KÜNYE
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2018/4647 E., 2021/5081 K.·T.C. Danıştay Onikinci Daire
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2021
- Esas No
- 2018/4647
- Karar No
- 2021/5081
- Temyiz eden (davacı)
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davalı)
- ...Başkanlığı
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ...İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
502 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Vefat eden eşinden dolayı 01/03/2012 tarihinden itibaren aylık bağlanan davacı tarafından, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun yürürlük tarihi olan 01/10/2008 tarihinden itibaren aylığa hak kazandığından bahisle, 01/11/2008 - 01/03/2012 tarihleri arasında ödenmeyen aylıkların ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin ...tarih ve ...sayılı işlemin iptali ile belirtilen döneme ilişkin aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ....
İdare Mahkemesince; davacının eşinin hizmetinin 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu ile emekli maaşı başlanması için aranılan 10 yıllık hizmet süresi şartını sağlamaması ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile bu sürenin 5 yıla düşürülmesi üzerine emekli maaşı bağlanması için gerekli olan şartı sağlayan davacıya, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesinin ondördüncü fıkrası uyarınca ancak müracaat tarihini takip eden aybaşından itibaren emekli maaşı bağlanmasının mümkün bulunması nedeniyle,
16/01/2012 tarihinde davalı idareye başvuruda bulunarak emekli maaşı bağlanması talebinde bulunan davacıya ancak 01/02/2012 tarihinden itibaren maaş bağlanması mümkün bulunduğundan ve davacıya bu tarihten geçerli emekli maaşı bağlandığından, bu tarihten öncesine ilişkin emekli maaşı ödenmemesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
5510 sayılı Kanun'un 35. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; hak sahibi olma niteliğinin ölüm tarihinden sonra kazanılması halinde, bu niteliğin kazanıldığı tarihi takip eden ay başından itibaren başlatılacağının hükme bağlandığı, hak sahibi olma niteliğini 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun ile kazandığı göz önüne alındığında, Anayasa'da yer alan sosyal devlet ilkesi ve 2002 yılındaki başvurusu da dikkate alınarak anılan Kanun'un yürürlüğünü takip eden aybaşı olan 01/11/2008 tarihinden itibaren ölüm aylığının bağlanması gerekirken ikinci başvuru tarihini (Şubat 2012) takip eden ay başından (Mart 2012) itibaren hesaplama yapılmasının yasaya aykırı olduğu, davanın reddine ilişkin Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Mahkeme kararının hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 12. Daire, E. 2018/4647, K. 2021/5081, 18 Ekim 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama