KÜNYE
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/6416 E., 2020/7027 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire
- Karar tarihi
- 28 Aralık 2020
- Esas No
- 2019/6416
- Karar No
- 2020/7027
- Temyiz eden (davacı)
- …
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- … Bakanlığı
- Vekili
- Av. …
- Müdahil (davalı yanında)
- …
- İstemin konusu
- … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
595 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Dava konusu istem: Davacı tarafından, yanlış teşhis ve tadavi nedeniyle ayağının tekrar kırıldığı iddiasıyla 60.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporundan, davacının isteği üzerine davaya müdahil ortopedi uzmanı doktor tarafından sağ tibiadaki plak vidaların çıkarıldığı, davacıda meydana gelen arazların idarenin kusurundan kaynaklanmadığı, oluşan psödoartroz tablosunun her türlü özene rağmen oluşabilen herhangi bir tıbbi kusur ya da ihmal izafe edilemeyen komplikasyon olduğunun anlaşıldığı, davacının maddi ve manevi tazminat isteminin hukuki dayanağı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından, implantın süresinden önce çıkartılmış olmasından dolayı komplikasyonların meydana geldiği ve bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacak nitelikte olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından, bilirkişi raporuna göre meydana gelen zararın komplikasyon olduğu ve Bakanlık personelinin kusurundan kaynaklanmadığının sabit olduğu savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
İLGİLİ MEVZUAT
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanun'da hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler, elektronik işlemler ile ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla duruşma icrasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı; ancak, davanın ihbarının Danıştay, mahkeme veya hâkim tarafından re'sen yapılacağı kurala bağlanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinin birinci fıkrasında, davanın taraflarının, müdahillerin ve yargılamanın diğer ilgililerinin, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olduğu. 61. maddesinin birinci fıkrasında, taraflardan birinin, davayı kaybettiği takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa, tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebileceği.
66. maddesinde, üçüncü kişinin, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer'î müdahil olarak davada yer alabileceği. 68. maddesinin ikinci fıkrasında ise, "Mahkemenin, katıldığı noktadan itibaren, taraflara bildirilen işlemleri müdahile de tebliğ edeceği" hükümleri yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Yukarıda yer verilen hükümler birlikte değerlendirildiğinde, 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Kanun'un 68. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, taraflara bildirilen işlemlerin katıldığı noktadan itibaren müdahile de tebliğ edileceği düzenlendiğinden; müdahile tebliğ edilmeden verilen kararların usul hükümlerine aykırılık oluşturacağı açıktır.
Uyuşmazlıkta, Dr. …'un davalı yanında davaya katılma istemi Mahkemenin 13/03/2014 tarihli kararıyla kabul edilmiş olmakla birlikte, davacı tarafından verilen ve 21/04/2014 tarihinde Mahkeme kaydına giren savunmaya cevap dilekçesinin, davalı yanında müdahile tebliğ edilmediği görülmektedir.
Bu durumda, davacının savunmaya cevap dilekçesinin davalı yanında müdahile tebliğ edilmeyerek, anılan Kanun'daki usul hükümleri uygulanmadan karar verildiği görüldüğünden; temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Danıştay 10. Daire, E. 2019/6416, K. 2020/7027, 28 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama