KÜNYE
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/2102 E., 2024/627 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire
- Karar tarihi
- 7 Mart 2024
- Esas No
- 2020/2102
- Karar No
- 2024/627
- Temyiz eden (davalı)
- ... Bakanlığı / ANKARA
- Vekili
- 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ...
- Karşı taraf (davacı)
- ...
- Vekili
- Av. ...
- İstemin_konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, davalı idare tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
929 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Davacı tarafından; 28/06/2016 tarihinde İstanbul Atatürk Havalimanında gerçekleşen silahlı ve bombalı saldırı sonucunda babası ...'ın hayatını kaybetmesi nedeniyle uğradığı zarara karşılık 250.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, olayda idarenin sosyal risk ilkesi gereğince sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, olayda idarelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminat tutarının yüksek olduğu, dava dilekçesinde faiz talep edilmemesine rağmen faize hükmedilmesinin hatalı olduğu iddialarıyla Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :...
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin kısmen kabulü ile kararın kısmen açıklamalı olarak onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY
Davacı tarafından; 28/06/2016 tarihinde İstanbul Atatürk Havalimanında gerçekleşen silahlı ve bombalı saldırı sonucunda babası ...'ın hayatını kaybetmesi nedeniyle uğradığı zarara karşılık 250.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Temyize Konu Kararın Hükmedilen Tazminata İşletilecek Yasal Faiz Dışında Kalan Kısımlar Yönünden İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın belirtilen kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''Tebligat ve cevap verme'' başlıklı 16. maddesinde, ''Dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunma davacıya tebliğ olunur. Davacının ikinci dilekçesi davalıya, davalının vereceği ikinci savunma da davacıya tebliğ edilir. Buna karşı davacı cevap veremez.
Ancak, davalının ikinci savunmasında, davacının cevaplandırmasını gerektiren hususlar bulunduğu, davanın görülmesi sırasında anlaşılırsa, davacıya cevap vermesi için bir süre verilir. Taraflar, yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilirler. Bu süre, ancak haklı sebeplerin bulunması halinde, taraflardan birinin isteği üzerine görevli mahkeme kararı ile otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.
Sürenin geçmesinden sonra yapılan uzatma talepleri kabul edilmez. Taraflar, sürenin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemezler...'' hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda açık metinlerine yer verilen 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesindeki bu hüküm, yerleşik idari yargı kararlarında iddianın ve savunmanın genişletilmesi/değiştirilmesi yasağının dayanağı olarak kabul edilmektedir. Anılan hüküm nedeniyle, dava dilekçesinin mahkeme kayıtlarına girmesinin ardından (dava açma süresi içerisinde verilen dilekçeler hariç olmak üzere), dava sırasında sonradan verilen başka dilekçeler ile aynı davada, dava dilekçesinde yer almayan bir talepte bulunulamayacaktır. Bu nedenle, mahkeme tarafından, sonradan bulunulan talepler hakkında inceleme yapılarak hüküm kurulmasına olanak bulunmamaktadır.
Bu hususun tek istisnası ise; tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanunun 4. maddesi ile eklenen ''Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir'' hükmüdür.
Anılan hükümle birlikte, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin bir defaya mahsus artırılmasına olanak tanınmıştır.
Davacı tarafından, dava açma süresi (2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde belirtilen süre) geçtikten sonra 26/11/2021 tarihinde miktar artırım dilekçesiyle yasal faiz isteminde bulunulmuş ise de; miktar artırım dilekçesinde gündeme getirdiği kanuni faiz talebinin, "taleple bağlılık" kuralının istisnası olan miktar artırımı kapsamında olmadığı, dolayısıyla "davanın genişletilmesi" niteliğinde olduğundan talep dikkate alınmamıştır.
Temyize Konu Kararın Hükmedilen Tazminata İşletilecek Yasal Faiz Yönünden İncelenmesi:
Usûl hukukunun temel ilkelerinden olan taleple bağlılık ilkesine göre, Mahkeme tarafından davacının talepleri aşılarak karar verilmesi mümkün olmamakta, davacının istemleri ile bağlı olunup, istemleri genişletecek şekilde karar verilmesine olanak bulunmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taleple bağlılık ilkesi" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında da, "Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmü ile taleple bağlılık ilkesi açıklanmıştır.
Bakılan uyuşmazlıkta; davacının, dava dilekçesinde manevi tazminat istemine faiz işletilmesi talebinin bulunmadığı anlaşılmakta olup, Mahkemece kabul edilen tazminat miktarına faiz işletilmesi taleple bağlılık ilkesine dolayısıyla usul kurallarına aykırılık oluşturmaktadır.
Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesi kararında kabul edilen tazminat tutarına yasal faiz işletilmesi yönünden hukuki isabet görülmemiştir.
Danıştay 10. Daire, E. 2020/2102, K. 2024/627, 7 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama