KÜNYE
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2018/4077 E., 2020/3406 K.·T.C. Danıştay Onüçüncü Daire
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2020
- Esas No
- 2018/4077
- Karar No
- 2020/3406
- Temyiz eden (davacı)
- … Genel Müdürlüğü
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- Radyo ve Televizyon Üst Kurulu
- Vekili
- Av. …
- İstemin_konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E: … , K: … sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
786 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: "…" logosuyla yayın yapan televizyon kanalında 12/06/2016 tarihinde yayınlanan "…" isimli programda, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin ihlâl edildiğinden bahisle aynı Kanun'un 45. maddesinin 1. ve 2. fıkraları uyarınca uyarı yaptırımı uygulanmasına ilişkin Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (Kurul) 16/06/2016 tarih ve 103 sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:. İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:2016/3281, K:… sayılı kararda; "…" isimli programda, program konuğu tarafından kullanılan, "... o zaman ben düz söyleyeyim. Ayette de bunu söylüyor ağır gelmesin. Yani namazı hayvanlar kılmaz.
Namaz kılmayan da hayvandır..." ifadeleriyle 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde yer alan, "Irk, renk, dil, din, tabiiyet, cinsiyet, engellilik, siyasî ve felsefî düşünce, mezhep ve benzeri nedenlerle ayrımcılık yapan ve bireyleri aşağılayan yayınları içeremez ve teşvik edemez." ilkesinin ihlâl edildiğinden bahisle aynı Kanun'un 45. maddesinin 1. ve 2. fıkraları uyarınca Kurum'un uyarılmasına ilişkin 16/06/2016 tarih ve 103 sayılı kararın iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı;
dosyada bulunan deşifre metinler ve CD’ler birlikte değerlendirildiğinde, adı geçen programda yer alan konuşmalarda, "....Yani namazı hayvanlar kılmaz.
Namaz kılmayan hayvandır." ifadelerinin kullanıldığı görülmekte olup, bu ifadelerin dini yönden ayrımcılık ve bireyleri aşağılayan ifadeler olduğu sonucuna varıldığından 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin ihlâli nedeniyle tesis edilen dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davacı yayın kuruluşu tarafından işleme esas alınan ifadelerin program konuğu tarafından ifade edildiği, ceza sorumluluğunun şahsi olduğu iddia edilmekte ise de, 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesinde yayın hizmeti ilkelerinin düzenlendiği ve bu ilkelerin ihlâli hâlinde ... Kurumu'nun da uyarılacağı, uyarılmaya ilişkin kararın davacı yayın kuruluşu için tekerrüre esas alınmasa da bir yaptırım olduğu ve hukuk alanında bir sonuç doğurduğu açık olduğundan bu iddiaya ve davalı idarenin işlemin icrai olmadığı iddiasına itibar edilmemiştir. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından, dava konusu programın bütününe bakıldığında seçilen konu ve konukların insanların inanç ve ibadet özgürlüklerine saygı duyularak titizlikle tespit edildiği, program konuğunun.
Üniversitesi Temel İslam Bilimleri Bölümü'nde öğretim üyesi olduğu, bugüne kadar yapmış olduğu akademik çalışmalarında ve katıldığı televizyon programlarında kamuoyunu rahatsız edecek herhangi bir durum ile karşılaşılmadığından programa davet edilmesinde bir sakınca görülmediği, dava konusu yayından sonra program konuğu ve sunucusunun yayın sırasındaki ifadelerden dolayı özür dilediği, canlı yayınların tabiatı itibarıyla riske açık olduğu, bu durumun önlenmesine ilişkin herhangi bir teknik imkânının bulunmadığı, cezaların şahsiliği ilkesi gereği sorumluluğun canlı yayında söz konusu ifadeleri kullanan konuğa ait olduğu,
dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından, programda kullanılan ifadelerin yayını izleyen kişi ve kitleleri üzücü, rencide edici nitelikte olması sebebiyle ifade özgürlüğü kapsamı dışında kaldığı, insanlar arasında inanç ve ibadetleri üzerinden ayrımcılık içerdiği, program konuğunun ifadelerinin ekrana getirilmesinin hizmet sağlayıcının sorumluluğu kapsamında olduğu, yayıncı kuruluşların "air cleaner" isimli cihaz ile canlı yayınları 10 saniye gecikmeli olarak sunma imkânının olduğu, ihlâle neden olan ifadelerin sarf edildiği esnada davacı yayın kuruluşu tarafından herhangi bir müdahalede bulunulmadığından tesis edilen dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge İdare Mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 13. Daire, E. 2018/4077, K. 2020/3406, 26 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama