İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2018/4512 K.2022/4916

kendilerine asaleten … ve … VEKİLLERİ : Av. …

Esas2018/4512Karar2022/4916Tarih2 Kasım 2022Okuma10 dk · 2.012 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2018/4512 E., 2022/4916 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
2 Kasım 2022
Esas No
2018/4512
Karar No
2022/4916
Temyiz eden (davacılar)
… ve …'a velayeten
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.012 kelime·10 dk okuma·10 bölüm

kendilerine asaleten … ve … VEKİLLERİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1) … Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … 2) … Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. …

İSTEMLERİN KONUSU

… Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

DAVANIN KONUSU

Davacılar tarafından, olay tarihinde (24/01/2014) iki yaşında olan ...’ın, annesi ... ile birlikte ziyaret amaçlı bulundukları.

Beldesi’ndeki evin avlusunda gözden kaybolmasının ardından yapılan aramada evin yanında bulunan sulama kanalının yaklaşık 200 metre mesafe ilerisinde kanalın içinde baygın şekilde bulunduğu, gerekli tüm tıbbi müdahaleler yapılmasına rağmen tüm vücut fonksiyonlarına göre %100 engelli hale gelmesinde davalı idareler tarafından kanalın güvenliğinin sağlanmasına ilişkin gerekli tedbirlerin alınmayarak idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek davacılardan ... (sürekli iş göremezlik, bakım ve tedavi giderleri) için 1.000,00 TL (miktar artırım dilekçesiyle 1.444.664,22 TL) maddi, 30.000,00 TL manevi, ...’ın annesi …,

babası … ve kardeşi … için ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:.

İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, dava konusu olayın gerçekleştiği kanalın dosyadaki mevcut fotoğrafları ve olay yeri krokisine göre, su kanallarının üzerinin açık olduğu, herhangi bir koruyucu tedbirin alınmadığı ve kanalın yerleşim yerinin içinden geçtiğinin sabit olduğu bu konuda ihtilaf da bulunmadığı, yerleşim yeri içinde bulunan su kanallarının insanların mal ve can güvenliğini tehlikeye sokmaması için gerekli tedbirlerin ilgili idarelerce alınması gerektiği, bu bağlamda olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu,

boğulma olayının gerçekleştiği Köşkpınar sulama tesisinin (kanalının) 1968-1969 yıllarında DSİ Genel Müdürlüğü tarafından inşa edildiği, 09/08/1969 yılında yapılan protokolle de, sulama tesisinin davalı ...

Belediyesine devrinin gerçekleştiği, söz konusu protokolle, tesisin bakım onarımının faydalanan (belediye) tarafından yapılacağı ancak DSİ'nin her zaman kontrol yetkisinin olduğu, tesisin tadilatı ve genişletilmesi hususunda DSİ'nin muvafakatinin aranacağı, tesisin işletilmesinin faydalanan (belediye) tarafından yapılacağı, protokolün 4. maddesiyle tesisin mülkiyetinin masrafları faydalanan tarafından ödenene kadar DSİ'de kalacağı, ancak her zaman DSİ'nin denetleme yetkisinin olduğunun belirtildiği,

5393 sayılı Belediye Kanunu'nun belediyelerin görev ve sorumluluklarını düzenleyen 14. maddesinde, kentsel alt yapı tesislerinin yapımının belediyenin görevleri arasında sayıldığı, Çevre ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün 09/11/2007 tarih ve 7999 sayılı genelgesinde, imara açılmış, çevresinde konutlar bulunan sulama tesislerinde can ve mal güvenliğinin korunmasına ilişkin tedbirlerin alınmasının yerel yönetimlerin görevinde olduğunun belirtildiği, dava konusu sulama kanalının yapım yılı itibariyle esasen yerleşim yerleşim yerleri dışında olduğu, zamanla imara açılma sonucu kanalın yerleşim yerleri içinde, davalı ...

Belediyesi sorumluluk sınırında kaldığı, alt yapı tesislerinin yapımı hususunda görev ve sorumluluğu bulunan davalı ...

Belediyesi'nin, belediye sorumluluk sahasındaki alt yapı tesislerine ilişkin can ve mal güvenliğinin korunmasına yönelik gerekli tedbirleri alması gerektiğinden, sulama kanalında meydana gelen boğulma olayında hizmet kusuru olduğu, sulama kanalını yapan ve 1969 tarihli protokolle devreden DSİ’nin, devir protokolünde açık olarak belirtildiği üzere, sulama tesisine ilişkin kontrol ve denetim yetkisinin her zaman olduğu,

ayrıca sulama tesislerinin yapımı ve işleyişine ilişkin konularda tecrübesi olduğu da gözetildiğinde, sulama tesisinden kaynaklı bilahare gerçekleşebilecek can ve mal kaybı gibi hususlara yönelik denetim ve kontrolleri belli aralıklarla da olsa yapması ve gerekli tedbirlerin alınmasını sağlaması gerektiği, dava konusu olayda, davalı DSİ Genel Müdürlüğü'nün denetim yetkisini gereğince kullanmadığından bu yönüyle hizmet kusuru bulunduğu, Mahkemece yapılan değerlendirmede; davalı ...

Belediyesi’nin mahalde alt yapı tesislerine ilişkin can ve mal güvenliğinin korunmasına yönelik gerekli tedbirleri alması gerektiğinden asli kusurlu olduğu ve davacıya ödenmesi gereken tazminat miktarının %75'ini, kendisine kusur atfedilen DSİ Genel Müdürlüğü'nün ise %25 ini karşılaması gerektiği sonucuna ulaşıldığı, dosyada mevcut sağlık kurulu raporunda, meydana gelen suda boğulma olayı sonucunda davacı ...’ın engel durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %100 olduğu,

Mahkemece raporu düzenleyen Niğde Devlet Hastanesine vücut fonksiyon kaybının sürekli olup olmadığı sorulması üzerine verilen 25/05/2016 tarih ve 6023 sayılı cevabi yazıda, hastanın fiziki hastalıklarının sürekli olduğunun belirtilmesi üzerine ...’ın maddi zararının belirlenmesine yönelik yaptırılan bilirkişi incelemesinde düzenlenen raporda;

davacının aktif ve pasif dönemleri dikkate alınarak asgari ücret tutarı üzerinden iş görememezlik tazminat tutarının 692.587,53 TL, yine asgari ücret tutarı esas alınarak bakıcı giderlerinin (bakımının ailesi yoluyla yapılacağından %20 indirim uygulanmak suretiyle) 749.736,69 TL olabileceği, davacının tedavi giderlerinin ise 2.340,00 TL olmak üzere maddi zararlarının toplamının 1.444.664,22 TL olduğunun belirlendiği,

dava konusu olayda davacı ...’ın henüz iki yaşında, annesinin gözetimindeyken gözden kaybolduğu ve düştüğü su kanalında boğulduğu dikkate alındığında annenin gerekli dikkati göstermediği dolayısıyla %50 kusuru olduğu sonucuna ulaşıldığından, tespit edilen maddi tazminat tutarının %50'sinin ödenmesi gerektiği gerekçesiyle ... için 1.444.664,22 TL maddi tazminat isteminin 722.332,11 TL’sinin kabulü ile idarelerin kusur oranları dikkate alınmak suretiyle 541.750,00 TL'sinin ...

Belediyesince, 180.582,11 TL' sinin DSİ tarafından miktar artırım dilekçesinin davalı idarelere tebliğ tarihi olan 07/11/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, dava konusu olayın meydana gelişi, sonuçları ve sürekliliği dikkate alındığında talep olunan 90.000,00 TL manevi tazminatın Mahkemece uygun görüldüğü, ancak müterafik kusur oranı dikkate alındığında 45.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulü ile idarelerin kusur durumu dikkate alınarak 33.750,00 TL'sinin ...

Belediyesince, 11.2500,00 TL'sinin DSİ Genel Müdürlüğünce idareye başvuru tarihi olan 16/01/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine fazlaya ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:. Bölge İdare Mahkemesi ...

İdari Dava Dairesince, dava dosyasının incelenmesi sonucu, İdare Mahkemesince, davalı idarelerden Belediyenin %75, DSİ'nin %25 oranında kusurlu olduğunun, bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getiremeyen anne ve babanın %50 oranında müterafik kusurunun bulunduğunun re'sen belirlendiği ve buna göre hüküm kurulduğu, kusur oranının belirlenmesinin teknik bir konu olup mahkemece re'sen belirlenmeyip, bilirkişi marifetiyle belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle ara karar ile dosyanın Mahkemesine iade edilerek anılan hususta bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği,...

İdare Mahkemesi aracılığıyla yaptırılan inceleme sonucu, A sınıfı İş Güvenliği Uzmanına yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu dosyaya sunulan raporda özetle "davacılar ve idarelerin %50 müterafik kusurlu oldukları, idarelerin de kendi aralarında, ...

Belediyesinin %75, DSİ'nin %25 kusurlu olduğu" tespitinin yapıldığı, raporun hükme esas alınır nitelikte olduğu, Mahkeme kararının kusur yönünden neticesini değiştirmediği, bu bağlamda maddi tazminat miktarının belirlenmesinde mahkemece yukarıda belirtilen kusur dağılımına göre hüküm kurulmasında hukuka aykırılık görülmediği,

ancak manevi zararın bütün koşullar dikkate alınarak hüküm anında hakimin belirlediği rakamdan ibaret olduğu ayrıca kusur oranında indirim sebebi yapılmaması gerektiği, dava konusu olayda tazmini gereken manevi zararın 45,000,00 TL olması gerektiği ancak kusur oranında 45,000,00 TL'ye indirilmesinde hukuka uyarlık görülmediği fakat ödenmesine karar verilen manevi tazminat miktarının sonuç olarak istinaf Dairesince de uygun görüldüğü gerekçesinin ilavesiyle tarafların istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI

Davacılar tarafından, dava konusu olayda kusurlarının bulunmadığı, davalı idarelerin kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tüm tazminat tutarından sorumlu oldukları, takdir edilen manevi tazminat tutarının yaşanan olay karşısında yetersiz kaldığı ileri sürülmektedir.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, idarelerine atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı, olayın anne ve babanın bakım ve gözetim yükümlülüğünü tam olarak yerine getirememesinden kaynaklandığı, olay yerine ilişkin kontrol ve denetimin tamamen Belediyeye ait olduğu, davacılardan Ahmet’in sürekli işgücü kaybının Adli Tıp Kurumundan alınacak bir rapor ile belirlenmesi gerektiği, Ahmet için yapılan bakıcı gideri hesaplamasında ailenin bakımı nedeniyle %70 indirim yapılması gerektiği, hükmedilen manevi tazminat tutarlarının fahiş olup hakkaniyete aykırı olduğu, faiz başlangıç tarihi olarak dava tarihinin esas alınması gerektiği ileri sürülmektedir.

... Belediye Başkanlığı tarafından, dava konusu olayda yer alan su kanallarının korunmasının Çiftçi Mallarının Korunması Hakkındaki Kanun gereğince Çiftçi Malları Koruma Başkanlığının yetkisinde bulunduğu, idarelerine husumet yöneltilemeyeceği, ...’ın ebeveynlerinin sorumluluğunun çok daha yüksek tutulması gerektiği, DSİ Genel Müdürlüğü ile idareleri arasında yapılan kusur sorumluluğunun müşterek ve müteselsil olması gerekirken idarelerine %75 kusur verilmesinin hatalı olduğu ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI

Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ

Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminata işletilecek faiz başlangıç tarihi yönünden düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, hükmedilen maddi tazminat miktarına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi dışındaki kısımlar yönünden usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu yönlerden bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına,

ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştay’ın içtihatlarıyla kabul edilmiştir.

Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un Geçici 7. Maddesiyle de, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.

Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.

Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırım suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır.

Bu durumda, artırılan tazminat miktarı bakımından da, idareye başvurunun yapıldığı 16/01/2015 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden, davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine ilişkin. İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak taraflarca yapılan istinaf başvurularının gerekçeli olarak reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan ".

İdare Mahkemesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararına karşı davacı ve davalı tarafça yapılan istinaf taleplerinin yukarıda anılan gerekçelerin ikamesiyle reddine" ibaresinin, ". İdare Mahkemesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararına karşı davacı ve davalı tarafça yapılan istinaf taleplerinin yukarıda anılan gerekçelerin ikamesiyle ve hükmedilen 722.332,11 TL maddi tazminatın (541.750,00 TL'sinin ...

Belediye Başkanlığınca, 180.582,11 TL'sinin Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce), davalı idareye başvuru tarihi olan 16/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacı ...'a ödenmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle;

1. Davacıların temyiz isteminin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,

2. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin REDDİNE,

3. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak taraflarca yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 02/11/2022 tarihinde esas yönünden oy birliği, faiz başlangıç tarihi yönünden oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY

Davacılar lehine hükmedilen maddi tazminat tutarının artırılan tazminat miktarına tekabül eden kısmına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihinin, davalı idareye başvuru tarihi olması gerekirken miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarih olarak alınması.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasını gerektiren, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık kapsamında bulunmayıp, anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren, hukuka aykırılık teşkil ettiğinden.

Bölge İdare Mahkemesi kararının, bu hususta yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönden katılmıyoruz.

Danıştay 10. Daire, E. 2018/4512, K. 2022/4916, 2 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İstemlerin Konusu
  4. Davanın Konusu
  5. Yargılama Süreci
  6. Temyiz Edenlerin İddiaları
  7. Tarafların Savunmaları
  8. Danıştay Tetkik Hakimi : …
  9. Düşüncesi
  10. Türk Milleti Adına
  11. Hukuki Değerlendirme
  12. (X)-karşı Oy
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2018/4512
Karar No
2022/4916
Tarih
2 Kasım 2022

İlgili Kararlar

  • Danıştay 8. Daire E.2018/4526 K.2022/5561
  • Danıştay 10. Daire E.2018/4537 K.2022/4343
  • Danıştay 4. Daire E.2018/4545 K.2022/5890
  • Danıştay 4. Daire E.2018/4546 K.2022/5891
  • Danıştay 4. Daire E.2018/4547 K.2022/5892
  • Danıştay 12. Daire E.2018/4547 K.2022/4812

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.