İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2022/2252 K.2025/4070

1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ...

Esas2022/2252Karar2025/4070Tarih24 Eylül 2025Okuma11 dk · 2.141 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/2252 E., 2025/4070 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
24 Eylül 2025
Esas No
2022/2252
Karar No
2025/4070
Temyiz eden (davacılar)
Kendi adlarına asaleten ...'a velayeten
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.141 kelime·11 dk okuma·7 bölüm

1- ... 2- ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...

DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından, müvekkillerinin müşterek çocuğu ...'ın 24/06/2014 tarihinde başvurduğu ... Devlet Hastanesi göz polikliniğinde yeterli tetkik ve muayene yapılmadan gönderilmesi neticesinde göz bozukluğunun ilerleyerek görme kaybının meydana gelmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık, çocuk ... için 500,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi, anne ... için 75.000,00 TL manevi, baba ... için 75.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 500,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi tazminatın, ilk muayene tarihi olan 24/06/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla. Adli Tıp Kurumu 7. Adli Tıp İhtisas Kurulunun ... tarihli, ... sayılı ve ... tarihli, ... sayılı raporları ile dosyada bulunan diğer tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; davacıların çocuğu ...'taki hipermetropi rahatsızlığının doğumsal bir kırma kusuru ve kalıcı olduğu, her ne kadar küçük çocuğun 2014 yılında ...

Devlet Hastanesinde yapılan göz muayenesinde muayeneyi yapan göz doktoru tarafından hipermetropi hastalığının tespit edilememesi ve de muayene bulgularının kaydedilmemesi doktorun bir kusuru olarak kabulü gerekmekte ise de, hipermetropi rahatsızlığının tedavisinin gözlük kullanımı olduğu, bu rahatsızlığın kalıcı olduğu ve gözlük kullanmakla iyileşmesinin beklenemeyeceği, küçük çocuktaki bu rahatsızlık 2014 yılında tespit edilmiş olsa da yine çocuğa gözlük reçete edileceği ve bunun aynı derecede olabileceği, küçük çocuk ...'taki halihazırdaki görme düzeyinin iyi olduğu ve göz tembelliğinin olmadığı,

25/03/2019 tarihinde Adli Tıp Kurumunda yapılan muayenesinde tashihli görmeleri sağda 9/10, solda 10/10 (tam) düzeyinde tespit edildiği, dolayısı ile küçük çocuktaki hipermetropi rahatsızlığının 2014 yılında tespit edilememiş olmasının ve de doktorun muayene bulgularını kaydetmemesinin küçük çocukta tıbbi açıdan olumsuz bir duruma yol açmadığı,

idarelerin meydana gelen bir zarardan dolayı sorumlu tutulabilmeleri ve tazmin borcuyla yükümlü sayılabilmeleri için öncelikle ortada bir zararın bulunması gerektiği, olayımızda ise ortada idareden kaynaklı herhangi bir zararın bulunmadığı anlaşılmakla, söz konusu olaydan dolayı davalı idarenin, davacıların uğradığını iddia ettiği maddi ve manevi zararların tazmini ile sorumlu tutulabilmesine hukuken olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararı hukuka ve usule uygun bulunarak davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, ...

Devlet Hastanesinde göz hastalıkları uzman hekimi olarak çalışan ...'in, yaşı küçük çocuklarının şikayetlerini anlatmalarına rağmen yüzeysel bir tedavi ile çocuğun gözlerinde hiçbir problem olmadığını söylediği, herhangi bir ilaç ve gözlük reçete etmeden gönderdiği, hastane kayıtlarında çocuk için hastanede bir muayene bulgusu ve gözlük ve /veya ilaç reçetesi veya varsa normal sınırlarda hipermetropi bulgusunun 6 ay sonra kontrole çağırılması bilgisinin yer almadığı, çocuğu muayene eden hekimin damla damlatarak göz bebeğini büyütüp göz dibi muayenesi yani sikloplejik muayene ve fundus muayenesi yapmadığı,

hatta çocuğa uzaktan resim/şekil göstererek muayene dahi etmediği, zamanında tanı alması halinde kullanacağı gözlük ve/veya cerrahi operasyon ile bu ilerlemenin durdurulması mümkün iken yapılmamış olmasının hizmet kusuru teşkil ettiği, görme yetisindeki bozukluğun, eksik tedavi ve erken tanı konulmaması sebebiyle daha da ilerlediği ve görme yetisini ciddi deredede kaybettiği, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporlarının yetersiz olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup davalı yanında müdahil tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ

Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

A) Temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, maddi tazminat isteminin reddi yönünden incelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın maddi tazminat isteminin reddine yönelik kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B)Temyiz istemine konu Mahkeme kararının, manevi tazminat isteminin reddi yönünden incelenmesi:

MADDİ OLAY

Dosyanın incelenmesinden, davacıların müşterek çocukları ...'ı göz muayenesi için 24/06/2014 tarihinde ... Devlet Hastanesine götürdükleri, burada çocuğun göz muayenesinin yapıldığı, bu muayene neticesinde çocuğa doktor tarafından herhangi bir ilaç veya gözlük reçete edilmediği, ilerleyen zamanda aile tarafından çocukta göz bozukluğu olduğunun tespiti üzerine çocuğun 07/02/2017 tarihinde ... Devlet Hastanesine, 08/02/2017 tarihinde ...

Hastanesine ve 20/02/2017 tarihinde de ... Göz Hastanesine muayene için götürüldüğü, bu muayenelerde çocuğa "hipermetropi" tanısı konulduğu ve çocuğa gözlük reçete edildiği, bunun üzerine davacılar tarafından, 24/06/2014 tarihinde ...

Devlet Hastanesinde yapılan göz muayenesinde çocuktaki görme bozukluğunun tespit edilmesi halinde çocuktaki görme bozukluğu derecesinin ilerlemeyeceği, çocuğun göz muayenesini yapan doktorun gerekli dikkat ve özeni göstermediği, idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek uğranılan maddi ve manevi zararların karşılanması için 01/02/2018 tarihli dilekçeyle davalı idareye ön başvuru yapıldığı, davacıların başvurusuna 60 gün içerisinde herhangi bir cevap verilmemek suretiyle başvurunun zımnen reddi üzerine, davacılar vekili tarafından, müvekkillerinin müşterek çocuğu ...'ın 24/06/2014 tarihinde başvurduğu ...

Devlet Hastanesinde yeterli tetkik ve muayene yapılmadan gönderilmesi neticesinde çocuktaki göz bozukluğunun ilerleyerek görme kaybının meydana gelmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık, maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... karar numaralı raporda. "Küçüğün 24/06/2014 tarihinde ...

Devlet Hastanesinde Göz Hastalıkları Uzmanı ... tarafından muayene edildiği, 07/02/2017 tarihinde aynı hastanede farklı bir hekim tarafından yapılan muayenesinde hipermetropi tanısı konduğu ve gözlük reçete edildiği, küçüğün 25/03/2019 tarihinde Kurulumuzda yapılan muayenesinde tashihli görmeleri sağda 9/10, solda 10/10 (tam) düzeyinde tespit edildiği anlaşılmakla. Kurumumuzun ... tarih ve karar no'lu müzekkeresinde talep edilmiş olduğu halde ...

Devlet Hastanesinde 24/06/2014 tarihinde küçüğe yapılan göz muayenelerine ait ayrıntılı muayene bulguları ve düzenlenen gözlük ve ilaç reçetelerinin temin edilememiş olduğu, gönderilen tıbbi belgelerde yalnızca tanı kodlarının mevcut olduğu, bu nedenle küçüğün o tarihteki kırma kusuru konusunda yorum yapılamayacağı, kırma kusurunun zaman içerisinde değişebileceğinin tıbben bilindiği,

son durum muayenesinde tashihli görmelerinin tam olması ve anlamlı bir göz tembelliğinin bulunmadığı tespit edilmiş olup, söz konusu eksiklikler nedeniyle hekimin eylemi hususunda değerlendirme yapılamadığı" yönünde görüş bildirilmiş, Mahkemece İstanbul Adli Tıp Kurumundan ek rapor aldırılmasına karar verilmiş, Adli Tıp Kurumu 7. Adli Tıp İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile hazırlanan ve 24/08/2020 tarihinde Mahkememiz kayıtlarına giren ek raporunda özetle.

"Küçüğün 24/06/2014 tarihinde ... Devlet Hastanesinde Göz Hastalıkları Uzmanı ... tarafından muayene edildiği, 07/02/2017 tarihinde aynı hastanede farklı bir hekim tarafından yapılan muayenesinde hipermetropi tanısı konduğu ve gözlük reçete edildiği, küçüğün 25/03/2019 tarihinde Kurulumuzda yapılan muayenesinde tashihli görmeleri sağda 9/10, solda 10/10 (tam) düzeyinde tespit edildiği anlaşılmakla; ...

Devlet Hastanesinde Göz Hastalıkları Uzmanı ... tarafından 24/06/2014 tarihinde yapılan muayeneye ait hasta poliklinik bilgi formunda ‘çocuklarda görme muayeneleri’ tanı girişinin yapılmış olduğu, ancak herhangi bir muayene bulgu kaydı olmadığı, dolayısı ile hekim tarafından hangi muayenelerin yapılıp yapılmadığının geriye dönük olarak bilinemeyeceği, yapılan muayene bulgularının kaydetmemesinin hekimin kayıt tutma yükümlülüğü açısından özen eksikliği olarak değerlendirildiği, hipermetropi rahatsızlığının doğumsal bir kırma kusuru olduğunun tıbben bilindiği,

dolayısı ile küçükte güncel muayenede mevcut olan yüksek dereceli hipermetropi durumunun 2014 yılında da mevcut olduğunun kabulü gerektiği, bunun göz doktoru tarafından tespit edilebileceği ve hastalığın tedavisinin gözlük kullanımı olduğu, hipermetropi rahatsızlığının kalıcı olduğu, gözlük takmakla iyileşmesinin beklenemeyeceği, her ne kadar davalı hekim tarafından 2014 yılında hipermetropi hastalığının tespit edilmemiş olması bir eksiklik olsa da küçüğün tashihle halihazırdaki görme düzeyinin iyi olduğu ve göz tembelliğinin olmadığı,

2014 yılında tespit edilmiş olsa da yine gözlük reçete edileceği ve bunun aynı derecede olabileceği, dolayısı ile bu eksikliğin tıbbi açıdan olumsuz bir duruma yol açmadığı, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği" şeklinde tespit ve görüşlere yer verilmiştir.

Mahkemece anılan raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu ve davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ile de davacıların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.

İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.

Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.

Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulunca düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda; "...

Devlet Hastanesinde Göz Hastalıkları Uzmanı ... tarafından 24/06/2014 tarihinde yapılan muayeneye ait hasta poliklinik bilgi formunda ‘çocuklarda görme muayeneleri’ tanı girişinin yapılmış olduğu, ancak herhangi bir muayene bulgu kaydı olmadığı, dolayısı ile hekim tarafından hangi muayenelerin yapılıp yapılmadığının geriye dönük olarak bilinemeyeceği, yapılan muayene bulgularının kaydetmemesinin hekimin kayıt tutma yükümlülüğü açısından özen eksikliği olarak değerlendirildiği, hipermetropi rahatsızlığının doğumsal bir kırma kusuru olduğunun tıbben bilindiği,

dolayısı ile küçükte güncel muayenede mevcut olan yüksek dereceli hipermetropi durumunun 2014 yılında da mevcut olduğunun kabulü gerektiği, bunun göz doktoru tarafından tespit edilebileceği ve hastalığın tedavisinin gözlük kullanımı olduğu, hipermetropi rahatsızlığının kalıcı olduğu, gözlük takmakla iyileşmesinin beklenemeyeceği, her ne kadar davalı hekim tarafından 2014 yılında hipermetropi hastalığının tespit edilmemiş olması bir eksiklik olsa da küçüğün tashihle halihazırdaki görme düzeyinin iyi olduğu ve göz tembelliğinin olmadığı,

2014 yılında tespit edilmiş olsa da yine gözlük reçete edileceği ve bunun aynı derecede olabileceği, dolayısı ile bu eksikliğin tıbbi açıdan olumsuz bir duruma yol açmadığı, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarenin organizasyon hatası tespit edilmediği" hususuna yer verildiği görülmektedir.

Yukarıda yer verilen Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 7. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunda da belirtildiği üzere, yapılan tıbbi müdahalelerde idarenin hizmet kusuru ortaya konulamadığından maddi tazminata hükmetme koşulları oluşmamıştır. Bununla birlikte, idarenin, sunduğu sağlık hizmetinden sorumluluğu noktasında, maddi tazminat talepleri için doğrudan tıbbi uygulama neticesinde meydana gelen zarar ile idarenin eylemi arasında doğrudan illiyet bağının varlığı gerekli ise de, manevi tazmin noktasında ise böyle bir gereklilik yoktur. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için sunulan sağlık hizmetindeki bir takım eksiklikler yeterli olacaktır.

Bu nedenle, ... Devlet Hastanesinde Göz Hastalıkları Uzmanı ... tarafından 24/06/2014 tarihinde yapılan muayeneye ait hasta poliklinik bilgi formunda ‘çocuklarda görme muayeneleri’ tanı girişinin yapılmış olduğu, ancak herhangi bir muayene bulgu kaydı olmadığı,

dolayısı ile hekim tarafından hangi muayenelerin yapılıp yapılmadığının geriye dönük olarak bilinemeyeceği ve bu hususta Adli Tıp Kurumu tarafından değerlendirme yapılamadığı dikkate alındığında, tıbbi kayıtlardaki anılan eksikliğin davacılarda, hastanede yapılan tetkik ve tedavinin gerektiği gibi yürütülmediği yönünde şüphe, endişe ve üzüntüye yol açtığı sonucuna varılmakla, davacıların manevi zararının karşılanması için manevi tazminat takdirine gidilmesi ve davacıların duyduğu elem ve ızdırabı giderecek makul bir tutarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bu itibarla davanın reddine dair İdare Mahkemesi kararına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine yönelik temyize konu kararın anılan kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının maddi tazminat istemlerine ilişkin kısmının ONANMASINA, manevi tazminat istemlerine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 24/09/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Danıştay 10. Daire, E. 2022/2252, K. 2025/4070, 24 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Yargılama Süreci
  4. Düşüncesi
  5. Türk Milleti Adına
  6. İnceleme Ve Gerekçe
  7. Maddi Olay
  8. İlgili Mevzuat
  9. Hukuki Değerlendirme
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2022/2252
Karar No
2025/4070
Tarih
24 Eylül 2025

İlgili Kararlar

  • Danıştay 10. Daire E.2022/2254 K.2025/4200
  • Danıştay 10. Daire E.2022/2259 K.2025/3796
  • Danıştay 8. Daire E.2022/2270 K.2025/7124
  • Danıştay 10. Daire E.2022/2398 K.2025/4159
  • Danıştay 12. Daire E.2022/2440 K.2025/4122
  • Danıştay 10. Daire E.2022/2488 K.2025/4259

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.