İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2022/984 K.2025/4570

2- ... VEKİLİ : Av. ...

Esas2022/984Karar2025/4570Tarih16 Ekim 2025Okuma10 dk · 2.023 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/984 E., 2025/4570 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
16 Ekim 2025
Esas No
2022/984
Karar No
2025/4570
Temyiz eden (davacılar)
1- ...
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.023 kelime·10 dk okuma·7 bölüm

2- ... VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...

2- ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem: Batman ili, Merkez ilçesi, ...

Mahallesinde 30/10/2017 tarihinde meydana gelen ve davacıların çocuğu ...'ın vefatıyla neticelenen tren kazasında; demiryolu çevresinin ihata hattı içine alınmadığı, belediye sınırları içindeki demiryolu ile kesişen karayoluna alt ve üst geçit yapılmadığı, yeterli emniyet tedbirlerinin alınmadığı, makinistin trenin kısa mesafede duramayacağını öngörerek ve tren yolunda birilerinin bulunma ihtimalini göz önüne alarak korna önlemi alması gerekirken korna çalmadığı, ayrıca ceza soruşturmasında aldırılan bilirkişi raporunda idareye % 70 oranında kusur yüklendiği,

böylece meydana gelen zararın oluşumunda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen anne ... için 150.000,00 TL manevi, miktar artırımı ile 16.425,94 TL maddi; baba ... için 150.000,00 TL manevi, miktar artırımı ile 12.380,36 TL maddi zararın yasal faiziyle birlikte tazmin edilmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...

İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacıların çocuğunun yaşamını yitirmesi olayında davalı idarelerin müştereken % 25 oranında hizmet kusurunun bulunduğu, kusur oranları nispetinde hesaplanan, anne ... için 16.425,94 TL, baba ... için 12.380,36 TL olmak üzere toplam 28.806,30 TL maddi zararın ve uğranılan acı, elem ve üzüntünün kısmen de olsa hafifletilebilmesi amacıyla olayın gerçekleşme biçimi, zarara uğrayanın yakınlık derecesi gözetilerek davacılardan anne ... için 60.000,00 TL,

baba ... için 50.000,00 TL olarak takdiren belirlenen manevi zararlara % 75 oranında müterafik kusur tenzili yapılmak suretiyle ... için 15.000,00 TL, ... için 12.500,00 TL olmak üzere toplam 27.500,00 TL manevi tazminatın davalı idarelerce müştereken davacılara ödenmesi gerektiği, belirtilen tutarı aşan manevi ve maddi tazminat istemlerinin ise reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, kusur tespitine ilişkin bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu, itirazlarının dikkate alınmadığı, yeni rapor alınmadan aleyhe olan rapor dikkate alınarak hüküm kurulduğu, davacılar için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi istenilmektedir.

Davalı Batman Belediye Başkanlığı tarafından, olayın TCDD'nin sorumluluğunda olduğu, TCDD'nin gerekli güvenlik önlemlerini almadığı, makinistin korna çalmamasının ihmal ve kusur olduğu, idarelerine kusur atfedilemeyeceği, 06/02/2018 tarihli raporda TCDD %70 kusurlu bulunmuş iken Adli Tıp Kurumu raporunda kusursuz kabul edilmesinin büyük bir orantısızlık olduğu ileri sürülmektedir.

Davalı TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından, kendilerine husumet yöneltilmemesi gerektiği, davanın TCDD Taşımacılık A.Ş.'ye karşı açılması gerektiği, olayın meskun mahalde gerçekleşmiş olması nedeniyle Belediyenin sorumluluğunda olduğu, idarelerinin bir sorumluluğu bulunmadığı, davacının kendi kusuru ile kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği ve illiyet bağının kesildiği, hükmedilen tazminat miktarlarının yüksek olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ

Davacıların temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun Ek 1. maddesi uyarınca Danıştay Onuncu ve Sekizinci Dairelerinden oluşan Müşterek Kurulca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Davacıların çocuğu ve olay tarihinde 9 yaşında olan ... 30/10/2017 tarihinde, Batman ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesinde yer alan evinin önündeki demir yolundaki rayların üzerine yamuk çivileri koyup trenin üzerlerinden geçerek düzelmesini beklemek suretiyle arkadaşıyla oyun oynadığı esnada Batman istikametinden Sinan İstasyonu yönüne seyretmekte olan trenin çivilerin bazılarını yere düşürdüğünü görüp, düşen çivileri almak için trenin yanına çok yaklaşması üzerine son vagona çarparak hayatını kaybetmiştir.

Olay kapsamında başlatılan ceza soruşturmasında, Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında görevlendirilen bilirkişi tarafından yerinde yapılan inceleme neticesinde hazırlanan raporda; kaza mahallinde tren rayının sağında ve solunda herhangi bir ihata ve koruma tedbiri alınmadığını tespit etmiş ve ...'ın %30, TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü'nün %70 oranında kusurlu olduğunu raporunda belirtmiştir.

Davacılar tarafından, olayın hizmet kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla oluşan zararın tazmini istemiyle 09/03/2018 tarihli dilekçeyle davalı TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü'nün başvurulmuş, anılan başvurunun davalı idare tarafından reddi üzerine maddi ve manevi tazminat istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.

İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.

Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." kuralı yer almaktadır.

Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuz olup, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 282. maddesinde, "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmü yer aldığından; sunulan bilirkişi raporlarının hükme esas alınabilecek yeterlikte olmaması, birbiri ile çelişmesi veya taraflarca yapılan itirazları karşılamaması halinde bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği ya da yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi verilen rapor dikkate alınmadan uyuşmazlığın çözümlenebileceğine engel bir düzenlemenin bulunmadığı da açıktır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 14. maddesinde, "Ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur." hükmüne; 15. maddesinde, "Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukukî sonuç doğurmaz." hükmüne; 16. maddesinde, "... Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar haksız fiillerinden sorumludurlar." hükmüne; 185. maddesinin 2. fıkrasında, "Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

İdarenin bir eylem ya da işleminden dolayı tazminatla yükümlü kılınabilmesi için olayda hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunması zorunludur. İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için ise, bir zararın mevcut olması, bu zararın idari bir işlemden veya eylemden meydana gelmesi ve oluşan zararla idari işlem veya eylem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir.

Dosyanın incelenmesinden; olaya ilişkin olarak başlatılan soruşturmada Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında görevlendirilen bilirkişi tarafından yerinde yapılan inceleme neticesinde hazırlanan raporda; kaza mahallinde tren rayının sağında ve solunda herhangi bir ihata ve koruma tedbirinin alınmadığı belirtilerek ...'ın %30, TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü'nün %70 oranında kusurlu olduğu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 02/04/2019 tarihli raporda ise.

"Maktulün oyun maksadı ile raylara çok yaklaşması, tren gabari alanına girmesi şeklindeki tehlikeli davranışının kazanın oluşmasındaki asli faktörü oluşturduğu, bu itibarla maktul ...’ın kazanın oluşmasında birinci derecede kusurlu davrandığı, makinistin fren mesafesi içinde bir yayalı görmüş olup fren tedbiri uygulamış olsa dahi kazanın önlenmesinin mümkün olamayacağı, makinistlere kusur yüklenmesi mümkün görülmediği, kazanın oluşmasında ihata eksikliğinin de olayda ikinci derecede etkili olduğu, olay mahallinin yerleşim yeri olduğu, hemzemin geçit niteliğinde olmadığı ve dolayısı ile ihata sorumluluğunun ilgili yerel yönetimde olduğu,

Makinistlerin kusursuz olduğu ve maktulün yolcu olmadığı da dikkate alınmakla TCDD Taşımacılık A.Ş.’ye işleten sıfatı ile hizmet kusuru yüklenmesi mümkün görülmediği, sonuç olarak a) maktul ...’ın % 75 oranında birinci derecede kusurlu davrandığı, b) İhata eksikliğinin % 25 oranında etkili olduğu, c) Makinistler Emrullah Özülkü ile Enver Kavşut’un kusursuz oldukları, d) TCDD Taşımacılık A.Ş.’ye kusur yüklenmesinin mümkün olamayacağı..." tespitlerine yer verildiği anlaşılmaktadır.

İdare Mahkemesi tarafından, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 02/04/2019 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınabilir nitelikte görülerek anılan rapordaki kusur oranlarına göre hesap yapılmak suretiyle maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir.

Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 02/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda; maktulün oyun maksadı ile raylara çok yaklaşması, tren gabari alanına girmesi şeklindeki tehlikeli davranışının kazanın oluşmasındaki asli faktörü oluşturduğu, bu itibarla maktul ...'ın kazanın oluşmasında birinci derecede kusurlu davrandığı, diğer taraftan trenlerin karayolu araçları gibi kısa mesafede durmalarının imkansız olduğu, ağırlıklarının büyüklüğünden dolayı normal seyir hızındaki bir trenin fren yaparak durmaları için gerekli mesafenin trenin hızına ve kütlesine bağlı olarak yüksek değerlerde ölçüldüğü,

dolayısı ile makinistin fren mesafesi içinde bir yaya görmüş olup fren tedbiri uygulamış olsa dahi kazanın önlenmesinin mümkün olamayacağı, kaldı ki makinistin maktulu görmediği, bu durumda korna tedbiri almamış olması nedeni ile kusurlu bulunamayacağı, bu itibarla makinistlere kusur yüklenmesinin mümkün görülmediği, özellikle yerleşim yerleri içinde demiryollarının hemzemin geçitler dışında her iki tarafının özellikle yaya ve hayvan girişine ve geçişine duvarlar, tel örgüler vb. sistemlerle kapatılması, yani ihata edilmesinin arzu edilen bir husus olduğu, olay mahallinin yerleşim yeri olduğu,

hemzemin geçit niteliğinde olmadığı ve dolayısı ile ihata sorumluluğunun ilgili yerel yönetimde olduğu, bu düşünceler çerçevesinde kazanın oluşmasında ihata eksikliğinin de olayda ikinci derecede etkili olduğu tespitlerine yer verildiği anlaşılmaktadır.

Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Müterafik (ortak) kusur, zarara uğrayanın, zararın doğumuna veya zararın artmasına etki etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana ve yakınlarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında azaltılmalıdır.

Mahkeme kararına esas alınan kusur durumlarını belirtir rapor ve ifadeler ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının olay tarihinde 9 yaşında olduğu, yerleşim yerinin içinde kalan ve çevresinde tel örgü, duvar, çit vb. herhangi bir tedbir bulunmayan tren yoluna oyun maksadıyla yaklaştığı, evlerin tren yoluna yakın bir konumda olduğu, şehir içinden geçen demir yolunun sağında ve solunda herhangi bir önlem alınmadığının idarelerin bilgisinde olmasına rağmen gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığı göz önüne alındığında, yaşanan olayda küçüğün bakım ve gözetimi ile sorumlu anne ve baba ile birlikte davalı idarelerin de aynı oranda kusurlu olduğu sonucuna varılmaktadır.

Bu durumda, davacıların uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazminine karar verilirken; maktul küçüğe kusur atfedilemeyeceğinden, Dairemizin yerleşik içtihatları gereği olayın meydana gelmesinde davacı anne ve babanın Medeni Kanun hükümlerine göre velayet yetkisinden kaynaklı bakım ve gözetim yükümlülüklerini yerine getirmemeleri nedeniyle %50 oranında müterafik kusurlu oldukları, davalı idarelerin de %50 oranında kusurunun bulunduğu sonucuna varılmış olup, bu kusur oranları dikkate alınarak davacıların maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

Manevi tazminat, malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi bütünlüğün zedelenmesi nedeniyle hükmedilen bir tatmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmekte ise de, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek miktarın aynı zamanda idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak bir oranda olması gerekmektedir.

Öte yandan; müterafik kusurun bulunduğu hallerde hükmedilecek manevi tazminat miktarı, davacılar tarafından talep edilen manevi tazminat tutarı üzerinden kusur oranının uygulanması suretiyle değil, meydana gelen olayda uğranılan manevi zararın Mahkemece takdir edilen parasal karşılığına kusur oranının uygulanması suretiyle belirlenmelidir. Bakılan uyuşmazlıkta; Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının, uğranılan zarara göre orantısız ve düşük kaldığı, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı görülmektedir. Dolayısıyla Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı yetersiz bulunduğundan, manevi tazminatın amaç ve niteliği de dikkate alınarak yukarıda belirtilen ölçütlere göre manevi tazminat tutarının mahkemece yeniden belirlenmesi gerekmektedir.

Bu itibarla; yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden yeniden karar verilmesi gerektiğinden davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin idare mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmadığından istinaf başvurularının reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin KABULÜNE, 2. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin REDDİNE, 3. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 16/10/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Danıştay 10. Daire, E. 2022/984, K. 2025/4570, 16 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Yargılama Süreci
  4. Düşüncesi
  5. Türk Milleti Adına
  6. İnceleme Ve Gerekçe
  7. Maddi Olay
  8. İlgili Mevzuat
  9. Hukuki Değerlendirme
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2022/984
Karar No
2025/4570
Tarih
16 Ekim 2025

İlgili Kararlar

  • Danıştay 8. Daire E.2022/1022 K.2025/7430
  • Danıştay 8. Daire E.2022/1026 K.2025/7426
  • Danıştay 12. Daire E.2022/1027 K.2025/4394
  • Danıştay 8. Daire E.2022/1032 K.2025/7972
  • Danıştay 8. Daire E.2022/1046 K.2025/7514
  • Danıştay 8. Daire E.2022/1049 K.2025/7973

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.