KÜNYE
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2019/2813 E., 2022/809 K.·T.C. Danıştay Onikinci Daire
- Karar tarihi
- 1 Mart 2022
- Esas No
- 2019/2813
- Karar No
- 2022/809
- Temyiz eden (davalı)
- … Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- …
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:…, Temyiz No:… sayılı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 48. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca verilen temyiz isteminin reddine ilişkin kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
549 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: 399 sayılı KHK gereğince Meram Elektrik Dağıtım A.Ş'de sözleşmeli personel statüsünde daktilograf olarak görev yapan davacının, yargı kararına rağmen, abone servis sorumlusu olarak vekaleten görevlendirilmesi ve bu göreve ilişkin ücretlerin ödenmemesi nedeniyle oluştuğu iddia olunan fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak şartıyla 1.000 TL zararın yasal faizi birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; idarelerin yargı kararlarının gereklerine göre gecikmeksizin işlem tesis etmek zorunda oldukları, mahkeme kararlarının hiçbir suretle değiştiremeyecekleri ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyecekleri; bu durumda, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, yargı kararı ile hüküm altına alınmasına rağmen davacıya mali haklarının ödenmediği anlaşıldığından, dava konusu 1.000 TL'lik tutarın kabulünün gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.000 TL'nin başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:. Bölge İdare Mahkemesi.
İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının, dilekçesinde 1.000 TL'nin tazminine karar verilmesini isterken "fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik" ifadelerini kullanıp ıslah hakkının kullandırılmasını istediği, uyuşmazlık konusu miktarın ise 2004-2009 yılları arasındaki vekaleten yürüttüğü "abone servis sorumlusu" görevi sebebiyle vekalet aylığına ilişkin olduğu, Mahkeme tarafından yapılan ara kararları ile sadece 23/06/2009-30/10/2009 tarihleri arası için 305,72-TL davacının vekalet ücreti alacağının olduğunun tespit edildiği,
diğer yıllara ilişkin herhangi bir tespit yapılmadan ve davacının ıslah hakkını kullanmasına fırsat verilmeden taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğu; bu durumda, dava konusu miktar belirlenmeden ve davacıya ıslah hakkı kullandırılmadan verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine iadesine, kesin olarak karar verilmiştir.
Davalı idare tarafından, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine, Bölge İdare Mahkemesince; temyizin kesin bir karar hakkında olması halinde kararı veren mercinin, temyiz isteminin reddine karar vereceğine ilişkin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 48. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca davalı idarenin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Bölge İdare Mahkemesi kararının temyize tâbi olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan temyize konu kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 12. Daire, E. 2019/2813, K. 2022/809, 1 Mart 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama