde yazılı teminatı vermeğe mecburdur.

Ancak alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmaz.

Alacak ilam mahiyetinde bir vesikaya müstenid ise mahkeme teminata lüzum olup olmadığını takdir eder.

Tazminat davası ihtiyati haczi koyan mahkemede dahi görülür.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında başvuru kararı ve ekleri, Raportör Özge ULUKAYA tarafından hazırlanan ilk inceleme raporu ve itiraz konusu kanun hükmü okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

2. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi” başlıklı 40. maddesinde Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılacak başvurularda izlenecek yöntem düzenlenmiştir. Söz konusu maddenin (1) numaralı fıkrasında bir davaya bakmakta olan mahkemenin bu davada uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa’ya aykırı görmesi ya da taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması durumunda bu fıkrada sayılan belgeleri dizi listesine bağlayarak Anayasa Mahkemesine göndereceği kurala bağlanmış; söz konusu fıkranın (a) bendinde de “İptali istenen kuralların Anayasanın hangi maddelerine aykırı olduklarını açıklayan gerekçeli başvuru kararının aslı” Anayasa Mahkemesine gönderilecek belgeler arasında sayılmıştır. Maddenin (4) numaralı fıkrasında ise açık bir şekilde dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun olmayan itiraz başvurularının Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemeye geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedileceği hükme bağlanmıştır.

3. Anılan İçtüzük’ün 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde itiraz yoluna başvuran mahkemenin gerekçeli kararında Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülen hükümlerin her birinin Anayasa’nın hangi maddelerine hangi nedenlerle aykırı olduğunu ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte açıkça göstermesi gerektiği, (2) numaralı fıkrasında da itiraz başvurusunda gerekçeli başvuru kararının aslının Anayasa Mahkemesine sunulacağı ifade edilmiştir.

4. Yine İçtüzük’ün 49. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde Anayasa Mahkemesince yapılan ilk incelemede başvuruda eksikliklerin bulunduğu tespit edilirse itiraz yoluna ilişkin işlerde esas incelemeye geçilmeksizin başvurunun reddine karar verileceği, (2) numaralı fıkrasında ise anılan (b) bendi uyarınca verilen kararın itiraz yoluna başvuran mahkemenin eksiklikleri tamamlayarak yeniden başvurmasına engel olmadığı belirtilmiştir.

5. Yapılan incelemede itiraz yoluna başvuran Mahkeme tarafından itiraz konusu kuralın “İhtiyati haciz istiyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul…” bölümüne ilişkin herhangi bir gerekçenin belirtilmediği tespit edilmiştir.

6. Açıklanan nedenle kuralın “İhtiyati haciz istiyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul…” bölümüne yönelik başvurunun 6216 sayılı Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından reddi gerekir.

7. Öte yandan Anayasa’nın “Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi” başlıklı 152. maddesinin dördüncü fıkrasında “Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz.” denilmiştir. 6216 sayılı Kanun’un “Başvuruya engel durumlar” başlığını taşıyan 41. maddesinin (1) numaralı fıkrasında da “Mahkemenin işin esasına girerek verdiği ret kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından itibaren geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla itiraz başvurusu yapılamaz.” hükmüne yer verilmiştir.

8. Anayasa Mahkemesi 30/11/2023 tarihli ve E.2023/102, K.2023/203 sayılı kararında kuralın “…ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96 ncı maddesinde yazılı teminatı vermeğe mecburdur.” bölümünü esastan incelemek suretiyle bu bölümün Anayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna ulaşarak ret kararı vermiştir. Anılan karar 19/1/2024 ve 32434 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Anayasa Mahkemesince itiraz başvurusu üzerine işin esasına girilerek reddedilen bölüm hakkında yeni bir başvurunun yapılabilmesi için önceki kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 19/1/2024 tarihinden başlayarak geçmesi gereken on yıllık süre henüz dolmamıştır.

9. Bu itibarla kuralın “…ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96 ncı maddesinde yazılı teminatı vermeğe mecburdur.” bölümüne yönelik başvurunun Anayasa’nın 152. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince reddi gerekir.

III. HÜKÜM

9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 3/7/1940 tarihli ve 3890 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değiştirilen 259. maddesinin birinci fıkrasının;

A. “İhtiyati haciz istiyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul…” bölümüne yönelik itiraz başvurusunun 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası gereğince yöntemine uygun olmadığından REDDİNE,

B. Kalan kısmına yönelik başvurunun Anayasa’nın 152. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 41. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince REDDİNE,

26/3/2026 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

Kadir ÖZKAYA

Başkanvekili

Basri BAĞCI

Başkanvekili

İrfan FİDAN

Üye

Engin YILDIRIM

Üye

Rıdvan GÜLEÇ

Üye

Recai AKYEL

Üye

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Üye

Yıldız SEFERİNOĞLU

Üye

Selahaddin MENTEŞ

Üye

Kenan YAŞAR

Üye

Muhterem İNCE

Üye

Yılmaz AKÇİL

Üye

Ömer ÇINAR

Üye

Metin KIRATLI

Anayasa Mahkemesi, E. 2026/67, K. 2026/61, 26 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: AYM Norm Denetimi Kararlar Bilgi Bankası