İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /12. Daire

DANIŞTAY · 12. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 12. Daire E.2021/1472 K.2022/5046

2- … Başkanlığı VEKİLİ : Av. …

Esas2021/1472Karar2022/5046Tarih19 Ekim 2022Okuma10 dk · 1.924 kelime

KÜNYE

Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2021/1472 E., 2022/5046 K.·T.C. Danıştay Onikinci Daire

Karar tarihi
19 Ekim 2022
Esas No
2021/1472
Karar No
2022/5046
Temyiz eden (taraflar)
—
1- davacı
…
Vekili
Av. …
2-davalılar
1- … Bakanlığı
Vekilleri
Hukuk Müşaviri …
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.924 kelime·10 dk okuma·9 bölüm

2- … Başkanlığı VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU

... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem: Anayasa Mahkemesince 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nun Ek Geçici 16. maddesinin iptal edilmesi nedeniyle, açıkta geçirdiği sürelerin fiili hizmetine eklenmesi suretiyle, emekli aylığının yeniden hesaplanması, yeniden belirlenecek emeklilik süresine göre hesaplanacak emekli aylığı farkları ile ikramiye farkı dahil tüm özlük haklarının güncel miktarının işletilecek yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesi istemiyle yapılan başvuruların reddine ilişkin işlemlerin iptali ile emekli ikramiyesi ve emekli maaşı farklarından kaynaklanan toplam 20.000,00-TL(Islah talebi sonrasında toplam 47.184,98-TL) maddi, 52.500,00-TL manevi tazminatın işletilecek yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla.

2559 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'na eklenen Ek Geçici 16. maddesi (Ek Geçici 2. madde olup, 5434 sayılı Kanun'a işlenirken madde numarası teselsül ettirilmiştir) , Anayasa Mahkemesinin 23/10/2010 tarih ve 27738 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 03/06/2010 tarih ve E:2009/33, K:2010/78 sayılı kararıyla iptal edildiğinden, davacının resen emekliye sevk edilmesine ilişkin işlemin hukuksal temelinin ortadan kalktığı; dolayısıyla, zorunlu olarak emeklilik statüsünde geçirdiği sürenin fiili hizmetine ve emekliliğine sayılarak,

maaş ve özlük hakları farklarının işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği.

22/06/2018 tarihli ara kararıyla sorulması üzerine davalı idarelerden Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca verilen cevapta, ödenmesi gereken aylık farkının toplam 35.847,91-TL, ikramiye farkının ise, 11.337,07-TL olarak hesaplandığı; öte yandan, davacının davalı idarelere başvurduğu 10/01/2011 tarihinden sonraki alacaklarının, başvuru tarihi olan 10/01/2011 tarihinde muaccel olmaması nedeniyle, görülmekte olan davada karara bağlanamayacağı;

dolayısıyla, ikramiye farkı olan 11.337,07-TL ile 15/07/2005-01/01/2011 (başvuru tarihinden önceki son uygulama tarihi) tarihleri arasındaki aylık farkı olan 10.319,54-TL'nin toplamı olan 21.656,61-TL'nin davalı idalerden alınarak davacıya ödenmesi, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin ise bu aşamada reddi gerektiği; dava, ilk olarak 20.000,00-TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açıldığından,

söz konusu tutarın dava tarihi olan 15/02/2011 tarihinden itibaren, kalan 1.656,61-TL'nin ise, ıslah dilekçesinin kayda alındığı 25/10/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden alınarak davacıya ödenmesi gerektiği;

ancak, dava konusu işlemlerin hukuka aykırı olduklarının tespit edilmesi nedeniyle, davalı idareler tarafından 10/01/2011 tarihinden sonraki alacakların da tazmin edilmesi gerektiğinden bahisle, dava konusu işlemlerin iptaline, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüyle, 20.000,00-TL'lik kısmının dava tarihi olan 15/02/2011 tarihinden itibaren, 1.656,61-TL'lik kısmının ise, ıslah dilekçesinin kayıtlara girdiği tarih olan 25/10/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden alınarak davacıya ödenmesine,

fazlaya ilişkin maddi tazminat istemleri yönünden davanın reddine, manevi tazminat isteminin de kısmen kabulü ile 5.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihi olan 15/02/2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemi yönünden ise, davanın reddine karar verilmiştir.

TARAFLARIN İDDİALARI

1-Davacının iddiası : İdari işlemlerden kaynaklanan ve süre gelen zararlar için idarelere yeni bir başvuru yapılmasına gerek olmadığı, bu yolda Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun emsal nitelikte kararlarının bulunduğu, reddedilen kısımlar yönünden idareler lehine maktu oranda vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği, hükmedilen manevi tazminatın çok düşük olduğu ileri sürülmüştür.

2-Davalı … Bakanlığı ve … Kurumunun iddiaları : Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği; resen emekliye ayrıldığı sürede fiilen görev yapmayan davacının maddi ve manevi bir zararının bulunmadığı, fiilen çalışmadığı süreler için davacıya emekli ikramiyesi ve emekli aylığı farkı verilemeyeceği ileri sürülmüştür.

TARAFLARIN SAVUNMALARI

Davalı idarelerden … Bakanlığınca davacı tarafından ileri sürülen hususların yasal dayanağı bulunmadığından istemin reddi gerektiği savunulmuş, davacı ve davalı idarelerden … Kurumunca savunma (temyiz) verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ

Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüyle, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin hüküm fıkrasının bozulması; kısmen reddiyle, manevi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin temyiz isteminin ve davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerden Milli Eğitim Bakanlığının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Temyize konu kararın, "dava konusu işlemlerin iptali, maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 20.000,00.-TL'lik kısmının dava tarihi olan 15/02/2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat istemleri yönünden davanın reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 5.000,00.-TL manevi tazminatın dava tarihi olan 15/02/2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemi yönünden davanın reddine " ilişkin kısımları yönünden tarafların temyiz istemleri incelendiğinde;

İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Kararın, "maddi tazminat isteminin 1.656,61-TL'lik kısmının, ıslah dilekçesinin kayıtlara girdiği tarih olan 25/10/2018 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" ilişkin kısmına gelince;

Davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların 1.656,61-TL'lik kısmına uygulanacak "yasal faizin başlangıç tarihi"nin, ıslah dilekçesinin İdare Mahkemesi kayıtlarına girdiği tarih değil, davalı idarelere tebliğ edildiği tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte idarelerce davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken; söz konusu parasal hakların; "maddi tazminat isteminin 1.656,61-TL'lik kısmının, ıslah dilekçesinin kayıtlara girdiği tarih olan 25/10/2018 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle ödenmesine" şeklinde hüküm kurulmasında hukuka ve Danıştay içtihatlarına uygunluk bulunmamakta ise de; bu yanlışlık.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında olduğundan, İdare Mahkemesi kararının, "maddi tazminat isteminin 1.656,61-TL'lik kısmının, ıslah dilekçesinin davalı idarelere tebliğ edildiği tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle;

1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,

2. Dava konusu işlemlerin iptali, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüyle, …-TL'lik kısmının dava tarihi olan 15/02/2011 tarihinden itibaren, …-TL'lik kısmının ise, ıslah dilekçesinin kayıtlara girdiği tarih olan 25/10/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat istemleri yönünden davanın reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile …-TL manevi tazminatın dava tarihi olan 15/02/2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerden alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemi yönünden ise, davanın reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen şekilde düzeltilerek ONANMASINA,

3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,

4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 19/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) - KARŞI OY

Temyizen incelenen davada, uyuşmazlık, davacının re'sen emekliye ayrılmasına ilişkin işlemin dayanağı olan yasal düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması nedeniyle, kanun koyucu tarafından konu hakkında ayrıca yasal düzenleme yapılmasına gerek olmaksızın, emeklilikte geçirdiği sürenin fiili hizmet süresine eklenerek, yoksun kalınan özlük ve parasal hakların ödenmesine imkân bulunup bulunmadığına ilişkindir.

Davacının resen emekli edilmesine ilişkin işlemin dayanağı olan ve 08/06/1949 tarih ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’na, 13/11/1981 tarih ve 2559 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle eklenen Ek Geçici 16. maddesinde; Ek Geçici 1. maddede yazılı durumda bulunan iştirakçilerden, anılan maddede belirtilen süre içerisinde emekliliklerini istememiş olanların 31/01/1982 tarihine kadar; atanmaları Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılmış olanların atanmalarındaki usule göre, diğerlerinin müşterek kararla re'sen emekliye sevk edilebilecekleri kuralına yer verilmiştir.

17/10/2001 tarih ve 24556 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun'un 34. maddesi ile, 12 Eylül 1980 tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanlık Divanı oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde çıkarılan kanunların Anayasa'ya aykırılığının iddia edilemeyeceğini kesin kurala bağlayan Anayasa'nın Geçici 15. maddesinin son fıkrasının madde metninden çıkarılması sonrasında, Danıştay Onbirinci Dairesince anılan Kanun maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu sonucuna varılarak,

itirazen iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulmuş, iptal istemini inceleyen Anayasa Mahkemesinin 23/10/2010 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 03/06/2010 tarih ve E:2009/33, K:2010/78 sayılı kararında, özetle; itiraz konusu kuralla belli koşullara sahip olanlar arasından re'sen emekliye sevk edilecek kişilerin belirlenmesinde herhangi bir ölçüt getirilmeyerek inisiyatifin tamamen idareye verildiği, bu durumun hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı; bu itibarla, itiraz konusu kuralın, Anayasa'nın 2, 7, ve 128. maddelerine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.

Anayasa'nın 153. maddesinde, Anayasa Mahkemesinin bir kanunu ve Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak hüküm tesis edemeyeceği, “hukukî güvenlik” ve “hukukî istikrar”ı koruma amacıyla, “Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümeyeceği” düzenlenmiştir. Ülkemizde Anayasa yargısının başladığı günden bugüne, kanun koyucu istikrarlı bir şekilde ; " İptal kararları geriye yürümez." düzenlemesini muhafaza etmiş, bu görüşünden hiç ayrılmamış ve Kanun hükmünün, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının Resmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlükten kalkacağını ve iptal kararının geriye yürümeyeceğini öngörmek suretiyle hukuksal boşluk doğmamasını amaçlamıştır.

Anayasa Mahkemesinin 12/12/1989 tarih ve E:1989/11, K:1989/48 sayılı kararında; "Anayasada, iptal kararları idari davalarda olduğu gibi düşünülmemiş ve iptal edilen kuralın baştan beri geçersiz duruma geldiği esası benimsenmemiştir. Türk anayasal sisteminde, Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir karmaşaya neden olmamak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece, hukuksal ve nesnel alanda etkisini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararı yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır.

... Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir hükmün aykırılığının saptanmasından sonra uygulanma alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece ortaya çıkmakta ve "iptal kararları geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır." denilmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin, 22/01/2019 tarih ve B. No:2015/17453 sayılı kararında da bu gerekçenin aynen alıntılanarak anılan karara atıfta bulunulduğu görülmektedir.

Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 4. maddesi gereğince davacı hakkında uygulanmasına devam olunan 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun -mülga- 30. maddesinde, iştirakçilere bu kanunun 13. maddesi ile tanınan hakların, durumlarına göre 14. maddenin (a) veya (b) fıkraları gereğince ilk alınan keseneklerin ilgili bulunduğu ay başından başlayacağı; -mülga- 31. maddesinde, fiili hizmet müddetinin, iştirakçinin 30. madde gereğince tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren, tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddet olduğu belirtilmiştir.

İdare Hukukunda " iptal " davaları özel nitelik arz etmekte ve iptal edilen işlem hiç tesis edilmemiş gibi sonuçlar doğurmakta, diğer bir ifade ile davanın iptal ile sonuçlanması halinde, idarelerce işlem hiç tesis edilmemiş gibi geri dönüşün sağlanması ( işlem tesisinden önceki duruma dönülmesi ) gerekmektedir.

Ancak, Anayasa'ya aykırılığı tespit edilen bir kanun hükmünün iptal edilmesi halinde, ( Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda yer verilen gerekçesi kapsamında ) O kanuna dayanılarak tesis edilen tüm işlemlerin iptal edilen kanun hiç uygulanmamış gibi sonuçlar doğurmasının kabülü beklenemeyeceği gibi, bu husus, idarenin sürekliliği ve idari istikrar ilkesine de aykırılık teşkil edecektir.

Bu nedenledir ki Anayasa'da anılan durum " iptal kararlarının geriye yürümeyeceği " şeklinde açıkça belirtilmiştir.

Öte yandan,Anayasa'nın 128. maddesinde, memurların hak ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği belirtilmiş olup ; açıkça bir kanuni düzenleme bulunmadan maaş ve bunun gibi parasal hakların ödenebilmesi de mümkün değildir.

Yukarıda alıntısına yer verilen Anayasal ilkeler, yasal düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının, 5434 sayılı Kanun'un ek Geçici 16. maddesi gereğince 1982 yılında re'sen emekliye sevk edilmesinden sonra, anılan hükmün 2010 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerine anılan yasa maddesi uyarınca tesis edilen emekliye sevk işlemi hiç olmamış gibi kabul edilemeyeceğinden, emeklilikte geçirdiği süreler yönünden fiili hizmeti bulunmayan davacının, emekli statüsünde olduğu dönemin fiili hizmetine eklenerek, yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının ödenmesi yolunda kanun koyucu tarafından ayrıca ve açıkça bir düzenleme yapılmaksızın, yargı kararıyla intibakının yapılarak tazminat istemlerinin kabulüne imkân bulunmamaktadır.

Bu durumda, İdare Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle : İdare Mahkemesi'nin '' İşlem İPTAL, Maddi/Manevi Tazminat Kısmen Kabul Kısmen Ret '' yolundaki karara ilişkin davacının temyiz isteminin reddine, davalı idarelerin ise temyiz istemlerinin kabulüyle temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği kanaatine ulaştığımızdan '' Kısmen Onama, Kısmen Düzelterek Onama '' çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Danıştay 12. Daire, E. 2021/1472, K. 2022/5046, 19 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İstemin Konusu
  4. Yargılama Süreci
  5. Tarafların İddiaları
  6. Tarafların Savunmaları
  7. Danıştay Tetkik Hâkimi : …
  8. Düşüncesi
  9. Türk Milleti Adına
  10. Hukuki Değerlendirme
  11. (X) - Karşı Oy
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
12. Daire
Esas No
2021/1472
Karar No
2022/5046
Tarih
19 Ekim 2022

İlgili Kararlar

  • Danıştay 5. Daire E.2021/1473 K.2022/6609
  • Danıştay 5. Daire E.2021/1474 K.2022/6610
  • Danıştay 9. Daire E.2021/1475 K.2022/4966
  • Danıştay 5. Daire E.2021/1475 K.2022/6611
  • Danıştay 13. Daire E.2021/1478 K.2022/3741
  • Danıştay 5. Daire E.2021/1479 K.2022/6604

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.