İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2019/5618 K.2022/5353

velayeten …. ve …. VEKİLLERİ : Av. …

Esas2019/5618Karar2022/5353Tarih23 Kasım 2022Okuma10 dk · 2.073 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/5618 E., 2022/5353 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
23 Kasım 2022
Esas No
2019/5618
Karar No
2022/5353
Temyiz eden (davacılar)
Kendi adlarına asaleten …, …, …, …, …'a
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.073 kelime·10 dk okuma·9 bölüm

velayeten …. ve …. VEKİLLERİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. …

İSTEMLERİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 09/09/2011 tarihinde Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesine sol kolunda kırık şikayeti ile başvuran …'un hatalı tıbbi uygulamalar nedeniyle kolu kesilmek suretiyle engelli hale geldiği iddiasıyla, davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığını ileri sürdükleri zararlarına karşılık toplam 35.000,00 TL maddi ve 550.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; Mahkeme kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı ile manevi tazminat isteminin 440.000,00 TL'lik kısmının reddine ilişkin bölümüne yapılan istinaf başvurularının reddine, manevi tazminat isteminin 110.000,00 TL'lik kısmının reddine ilişkin bölümüne yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile kararın bu kısmının kaldırılarak davacıların manevi tazminat talebinin 110.000,00 TL'lik kısmının kabulüne, kabul edilen tutarın adli yargıda davanın açıldığı 06/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı, tıbbi kayıt eksikliği hizmet kusuru olduğundan maddi tazminata da hükmedilmesi gerektiği; davalı idare tarafından, bilirkişi raporu uyarınca hizmet kusuru bulunmadığından manevi tazminata hükmedilemeyeceği, manevi tazminat miktarına faiz işletilemeyeceği, kurumlarının harçtan muaf olduğu ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARII : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ

Temyiz isteminin kısmen reddi, kısmen kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının onanması, manevi tazminat isteminin kısmen reddine, kısmen kabulüne ilişkin kısmının ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Davacılardan ...'un 09/09/2011 tarihinde düşme üzerine başvurduğu Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinde sol kolunda kırık tespit edilmiş ve sol kolu alçıya alınarak kontrole gelmesi söylenerek taburcu edilmiş, 11/09/2011 tarihinde alçı sıkması,

parmaklarda şişlik ve morarma şikayetleri ile tekrar aynı hastanenin acil servisine başvurmuş, dolaşım bozukluğu tespit edilmesi üzerine kompartman sendromu ve gazlı gangren ön tanılarıyla fasyotomi ameliyatına alınmış, ameliyattan sonra hiperbarik oksijen tedavisi alması amacıyla ambulans uçakla Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmiş, sevk edildiği hastanede nekroz gelişmesi nedeniyle sol kola ampütasyon işlemi yapılmış, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 09/10/2012 tarihli raporunda meslekte kazanma gücü kaybı oranı %60,8 olarak belirlenmiştir.

Davacılar tarafından adli yargıda tazminat istemiyle açılan davanın yargı yolu bakımından usulden reddi üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.

Olayda, davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla Mahkemece bilirkişiliğine başvurulan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınınca düzenlenen … tarih ve … sayılı raporda, "davacı ...'un 09.09.2011 tarihinde sol kolunda kırık şikayeti ile hastaneye başvurduğu, 11.09.2011 tarihinde kompartman sendromu geliştiği, olayda açık veya kapalı yara olup olmaması konusunda davalı ve davacının çelişkili ifadelerinin olduğu,

alçılama öncesi kırık olan kolu gösteren fotograf gibi görsel bir malzeme ve grafiler mevcut olmadığından kolun durumu konusunda kesin kanaate varılamadığı, konunun adli tahkikatle aydınlatılması gerekeceği, eğer açık yara varsa tedavide cerrahi ya da önce açık yarasının iyileşmesine yönelik atel uygulaması, yara iyileştikten sonra alçılama şeklindeki algortimanın uygun olacağı; açık yara olmadığı takdirde yapılan alçılama işleminin uygun olduğu, meydana gelen kompartman sendromunun kırık ve alçının bir komplikasyonu olduğu, yapılan fasyotomi işlemi, enfeksiyon konsültasyonu ve antibiyotik tedavisinin tıp normlarına uygun olduğu,

bu nedenle davalı idare ve doktora herhangi bir kusur atfedilemeyeceği kanaatine varıldığı" yönünde görüş belirtilmiştir.

Bu raporda, tıbbi uygulamaların tıp kurallarına uygun olup olmadığı yönünden yapılacak değerlendirmenin açık yara olup olmamasına göre değişebileceği mütalaasında bulunulması üzerine, ara kararı ile davacılar ve davalı idareden alçılama öncesi kırık olan kola ilişkin veriler (grafi, görüntü, fotograf, tutanak v.s.) istenilmiş ve gelen bilgi ve belgeler de gönderilmek suretiyle Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ...

İhtisas Kurulundan alınan … tarih ve … karar numaralı raporda da, "Düşme nedeniyle başvuran hastanın yapılan muayene ile tetkiklerinde sol ulna diafiz izole kapalı kırığı tespit edilerek kapalı redüksiyon sonrası uzun kol alçı ile sarıldığının anlaşıldığı, radyolojik tetkikler bulunmadığından yapılan tedavinin tıp kurallarına uygun olup olmadığı yönünden bir tespite gidilemediği,

bu tür konservatif tedavilerden sonra klinik şikayetlere neden olan bulgularda tam düzelme olamayabileceği, bunun yanı sıra tedavi sonrasından ortaya çıkan kompartman sendromu ve gazlı gangrenin bu tür tedavilerden sonra ortaya çıkabilen herhangi bir tıbbi kusur ya da ihmale izafe edilemeyen komplikasyon olarak nitelendirildiği, söz konusu klinik tabloyu gidermeye yönelik fasyotomi ve bir üst merkeze sevk işlemi yapılabileceği, takip yönteminin uygun olduğu, dolayısıyla Dr.Halil Gökçe'ye komplikasyon yönetimi açısından atfı kabil kusur tespit edilemediği" yönünde görüş verilmiştir.

İdare Mahkemesince, anılan raporlar hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Öte yandan, tıbbi işlemleri gerçekleştiren doktorun yargılanmış olduğu ceza davasında alınan bilirkişi raporlarında da benzer değerlendirmeler yapılmış ve ilgili doktorun beraatine yönelik verilen karar kanun yolu aşamasından geçerek kesinleşmiştir.

İdare Mahkemesi kararına karşı davacılar tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge İdare Mahkemesince, İdare mahkemesince ve adli yargı yerlerince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan raporlarda, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının başka bir ifadeyle tedavinin tıp kurullarına uygun olup olmadığının, davacılardan ...'un düşmesi sonrasında ortaya çıkan kırığın yanında açık yarası olup olmadığına bağlı olduğunun ifade edildiği, eğer ...'un kolunda açık yara varsa önce açık yarasının iyileşmesine yönelik cerrahi tedavinin ya da atel uygulamasının yapılması,

yara iyileştikten sonra ise alçılamanın uygun olacağının belirtildiği, ayrıca dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda davacıların ve tedaviyi uygulan hekimin bu konuya ilişkin çelişkili ifadelerinin bulunduğu, ancak davalı idarenin kayıtlarında davacılardan ...'un kolunda açık yara olup olmadığını ortaya koyan fotoğraf, grafi, görsel bir malzeme vs. bulunmadığı, dolayısıyla davacılardan ...'a uygulanan tedavinin tıp kurullarına uygun olup olmadığının tam olarak tespitinin idarenin kayıt eksikliği nedeniyle ortaya çıkartılmasının mümkün olmadığı görüldüğü;

davacı ...'un kolunun kesilmesinin alçı uygulaması sonrasında ortaya çıkmasına rağmen, Adli Tıp raporunda yer alan '...radyolojik tetkikler bulunmadığından yapılan tedavinin tıp kurallarına uygun olup olmadığı yönünden bir tespite gidilemediği...' ifadesinden de anlaşıldığı üzere, idarenin hizmet kusurunun tespit edilememesinin tıbbi kayıt eksikliğinden kaynaklandığı ve davacıların, ...'a uygulanan tedavileri ve meydana gelen zararlı sonucun sebebini öğrenmelerine yarayacak tıbbi kayıtların noksan olması nedeniyle,

tedavi süresinde gelişen olaylarla ilgili maddi gerçeğe (rahatsızlığının nedenine) hiçbir zaman ulaşamayacaklarından ve ömür boyu şüphe duyacaklarından, uğradıkları manevi zararların karşılığı olarak davacılardan ... için 50.000,00 TL, anne ... için 20.000,00 TL, Baba ... için 20.000,00 TL, kardeş ... için 5.000,00 TL, kardeş ... için 5.000,00 TL, kardeş ... için 5.000,00 TL, kardeş ... için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 110.000,00 TL manevi tazminatın davacılara ödenmesi,

manevi tazminat istemlerin geri kalan kısmının ise reddi gerektiği gerekçesiyle, davacıların istinaf başvurusunun maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısım yönünden reddine, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısım yönünden kısmen kabulüne, kısmen reddine ve manevi tazminat isteminin toplam 110.000,00 TL'lik kısmının kabulü ile kabul edilen tutarın adli yargıda davanın açıldığı 06/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.

İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.

Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.

Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.

Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar.

Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.

Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı(lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı(lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

A) Temyiz İstemine Konu Kararın, Maddi Tazminat İsteminin Reddine İlişkin Kısım Yönünden İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, belirtilen kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyiz İstemine Konu Kararın, Manevi Tazminat İstemlerinin Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine İlişkin Kısmı Yönünden İncelenmesi:

Manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ıztırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının duyulan elem ve ıztırabı giderecek bir oranda olması gerekmektedir.

Dava konusu olayda, olayın gerçekleşme şekli ve zararın niteliği dikkate alındığında, Bölge İdare Mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının, uğranılan zarara göre yetersiz olduğu, duyulan elem ve ıztırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı ve manevi tazminat istemlerinin tamamının kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bu itibarla, temyize konu kararın, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin REDDİNE, davacıların temyiz isteminin kısmen REDDİNE, kısmen KABULÜNE, 2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının, maddi tazminata yönelik kısmının ONANMASINA oy çokluğuyla, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik kısmının BOZULMASINA oy birliğiyle, 3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 23/11/2022 tarihinde kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY

Kolunun kırılması üzerine başvurduğu Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan alçıya alma işlemi nedeniyle davacılardan ...'un kolunun kesilmesi suretiyle engelli hale gelmesinin davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat istemiyle açılan davada; davalı idarenin tazmin yükümlülüğün tespiti için bilirkişiliğine başvurulan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca düzenlenen raporlarda ve adli yargı yerlerince temin edilen diğer bilirkişi raporlarında, "radyolojik tetkikler bulunmadığından yapılan tedavinin tıp kurallarına uygun olup olmadığı yönünden bir tespite gidilemediği" belirtilmiştir.

Bu haliyle, zararlı sonucunun meydana gelmesinin davalı idare bünyesindeki sağlık kuruluşunda yapılan alçılama işlemden kaynaklanıp kaynaklanmadığının, tıbbi kayıt eksikliği nedeniyle tespit edilemediği anlaşıldığından; tıbbi kayıtları düzenli tutmayarak sağlık hizmetinin işletilmesinde kusurlu davrandığı açık olan davalı idarenin maddi tazminat ödeme yükümlülüğünün de bulunduğu kanaatine varılmıştır.

Hal böyle olunca; Bölge İdare Mahkemesince, davacıların maddi tazminat istemleri yönünden de bir değerlendirme yapılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur.

Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin reddine yönelik İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının da bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

Danıştay 10. Daire, E. 2019/5618, K. 2022/5353, 23 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Yargılama Süreci
  4. Danıştay Tetkik Hâkimi : …
  5. Düşüncesi
  6. Türk Milleti Adına
  7. İnceleme Ve Gerekçe
  8. Maddi Olay
  9. İlgili Mevzuat
  10. Hukuki Değerlendirme
  11. (X) Karşı Oy
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2019/5618
Karar No
2022/5353
Tarih
23 Kasım 2022

İlgili Kararlar

  • Danıştay 3. Daire E.2019/5619 K.2022/4443
  • Danıştay 7. Daire E.2019/5622 K.2022/4331
  • Danıştay 10. Daire E.2019/5623 K.2022/5569
  • Danıştay 10. Daire E.2019/5624 K.2022/5572
  • Danıştay 10. Daire E.2019/5625 K.2022/5026
  • Danıştay 10. Daire E.2019/5627 K.2022/5565

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.