KÜNYE
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2015/3560 E., 2018/3399 K.·T.C. Danıştay Onüçüncü Daire
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2018
- Esas No
- 2015/3560
- Karar No
- 2018/3399
- Temyiz eden (davalı)
- …
- Vekili
- …
- Karşı taraf (davacı)
- …
- Vekili
- …
- İstemin konusu
- ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
579 kelime·3 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: … İli, … İlçesi, … Havzası üzerinde hidroelektrik santrali yoluyla elektrik üretiminde bulunan davacı tarafından, ... İlçesi sınırları dahilinde kullanmakta olduğu orman arazisine yönelik 251.103,70.-TL'lik 2008 yılı kullanım bedeli ödendikten sonra, anılan tutarın 231.438,14.-TL'lik kısmının ödeme gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesi'nce.
Dairemizin 07/02/2014 tarih ve E:2013/576, K:2014/335 bozma kararına uyularak, 25/11/2014 tarihli ara kararına verilen cevapta; verilen izinlerin otoprodüktör sözleşmesine dayalı olarak verilen izinler olduğu, izin oluru devamında alınan taahhütnamelerde herhangi bir indirimle ilgili bir madde bulunmadığı, bu nedenle indirimsiz bedel alındığı, sözleşme sonrasındaki yatırım ve işletme dönemlerinden ilk on (10) yılında indirim uygulanamayacağının emirlendiği, bu nedenle bedellerde bir kıst hesabı yapılmasının söz konusu olmadığı,
davacıya 5346 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce izin verildiği ve o tarih itibarıyla yürürlükte olan mevzuat hükümleri uyarınca kesin izin taahhüt senedi alındığı, bu yüzden olaya taahhüt senedi hükümlerinin uygulanması gerektiğinden hareketle davacıdan alınacak arazi kullanım bedeline 5346 sayılı Kanun'un 8. maddesinde öngörülen bedel indirimlerinin uygulanamayacağı ileri sürülmüş ise de,
taahhüt senedinin onay tarihinden sonraki bir tarihte yürürlüğe giren ve yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesislerinden alınacak arazi kullanma bedelinin indirimli olmasını öngören 5346 sayılı Kanun'un 8. maddesi hükmünün normlar hiyerarşisinin ve hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak dava konusu olaya uygulanması gerektiği, yürürlükteki mevzuatta lehe yapılan kanuni değişikliklerin taahhüt senedi imzalanmış olması gerekçe gösterilerek uygulanma kabiliyetinin olmadığını düşünmenin ise hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil edeceği, davacı şirketten 1999, 2000,
2001 ve 2002 yıllarında imzalanan taahhüt senetlerinde belirtilen şartlar dahilinde tahsis bedeli alınmasının eşitliğe aykırı olduğu, Kanun hükmünde 2008 yılından önce orman arazisi tahsis edilen şirketlerin yüzde seksenbeş bedel indiriminden faydalanamayacağına ilişkin bir düzenleme de bulunmadığı, bedel konusunda idarece hesaplanarak aksinin ortaya konulmaması nedeniyle, davacının iade talebinin kabulüyle davalı idareye ödenen 251.103,70.-TL'lik 2008 yılı tahsis bedelinin yüzde seksenbeşi olan 231.438,14.-TL'nin dava açma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından, 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun'un 5627 sayılı Kanunla değişik 8. maddesinin yürürlük tarihinden önce verilmiş izinler için indirim uygulanamayacağı, tespit edilen arazi kullanım bedelinin davacı şirketle yapılmış olan taahhüt senedi uyarınca belirlendiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davacı tarafından, fiili ve hukuki dayanaktan yoksun davalı temyiz taleplerinin reddi ile yerel mahkeme kararının onanması gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 13. Daire, E. 2015/3560, K. 2018/3399, 29 Kasım 2018 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama