İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2021/623 K.2025/3285

Dava konusu istem: Davacılardan ... ve ...'in müşterek çocukları davacı ...'in 23/02/2014 tarihinde Mardin ili, Nusaybin ilçesi,...Mahallesi, ... Sokakta bulunan askeri yasak bölge olarak belirlenen mayınlı sahada arkadaşlarıyla birlikte oynadığı sırada…

Esas2021/623Karar2025/3285Tarih26 Haziran 2025Okuma10 dk · 2.083 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/623 E., 2025/3285 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
26 Haziran 2025
Esas No
2021/623
Karar No
2025/3285
Temyiz eden (davacılar)
Kendi adlarına asaleten ...adına velayeten..., ...
Vekili
Av. ...
Temyiz eden (davalı)
... Bakanlığı / ANKARA
Vekili
Av. ...
İstemlerin_konusu
... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Yargılama süreci
—
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.083 kelime·10 dk okuma·7 bölüm

Dava konusu istem: Davacılardan ... ve ...'in müşterek çocukları davacı ...'in 23/02/2014 tarihinde Mardin ili, Nusaybin ilçesi,...Mahallesi, ... Sokakta bulunan askeri yasak bölge olarak belirlenen mayınlı sahada arkadaşlarıyla birlikte oynadığı sırada yerde gördüğü bir cisme tekme atması sonucu cismin patlaması neticesinde yaralandığından bahisle uğradıkları iddia edilen zararlara karşılık ... için geçici ve daimi işgöremezlik tazminatı olarak 100.000,00 TL (miktar artırımı üzerine 350.299,00 TL) maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın, anne ... ve baba... için de ayrı ayrı 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; sınır güvenliğinin sağlanması amacıyla sınır bölgesine yerleştirilen mayınlara ait yerlerin belirlenmesi ve vatandaşların her ne surette olursa olsun söz konusu alana ulaşımının engellenmesi suretiyle meydana gelen riski bertaraf edemeyen davalı idarenin yüklenmiş olduğu kamu hizmetini kötü işlettiği, dolayısıyla davacıların uğradığı zararlardan hizmet kusuru kapsamında sorumlu olduğu,

öte yandan, davacıların çocuğu ...'in olay tarihi itibarıyla 11 yaşında olduğu dikkate alındığında, olayın meydana gelmesinde gözetim ve denetim sorumluluğunu gereğince yerine getirmeyen anne ve babanın %25 oranında kusurunun bulunduğu sonucuna varıldığından,

hükmedilecek tazminat tutarı belirlenirken tarafların kusur oranının da dikkate alınması gerekmekte ise de maddi tazminat isteminin yalnızca davacıların çocuğu ... için talep edildiği gözetildiğinde, olay tarihinde henüz 11 yaşında olan küçük için belirlenecek maddi tazminat miktarında ana-babanın gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahisle indirim yapılamayacağı, hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca 350.299,00 TL olan sürekli/geçici iş gücü kaybı maddi zararının 100.000,00 TL'sinin davacıların 07/03/2017 tarihli idari başvuru dilekçesinin davalı idare kaydına girdiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle,

kalan 250.299,00 TL'nin ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 03/09/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, manevi tazminat yönünden, duyulan elem ve ızdırabın karşılığı olarak sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak düzeyde ... için takdiren 40.000,00 TL, kusur oranları da dikkate alınmak suretiyle anne ... ve baba ... için ayrı ayrı takdiren 15.000,00 TL manevi tazminatın davacılara ödenmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi...

İdari Dava Dairesince; manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin ve hükmedilen tazminata işletilecek faizin başlangıç tarihine ilişkin kısım yönünden davacıların istinaf başvurusunun ve manevi tazminat isteminin kabul edilen kısmı yönünden davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, yargılama gideri içerisinde yer alan harç tutarı ile nispi karar harcı tutarının kurumlarına yükletilemeyeceğine ilişkin davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, hükmedilen miktarın değişmesi nedeniyle nispi karar harcının yeniden hesaplanmasına,

maddi tazminat isteminin kabul edilen kısmına ilişkin davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne ve kısmen reddine, olay nedeniyle hizmet kusuru bulunan ve müterafik kusur kapsamında % 75 oranında kusurlu kabul edilen davalı idarece, bilirkişi tarafından hesaplanan toplam 350.299,00 TL olan sürekli/geçici iş gücü kaybı maddi zararının % 75'lik kusur payı olan 262.724,25 TL'lik kısmının 100.000,00 TL'sinin davacıların 07/03/2014 tarihli idari başvuru dilekçesinin davalı idare kaydına girdiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle,

kalan 162.724,25 TL'sinin ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 03/09/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacı ...'e ödenmesine, kalan maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI

Davacılar tarafından, istinaf aşamasında davalı idarenin sadece harçlar yönünden bozulması istemiyle istinaf başvurusunda bulunmasına rağmen mahkemece maddi ve manevi tazminat yönünden de hüküm kurulmasında hukuka uyarlık bulunmadığı, davacı anne ve babaya müterafik kusurun yüklenemeyeceği, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu, maddi ve manevi tazminata işletilen faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, olay nedeniyle hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğun bulunmadığı, maddi ve manevi tazminata hükmedilmemesi gerektiği, idarelerinin harçtan muaf olduğu ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ

Temyize konu mahkeme kararının maddi tazminata ve maddi tazminatın miktar artırım dilekçesi ile artırılan kısmına işletilecek faizin başlangıç tarihine ilişkin kısımlarının bozulması, manevi tazminata ilişkin kısımların onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Dava dosyasının incelenmesinden; davacı ...'in 23/02/2014 tarihinde Mardin ili, Nusaybin ilçesi, ... Mahallesi, ...

Sokakta bulunan askeri yasak bölge olarak belirlenen mayınlı sahada arkadaşlarıyla birlikte oynadığı sırada yerde gördüğü bir cisme tekme atması sonucu cismin patlaması neticesinde yaralanması nedeniyle meydana gelen zararın hizmet kusuru kapsamında karşılanması gerektiği ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık geçici ve daimi işgöremezlik tazminatı olarak davacı ... için 100.000,00 TL (miktar artırımı üzerine 350.299,00 TL) maddi,

100.000,00 TL manevi tazminat ile anne ...ve baba ...için de ayrı ayrı 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

A) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısımlarına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine dair kısmının incelenmesi:

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen kararın anılan kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

B) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne kısmen reddine ilişkin kısmının incelenmesi:

Uyuşmazlıkta, dava konusu tazminat istemine esas olan yaralanma olayının meydana gelmesinde davalı idarenin, sınır güvenliğinin sağlanması amacıyla sınır bölgesine yerleştirilen mayınlara ait yerlerin belirlenmesi ve vatandaşların her ne surette olursa olsun söz konusu alana ulaşımının engellenmesi suretiyle meydana gelen riski bertaraf edemeyerek kamu hizmetini kötü işlettiği, dolayısıyla davacıların uğradığı zararlardan hizmet kusuru kapsamında sorumlu olduğu, öte yandan, davacıların çocuğu ...'in olay tarihi itibarıyla 11 yaşında olduğu dikkate alındığında, olayın meydana gelmesinde gözetim ve denetim sorumluluğunu gereğince yerine getirmeyen ebeveynlerin de % 25 oranında müterafik kusurunun bulunduğu Dairemizce de kabul edilmektedir.

Bununla birlikte, uyuşmazlığa konu yaralanma olayının 23/02/2014 tarihinde gerçekleştiği, yaralanan davacının olay tarihinde 11 yaşında olduğu ve herhangi bir işte çalışmadığı dikkate alındığında, davacının çalışma gücü kaybı oranının olay tarihinde yürürlükte bulunan 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik uyarınca belirlenmesi gerekirken, Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun... tarih ve ... sayılı raporunda,

davacının çalışma gücü kaybı oranının 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alınmak suretiyle %30,2 olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı raporu, yanlış mevzuatın esas alınması sebebiyle hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığından, dava konusu olay nedeniyle davacıda meydana gelen çalışma gücü kaybı oranının 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğin esas alınması suretiyle yeniden belirlenmesi gerekmektedir.

Öte yandan, Mahkemece hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporunda; davacının olay tarihinde 11 yaşında olduğu ve geçici iş göremezlik süresinin 9 ay olduğu, başka bir anlatımla bu dönemde davacının herhangi bir gelirinin bulunmadığı biliniyor olmasına rağmen, geçici iş göremezlik dönemi için tazminat hesabının yapıldığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporunun içeriğine ilişkin açıklanan hususlar, söz konusu raporun karara dayanak olarak kabul edilemeyeceğini, başka bir anlatımla anılan raporun hükme esas alınacak nitelikte olmadığını göstermektedir.

Bu itibarla, Mahkemece, davacının uğradığı zarara karşılık ödenecek maddi tazminatın tespiti amacıyla, aşağıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekmektedir.

1- Geçici iş göremezlik tazminatı yönünden; Geçici iş göremezlik tazminatı, çalışma gücünün kullanılamaması nedeniyle çalışma gücünün %100 oranında kaybedildiğinin kabul edildiği "tedavi ve iyileşme süresi" ile sınırlı bir tazminat olup, bu süreçte olay öncesinde çalışan kişinin işe devam edememesinden dolayı uğradığı kazanç kaybının giderilmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda, olay/zarar tarihinde 11 yaşında olup gelir getirici bir işte çalışmayan davacının kazanç kaybı söz konusu olmayacağından geçici iş göremezlik zararı da doğmayacaktır.

2- Sürekli/kalıcı çalışma gücü kaybı (efor-güç kaybı) tazminatı yönünden;

Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, geçici iş göremezlik süresinin sona erdiği tarihten muhtemel yaşam süresinin sonuna kadar geçecek süre için net asgari ücrete çalışma gücü kaybı oranının uygulanması suretiyle yapılan hesaplama yönteminde hukuka aykırılık bulunmamakta ise de, yukarıda izah edildiği üzere olay nedeniyle davacıda meydana gelen çalışma gücü kaybı oranı yeniden belirleneceğinden yeni rapor doğrultusunda belirlenen çalışma gücü kaybı oranı üzerinden hesaplama yapılarak maddi tazminat istemi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararda maddi tazminat yönünden hukuki isabet bulunmamaktadır.

C) Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminatın miktar artırımı suretiyle artırılan kısmına miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi yönünden incelenmesi:

İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına,

ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştayın içtihatlarıyla kabul edilmiştir.

Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un Geçici 7. maddesiyle de, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir.

Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır.

Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırımı suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu, aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu nedenle artırılan tazminat miktarı bakımından da, idareye başvurunun yapıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekmektedir.

Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 16/04/2025 tarih ve 32872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 24/10/2024 tarih ve E:2021/5, K:2024/2 sayılı kararıyla da tam yargı davalarında miktar artırımında bulunulması halinde, dava dilekçesinde talep edilen miktara hangi tarihten itibaren faize hükmedilecekse artırılan miktara da aynı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiğine karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE 2. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının manevi tazminat istemleri yönünden ONANMASINA, maddi tazminat istemi ile maddi tazminatın miktar artırımı suretiyle artırılan kısmına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi yönünden BOZULMASINA, 3. Bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 26/06/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Danıştay 10. Daire, E. 2021/623, K. 2025/3285, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz_edenlerin_iddiaları
  4. Düşüncesi
  5. Türk Milleti Adına
  6. İnceleme Ve Gerekçe
  7. Maddi Olay
  8. İlgili Mevzuat
  9. Hukuki Değerlendirme
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2021/623
Karar No
2025/3285
Tarih
26 Haziran 2025

İlgili Kararlar

  • Danıştay 8. Daire E.2021/655 K.2025/5686
  • Danıştay 10. Daire E.2021/896 K.2025/3054
  • Danıştay 10. Daire E.2021/921 K.2025/3170
  • Danıştay 8. Daire E.2021/1110 K.2025/6046
  • Danıştay 8. Daire E.2021/1136 K.2025/5744
  • Danıştay 8. Daire E.2021/1146 K.2025/6274

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.