KÜNYE
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2016/2969 E., 2022/1825 K.·T.C. Danıştay Onüçüncü Daire
- Karar tarihi
- 21 Nisan 2022
- Esas No
- 2016/2969
- Karar No
- 2022/1825
- Temyiz eden (davalı)
- … Kurumu
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- … Dağıtım A.Ş.
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
849 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca davacı şirkete 815.555,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararının.
İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile iptali üzerine, davacı şirket tarafından, erken ödeme indiriminden yararlanılarak 03/06/2014 tarihinde yapılan 611.666,25-TL tutarındaki ödemenin bu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun, davalı idarece, idari para cezasının iade edileceği, ancak yasal faiz ödemesi yapılma imkânı bulunmadığı belirtilerek faiz istemi yönünden reddedilmesi nedeniyle,
bu paranın faiz karşılığı olarak 55.954,00-TL'nin idari para cezasının geri ödeme tarihi olan 09/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:. İdare Mahkemesi'nce verilen kararda; davacı adına tesis edilen idari para cezasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu yargı kararı ile tespit edildiğinden, davacıdan tahsil edilen tutar nedeniyle davacının belirli bir paradan hukuka aykırı olarak yoksun bırakıldığı,
bu nedenle, davacının idari para cezasını ödediği tarih ile iptal kararı üzerine yapılan geri ödeme tarihi arasındaki süre için hesaplanacak yasal faizin davacıya ödenmesi gerektiği, hukuka aykırı bir şekilde mahrum kalınan 611.666,25-TL'nin idareye yapılan ödeme tarihi olan 03/06/2014 tarihi ile idarece davacıya geri ödeme yapıldığı tarih olan 09/06/2015 tarihleri arasında kalan süre için yasal faiz miktarının 55.954,89-TL olduğunun yapılan ara kararı üzerine idarece hesaplanarak dava dosyasına sunulduğu; bu durumda, davacının faiz ödenmesi talebinin reddine dair işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından,
55.954,00-TL tazminat talebinin kabulü gerektiği, öte yandan davacının 55.954,00-TL tazminata dair faiz talebine ilişkin olarak ise; davacıya 55.954,00-TL faizin ödenmesinde temerrüde düşüldüğü açık olduğundan, bu tutarın yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerekmekte olup, davacının faiz isteminin de kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle faiz talebinin reddine ilişkin işlem hukuka aykırı bulunarak davanın kabulüne, 55.954,00-TL'nin 09/06/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından, usul yönünden, davanın Maliye Bakanlığı hasım mevkiine alınarak görülmesi gerektiği; esas yönünden, tahsilatın mevzuata uygun olarak yapıldığı, idari para cezalarının genel bütçeye gelir kaydedildiği, Kurum tarafından yapılan tahsilatların Hazine hesaplarına aktarıldığı, idari para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığı'nca belirlenecek tahsil dairelerine gönderildiği, dava açılmasının tahsilatı durdurmadığı,
Kabahatler Kanunu'nun 17/6 maddesi uyarınca kendisine idari para cezası verilenlerin kanun yoluna başvurmadan önce ödemeleri hâlinde bunun 3/4'ünün tahsil edildiği, herhangi bir hizmet kusuru olmadığı, mevzuatın yüklediği yükümlülüklerin yerine getirildiği, davacı şirketin başvurusundan 3 gün sonra Maliye'ye iade konusunda bilgi verildiği, davacının iptal kararı gereği ödemiş olduğu meblağın ödenmesi talebi konusunda hiçbir zorluk gösterilmediği, davacının iade edilen meblağı kendi iradesi ile ödediği,
idari para cezasının iptali amacıyla açtığı davanın sonucu beklenmeksizin, karar kesinleşinceye kadar ödememe hakkı olmasına rağmen indirimli ödeme seçeneğinin tercih edildiği, sebepsiz zenginleşmeden bahsedilmesinin mümkün olmadığı, davacının faiz talep ettiği dönem içerisinde söz konusu meblağın Kurum hesaplarında kullanılmadığı, Mahkemece zaten faize ilişkin olan meblağın faizi ile birlikte iadesine karar verildiği, Türk Borçlar Kanunu'nun 121. maddesi uyarınca faize faiz yürütülmesine dair kararın açıkça hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davacı tarafından, temyize konu Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu, 611.666,25-TL'lik meblağı 03/06/2014 ilâ 09/06/2015 tarihleri arasında haksız şekilde bir yıldan fazla süreyle elinde tutan davalı idarenin, bu süre boyunca sebepsiz zenginleşme içerisinde olduğu, müstakar içtihatlar gereği de konusu para olan kazanımlarda, sebepsiz zenginleşenin daha yüksek faiz elde ettiği ortaya konulamıyorsa kanuni faiz oranındaki faizin iade yükümüne dahil olduğunun kabul edildiği, denkleştirici adalet ilkesinin de bunu gerektirdiği, husumet itirazının yersiz olduğu,
idari para cezasını tahsil ederken ve iade ederken kendisini ehil gören idarenin davada da taraf olması gerektiği, davalı idarece idari para cezasının tesis edilmesi üzerine paranın mecburen ödendiği, davalı idare faiz alacağını ödemediğinden bu alacağın dava konusu yapıldığı ve bunun artık bir anapara alacağı hâline geldiği, işbu alacak yönünden temerrütün de gerçekleştiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 13. Daire, E. 2016/2969, K. 2022/1825, 21 Nisan 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama